Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Adana
Kendisini ezilmekten kurtaran kişiyle görüşüp elini öptü
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:09:37
Adana’da terliğini almak için altına girdiği park halindeki hafif ticari aracın hareket etmesiyle ezilmekten son anda kurtarılan Hamza, kendisini kurtaran kişiyle görüşerek elini öpüp, teşekkür etti. Olay, geçtiğimiz cuma günü merkez Yüreğir ilçesine bağlı Doğankent Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hamza Karaca isimli çocuk sokakta oyun oynarken terliği park halindeki bir otomobilin altına girdi. Çocuk terliği almak için eğilerek otomobilin altına girmeye çalıştı. Bu sırada çocuğu fark etmeyen sürücü, otomobili hareket ettirmek üzereyken çevrede bulunan Bahtiyar Ete durumu son anda fark etti. Hızla müdahale eden Ete, çocuğu aracın altından çıkarıp çekerek kazanın önüne geçti. Küçük çocuğun yara almadan kurtulduğu öğrenildi. O anlar ise çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasınca saniye saniye görüntülendi. Elini öpüp teşekkür etti Olayın ardından çocuğa ulaşan Ete, kısa süre sonra Hamza Karaca ile bir araya geldi. Hamza, Ete’yi görür görmez sarılıp elini öpüp, teşekkür etti. Büyük bir faciayı önleyen Ete ile Karaca, birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:56
Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır"
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, Rota virüsünün 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebildiğini belirterek, "Bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir" dedi. Rota virüsü, özellikle 5 yaş altındaki çocukları etkileyen en yaygın ishal nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aşı takviminde zorunlu olmaması nedeniyle bazı aileler tarafından göz ardı edilerek önlemi alınmayan bu enfeksiyon, küçük yaş grubunda ciddi sıvı kaybına yol açarak hayati risk bile oluşturabiliyor. Hastalığın yalnızca ishal ile sınırlı kalmadığını; ateş, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerin de tabloya eşlik ettiğini belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin bilinçli olması ve belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyerek bilgiler verdi. Salgına yol açıyor Uzm. Dr. Çiğdem Şenol, toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilen rota virüsünün kısa sürede birden fazla çocuğun etkilenmesine yol açabildiğini belirterek, "Hastalığın belirtileri genellikle kısa bir sürede ortaya çıkar ve ilk olarak ateş ve kusma ile başlar. Ardından sık tekrarlayan, sulu ve kötü kokulu ishal gelişir. Karın ağrısı da bu sürece eşlik edebilir. Şikayetler birkaç gün ile bir hafta arasında sürebilir. Virüs; hasta kişilerle temas, ortak kullanılan eşyalar ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi sonucu kolayca bulaşır. Kreş, okul ve hastane gibi kalabalık ortamlarda yayılım riski daha da artar. Özellikle 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebilen bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir. Pirinç, patates, yoğurt, muz ve anne sütü bu dönemde tercih edilebilecek besinler arasında yer alır. Gerekli durumlarda, doktor önerisiyle özel sıvı destekleri kullanılabilir. Sıvı kaybının ileri düzeyde olduğu durumlarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı verilmesi de gerekebilir" diye konuştu. Anne sütü korunmada yardımcı oluyor Anne sütü ile beslenen bebeklerin bu enfeksiyonu genellikle daha hafif geçirdiği iade eden Dr. Şenol, "Bu nedenle bebeklerin mümkün olduğunca anne sütü ile beslenmeye devam etmesi önerilir. Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem ise aşıdır. Aşı, belirli bir yaştan itibaren ağız yoluyla uygulanır ve birkaç doz şeklinde tamamlanır. Uygulamanın zamanında yapılması, hastalığa karşı güçlü bir koruma sağlar. Rota virüsü aşısı, özellikle yaşamın ilk yıllarında çocukları ağır ishal ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sıvı kaybına karşı korur. Aşı uygulandıktan sonra en yüksek koruyuculuk ilk 2 ila 3 yıl boyunca görülür. Bu dönem, çocukların hastalığı en ağır geçirme riskinin bulunduğu süreçtir. İlerleyen yaşlarda koruyuculuk etkisi azalsa da aşılı çocuklar hastalığı genellikle daha hafif belirtilerle atlatır. Aşının temel amacı, enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmaktan çok, hastalığın ağır seyretmesini ve tehlikeli sonuçlar doğurmasını engellemektir" dedi. Aileler bilinçli olmalı Uzman Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin hem hijyen kurallarına dikkat etmesi hem de koruyucu sağlık uygulamaları konusunda bilinçli hareket etmesinin rota virüsünün oluşturabileceği riskleri önemli ölçüde azalttığını kaydederek şunları söyledi: "Özellikle küçük çocuklarda görülen ishal ve kusma durumlarında vakit kaybetmeden uzman görüşü almak, muhtemel sorunların önüne geçilmesi açısından kritik bir adımdır."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:42
Gül serada 5, çiçekçide 50-100 lira
Adana’da Anneler Günü öncesi yerli gülün tanesi serada 5 liraya satılırken çiçekçiler ve çiçek sitelerinde gül 50-100 TL arasında alıcı buluyor. Anneler Günü öncesi çiçekçilerde yoğunluk yaşanıyor. Çiçekçiler, Anneler Günü’nde talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırken gül üreticilerinde de hasat mesaisi sürüyor. Sabahın erken saatlerinde gül seralarına giden işçiler gülleri kesiyor, dikenlerinden ayırıyor ve paketleyip satışa hazır hale getiriyor. Serada 5, çiçekçide 50-100 lira Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’dan yurdun dört bir yanına gönderilen güller, dalında 5 liradan alıcı buluyor. Dönüme ortalama 6 bin gül alan üreticiler, verimden memnun ancak Anneler Günü için Hollanda’dan ithal edilen güller nedeniyle fiyatlar düşük seyrediyor. Bahçelerde 5 liradan satılan güller, kentteki ve diğer illerdeki çiçekçilerde ise ortalama 50-100 liradan vatandaşlara satılıyor. Öte yandan, Adana’daki çiçekçilerde 21 adet gülün kampanya kapsamında 599 TL’ye satılması dikkat çekti. "Gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, fiyatların çok düşük seyrettiğini bu sebeple de hasat yapmayıp gülleri annelere ücretsiz dağıtacaklarını anlatarak, "Çiçek fiyatları çok düşük. 5 lira bizim maliyetimizi kurtarmıyor o nedenle biz kendi adımıza hasat yapmayacağız. Bu gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi. "Denetim mekanizması olmalı" Üretici Ersen Okur ise, "5 liralık fiyat, işçiliğini kurtarmıyor, masrafını kurtarmıyor. Bu fiyatlar gül ithalatı olduğundan kaynaklanıyor. Her sene bu aylarda, özel günlerde ithal güller nedeniyle para kazanamıyoruz. Bir tane gül, serada 5 lira ama çiçekçilerde 100 lira. Haksız kazanç var ve denetim mekanizmasının olması lazım" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:15
Uzmanından uyarı: "Safra kesesi taşı olan herkes ameliyat olmak zorunda değil"
Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, her safra kesesi taşında ameliyat gerekmediğini belirterek, "Safra kesesi taşı tespit edilen her hastanın ameliyat olması gerekmez. Hastaların büyük bir kısmı hayatları boyunca hiçbir şikayet yaşamadan takip edilebilir" dedi. Toplumda sık görülen safra kesesinde taş durumu çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ultrasonografinin yaygın kullanılması nedeniyle günümüzde birçok kişi safra kesesinde taş olduğunu tesadüfen öğrenmektedir. Bu noktada en sık sorulan soru, ameliyatın gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Ancak bu sorunun yanıtı her hasta için aynı değildir" diye konuştu. "Hastaların büyük kısmı hayat boyu hiçbir şikayet yaşamaz" Safra kesesi taşlarının toplumda en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olduğunu ifade eden Çetinkünar, "Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10-20’sinde safra kesesi taşı bulunur ve kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür. Safra kesesi taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 70-80’i hayatları boyunca asemptomatik kalır. Yani hiçbir şikayet yaşamaz. Bu nedenle şikâyeti olmayan hastalarda rutin cerrahi genellikle önerilmez" ifadelerini kullandı. "Bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir" Safra kesesi taşında uzun dönem risklerin varlığına dikkat çeken Çetinkünar, "Asemptomatik hastalarda yıllık semptom gelişme riski yaklaşık yüzde 1-4 arasındadır. İlk 5 yılda yüzde 10, 20 yıl içinde ise yaklaşık yüzde 20 oranında belirti gelişebilir. Safra kesesi taşı olan tüm hastalarda komplikasyon gelişmez. Ancak bazı hastalarda safra kesesi ağrısı, iltihap, safra yolu taşları ve pankreatit gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir" Komplikasyonların oranlarına değinen Çetinkünar, "Safra kesesinin kasılması sırasında taşın safra kanalını geçici olarak tıkamasıyla ortaya çıkan şiddetli ağrı atakları biliyer kolik olarak adlandırılır ve görülme sıklığı yaklaşık yüzde 20-30 oranındadır. Akut kolesistit ise safra kesesinin iltihaplanmasıdır ve genellikle taşın kanalı daha uzun süre tıkaması sonucu gelişir. Bu durumda ağrıya ateş, bulantı ve hassasiyet eşlik edebilir. Hastaların yaklaşık yüzde 1 ila 3’ünde akut kolesistit gelişebilir. Safra kesesindeki taşın pankreas kanalını tıkaması sonucu gelişen pankreas iltihabı pankreatit olarak adlandırılır. Sırta vuran şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir. Hastaların yüzde 3 ila 7 oranında pankreatit gelişebilir" dedi. "Belirti varsa cerrahi gerekir" Tekrarlayan safra kesesi ağrısı, akut kolesistit, safra yolu taşları ve pankreatit gibi durumlarda cerrahi tedavinin genellikle önerildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, daha sonra şunları söyledi: "Safra kesesinde büyük taşların varlığında, safra kesesi polipleri ve safra kesesi duvarında kalsifikasyon gibi durumlarda da ameliyat tercih edilir. Şikayeti olmayan hastalarda çoğu zaman sorun gelişmeyebilir. Ancak tekrar eden ağrılar, iltihap, pankreatit veya safra yolu tıkanıklığı geliştiğinde tedavi daha zor hale gelebilir." "Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart" Günümüzde safra kesesi ameliyatının genellikle kapalı yöntemle yapıldığını söyleyen Çetinkünar, "Bu yöntem küçük kesiler, daha az ağrı, kısa hastane yatışı ve hızlı iyileşme avantajı sağlar. Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart olarak kabul edilir" diye konuştu.
12 Eylül 2024 Perşembe - 13:13
Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi
Adana’da Türkiye, Suriye ve İsrail üçgenindeki organ ticareti şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda tutuklanan 9 sanık tahliye edildi. İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, Adana’ya gelen 2 kişinin pasaportunun sahte olduğunu belirledi. Adana Havalimanı’ndaki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis, İsrailli gibi gösterilen 2 kişinin Suriye uyruklu Zakarya Mohamad Zein (21) ile Abdurrahman Salim (20) olduğunu tespit etti. Polis, Suriye uyruklu 2 kişinin böbreklerini para karşılığı satmak için anlaştığını, nakil işleminin gerçekleşebilmesi için de Suriyelilerin İsrailli alıcılar Einat Abu Mdegem (28) ile Samir Abu Snini’nin (68) akrabaları gibi gösterilip, 2 sahte pasaport düzenlendiğini tespit etti. Pasaportlarda Suriyelilerin fotoğraflarına yer verilirken, isim ve diğer bilgilerin alıcıların akrabalarına ait olduğu belirlendi. Çalışmalar kapsamında teknik ve fiziki takip gerçekleştirildi. Türkiye ve İsrail arasındaki ’organ ticareti’ deşifre edildi. Böbrek nakli için etik komisyonuna müracaatların, Adana’da faaliyet gösteren sağlık turizm acentesi yetkilisi Mehmet Akif Ulaş (58), çalışan Fatma Ören (50), tercüman Esra Demir (51) ve Ahmed Karahasan (31) tarafından yapıldığı belirlendi. Bu tespitler sonrası harekete geçen polis, şüphelilerin organ nakli için Adana İl Sağlık Müdürlüğü Etik Komisyonu’na katılacakları gün olan 2 Mayıs’ta operasyon düzenlendi. Şüpheliler yakalanırken, üst aramasında ve kalınan adreslerde yapılan aramalarda 65 bin dolar, 10 bin 400 lira, 994 İsrail şekeli, çok sayıda sahte pasaport ve dijital materyal ele geçirildi. Adliyeye sevk edilip, tutuklanan Ahmed Karahasan, Fatma Ören, Mehmet Akif Ulaş, Abmad Abu Mdegem, Einat Abu Mdegem, Mahdi Abu Snene, Samir Abu Snini, Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein ile tutuksuz şüpheliler Esra Demir ve Mohamad Abu Mdegem ile ilgili soruşturma tamamlandı. Savcı, 11 sanık hakkında ’Organ ticareti yapmak veya aracılık etmek’ suçundan iddianame hazırladı. Savcı, tüm sanıklara 9’ar yıla kadar hapis cezası istedi. Adana 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına başlandı. İlk duruşmanın celse arasında böbrek hastaları olan tutuklu sanıklar Samir Abu Snini ile Einat Abu Mdegem tahliye edilirken, 4 Eylül’de ikinci duruşma görüldü. Taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada sanıklardan Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein, paraya ihtiyaçları olduğu için böbreklerini satmaya karar verdiklerini, işlemin yasal olduğunu sandıklarını kaydetti. İki sanık da, "Suç olduğunu bilmiyorduk. Hata yaptık. Parasızlıktan yaptık" dedi. Sanık Mohamad Abu Mdegem de kız kardeşi için böbrek satın almak üzere 65 bin dolara anlaşmaya vardığını, işlemin yasal yapılacağını sandığını belirtti. Böbrek hastası Samir Abu Snini ise oğlu Mahdi Abu ile Türkiye’ye böbrek tedavisi için geldiklerini belirterek, "Benim böbrek nakli olacağımdan haberim yoktu, tedavimin yapılacağını düşünüyordum" dedi. Sağlık turizmi acentası yetkilisi Mehmet Akif Ulaş ise savunmasında, şunları söyledi: "Uluslararası sağlık turizm faaliyetiyle; yurt içi ve yurt dışı normal seyahat turları düzenleriz. Hastane işlemleriyle alakalı olarak şahısların yasal prosedürlerini takip eder, yatırılması gereken paralarını yatırır, onlara eşlik ederiz. Ahmad Karahasan hastane tercümanı, bu olaydaki 4-5 kişiyi acentemize getirdi. Burada böbrek nakli konusundaki yasal işlemler noktasında hizmet verip, veremeyeceğimizi sordular, hastaneyi gezmek istediler, doktorla görüşmek istediler. Hastaneyi gezdirdik, doktorla görüştürdük, getirdikleri tahlil sonuçlarını doktora gösterdiler, doktor operasyonun mümkün olduğunu söyledi. 2 gün sonra anlaştık, sözleşme düzenledik. Hastalar Samir ve Einat olacak, vericiler Mahdi Abu ve Ahmad Abu olacak şekilde medikal hizmet sözleşmesi düzenledik. Daha sonra bize ibraz edilen pasaportta da bu isimlerin yazılı olduğunu gördük. Pasaportu kontrol ettiğimde sahte olduğuyla herhangi bir şüphe duymadım. Zaten bu konuda uzman da değilim. Pasaportların sahteliğini denetlemekle alakalı görevimiz de yoktur. Gerçek vericiler olan Zakarya ve Abdurrahman Salim’i medikal hizmet sözleşmesi yapıldığı gün de gördüm. Ayrıca yakalandığımız gün bu şahıslarla beraber değildim. İl Sağlık Müdürlüğü’nde kurul sonucunu bekliyordum." Mahkeme hakimi, tutuklu sanıkların cezaevinde kaldıkları süreyi göz önünde bulundurarak tahliye kararı verdi. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağı konulan sanıkların ayda 1 güvenlik birimlerine gidip, imza atma şartıyla haklarında adli kontrol uygulanmasına hükmedildi. Böbrek hastaları için adli tıp kurumundan rapor istenirken, duruşma eksikliklerin tamamlanması için ertelendi.
12 Eylül 2024 Perşembe - 13:03
Hükümlüye hapis kararı ilanla tebliğ edildi
Adana’da uyuşturucu ticareti suçundan 24 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verilen hükümlü tüm aramalara rağmen bulunamayınca mahkeme tarafından internet sitesine verilen ilanla tebliğ edildi. Yüreğir ilçesi Ulubatlı Hasan Mahallesi’nde geçen yıl uyuşturucu sattığı iddia edilen Zümrüt Alır (27) hakkında Adana 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçundan dava açıldı. Tutuksuz yargılanan hükümlü Zümrüt Alır hakkında, 21 Mayıs’ta karar verildi. Hükümlü Zümrüt Alır’ın katılmadığı duruşmada mahkeme heyeti, hükümlü Alır’ı, ‘uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama’ suçunu işlediğine kanaat getirip 24 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 187 bin 500 lira adli para cezasına mahkum etti. Mahkemenin gerekçeli kararı, tüm aramalara rağmen sanık Zümrüt Alır’a ulaşılamayınca tebliğ edilemedi. Bunun üzerine kararın ilanen tebliğine karar verildi. Bir internet sitesinde yayınlanan karar ilanı tebliğinde hükümlünün adres kayıt sisteminde adresinin olmadığı, yapılan araştırmalara rağmen hükümlünün ikametgahı, meskeni veya iş yeri de tespit edilemediği, bu haliyle hükümlünün adresinin meçhul olduğu anlaşıldığından hüküm özetinin bir defaya mahsus olmak üzere ilanen tebliğine karar verildiği açıklandı.
12 Eylül 2024 Perşembe - 12:11
Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Sarıgeçili: “Kantinlerde boykot ürünleri satılmamalı”
Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, “Adana’da kantinciler odasıyla da görüşülerek tüm ilçelerimizde, tüm kantinlerimizde İsrail’e ait ürünlerin boykot amacıyla satılmaması tavsiyesinde bulunduk" dedi. Sarıgeçili, 2024-2025 eğitim öğretim yılı değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Sarıgeçili, “Adana’da kantinciler odasıyla da görüşülerek tüm ilçelerimizde, tüm kantinlerimizde İsrail’e ait ürünlerin boykot amacıyla satılmaması tavsiyesinde bulunduk. Kantincilerimizin bu karara uymasını tabii ki istiyoruz. Bu ürünleri satan var, ben satmayacağım diyenler de var. Bir kantincimiz dahi bu anlamda bir destek verirse emin olun çok hayırlı bir iş yapmış olacaktır. Bir de bir diğer faydası var bunun. Yerli ve milli ürünlere yönelimi artıracaktır. Hem çocuklara bu bilinci verme hem de bunu eyleme geçirme anlamında önemli bir boykot olduğunu düşünüyorum” dedi. Öte yandan İl merkezlerinde öğretmen fazlalığının olduğunu ifade eden Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Türkiye’de birçok ilde, daha çok batı illerinde öğretmen fazlalığı varken bazı yerlerde de öğretmen açığı var. Adana’da bin 300’e yakın öğretmen fazlalığı var. Biliyorsunuz bu sene altı tane atama oldu. Şu an bin 300’e yakın öğretmen fazlalığı var. Tufanbeyli taraflarında veya yukarı ilçelerde dezavantajlı bölgelerde de öğretmen ihtiyacı var. Herkes merkezde görev yapmak istiyor. Bunun da düzeltilmesi gerekiyor.”
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:39
Muhtar dağlık ve susuz mahallede domates yetiştirdi
Adana’nın Kozan ilçesine bağlı dağlık bir mahallede muhtar kimsenin inanmadığını yaparak 4 dönüm alanda domates yetiştirip gelirini de mahalleye bağışladı. İlçeye bağlı Salmanlı Mahallesi Kuruboğaz mevkiinde muhtar İlyas Köse, mahalle çok dağlık ve kurak bir alanda olduğu için yapılamayan tarımı yaparak herkese örnek oldu. Köse, gençlerin mahalleden göç etmesinin önüne geçmek ve kuraklığı yenmek için 4 dönüm alanda domates bahçesi kurdu. En başta muhtara kimse inanmasa da o bahçeyi kurup domatesi hasat edip mahalle için bir gelir kapısı oluşturdu. Domates fidelerini toprakla buluşturduğunda herkesin “ siz delisiniz” dediğini aktaran Muhtar İlyas Köse, “Şu anda köyde girişimci 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve olmaz denilen tarlalarda daha çok üretim yapabiliriz” diyerek gençleri köylerde üretime teşvik etmeyi amaçladıklarını kaydetti. Köse, verimli topraklarda son yıllarda yaşanan kuraklık ve gençlerin kent merkezlerine gittiği için köylerde üretimi arttırmak adına hem üretim yapmak hem de kooperatifleşme yolunda ilerlediklerini ifade etti. Köse, en yakınlarının bile toprağı ilk kazdıklarında üretime inanmadıklarına dikkat çekerek şöyle devam etti: "Şuan bulunduğumuz rakım bin 100. Bu bölge kuraklık dolayısıyla ismi zaten Kuruboğaz olan bir yer. Biz domates yetiştirdik. Yaklaşık 4 dönüm de 4 bin kök domates fidesi ekmiştik. Daha doğrusu 6 bin ekmiştik ama 4 bin kök domatesimiz yetişti. Önemli olan doğru zamanda doğru şeyleri yapmak aslında. Özetle onu söyleyebilirim. Doğru zamanda doğru ürün, gübrelemesini doğru yaptık. Dikim sıralamasını doğru yaptık. Doğru fideyi seçtik. Tabii ki emek de verdik. Amacımız buradaki bizim Farsak köyleri olarak, insanlara bir şeylerin olabileceğini göstermek istiyorduk. Onu başardığımıza inanıyorum. Şehirdeki yaşamı köye bir nebze olsun çekip üretime katkı sağlamasını planlıyoruz. Bütün projemiz bu. Hatta bununla ilgili de Farsak Köyleri Kalkınma Kooperatifi diye bir kooperatif kurma aşamasındayız. Bu domates bize onların verisini verecek. Doğru bilgiler verecek. Çok çalıştık, emeğimizin karşılığını da şu an görüyoruz.” Babamız bile inanmadı Üreticilerden Yasin Köse ise, "Arazimiz verimli fakat su sorunumuz vardı. Buraya gelen tüm dostlarımız, arkadaşlarımız, komşu köylerden gelen misafirlerimiz tamamı ’Allah yardımcınız olsun’ dediler. Hiçbiri burada domates yetişebileceğine ihtimal vermiyordu. Şu an bunun içine babam da dahil. Babam da kesinlikle olmaz diyenlerden. Hatta bize ’bunlar delirmiş’ demişlerdi. Biz de bu domates tarlasını eken 3 kişiyiz. Şu anda köyde 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve üretimi çoğaltırız diyerek espri yapmıştık. Ama şu an herhalde o deli diyenler artık olduğunu görünce bir şeyleri başarabiliyormuşuz” diye konuştu.
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:36
Muhtar dağlık ve susuz mahallede domates yetiştirdi
Adana’nın Kozan ilçesine bağlı dağlık bir mahallede muhtar kimsenin inanmadığını yaparak 4 dönüm alanda domates yetiştirip gelirini de mahalleye bağışladı. İlçeye bağlı Salmanlı Mahallesi Kuruboğaz mevkiinde muhtar İlyas Köse, mahalle çok dağlık ve kurak bir alanda olduğu için yapılamayan tarımı yaparak herkese örnek oldu. Köse, gençlerin mahalleden göç etmesinin önüne geçmek ve kuraklığı yenmek için 4 dönüm alanda domates bahçesi kurdu. En başta muhtara kimse inanmasa da o bahçeyi kurup domatesi hasat edip mahalle için bir gelir kapısı oluşturdu. Domates fidelerini toprakla buluşturduğunda herkesin “ siz delisiniz” dediğini aktaran Muhtar İlyas Köse, “Şu anda köyde girişimci 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve olmaz denilen tarlalarda daha çok üretim yapabiliriz” diyerek gençleri köylerde üretime teşvik etmeyi amaçladıklarını kaydetti. Köse, verimli topraklarda son yıllarda yaşanan kuraklık ve gençlerin kent merkezlerine gittiği için köylerde üretimi arttırmak adına hem üretim yapmak hem de kooperatifleşme yolunda ilerlediklerini ifade etti. Köse, en yakınlarının bile toprağı ilk kazdıklarında üretime inanmadıklarına dikkat çekerek şöyle devam etti: "Şuan bulunduğumuz rakım bin 100. Bu bölge kuraklık dolayısıyla ismi zaten Kuruboğaz olan bir yer. Biz domates yetiştirdik. Yaklaşık 4 dönüm de 4 bin kök domates fidesi ekmiştik. Daha doğrusu 6 bin ekmiştik ama 4 bin kök domatesimiz yetişti. Önemli olan doğru zamanda doğru şeyleri yapmak aslında. Özetle onu söyleyebilirim. Doğru zamanda doğru ürün, gübrelemesini doğru yaptık. Dikim sıralamasını doğru yaptık. Doğru fideyi seçtik. Tabii ki emek de verdik. Amacımız buradaki bizim Farsak köyleri olarak, insanlara bir şeylerin olabileceğini göstermek istiyorduk. Onu başardığımıza inanıyorum. Şehirdeki yaşamı köye bir nebze olsun çekip üretime katkı sağlamasını planlıyoruz. Bütün projemiz bu. Hatta bununla ilgili de Farsak Köyleri Kalkınma Kooperatifi diye bir kooperatif kurma aşamasındayız. Bu domates bize onların verisini verecek. Doğru bilgiler verecek. Çok çalıştık, emeğimizin karşılığını da şu an görüyoruz.” Babamız bile inanmadı Üreticilerden Yasin Köse ise, "Arazimiz verimli fakat su sorunumuz vardı. Buraya gelen tüm dostlarımız, arkadaşlarımız, komşu köylerden gelen misafirlerimiz tamamı ’Allah yardımcınız olsun’ dediler. Hiçbiri burada domates yetişebileceğine ihtimal vermiyordu. Şu an bunun içine babam da dahil. Babam da kesinlikle olmaz diyenlerden. Hatta bize ’bunlar delirmiş’ demişlerdi. Biz de bu domates tarlasını eken 3 kişiyiz. Şu anda köyde 3 deli var. Gelecek yıl herkes delirir ve üretimi çoğaltırız diyerek espri yapmıştık. Ama şu an herhalde o deli diyenler artık olduğunu görünce bir şeyleri başarabiliyormuşuz” diye konuştu.
12 Eylül 2024 Perşembe - 11:00
Doç. Dr. Akyıldız: “Hepatit taşıyıcıları durumlarını genellikle tesadüfen öğreniyor”
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özay Akyıldız, hepatit taşıyıcıların kendi durumlarını bir rutin kontrol veya kan testiyle tesadüfen öğrenebildiklerini hastalara tanı konulup tedavi almalarını sağlamak için toplumsal farkındalığın artması gerektiğini söyledi. Acıbadem Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özay Akyıldız, bulaşıcı bir enfeksiyona bağlı olarak gelişen karaciğer enfeksiyonlarının “viral hepatit” olarak adlandırıldığını belirterek bu hastalıklar hakkında önemli bilgiler verdi. Viral hepatitlerin siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çeken Akyıldız, “Bazı hepatit virüslerinden hijyen kurallarına uyarak bazılarından ise aşıyla korunmak günümüzde mümkün hale gelmiştir” dedi. Viral hepatitlerin tüm dünyada yaygın olarak görüldüğünü ve her yıl 1 milyondan fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Akyıldız, “Viral hepatitler siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine yol açarak ölüme neden olabilir. Ülkemizdeki kronik karaciğer hastalığı, siroz ve karaciğer kanseri vakalarının yarısından fazlası viral hepatitlere bağlı gelişiyor” dedi. Doç. Dr. Akyıldız, hepatite yol açan 5 çeşit virüsün A, B, C, D ve E olarak sınıflandırıldığını söyledi. Hepatit A virüsü (HAV) ve Hepatit E virüsünün (HEV) fekal oral yolla yani dışkı, su ve besinler aracılığıyla bulaştığını belirten Akyıldız, HAV’nin kronik taşıyıcılık durumu olmadığını HEV’in ise sadece akut hepatit yaptığının düşünüldüğünü ifade etti. Hijyenik yaşam, el yıkama ve gıda hijyenine dikkat edilmesiyle bu virüslerin bulaşmasının önlenebileceğini sözlerine ekledi. Doç. Dr. Akyıldız, “Hepatit B ve Hepatit C virüsle enfekte olmuş kan ve kan ürünleriyle, steril olmayan aletlerle yapılan tıbbi ve cerrahi girişimlerle, damar içi uyuşturucu kullanımıyla, dövme ve piercing uygulamalarıyla, doğum sırasında anneden çocuğa ve nadiren de olsa virüsü taşıyan kişiyle girilen korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşabilir. Hem akut, hem kronik hepatite yol açabilir” dedi. “Aşı programı yüzde 90 başarıyla devam ediyor” HBV enfeksiyonunun aşıyla korunabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Akyıldız, “Sağlık Bakanlığı 1998 yılından beri HBV aşısını çocukluk aşı programına almış olup, yüzde 90’ların üzerinde başarı ile bu programına devam etmektedir. HAV aşısı ise riskli bölgelere seyahat edecek, bağışıklığı olmayan kişilere önerilir” diye konuştu. Yaklaşık 30 yıldır HBV veya HCV’ye bağlı hepatitlerin tedavi edilebildiğine değinen Doç. Dr. Akyıldız, “Kronik HBV tedavisinde değişik sayıda tedavi söz konusu olup, hastalar günde 1 tablet olmak üzere ilaç kullanmaktadır. HCV tedavisinde bugün için yeni tedavi yöntemleri ile 2-3 ay gibi kısa sürede hastaların nerede ise tamamı tedavi edilebilmektedir. Ülkemizde Hepatit B ve C hastaları, dünya standartları ölçüsünde tedavi imkanına kavuşmuşlardır” dedi. Ayrıca HCV ve HBV enfeksiyonu olan hastaların önemli bir bölümüne tanı konulmadığına işaret eden Akyıldız, “Taşıyıcılar kendi durumlarını bir rutin kontrol veya kan testiyle tesadüfen öğrenebiliyor. Bu hastalara tanı konulup tedavi almalarını sağlamak için toplumsal farkındalığın artması gerekiyor” şeklinde konuştu. Bulaşın durdurulması, herkesin tedaviye ulaşması hedefleniyor Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Hepatit Birliği (DHB) tarafından farkındalığın artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü, belirten Doç. Dr. Akyıldız, ayrıca toplumu bilgilendirmek, koruyucu önlemlere dikkat çekmek ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirerek gelecekte viral hepatitleri insanlığı tehdit eden hastalıklar listesinden amaçladıklarını belirtti.
12 Eylül 2024 Perşembe - 10:59
Başkan Tekin: “Seyhan’da yaşayan herkesin fikirlerini önemsiyoruz”
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Seyhan’da yaşayan herkesin fikirlerinin kendileri için son derece önemli olduğunu söyledi. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, 2025-2029 Stratejik Plan kapsamında 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi’nde hemşehri derneklerinin temsilcileri ile bir araya geldi. Katılımcı, kapsayıcı, ekolojik bir sosyal belediyecilik anlayışını son derece önemsediklerini söyleyen Tekin, “Seyhan bilindiği gibi Adana’nın kalbi. Kültürel çeşitliliğimiz var. Farklı yaşam tarzlarında ve farklı anlayışta olan insanlarımız, hemşehrilerimiz bulunmakta. Bu çeşitlilikleri ilçemizin zenginlikleri olarak görüyoruz. Bir arada eşit, kardeşçe, barış içerisinde yaşamayı son derece önemsiyoruz. Seyhan’da yaşayan herkesin fikirleri bizim için değerli. Önerilerini alıp yönetim anlayışımızı ve hizmetlerimizi buna göre şekillendirmeye çalışıyoruz” dedi. “Daha yeşil bir mimari oluşturmak gerekiyor” Stratejik planın Eylül ayı sonunda tamamlanacağını belirten Başkan Tekin, “Küresel iklim değişikliği ve krizi en fazla bölgemizde hissediyoruz. Sıcaklık öyle bir artış gösterdi ki artık yaşanamaz hale geliyor. Önümüzdeki yıllarda bu artışı çok daha ileri safhada bekliyoruz. Buna hazırlıklı olmamız gerekiyor. Seyhan’ın ısısını nasıl düşüreceğiz? Bunun için ağaçlandırma, yeşil alanları arttırma çalışmaları yapmalıyız. Betonlaşmanın önüne geçilmeli. Seyhan’da daha ekolojiye uygun, daha yeşil bir mimari oluşturmak gerekiyor” diye konuştu. Yerel yönetimler olarak en büyük sorumluluklardan ve görevlerden bir tanesinin sosyal belediyecilik olduğunu belirten Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İhtiyacı olanlara ulaşmaya çalışıyoruz. Şartlarımız elverdiği ölçüde yoksullar, işsizler, yaşlılar, engelliler, kadınlar kısacası dezavantajlı gruplara destek olmaya çalışıyoruz. Politikalarımızı, hizmet anlayışımızı bunlara göre geliştiriyoruz. Bunun için de Seyhan’ın bileşenlerinin bu anlayışımıza katkı sunmasını istiyoruz.” Çalıştaya katılan hemşehri derneklerinin temsilcileri de böyle bir organizasyon ve önerilerin dinlemesinden dolayı Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’e hemşehrileri adına teşekkür ettiler.
12 Eylül 2024 Perşembe - 09:57
Tacizci cezaevinden kaçtı, Adana polisi yakaladı
Adana’da cinsel taciz ve hırsızlık suçundan 33 yıl hapis cezası aldıktan sonra cezaevinden kaçan hükümlü polis tarafından yakalandı. Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, cinsel taciz, hırsızlık ve uyuşturucu madde kullanma suçundan 33 yıl 8 ay hapis cezası alıktan sonra cezaevinden kaçan Musa Y.’yi bulmak için çalışma başlattı. “Vatandaş gibi kamufle olan polisler firarı yakaladılar” Aranan Şahıslar Büro Amirliğine bağlı polisler, Musa Y.’nin Yüreğir ilçesine bağlı Dervişler Mahallesi’ne geleceğini tespit etti. Şüphelinin geleceği sokağa polisler vatandaş gibi yerleşti. Musa Y. sokağa girer girmez vatandaş gibi kamufle olan polisler hükümlüyü yakaladı. Kelepçe takılarak etkisiz hale getirilen şüpheli emniyete getirildi. İşlemlerinin ardından şüpheli cezaevine teslim edildi.
12 Eylül 2024 Perşembe - 09:56
Dayısını öldürüp gömdü başında ağladı
Adana cinayet dedektifleri 6 ay önce kaybolan bir kişinin Konya'da çiftliğe gömüldüğünü ve üvey yeğeni tarafından öldürüldüğünü belirleyip yaptığı kazıda cesedi buldu.
12 Eylül 2024 Perşembe - 09:50
Kolon kanseri 20’li yaşlarda görülmeye başladı
Ülkemizde görülen en sık kanserler arasında yer alan kolon kanserinin tehlikesi her geçen gün artarken İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, “20’li yaşlarda dahi kolon kanserini görmeye başladık. Çok sinsi bir hastalık” dedi. Dünyada her yıl 2 milyon, ülkemizde de 20 bin kişi kanser tanısı alıyor. Dahası hatalı beslenme alışkanlıklarının ve obezitenin giderek yaygınlaşması nedeniyle son yıllarda görülme sıklığı 50 yaş altındaki kişilerde giderek artıyor. Kolon kanseri, düzenli yapılan kolonoskopi taramasıyla önlenebiliyor. “Erkeklerde daha sık görülüyor” Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Doç Dr. Sümbül, kolon kanseri nedeniyle ölüm sıklığının ülkemizde 3.sırada olduğunu belirterek, “Bir bireyin tüm hayatı boyunca kolon kanseri olma riski yüzde 4’lerde. Bu erkeklerde yüzde 25 daha fazla. Kolon kanseriyle ilgili son dönemlerde obezitenin artışı ve beslenme şeklinin bozulmasıyla sıklık artmaya başladı. Biz 50 yaşından itibaren başlattığımız kolon kanseri tarama programlarını 45’li yaşlara gerilettik” ifadelerini kullandı. “20’li yaşlarda görülüyor” Kolon kanserinin sinsi bir hastalık olduğunu anlatan Doç. Dr. Sümbül, “Kolon kanseri erken tanındığı dönemde gerçekten tedavi edilebilen bir hastalık. Kemoterapi ve radyoterapiden faydalanıyoruz. Beslenme alışkanlıklarının bozulması risk faktörü oluşturuyor. Özellikle lifli gıdalardan uzak durulması, işlenmiş gıdaların tüketiminin artması vakaları arttırdı. 20’li yaşlarda dahi kolon kanserini görmeye başladık. Çok sinsi bir hastalıktır. Belirtiler görüldüğü anda hemen hastaneye başvurulmalı” diye konuştu. Öte yandan İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, vatandaşların spor yapmaları gerektiğini, hareketsiz yaşamdan uzak durulmasını istedi.
12 Eylül 2024 Perşembe - 09:47
DSİ: “Kozan Barajı’ndaki su ile 2024 yılı sulama sezonunda bir problemle karşılaşılması söz konusu değildir”
DSİ Adana Bölge Müdürlüğü, Kozan Barajı’nda mevcut su ile 2024 yılı sulama sezonunda herhangi bir problemle karşılaşılmasının söz konusu olmadığını açıkladı. DSİ Adana Bölge Müdürlüğü dün yapılan “Kozan Barajı’nda su bitmek üzere” konulu haberlere ilişkin açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kozan Barajı, 156 milyon m3 sulama suyu depolama kapasitesine sahip olup Kozan sulamasının da su kaynağıdır. Kozan Barajı’ndan sulanan 2935 ha’lık alanda 2024 yılı sulama sezonunda 1. ürün ve 2. ürünlerin sulaması sorunsuz bir şekilde yaptırılmış olup, 3. ürün ve sabit tesislerin ise sulaması yaptırılmaya devam etmektedir. 01-11.09.2024 tarihleri arasındaki yağışların bitki su ihtiyacını karşılamış olması nedeniyle sulamaya geçici olarak ara verilmiştir. Sulama sezonu sona erene kadar yaklaşık 10 milyon m3 sulama suyuna ihtiyaç duyulacağı planlanmakta olup, barajda şu an itibariyle 31 milyon m3 su bulunmaktadır. Netice itibariyle Kozan Barajı’ndaki mevcut su ile 2024 yılı sulama sezonunda herhangi bir problemle karşılaşılması söz konusu değildir.”
11 Eylül 2024 Çarşamba - 20:21
Anız yangını atık deposuna sıçrayınca mahalleler duman altında kaldı
Adana’da bir çiftçi tarlasındaki anızları yaktığı sırada alevler belediyenin atık deposuna sıçradı. Yangın kısa sürede büyürken, bölgedeki mahalleler duman altında kaldı. İtfaiye ekipleri yangını 3 saat içerisinde kontrol altına alarak söndürdü. Yangın, Seyhan ilçesine bağlı Yenimahalle Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, ismi öğrenilemeyen bir çiftçi tarlasındaki anızları yaktı. Tarladaki alevler Seyhan Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ait atık deposuna sıçradı. Yangın kısa sürede büyürken, bölgedeki mahalleler duman altında kaldı. Bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı ekiplerin 3 saatlik müdahalesi sonucunda yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder