Yerel Haberler
Ankara
10 Nisan 2026 Cuma - 20:49 Bakan Gürlek: "Adalet Bakanlığı olarak ortak vicdanı yaralayan her eylemin takipçisi olmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı olarak, vatandaşlarımızın ve insanlığın ortak vicdanını yaralayan her eylemin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Adaletin tesisi için hukuk içinde, kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Adalet Bakanı Gürlek, Sumud filosu iddianamesinin kabul edilmesine ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Paylaşımda, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Gazze’ye insani yardım götüren Sumud filosuna yönelik İsrail’in barbarca saldırısına ilişkin hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle önemli bir yargılama süreci başlamıştır. Görev yaptığım dönemde başlattığımız bu tarihi nitelikteki soruşturmanın yargılama aşamasına gelmesi, Türk adaletinin uluslararası hukuk temelinde ortaya koyduğu kararlı iradenin somut bir göstergesidir" ifadelerini kullandı. "Adaletin tesisi için hukuk içinde, kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz" Türkiye’nin her alanda zulme karşı olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yalnızca diplomasi alanında değil, hukuk zemininde de zulme karşı duruşunu açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Hiç kimse, işlediği suçun ağırlığını makamının arkasına saklayamaz. Netanyahu ve beraberindeki katliam şebekesinin; sivillere yönelik planlı ve sistematik saldırıları, insanlığa karşı suçlar, soykırım, işkence ve yağma gibi ağır fiilleri de hukuk önünde mutlaka karşılık bulacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı olarak, vatandaşlarımızın ve insanlığın ortak vicdanını yaralayan her eylemin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Adaletin tesisi için hukuk içinde, kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
Vatandaşlara özel ücretsiz sağlık taramaları gerçekleştirildi
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:57 Vatandaşlara özel ücretsiz sağlık taramaları gerçekleştirildi Ankara Sincan Belediyesi tarafından Hanımlar ve Güngörmüşler konaklarında ücretsiz sağlık taramaları yapıldı. Sincan Belediyesi, Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi iş birliğiyle ilçede sağlık taraması yapıldı. Sincan Güngörmüşler ve Hanımlar Konağı’nda gerçekleştirilen çalışma kapsamında vatandaşlara yönelik hem bilgilendirme yapıldı hem de sağlık kontrolleri gerçekleştirildi. Alanında uzman sağlık ekipleri tarafından yürütülen taramalarda, katılımcıların genel sağlık durumları değerlendirilirken, tansiyon ve şeker ölçümleri de yapıldı. Yapılan kontroller sayesinde muhtemel hastalık risklerinin önüne geçilmesi hedeflenirken, erken teşhisin önemi vurgulandı. Ayrıca vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. Sağlık kontrollerinin ardından katılımcılara ‘Katılım Belgesi’ de takdim edildi. Sincan Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, "Küçük önlemler hayat kurtarır. Erken teşhis ve düzenli kontrollerle daha büyük hastalıkların önüne geçmeyi ve yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyoruz" sözleriyle toplum sağlığını korumaya yönelik bu tür çalışmaların aralıksız devam edeceği vurgulandı. Vatandaşlar ise sunulan hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’a teşekkür etti.
Modüler Aile Eğitim Programı kapsamında aile eğitimleri yaygınlaştırılmaya devam ediyor
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:35 Modüler Aile Eğitim Programı kapsamında aile eğitimleri yaygınlaştırılmaya devam ediyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından geliştirilen Modüler Aile Eğitim Programı kapsamında aile eğitimleri yaygınlaştırılmaya devam ediyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu hedefleri doğrultusunda, aile yapısını güçlendirmeye, anne babaların refahını artırmaya ve Türkiye’nin genç ve dinamik nüfus yapısını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından hazırlanan Modüler Aile Eğitim Programının imam hatip okullarındaki velilere ulaştırılması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile iş birliği gerçekleştirildi. ‘Benim Köklü Ailem: Değerlerle Aile Buluşmaları’ başlığıyla hayata geçirilen program ile ailelere yönelik eğitim faaliyetleri Adana, Ankara, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Trabzon dahil toplam 7 ilde bulunan imam hatip okullarında uygulanmaya başladı. Gerçekleştirilen iş birliği kapsamında, Modüler Aile Eğitim Programında yer alan konu başlıklarından oluşan 6 oturumluk bir eğitim takvimi hazırlandı. Eğitimlerde katılımcılara, kendini bilmek, aile içi iletişim, çocuk yetiştirme tutumları, sosyal medya, dijital oyunlar ve bilişim araçları, okul hayatı ve çocuk gibi başlıklarda hem teorik hem de beceri geliştirme odaklı içerikler interaktif eğitim yöntemleriyle sunuluyor. Anne babalara destek olmak amacıyla Mart ayında başlayan eğitimlerin Mayıs ayı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda, ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacıyla paydaş kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde çalışmalarını sürdüren Bakanlık, aile eğitimlerinin yaygınlaştırılmasına önümüzdeki süreçte de devam edecek.
Bakan Güler: "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz"
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:14 Bakan Güler: "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor, bu önemli adımın sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" dedi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Güler, NATO’nun askeri bir ittifak olmanın ötesinde değişen güvenlik ortamına hızlıca entegre olabilen dinamik ve sürdürülebilir bir güvenlik mimarisi olarak öne çıktığını belirtti. Bakan Güler, "Türkiye ise 1952 yılında İttifak’a katıldığından bu yana bu büyük kurumsal mimarinin yalnızca bir parçası olmamış, kararları etkileyen, risk üstlenen, sahada sonuç üreten ve müttefiklerin güvenliğine doğrudan katkı sağlayan belirleyici aktörlerinden biri haline gelmiştir. Bu çerçevede ülkemiz sahip olduğu jeostratejik konumu yüksek askeri kapasitesi ve kriz bölgelerine coğrafi yakınlığı ile NATO’nun kolektif savunma yapısının güneydoğu kanadında cephe ülkesi olarak başladığı üyelik sürecinde artık kendini merkez ülkelerinden biri olarak konumlandırmaktadır" ifadelerini kullandı. "NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişim Avrupa’nın geleceği açısından belirleyici olacaktır" Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma sanayii üretimine yatırım yaptıklarını aktaran Güler, "ABD’nin Avrupa’ya verdiği desteği azaltmaya ilişkin sınamasıyla karşı karşıya kalan NATO’nun yeni şartlar altında göstereceği değişim Avrupa’nın geleceği açısından da belirleyici olacaktır. Bu gelişmeler doğrultusunda Avrupa ülkeleri kendi savunmalarını güçlendirmek amacıyla savunma harcamalarının artırılması, savunma sanayii üretiminin geliştirilmesi, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve silahlı kuvvetlerin kabiliyetlerinin pekiştirilmesine yönelik adımlar atmaktadırlar. Bu çabaların temelinde ise NATO’nun Avrupa güvenliğindeki merkezi rolü yatmaktadır" şeklinde konuştu. "NATO, dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak kendini açıkça kanıtlamıştır" Türkiye’nin uzun tarihsel süreç içerisinde İttifak’ın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlendiğini ve sahada belirleyici katkılar sunduğunu dile getiren Güler, "NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken tüm kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak NATO’nun neden halen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin İttifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır" açıklamasında bulundu. "ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi memnuniyetle karşılıyoruz" Bakan Güler artan risk ve tehditler nedeniyle güvenlik paradigmalarının hızlı ve sürekli olarak değiştiği bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek "İsrail ve ABD’nin İran’a saldırıları buna karşı İran’ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" diye konuştu. Yaşanan süreçte NATO’nun kritik öneminin devam ettiğini dile getiren Bakan Güler, bunun yanı sıra toplumların direnç kapasitesini, kritik altyapıların emniyetini siber ve dijital alanın savunulmasını ve kamuoyunun manipülasyona karşı korunmasını da zorunlu kıldığını aktardı. "Uluslararası güvenlik yapıları küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşımaktadır" Güler, "NATO dahil olmak üzere uluslararası güvenlik yapıları makul dengeleyici ve koruyucu bir bakış açısı benimsemesi yalnızca bölgesel istikrar için değil küresel düzenin sürdürülebilirliği açısından da hayati önem taşımaktadır. Şu bir gerçek ki NATO’nun geleceği artık yalnızca askeri kapasitesine değil stratejik dayanıklılığına uyum ve koordinasyon kabiliyetine ve siyasi bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bu nedenle dayanıklılık kavramı İttifak’ın yalnızca askeri gücünü destekleyen bir unsur değil aynı zamanda hibrit ve çok katmanlı tehditlere karşı en kritik savunma hattı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi. "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir" Türk Silahlı Kuvvetleri ve savunma sanayiinin güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Güler, sözlerine şöyle devam etti: "Bizler de kahraman ordumuzun ve göz bebeğimiz savunma sanayimizin güçlendirilmesi çabalarımızla milli dayanıklılığımızı daha da artıracak önlemleri almaya bunu bir zorunluluk olarak görüyoruz. Bugün kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Kara Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımızın yüksek muhariplik seviyesi müşterek harekat kabiliyeti ve gerçek saha deneyimi sayesinde caydırıcılığını her koşulda ortaya koyabilen bütünleşik bir güç yapısına sahiptir. Nitekim kahraman ordumuz her türlü arazi ve iklim şartında meskun mahal özel harekat ve sınır ötesi gibi çok yönlü operasyonlarda NATO standartlarındaki ortak harekat hızlı intikal ve lojistik destek kabiliyetleriyle personelinin eğitim sürekliliği disiplin seviyesi ve profesyonel omurgasıyla göz doldurmaktadır. Bu nitelikler dünya ordularının önemli bir bölümünün aksine hazır olma seviyemizi sürekli yüksek tutan bir kuvvet yapısının en somut göstergesidir." "Türkiye, İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir" Türkiye’nin İttifak’ın tamamında güvenlik üreten riskleri dengeleyen ve gerektiğinde sahada sonuç alan bir müttefik olarak öne çıktığına dikkati çeken Güler, "İttifakın güçlü ve saygın bir üyesi aynı zamanda ikinci büyük ordusuna sahip ülke olarak askeri eğitim tatbikat harekat ve diğer sorumluluklarımızı örnek teşkil edecek şekilde büyük bir başarıyla yerine getirmekteyiz. Türkiye NATO misyonlarına yalnızca kuvvet katkısı sunan bir ülke değildir. Eğitimden müşterek planlamaya tatbikatlardan komuta-kontrol süreçlerine kadar uzanan geniş bir alanda İttifak’ın operasyonel etkinliğini artıran başlıca müttefiklerden biridir" dedi. "3 yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz" Bakan Güler, konvansiyonel kapasitelerini artırmaya da devam ettiklerinin altını çizerek, "Komando Tugayı kapasitemizi 25’e çıkararak ve teröre karşı 6 farklı harekat bölgesinde eş zamanlı olarak doğrudan silahlı mücadeleden kapasite inşasına kadar değişik görevler icra ederek başarılı olduk. 3 yıl içerisinde ilave Komando Tugayları teşkil ederek kapasitemizi 40’lı rakamlara ulaştırmayı planlıyoruz. Bu tugaylar muharebe sahasında kendini ispatlamış olup günümüzde önem kazanan hibrit savaş tekniklerini en iyi uygulayan birliklerdir" ifadelerine yer verdi. "Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır" Bu yıl NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılacağını hatırlatan Güler, "Ülkemizin İttifak’a sağladığı katkılar ile güvenlik üretmedeki askeri ve diplomatik güç ve en önemlisi Cumhurbaşkanımızın etkili ve güvenilir lider diplomasisi 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde ön plana çıkacaktır. İttifakların yalnızca ortak tehditlere karşı değil aynı zamanda ortak değerler ve ortak akıl etrafında güçlü kaldığını tarih bize göstermektedir. Dolayısıyla ortak değerleri paylaştığımız müttefiklerimizin liderlerinin dönüşüme ilişkin ortaya koyacağı çabalar NATO’nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığının somut bir göstergesi olacaktır. Bu zirvede hedefimiz ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO’nun kararlılığının vurgulanmasıdır. Geleceğin NATO’sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi’nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5’inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir" açıklamasında bulundu. "Bekamızın korunması, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir" Bakan Güler, Türkiye’nin bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da müttefikleriyle entegre şekilde çalışacağını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye olarak bekamızın korunması egemenlik haklarımıza saygı uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir. Özellikle belirtmeliyim ki Türkiye’nin NATO içindeki kritik rolü bağımsız karar alma kapasitesi ile müttefiklik sorumluluklarını aynı anda yürütebilen dengeli ve ilkeli bir stratejik anlayışa dayanmaktadır. Bu yaklaşım hem milli menfaatlerimizin korunmasını hem de kolektif savunma yükümlülüklerinin güçlü şekilde yerine getirilmesini mümkün kılmaktadır. Türkiye kendi güvenliğini de içeren NATO’nun uzun vadeli güvenliği kapsamındaki ortak vizyona önemli katkılar sağlama hedefini kararlılıkla sürdürmektedir. Bundan sonra da her türlü tehdide karşı müttefikleriyle entegre bir şekilde çalışan yaklaşımını da devam ettirecektir. Türkiye NATO’nun güvenilir bir ortağı etkin bir katkı sağlayıcısı ve stratejik bir denge unsuru olma rolünü başarıyla yerine getirmeye ve ittifakın dönüşüm sürecine aktif katkı sunan bir müttefik olmaya devam edecektir." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
Tarım ve Orman Bakanlığından Kars’taki mera kullanımının yasaklandığı iddialarına yalanlama
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:42 Tarım ve Orman Bakanlığından Kars’taki mera kullanımının yasaklandığı iddialarına yalanlama Tarım ve Orman Bakanlığı, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Bakanlık, tüm illerde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımının belirli bir takvim çerçevesinde yürütüldüğünü ve 10 Nisan tarihinde başladığını açıkladı. Aynı zamanda Bakanlık, daha erken tarihte meraya çıkılmamasının meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesinden kaynaklı olduğunu vurguladı. "Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan, Kars’ın Ani köyünde mera kullanımının yasaklandığına dair iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Söz konusu durum bir ‘mera yasağı’ değildir. 4342 sayılı Mera Kanunu gereği, ülkemizin tüm illerinde olduğu gibi Kars’ta da meraların kullanımı belirli bir takvim çerçevesinde yürütülmektedir. Bu kapsamda, Kars’ta 2026 yılı otlatma sezonu 10 Nisan tarihinde başlamaktadır. Bu tarihten önce meraya çıkılmamasının nedeni; meraların korunması, otların yeterli seviyeye ulaşması ve hayvancılığın sürdürülebilir şekilde devam edebilmesidir. Belirtilen tarihlerden önce meralarda otlatma yapılması meraların vejetasyon yapısının bozulmasına ve ot veriminin azalmasına sebep olmaktadır. Bakanlık olarak yetiştiricilerimizin bu süreçte mağduriyet yaşamaması için, Ani köyü sınırları içerisinde bulunan bir alan 1 Kasım 2025 - 10 Nisan 2026 tarihleri arasında kışlak olarak kullanıma açılmıştır. Öte yandan, Ani köyüne ait meralarda geçmiş yıllarda aşırı otlatmaya bağlı tahribat oluştuğu için de bir mera ıslah projesi yürütülmektedir. Bu çalışmalar, meraların daha verimli hale getirilmesi ve üreticilerimizin uzun vadede daha güçlü bir üretim yapabilmesi için uygulanmaktadır. Ayrıca, il ve ilçe müdürlüğü teknik ekiplerimiz tarafından sahadaki yetiştiricilerimizle düzenli iletişim sağlanmakta, gerekli bilgilendirme ve yönlendirmeler yapılmaktadır. Üreticilerimizin yanında olmaya, meralarımızı korumaya ve hayvancılığımızı sürdürülebilir şekilde güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır"
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:30 İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açış konuşmasını yapan Duran, günümüzde uluslararası sistem açısında yeni bir konjonktürle karşı karşıya olunduğunu belirterek "NATO ittifakı tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşamaktadır. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi, doğal olarak da yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinlemektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, NATO’ya ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir" Duran, Türkiye’nin NATO’ya katkı sunabilecek güçte olduğunu vurgulayarak "NATO’nun yapısal savaş ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO’ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde NATO da Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu belirten Duran, süren gerilimin, dünyanın farklı noktalarındaki krizleri de etkilediğini ve bu krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tuttuğunu ifade etti. "BM çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır" Duran, "Birleşmiş Milletler (BM), çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek; dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir. Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir. Türkiye, ittifaka ‘istikrar’ başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir" diye konuştu. "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel bağlamı nedeniyle Ortadoğu’da sözü geçen bir aktör konumunda olduğunu aktaran Duran, "Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir" açıklamasında bulundu. "Her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz" Duran, Türkiye’nin, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir bir barış yurdu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, ABD ile İran arasında 2 haftalık ateşkesin sağlanmasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Aslında Türkiye, krizin savaşa evrilmemesi için diplomasinin tüm imkanlarını en baştan itibaren devreye sokmuştu. Liderler arasında diyalog kurma girişimi de dahil olmak üzere farklı inisiyatifleri ortaya koyduk. Tarafları İstanbul’da bir araya getirerek çatışma iklimine meydan vermemenin, barışı sağlamanın mücadelesini gösterdik. Bölge ülkeleriyle temasa geçerek farklılıkları minimum seviyeye düşürmeye çalıştık. Savaş başladıktan sonra ise, ABD ve İran ile doğrudan görüşmeler de dahil geniş bir diplomatik seferberlik ilan ettik. Savaşın bölgeye yayılmaması için bölge ülkeleriyle ikili temaslar gerçekleştirdik. 20’nin üzerinde küresel aktörle ikili temaslar gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz." "Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyoruz" Bölgede sağlanan ateşkese rağmen Netanyahu hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırıları ile barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik uluslararası adımları hedef aldığını anlatan Duran, "Türkiye olarak Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyor, uluslararası toplumu bir an evvel harekete geçmesi gerektiğinizi hatırlatıyoruz Buraya kadar ele aldığımız tüm süreçler, Türkiye’nin küresel barış ve istikrar açısından ne kadar önemli bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda NATO Zirvesi’nin bu yıl Ankara’da gerçekleşecek olması da ayrıca anlamlıdır. Böylesi stratejik önemi haiz bir ülkenin başkentinde liderlerin vereceği mesajlar, NATO’nun geleceği açısından büyük ölçüde belirleyici olacaktır" dedi. "Barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır" Dezenformasyon, algı yönetimi, yapay zeka tabanlı sahte içerikler ve daha nice unsurların çatışma ve savaşların bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "İletişim alanında hibrit tehditler ve bunların karşısında devletler, enformasyon trafiğinin tamamını kapsayacak bütüncül bir stratejik yaklaşımı ortadadır ve bunu benimsemek zorundayız. NATO da üye ülkelerin stratejik iletişim kapasitelerinin arttırılmasını öncelikleri arasına almıştır. Bugün NATO kapsamında dayanıklılığın pekişeceği yeni bir stratejik konumlanmadan söz edeceksek, mevcut küresel krizleri iletişim bağlamında da derinlemesine irdelememiz; bu alanda geliştirilecek iş birliği imkanları üzerine fikir teatilerinde bulunmamız gerekmektedir. Zira modern çağda barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi, mutlaka ama mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.
İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:58 İş arayanlar ve işverenler aynı masada buluştu Ankara Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni iş kapıları aralamak amacıyla işverenlerle iş arayanları buluşturdu. Pursaklar Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne bağlı İstihdam Şefliği, ilçe halkının istihdamını artırmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Pursaklar’da iş arayanlarla işverenler aynı masada buluştu, yüzlerce kişi yeni bir başlangıç için ilk adımı attı. ‘‘Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz’’ Farklı sektörlerde personel ihtiyacını karşılamaya yönelik düzenlenen görüşmelerle iş arayan vatandaşlara önemli fırsatlar sunulduğunu belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Göreve geldiğimiz günden bu yana iş arayan vatandaşlarımız ile eleman ihtiyacı duyan işverenlerimiz arasında güçlü bir köprü kurmaya gayret ediyoruz. İş arayanlarla işverenleri bir araya getirerek, vatandaşlarımızın farklı alanlarda iş imkânlarına ulaşmasını sağlıyoruz. Aynı zamanda işverenlerin de ihtiyaç duydukları personeli hızlı ve doğru şekilde temin etmelerine yardımcı oluyoruz. Önümüzdeki süreçte de istihdam odaklı projelerimizi artırarak sürdürecek, daha fazla işverenle iş birliği yaparak daha fazla vatandaşımıza ulaşacağız. Pursaklar’da kimse kendini yalnız hissetmeyecek; belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Marketler Zinciri’nin Pursaklar’da yeni açılacak olan şubesi için 20 erkek-kadın personel alımı nedeniyle şarküteri, kasap, manav, unlu mamuller, kasa, reyon kısımlarında çalıştırılmak üzere deneyimli veya deneyimsiz 252 kişiyi arayan Pursaklar Belediyesi, 49 kişiden olumlu cevap alırken, sosyal medyadan görüp gelen 121 kişi ile birlikte toplam 138 kişi ile iş görüşmesi gerçekleştirdi. Belediye Meclis Toplantı Salonundan gerçekleştirilen görüşmelerin ardından firma yetkililerinin yapacağı nihai değerlendirme sonucunda işe alınacak adayların belirleneceği bildirildi. Pursaklar Belediyesi, vatandaşlara yeni istihdam fırsatları sunmaya yönelik çalışmalarını sürdürüleceğini vurguladı.
MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır"
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:52 MSB: (C-130E Kargo Uçağı incelemesi) "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Gürcistan’da kaza-kırıma uğrayan C-130E Kargo Uçağı’nın incelemelerinde içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanmadığını açıkladı. MSB, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin gündeme dair sorduğu soruları yanıtladı. MSB tarafından yapılan açıklamada, Gürcistan’da düşen C-130E Kargo Uçağı’nın devam eden teknik incelemesindeki son duruma dair bilgi verildi. "Ortak çalışmalar yürütülmektedir" Düşen kargo uçağındaki son durum hakkında şu ifadelere yer verildi: "11 Kasım 2025 tarihinde 68-1609 Kanat Numaralı C-130E uçağının geçirdiği kaza-kırım sonrası Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın koordinesinde yapılan Teknik İnceleme Heyetinin faaliyetleri, önce Gürcistan’daki enkaz alanında, sonrasında da enkazın getirildiği 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kayseri tesislerinde aralıksız olarak devam etmektedir. Detaylı incelemeler koordineli olarak icra edilmekte ve bu süreçte 1’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Eskişehir, 12’nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı, TUSAŞ, MKE ve Jandarma Genel Komutanlığı ilgili uzman birimleriyle ortak çalışmalar yürütülmektedir." "Kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" Uçuş Veri Kayıt Cihazı incelemesine ilişkin yapılan açıklamada, "Teknik Rapor çalışmaları devam etmekte olup kaza incelemesine yönelik mevcut durumda; Uçuş Veri Kayıt Cihazı kayıtları incelendiğinde, kaza anına kadar dijital veri kayıtlarında uçuş ekibinin konuşmalarında ve uçağın sistemlerinde her şeyin normal devam ettiği, bir aksaklık tespit edilmediği, olayın ani geliştiği, uçak kuyruk konisi bölgesinin uçak gövdesinden ayrılması nedeniyle FDR’a ait güç ve veri kablolarının kopması sonucu kaydın sonlandığı, dolayısıyla kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir" ifadeleri kullanıldı. "İçerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" Uçağın motor ve pervane sistemlerine ait teknik inceleme ile patlayıcı madde incelemelerine dair yapılan açıklamada, "Uçağın motorları ve pervaneleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sonucunda, motor ve pervanelerin kaza anına kadar sorunsuz bir şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Pervane kopmasından kaynaklı uçak gövdesinin hasarlandığına dair bir durum tespit edilmemiştir. Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından uçak enkazından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda, içerden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır" açıklamasına yer verildi. "Çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir" MSB tarafından uçak enkazından alınan parçalar üzerindeki yapısal hasar ve izlere yönelik ilave metalurjik incelemeler ile analizlerin detaylı olarak devam ettiği belirtilerek, "Malzemelerde tespit edilen kırık-kesit analizlerinin raporlanması beklenmekte olup gelinen aşamada kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı, ancak çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir. Basında çıkan azot tüpüyle ilgili haberlerin gerçekleri yansıtmadığı, aslında uçakta yangın söndürme mayisi bulunan ve uçak içinde sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet yangın tüpü olduğu, bunların uçak enkazında sağlam biçimde ve herhangi bir yere çarpma izi olmaksızın bulunduğu belirlenmiştir" ifadelerine yer verildi. "Bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir" Kargo uçağının arızasındaki muhtemel sebeplerin değinildiği açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yanıcı/patlayıcı olmayan CO2 gazı ile dolu tüpüyle beraber yuvasından çıkmış, uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas etmiş, oradan da dinginin dikey stabilizeyi kavramış olabileceği, tüpün vurmasıyla gövdeye, dikey ve yatay stabilizeye yapısal hasar vermiş olabileceği, bunun da uçağın düşmesine yol açmış olabileceği değerlendirilmiş olup bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir. Halkımızın ve kamuoyunun resmî açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai rapor, kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır" "KKTC’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla alıyoruz" Terör örgütü EOKA’nın geçmişte Kıbrıs adasında yürüttüğü şiddet eylemlerinin tek taraflı ve çarpıtılmış anlatımlarla ‘özgürlük mücadelesi’ olarak sunulmasının, adadaki kalıcı çözüm çabalarına ve mevcut güven ortamına zarar verdiği vurgulanan açıklamada, "Bu çerçevede, EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümünde yapılan açıklama ve etkinlikler, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak yorumlanmaya devam ettiğinin açık bir göstergesidir. Söz konusu yaklaşımın, Kıbrıs Rum kesimindeki çocuk ve gençlere gerçeğe aykırı şekilde aktarılması, adadaki karşılıklı diyalog ve anlayış zeminini zayıflatmaktadır. Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki sivilleri hedef alan provokatif eylemler de bu çarpık zihniyetin günümüzdeki yansımaları olarak ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, her zaman olduğu gibi adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün tesisi yönündeki yapıcı ve iyi niyetli tutumunu sürdürmektedir. Bu kapsamda, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla aldığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Adada gerilimi artırabilecek girişimlerden kaçınılması ve sağduyunun hakim kılınması, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile sağlanan barış ve huzur ortamının korunması açısından büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulunuldu.