Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Sosyal medya çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:22:32
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan hadiselerin yüzeysel değerlendirmelerle ele alınamayacağını belirterek, "Sosyal medya çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan olaylara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, söz konusu hadiselerin sığ ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceğini belirterek, "Bu vahim gelişmelerin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruri bir mecburiyettir" ifadelerini kullandı. "Dijitalleşme ve sosyal medya çocukları etkiliyor" Dijitalleşmenin kontrolsüz yaygınlığına dikkat çeken Bahçeli, "Sosyal medya mecralarının denetimsiz etkisi ve giderek derinleşen akran zorbalığı, maalesef çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir" dedi. Çocukların yapay bir dijital iklim içinde büyüdüğünü ifade eden Bahçeli, "Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan hızlı duygu geçişleri, gelişim çağındaki zihinlerde gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır" dedi. "Mesele yalnızca fail üzerinden okunmamalı" Bahçeli, olayların yalnızca fail üzerinden değerlendirilmesinin eksik olacağını belirterek, "Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır" ifadelerine yer verdi. "Süreç tamamlanmadan siyasi yorum yapılmamalı" Yetkili makamların süreci sükûnet ve devlet ciddiyetiyle yürütmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması beklenmeden yapılacak siyasi yorumlar, hakikatin üzerini örtmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, açıklamasında hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini ileterek, "Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden yavrularımıza ve fedakâr öğretmen kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum" dedi. Her iki olayda yaralananlara da acil şifa temennisinde bulunan Bahçeli, benzer hadiselerin bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:19
AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Devletimiz ilgili bütün birimleriyle gerekeni yapmaktadır"
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda meydana gelen saldırıya ilişkin, "Devletimiz ilgili bütün birimleriyle gerekeni yapmaktadır" dedi. AK Parti Genel Başkanvekili Ala, Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen saldırıya ilişkin açıklama yaptı. Ala, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bugün Kahramanmaraş’ta bir okulumuzda yapılan saldırı hepimizi derinden üzmüştür. Bu menfur saldırı sonucu hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimiz ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, öğrencilerimize, Kahramanmaraş halkına ve tüm Milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Başımız sağ olsun. Devletimiz ilgili bütün birimleriyle gerekeni yapmaktadır" ifadelerini kullandı.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:18
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik davada Serdar Sertçelik’i muayene eden doktor ifade verdi
Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin davada istinafın bozma kararı sonrasında 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. Tutuklu sanık Serdar Sertçelik’i muayene eden sanık doktor duruşmada ifade verdi. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı, yargılamanın bu celse sanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. Duruşmada tutuklu sanık Serdar Sertçelik’i muayene eden sanık doktor ifade verdi. Sertçelik’in Ankara’da bir mekanda yaralanmasının ardından tedavi gördüğü hastanede "Gözaltına alınmasında sakınca vardır" ibareli raporu düzenlediği iddia edilen tutuksuz sanık Doktor Recep Emre Şişman, polisleri ve Serdar Sertçelik’i tanımadığını, yalnızca hastanede karşılaştığını ifade etti. "Benim kanaatim, şüpheli Sertçelik’in gözaltına alınmasında sakınca bulunduğu yönündedir" Olay tarihinde 8 aylık doktor olduğunu ifade eden Şişman, "Acil servis alanında nöbetteyken hastaları devraldık. Serdar da geldi, oradaydı. Muayenesini yaptık. Hasta ateşli silah yaralanması olarak bize geldi. Sol bacağındaki kemiğinde parçalı kırık vardı. Doktorumuz ilk müdahalesini yaptı, pansumanını ben yaptım. Hasta ortopediye gönderildi, alçı işlemi uygulandı. Sonrasında da hasta taburcu oldu. Benim kanaatim, şüpheli Sertçelik’in gözaltına alınmasında sakınca bulunduğu yönündedir. Nitekim uzman doktor ve ortopedi doktorunun da bu doğrultuda görüşü mevcuttu. Ancak polis memurlarının yalnızca bu kanaatin rapora yazılması yönünde ısrarı olmuştur. Söz konusu işlemin devlet işi olması nedeniyle raporu bu şekilde hazırlayıp, kaşeleyerek imzaladım. Benim olaydan bir bilgim yoktur" dedi. Tutuksuz sanıklar Emir Akyol ile Yunus Fener ise haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek, önceki ifadelerinin geçerli olduğunu söylediler. Tutuksuz sanık Deniz Urcan da daha önceki ifadesinin geçerli olduğunu dile getirerek, "İddia edilen örgütteki birkaç kişiyi işlettiğim kahveden tanırım. Örgütte bahsi geçen kimseyle telefon trafiğim yoktur. Üzerime atılı suçluyu kayırma suçunu işlemedim. Ben aranan bir şahsı saklamadım. Polise teslim ettim" ifadelerini kullandı. Beyanların ardından duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından duruşma tutuksuz sanık beyanlarıyla devam etti. "Ben işimi en doğru yapan kişiyim" Tutuksuz sanık Kozan Umut Öztürk, "Tüm yaşananları detaylı anlatmak istiyorum. Erkan Doğan’ın beyanı üzerine gözaltına alındım. Doğan, iddia ettiği olay sonrasında 8-9 kez beyanda bulunmuş ama bunların hiçbirisinin içerisinde ben yokum. Hakkımda takipsizlik beklerken iddianame hazırlandı. Doğan canlı yayına konuk oldu. Teklemeden teşhis işlemi yaptı. Avukat olduğumu canlı yayındaki görüntülerde teşhis etmiş. Öyle bir durum söz konusu değildi, benim avukat olduğuma dair hiçbir ibare yoktu. Ben ilk günden beri aynı şeyi anlatıyorum, delillerim, konuşmam, ifadem, hiçbir şeyim değişmedi. Ben işimi en doğru yapan kişiyim. Takdir mahkemenindir" beyanında bulundu. Tutuksuz sanık Ersoy Yahya beraatını talep etti. Aleyhe olan hususlara katılmadığını söyleyen tutuksuz sanık Gökhan Çanga esa, "Kapıma gelindi, adresim belli, telefonum açık ancak beni evimden hariç her yerde aradılar. Annemin evine gittiler, en sonunda evime geldiler, terörist gibi aldılar beni. Ben örgüt üyesi değilim. 16 ay hücre yattım, psikolojim bozuldu. Beraatımı talep ediyorum" diye konuştu. Beyanların ardından duruşma, yarın devam etmek üzere ertelendi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:10
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni"
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor" dedi. Bilkent Şehir Hastanesi’nde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla düzenlenen programda, toplumda kalp ve damar hastalıklarına yönelik bilinç düzeyinin artırılması, erken teşhisin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzman doktorlar tarafından ‘koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli’ doğrultusunda sunumların yapıldığı etkinlikte Azize Nasıroğlu Eğitim ve Konferans Salonu’nun açılışı da gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Kalp sağlığının toplum sağlığı açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Topaloğlu, bu gibi çalışmalarla birlikte farkındalıkların artarak devam edeceğini söyledi. "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Avrupa’da kalp damar hastalıkları sebebiyle ölüm sayısının azaldığını, fakat Türkiye’de bu sayının stabil kaldığını belirten Topaloğlu, "Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi, tıbbın en disiplinli ve belki de en özverili işleyen branşlarından bazıları. Türk Kardiyoloji Derneği ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği köklü saygın derneklerin başında olup, hem halk sağlığına hem de temsil ettikleri meslek gruplarına yönelik çok başarılı işlere imza atmışlardır. Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da bu sayının geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor. Biz kardiyologlar olarak kalp damar hastalıklarını önlenebilir sağlık sorunu olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten hastanın sigara içmesine engel olabilirsiniz, tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz, diyabetiyle mücadele edebilirsiniz, hareketsizliğini engelleyip harekete geçirebilirsiniz. İşte bu durumda bu hastanın kalp hastalığını önleyebiliyorsunuz veya geciktirebiliyorsunuz. Bu nedenle hastalık oluşmadan mutlaka doktor olarak devreye girip, bu hastalıkları oluşmadan engellememiz gerekir" diye konuştu. "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sağlık hizmetlerini kuvvetlendirmek için önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Topaloğlu, "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi. Bu konuyla ilgili de obeziteyle ve sigarayla ilgili mücadeleyi ön planda tuttu. Sağlık hizmetlerini kuvvetlendirdi. Vatandaşlarımızla birebir iletişimle birlikte kronik hastalık takiplerini yaptı. Sigarayla ve tansiyonla mücadeleyi başlattı. Bunlar şu anda bu mücadelenin önemli ayağını teşkil ediyor. Sağlık Politikalar Kurulu olarak bu yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızla çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi otomatik eksternal defibrilatörler. Otomatik eksternal defibrilatörlerin kamusal alanda yaygınlaştırılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığımız yönetmeliği çıkardı. Bunun lansmanını yaptık. 3 yıl içerisinde 80 bin tane otomatik eksternal defibrilatörünü vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yerleştireceğiz" şeklinde konuştu. Programa Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu’nun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın, Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:45
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Özel’in, Cumhurbaşkanımızın ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemesi tamamen zırvadır"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma sürecine yönelik yaptığı açıklamalara ilişkin, "Özel, bu söylemini güçlendirmek için bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanımızın da ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemiş bulunuyor, bu tamamen zırvadır" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma sürecine yönelik "2002 yılında parlamentoda Erdoğan milletvekili olamıyordu. Mevcudiyetini, varlığını bir ara seçime borçlu" şeklindeki sözleri hakkında AK Parti Genel Merkez binası önünde açıklamalarda bulundu. "Özel’in, Cumhurbaşkanımızın ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemesi tamamen zırvadır" Ara seçimlerin ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağına ilişkin düzenlemenin Anayasa’nın 78’inci Maddesi’nde ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nda ayrıntılı bir şekilde yazıldığını dile getiren Yazıcı, "Özel, bu söylemini güçlendirmek için bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanımızın da ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemiş bulunuyor, bu tamamen zırvadır. Bir ana muhalefet partisi genel başkanı çok özenli, söylediklerinin yere basar olması ve dayanaklarının bulunması, belgeli ve doğru olması zaruridir. Genel Başkan elinde tutuşturulan dokümanları bir hedefe odaklanarak; ne anlama geldiği ve neyin ne zaman yapıldığını irdelemeden rastgele bir söylem icap etmektedir, bu üzüntü vericidir" diye konuştu. "Cumhurbaşkanımızın herhangi bir ara seçimde seçilmişliği söz konusu değil" Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 seçimlerinde YSK kararıyla aday olamadığını hatırlatan Yazıcı, "Ama, Siirt’te o tarihte yapılan seçimlerin 9 Mart 2003 tarihinde yenilenmesi, o arada yapılan anayasa değişikliği ve birtakım düzenlemelerin de dikkate alınmak suretiyle 9 Mart Siirt seçimlerinin yenilenmesiyle aday olmuş ve milletvekili seçilmiştir. Olay bundan ibarettir. Herhangi bir ara seçimde seçilmişliği söz konusu değil. Tavsiyem; Sayın Genel Başkan, herhangi bir konuda özellikle siyasal değerlendirme konusu yapılacak alanlarda bir fikir beyan ederken dokümanları iyi analiz etsin" açıklamasında bulundu. "Türkiye’nin bir ara seçim gündemi söz konusu değil" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özel’in bir ara seçim gerekli olduğuna yönelik ifadeleri sorulması üzerine Yazıcı, "Sayın Genel Başkan maalesef gündemde olmayan veya gündemde çok ağır başka konular varken onların dışına çıkarak kendine gündem oluşturuyor. Türkiye’nin bir ara seçim gündemi söz konusu değil. Milletvekili seçimi yapıldıktan sonra 30 ay dolmadıkça ve yapılacak seçime 1 yıl kalmadıkça ara seçim olamaz. Bunun dışında koşullar oluşmuşsa bu konuda karar verecek olan merci TBMM’dir. Bu konuda Meclis Başkanımıza yöneltilen soruya Başkanımızın da verdiği cevap doğrudur" cevabını verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:22
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "ASELSAN, Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasındaki konumunu sağlamlaştırmıştır"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "ASELSAN, Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasındaki konumunu sağlamlaştırmıştır" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen Ünüversite-Savunma Sanayii Güç Birliği Töreni’ne katıldı. Törene Yılmaz’ın yanı sıra Savunma Sanayii Başkanı Prof. Drç Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, akademisyenler, öğrenciler katıldı. Törende, 2025 ASELSAN Akademi Mezuniyet Töreni ve 3 farklı üniversitede kurulan 6 ASELAB laboratuvarının açılışları canlı bağlantı ile yapıldı. Burada konuşan Yılmaz, Bölgede ve küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, uluslararası sistemin ciddi bir sınamadan geçtiğini açık biçimde ortaya koyduğunu söyleyerek, özellikle İsrail’in kışkırtmasıyla başlayan İsrail-ABD-İran savaşının bölgesel dengeleri sarstığını ve küresel istikrarı son derece olumsuz etkilediğini dile getirdi. "ASELSAN, Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasındaki konumunu sağlamlaştırmıştır" ASELSAN’ın geliştirdiği kritik teknolojiler ve yetiştirdiği nitelikli insan kaynağı ile bu ekosistemin en önemli kurumsal aktörlerinden biri olarak öne çıktığını aktaran Yılmaz, "Ulaştığı ölçek, üretim gücü ve finansal performansıyla ülkemizin en değerli şirketlerinden biri hâline gelmiş; Avrupa’da ilk 10, dünyada ilk 20 savunma sanayii şirketi arasında yer alarak konumunu sağlamlaştırmıştır. Ar-Ge yatırımlarına ayrılan kaynakların artması, altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi, uzun vadeli ve stratejik planlama perspektifi bu başarının temelini oluşturmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçtiğimiz Ağustos ayında temelini attığı Oğulbey yerleşkesinde başlatılan 1,75 milyar dolar değerindeki yatırım da bu vizyonun somut bir yansımasıdır. Bu tesis tamamlandığında, Avrupa’nın en büyük entegre hava savunma tesisi olacaktır" ifadelerine yer verdi. "43 üniversiteden 175 akademisyenle yürütülen yüzlerce proje, iş birliğinin ulaştığı seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır" ASELSAN Akademi’nin üniversitelerin bilgi birikimi ile mühendislerin sahadaki tecrübesini aynı zeminde buluşturan özgür bir yapı olduğuna dikkati çeken Yılmaz, "Akademik eğitim ile üretim süreçlerinin iç içe geçtiği bu yaklaşım, bilginin doğrudan teknolojiye dönüşmesini hızlandırmaktadır. Bugün binin üzerinde mühendisin bu program kapsamında eğitimine devam etmesi ve yüzlerce mezunun edindiği birikimi somut projelere dönüştürmesi, kurulan sistemin ne kadar sağlam bir zemine oturduğunu göstermektedir. Geride bıraktığımız akademik yılda mezun olan 95 arkadaşımızın da bu kazanımları daha da ileri taşıyacaklarına gönülden inanıyorum. 43 üniversiteden 175 akademisyenle yürütülen yüzlerce proje, bu iş birliğinin ulaştığı seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. "ASELSAN’ın, ASELAB’larda birçok alanda ülkemize yeni kazanımlar sağlayacağına inanıyorum" ASELAB’ların ilk modelinin, ASELSAN ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi iş birliğinde "Quantal" adıyla kurulan Kuantum Araştırma Laboratuvarı olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2024 yılında Türkiye’nin ilk kuantum bilgisayarını, katıldığım bir törenle kamuoyuna tanıtmıştık. Bu modeli ASELAB çatısı altında genişleterek; ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe Üniversitelerimizde kurulan yeni laboratuvarlarla yaygınlaştırıyoruz. ASELSAN’ın bu laboratuvarda, haberleşme ve algılama teknolojilerinden su altı ve otonomi sistemlerine, yapay zekâdan mikrodalga malzemelere kadar birçok alanda ülkemize yeni kazanımlar sağlayacağına inanıyorum" açıklamasında bulundu. "Üniversite-sanayi birlikteliğini çok kıymetli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz" Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise savunma sanayiinin, stratejik aklın, ileri mühendisliğin, sürdürülebilir araştırma kültürünün ve güçlü insan kaynağının buluştuğu seçkin alanlardan biri olduğunu dile getirerek, "Bu alandaki kalıcı başarı, üniversitelerimizle sanayi kuruluşlarımız arasında kurulan güçlü iş birliğiyle daha da derinleşmektedir. Bizler üniversite-sanayi birlikteliğini çok kıymetli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz. Bu model, akademik çalışmayı sahadaki ihtiyaca yaklaştırmakta; mühendislik kabiliyetini bilimsel üretimle beslemekte; stratejik teknolojilerde ülkemizin rekabet gücünü daha ileri seviyelere taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu sayede çok güçlü bir sinerji oluşmakta, üniversitelerimiz bilimsel derinlik sağlamakta, sanayi kuruluşlarımız ürünleştirme gücü sunmakta ve gençlerimiz de bu ekosistemin dinamizmini büyütmektedir" dedi. "30 milyon dolar yatırım yaptığımız ASELAB’larda oyun değiştirici teknolojilere çalışacağız" ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol’da Türkiye’de ilk kez üniversite-sanayii iş birliğiyle İTÜ, ODTÜ, ve Hacettepe Üniversitesinde kurulan ASELAB laboratuvarlarında ASELSAN çalışanları ile araştırmacıların, akademisyenlerin ve lisans üstü öğrencilerini buluşturduklarını kaydederek, "Türkiye’nin Ar-Ge’ye en çok kaynak ayıran şirketlerinden biri olan ASELSAN, 11 Ar-Ge merkezinde çalışmalarını sürdürecek. Şu ana kadar 30 milyon dolar yatırım yaptığımız ASELAB’larda ise mevcut çalışmalarımıza ilave olarak geleceğin giriş bariyeri yüksek oyun değiştirici teknolojilerine çalışacağız" ifadelerini kullandı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:20
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: "Özel’in, Cumhurbaşkanımızın ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemesi tamamen zırvadır"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma sürecine yönelik yaptığı açıklamalara ilişkin, "Özel, bu söylemini güçlendirmek için bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanımızın da ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemiş bulunuyor, bu tamamen zırvadır" dedi.AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Yazıcı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma sürecine yönelik "2002 yılında parlamentoda Erdoğan milletvekili olamıyordu. Mevcudiyetini, varlığını bir ara seçime borçlu" şeklindeki sözleri hakkında AK Parti Genel Merkez binası önünde açıklamalarda bulundu."Özel’in, Cumhurbaşkanımızın ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemesi tamamen zırvadır"Ara seçimlerin ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağına ilişkin düzenlemenin Anayasa’nın 78’inci Maddesi’nde ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nda ayrıntılı bir şekilde yazıldığını dile getiren Yazıcı, "Özel, bu söylemini güçlendirmek için bugün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanımızın da ara seçimle seçilerek Meclis’e geldiğini söylemiş bulunuyor, bu tamamen zırvadır. Bir ana muhalefet partisi genel başkanı çok özenli, söylediklerinin yere basar olması ve dayanaklarının bulunması, belgeli ve doğru olması zaruridir. Genel Başkan elinde tutuşturulan dokümanları bir hedefe odaklanarak; ne anlama geldiği ve neyin ne zaman yapıldığını irdelemeden rastgele bir söylem icap etmektedir, bu üzüntü vericidir" diye konuştu."Cumhurbaşkanımızın herhangi bir ara seçimde seçilmişliği söz konusu değil"Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002 seçimlerinde YSK kararıyla aday olamadığını hatırlatan Yazıcı, "Ama, Siirt’te o tarihte yapılan seçimlerin 9 Mart 2003 tarihinde yenilenmesi dolayısıyla o arada yapılan anayasa değişikliği ve birtakım düzenlemelerin de dikkate alınmak suretiyle 9 Mart Siirt seçimlerinin yenilenmesiyle aday olmuş ve milletvekili seçilmiştir. Olay bundan ibarettir. Herhangi bir ara seçimde seçilmişliği söz konusu değil. Tavsiyem; Sayın Genel Başkan’ın herhangi bir konuda özellikle siyasal değerlendirme konusu yapılacak alanlarda bir fikir beyan ederken dokümanları iyi analiz etsin" açıklamasında bulundu."Türkiye’nin bir ara seçim gündemi söz konusu değil"Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özel’in bir ara seçim gerekli olduğuna yönelik ifadeleri sorulması üzerine Yazıcı, "Sayın Genel Başkan maalesef gündemde olmayan veya gündemde çok ağır başka konular varken onların dışına çıkarak kendine gündem oluşturuyor. Türkiye’nin bir ara seçim gündemi söz konusu değil. Milletvekili seçimi yapıldıktan sonra 30 ay dolmadıkça ve yapılacak seçime 1 yıl kalmışsa ara seçim olamaz. Bunun dışında koşullar oluşmuşsa bu konuda karar verecek olan mercii TBMM’dir. Bu konuda Meclis Başkanımıza yöneltilen soruya Başkanımızın da verdiği cevap doğrudur" cevabını verdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 14:14
Dışişleri Bakanlığı: "Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, bugün ülkemize bir ziyaret gerçekleştirecektir."
Dışişleri Bakanlığı: "Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, bugün ülkemize bir ziyaret gerçekleştirecektir."
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:57
Vatandaşlara özel ücretsiz sağlık taramaları gerçekleştirildi
Ankara Sincan Belediyesi tarafından Hanımlar ve Güngörmüşler konaklarında ücretsiz sağlık taramaları yapıldı. Sincan Belediyesi, Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi iş birliğiyle ilçede sağlık taraması yapıldı. Sincan Güngörmüşler ve Hanımlar Konağı’nda gerçekleştirilen çalışma kapsamında vatandaşlara yönelik hem bilgilendirme yapıldı hem de sağlık kontrolleri gerçekleştirildi. Alanında uzman sağlık ekipleri tarafından yürütülen taramalarda, katılımcıların genel sağlık durumları değerlendirilirken, tansiyon ve şeker ölçümleri de yapıldı. Yapılan kontroller sayesinde muhtemel hastalık risklerinin önüne geçilmesi hedeflenirken, erken teşhisin önemi vurgulandı. Ayrıca vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. Sağlık kontrollerinin ardından katılımcılara ‘Katılım Belgesi’ de takdim edildi. Sincan Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, "Küçük önlemler hayat kurtarır. Erken teşhis ve düzenli kontrollerle daha büyük hastalıkların önüne geçmeyi ve yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyoruz" sözleriyle toplum sağlığını korumaya yönelik bu tür çalışmaların aralıksız devam edeceği vurgulandı. Vatandaşlar ise sunulan hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’a teşekkür etti.
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:39
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
TBMM başkanı Numan Kurtulmuş, "Ara seçimin kuralları da açıktır. Anayasa ve iç tüzükte şartlar bellidir. O şartlar yerine gelirse, geldiği takdirde ara seçim olur. Ama buna karar verecek o şartların başına da buna karar verecek olan Genel Kurulun böyle bir karar alması şarttır" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:35
Modüler Aile Eğitim Programı kapsamında aile eğitimleri yaygınlaştırılmaya devam ediyor
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından geliştirilen Modüler Aile Eğitim Programı kapsamında aile eğitimleri yaygınlaştırılmaya devam ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu hedefleri doğrultusunda, aile yapısını güçlendirmeye, anne babaların refahını artırmaya ve Türkiye’nin genç ve dinamik nüfus yapısını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından hazırlanan Modüler Aile Eğitim Programının imam hatip okullarındaki velilere ulaştırılması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile iş birliği gerçekleştirildi. ‘Benim Köklü Ailem: Değerlerle Aile Buluşmaları’ başlığıyla hayata geçirilen program ile ailelere yönelik eğitim faaliyetleri Adana, Ankara, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Trabzon dahil toplam 7 ilde bulunan imam hatip okullarında uygulanmaya başladı. Gerçekleştirilen iş birliği kapsamında, Modüler Aile Eğitim Programında yer alan konu başlıklarından oluşan 6 oturumluk bir eğitim takvimi hazırlandı. Eğitimlerde katılımcılara, kendini bilmek, aile içi iletişim, çocuk yetiştirme tutumları, sosyal medya, dijital oyunlar ve bilişim araçları, okul hayatı ve çocuk gibi başlıklarda hem teorik hem de beceri geliştirme odaklı içerikler interaktif eğitim yöntemleriyle sunuluyor. Anne babalara destek olmak amacıyla Mart ayında başlayan eğitimlerin Mayıs ayı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda, ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacıyla paydaş kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde çalışmalarını sürdüren Bakanlık, aile eğitimlerinin yaygınlaştırılmasına önümüzdeki süreçte de devam edecek.
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:33
Bakan Fidan, Hollandalı mevkidaşı Berendsen ile görüştü
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen ile Ankara’da bir araya geldi. Dışişleri Bakanı Fidan, Hollanda Dışişleri Bakanı Berendsen ile Dışişleri Bakanlığında bir araya gelerek görüşme gerçekleştirdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:14
Bakan Güler: "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz"
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Güler, NATO’nun askeri bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıktığını belirtti. Bakan Güler, "Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış, kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu yüksek askeri kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır" ifadelerini kullandı. "NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişim Avrupa’nın geleceği açısından belirleyici olacaktır" Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma sanayii üretimine yatırım yaptıklarını aktaran Güler, "ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişim Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayii üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır" şeklinde konuştu. "NATO, dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak kendini açıkça kanıtlamıştır" Türkiye’nin uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlendiğini ve sahada belirleyici katkılar sunduğunu dile getiren Güler, "NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken tüm kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak NATO’nun neden halen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır" açıklamasında bulundu. "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz" Bakan Güler artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek "İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" diye konuştu. Yaşanan süreçte NATO’nun kritik öneminin devam ettiğini dile getiren Bakan Güler, bunun yanı sıra toplumların direnç kapasitesini, kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kıldığını aktardı. "Uluslararası güvenlik yapıları küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşımaktadır" Güler, "NATO dahil olmak üzere uluslararası güvenlik yapıları makul dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşımaktadır. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askeri kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askeri gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi. "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir" Türk Silahlı Kuvvetleri ve savunma sanayiinin güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Güler, sözlerine şöyle devam etti: "Bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla milli dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almaya bunu bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi müşterek harekat kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskun mahal özel harekat ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekat hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir." "Türkiye, İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir" Türkiye’nin İttifak’ın tamamında güvenlik üreten riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıktığına dikkati çeken Güler, "İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askeri eğitim tatbikat harekat ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir" dedi. "3 yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz" Bakan Güler, konvansiyonel kapasitelerini artırmaya da devam ettiklerinin altını çizerek, "Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekat bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. 3 yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır" Bu yıl NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılacağını hatırlatan Güler, "Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askeri ve diplomatik güç ve en önemlisi Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir" açıklamasında bulundu. "Bekamızın korunması, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir" Bakan Güler, Türkiye’nin bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da müttefikleriyle entegre şekilde çalışacağını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye olarak bekamızın korunması egemenlik haklarımıza saygı uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem milli menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını da devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:50
Mavi Vatan-2026 Tatbikatının Filli Atış Safhası başladı
Deniz Kuvvetlerince, 3-9 Nisan tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de Donanma Komutanlığı koordinesinde Mavi Vatan-2026 Tatbikatının Fiili Atış Safhası başladı. Türk Deniz Kuvvetleri’nin en büyük tatbikatlarından olan ve 3-9 Nisan tarihlerinde icra edilen Mavi Vatan-2026 tatbikatının son günü, Fiili Atış Safhası ile başladı. Tatbikatın amaçları arasında, katılacak unsurların harekata hazırlık seviyelerini yükseltmek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı komutanlıkların karargah ve hareket merkezlerinin sevk ve idare etkinliğini denemek, karargah personeli ve tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda, muhakeme, öngörü ve karar vermek yeteneklerini değerlendirmek, diğer Kuvvet Komutanlıkları ve kamu kurumları ile müşterek çalışabilirlik usullerini geliştirmek yer aldı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun da takip ettiği tatbikat, Akdeniz açıklarında bugün de devam edecek.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:42
Tarım ve Orman Bakanlığından Kars’taki mera kullanımının yasaklandığı iddialarına yalanlama
Tarım ve Orman Bakanlığı, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Bakanlık, tüm illerde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımının belirli bir takvim çerçevesinde yürütüldüğünü ve 10 Nisan tarihinde başladığını açıkladı. Aynı zamanda Bakanlık, daha erken tarihte meraya çıkılmamasının meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesinden kaynaklı olduğunu vurguladı. "Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu durum bir ‘mera yasağı’ değildir. 4342 sayılı Mera Kanunu gereği, ülkemizin tüm illerinde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımı belirli bir takvim çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda, Kars’ta 2026 yılı otlatma sezonu 10 Nisan tarihinde başlamaktadır. Bu tarihten önce meraya çıkılmamasının nedeni; meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesidir. Belirtilen tarihlerden önce meralarda otlatma yapılması meraların vejetasyon yapısının bozulmasına ve ot veriminin azalmasına sebep olmaktadır. Bakanlık olarak yetiştiricilerimizin bu süreçte mağduriyet yaşamaması için, Ani köyü sınırları içerisinde bulunan bir alan 1 Kasım 2025 - 10 Nisan 2026 tarihleri arasında kışlak olarak kullanıma açılmıştır. Öte yandan, Ani köyüne ait meralarda geçmiş yıllarda aşırı otlatmaya bağlı tahribat oluştuğu için de bir mera ıslah projesi yürütülmektedir. Bu çalışmalar, meraların daha verimli hale getirilmesi ve üreticilerimizin uzun vadede daha güçlü bir üretim yapabilmesi için uygulanmaktadır. Ayrıca, il ve ilçe müdürlüğü teknik ekiplerimiz tarafından sahadaki yetiştiricilerimizle düzenli iletişim sağlanmakta, gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeler yapılmaktadır. Üreticilerimizin yanında olmaya, meralarımızı korumaya ve hayvancılığımızı sürdürülebilir şekilde güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:30
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açış konuşmasını yapan Duran, günümüzde uluslararası sistem açısında yeni bir konjonktürle karşı karşıya olunduğunu belirterek "NATO ittifakı tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşamaktadır. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi, doğal olarak da yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinlemektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, NATO’ya ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir" Duran, Türkiye’nin NATO’ya katkı sunabilecek güçte olduğunu vurgulayarak "NATO’nun yapısal savaş ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO’ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde NATO da Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu belirten Duran, süren gerilimin, dünyanın farklı noktalarındaki krizleri de etkilediğini ve bu krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tuttuğunu ifade etti. "BM çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır" Duran, "Birleşmiş Milletler (BM), çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek; dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir. Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir. Türkiye, ittifaka ‘istikrar’ başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir" diye konuştu. "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel bağlamı nedeniyle Ortadoğu’da sözü geçen bir aktör konumunda olduğunu aktaran Duran, "Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir" açıklamasında bulundu. "Her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz" Duran, Türkiye’nin, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir bir barış yurdu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, ABD ile İran arasında 2 haftalık ateşkesin sağlanmasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Aslında Türkiye, krizin savaşa evrilmemesi için diplomasinin tüm imkanlarını en baştan itibaren devreye sokmuştu. Liderler arasında diyalog kurma girişimi de dahil olmak üzere farklı inisiyatifleri ortaya koyduk. Tarafları İstanbul’da bir araya getirerek çatışma iklimine meydan vermemenin, barışı sağlamanın mücadelesini gösterdik. Bölge ülkeleriyle temasa geçerek farklılıkları minimum seviyeye düşürmeye çalıştık. Savaş başladıktan sonra ise, ABD ve İran ile doğrudan görüşmeler de dahil geniş bir diplomatik seferberlik ilan ettik. Savaşın bölgeye yayılmaması için bölge ülkeleriyle ikili temaslar gerçekleştirdik. 20’nin üzerinde küresel aktörle ikili temaslar gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz." "Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyoruz" Bölgede sağlanan ateşkese rağmen Netanyahu hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırıları ile barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik uluslararası adımları hedef aldığını anlatan Duran, "Türkiye olarak Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyor, uluslararası toplumu bir an evvel harekete geçmesi gerektiğinizi hatırlatıyoruz Buraya kadar ele aldığımız tüm süreçler, Türkiye’nin küresel barış ve istikrar açısından ne kadar önemli bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda NATO Zirvesi’nin bu yıl Ankara’da gerçekleşecek olması da ayrıca anlamlıdır. Böylesi stratejik önemi haiz bir ülkenin başkentinde liderlerin vereceği mesajlar, NATO’nun geleceği açısından büyük ölçüde belirleyici olacaktır" dedi. "Barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır" Dezenformasyon, algı yönetimi, yapay zeka tabanlı sahte içerikler ve daha nice unsurların çatışma ve savaşların bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "İletişim alanında hibrit tehditler ve bunların karşısında devletler, enformasyon trafiğinin tamamını kapsayacak bütüncül bir stratejik yaklaşımı ortadadır ve bunu benimsemek zorundayız. NATO da üye ülkelerin stratejik iletişim kapasitelerinin arttırılmasını öncelikleri arasına almıştır. Bugün NATO kapsamında dayanıklılığın pekişeceği yeni bir stratejik konumlanmadan söz edeceksek, mevcut küresel krizleri iletişim bağlamında da derinlemesine irdelememiz; bu alanda geliştirilecek iş birliği imkanları üzerine fikir teatilerinde bulunmamız gerekmektedir. Zira modern çağda barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi, mutlaka ama mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder