Yerel Haberler
Ankara
The AI Awards 2026’nın kazananı Quick Sigorta oldu 14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:05:56 Yapay zekayı bir risk unsuru olmaktan çıkarıp kurumsal bir yetkinliğe dönüştüren Quick Sigorta ile teknoloji çözüm ortağı Virgosol, The AI Awards 2026’da dünya devlerini geride bıraktı. Quick Sigorta ve dijital ürün kalitesi alanında dünya standartlarında ürünler geliştiren Virgosol, yapay zeka çıktılarının risk yönetimi üzerine kurguladıkları yenilikçi ekosistemle küresel bir başarıya imza attı. Dünyanın en prestijli teknoloji ödülleri arasında gösterilen The AI Awards 2026 kapsamında, "Best Ethical Risk Management in AI Output" kategorisinde birincilik ödülünü kazanan ikili, sigortacılıkta dijital dönüşümün etik ve güvenli sınırlarını da öne çıkardı. 21 Nisan 2026 tarihinde Londra’da düzenlenen bir törenle sahiplerini bulan bu ödül, yapay zekayı bir verimlilik aracı olarak görmenin yanı sıra denetlenebilir bir mühendislik disiplini olarak kurgulayan projeye verildi. Yapay zeka risk olmaktan çıkıp kurumsal yetkinliğe dönüştü Sigorta sektöründe yapay zekanın yaygınlaşması, veri gizliliği ve regülasyonlara uyum noktasında yeni meydan okumaları beraberinde getiriyor. Quick Sigorta ve Virgosol tarafından hayata geçirilen model, RabbitQA ve Loadmance ürünlerini kullanarak bu zorluklara yapısal bir yanıt sunuyor. Projenin temel taşlarını oluşturan yenilikçi adımlar kapsamında, sentetik veri üretimi ile test süreçlerinde gerçek müşteri verisi kullanma ihtiyacı tamamen ortadan kaldırılarak tüm veriler doğrulanabilir biçimde üretildi. Yapay zeka çıktı kontrol katmanı sayesinde modellerin ürettiği sonuçlar güvenilirlik, yanlılık ve uyumluluk kriterleri doğrultusunda sürekli olarak denetlendi. Etik yük üretimi ve yapay zeka destekli performans testleri aracılığıyla gerçek kullanıcı davranışları hiçbir kişisel veriye dokunulmadan simüle edilerek sistemlerin stres altında doğrulanması sağlandı. Bu disiplinli yaklaşım sonucunda veri sızıntısı riski sıfıra indirilirken, uyum ve denetim süreçlerinde hız ve güven artışı elde edildi. Kazanılan uluslararası başarının ardından değerlendirmelerde bulunan firmanın Genel Müdürü Eyüp Özsoy, şunları ifade etti: "Sigorta sektöründe güven, en kritik sermayemizdir. Yapay zeka teknolojilerini bu güveni zedeleyen bir risk unsuru olmaktan çıkarıp denetlenebilir ve yönetilebilir bir kurumsal yetkinliğe dönüştürmek, en stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Virgosol ile geliştirdiğimiz bu model, etik yapay zekanın bir prensip beyanı olmanın ötesine geçerek sahada karşılık bulan somut bir standart haline geldiğini kanıtlıyor. Uluslararası bir platformda bu yaklaşımın karşılık bulması, doğru yönde ilerlediğimizin güçlü bir göstergesidir." Mühendislik disiplini ile tescillenen vizyon Virgosol Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Miraç Emektar ise projenin stratejik derinliğini şu sözlerle vurguladı: "Bu ödül, sigorta sektöründe etik yapay zekâ kavramını söylem düzeyinden çıkarıp operasyonel bir gerçekliğe dönüştürmek için Quick Sigorta ile birlikte yürüttüğümüz çalışmanın uluslararası tescili. Sentetik veri yaklaşımıyla gerçek müşteri verisine ihtiyaç duymayan, çıktıları denetlenebilir ve regülasyonlara tam uyumlu bir test ekosistemini birlikte kurgulayabildiğimiz Quick Sigorta ekibine, gösterdikleri vizyon ve mühendislik disiplini için teşekkür ederiz."
14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:01 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yaklaşık 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’de ortanca yaşın 2025 yılında 34,9’a çıktığını ifade ederek, "Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız ve bu hızlı bir yaşlanma" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Aile ve Nüfus Politikaları II: Yaşlı Bakım Modelleri Çalıştayı’na katıldı. Yılmaz, Türkiye’de demografik yapının önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini, yaşlı nüfustun toplam nüfus içindeki oranının her geçen yıl arttığını aktararak, "2000 yılında bu oran yüzde 5,7. 2023 yılında ise 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10’u aştı. Bu da uluslararası bir ölçüt. Bir toplumda 65 yaş üstü nüfus toplam nüfusun yüzde 10’unu aşıyorsa artık o topluma yaşlı bir toplum deniyor. Dolayısıyla Türkiye ilk defa 2023 yılında bu eşiği aşmış oldu. Projeksiyonlara baktığımızda gelecekte bunun daha da artacağını görüyoruz. 2025 yılında bu oran 11,1’e yükselmiş durumda. 2020 yılında 7 milyon 954 bin kişi 65 yaş üstündeyken, 2025 yılında bu sayı 9 milyon 583 bin kişiye ulaşmış durumda" diye konuştu. TÜİK nüfus projeksiyonlarına göre demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam etmesi halinde gelecek dönemde yaşlı nüfusunun daha da artacağına dikkati çeken Yılmaz, mevcut eğilimlerin devam ettiği taktirde 2030 yılında yaşlı nüfus oranının 13,5’e, 2040 yılında 17,9’a, 2060’da yüzde 20’ye, 2080’de 33,4’e ve 2100 yılında 33,6’ya yükseleceğini öngördüklerini söyledi. "Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız" Nüfusun yaşlanmasıyla ilgili önemli göstergelerden bir tanesinin de ortanca yaş olduğunu dile getiren Yılmaz, 2000 yılında 24,8 olan ortanca yaşın 2025 yılında ise 34,9’a çıktığını söyleyerek, "25 yılda nüfusumuz 10 yıl yaşlanmış. Aşağı yukarı 2,5 yılda bir yıl yaşlanan bir nüfusla karşı karşıyayız. Bu hızlı bir yaşlanma ve bunun altını çizmemiz lazım. TÜİK tahminlerine göre mevcut eğilim devam ederse 2030 yılında bu ortalama 37,1’e, 2040 yılında 41,4’e, 2060 yılında 48’e, 2080 yılında 51,5’ ve 2100 yılında 52,2’ye ulaşacak" ifadelerini kullandı. "Yaklaşık 1 milyon 800 bin yaşlı tek başına yaşıyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, TÜİK verilerine göre yaşlıların önemli bir bölümünün ya tek başına ya da sadece eşiyle yaşadığına dikkati çekerek, "En az bir yaşlı fert bulunan yaklaşık 7 milyon 46 bin hanemiz var. Yaklaşık 1 milyon 800 bini tek başına yaşayan yaşlılar. Özellikle tek başına yaşayan yaşlı sayısındaki artış, yerinde yaşlanma yaklaşımını çok önemli hale getirmekte; evde ve toplum temelli bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Bizim yaşlılığa bakışımız farklı. Biz yaşlıları hiçbir zaman bir yük olarak görmüyoruz. Toplumumuz için bir varlık olarak görüyoruz ve gelecek nesiller için yaşlılarımız bir birikimi temsil ediyor" açıklamasında bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile TÜİK’in Türkiye’nin yaşlı profiline yönelik gerçekleştirdiği saha araştırmasına da değinen Yılmaz, "Burada bireylerimizin yaşam koşullarına, bakım ihtiyaçlarına ve sosyal hayata katılımlarına ilişkin kapsamlı veriler elde edildi. İleri yaş döneminde yaşam tercihleri 65 yaş ve daha yukarı yaştakiler için incelendiğinde; bu kişilerin yaklaşık yüzde 52’si evde bakım hizmeti görmek istiyor. Yaklaşık yüzde 30’u da oğlunun, kızının yanında kalmak istiyor. Sadece yüzde 5,1’i huzurevine gitmek istiyor. Yaşlı nüfusumuzun tercihini esas alacaksak tercih çok net, huzurevi son çare" diye konuştu. "Kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılını ‘Yaşlılar Yılı’ ilan etmesiyle beraber yaşlılık politikalarına yönelik çalışmaların kapsamlı bir dönüşün sürecine girdiğini söyleyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Aynı dönemde gerçekleştirilen I. Yaşlılık Şûrası ile birlikte yaşlılık meselesi; bakım hizmetlerinden aktif yaşlanmaya, sosyal destek mekanizmalarından yaşlı haklarına kadar geniş bir çerçevede ele alınmaya başlanmıştır. 2025 yılının ‘Aile Yılı’, 2026-2035 döneminin ise ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte, yaşlılık politikaları da nüfus ve aile yapısı, demografik dönüşüm ve toplumsal dayanışma perspektifiyle gündemimizde ön sıralardadır. AK Parti Hükümetimizin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren yaşlılık politikaları farklı yaşlı gruplarının ihtiyaçlarını dikkate alan, hak temelli ve bütüncül bir yaklaşımla geliştirilmiş; hizmet modelleri çeşitlendirilerek yaygınlaştırılmıştır. Bu doğrultuda yaşlı bireylere yönelik yürütülen çalışmalar; yaşlılarımızın aileleriyle birlikte, kendi yaşam çevrelerinde ve aktif yaşlanma anlayışı doğrultusunda hayatlarını sürdürmelerini esas almaktadır. Kurumsal bakım hizmetleri alanında son yıllarda önemli kapasite artışları sağlanmış olup, bugün kamu ve özel sektör dahil yaklaşık 30 bin yaşlı vatandaşımıza kurumsal hizmet sunulmaktadır." "2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır" Evde bakım yardımıyla 100 bini aşkın yaşlı bireye destek sağlandığını kaydeden Yılmaz, "Gündüzlü Bakım ve Aktif Yaşam Merkezleri aracılığıyla yaşlı vatandaşımızın sosyal hayata katılımını destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. 2026 yılı itibarıyla 42 merkezde yaşlı bireylere hizmet sunulmaktadır. 2016 yılında başlatılan Yaşlı Destek Programı (YADES) kapsamında ise yerel yönetimlerin yaşlılara yönelik hizmet kapasitesi güçlendirilmiş; evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyetler bütüncül bir yapıda sunulmuştur. Bu program kapsamında 105 milyon lirayı aşan finansman desteği yerel yönetimlere proje bazlı olarak sunulmuş, 123 proje uygulanmış ve yaklaşık 165 bin yaşlı vatandaşımız istifade etmiştir" dedi.
Sincan’a ikinci bebek kütüphanesi geliyor
05 Mart 2026 Perşembe - 12:27 Sincan’a ikinci bebek kütüphanesi geliyor İlçeye 8 kreş, 7 anne çocuk oyun evi kazandıran Sincan Belediyesi, ikinci bebek kütüphanesini hizmete açmak için gün sayıyor. Sincan Belediyesi, 0-3 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine yönelik bir projeyi daha hayata geçiriyor. İlki Atatürk Mahallesi’nde 2020 yılında hizmete giren bebek kütüphanesinin ikincisi Akşemsettin Mahallesi’ne yapılıyor. Bebek kütüphanesinde minikler eğlenceli ve öğretici etkinliklerle hem keyifli vakit geçirecek hem de gelişimlerine katkı sağlayacak. Yeni bebek kütüphanesi de ilki gibi 0-3 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine hizmet verecek. Anneler çocuklarıyla birlikte bebek kütüphanesine giderek, öğretmenler eşliğinde eğitici ve öğretici etkinliklere katılabilecek. Modern ve güvenli bir şekilde tasarlanan kütüphanede yaş gruplarına uygun kitaplar, materyaller, oyun alanları, oyuncaklar yer alacak. Öğretmenler eşliğinde düzenlenecek programlarla minikler eğlenerek öğrenecek. Akranlarıyla iletişim kuran çocukların dil ve konuşma becerileri gelişecek. Çeşitli atölyelerle ince ve kaba motor becerileri gelişecek. Yeni bebek kütüphanesi hem çocukların kitaplarla erken yaşta bağ kurmasına katkı sağlayacak hem de anneler sosyal hayata daha aktif katılım sağlayacak. Bebek kütüphanesinde anneler için de etkinlikler, çeşitli söyleşiler düzenlenecek. Aile danışmanlık hizmetiyle anneler, aile ve çocukla ilgili sorunları uzman psikologlarla birebir görüşebilecek.
Bakan Memişoğlu: "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz"
05 Mart 2026 Perşembe - 12:23 Bakan Memişoğlu: "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Yerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz. Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tıbbi cihaz sektörü temsilcileriyle iftar yemeğinde bir araya geldi. Programda konuşan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde iyi bir noktada olduğunu anlatarak, "Çevresinde birçok ateş çemberiyle birçok çatışmanın ve huzursuzun olduğu bir yerde gerçekten vaha gibi, çatışmanın olmadığı ve öngörülebilir bir ülkeyiz şu anda. Demokratik bir ülkeyiz. O nedenle dünyanın şu andaki kargaşasındaki bu durumdan böyle stabil olan, öngörülebilen, demokrasi içinde olan ve sağlık çalışanıyla, altyapısıyla dünyaya örnek olabilecek bir ülkede çok iyi şeyler yapabiliriz. Dünyanın bugün yatırımcı kuruluşları Türkiye’yi merkez olarak seçmiş veya seçmeye devam edecekler diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" Yerli üretimin önemini vurgulayan Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye sadece bir pazar değil. Onların ortağı olabilecek kapasiteye ulaştığını onlara inandırmamız ve onların da yatırımı Türkiye’ye daha çok yapmasını sağlamamız lazım. Aynı zamanda yerli üretim olarak da onlar kadar kaliteli, onlar gibi dünyaya networkünü ulaştırabilen markalar oluşturmamız lazım. Çünkü ben eminim sağlık sektörü bunu başarabilecek hem insan gücüne sahip hem de altyapıya sahip. Bugün savunma sanayiinin gelişmesi bizim için de bir fırsat. Çünkü sağlıktaki ürünlerin birçoğuna benzer şekilde savunma sanayii bunları geliştirmiş durumda. Onun için biz bu konuda yerli üretimi de desteklemeye devam edeceğiz. Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız"
05 Mart 2026 Perşembe - 12:08 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, resmi sosyal medya hesabından Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne ilişkin son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında açıklamada bulundu. Keçeli, son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne aykırı yönde yapılan açıklamaları ciddiyetsiz, talihsiz ve zamansız bulduğunu ifade etti. Keçeli, son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her fırsatta NATO müttefiki Yunanistan ile ikili ilişkileri zehirlemeye çalışan bazı çevrelerin yeni bir oldubitti girişiminde bulunmasının şaşırtıcı olmadığını da belirtti. "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Keçeli, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz. 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayriaskeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır. Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan’la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldubitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir. Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken, bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir. Bilinmesini isteriz ki Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatan ve garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup, başka hiç kimseye muhtaç değildir. Bölgemizde yaşanan gelişmeler barış ve istikrara olan samimi bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İç politikaya yönelik saiklerle mesnetsiz iddialarda bulunmayı ve ülkemiz aleyhine dezenformasyon yapmayı adet haline getiren çevrelere, oldubittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor ve kendilerini sağduyuya davet ediyoruz."
Gölbaşı’nda miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık anlatıldı
05 Mart 2026 Perşembe - 11:48 Gölbaşı’nda miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık anlatıldı Ankara Üniversitesi Gölbaşı Anaokulu okul öncesi öğrencileri, Gölbaşı Belediyesi Atık Getirme Merkezi’ni ziyaret etti. Merkezde miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık konusunda bilgi verildi. Gölbaşı Belediyesi tarafından çöp ayrıştırma ve atıkların ekonomiye geri kazandırılması amacıyla kurulan Sıfır Atık Merkezi, öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. Ankara Üniversitesi Gölbaşı Anaokulu okul öncesi öğrencileri, Gölbaşı Belediyesi Atık Getirme Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette minik öğrenciler, merkezde oluşturulan farklı atık toplama bölmelerini gezerek, geri dönüşüm süreçleri hakkında bilgi edindi. Merkez içerisinde yer alan cıva içeren atıklar, pil atıkları, tekstil atıkları, ahşap atıkları, plastik atıkları, metal atıkları, cam atıkları, kâğıt ve karton atıkları, karışık ambalaj atıkları, yıkıntı atıkları, evlerden kaynaklı tehlikeli maddeler, atık ilaçlar, elektrikli ve elektronik atıklar ile bitkisel atık bölmelerini inceleyen öğrencilere yetkililer tarafından atıkların nasıl ayrıştırıldığı ve geri dönüşüme kazandırıldığı anlatıldı. Öğrenciler, ayrıca atık malzemelerin toplandığı alanları ve organik atıkların kompost makinesinde geri dönüştürüldüğü bölümleri de gezdi. Ziyaret sırasında öğrencilere belediye çalışanlarının emeğiyle atık malzemeler kullanılarak hazırlanan uçak, fincan ve kayık gibi maketler üzerinden geri dönüşümün önemi anlatıldı. Programda Sıfır Atık Eğitim Merkezi’ni de ziyaret eden öğrenciler, izledikleri animasyon filmiyle iklim krizi ve kuraklık konusunda bilgilendirildi. "Çocuklarımızı bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğu" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, çocukların küçük yaşta çevre bilinci kazanmasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Doğayı koruma bilincinin küçük yaşlarda kazanılması geleceğimiz açısından son derece önemli. Atıkların ayrıştırılması, geri dönüşümün hayatımızın bir parçası haline gelmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması konusunda çocuklarımızı bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğu. Bu nedenle Sıfır Atık Merkezimizi sadece bir toplama alanı olarak değil, aynı zamanda bir eğitim ve farkındalık merkezi olarak görüyoruz. Çocuklarımızın burada gördükleri ve öğrendikleri bilgiler, onların hem günlük hayatlarında hem de gelecekte çevreye daha duyarlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacaktır. Gölbaşı Belediyesi olarak çevreyi koruyan, sürdürülebilir ve bilinçli bir toplum oluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 7 madalyayla tamamlayan milli sporcular yurda döndü
05 Mart 2026 Perşembe - 11:29 Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 7 madalyayla tamamlayan milli sporcular yurda döndü Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 2 altın, 3 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 7 madalyayla tamamlayan milli sporcular yurda döndü. Ermenistan’da düzenlenen Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası’nı 2 altın, 3 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 7 madalya ile tamamlayan milli takım kafilesi Ankara Esenboğa Havaalanı’na iniş yaptı. Kafilede, Türkiye Atıcılık Federasyonu Başkanı Murat Kocakaya’nın yanı sıra milli sporcular Yusuf Dikeç, İsmail Keleş, Şevval İlayda Tarhan, Esra Bozabalı, Şimal Yılmaz, Elif Duygu Eren Kotoş ve Murat Örgün yer aldı. Altın madalyalar, erkekler 10 metre havalı tabanca trio takımından ve kadınlar 10 metre havalı tüfek solo kategorisinde yarışan Damla Köse’den geldi. "Ermenistan’da milli marşı okutmanın sporcularım için büyük gurur olduğunu düşünüyorum" Geçen sene de başarılı bir yarış geçirildiğini belirten Türkiye Atıcılık Federasyonu Başkanı Murat Kocakaya, "Bizim takımımız dünya şampiyonasında başarılı sonuçlar almıştı. Aslında bunu bekliyorduk. Çok iddialı gitmiştik oraya. Sporcular çok çalıştılar. Antrenörleriyle uzun zamandır çalışıyorlar. Burada beklediği sonuçları aldılar. Biraz daha iyi alabilir miydik onu düşünüyoruz. Bu takımın hedefi bellidir. Olimpiyatlara gitmek istiyoruz. Olimpiyatlarda ülkemize madalyalar kazandırmak istiyoruz. Ermenistan’da milli marşı okutmanın sporcularım için büyük gurur olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. "Damla hızla gelişen bir sporcumuz" Altın madalya kazanan Damla Köse’ye ilişkin konuşan Kocakaya, "Kadın tüfekte son 1-2 yıldır iyi bir ivme var bizde. Damla geçen yıl aynı branşta Avrupa birincisi olmuştu. Bu sene Avrupa şampiyonu oldu. Damla’nın 1 dünya ikinciliği var. Damla hızla gelişen bir sporcumuz. Damla’nın yanında Elif’in aldığı bronz madalya da ciddi bir işaret. 3 tane çok iyi kadın tüfekçimiz var" ifadelerini kullandı. "Bizim hedefimiz 2028 Los Angeles Olimpiyatları" Bereketli bir yarışma olduğunu vurgulayan Yusuf Dikeç ise, "2-3 madalya daha çıkardı. İlayda ve İsmail çok ucundan kaçırdı. Aslında bunların hepsi disiplinli ve düzenli çalışmanın bir sonucu olduğunu gösteriyor. Bizim hedefimiz 2028 Los Angeles Olimpiyatları. Allah nasip ederse oraya kadar hiç durmadan tam gaz çalışacağız. Madalyayı aldıktan sonra yaşlı olarak ben kenara çekileceğim, gençler devam edecekler" açıklamasında bulundu. "Bu seferlik en iyimiz bu kadarmış" Şevval İlayda Tarhan ise her müsabakada olduğu gibi bazı aksilikler yaşandığını kaydederek, "Daha fazla madalyayla dönebilirdik. Her zaman daha iyisi olabilir ama bu seferlik en iyimiz bu kadarmış. Bir sonrakinde bunları de geçtiğimiz yılı da egale etmek hatta üzerine çıkmak istiyoruz. Daha büyük başarılar istiyoruz. Ama esas büyük hedefimiz olimpiyatlar. Bunlar da olimpiyata giden süreçteki merdivenler. İyi ya da kötü bir şekilde bu merdivenleri geçiyoruz ama esas hedefimiz için daha büyük odaklıyız diyebilirim" şeklinde konuştu. Fazlı Çolak - Gürkan Sayın
Bakan Uraloğlu: "Turistik Doğu Ekspresi, 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi"
05 Mart 2026 Perşembe - 11:23 Bakan Uraloğlu: "Turistik Doğu Ekspresi, 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Turistik Doğu Ekspresi, 8 yataklı vagon ve bir yemek vagonuyla 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi" dedi. Bakan Uraloğlu, dünyanın en güzel demiryolu rotaları arasında yer alan Ankara ile Kars arasında işletilen Turistik Doğu Ekspresi’nin 2025-2026 kış sezonunda 10 bin 166 yolcuya hizmet vererek sezonu tamamladığını açıkladı. Uraloğlu, TCDD Taşımacılık AŞ tarafından işletilen Turistik Doğu Ekspresi’nin sezonunun son seferini Kars-Ankara yönünde 3 Mart’ta tamamladığını bildirdi. "91 bini aşkın seyahatsever, Turistik Doğu Ekspresi ile unutulmaz bir deneyim yaşadı" Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "2019 yılından beri her yaştan, her coğrafyadan insanı Anadolu’nun eşsiz doğası, kültürüyle buluşturan Turistik Doğu Ekspresi, her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir ilgiyle karşılandı. Sadece yerli turistlerin değil, yabancı turistlerin de ilgi odağı olan ekspres, ülkemizin zenginliklerini demiryolları ile dünyaya tanıtmanın en etkili araçlarından biri haline geldi. Bugüne kadar toplam 91 bini aşkın seyahatsever, fotoğraf tutkunu, Turistik Doğu Ekspresi ile unutulmaz bir deneyim yaşadı." "Turistik Doğu Ekspresi, 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi" Bakan Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi’nin Ankara-Kars ve Kars-Ankara yönlerinde toplam 60 sefer gerçekleştirdiği bilgisini vererek, "2025-2026 kış sezonu seferlerine 22 Aralık’ta başlayan Turistik Doğu Ekspresi, Ankara-Kars yönünde 30, Kars-Ankara yönünde 30 olmak üzere 60 sefer gerçekleştirdi. Turistik trenimiz, 8 yataklı vagon ve bir yemek vagonuyla 10 bin 166 yolcumuza hizmet verdi. Ekspres, Ankara-Kars yönünde Erzincan’da 2 saat 30 dakika, Erzurum’da 4 saat, Kars-Ankara yönünde de İliç’te 3 saat, Divriği’de 2 saat 30 dakika ve Sivas’ta 3 saatlik turizm amaçlı duruşlar gerçekleştirdi. Bu molalarda yolculara güzergâh üzerindeki şehirlerin doğal, tarihi ve kültürel mirası tanıtıldı" ifadelerini kullandı. Sezonda 126 üniversite öğrencisi misafir edildi Uraloğlu, ayrıca Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından üniversitelerde düzenlenen U-FEST kapsamında çekilişe katılan 126 öğrencinin Turistik Doğu Ekspresi’nde misafir edildiğini kaydetti. Gençlerin Anadolu’nun kültürel ve doğal mirasının yanı sıra demiryollarını keşfetme fırsatı bulduğuna dikkati çeken Uraloğlu, "UFEST Ulaştırma Gençlik Festivalleri kapsamında kura ile belirlenen üniversite öğrencilerimiz, ’UFEST Gençliği ile Turistik Doğu’da Buluşuyoruz’ temasıyla yapılan çalıştaylarda demiryolu sektörünü de yakından tanıma fırsatı buldu. Hem keyifli hem de öğretici bir programla öğrencilerimizin yolculuk deneyimini zenginleştirdik. Yolculuk süresince gençlerin tren içi hizmetler, gar ve istasyon duruşlarına ilişkin gözlemleri ve önerilerini de dikkate aldık, onların geri bildirimleri bizim için çok önemli. Demiryollarının geleceğini inşa ederken gençlerimizin vizyonuna ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.
Palandöken: "Eşel mobil kararı piyasayı rahatlatacak"
05 Mart 2026 Perşembe - 11:10 Palandöken: "Eşel mobil kararı piyasayı rahatlatacak" TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıt fiyatlarında Eşel Mobil sisteminin yeniden devreye alınmasının piyasalar açısından olumlu bir adım olduğunu söyleyerek, "Hem esnaf sanatkârın hem vatandaşımızın fiyatlardaki istikrarını bozacak unsurlar da ortadan kalkmış olacak. Böylelikle piyasalarda pompaya yansıyan fiyatların sübvanse edilmesi çok önemliydi, karar da zamanında alındı" dedi. Brent petrol fiyatlarında yaşanabilecek yükselişlerin piyasaya etkisinin sınırlı kalacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tahmin ediyorum ki yüksek enflasyonun ve bugünkü evrilme noktasındaki enflasyonun düşüşü önemli ölçekte gerçekleşiyordu. Fiyatlar yüksek. Onun için çok hissedilmiyordu. Ama biliyorsunuz en büyük girdi maliyetleri enerji. Petrol, bunlar tabii ki imalat sektörünü de aynı şekilde vatandaşın sosyal hayatında kullanmış olduğu işte hem ticari araçlar hem özel araçlar, aynı şekilde nakliyeci esnafı bu konuda bu fiyatlardan yüksek fiyatlarla navlun almasının önüne geçilmiş olacak. Netice itibarıyla bu uygulanacak sistem dahilinde en azından enflasyondaki yükselme evrimi de durmuş olacak. Çünkü hep yapılan bahanede tabii bu gündeme geliyordu. Biliyorsunuz petroldeki zamlar, doğalgazdaki zamlar aynı şekilde elektrik enerjisindeki zamlar en çok maliyetleri artıran konulardan biriydi. Şimdi bunu tabii esnaf ve sanatkar olarak da, nihai tüketiciye ulaştırma noktasındaki emtiaların fiyatlarının yükselmesini kırmış olacak" diye konuştu. "Sıkıntıların ortadan kaldırılması gerekli" Palandöken, sözlerine şöyle devam etti: "İnşallah ki bir an evvel bu Orta Doğu’daki zalimlerin yapmış oldukları, bu çocuklarımızı katledenler, aynı şekilde uluslararası bu işe seyirci kalanlar da inşallah bir an evvel bu meselenin üzerine gidip, bu ülkelerin sıkıntılarını aziz mübarek Ramazan ayında ortadan kaldırılmasının gerekliliğini artık insanlar hem idrak ediyor hem o açılan her televizyon kanalındaki bu görüntülerden insanların feryat edişleri duyulabiliyor."
ASO Başkanı Ardıç: "Ülkemiz birçok sektörde Avrupa üretim ekosisteminin güçlü ve güvenilir bir paydaşıdır"
05 Mart 2026 Perşembe - 10:29 ASO Başkanı Ardıç: "Ülkemiz birçok sektörde Avrupa üretim ekosisteminin güçlü ve güvenilir bir paydaşıdır" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Ülkemiz, otomotivden makineye, savunma sanayiinden kimyaya kadar birçok sektörde Avrupa üretim ekosisteminin güçlü ve güvenilir bir paydaşıdır" dedi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, Avrupa Birliği’nin (AB) gündeminde yer alan ‘Made in EU’ projesinin Türkiye tarafından da yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Ardıç, önlerindeki süreçte bu projenin Türkiye’nin kazanımları korunarak yasalaşması yönündeki çabaların artırılarak devam etmesinin en büyük beklentileri olduğunu belirtti. Ardıç, bu sürecin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun daha ileri bir noktaya taşınması açısından da önemli bir fırsat olacağını sözlerine ekledi. "Bu adım Türkiye ile AB arasındaki sanayi iş birliğini derinleştirecektir" Made in EU projesi ile Türkiye ve Avrupa arasındaki sanayi ihracatının artacağını belirten Ardıç, "Avrupa Birliği’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası taslağında Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin bir parçası olarak tanınmasını öngören düzenleme, ülkemiz sanayisi ve ihracatı açısından stratejik ve olumlu bir gelişmedir. Avrupa Birliği’nin gündemindeki ’Made in EU’ yaklaşımının ülkemiz sanayisi açısından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etmiştik. Taslak metinde Gümrük Birliği kapsamında ürünlerimizin AB menşeli olarak değerlendirilmesine imkan sağlayan yaklaşımın yer alması, yürütülen yoğun temasların ve ticari diplomasinin olumlu sonuç verdiğini göstermektedir" ifadelerine yer verdi. "Ülkemiz, birçok sektörde Avrupa üretim ekosisteminin güçlü ve güvenilir bir paydaşıdır" Türkiye’nin birçok alanda Avrupa ekonomisinde öncü rol oynadığını ifade eden Ardıç, "Ülkemiz, otomotivden makineye, savunma sanayiinden kimyaya kadar birçok sektörde Avrupa üretim ekosisteminin güçlü ve güvenilir bir paydaşıdır. Küresel ticarette korumacılığın arttığı, değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde bu adım, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki sanayi iş birliğini derinleştirecektir. Önümüzdeki süreçte bu taslağın Türkiye’nin kazanımları korunarak yasalaşması yönündeki çabaların artırılarak devam etmesi en büyük beklentimizdir. Bu süreç, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun daha ileri bir noktaya taşınması açısından da önemli bir fırsat olacaktır. Bu sürecin oluşmasında Ticaret Bakanımız Prof. Dr. Ömer Bolat önderliğinde kamu bürokrasisi ve özel sektör temsilcilerinin etkileşimiyle yürütülen yoğun diplomaside emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür ediyoruz" dedi.
Mart ayı yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı
05 Mart 2026 Perşembe - 10:22 Mart ayı yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Mart ayı için yaklaşık 4,74 milyar lira yaşlı aylığı ve yaklaşık 3,76 milyar lira engelli aylığı olmak üzere toplam 8,5 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, mart ayına yönelik yaşlı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, engelli ve yaşlı bireylerin hayatın her alanına tam katılımlarını sağlamak ve aynı zamanda bağımsız hayat sürmelerine destek olmak amacıyla çalıştıklarını belirtti. Eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal hayata kadar her alanda yaşlı ve engelli vatandaşların yanında olduklarını aktaran Göktaş, hizmetleri insan odaklı ve hak temelli politikalar çerçevesinde yürüttüklerini vurguladı. Engelli ve yaşlı vatandaşlara yönelik kapsayıcı ve düzenli sosyal yardım programları geliştirmeyi sürdürdüklerini kaydeden Göktaş, şu ifadeleri kullandı: "Bu doğrultuda mart ayı için yaklaşık 4,74 milyar lira yaşlı aylığı ve yaklaşık 3,76 milyar lira engelli aylığı olmak üzere toplam 8,5 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladık. Ödemelerin tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum."