Yerel Haberler
Antalya
15 Mart 2026 Pazar - 22:03 Dengesini kaybedip 30 metrelik falezlerden düşen kadın hayatını kaybetti Antalya’da arkadaşları ile birlikte falezlerde vakit geçirirken dengesini kaybederek 30 metre yükseklikten denize düşen müzisyen hayatını kaybetti. Olay, saat 19.30 sıralarında Gençlik Mahallesi Tevfik Işık Caddesi üzerinde bulunan yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki falezlerde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, müzisyenlik yapan Gizem İşken (38) arkadaşları ile birlikte vakit geçirmek için cadde üzerinde bulunan ve vatandaşların manzara izlemek için tercih ettiği falezlere geldi. Burada yanlarında getirdikleri kamp sandalyelerini falezlerin uç noktasına yakın bir alana yerleştiren İşken ve arkadaşları sohbet etmeye başladı. Bir süre sonra arkadaşlarının yanından kalkan ve yakın noktadaki patika alana giden İşken, dengesini kaybederek yaklaşık 30 metre yükseklikten denize düştü. Kadının çığlık sesini duyan arkadaşlarının 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekipler sevk edildi. Gizem İşken’in gözlerinin önünde kayalıklardan düştüğünü gören yakınları sinir krizi geçirirken, polis ekipleri olay sonrası bölgeye vatandaşların girişini yasakladı. Genç müzisyen hayatını kaybetti İtfaiye ekiplerinin havanın karanlık olması ve karadan ulaşım sağlayamaması üzerine bölgeye Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’ne bağlı bot ve balık adamlar sevk edildi. Verilen konuma gelen deniz polisi, kadını su yüzeyinde hareketsiz şekilde buldu. Bota alınan müzisyen Kaleiçi Yatlimanı’na getirildi. Burada hazır bekleyen 112 Acil Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Gizem İşken’in hayatını kaybettiği belirlendi. Olay Yeri İnceleme ekibinin yaptığı çalışmanın ardından Gizem İşken’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.
15 Mart 2026 Pazar - 16:26 Özel eğitim merkezinin düşmedi dediği otizmli gencin düştüğü anın görüntüleri ortaya çıktı Antalya’da gittiği özel eğitim merkezinde fenalaştığı söylenerek evine gönderilen ve ailesine "Cin çarpmış gibiydi" denilerek merdivenden düştüğü gizlenen otizmli gencin merdivenden düştüğü ana ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. 25 Temmuz 2025 tarihinde meydana gelen olayda 20 yaşındaki Mehmet Ay, gittiği özel eğitim merkezinde fenalaştığı söylenerek eve gönderildi. Olay sonrası ailesinin hastaneye götürdüğü ancak merdivenden düştüğü söylenmeyen Mehmet’in çekilen MR ve tahlillerinde her hangi bir olumsuzluğa rastlanmayınca taburcu edildi. Günlerce acı içinde kıvranan Mehmet Ay’ın yürümekte zorlanması üzerine ailesi bir kez daha hastaneye götürdü. Özel eğitim merkezi yetkililerinin ailenin ve doktorların ısrarına rağmen Mehmet’in merdivenlerden düştüğünü gizlemesi kalçasının kırıldığı 4 gün sonra fark edilebildi. Çekilen röntgen sonrası kalçasındaki kırık fark edilerek ameliyata alınan Mehmet Ay’a 4 platin takıldı. Aileye olaydan 2 saat sonra haber verilen ve merdivenden düştüğü saklanan Mehmet’in merdivenlerden düştüğü ana ait güvenlik kamerası görüntüsü ise aylar sonra ortaya çıktı. Olayın ardından geçen 7 ay sonra otizmili Mehmet’in merdivenlerden düştüğü ana ait güvenlik kamerası görüntülerinde öğretmeniyle birlikte merdivenden çıkan Mehmet’in bir süre sonra zemine düştüğü, herhangi bir kontrol yapılmadan merdivenlerden çıkarıldığı görüldü. Yürüyemeyecek durumda evine gönderilen ve kalçasına 4 vida takılan Mehmet’in ailesi, çocuklarının düştüğünü kendilerinden sakladığı, bu nedenle tedavisinin aksadığı gerekçesiyle eğitim merkezi yetkililerinden şikayetçi oldu. Özel eğitim merkezinin olay günü Mehmet’in fenalaştığını ve "Cin çarpmış gibiydi. Bir hastaneye götürün" denilerek eve gönderdiğini ve düşmesinin kendilerinden gizlendiğini söyleyen baba Uğur Ay, "Özel eğitime gittiği gün her hangi bir sağlık sorunu yoktu. Merdivenlerden düşme sonucu kalçası kırılmış. Ama bizi aradıklarında bundan kesinlikle bahsedilmedi. ‘Çocuğunuz rahatsızlandı, yürüyemiyor. Servisle gönderiyoruz, karşılayın. Kucaklayarak taşıyacaksınız, yürüyemiyor" denilmişti. Düştüğü konusu gizlenmişti. Biz hastaneye götürdüğümüzde düşme konusu gizlendiği için tedavisi ilk olarak o yönde ilerlemedi. Bize sorulduğunda okulda fenalaştığını söyledik. Düşüp düşmediği soruldu, özellikle bunu öğrenmem için tekrar aramam istendi. Kurum yetkililerini tekrar arayıp doktorların düşüp düşmediğini sorduğunu belirttiğimde kesinlikle düşmediğini söylediler. Dolayısıyla röntgen çekilmedi, diğer nörolojik problemlerinden olduğu düşünülerek MR ve diğer tahliller yapıldı. Hafif bir enfeksiyon çıkınca ondan kaynaklı yürüyemediği düşünülerek taburcu edildi" dedi. Taburcu edilmesinin ardından Mehmet’in şikayetlerinin artarak devam ettiğini ve 3 gün sonra tekrar hastaneye götürdüklerinde kalçasının kırık olduğunun tespit edildiğini söyleyen baba, "Olay Cuma günü olmuştu, taburcu edildikten sonra 3 gün evdeydik. Ama annesi her altını değiştirdiğinde çocuk acı içinde kıvranıyordu. Şikayetlerde her hangi bir azalma olmadığı için tekrar hastaneye götürdük. Pazartesi tekrar hastaneye götürdük. Hastanede durumu anlattık, çekilen röntgeninde kalçasında kırık olduğu, acil ameliyat edilmesi gerektiği söylendi. Ameliyatın ardından doktor ellerinden geleni yaptıklarını ancak kalça kırığında ameliyatın zaman kaybedilmeden yapılması gerektiğini, aradan 3-4 gün sonra geçtikten sonra yapılan ameliyatın ilk günkü kadar sağlıklı olmayacağı söylendi. Şu anda çocuğum ayağa kalktı yürüyor, ama eskisi gibi değil. Aksayarak yürüyor, çabuk yoruluyor. Uzun süre yürüyemiyor, uzun süre ayakta kalamıyor" ifadelerini kullandı. Kalça ameliyatı ile otizmli Mehmet’in kırık olan kalçasına 4 adet platin takıldığını belirten Uğur Ay, "Ameliyatta takılan 4 platin ömür boyu kalçasında kalacak. Epilepsi hastası, belirli aralıklarla MR’a girmesi gerekiyor. Bu vidalar nedeniyle MR’a giremiyor. Bizden düştüğü gizlenmişti, güvenlik kamerası görüntüleri yeni elimize geçti. Kamera görüntülerinde de çocuğumun düştüğü net bir şekilde görülüyor. Ayrıca dosyada kurumda engelli rampası olduğu yönünde bir fatura var, ama görüntülerde rampa bulunmadığı görülüyor. Şikayetçi olduğumuz kurum çalışanı da verdiği beyanda bunu doğruladı. Atıl bir vaziyette depoda bekletildiğini söyledi. Düşen bir kişinin kaldırılmaması gerekirken kaldırılıyor. 112’yi aramıyorlar, 1 mere yanlarında tekerlekli sandalye varken, çocuğumu kaldırıp kırık kalçası ile yürütüyorlar. Yanlış beyanda bulunuyorlar, ‘düşmedi’ denildi, ama düştüğü görülüyor. Kurumdan şikayetçi olduk " şeklinde konuştu.
ASAT, Kepez’de yağmur suyu hatlarını temizliyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 14:15 ASAT, Kepez’de yağmur suyu hatlarını temizliyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, merkez ilçeleri kapsayan yağmur suyu hattı temizlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ana arter ve bulvarlarda sürdürülen kapsamlı temizlik çalışmaları Kepez ilçesi Mehmetakif ve Karşıyaka mahallelerinde devam ediyor. Yaklaşık 150 kilometrelik yağmur suyu hattının temizlenmesini içeren çalışmaların toplam maliyetinin 100 milyon TL’yi bulacağı bildirildi. ASAT yetkilileri, özellikle kış aylarında yaşanabilecek olası su taşkınlarını önlemek ve şehir içi altyapının sağlıklı şekilde işlemesini sağlamak amacıyla bu çalışmaların büyük önem taşıdığını belirtti. Kepez’de altyapıya kış öncesi güçlendirme ASAT Genel Müdürlüğü tarafından bugüne kadar yaklaşık 130 kilometrelik hatta temizlik yapılırken, ana arter ve bulvarlardaki tıkanıklıklar giderilerek altyapı sistemi güçlendirildi. Kutu menfezler ve toplayıcı hatlar, kombine araçlar ve robot kameralarla detaylı şekilde temizlendi. Ocak ayında Muratpaşa ve Konyaaltı ilçesinde başlayan çalışmalar, Kepez ilçesi Mehmetakif ve Karşıyaka mahallelerinde devam ediyor. Kış hazırlıkları devam ediyor Kepez ilçesinde sürdürülen yağmur suyu hattı temizlik çalışmaları muhtarlar tarafından memnuniyetle karşılandı. Antalya ve Kepez Muhtarlar Derneği Başkanı, Emek Mahallesi Muhtarı Süleyman Kabaağaç, çalışmalar için ASAT Genel Müdürlüğü’ne teşekkür etti. Mehmet Akif Ersoy Mahalle Muhtarı Muhammet Tuna ise, "Yapılan çalışmalar çok değerli. Gider ve kanalların temizliğiyle problemler büyük ölçüde çözüldü. Bu çalışmalar sayesinde mahallelerimizde sel ve taşkın korkusunu geride bırakıyoruz. Kış hazırlıkları titizlikle devam ediyor" şeklinde konuştu.
ATASEM’de istihdam ve hobi için kurslar başladı
17 Kasım 2025 Pazartesi - 12:31 ATASEM’de istihdam ve hobi için kurslar başladı Antalya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Sanat Eğitim Merkezi (ATASEM), 2025-2026 eğitim öğretim yılı birinci dönem kursları başladı. Pastacılık, cilt bakımı ve makyaj, aşçı çırağı, el sanatları, sepet örücülüğü, yabancı dil ve elbise dikimi gibi geniş bir yelpazeye sahip olan kurslar ile kursiyerlere hem iş hem de sosyalleşme imkanı sağlanıyor. Her yıl binlerce kişiye iş ve meslek kapısı açan Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz sanat ve meslek edindirme kursları ATASEM’lerde birinci dönem kursları başladı. 2025-2026 eğitim öğretim yılında Antalya genelindeki 28 ATASEM kurs merkezinde 230 branşta 657 kurs açıldı. Eğitim sonunda kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriliyor. Kursiyerlerin hedefi sertifika ve iş Kepez ATASEM Yaş Pasta Yapımı kursiyerlerinden Zübeyde Yıldırım, çocukluk yıllarından itibaren aşçılık hayali olduğunu söyleyerek, "Meslekte ilerlemek ve profesyonel olarak çalışmak istiyorum. İleride belki bir pastane açmak ya da internet üzerinden satış yapmayı hedefliyorum. Kurs hepimiz için çok faydalı geçiyor" diye konuştu. "Hep beraber hamur açıyor, pişiriyor, sunumlar yapıyoruz" 18 Yaşındaki Emir Karaaslan da yeme içme sektöründe ilerlemek için ATASEM’in kursuna geldiğini belirterek, "İlk hedefim bu kursu başarıyla tamamlayıp sertifikamı almak. Sertifika işe girmemizde bizlere çok yardımcı olacak. Otellerde ya da yeme içme sektöründe ilerlemek istiyorum. Burada profesyonel bir mutfakta çalışıyoruz. Hep beraber hamur açıyor, pişiriyor, sunumlar yapıyoruz"dedi. ATASEM’de unutulmaya yüz tutmuş meslek grubu içerisinde yer alan sepet örücülüğü kursu da veriliyor. Kursiyerler, kağıt, mısır koçanı ve palmiye gibi atıklardan ürettikleri avizeler, ekmek sepetleri, çamaşır sepetleri, çantalar, hasır sehpalar ve çeşitli ev dekoratif ürünleriyle hem el becerilerini geliştiriyor, hem de iş imkanı edinerek ev ekonomilerine katkı sağlıyor. Emekli öğretmen Gönül Sarı Ağaoğlu "Emekli olup iki yıl evde oturmaktan sıkılmıştım sonra ATASEM’e geldim ve iyi ki de gelmişim. Kağıttan sepetler dekoratif ürünler yaparak kendimi geliştirmeye başladım. Burada bir şeyler başarmak ve vaktimi olumlu harcamak beni mutlu ediyor. Yakınlarımdan bile şimdiden hediyelik siparişler almaya başladım" diye konuştu.
Kanguru bakımı, prematüre bebeklerde yaşam kaybını azaltıyor
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:19 Kanguru bakımı, prematüre bebeklerde yaşam kaybını azaltıyor Uzm. Dr. Aşkın Güra Bayık, prematüre bebeklerde kanguru bakımının önemine dikkati çekerek, ten temasının yenidoğanların hayatta kalma oranını belirgin şekilde artırdığını vurguladı. Memorial Antalya Hastanesi Yenidoğan, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aşkın Güra Bayık, "17 Kasım Dünya Prematüre Günü" nedeniyle prematüre bebeklerde kanguru bakımı olarak da nitelendirilen ten-tene temasın hayati önemine dikkat çekti. Prematüre doğumların 5 yaş altı çocuk ölümlerinin başlıca nedeni olduğunu belirten Bayık, düşük ve yüksek gelirli ülkeler arasındaki hayatta kalma farkının büyük olduğuna dikkat çekti. En önemli neden: Erken doğum 37. gebelik haftasından önce doğan bebeklerin prematüre kabul edildiğini açıklayan Dr. Bayık, yenidoğan ölümlerinin en yaygın nedeninin erken doğum olduğunu söyledi. 1000 gramın altındaki bebeklerde ölüme en sık solunum yetmezliği ve enfeksiyonun yol açtığını hatırlatan Bayık, prematüre doğumların çoğunun doğal süreçlerle gerçekleştiğini, ancak enfeksiyon veya riskli gebelik gibi tıbbi nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirtti. Bayık, "Erken doğumu önlemek için önerilen adımlar ise düzenli doğum öncesi bakım, sağlıklı yaşam tarzı, kronik hastalıkların kontrolü, stresten uzak durmak ve erken uyarı işaretlerini bilmek" dedi. "Yoğun bakımda bebek anne ile temas etmeli" Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören prematüre bebeklerin, hayata sağlıklı başlayabilmeleri için anne ile temasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Bayık, "Anne-bebek teması hem bebeğin iyileşme sürecini hızlandırıyor hem de annenin kendisini yeterli hissetmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle bez değiştirme, temizlik ve beslenme gibi süreçlere anne ve babanın dahil edilmesi şart" ifadelerini kullandı. "Aileler birçok problemle mücadele ediyor" Prematüre doğum sonrası ailelerin ciddi bir yük altında kaldığını belirten Bayık, annenin erken lohusalık dönemi, aile içi destek eksikliği ve diğer çocukların bakımı gibi sebeplerle zorlandığını söyledi. Yenidoğan yoğun bakımda bebeği bulunan annelerin yaklaşık üçte birinde akut stres bozukluğu görülebildiğini ifade etti. Kanguru bakımının faydaları saymakla bitmiyor Dr. Bayık, kanguru bakımının bebek ve ebeveyn arasındaki uzun süreli ten temasını sağlayarak birçok olumlu etki oluşturduğunu aktararak, "Kanguru bakımı; emzirmeyi artırır, stres seviyelerini düşürür ve aile bağlarını güçlendirir. Yapılan son çalışmalar, klinik olarak stabil kabul edilmeden önce bile ten temasının başlatılmasını öneriyor. Bu temas, ısı düzenlenmesini iyileştirir, enfeksiyonu önler, anne sütü üretimini artırır ve prematüre bebeklerde ölüm riskini ciddi şekilde azaltır" dedi.
Karı-koca 35 yıldır  ormanlarda damgalanan ağaçları kesiyorlar
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:12 Karı-koca 35 yıldır ormanlarda damgalanan ağaçları kesiyorlar Mersin’den Antalya’ya gelip Toroslar ’da ağaç kesimi yapıyorlar. 40 yıllık meslek geleneğini sürdürüyorlar. Mersin’in Bozyazı ilçesinden Antalya’nın Akseki ilçesine gelen ve orman kesim işini 40 yıldır sürdüren Mehmet Güneş, eşi Esen Gül ile birlikte Toros Dağları’nın zirvelerinde zorlu mesailerine devam ediyor. Aileden kalan meslek geleneğini yaşatan Güneş çifti, 35 yıl boyunca orman işçiliğini omuz omuza taşıdı. Akseki Orman İşletme Müdürlüğü tarafından Toros Dağları’nda damgalanan ağaçları kesen Mehmet Güneş, kesilen ağaçları traktörün arkasına bağlayarak yol kenarına kadar indiriyor. Burada eşi Esen Gül ile birlikte tomrukların kabuklarını el motorlarıyla soyuyor, ardından odunları "ster" düzenine göre hazırlıyorlar. Hazırlanan tomrukların metreküp ölçümleri yapıldıktan sonra teslimat, Orman İşletme Müdürlüğü yetkililerine gerçekleştiriliyor. Zorlu doğa şartlarına rağmen mesleklerini severek yaptıklarını belirten Güneş çifti, Torosların dik yamaçlarında adeta yaşamla mücadele ederek ekmeklerini kazanıyor. "Bu bizim ata mesleğimiz. 40 yıldır Toroslarda ekmek paramızın peşindeyiz" Antalya’nın Akseki ilçesinde orman işçiliği yapan Mehmet Güneş, Mersin’in Bozyazı kazasından gelerek 15 yıldır Akseki Orman İşletme Müdürlüğü bünyesinde çalıştığını söyledi. Yaz-kış Toros Dağları’nda ağaç kesimi yaptıklarını belirten Güneş, mesleğinin aileden kaldığını ifade etti. Toros Dağlarında zorlu arazi şartlarında çalıştıklarına dikkat çeken Güneş, "Ağaç kesiyorum, odun kesiyorum. Kestiğimiz ağaçları buradan kamyonlar götürüyor. Bir oğlum var, bir kızım var, kızım evli. Oğlanı da ormancı yetiştiriyoruz. Iğdır Üniversitesi’nde av ve yaban hayatı okuyor. Burada çalışarak çocuklarımızın ekmek parasını çıkarıyor, eğitimlerini sağlıyoruz" dedi. Soğuk hava şartlarının zorluğuna da değinen Mehmet Güneş, yaz aylarında Akseki’de çalışmaya devam edeceklerini, kışın ise memleketlerine döndüklerini belirtti. Geçmişte işlerin çok daha ağır olduğunu söyleyen Güneş, mesleğin nasıl değiştiğini şöyle anlattı: "Eskiden ağaçları ve tomrukları tek tek katırla çekiyorduk. Ama şimdi bir veya iki ağacı traktöre takıp komple indirebiliyoruz. Katır işi tamamen bitti. Memlekette katır kalmadı. Şimdi traktörle çalışıyoruz ama traktör de masraflı. Yapacak bir şey yok" dedi. "Bu iş ağır ve çok riskli bir iş" Bu işin hem çok ağır hem de çok riskli olduğuna dikkat çeken Güneş, "Bu bizim ata mesleğimiz. Ağır iş, zor iş ama yapacak başka bir işimiz yok. Ben 10 yaşından beri bu işi yapıyorum. Şu an 50 yaşındayım, 40 senedir orman kesim işi yapıyorum. Tecrübesiz insanların bu işe girmesi çok tehlikeli. Ağaç her an üzerinize devrilebilir, dal düşebilir. Kaza riski çok yüksek" şeklinde konuştu. Torosların sarp arazilerinde çalışmanın güçlüğünü vurgulayan Güneş, sözlerini şöyle tamamladı: "Ağaçları nerelerden getirdiğimizi gördünüz. Yerler çok sarp. Traktör olmasa bu iş çok zor yapılır. Ama ekmek davası. Biz elimizden geldiğince bu işi sürdürüyoruz" diye sözlerini ekledi. "35 yıldır eşimle birlikte Toroslarda ekmeğimizi kazanıyoruz" Mehmet Güneş’in eşi Esengül Güneş, tahtacı bir aile olduklarını ve 35 yıldır eşi ile birlikte Toroslarda ekmeklerini kazandıklarını söyledi. Akseki’nin sarp ormanlarında eşiyle birlikte çalışan 35 yıllık evlilikleri boyunca başka hiçbir işle uğraşmadıklarını, aileden gelen meslek olan orman işçiliğini sürdürdüklerini anlatan Güneş, "Bu işi eşimle beraber yapıyoruz. Evleneli 35 sene oldu. Başka hiçbir iş yapmadık. Sırf ormanda bu işlerle uğraşıyoruz. Eşim kesiyor, ben çekiyorum, soyuyorum. Beraber 30 seneyi aşkın bu işlerle uğraşıyoruz" dedi. Çocuklarının da bu işin içinde yetiştiğini belirten Güneş, şunları söyledi: "Bir kızım, bir oğlum var. Kızım evlenmeden önce o da bu işi yapıyordu, sonra bıraktı. Oğlum üniversitede okuyor, Iğdır’da. O da hala bu işi yaparak okuyor. Biz de çocuklar için, onların geleceği için bu ormanlarda çalışıyoruz" dedi.Ailelerinin yüzyıllardır süren bir meslek geleneğini yaşattığını anlatan Esengül Güneş, "tahtacı" lakaplarının da tarihi bir köküne dikkat çekti: "Ben de çocukluktan beri bu işin içindeyim. Annemden, babamdan, atalardan gelen bir meslek. Ailemizin anlattığına göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken Haliç’e indirilen gemilerin tahtalarını bizim atalarımız biçmiş. Gönüllü olarak çalışmışlar. Sonra Fatih Sultan Mehmet ailemizi onurlandırmış. Biz de o zamandan beri "tahtacı" lakabını taşıyoruz. Türkmen’iz ama tahtacılık oradan geliyor" diye konuştu. Esengül Güneş, aile tarihindeki fedakarlıkları da şu sözlerle anlattı: "Dedem Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda şehit olmuş. Babaannem dedemin ölüm haberini ormanda almış. O zamanlar lata yaparlarmış, işin içindeymişler. Bizim bildiğimiz, bu mesleği o zamandan beri sürdürüyoruz" Göçebe Yörük kültürünün içinde büyüdüklerini söyleyen Güneş, bu mesleği devam ettiren son nesillerden biri olduklarını anlatan Güneş, "Kökenimiz Orta Asya’dan gelmiş. Ailemiz. Yörüklerle birlikte göçüp gelmişler. Göç hayatı bizlere kadar sürdü. Biz son nesiliz gibi geliyor. Bizden sonrakiler yapar mı bilmiyoruz" şeklinde konuştu. Torosların zorlu şartlarında her mevsim çalıştıklarını dile getiren Esengül Güneş, sözlerini şöyle tamamladı: "Bozyazı kazasından geliyoruz. Yağmur, çamur demeden bu işi yapıyoruz. Çok zor bir meslek, herkes yapamaz. Ama ekmek için buralara geldik. On senedir Akseki’de çalışıyoruz".
Sandalye üretim atölyesi alev alev yandı
17 Kasım 2025 Pazartesi - 10:07 Sandalye üretim atölyesi alev alev yandı Antalya’da mobilya üretimi yapan bir tesiste yangın çıktı. Alevlerin sardığı işletmenin bitişiğinde bulunan iş yeri sahipleri, yangının kendi iş yerlerine de sıçradığını düşününce büyük panik yaşandı.Yangın, saat 16.30 sıralarında Aksu ilçesi Çamköy Mahallesi 21021 Sokak üzerinde bulunan bir sandalye ve bahçe mobilyaları üretim tesisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, hafta sonu olması nedeniyle kapalı olan iş yerinden dumanların yükseldiğini gören vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla olay yerine polis ekiplerinin yanı sıra Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi. Ekipler, alevlerin sardığı prefabrik yapı şeklindeki tesisdeki yangına müdahale etti.Yangının işyerine sıçradığı düşüncesi panik yaşattıİtfaiye ekiplerinin söndürme çalışması sırasında olayı haber alarak gelen işletmenin hemen bitişiğinde bulunan iş yerinin sahipleri, yangının kendi iş yerlerine de sıçradığı düşüncesi ile büyük panik yaşadı. İtfaiye ve polis ekiplerinin uyarısına aldırış etmeden iş yerine girerek malzemeleri kontrol etmek istedi. Bu sırada yaşanan kargaşa ve panik anlarında genç bir kadın iş yerinin yandığını düşünerek gözyaşlarına boğuldu. Genç kadını yakınları teselli etti. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik çalışması ile yangın söndürülürken, bir iş yerinde büyük çapta hasar meydana geldi.