Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü
05 Mayıs 2026 Salı - 20:44:01
Muğla’nın Marmaris ilçesinde 3 yıl önce "kaza" olarak değerlendirilip takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılınca, olayın cinayet olduğu ortaya çıkartıldı. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Muğla’nın Marmaris ilçesinde 28 Mart 2023’te yaşanan ve ilk etapta "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen nakliyeci Abdullah Uslu’nun ölümü, yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda çarpıcı bir şekilde yeniden değerlendirildi. Dosyanın yeniden açılmasıyla ve yürütülen titiz soruşturmayla ortaya çıkan deliller, olayın bir kaza değil cinayet olduğunu gözler önüne serdi. "Kaza denilerek kapatılmıştı" 3 yıl önce Marmaris’te yaşanan olayda, 1974 doğumlu Abdullah Uslu’nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada, alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiasıyla dosya "taksirle ölüme neden olma" kapsamında değerlendirilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Ancak maktulün kızı Aylin Kızılca söz konusu takipsizlik kararına itiraz etti. Takipsizlik kararı Muğla 1’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı ve soruşturmaya devam edildi. Yeniden başlatılan soruşturmada, tanık beyanları Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca tekrar alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte dosyada dikkat çeken ayrıntılara ulaşıldı. Olay günü evde bulunan kişilerin ifadeleri arasında ciddi çelişkiler olduğu, bilirkişi raporuyla ifadelerin uyuşmadığı tespit edildi. Maktulün eşi S.U., komşuları H.A. ve E.A. ile iletişim kayıtlarında adı geçen Y.K. da dosyada şüpheli olarak yer aldı. "Silah raporu: ‘Kendiliğinden ateş almaz’" 18 Nisan 2023 tarihli kriminal rapor, olayın seyrini değiştiren en kritik bulgulardan biri oldu. Raporda, silahın düşme ya da çarpma sonucu kendi kendine ateş almasının mümkün olmadığı yer aldı. "Silah düştü patladı" yalanını çürüten bu tespitle "kaza" ihtimali ortadan kalktı, dosya cinayet soruşturmasına dönüştü. "Olay yeri incelemesi: Her şey anlatılanın tersini söylüyor" Olay yeri incelemesinde tüm bulguların ilk soruşturmada anlatılan hikayenin tam tersini söylediği belirlendi. Olay yerinde yapılan incelemede ikamet kapısının yan duvarında mermi izi bulunurken, şüphelilerin ölen şahsın havaya ateş ettiği beyanı çürütüldü. Yine zeminde bulunan mermi çekirdeğinin havaya ateş edildiği beyanı ile ters olduğu görüldü. Cesedin arkasında 2 boş kovan bulundu. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafındaki bulunduğu konuma gidemeyeceği tespit edildi. Tanık beyanına göre ateşlendiği varsayılırsa ikametin yan bahçe zemininde olması gereken kovanların ise cesetten yaklaşık 151 cm uzakta olması dikkat çekti. Bilirkişi raporuna göre, "masada otururken havaya ateş edildi" iddiası fiziken imkansızdı. "Adli Tıp: Yakın mesafeden ateş" Adli tıp bulgularıyla; Abdullah Uslu’nun 20-40 cm mesafeden vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Bu bulgu, kazara ateş alma iddiasını tamamen çürüttü. "Atış artıkları: Şüpheliler olayın içindeydi" Yüz svabı (atış artığı) üzerinde yapılan incelemelerinde: H.A.’nın yüz ve iki el, S.U.’nun sol el ve E.A.’nın yüz üzerinde atış artığı bulundu. Bu durum, şüphelilerin olay anında silaha çok yakın olduğunu ya da doğrudan müdahale ettiklerini ortaya koydu. Yüz svabında atış artığına rastlanabilmesi için, yüzün ateş anında tabancaya en fazla 45 cm mesafede ve tabancanın ön kısmı, üst kısmı veya kovan tahliye yönünde bulunması gerektiği kaydedildi. "Kayıp güvenlik kamerası bulundu" İlk tutanakta "çalışmıyor" denilen güvenlik kamerası sisteminin, sonradan şüphelilerle bağlantılı bir adreste bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik cihazda olay gününe ait kayıtların olduğu belirlendi. Cihazda olay gününe ait görüntü kayıtları açılamayınca cihaz incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Daire Başkanlığı’na gönderildi. "Dinlemelerde şüpheli konuşmalara ulaşıldı" CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde geçen ifadeler soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında taraflar arasında şüpheli telefon görüşmeleri tespit edildi. Şüpheli Y.K. ile şüpheli H.A. arasında geçen bir görüşmede, Y.K.’nin "Senin bir ifaden onu yakar, onun bir ifadesi ise seni maddi yönden yakar" şeklindeki sözlerinin tape kayıtlarına yansıdığı ortaya çıktı. Soruşturma makamları, bu görüşmenin olayın aydınlatılması açısından önemli bir veri olduğunu değerlendirdi. Görüşmede geçen ifadelerin, şüpheliler arasında olay sonrası bir yönlendirme ya da çıkar ilişkisi bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdiği kaydedildi. "Kendiniz öldüreceksiniz adamı ya", "En azından profesyonel katil demezler" şeklindeki konuşmalar, olayın planlı olabileceğini ortaya koydu. "Şüpheli tapu hareketleri" Olaydan sonra S.U.’ya ait bazı taşınmazların, H.A.’nın kızı A.T. üzerine devredildiği tespit edildi. "Eşi konuştu, olay aydınlatıldı" Maktulün eşi 47 yaşındaki S.U.’nun savcılıkta verdiği yeni ifade, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Uslu ifadesinde "önceki beyanlarının doğru olmadığını, H.A. tarafından yönlendirildiğini, olay sırasında boğuşma yaşandığını" açıkladı. Komşusu ile eşi arasında arbede yaşanmış S.U., olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını ifade etti. Eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu H.A. ile birlikte içeri götürdüklerini anlatan S.U., olay gecesini şöyle anlattı: "Bu sırada yemek masasındaki silahı H.A., eşimin sarhoş halde sağa sola ateş etmesini engellemek amacıyla aldı. H.A.’nın Abdullah Uslu’nun sağ koluna, bende sol koluna girdim. Kapı girişine gelindiğinde eşim silahın H.A.’nın elinde olduğunu fark etti." S.U., Abdullah Uslu’nun silahı almaya çalıştığını ve bu sırada aralarında itiş kakış yaşandığını öne sürdü. "Eşimin yüzünden kan geldi" S.U., yaşanan itiş kakış sırasında eşi Abdullah Uslu’nun mermiyi silahın ağzına verdiğini ifade etti. "O sırada ikimiz de ‘Apo ne yapıyorsun?’ dedik. Aralarında itiş kakış olurken silah eşimin bel hizasında patladı" diyen S.U., silah patladıktan sonra yere düştüğünü belirterek, o an eşinin sol kolunda olduğunu, silaha herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını savundu. S.U., olay sonrası eşinin yüzünden kan geldiğini gördüğünü, H.A.’dan ‘ay’ diye bir ses duyduğunu, ardından H.A.’nın içeri girdiğini ifade etti. "Olay yerinde temizlik yapmadım, yapanı görmedim" S.U., olayın ardından yardım istemeye koştuğunu, Abdullah Uslu vurulduktan sonra silaha, kovanlara, çekirdeğe ya da olay yerindeki herhangi bir delile dokunmadığını belirtti. Banyo dolabında tespit edildiği belirtilen kanlı parmak izlerinin kendisine ait olmadığını ileri süren S.U., "Ben olay yerinde herhangi bir temizlik yapmadım. Onların olay yerinde temizlik yaptığını görmedim" dedi. "Kameralar bozuk dediler" İfadesinde kamera kayıt cihazına ilişkin iddialara da değinen S.U., olay günü evdeki kameraların kayıt almadığını bildiğini, çünkü yaklaşık 10 gün önce Abdullah Uslu’nun kameraların çalışmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak kameraların olaydan bir gün önce yeniden bağlandığını kolluk ifadesi sırasında öğrendiğini belirten S.U., "Bir gün öncesinde kamera bağlandıysa olay günü kameranın açık olması lazım" dedi. "Kamera kayıtı komşuda çıktı" S.U., H.A.’nın kendisine kamera kayıt cihazının jandarmada olduğunu söylediğini, ancak daha sonra cihazın H.A.’nın elinde olduğunun ortaya çıktığını iddia etti. S.U., "Ben asla kamera kayıt cihazını H.A.’ya vermedim. Kendisi yalan söylüyor. Benim kameralardan ve kayıt cihazından haberim bile yoktu" ifadelerini kullandı. "Ağız birliği yapmışlar" Savcılık ifadesinde daha önceki kolluk beyanıyla çelişen noktalar da S.U.’ya soruldu. 28 Mart 2023 tarihli kolluk ifadesinde kasadan iki silah ve bir kutu mermi getirdiğini söylediği hatırlatılan S.U., savcılıkta "Şimdi hatırladığım kadarıyla kasadan 1 adet silah ve 1 kutu mermi getirdim" şeklinde beyanda bulundu. S.U., önceki ifadesindeki çelişkiye ilişkin olarak ise olaydan önce H.A.’nın kendisiyle konuştuğunu ve olayı belli bir şekilde anlatmasını söylediğini öne sürdü. S.U., "Ağız birliği yaptığımız için kolluk ifademde o şekilde belirttim" dedi. Ayrıca S.U., silahın yere düştüğünü görmediğini daha önce H.A.’nın söylediğini, ancak H.A.’nın olayın "silahın yere düşerek patlaması" şeklinde anlatılmasını istediğini savundu. "Komşuları ile ortak arazi almışlar" Soruşturmadaki arazi iddialarına da yanıt veren S.U., söz konusu arazinin olaydan önce Abdullah Uslu ile H.A.’nın kızı A. tarafından ortak alındığını, hissenin yüzde 50’sinin Abdullah Uslu’ya, yüzde 50’sinin ise A.’ya ait olduğunu öne sürdü. S.U., H.A.’nın arazinin kendisiyle ortak alındığını söylemesinin nedeninin Abdullah Uslu’nun çocuklarının pay almasını engellemek olduğunu iddia etti. "Uslu’nun cep telefonu satılmış" Olaydan 15 gün sonra Marmaris’ten ayrıldığını, önce Mersin Tarsus’a, ardından Ankara’ya gittiğini anlatan S.U., bunun otobüs biletleri veya telefon kayıtlarından tespit edilebileceğini söyledi. Abdullah Uslu’ya ait cep telefonunun ise kendisinde olduğunu, oğlunun telefonunun bozulması üzerine cihazı ona verdiğini, oğlunun da daha sonra telefonu Samsun’da bir telefoncuya sattığını beyan etti. "Yuvarlak masada yemek yedik" S.U., olay yeri fotoğraflarında gösterilen dikdörtgen masa üzerinde yemek yemediklerini de savundu. Yemeğin şöminenin yanındaki yuvarlak masada yenildiğini belirten Uslu, dikdörtgen masanın normalde mutfakta bulunduğunu, dışarı nasıl getirildiğini ve üzerine yemeklerin nasıl konulduğunu bilmediğini söyledi. İfadelerde masa çelişkisi belirlendi. "Avukatını suçladı" Şüpheli S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat isterken, önceki avukatının kendisini yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Eski avukatının bu şekilde ifade vermesi gerektiğini aksi takdirde kendisinin ‘katil’ diye içeri atılacağını belirten S.U., "Bu sebeple avukatı müdafim olmaktan azlediyorum" dedi. S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat tahsis edilmesini istediğini, ek beyan vermek istediğini, mevcut avukatının kendisini yönlendirdiği için doğru ifade vermediğini beyan etti. "Derin suç şüphesi var" Marmaris’teki soruşturma kapsamında alınan şüpheli ve tanık ifadeleri, telefon inceleme tutanakları, teknik raporlar, kolluk tutanakları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildi. Şüpheliler H.A. ve S.U., hakkında kuvvetli suç şüphesinin oluştuğuna kanaat getirildi. Kararda, şüphelilerin soruşturma sürecinde verdikleri ifadelerin teknik raporlarla uyumlu olmadığı, S.U.’nun ifadelerinde değişiklikler bulunduğu ve bu nedenle inkar yönündeki savunmalara itibar edilmediği belirtildi. "İkisi tutuklu, ikisi adli kontrolde" Savcılık yeniden açılan dosyada Abdullah Uslu’nun eşi ev hanımı S.U., komşuları fırıncı E.A. ve eşi H.A. ile teknisyen yardımcısı Y.K.’yi gözaltına alarak yeniden ifadelerini aldı. Soruşturma çerçevesinde tutuklamalar geldi. 4 Mayıs 2026 itibarıyla S.U. ve H.A. tutuklandı. E.A. ve Y.K. adli kontrolle serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla işlem yapıldı. "Sonuç: Kaza değil, cinayet" Başlangıçta "alkollü kazası" olarak kapatılan dosya, delillerin yeniden değerlendirilmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı. Uzman raporları, adli tıp bulguları, iletişim kayıtları ve itiraflar bir araya geldiğinde, Abdullah Uslu’nun ölümünün basit bir kaza olmadığı, aksine güçlü şekilde cinayet şüphesi taşıdığı ortaya çıkartıldı. Marmaris’teki aydınlatılan olay, aradan geçen üç yıla rağmen dosyanın aydınlatılması ve adaletin tecellisi ettiğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
05 Mayıs 2026 Salı - 20:00
Bakan Fidan, Hollandalı mevkidaşı ile telefonda görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen ile telefonda görüştü. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, ikili ilişkiler ve Türkiye’de yapılacak olan NATO Zirvesi’nin hazırlıkları ele alındı.
05 Mayıs 2026 Salı - 19:56
Bakan Bak: "Hiçbir gencimizin emeğinin, azminin ve hayallerinin sahipsiz kalmasına izin vermeyiz"
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aydın Kuyucak’ta belediye tarafından mağdur edilen genç sporcuya destek olarak, "Hiçbir gencimizin emeğinin, azminin ve hayallerinin sahipsiz kalmasına izin vermeyiz" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Bak, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Aydın Kuyucak’ta belediye tarafından mağdur edilen genç sporcumuz Poyraz, Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğümüz bünyesinde görevlendirdiğimiz karate antrenörümüz eşliğinde çalışmalarını kesintisiz sürdürecektir. Hiçbir gencimizin emeğinin, azminin ve hayallerinin sahipsiz kalmasına izin vermeyiz. Ülkemizin her köşesindeki sporcularımızı en güçlü imkânlarla desteklemeye, onların yolunu açmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 19:54
Yıldırımhan balistik füzesine ilişkin animasyon görüntüleri yayınlandı
Yıldırımhan balistik füzesine ilişkin animasyon görüntüleri yayınlandı
17 Mart 2026 Salı - 12:11
Uzmanından uyarı: "Her adet ağrısı normal değildir; ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir"
Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir; özellikle şiddetliyse, yaşam kalitesini bozuyorsa ve ağrı kesicilere rağmen geçmiyorsa endometriozis mutlaka akla gelmelidir" dedi. Güven Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Nafiye Yılmaz, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, endometriozisin yalnızca adet sancısıyla sınırlı bir tablo olmadığını; ağrı, inflamasyon, yapışıklıklar ve doğurganlıkla ilgili sorunlara kadar uzanabilen çok yönlü bir hastalık olduğunu vurguladı. Yılmaz, endometriozisi, rahim iç dokusunun olması gereken yerin dışında; rahmin dış yüzeyinde, tüplerde, yumurtalıklarda, karın zarında, bağırsak veya mesane gibi organların üzerinde yerleşmesiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımladı. Bu dokuların her adet döngüsünde hormonal olarak etkilenmeye devam ettiğini belirten Yılmaz, karın içinde gerçekleşen bu sürecin inflamasyona, yapışıklıklara ve yoğun ağrıya yol açtığını ifade etti. "Her adet ağrısı normal değildir" Endometriozisin en sık gözden kaçan yönlerinden birinin, ağrının normal adet sancısı sanılması olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, özellikle genç yaşlarda başlayan ve yıllar içinde artan şiddetli adet ağrılarının önemsenmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, "Her adet ağrısı normal değildir. Kişiyi yatağa düşüren, günlük yaşamını aksatan, iş gücü kaybına yol açan, ağrı kesicilere rağmen geçmeyen ağrılar varsa bunun altında endometriozis olabilir" diye konuştu. Erken tanı çevre dokuları korur Hastalığın ilerleyici bir karakter taşıdığına dikkat çeken Yılmaz, erken tanının çevre dokuların korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Endometriozisin tanısında 3 ile 10 yıl arasında gecikmeler yaşanabildiğini ifade eden Yılmaz, bunun en önemli nedenlerinden birinin hastalığın farklı formlarda ortaya çıkabilmesi olduğunu belirtti. Noktasal odaklar, yumurtalıkta oluşan ve halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen kistler ya da daha derin yerleşimli nodüller nedeniyle bazı hastalarda tanının daha erken, bazılarında ise daha geç konabildiğini söyledi. Kadınların doğurganlığını da etkiliyor Yılmaz, endometriozisin yalnızca ağrıya neden olmadığını, aynı zamanda kadınların doğurganlığını da etkileyebildiğini kaydetti. Tüplerde yapışıklık ve tıkanıklıklara yol açabileceğini, yumurtalık rezervi ile yumurta kalitesini olumsuz etkileyebileceğini, rahim iç ortamını bozarak gebelik sürecini zorlaştırabileceğini anlatan Yılmaz, "Bu hastalık infertiliteye yol açabilir; ancak bu, her endometriozisi olan kadının kısırlık yaşayacağı anlamına gelmez. Hastalığın şiddeti, yerleşim yeri ve dokulara verdiği hasar burada belirleyicidir" şeklinde konuştu. İlişki sırasında derin ağrı, yoğun adet kanamaları, bağırsak ve mesane şikayetleri, bel ve bacağa vuran ağrılar gibi belirtilerin de endometriozise işaret edebileceğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, hastalığın bazı olgularda karın dışındaki alanlarda da görülebildiğini aktardı. Göğüs kafesi, sezaryen kesi hattı ya da daha önce yapılan ameliyat giriş yerlerinde bile endometriozis odaklarına rastlanabildiğini vurguladı. Öncelik ağrı mı doğurganlığın korunması mı? Tanı sürecinde en önemli unsurlardan birinin ayrıntılı hasta öyküsü olduğunu vurgulayan Yılmaz, muayene, ultrason, MR ve bazı kan testlerinden yararlanılsa da hiçbir tek yöntemin tek başına yeterli olmadığını belirtti. Özellikle hastanın şikayetlerinin döngüsel yapısı, yani adet dönemleriyle ilişkili artış göstermesi, tanıya giden yolda önemli ipuçları sunuyor. Tedavinin ise hastaya özel planlandığını söyleyen Yılmaz, burada temel sorunun hastanın önceliğinin ağrı mı yoksa doğurganlık mı olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İlaç tedavilerinin adet döngüsünü baskılayarak alevlenmeleri azaltabildiğini; yanıt alınamayan veya ileri evre hastalarda cerrahi seçeneklerin gündeme gelebildiğini ifade etti. Cerrahi planlanan ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen hastalarda ise doğurganlığın korunmasına yönelik bilgilendirmenin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yumurta ya da embriyo dondurma seçeneklerinin de bu süreçte değerlendirildiğini aktardı. Endometriozis tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine de dikkat çeken Yılmaz, kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının yanı sıra radyoloji, gastroenteroloji, genel cerrahi, üroloji ve gerektiğinde fizik tedavi uzmanlarının birlikte çalışmasının tedavi başarısını artırdığını belirtti.
17 Mart 2026 Salı - 11:49
13 yaşındaki obez köpek ’Kız’, yürüyüş yaparak zayıflıyor
Ankara’da yaşayan 13 yaşındaki obez köpek ’Kız’, sahibi Harun Efe ile yaptığı düzenli yürüyüşlerle zayıflıyor. Geçirdiği kaza sonrası kilo problemi yaşayan köpeği "Kız" için her gün düzenli yürüyüş yaptıran Harun Efe, bu anları sosyal medyada paylaşmasıyla yoğun ilgi gördü. Köpeğinin kilosunu azaltmak ve sağlıklı kalmasını sağlamak için yürüyüşleri aksatmadan sürdüreceğini belirten Efe, tüm zorluklara rağmen bakıma muhtaç hayvanlara ömrü boyunca sahip çıkmayı sürdüreceğini ifade etti. "Hayvanlar rahat etsinler diye arabamı satıp buranın mülkiyetini aldım" Köpeğinin geçirdiği kazanın ardından hareketsiz kalmasıyla birlikte kilo almaya başladığını belirten Harun Efe, "Kız’ım 13 yaşında ve 2019 yılında şanssız bir kaza yaşadı. Ben yokken sokaktaki çocuklar Kız’ıma vurmuşlar ve olay sonrası çapraz bağları koptu. Tedavisi uzun sürdü, ameliyatlarını yaptırdık. Ameliyatlarını yaptırdıktan sonra benim rahatsızlığım ortaya çıktı. Benim rahatsızlığım boyunca da köpeğim kimseyle yürümediği için hareketsiz kaldı. O süreç içerisinde hem ayağından dolayı hem de benim hastalığımdan dolayı Kız’ım kilo aldı. Yediği mamaların hepsi ölçülü. Hamur işleri veya başka yiyecekler yiyip kilo almadı. Hayvanlara boş bir dükkanda bakıyorum. Hayvanlar rahat etsinler diye arabamı satıp buranın mülkiyetini aldım "dedi. "Allah ömür verdiği sürece, hayvanlarıma her zaman bakacağım" Efe, hayvanlara baktığı alanın kısıtlılığı nedeniyle bakabildiği kadar hayvana sahip çıkabileceğini ifade ederek "Burada 40 tane kedi ve bir köpek var. Bu sürecin içerisinde bunların tedavileri var. Hayvanların içerisinde hasta olanlar var, engelli olan var. Hepsine bakmak gerçekten çok zor. Çünkü hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmek durumundayım. Birinin ayağında bir şey oluyor veya kiminin mantarı oluyor, hepsini fark etmek zorundayım. Maalesef imkanımız ve yerimiz kısıtlı olduğu için bakabildiğimiz kadar hepsine bakmaya çalışıyorum. Allah ömür verdiği sürece, hayvanlarıma her zaman bakacağım" diye konuştu. "Her yardım beni inanılmaz şekilde mutlu ediyor, yalnız olmadığımı hissediyorum" Köpeğiyle yaptığı yürüyüş videolarını sosyal medyada paylaşmasının ardından büyük ilgi gördüklerini aktaran Efe, "Kızıma sosyal medyadan inanılmaz bir ilgi var. İnsanlar Kızımı çok sevdiler, devamlı takip ediyorlar. Son 25 gündür hayvanseverler ufak tefek de olsa buraya yardım yaptılar. Buraya gelen her yardım hayvanlara gidiyor çünkü dediğim gibi çok masraflı, çok da meşakkatli bir iş ama elimizden ne geliyorsa hepsini yapmaya çalışıyorum. Hayvanlara yapılacak her yardım beni inanılmaz şekilde mutlu ediyor, yalnız olmadığımı hissediyorum" şeklinde konuştu.
17 Mart 2026 Salı - 11:31
Uzmanından uyarı: "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin"
Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, bayramda tüketilecek gıdalara ilişkin, "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin. Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastalarının tatlı tüketiminde daha dikkatli olmalıdır" dedi. Ramazan Bayramı dolayısıyla tüketilecek gıdalar ilişkin açıklamalarda bulunan Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran; bayramda sadece tatlı değil, tuzlu gıdalara da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Bayram ziyaretlerinde artan tatlı ve tuzlu ikramların sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Başaran, özellikle diyabet ve kolesterolü olan hastaların bu gıdaları dikkatli bir şekilde kullanması gerektiğini sözlerine ekledi. "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin" Bayram ziyaretlerinde tatlı tercihinin küçük porsiyonlarla sınırlı olması gerektiğini belirten Başaran, "Bayramda sadece tatlı değil, tuzlu ikramlara da dikkat edin. Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastalarının tatlı tüketiminde daha dikkatli olmalıdır. Tatlı tercihi küçük porsiyon ve süt bazlı hafif tatlılardan seçilmeli ve günde bir kez tüketilecek şekilde olmalıdır. Ayrıca tatlıların yürüyüş sonrasında tüketilmesi kan şekeri dengesi açısından daha sağlıklıdır. Zeytin, salamura ürünler, börekler ve işlenmiş gıdalar günlük tuz alımını hızla artırabilir. Hipertansiyon hastalarının tuzlu atıştırmalıkları sınırlaması, bol su tüketmesi ve gün içinde kısa yürüyüşler yapması önemlidir. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeninin ardından bayram sonrası eski alışkanlıklara hızlı dönüş, metabolizma üzerinde beklenmedik bir yük oluşturabiliyor. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve kolesterol yüksekliği gibi kronik rahatsızlıkları olan bireyler için bayram sofraları farkında olunmadan sağlık açısından riskli hale gelebiliyor" ifadelerini kullandı. "Özellikle diyabet hastaları, tatlı tüketiminde daha dikkatli olmadır" Bayram ziyaretlerinde sıkça duyulan ‘bir dilimden bir şey olmaz’ ifadesinin gün içinde fark edilmeden yüksek kalori ve şeker tüketimine yol açabileceğini vurgulayan Başaran, "Özellikle diyabet hastaları, yüksek trigliserid veya kolesterolü olan bireyler ile kalp ve damar hastaları tatlı tüketiminde daha dikkatli olmadır. Tatlı tercihi küçük porsiyon ve süt bazlı hafif tatlılardan seçilmeli ve günde bir kez tüketilecek şekilde olmalıdır. Ayrıca tatlıların yürüyüş sonrasında tüketilmesi, kan şekeri dengesi açısından daha sağlıklıdır. Zeytin, salamura ürünler, börekler ve işlenmiş gıdalar günlük tuz alımını hızla artırabilir. Hipertansiyon hastalarının tuzlu atıştırmalıkları sınırlaması, bol su tüketmesi ve gün içinde kısa yürüyüşler yapması önemlidir. Aşırı yemek kan basıncında artış, kalp hızında yükselme, hazımsızlık ve reflü gibi sorunlara yol açabiliyor. Bazı kişilerde ise göğüs ağrısı gibi şikayetler görülebiliyor. Bu yüzden özellikle diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalığı bulunan bireylerin ve ileri yaştaki kişilerin küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek yemeleri, yemek sonrası kısa yürüyüşler tercih edebilir" cümlelerine yer verdi. "Yüksek kolesterolü bulunan kişiler için günde 20-30 dakikalık yürüyüşler oldukça faydalıdır" Bayram ziyaretlerinin yalnızca yemekle sınırlı olmaması gerektiğinin altını çizen Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bayram aynı zamanda hareket etmek için iyi bir fırsattır. Özellikle diyabet hastaları, insülin direnci olan bireyler ve yüksek kolesterolü bulunan kişiler için günde 20-30 dakikalık yürüyüşler kan şekeri ve metabolik denge açısından oldukça faydalıdır. Önemli olan dengeyi korumaktır. Bayram sofralarında ölçülü davranmak kan şekeri dengesini korur, tansiyon yükselmelerini önler, kalp damar sistemini destekler ve sindirim sistemini rahatlatır. Bayramın keyfi sofranın büyüklüğünde değil, paylaşılan anların değerindedir. Sağlığınızı koruyarak geçirilen bir bayram, gerçek bir bayramdır."
17 Mart 2026 Salı - 11:28
Kadir Gecesi, Sincan’da dualarla idrak edildi
Sincan Belediyesi, 15 Temmuz Şehitleri Camii’nde Kadir Gecesi’ne özel bir program düzenledi. Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, dualarla idrak edildi. Sincan Belediyesi; rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı, ‘bin aydan daha hayırlı’ olarak kabul edilen Kadir Gecesi’ne özel bir program düzenledi. Vatandaşların yoğun katılımıyla 15 Temmuz Şehitleri Camii’nde gerçekleşen Kadir Gecesi özel programı, dualarla idrak edildi. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda; Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesi indirilmesinden dolayı, bu gecenin rahmet ve bağışlanma fırsatı olarak kabul edildiğinden söz edildi. "Sonsuz rahmet ve bağışlanmanın gecesi olan Kadir Gecesini hemşerilerimizle birlikte idrak ettik" Sincanlılar olarak, Ramazan ayını ve Kadir Gecesi’ni ibadetlerle geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Sonsuz rahmet ve bağışlanmanın gecesi olan Kadir Gecesini hemşerilerimizle birlikte idrak ettik. Rabbim tuttuğumuz oruçları yaptığımız ibadetleri kabul etsin. Bu mübarek gece, yüzü suyu hürmetine Rabbim bizlere sevdiklerimizle nice bayramlar nasip etsin inşallah, gecemiz mübarek olsun" ifadelerini kullandı. Kadir Gecesi özel programının ardından Başkan Ercan; cemaate kandil simidi, lokma ve sıcak çay ikramında bulundu.
17 Mart 2026 Salı - 11:28
Gölbaşı’nda Kadir Gecesi’nde dualar semaya yükseldi
Gölbaşı Belediyesi, Kadir Gecesi dolayısıyla Şafak Camii’nde Mevlid-i Şerif programı düzenledi. Vatandaşların yoğun katılım gösterdiği gece Kur’an-ı Kerim tilaveti, ilahiler ve dualarla ihya edildi. Ankara’nın Gölbaşı Belediyesi’nce, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin manevi atmosferini birlikte yaşamak amacıyla Şafak Camii’nde Mevlid-i Şerif programı düzenlendi. Okunan Kur’an-ı Kerim, ilahiler ve mevlid ile camiyi dolduran vatandaşlar duygu dolu anlar yaşadı. Ellerin semaya açıldığı gecede hocaların eşliğinde dualar edildi. Programın ardından vatandaşlara lokma ve şeker ikramında bulunuldu. Şafak Camii’nin yanı sıra ilçe genelindeki birçok camide de vatandaşlara lokma ve şeker dağıtımı yapıldı. "Aynı duada ve aynı manevi atmosferde buluşmanın mutluluğunu yaşadık" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Kadir Gecesi’nin manevi anlamına vurgu yaparak "Kadir Gecesi, rahmetin, mağfiretin ve bereketin yeryüzüne indiği, gönüllerin huzurla dolduğu müstesna bir gecedir. Bin aydan daha hayırlı olan bu mübarek gecede hemşehrilerimizle aynı sofrada, aynı duada ve aynı manevi atmosferde buluşmanın mutluluğunu yaşadık. Bu tür programlar, toplumumuzdaki birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını daha da pekiştiriyor. Hemşehrilerimizin bu güzel gecede bir araya gelmesi, dualarda buluşması bizim için çok kıymetliydi. Rabbim edilen duaları kabul etsin, ülkemize ve milletimize sağlık, huzur ve bereket nasip etsin" dedi. Programda; Kocatepe Camii İmam Hatibi Hafız Furkan Tıraşçı, Tasavvuf Musikisi Saanatçısı Esad Aydoğan, Kocatepe Camii Baş İmam Hatibi Mehmet Atıcı, Hacıbayram Camii eski İmam Hatibi İbrahim Meletlioğlu, Kur’an okuma yarışması dünya birincisi Hafız Ali Tel, Ankara Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu ve Mevlidhan Mustafa Akbaş yer aldı.
17 Mart 2026 Salı - 11:25
Pursaklar Belediyesi’nden Kadir Gecesi’nde gönülleri ısıtan sürpriz
Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu sahaya yansıtan Pursaklar Belediyesi, Kadir Gecesi’nde camilere gelen çocuklara sürpriz yaparak ayakkabılarına bıraktığı hediyelerle yüzlerde tebessüm oluşturdu. Pursaklar Belediyesi, Ramazan ayının manevi atmosferine anlam katan güzel bir etkinliğe imza attı. Kadir Gecesi dolayısıyla camilere gelen çocukları unutmayan belediye ekipleri, miniklere sürpriz yapmak için özel bir çalışma gerçekleştirdi. Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, çocukların mutluluklarına ortak olmak adına ilçedeki camileri tek tek gezerek miniklerin ayakkabılarını içine çeşitli hediyeler bıraktı. Camiden çıkan minikler, ayakkabılarının içinde buldukları sürprizlerle büyük sevinç yaşadı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, aileler tarafından da takdirle karşılandı. "Çocuklarımızın, Ramazan’ı ve Kadir Gecesi’ni böylesine güzel hatıralarla anımsaması bizim için çok kıymetli" Kadir Gecesi’nde camilere gelen çocukları için sürpriz hediyeler hazırladıklarını Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Kadir Gecesi’nde camilerimize gelen çocuklarımızın kalbine küçük bir dokunuş yaparak, onların ayakkabılarına bıraktığımız küçük hediyeleri büyük bir sevince dönüştürdük. Belki küçük bir hediye ama o an çocuklarımızın kalbinde oluşan mutluluk, bizim en büyük kazancımızdır. Çocuklarımızın, Ramazan’ı ve Kadir Gecesi’ni böylesine güzel hatıralarla anımsaması bizim için çok kıymetli. Biz de bu anlayışla, özellikle çocuklarımızın kalbine dokunan projeler üretmeye devam edeceğiz. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin, tüm çocuklarımızın yüzü her zaman gülsün" dedi.
17 Mart 2026 Salı - 11:13
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "Her daim çocuklarımızın yanında olmaya devam edeceğiz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, devlet korumasındaki çocuklarla bir araya geldiği iftar programında "Biz devlet olarak her daim çocuklarımızın yanında olmaya, onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz" dedi. Sincan’daki bir restoranda esnaf girişimiyle devlet korumasındaki çocuklar için düzenlenen iftar programına Bakan Göktaş’ın yanı sıra TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir ile bazı sosyal medya içerik üreticileri katıldı. Bakan Göktaş ve beraberindekiler, 7-17 yaş aralığında koruma altındaki 100 çocukla birlikte ocakbaşını deneyimledi. Mustafa Varank’ın iftar programını kastederek ‘Sizce bu örnek olabilir mi?’ sorusu üzerine Bakan Göktaş, "Örnek bir davranış. Bu iyiliği yaygınlaştırmamız lazım. Bu işlerde bereket vardır. Bu masaları çocuklarla paylaşmak bereket getirir" dedi. Bakan Göktaş, eskiden koğuş tipi bir ortamda çocukların devlet koruması altında tutulduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlayış değişti. Ev tipinde çocuklar bir abla eşliğinde adeta ev sıcaklığında devlet koruması altında büyüyorlar. Onlara her türlü destek her türlü imkan da sağlamaya devam ediyoruz. Hem şimdi hem de mezun olduktan sonra onları yalnız bırakmıyoruz. Kamu kurumlarına atamalarını gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Devlet koruması altında 15 bin 327 çocuğun bulunduğu anlatan Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bunun haricinde de ailelerinin yanında destek olduğumuz 180 bin kadar çocuğumuz var. Biz çocuklarımıza sadece kuruluş bakımında destek olmuyoruz kuruluştan çıkan çocuklarımızın akademik becerilerine destek olmaya devam ediyoruz. Evlilik yolunda da destek oluyoruz. Bu çocuklarımız milletimize emanet. Biz devlet olarak her daim çocuklarımızın yanında olmaya, onlara her türlü desteği vermeye devam edeceğiz." Bakan Göktaş, bu tür buluşmaların örnek olması gerektiğini aktararak, "Bütün Türkiye’ye yaygınlaştırılacak örnek bir model. Bu güzel girişim için herkese teşekkür ediyorum. Bereketli olsun inşallah" açıklamasında bulundu.
17 Mart 2026 Salı - 11:12
Pursaklar Belediye Başkanı Çetin, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında buluştu
Ankara’nın Pursaklar Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleşen programda Başkan Ertuğrul Çetin, şehit aileleri ve gazilerle iftar sofrasında bir araya geldi. Ramazan ayının manevi ikliminde, şehit aileleri ve gazilerle anlamlı bir iftar programında; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Selim Yurdakul, Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, İlçe Kaymakamı Üzeyir Aziz Özeren, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, BBP Ankara İl Başkanı Hamza Kurt, Ak Parti İlçe Başkanı İbrahim Kopan, MHP İlçe Başkanı Veysel Yıldırım ve TÜGŞAV Genel Başkanı Lokman Aylar ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. "Aziz Şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimiz ile birlikte iftarımızı yaptık" Şehit aileleri ve gazilerin milletin en kıymetli emanetleri olduğunu vurgulayan Belediye Başkanı Çetin, "Aziz Şehitlerimizin kıymetli aileleri ve gazilerimiz ile birlikte iftarımızı yaptık. Bugün burada, aynı sofrada oruç açmanın manevi coşkusunu hep birlikte yaşadık. Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve dayanışmamızı daim eylesin. Sizler bizim için her zaman baş tacısınız, şehitlerimizin emanetleri ve gazilerimiz, milletimizin gururu olmaya devam edecektir. Pursaklar Belediyesi olarak, her zaman şehit ailelerimiz ve gazilerimizin yanında olacağız" dedi. İftar programı boyunca masaları tek tek gezen Başkan Ertuğrul Başkan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ve beraberindeki heyetler, şehit aileleri ve gazilerle yakından ilgilendi.
17 Mart 2026 Salı - 11:11
Bakan Ersoy: "16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınmış olan, 16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz. Çiniler, Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alınmıştır" dedi. Ramazan ayında açılan "Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler" sergisi, Osmanlı’nın kutsal beldelere hizmet anlayışını ve asırlardır taşınan emanet bilincini yeniden gündeme taşıdı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Rami Kütüphanesi’nde kutsal emanetler, Kabe örtüleri, Kur’an-ı Kerim nüshaları ve seçkin eserlerin yer aldığı sergiyi ziyaret etti. Sergiyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Ersoy, Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınan iki adet 16’ncı yüzyıl İznik çinisinin yeniden Türkiye’ye kazandırıldığını ifade ederek, sürecin çok yönlü bir iş birliğiyle sonuçlandığını vurguladı. Londra Büyükelçiliği’nin yoğun çabaları ile İznik çinilerinin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını belirten Ersoy, "Bu özel sergi vesilesiyle bir müjdeyi de sizlerle paylaşmak isterim. Sultanahmet Camii ve Rüstem Paşa Camii’nden çalınmış olan, 16’ncı yüzyıla tarihlenmiş iki adet İznik çinisinin ülkemize iadesini sağlamış bulunuyoruz. Çiniler, Ankara Etnografya Müzemizde muhafaza altına alınmıştır. Söz konusu eserler İngiltere’de bir müzayede evinde satışa sunulmak üzereyken Bakanlığımız ile İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarımızın koordinasyonunda yapılan girişimler neticesinde müzayededen çekilmiş; çinileri elinde bulunduran kişi eserleri ülkemize iade etmeyi kabul etmiştir. Londra Büyükelçiliğimizin yoğun çabaları, Londra Metropolitan Polisi ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, bu eserlerin Sultanahmet ve Rüstem Paşa camiilerine ait olduğunu bilimsel verilerle ortaya koyan uzmanlarımız bu güzel sonucu elde etmemizi sağlamıştır. Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘Yapay Zeka Destekli Kültür Varlığı Tanımlama Projesi’ kapsamında, kaçakçılığa konu ülkemiz kökenli kültür varlıklarının internet ortamında taranması ve arşivlenmesine yönelik olarak kullanılan ‘TraceArt’ sisteminden yararlandığımızı da özellikle vurgulamak isterim" diye konuştu. "Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethiyle birlikte Osmanlı sultanları yeni bir unvan daha kullanmaya başlamışlardır" Osmanlı sultanlarının Haremeyn’e duyduğu bağlılığın yalnızca siyasi bir unvanla değil, güçlü bir edep, hizmet ve medeniyet anlayışıyla şekillendiğini vurgulayan Ersoy, "Cennetmekan Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır’ı fethiyle birlikte Osmanlı sultanları yeni bir unvan daha kullanmaya başlamışlardır: ‘Hadimü’l-Haremeyn’. Mekke ve Medine’nin Hizmetkarı olarak ifade edebileceğimiz bu unvan; Osmanlı Devleti gibi üç kıtaya hükmeden, coğrafyaları şekillendiren, taç dağıtan bir kudreti yöneten insanların Allah’ın dini, peygamberi ve kıblesi söz konusu olunca çizdikleri aşılmaz had ve edep sınırını göstermesi açısından son derece değerlidir. Ecdadımız; Peygamber Efendimiz aracılığıyla İslam’ın insanlığa tebliğinin başladığı ve dünyaya yayıldığı, mukaddes Kabe’nin bulunduğu topraklara hizmetkar olmayı bütün hükümdarlıklardan üstün tutmuştur. Bu şiarı hizmete dönüştürerek asırlarca yaşatmışlar; söz konusu hizmetleri vakıflar eliyle kurumsallaştırarak kendilerinden sonrasını da güvence altına almış, sürekliliği tesis etmişlerdir" ifadelerini kullandı. "Osmanlı padişahları uzun hac yolculuklarına bizzat çıkamasalar da ibadetlerini vekaleten yerine getirmiş" "Osmanlı padişahları uzun hac yolculuklarına bizzat çıkamasalar da ibadetlerini vekaleten yerine getirmiş; o kutlu topraklara ve Kâbe’ye duydukları hasret Osmanlı sanatına aksetmiştir" diyen Ersoy, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "Kitaplara, çinilere ve tablolara nakşedilen Kabe tasvirleri bunun en zarif örnekleridir. Daha da anlamlı bir şekilde, Kabe’nin birebir maketini yaptırarak hazırlattıkları kıymetli örtüleri bu maketin üzerine örttürmüş ve onu seyrederek manevi bir yakınlık tesis etmişlerdir. Mukaddes emanetler de işte bu derin saygı ve sevginin aşılmaz muhafızlığı altında bizlere ulaşmıştır. Her biri manevi hasret çekenlerin, vuslatı bekleyenlerin sabır ve huzur kapısıdır. Bugün İstanbul Türbeler Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi koleksiyonlarında muhafaza edilen kutsal emanetler ve Ramazan ayında ziyarete açılan Sakal-ı Şerif, işte bu köklü geleneğin yaşayan temsilcileridir. Bizler, Kur’an ayı Ramazan’ı vesile kılıp bu kadim hürmeti ve yüksek medeniyet şuurunu bir kez daha insanımızla paylaşmak istedik. ‘Osmanlı Sultanlarının Sevdası: Kutsal Emanetler’ sergisi bu amaçla hazırlandı. Burada, müze koleksiyonlarımızdan seçilen 57 kıymetli eserle birlikte, geleneğe gönderme yapan temsili bir Kabe canlandırmasına da yer verdik. Temennimiz odur ki geçmişe bir yolculuk yapmamıza, geleneklerimize sinmiş değerlerimizi hatırlamamıza, onları anlamaya ve daha derin, daha dolu yaşamamıza vesile olsun. Unutmayalım ki nesnede saklı olan mana esastır. Kutsal Emanetler; imanın, ihlasın, takvanın birer hafızasıdırlar. İnşallah dünya döndükçe bizim manevi hafızamızı diri tutmaya, anlatmaya, anlamamıza vesile olmaya devam edeceklerdir. Göreve geldiğimiz günden itibaren tarihi eser kaçakçılığına karşı attığımız kararlı adımlar, inşa ettiğimiz güçlü uluslararası iş birliği ağı bir kez daha sonuç vermiş ve bizim olan bize döndürülmüştür. Emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Varisi olduğumuz her bir eserimizin ait olduğu topraklara, asli sahibi olan milletimize iadesini sağlayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz."
17 Mart 2026 Salı - 10:58
Uzmanından uyarı: "3 günde 1 haftalık kalori almak mümkün"
Ramazan ayı sürecinde midenin farklı bir metabolik süreç yaşarken bayram sofraları ile zorlanabildiğini söyleyen Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, "3 günde 1 haftalık kalori almanın mümkün olabileceği gibi ciddi sağlık sorunları da beraberinde gelir; her yıl bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerine ani tansiyon ve kan şekeri yükselmeleri, mide ağrısı ve hazımsızlık, safra kesesi atakları ile şiddetli reflü ve mide yanması şikayetleriyle başvurular artmaktadır’ dedi. Ramazan ayı boyunca değişen öğün düzeni ve uzun açlık saatleri, vücudun metabolik dengesini farklı bir ritme alıştırırken, bayramın gelmesiyle birlikte sofraların bir anda çeşitlenip, porsiyonların büyümesi ve gün boyu süren ikramların devreye girmesi hastalıkları da beraberinde getirebiliyor. Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, bu geçiş süreci doğru yönetilmezse sağlık açısından bazı risklerin ortaya çıkabileceğini belirterek "Özellikle tatlılar, hamur işleri, kırmızı et ağırlıklı yemekler ve sık yapılan ikramlar hareketsizlikle birlikte günlük enerji alımını ciddi şekilde artırabilir. 3 günde 1 haftalık kalori almanın mümkün olabileceği gibi ciddi sağlık sorunları da beraberinde gelebilir. Her yıl bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerine ani tansiyon yükselmeleri, kan şekeri yükselmesi, mide ağrısı ve hazımsızlık, safra kesesi atakları, şiddetli reflü ve mide yanması şikayetleriyle başvurular artmaktadır. Uzun süren açlık döneminden sonra bir anda ağır, yağlı ve porsiyonu büyük öğünler tüketmek özellikle mide ve safra sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Ayrıca fazla tuzlu ve yağlı besinler tansiyon hastaları için risk oluşturabilirken, şerbetli tatlılar diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir" ifadelerini kullandı. Bayramı daha rahat geçirmek için 5 öneri Ramazan boyunca sindirim sistemi daha küçük porsiyonlara ve belirli saatlere alışmışken bayram sabahı yapılan ağır kahvaltılar ve gün içinde arka arkaya tüketilen tatlıların mideyi zorlayabileceğini hatırlatan Doğan bayram dönemini daha rahat geçirmenizi sağlayacak 5 öneriyi şöyle sıraladı: "Güne hafif bir kahvaltıyla başlayın. Bayram sabahında kızartmalar, sucuk, kavurma gibi ağır besinler yerine peynir, zeytin, sade yumurta, tam tahıllı ekmek ve sebzelerden oluşan dengeli bir kahvaltı tercih etmeye çalışın. Tatlı tüketiminde ölçülü olun. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edebilir veya porsiyonlarınızı küçültebilirsiniz. Aynı gün içinde kendinize bir porsiyon tatlı tüketimi esnekliği sağlayarak dengede kalmaya özen gösteriniz. Porsiyonları küçültün. Bayram ziyaretlerinde her ikramdan küçük miktarlarda tatmak, toplam kalori alımını kontrol etmeye yardımcı olur. İkramlar arasında mutlaka 2 saat olmasına özen göstermeye, doyduğunuz noktada bedeninizi zorlamamaya dikkat ediniz. Su tüketimini artırın. Ramazan sonrası sıvı alımının yeniden düzenlenmesi gerekir. Gün boyunca yeterli su içmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de aşırı yeme isteğini azaltır. Ziyaretlerde ikram edilen çay ve kahve vücudunuzun su gereksinmesini daha da arttırabilmektedir, gün içinde 5 kupadan daha fazla çay ve kahve içmemeye özen gösteriniz. Hareket etmeyi ihmal etmeyin. Bayram ziyaretleri arasında yapılacak kısa yürüyüşler kan şekeri ve sindirim sistemi için oldukça faydalıdır." Bayramın keyfi dengeyle çıkarılabilir Porsiyon kontrolü ve öğün düzeni korunduğu sürece bayramın sağlık sorunu yaşanmadan geçirilebileceğinin altını çizen Doğan, "Bayram sofraları kültürümüzün en keyifli ve paylaşım dolu anlarından biridir. Önemli olan bu sofraların tadını çıkarırken dengeyi koruyabilmektir. Küçük porsiyonlar, dengeli seçimler ve biraz hareket sayesinde hem bayramın keyfi çıkarılabilir hem de sağlık korunabilir. Unutulmamalıdır ki bayram yalnızca sofraların değil; paylaşmanın, ziyaretlerin ve birlikte geçirilen güzel anların bayramıdır" açıklamasında bulundu.
17 Mart 2026 Salı - 10:57
Beypazarı’nın yöresel lezzetleri bayram sofralarını süslemek için hazırlanıyor
Ankara’nın Beypazarı ilçesinin meşhur 80 katlı baklavası ve Beypazarı yaprak dolması, bayram sofralarını süslemek için hazır bekliyor. Ankara’nın Beypazarı ilçesinde Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte baklava ve yaprak sarması siparişlerinde yoğunluk yaşanıyor. İlçenin meşhur 80 katlı baklavası ve Beypazarı yaprağından yapılan yaprak dolmalarına Türkiye’nin dört bir yanından ilgi yağıyor. Bu kapsamda Kınalı Eller Kadın Kooperatifi’nde yöresel lezzetler bayram sofraları için hazırlıkları sürüyor. "Beypazarı baklavasının özelliği anne baklavası olması" Kooperatifin Yönetim Kurulu Başkanı Serpil Deniz, baklavanın sırrının anne usulü ve cevizli olduğunu belirterek, "Beypazarı baklavasının özelliği anne baklavası olması. En önemli püf noktası bu. Biz cevizli yaparız, nişasta kullanmayız. En önemli özelliklerinden bir tanesi taş fırında pişmesi. Usul usul, fısıl fısıl pişer. Defalarca fırının başına gelip kapatır. Tekrar onun beklemesini alırız biz ve en önemlisi 80 katlı, yemesi pek tatlı olur" ifadelerini kullandı. "Yaprak sarmasının o lezzeti yapraktan gelir" Beypazarı’nın bir diğer meşhur lezzetinin yaprak dolma olduğunu aktaran Deniz, "Beypazarı’nın yaprak sarmasının o lezzeti yapraktan gelir. Mayhoştur, incecik, damarsız yaprağımızın ve anne lezzetinin birleşmesiyle çok lezzetli, mayhoş bir yaprak dolmamız olur. Dolma olarak coğrafi işaretini aldık biz Beypazarı dolmasında" diye konuştu. "En önemlisi de siparişlerden sonraki beğeni" Siparişlerinin Ramazan ayı dolayısıyla yoğun olduğunu dile getiren Deniz, şu ifadeleri kullandı: "Siparişlerimiz çok yoğun. Çok güzel siparişlerimiz var. En önemlisi de siparişlerden sonra o beğeni, o memnuniyet. İşte ‘ben bunu yedim annemin baklavası gibiydi, annemin sarması gibiydi. Ya da ben çok uzaktayım, memleketimden uzağım ama sizin gönderdiğiniz baklavalarla, yapraklarla işte oralara gelmiş oldum’, bunlar bize çok mutluluk veriyor, huzur veriyor ve bizi daha da kamçılıyor."
17 Mart 2026 Salı - 10:52
Ankara’da devrilen kamyonet güvenlik kamerasına yansıdı
Ankara’nın Çankaya ilçesinde bir kamyonet, yokuş yukarı çıkarken sürücüsü hızı ayarlayamayınca devrildi. Kazada sürücü hafif yaralandı. Kazayla ilgili güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı. Olay, Bülbüldere Caddesi, Hacıyolu Sokak’ta meydana geldi. Çevredekilerin iddiasına göre, yokuştan yukarı doğru çıkmaya çalışan kamyonet, hızı ayarlanamadığı için devrildi. Devrilen kamyonet, arkasındaki otomobilin ve yanındaki binanın korkuluklarını ezdi. Kamyonet sürücüsünün hafif şekilde yaralandığı kazada, kazaya karışan araçlarda maddi hasar meydana geldi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Hafif şekilde yaralanan kamyonet sürücüsü hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili inceleme başlatıldığı öğrenildi. Çevredeki vatandaşlar, özellikle kışın Hacıyolu Sokağı’nda sıklıkla kaza meydana geldiğini ve yetkililerin bu duruma bir çözüm bulması gerektiğini belirtti. Güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, kamyonetin yokuş yukarı çıkarken hızını ayarlayamadığı, çevredekilerin iddiasına göre ise de kamyonetin içindeki yükün arka kısma doğru yığılmasından ötürü devrildiği belirtildi. Kazada kamyonet sürücüsü hafif yaralanırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder