Yerel Haberler
Ankara
19 ülke ve Arap Ligi ile İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ortak açıklama 23 Şubat 2026 Pazartesi - 23:11:44 19 ülkenin dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından yapılan ortak açıklamada, "İsrail’in Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. Türkiye Cumhuriyeti, Brezilya Federatif Cumhuriyeti, Danimarka Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Finlandiya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, İsveç Krallığı, İrlanda, İzlanda Cumhuriyeti, Katar, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Norveç Krallığı, Portekiz Cumhuriyeti, Slovenya Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı ve Ürdün Haşimi Krallığı’nın dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından İsrail’in Batı Şeria’daki tutumu hakkında ortak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, "İsrail’in ahiren aldığı, Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. İsrail’in işgalci tutumunun kınandığı belirtilen açıklamada, "Bu değişiklikler geniş kapsamlı olup, Filistin topraklarını İsrail’in sözde ‘devlet arazisi’ olarak yeniden sınıflandırmakta, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırmakta ve İsrail idaresini daha da derinleştirmektedir. İsrail’in yasa dışı yerleşimleri ve bunları ilerletmeyi amaçlayan kararlarının Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin önceki kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 tarihli istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun bariz bir ihlali olduğu konusunda net bir görüşe sahibiz. Bu son kararlar, sahadaki gerçekliği değiştirmeyi ve kabul edilemez fiili ilhakı ilerletmeyi amaçlayan açık bir gidişatın parçasıdır. Ayrıca Gazze için 20 maddelik plan da dahil olmak üzere bölgede barış ve istikrara yönelik devam eden çabaları zayıflatmakta ve anlamlı bir bölgesel entegrasyon umudunu tehdit etmektedir. İsrail hükümet’ne bu kararları derhal geri alması, uluslararası yükümlülüklerine riayet etmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki ve idari statüsünde kalıcı değişikliklere yol açacak adımlardan kaçınması çağrısında bulunuyoruz. Söz konusu kararlar, E1 projesinin onaylanması ve ihalesinin yayımlanmasıyla İsrail’in yerleşim politikasında benzeri görülmemiş hızlanmanın ardından alınmıştır. Bu tür eylemler, Filistin Devleti’nin yaşayabilirliğine ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıdır. Bu bağlamda 1967’den bu yana işgal altında bulunan Filistin topraklarının Doğu Kudüs de dahil olmak üzere demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm tedbirleri reddettiğimizi yineliyoruz. Her türlü ilhaka karşıyız. Batı Şeria’daki endişe verici tırmanış karşısında İsrail’e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi ve sorumluları hesap verebilir kılması çağrısında bulunuyoruz. Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine, zorla yerinden etme politikalarına ve ilhak tehditlerine karşı uluslararası hukuka uygun olarak somut adımlar atma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Tarihe dayanan Haşimi himayesinin özel rolünü tanıyor; mübarek Ramazan ayında Kudüs ve Kudüs’teki kutsal mekânlardaki tarihi ve hukuki statükonun korunmasının önemini vurguluyoruz. Bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturan Kudüs’te statükoya yönelik tekrarlanan ihlalleri kınıyoruz. Bakanlar, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne ait alıkonulan vergi gelirlerini derhal serbest bırakması çağrısında bulunmaktadırlar. Paris Protokolü uyarınca Filistin Yönetimi’ne aktarılması gereken bu gelirler, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. 4 Haziran 1967 sınırları temelinde Arap Barış Girişimi ve ilgili BM kararları doğrultusunda Ortadoğu’da iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma konusundaki sarsılmaz bağlılığımızı yineliyoruz. New York Bildirisi’nde de ifade edildiği üzere İsrail-Filistin ihtilafının sona erdirilmesi bölgesel barış, istikrar ve entegrasyon için şarttır. Bölge halkları ve devletleri arasında bir arada yaşama ancak ve ancak bağımsız, egemen ve demokratik bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır" ifadelerine yer verildi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 19:49 AK Parti’den Suriye ve Gazze için Ramazan seferberliği AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında Balkanlar, Suriye ve Gazze’de iftar organizasyonları düzenliyor. AK Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı, Ramazan ayında yurt içindeki sosyal dayanışma çalışmalarının yanı sıra Balkanlar, Suriye ve Gazze’de yürütülecek iftar organizasyonları için kapsamlı bir çalışma başlattı. AK Partili belediyelerin organizasyonu ve koordinasyonuyla Balkanlar, Suriye’de ve Gazze’de Ramazan boyunca her gün düzenli iftar sofraları kurulacak. Bereket sofralarıyla milyonlarca insana sıcak yemek ulaştırılması, temel gıda ihtiyaçlarının karşılanması ve Ramazan’ın manevi atmosferinin kardeş topluluklarla birlikte yaşanması hedefleniyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun bu yıl da sınırları aşarak gönül coğrafyasına taşınacağını açıkladı. Türkiye’nin dört bir yanında kurulan iftar sofralarının bu yıl daha geniş bir dayanışma ağıyla sürdürüleceğini belirten Demir, aynı zamanda savaşın ve insani krizlerin etkilediği bölgelerde de büyük çaplı organizasyonlar gerçekleştirileceğini ifade etti. Özellikle Gazze’de yaşanan ağır insani tabloya dikkat çeken Demir, saldırılar altında yaşam mücadelesi veren sivillerin hiçbir şartta yalnız bırakılmayacağını vurguladı. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelinde kurulan iftar ve sahur programlarının kapsamının daha da genişletileceğini belirten Demir, bu dayanışma halkasının Suriye ve Gazze’yi de içine alacak şekilde büyütüleceğini ifade etti. Demir, Balkanlar, Gazze ve Suriye’de Ramazan süresince iftar programlarının kesintisiz şekilde devam edeceğini ve geniş kitlelere ulaşılacağını kaydederek, mazlum coğrafyalarla dayanışma bilincinin güçlü şekilde ortaya konulacağını söyledi. Dayanışmanın sınır tanımadığını vurgulayan Demir, "AK Partili belediyeler olarak Türkiye’nin dört bir yanında kurduğumuz sofraları gönül coğrafyamıza da taşıyoruz. Bu kapsamda Konya’nın Şam merkezde, Erzurum’un Lazkiye’de, Gaziantep’in Halep merkezde ve Çorum’un Rif Şam Yarmuk’ta, Sultanbeyli’nin Bosna-Hersek’te gerçekleştirdiği iftar programlarıyla birlikte birçok belediyemiz de Ramazan boyunca iftar programları gerçekleştirecek şekilde Suriye’de ve Gazze’de belediyelerimiz aracılığıyla bereket sofraları, gönül sofraları kuruyoruz. Yine Balkanlar’da Bulgaristan, Yunanistan ve Kuzey Makedonya’da da iftar çadırları kuruyoruz. Trabzon ve Rize Belediyelerimiz Batum’da iftar sofrası kuruyorlar. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu tüm kardeşlerimizle birlikte yaşatmak için bir seferberlik başlattık. Özellikle İsrail tarafından sistemli bir soykırıma maruz bırakılan mazlumlar diyarı Gazze’de bayrama kadar iftar sofraları kuruyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hazırlayacağımız bu gönül sofraları, yarınlara uzanan kardeşlik köprümüzün en güçlü temellerini oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın’ı kabul etti
13 Şubat 2026 Cuma - 20:42 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın’ı kabul etti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın’ı kabul etti. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, "Ücretlerde ve personel sisteminde reform ihtiyacını cumhurbaşkanı yardımcımızla görüştük. Ücretleri de kapsayacak şekilde kamu personel sisteminde reform yapılması gerektiğini Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a ilettik. 1960’lı yıllardan sonra yapılan yasal ve yönetsel düzenlemelerle bugünkü halini alan kamu personel sistemimizin; günün ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemimize uygun hızlı, etkili ve makul bir hale getirilmesi gerektiğini belirttik. Sorunun varlığını kabul ederek yapılan lokal müdahaleler sistemi yaşatmayı değil günü kurtarmayı sağlıyor" dedi. Kamu personel sisteminin kuşatıcı reformla yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyleyen Yalçın, "4 milyondan fazla kamu görevlisini ve ülkemizin her bir karış toprağında kamu hizmeti üretilmesini sağlayan kamu personel sistemimizin; lokal müdahalelerle değil genel, kapsayıcı ve kuşatıcı reformla yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Bunun için Memur-Sen olarak; 2024 ve 2025 yılımızı buna ayırarak bütün başlıklarıyla personel sistemimizi ele aldık. ‘Kamu Personel Sistemi; Tarihçe-Tespit-Teklif’ Raporumuzla personel sisteminin bütün alanlarına ışık tuttuk. Özellikle son gerçekleştirdiğimiz ve imzalamadığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri sonrası kamuda yaşanan ücret dengesizliği, kapsamlı bir düzenleme yapılması gerektiğini açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Kamuda tartışmaların yükseldiği bir süreç yaşanıyor" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a ilettiği konulardan bahseden Yalçın, şunları kaydetti: "Kamuda tartışmaların yükseldiği bir süreç yaşanıyor. Ücret reformunu da kapsayacak bir personel reformuna ihtiyaç olduğu herkes tarafından açıkça görülüyor. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’a; kamu personel alım sistemi, memurların genel hakları ve yasaklar, kamu personel rejiminde statüler, mali ve sosyal haklar, emeklilik sistemi, kapsayıcı merkezi yönetim, 1. Dereceye 3600 ek gösterge, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları, 4688 sayılı Kanun’un değiştirilmesi, çözüm bekleyen genel sorunlar başlıkları çerçevesinde kamunun genel fotoğrafını ifade ederek sorunlar ve çözüm önerilerimizi ilettik. Toplu sözleşme masasında bugüne kadar birçok konu başlığında emsali olmayan ve ilk örneklerini teşkil eden kazanımlar elde ettik." "Cumhurbaşkanı Yardımcımız Yılmaz‘a ilgileri için teşekkür ediyorum" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a ilgisi için teşekkür eder Yalçın, "Fakat hem sendikal Kanunun eksikleri hem de sürenin yetersizliği nedeniyle mevcut eksiklikler giderilememiştir. Kamu Personel Sistemi’nde yapılacak değişikliğe uygun olarak 4688 sayılı Kanunun kapsamı genişletilmeli, süresi artırılmalı, günlük tutanak getirilmeli, hakem heyeti tarafsız ve adil olmalı, grev hakkı verilmeli, emekli kamu görevlileri örgütlenmeli ve ILO normlarına uygun hale getirilmelidir. Yetkili Konfederasyonun katılımıyla personel sistemi ele alınmalı, sorunlar geçici ya da lokal düzenlemelerle değil bütüncül bakış açısıyla çözülmelidir. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz‘a ilgileri için teşekkür ediyorum" dedi.
Dışişleri Bakanlığı: "Avrupa Parlamentosu dahil hiçbir yabancı kurum ülkemizdeki adli süreçlere müdahale edemez"
13 Şubat 2026 Cuma - 19:24 Dışişleri Bakanlığı: "Avrupa Parlamentosu dahil hiçbir yabancı kurum ülkemizdeki adli süreçlere müdahale edemez" Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez" denildi. Dışişleri Bakanlığından, Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen kararlarla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada, "’Kuzeydoğu Suriye’deki durum’ konulu karar, Suriye’nin yeniden kendi ayakları üzerinde durmasında ve istikrarının tesisinde Türkiye’nin rolünü göz ardı etmektedir. Avrupa Parlamentosu’na, yanlış ve art niyetli kararlar almak yerine, sahadaki gerçekler ile Suriye’nin ve Suriyelilerin beklentilerini anlayabilmek için daha fazla gayret sarf etmesi tavsiyesinde bulunuyoruz" ifadelerine yer verildi. Avrupa Parlamentosu’na Türkiye aleyhindeki çabalara alet olmama çağrısı yapılan açıklamada, "’Türkiye’de yabancı gazetecilerin ve yabancı Hristiyanların hedefli şekilde sınır dışı edilmesi’ konulu kararda, ülkemizdeki ifade ve din özgürlüğüne yönelik olarak öne sürülen iddialar gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Avrupa Parlamentosu dahil, hiçbir yabancı kurum, ülkemizde yürütülen adli süreçlere müdahale edemez. Söz konusu kararlar, Türkiye-AB ilişkilerini geliştirme çabalarının ruhuna da ters düşmektedir. Avrupa Parlamentosu’nu, ülkemiz aleyhindeki çabalara alet olmak ve iç işlerimize müdahaleye yeltenmek yerine, Türkiye-AB ilişkileri için yapıcı adımlar atmaya çağırıyoruz" denildi.
Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir"
13 Şubat 2026 Cuma - 18:25 Savunma Sanayii Başkanı Görgün: "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaretinde, "KAAN, altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" dedi. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaret ederek gelişmeler hakkında bilgi aldı. Görgün, "Bugün, Milli Muharip Uçak KAAN Projesinde çok kıymetli bir adıma daha hep birlikte şahitlik ediyoruz. Tam Boy Statik testlerde kullanılacak uçağımızın hangardan çıkışı ile ilk uçuşlarını yapan prototipimizin, bundan sonraki uçuşunu yapacak olan ikinci prototipimizle birlikte aynı karede yer alacak olmaları, hem önemli bir teknik aşamayı ifade etmekte hem de binlerce insanın emeğinin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. KAAN, bir uçağın ötesinde, Türkiye’nin mühendislik gücünün ve bağımsız savunma iradesinin simgesidir. Bu projede hedefimiz; Türk Hava Kuvvetlerimizin envanterinde uzun yıllar görev yapacak yeni nesil muharip bir uçağı özgün olarak geliştirmek ve ülkemizin kabiliyetlerini daha da ileri taşımaktır" dedi. "Savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" KAAN’ın teknik detaylarından bahseden Görgün, "KAAN’ımızın teknik kabiliyetlerine baktığınızda; ulaşacağı hızdan görünmezlik teknolojisine, elektronik harp yeteneğinden çoklu görev kabiliyetlerine kadar, dünyada sayısı bir elin parmakları kadar olan seçkin muharip uçak sınıfının bir üyesi olacağını söylemek mümkündür. Düşük görünürlük, dahili silah yuvaları, gelişmiş aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık ve sensör füzyonu gibi kabiliyetlerle hem hava-hava hem hava-yer görevlerinde üstün performans elde edilecektir. Bugün geldiğimiz noktada, geliştirme, test ve üretim adımlarını eş zamanlı olarak yürütüyoruz. 2024’te ilk uçuşunu yapan hızlı prototipimiz sonrasında geliştirme ve üretim süreçleri aralıksız şekilde ilerlemiştir. Bununla birlikte eş zamanlı olarak insanlı-insansız savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" ifadelerini kullandı. "KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir" KAAN’ın, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir proje olduğuna dikkati çeken Görgün, şunları kaydetti: "Statik test prototipimizin üretiminin tamamlanmasıyla birlikte; tasarımdan üretime, üretimden doğrulamaya uzanan sürecin olgunlaşma yolunda nasıl ilerlediğini hep birlikte görmekteyiz. Yerli motorumuzun geliştirilmesi başta olmak üzere kabiliyet artırımlarıyla fazlı olarak geliştirdiğimiz KAAN, her geçen gün kabiliyetlerine ve ülkemiz savunma ve havacılık sanayi altyapısına yenilerini ekleyerek ülkemizi dünyada sayılı ülkeler ligine taşımaktadır. KAAN, uzun soluklu bir teknoloji programında bir ürün olmanın yanında; tasarım, üretim, test altyapısı ve insan kaynağını eşgüdümlü biçimde birlikte yürüten; altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir." "KAAN’ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim" KAAN’ın, geniş bir ekosistem başarısı olduğunu vurgulayan Görgün, "Bu hamlenin en kritik aşamalarından biri olan seri üretim faaliyetlerine dönük olarak da paralelde tüm hızıyla çalışmaktayız. KAAN’ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. KAAN’ın yerli tedarik zinciri bugün 20’den fazla şehirde, 300’den fazla firmayla, 5 binden fazla çalışandan oluşmaktadır. Bu vesileyle emeği geçen tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Rabbim emeklerini bereketlendirsin. Önümüzdeki dönemde de test, kalifikasyon ve üretim hazırlıklarını aynı kararlılıkla sürdürecek; KAAN’ı adım adım daha ileri kabiliyetlerle gök vatanımızla buluşturacağız. Allah’ın izniyle, Türkiye Yüzyılı’nda savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefimize kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" dedi.
Meclis Başkanvekili Bozdağ’dan bakanların yemin töreninde yaşananlara ilişkin açıklama
13 Şubat 2026 Cuma - 15:01 Meclis Başkanvekili Bozdağ’dan bakanların yemin töreninde yaşananlara ilişkin açıklama TBMM Başkanvekili ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, İçişleri ve Adalet Bakanı’nın Meclis’teki yemin töreninde yaşananlara ilişkin, "TBMM Başkanvekili olarak Genel Kurul’da yaptığım yönetim, Anayasa ve İçtüzük’ün bu âmir hükümlerine uygundur. Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırı bir iş ve işlem yapılmamıştır" açıklamasını yaptı. Bekir Bozdağ X hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa’nın kendisine verdiği yetkileri kullanmış, Adalet Bakanı olarak Akın Gürlek’i, İçişleri Bakanı olarak Mustafa Çiftçi’yi atamıştır. Her iki bakanın atanmasına dair Cumhurbaşkanlığının 10 Şubat 2026 tarihli ve 2026/51 sayılı kararı, 11 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Cumhurbaşkanımız, yeni atanan bakanlarımızın Anayasa ve İçtüzük’e uygun yemin etmeleri için Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi’ni TBMM Başkanlığına göndermiştir. İçtüzük’e göre, ’Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, atandıkları tarihten sonra yapılan ilk birleşimde andiçerler.’ (İçtüzük, 3/6) TBMM Başkanvekili olarak Genel Kurul’da yaptığım yönetim, Anayasa ve İçtüzük’ün bu âmir hükümlerine uygundur. Anayasa ve İçtüzük hükümlerine aykırı bir iş ve işlem yapılmamıştır" ifadelerine yer verdi. Bozdağ’ın açıklamasının devamı şöyle: "Meclis yönetimi sırasında divanda görev alan Meclis kâtiplerinden birinin muhalefetten olması, İçtüzük emri değil teamül gereğidir. Ancak muhalefeti temsilen divanda görev yapan kâtip üyenin Meclis Başkanvekilinden izin istemesi ve yerine iktidar grubundan bir kâtip üyeyiyi önermesi halinde her iki kâtip üyenin iktidar grubundan olması da Meclis teamülüdür. İçtüzük’te hüküm bulunmayan hallerde Meclis temülü, İçtüzük hükmü gibi uygulanır. Bu konu tartışma dışıdır. CHP grubu adına divanda görev yapan kâtip üyemiz ve Hatay Milletvekilimiz Nermin Yıldırım Kara yanıma geldi, belli bir süre divandan ayrılmak için izin istedi. Ben de kendisine ’yerine birini buldun mu’ diye sordum. O da AK Parti grubundan kâtip üyemiz ve Adıyaman Milletvekilimiz İshak Şan’a rica ettiğini, yerine onun görev yapacağını söyledi. Ben de izin verdim. Kaldı ki bu, ihtiyaç halinde sürekli uygulanagelen bir teamüldür." Açıklamasında bakanların andiçme metinlerinin Meclis tutanaklarında yer almayacağını kaydeden Bozdağ, "Tutanaklarda sadece ’andiçti’ kaydı yer alır. Bugüne kadar yapılmış tüm milletvekili ve bakan andiçmeleri tutanaklarda bu şekilde kayıtlıdır. Bunun aksini iddia edeni, tutanaklar tekzip etmektedir. Andiçme sırasında benim Meclis Başkanvekili olarak Genel Kurul’u yönetmem, planlı değildir. Meclis Başkanvekili Pervin Buldan; salı günü beni aradı, Cumhurbaşkanımızın çarşamba günü saat 14.00’e kendilerine randevu verdiğini, Meclis Başkanvekili Celal Adan’a önce rica ettiğini, ancak onun cenazesi olması hasebiyle yapamayacağını söylediğini bana ilettikten sonra görüşme bitene kadar Genel Kurulu yönetmemi rica etti. Ben de ricasını kabul ettim. Bu sırada bakanların ataması söz konusu değildi. Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, dünkü Meclis Genel Kurulu’nda bu gerçeği bütün açıklığıyla anlattı. Bu hakikatin dışında dile getirilen iddialar, zandır ve asılsızdır. Meclis’in çalıştığı günlerde Divanın arkasındaki başkan ve başkanvekillerinin kullandığı çalışma odalarında danışma kurulu toplantıları ve daha birçok istişare toplantıları yapılır. Burada pek çok ihtilaf, Meclis’in mehabetine ve saygınlığına uygun çözüme kavuşturulur. O gün, önce danışma kurulunda, sonra da yemin öncesi verdiğim arada konuyu tekrar gündem yaptım, Genel Kurul’da Meclisimize yakışmayacak görüntülere izin vermeyelim, itirazlarımızı yapalım, demokratik tepkimizi ortaya koyalım, bunlar zaten hepimizin demokratik hakkıdır, andiçmeyi engelleyecek bir girişimde bulunmayalım, dedim. Ama bir uzlaşma maalesef sağlanamadı" dedi. Bozdağ açıklamasının sonunda, "Daha sonra AK Parti Grup Başkanımız Abdullah Güler ve AK Parti Grup Başkanvekilimiz Abdülhamit Gül ile CHP Grup Başkanvekilleri Murat Emir ve Ali Mahir Başarır özel bir görüşme yaptılar. Görüşme uzayınca ben de yanlarına gittim. İstişare ve uzlaşma arayışları devam etti. Ama işin sonunda bir uzlaşma maalesef çıkmadı. Bunun üzerine Meclis Başkanvekili olarak Anayasa ve İçtüzük’ün bana verdiği yetkileri kullandım, andiçmeyi Anayasa ve İçtüzük’ün âmir hükümlerine göre yaptırdım" ifadelerini kullandı.