Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Ankara’da kontrolü kaybeden araç takla attı: 1 ölü, 2 yaralı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 00:57:29
Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde kontrolü kaybeden bir otomobilin takla atması sonucu meydana gelen kazada, 1 kişi hayatını kaybederken, 2 kişide yaralandı. Kaza, Gölbaşı ilçesinin girişinde meydanın meydana geldi. Edinilen bilgilere göre kontrolden çıkan 06 BEM 578 plakalı otomobil takla atarak yol kenarına düştü. Olayı gören vatandaşlar durumu sağlık, itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri bir kişinin hayatını kaybettiğini iki kişinin ise yaralandığını belirledi. Yaralılar olay yerindeki ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 00:47
Bakan Bayraktar’dan CHP Genel Başkanı Özel’e cevap
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına cevap verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel’in bugün Grup Toplantıları esnasında bakanlığımızı ve madencilik sektörümüzü ilgilendiren konularla ilgili yaptığı talihsiz açıklamalarını gerçek dışı ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Gerçeklerden kopuk bu iddialarınızın hangisini düzeltelim. Zira her cümleniz ayrı bir çarpıtma, her iddianız ayrı bir istismar konusu. 2002 öncesi verilen maden ruhsatı sayısı iddia ettiğiniz gibi bin 186 değil, 52 bin 686’dır. Hükümetlerimiz dönemi ve önceki dönemlerde verilen ruhsatlardan şu an 13 bin 157’si yürürlüktedir. Üstelik fiilen madencilik faaliyetine konu alan, ülkemiz yüzölçümünün sadece yüzde 0,18’i düzeyindedir. İlgili Holding’in ise 12 arama, 184 işletme ruhsatı yürürlüktedir; ancak tüm izin süreçleri tamamlanmış ve fiilen üretim yapılabilen ruhsat sayısı 92’dir. Bu şirketle ilgili bakanlığımızın bugüne kadar uyguladığı yaptırımlar ve aldığı tedbirler de kamuoyunun malumudur" ifadelerine yer verdi. Bakan Bayraktar CHP’li belediyeler üzerinden Özel’i eleştirdiği paylaşımında, "Gerçekler bu kadar açıkken, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu çabaların tek bir izahı vardır: Siyasi manipülasyon. Çünkü sizler, kendi yönetiminizdeki CHP’li belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına cevap veremezken; iftirayı, çarpıtmayı ve karalamayı siyaset zannediyorsunuz. Gabar’da petrol bulunmasını ‘hikaye’ diyerek küçümseyen, Karadeniz gazını ‘yok sayan’, Mavi Vatan vizyonuna ‘masal’ diyen, Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptal edilmesini savunan bir anlayışın bugün bize ders vermeye kalkması ibretliktir. Türkiye’nin stratejik kazanımlarını itibarsızlaştırmaya çalışan bu yaklaşımın derdi ne emekçidir ne de ülke menfaati. Biz ise dün olduğu gibi bugün de işçimizin, emekçimizin hakkını korumaya, ülkemizin kaynaklarını milletimizin menfaatine kullanmaya ve gerçekleri her platformda ifade etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
28 Nisan 2026 Salı - 23:16
TBMM Başkan Vekili Adan: "Gümüşhane işgaller ve katliamlara karşı canı pahasına direnmiştir"
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkan Vekili Celal Adan, "Birinci Cihan Harbi fırtınası Gümüşhane’yi vurduğunda, Gümüşhane işgaller ve katliamlara karşı canı pahasına direnmiştir" dedi. Ankara’da Gümüş Strateji Grup ve Danışma Kurulu tarafından "Gümüşhane’ye Değer Katanlar 2026 Ödül Töreni" düzenlendi. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başladı. Törende konuşan TBMM Başkan Vekili Celal Adan, "Selçukluların, Akkoyunluların, Osmanlıların diyarı olan bu güzel memleket gönül medeniyetimizi oluşturan parçaların hepsinden nasiplenmiş, her birinden yadigar anı günümüze değin ulaşmıştır. Gümüşhane, tarihimizin her devrinde destanlar yaşayan kadim bir kilim gibi Anadolu topraklarında özleşmektedir. Memleketimizin her bir köşesini yangın yerine çeviren Birinci Cihan Harbi fırtınası bu şehri vurduğunda Gümüşhane işgaller ve katliamlara karşı canı pahasına direnmiştir. Gümüşhane, bu memleketin düşmanlarının karşısında asla eğilmeyeceğini, Gümüşhane’nin sıradağlar gibi dimdik duracağını böylece ispat etmiştir" diye konuştu. Celal Adan’ın konuşmasının ardından ödül sahipleri kürsüye davet edilerek ödülleri takdim edildi. Törene, MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, davetliler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
28 Nisan 2026 Salı - 22:45
Beykoz Belediyesi yolsuzluk davasında Köseler’e tahliye çıkmadı
CHP’li Beykoz Belediyesi’ndeki yolsuzluk soruşturması ardından görülen davada sanıklar için adeta suçlama zinciri sıralandı. Sanıkların, "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "örgüte üye olma", "örgüte yardım etme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından cezalandırılmaları talep edildi. Ayrıca mahkeme heyeti görevden uzaklaştırılan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in tutukluluk hallinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 5 Haziran 2026’da yapılacak Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan fezlekenin ardından dosya İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına taşındı. Başsavcılık, 26 Mayıs’ta aralarında Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler’in de bulunduğu 26 şüpheli hakkında kamu davası açtı. İddianamede Köseler ve beraberindeki sanıkların, Mahkeme dosyasında yer alan suçlamalar, Beykoz Belediyesine yönelik soruşturmanın kapsamını bir kez daha gözler önüne serdi. Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı sanıklar hakkında "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "örgüte üye olma", "örgüte yardım etme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ceza talep etmişti. İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Köseler ile birlikte Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve firma sahibi Havva Dinler’in tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Mahkeme ayrıca bilirkişi raporunun dönüşünün beklenmesine ve eksik hususların giderilmesine hükmetti. Hazırlanan iddianamede, Beykoz Belediye Başkanlığı bünyesindeki çeşitli müdürlükler tarafından yapılan bazı mal ve hizmet alımlarında usulsüzlükler yaşandığı belirtildi. Soruşturma dosyasında, bazı ihalelerde aynı firmalardan dönüşümlü teklifler alındığı, işlerin yasal sınırların altında kalacak şekilde parçalara bölündüğü, ihaleye katılan firmalar arasında adres ve ortaklık düzeyinde bağlantılar bulunduğu ileri sürüldü. Ayrıca şartnamelerin, belirli firmaları avantajlı hale getirecek şekilde hazırlandığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında eski başkan danışmanı Eyüp Halit Bayazıt, ihalelerde yetkili olduğu belirtilen İştirakler ve İşletmeler Müdürü Gülten Tozanlı ile Sosyal Yardımlar Müdürü Orkun Kalonya hakkında işlem başlatıldı. Ayrıca O.D., M.Y., M.F.C, G.K., B.K., Y.K., U.L., H.U., A.A., M.K., E.K., O.H., H.D., T.Ç., M.A. isimli 15 firma yetkilisi hakkında da TCK nın 235. maddesinde yer bulan "İhaleye Fesat Karıştırma" ve TCK nın 220. maddesinde düzenlenen "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Üyelik ve Yardım" suçlarından işlem yapıldı. Dosya kapsamında Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş ve firma sahibi Havva Dinler’in tutukluluk hallerinin devam ettiği, diğer 23 sanık hakkında ise adli kontrol hükümlerinin uygulandığı öğrenildi. İçişleri Bakanlığı, Alaattin Köseler’i 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47. maddesi gereğince 4 Mart 2025’te görevinden uzaklaştırmıştı. Eksik hususların giderilmesine hükmeden mahkeme, duruşmayı 5 Haziran 2026 tarihine erteledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 20:51
Ankara’da bir çocuğu darp eden 2 çocuk tutuklandı
Ankara’da bir çocuğun önünü kesip darp edip kemer ve sopayla darp eden 2 çocuk tutuklandı. Olay, Polatlı ilçesi Esentepe Mahallesi’nde meydana geldi. İddialara göre, bir grup çocuk, önünü kestikleri ve husumetli oldukları akranına saldırdı. Kemer ve sopayla darp edilen çocuğun o anları ise bir vatandaşın cep telefonu kamerası tarafından kayda alındı. Görüntülerde, darp edilen çocuğun çığlık attığı ve kendisini korumaya çalıştığı anlar yer aldı. Ekipler, görüntülerin sanal medya üzerinden yayılmasının ardından soruşturma başlattı. Bu kapsamda, F.C.B. ve A.A. yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
26 Mart 2026 Perşembe - 20:46
Başkent’te vatandaşları restorana çağırıp fahiş hesap ödeten 7 kişi gözaltına alındı
Ankara’da sosyal medya uygulaması üzerinden tanıştıkları vatandaşları restorana çağırıp fahiş hesap ödeten 7 kişi gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya üzerinden kurulan tuzakla vatandaşları restorana çağırıp fahiş hesap ödeten kadınlar olduğu ihbarı üzerine soruşturma başlattı. Başsavcılığın koordinesinde Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerince yapılan çalışmada, bir mağdurun sosyal medya uygulaması üzerinden tanıştığı bir kadınla buluştuğu ve ardından söz konusu mekâna götürüldüğü tespit edildi. İddiaya göre vatandaşın bilgisi ve talebi dışında masaya yüksek fiyatlı ürünler getirilerek, çiçek satıldı. Kısa süre sonra gelen fahiş fiyatlı hesaba itiraz eden müşteki iddiaya göre tehdit edilince ödeme yapmak zorunda kaldı. Gasp Büro Amirliği ekiplerince yapılan çalışmalar sonucunda sosyal medya üzerinden müştekileri tuzağa düşüren 2 kadın ve götürdükleri mekanda beraber hareket ettikleri tespit edilen biri kadın 5 şüpheli olmak üzere toplam 7 kişi, yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemleri sonrasında adli makamlara sevk edildi.
26 Mart 2026 Perşembe - 20:26
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Türk işletenli tankere Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz"
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Ham petrol taşıyan ‘ALTURA’ isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, Türk işletenli bir ticari gemiye yönelik Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırı hakkında açıklama yaptı. Keçeli, "Ham petrol taşıyan ‘ALTURA’ isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün Karadeniz’de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz. Saldırıya ilişkin olarak ilgili kurumlarımız tarafından gerekli inceleme ve teknik müdahaleler yapılmakta olup, gemide bulunan 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmiştir. Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemiz içerisinde meydana gelen ve uluslararası hukuka aykırı olan bu ve benzeri saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre emniyeti bakımından ciddi riskler oluşturmaktadır. Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesini teminen, ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz. Bu doğrultuda ayrıca, ülkemizin bölgedeki ekonomik çıkar ve faaliyetlerinin korunması amacıyla, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz" ifadelerini kullandı.
26 Mart 2026 Perşembe - 19:22
Devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velilerinden tepki
Ankara’nın Çankaya ilçesinde devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velileri, karara tepki gösterdi. Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velileri karara itiraz ederek, tepki gösterdi. Sabah saatlerinde herhangi bir ön bilgilendirme yapılmaksızın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin okula gelerek, "Bu okul kapandı, artık burası bizim" dediği iddia edildi. Yetkililerin çocukların kullanmakta olduğu bilişim sınıfına kendi eşyalarını yerleştirdiği ve bu nedenle 5/A, 5/B, 5/C sınıflarındaki öğrencilerin derslerini işleyemediği öne sürüldü. "Bu karar bid asırlık eğitim kültürünün ve çocukların geleceğinin yok sayılmasıdır" Mimar Kemal Ortaokulu’nun bir eğitim kurumu olmaktan çıkarılmak ve hizmet binasına dönüştürülmek istendiğini belirten bir veli, "Bu karar sadece bir okulun kapatılması değildir. Bu karar 1 asırlık eğitim kültürünün, hafızanın ve çocukların geleceğinin yok sayılmasıdır. Saraçoğlu Projesi kapsamında binasını kaybeden Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çözümü bir okulu kapatmakta bulması kabul edilemez. Üstelik bu girişim ilk değildir. Haziran 2023’te de benzer bir niyetle okulumuz, öğrencilerimizin elinden alınmak istenmiş bugün ise aynı yaklaşım yeniden gündemi getirilmiştir. Kamuoyunda ve veliler arasında oluşturulan güçlü kanaat şudur ki, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Kızılay’da hizmet verme ısrarı ve personelinin bu bölgede çalışma isteği bu kararın arkasındaki temel nedenlerden biri olarak görülmektedir. Eğitim gibi hayati bir konuda idari konforun çocukların eğitim hakkının önüne geçmesi kabul edilemez. Son yıllarda bu kararın zemini bilinçli bir şekilde hazırlanmıştır. Sınıf mevcutları yapay olarak artırılmış, sınıflar boşaltılarak okul mevcudu az algısı oluşturulmuş, anasınıfı kapatılmış, bilişim sınıfı kaldırılmış, özel eğitim sınıfı bodrum katına taşınmış, okulun bakım ve iyileştirme çalışmaları bilinçli bir şekilde ihmal edilmiştir" diye konuştu. "Devlet okulunun güvenlik gerekçesiyle kapatılması inandırıcı değildir" Kapatma gerekçesinin Kızılay bölgesinin öğrenciler için uygun olmadığı iddiası olduğunu kaydeden veli, "Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinin merkezi, en güvenli noktalarından biridir. Okulumuz bakanlıklara, resmi kurumlara ve güvenlik noktalarına birkaç yüz metre mesafededir. Yüzlerce özel okul ve eğitim kurumu aynı bölgede faaliyet göstermeye devam ederken, devlet okulunun güvenlik gerekçesiyle kapatılması inandırıcı değildir" ifadelerini kullandı.
26 Mart 2026 Perşembe - 17:36
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi.
26 Mart 2026 Perşembe - 17:00
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:55
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi. 80 liraya dayanan mazotun litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ı vergiden oluşuyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaşın ülkemizdeki tarımsal girdi piyasaları üzerine etkisini görüntülü basın açıklamasıyla değerlendirdi. "Başta ÜRE olmak üzere gübre fiyatları bir anda yüzde 40’lara varan oranda arttı" Türkiye’nin, tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazot hammaddelerinin yüzde 90’ını ithal ettiğini söyleyen Bayraktar, "Dolayısıyla ülkemizdeki gübre ve mazot fiyatları hem dış piyasalardaki gelişmelere hem de dolar kuruna bağlı olarak değişiyor. İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda gemilerin geçişinde yaşanan aksaklıklar sonucu küresel enerji, gübre ve tarımsal gıda sistemlerine yönelik riskler arttı. Çünkü savaşın yaşandığı bölgedeki ülkeler, petrol, doğalgaz ve gübre üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleridir. Dolayısıyla sevkiyat yollarında meydana gelen kısıtlamalar doğrudan olarak fiyatlara yansıyor. Nitekim 2025 yılının Haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan çatışma sonrası başta ÜRE olmak üzere gübre fiyatları bir anda yüzde 40’lara varan oranda arttı. 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan savaşın ardından da yine aynı senaryo gerçekleşti, gübre ve mazot fiyatları yükseldi" diye konuştu. "Amonyum nitrat gübresinin tonu savaş sonrasında yüzde 26,5 oranında artarak 20 bin 295 liraya yükseldi" Aynı zamanda Bayraktar, şu ifadelere yer verdi: "Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda derlediğimiz fiyatlara göre; savaş öncesinde kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 lira iken savaş sonrasında yüzde 26,5 oranında artarak 20 bin 295 liraya yükseldi. Amonyum sülfat gübresi yüzde 23,3 oranında artarak 17 bin 439 liraya, ÜRE gübresi yüzde 19,5 oranında artışla 31 bin 124 liraya, DAP gübresi yüzde 9,6 artışla 38 bin 943 liraya ve 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 8,3 oranında artışla 25 bin 888 liraya yükseldi. Doğru zamanda ve doğru miktarda yapılan gübrelemenin bitkisel üretimde verim artışlarına yaptığı katkı aşikârdır. Çiftçilerimizin maliyet artışları nedeniyle yeterli gübre alamayacak olma ihtimali üretimde verim düşüşüne ve olağanüstü maliyet artışlarına yol açabilir. Yaşanabilecek bu durumdan hem üreticilerimiz de tüketicilerimiz de olumsuz etkilenecektir." "Çiftçilerimizin büyük bir kısmı önceden gübre tedariki yapamıyor" Serin iklim tahıllarının üst gübrelemelerinin uygulanma dönemi, sıcak iklim tahıllarında ise taban gübrelemelerinin yapıldığı ekim dönemi olduğunu ifade eden Bayraktar, "Yani ülkemizde gübreye en çok ihtiyaç duyulan dönemlerden biridir. Şunu da biliyoruz ki çiftçilerimizin büyük bir kısmı önceden gübre tedariki yapamıyor, zamanı geldiğinde bir şekilde satın almaya çalışıyor. Dolayısıyla çiftçilerimizin çoğunun deposunda gübre olmadığı için şimdi satın alacaktır. Yani uygulanacak gübrelerin çoğu savaş sonrası yüksek fiyatlardan satın alınacaktır. Öyle görünüyor ki savaş sebebiyle yüksek girdi fiyatlarıyla hem üretim maliyetleri artacak hem de çiftçilerimizin gübre kullanamamasından dolayı tarımsal ürün arzında azalma olacaktır. Doğal olarak tüketici fiyatları da bu durumdan etkilenecektir. Bu süreçte gübre piyasalarının düzenlenmesi için birtakım önlemler alındı. Gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve 10 yıldır yasak olan yüzde 33’lük amonyum nitrat gübresinin kullanıma açılması gibi adımlar olumlu hamlelerdir. Fakat buradaki kritik nokta çiftçilerimizin gübreyi satın alabilmesidir. Yani fiyatların makul düzeyde olmasıdır" şeklinde konuştu. "Mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi" Mazotta da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Bayraktar, "Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi. 80 liraya dayanan mazotun litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ı vergiden oluşuyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak mazot konusundaki görüşümüzü yıllardır dile getiriyoruz. Mazot tarımsal üretimin her aşamasında kullanılan, olmazsa olmaz bir girdidir. Bu sebeple çiftçilerimizin kullandığı mazottan vergi alınmamalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticilerimizin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Tarımsal üretimin devamlılığı ve gıda arz güvenliğinin sağlanması için temel girdilerde çiftçilerimize yönelik desteklerin artırılması büyük önem taşıyor. Bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşları, savaşın uzama ihtimalini de göz önünde bulundurarak üreticilerimizin üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek acil tedbirleri hayata geçirmeye davet ediyoruz. Özellikle gübre ve mazotta bir destek paketine ihtiyaç duyulmaktadır" ifadelerini kullandı.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:55
Ankara’da sanat buluşması: ArtAnkara kapılarını açtı
Ankara’da bu yıl 12’ncisi düzenlenen ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, 45 ülkeden binin üzerinde sanatçının eserini sanatseverlerle buluşturacak. Türkiye’nin önemli sanat etkinlikleri arasında yer alan ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium’da kapılarını açtı. Bu yıl 150’ye yakın yerli, yabancı galeri ve kurumun katılımıyla gerçekleştirilecek fuarda, 45 ülkeden binin üzerinde sanatçının eserleri sergileniyor. "Fuarımıza bu yıl 13 ülkeden direkt katılım var" Fuar hakkında bilgi veren ArtAnkara Çağdaş Sanat Fuarı’nın kurucusu Bilgin Aygül, "Fuarımıza bu yıl 13 ülkeden direkt katılım var. Direkt katılan galerilerin çatısı altında 45 ülkeden bin 500’e yakın sanatçımız var. Kore’den, Rusya’dan, Irak’tan, İran’dan, Gürcistan’dan, Ermenistan’dan, Kazakistan’dan, Kırgızistan’dan çok farklı sanatçılarımız bizlerle birlikte. Artık dünyada fuarımızda 33 panel ve söyleşi var. Bunlar sektörde farklı disiplinlerden gelen, sanatla ilgili konularda ilgi alanlarına çok başarılı isimler" şeklinde konuştu. "Fuarımız 25-29 Mart’ta kapılarını açıyor" Geçen sene 80 bine yakının ziyaretçinin geldiğini belirten Aygül, "Bu yıl da o sayıları geçeceğimizi düşünüyorum. Fuarımız 25-29 Mart’ta kapılarını açıyor. Sabah 11’den akşam 8’e kadar ziyarete açık. Tüm sanat dostlarını, sanatseverleri bekliyoruz" dedi. "Kendimi bildiğimden beri resim yapıyorum" Sosyal medyada Şalvarlı Picasso olarak bilinen Ayfer Bozkurt ise ilk sergisine şalvarlı haliyle gittiği için, gazeteciler tarafından Şalvarlı Picasso lakabının takıldığını söyleyerek, "Yapıtlarım Picasso’nun kübik tarzındaydı ama şimdilerde biraz daha evrildim, somut anlatmaya başladım. Kendimi bildiğimden beri resim yapıyorum. Genelde doğadan, şarkılardan, duygularımdan, başkalarının hayatlarından, kendi yaşadığım hayatlardan, bunların hepsini harmanlayarak getiriyorum, somutluyorum" diye konuştu. "Antik kentler beni etkileyen bir konu olduğu için bu konuyla fuara hazırlandım" Yaklaşık 25 yıldır profesyonel resim sanatıyla uğraşan Belgin Yasinoğlu ise fuara antik kentleri resmettiği eserleriyle katıldığını belirterek, "Beni de çok etkileyen bir konu olduğu için bu konuyla fuara hazırlandım. Genellikle peyzaj ressamıyım. Bu sene ikinci kez bu konuyla katılıyorum. Çok beğenildi" dedi. "Görsel olarak insanı mest ediyor" ArtAnkara’yı hiç kaçırmadığını ifade eden Semih Baydar ise, "Burada olan arkadaşlarım var hem onları ziyaret ediyorum hem de çok değişik eserler var. Bu sene özellikle seramik olsun, tuval üzerinde diğer çalışmalar olsun, görsel olarak insanı mest ediyor. Böyle bir sanat etkinliğini kaçıramam. Sanatsız kalmayalım. Sanat olan yerde biz varız, siz de olun" şeklinde konuştu. "Sanat varsa gerçekten hayat var" Sanatçı arkadaşlarını ziyarete geldiğini ifade eden hat sanatçısı Şule Tuğran Aslan ise şöyle konuştu: "Gördüğüm eserler karşısında etkilenmemek elde değil. Gelmek isteyenler varsa bence kaçırmasınlar, çünkü gerçekten çok güzel eserler var. Gençliğe bir çağrı yapabilirim, ebeveynlere çağrı yapabilirim. Merak ettirsinler, çocuklarını gezdirsinler, tanıtsınlar, öğretsinler. Kendileri de hevesli olsunlar bu konuda, çünkü sanat varsa gerçekten hayat var."
26 Mart 2026 Perşembe - 16:51
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:46
TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Dönmez: "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır"
TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" dedi. Dönmez, TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı rapor ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Komisyonun kuruluş süreci, çalışma dönemi ve raporun hazırlanış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dönmez, "Bugün burada yalnızca bir raporun tamamlanışını değil; Türkiye’nin dijital çağdaki konumuna dair stratejik bir iradenin somutlaşmasını konuşuyoruz çünkü yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değildir. Yapay zeka; ekonomik rekabetin belirleyicisi, ulusal güvenliğin çarpanı, toplumsal dönüşümün hızlandırıcısıdır. Ve en önemlisi; veri çağında egemenliğin yeni tanımıdır. Raporumuzun temel yaklaşımı nettir: Türkiye, yapay zeka alanında sadece uygulayıcı ya da tüketici değil; geliştiren, düzenleyen ve küresel normlara katkı sunan bir aktör olmalıdır. Bir G20 üyesi olarak hedefimiz yalnızca ekonomik büyüklüğümüzle ilk 20 içinde yer almak değildir. Hedefimiz; teknoloji üretim kapasitemiz, dijital altyapımız ve insan kaynağımızla da ilk 20 içinde kalıcı bir şekilde konumlanmaktır. Bu bir prestij meselesi değildir. Bu; rekabet gücü, stratejik bağımsızlık ve gelecek vizyonu meselesidir. Biz, ‘Teknolojiyi tüketen değil, üreten Türkiye’ idealini yapay zeka alanında da hayata geçirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın büyük fırsatlar sunduğu kadar ciddi riskler de barındırdığını vurgulayan Dönmez, "Algoritmik ayrımcılık, veri güvenliği ihlalleri, mahremiyet sorunları, istihdam dönüşümü ve etik sınırlar; mutlaka doğru yönetişim mekanizmalarıyla ele alınmalıdır. Komisyonumuz; etik standartların belirlenmesi, risk temelli regülasyon modeli geliştirilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde somut öneriler ortaya koymuştur. Bizim yaklaşımımız yasaklayıcı değil; düzenleyici ve dengeleyicidir. Amacımız inovasyonu boğmak değil; güven ortamı oluşturarak sürdürülebilir bir ekosistem inşa etmektir" dedi. "Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır" Yapay zeka alanında atılacak her adımın insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri, adaleti ve şeffaflığı merkeze almak zorunda olduğunu dile getiren Dönmez, "Bu rapor; teknolojik ilerleme ile demokratik değerler arasında güçlü bir denge kurma çabasının ürünüdür. Komisyon çalışmalarımız boyunca gördüğüm en kıymetli husus şudur: Türkiye’nin geleceği söz konusu olduğunda, ortak akıl ve ortak sorumluluk bilinci güçlüdür. Bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek isterim; Türkiye, yapay zeka çağında edilgen bir ülke olmayacaktır. Türkiye, dijital dönüşümün sadece tüketicisi değil; üreticisi ve düzenleyicisi olacaktır. Türkiye, insan odaklı yapay zeka yaklaşımıyla bölgesel bir güçten küresel bir öncüye doğru kararlılıkla ilerleyecektir" şeklinde konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:40
Etimesgut’ta pitbull saldırısı: İki kardeşi yaralayan köpeğin sahibi hakkında iddianame düzenlendi
Ankara’nın Etimesgut ilçesinde, 2 çocuğu yaralayan pitbull cinsi köpeğin sahibi Tuğçe Özbek Erol hakkında, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 7 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. İddianamede, pitbull cinsi köpeğin daha önce site sakinleri tarafından şikayet edildiği ve yönetim tarafından yasaklı ırklar kapsamında site içinde beslenmesinin yasaklandığı belirtildi. Müşteki beyanları, doktor raporları ve olaya ilişkin kamera kayıtlarına yer verilen iddianamede, 30 Kasım 2025 günü sanığa ait köpeğin 1,5 yaşındaki Efe Öztürk ve 5 yaşındaki ablası Doğa Öztürk’e saldırdığı, düzenlenen adli muayene raporlarında her iki çocuğun da hayati risk taşıdığı ve yaralanmalarının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ölçüde olduğu ifade edildi. Hazırlanan iddianame, Ankara Batı Adliyesi 3. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. İlk duruşma 21 Nisan’da görülecek. "Olayın geçmişi" Olay, 30 Kasım 2025 tarihinde Ankara’nın Etimesgut ilçesi Yapracık Mahallesinde meydana geldi. Pazar alışverişi sonrası evlerine dönen Öztürk ailesinin 1 buçuk yaşındaki oğulları Efe Öztürk ve kızları Doğa Öztürk’e (5), karşı dairelerinde bulunan pitbull cinsi köpek saldırmıştı. Köpek önce Efe Öztürk’ün yüzüne, ardından Doğa Öztürk’ün göğsüne saldırmış ve yaralamıştı. Yaralı çocuklar, sağlık ekiplerince Bilkent Şehir Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Baba Adem Öztürk, köpeğin daha önce de uyarılara rağmen ağızlıksız dolaştırıldığını iddia ederken, yetkililerden gerekli işlemlerin yapılmasını istedi. Yoğun bakımda gözetim altında tutulan çocukların hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi. Ayrıca yapılan soruşturma sonucu pitbull cinsi köpeğin sahibi T.Ö.E, gözaltına alındı. T.Ö.E çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanmıştı.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:39
Önü kesilen çocuk yaşıtları tarafından darp edildi
Ankara’da yaşıtları tarafından önü kesilen çocuğun kemer ve sopayla darp edildiği anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Olay, Polatlı ilçesi Esentepe Mahallesi’nde meydana geldi. İddialara göre, bir grup çocuk, önünü kestikleri ve husumetli oldukları akranına saldırdı. Kemer ve sopayla darp edilen çocuğun o anları ise bir vatandaşın cep telefonu kamerası tarafından kayda alındı. Görüntülerde, darp edilen çocuğun çığlık attığı ve kendisini korumaya çalıştığı anlar yer aldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder