Yerel Haberler
Antalya
Doç. Dr. Murat Köken: "Omuz ağrısı sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştırabilir" 29 Mart 2026 Pazar - 09:43:47 Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Murat Köken, omuz ağrısının çoğu zaman ihmal edilse de sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebileceği konusunda uyardı. Omuz ağrısı, günlük yaşamı olumsuz etkileyen ve çoğu zaman ihmal edilen sağlık sorunlarının başında geliyor. Hareket kabiliyeti yüksek olan omuz eklemi, bu özelliği nedeniyle aynı zamanda en hassas bölgeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken dönemde fark edilmeyen omuz ağrılarının zamanla daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekti. Omuz ağrısının başlıca nedenleri Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Köken, "Omuz ağrısı, toplumda oldukça yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman ihmal edilen önemli bir sağlık sorunudur. Sabah giyinirken zorlanma, gece uykudan omuz ağrısıyla uyanma ya da basit bir hareket sırasında omuzda ani bir sızı hissetme ile başlayabilir, sessizce ilerleyerek günlük hayatı zorlaştıran bir sorun haline gelebilir. Omuz ağrısı; basit zorlanmalardan ciddi ortopedik rahatsızlıklara kadar birçok farklı sebeple ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan nedenler arasında; omuza aşırı yük bindirilmesi, ters pozisyonda yatma (özellikle omuz üzerine yatma), burkulma ve zorlanmalar, tendon yaralanmaları, boyun fıtığı, omuz çıkıkları, sinir sıkışmaları, kireçlenme, düşme veya çarpma gibi travmalar yer almaktadır" dedi. "Bazı meslek gruplarında daha sık görülebilir" Omuz ağrısının bazı meslek gruplarında daha sık görüldüğünü belirten Köken, "Masa başında uzun süre çalışanlar, kuaförler ve berberler, boyacılar ve inşaat işçileri, öğretmen gibi tekrarlayan hareketler ve uzun süre aynı pozisyonda kalmak omuz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ev işlerinde ise cam silmek, halı yıkamak, yüksek raflara uzanmak, ağır tencere ve eşyaları kaldırmak, uzun süre ütü yapmak, omuz kaslarına aşırı yük bindirerek zamanla ağrıya yol açabilir. Omuz ağrısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülmekle birlikte, yapılan gözlemler kadınlarda biraz daha yaygın olduğunu göstermektedir" diye konuştu. "Cerrahi dışı yöntemler etkili olabilir" Tedavi yöntemlerine değinen Köken, "Omuz ağrısında tedavi, ağrının nedenine göre planlanır. Çoğu hastada cerrahi dışı yöntemler yeterli olmaktadır. Bunlar arasında; fizik tedavi ve özel egzersiz programları, kortikosteroid veya hyaluronik asit enjeksiyonları, PRP (trombositten zengin plazma) veya kök hücre enjeksiyon tedavisi, şok dalga tedavisi (ESWT) yer almaktadır. Bu yöntemlerle birçok hasta ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabilmektedir" ifadelerini kullandı. Cerrahi gerektiren durumlar Cerrahi gerektiren durumlara da değinen Köken, "İleri derecede tendon yırtıkları, ciddi omuz çıkıkları, ileri evre kireçlenme, hareketi ciddi şekilde kısıtlayan durumlarda gibi vakalarda ameliyat gündeme gelebilir. Omzunuzu 90 derecenin üzerine kaldıramıyorsanız, geceleri ağrı nedeniyle uyanıyorsanız, kolunuzda uyuşma veya güçsüzlük varsa, ağrı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, omzunuzda çıtırtı veya kilitlenme hissediyorsanız ve diğer yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. "Cerrahi ile kalıcı çözüm mümkün" Cerrahi yöntemler hakkında bilgi veren Köken, "Hastanın yaşı ve ağrının sebebine bağlı olarak, küçük kesilerle hızlı iyileşme sağlayan artroskopik (kapalı) ameliyat, kapalı ameliyat ile tedavi edilemeyecek hastalıklar ve kırıklarda açık ameliyat, ileri evre kireçlenmelerde kalıcı çözüm olarak omuz protezi tercih edilebilir" diye konuştu.
29 Mart 2026 Pazar - 09:30 Horlama deyip geçmeyin: Uyku apnesi hayatı ve güvenliği tehdit ediyor Uyku apnesinin yalnızca horlama ve sabah yorgunluğu ile sınırlı bir sorun olmadığını belirten ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Karadağ, hastalığın fiziksel ve zihinsel sağlığı derinden etkilediğini, sürücü hataları kaynaklı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesinin rol oynadığını söyledi. Karadağ, tedavi sonrası hastaların kendilerini belirgin şekilde daha iyi hissettiğini vurgulayarak, "Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar" dedi. Uyku apnesi, üst solunum yolunu içeren hava yollarının tıkanması nedeniyle horlamanın yaşandığı, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar kesilip yeniden başladığı ciddi bir solunum bozukluğu olarak dikkat çekiyor. Toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman fark edilmeyen uyku apnesiyle ilgili Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD) tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Katılımlı Akciğer Sağlığı Kongresi kapsamında Antalya’da bulunan ASYOD Uyku Bilim Kurulu Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, sağlıklı uykunun bir tercih değil, doğal bir insan hakkı olduğunu söyledi. Uyku apnesinin yalnızca gece horlamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karadağ, hastalığın bireyin günlük yaşamından kalp sağlığına, iş performansından trafik güvenliğine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini ifade etti. "İyi uyumak bir insanlık hakkıdır" Prof. Dr. Mehmet Karadağ, uykunun insan vücudu için bir restorasyon dönemi olduğunu belirterek, "Tüm dünyada bilim insanları bir şeyi vurgulamak istiyorlar, iyi uyuyanlar daha iyi yaşıyorlar. İyi uyumak bir insanlık hakkıdır, tercih değildir. Doğal bir haktır ve tüm insanların iyi uyuması gerekir. Çünkü hayatımızın üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku bizim aslında bir restorasyon dönemimizdir. Gün boyu yorulan vücudun sağlıklı bir uyku ile yeni bir güne hazırlanması gerekir. Uyku sırasında da insanların sadece bir gün önceki yorgunlukları değil, beyni, kalbi, böbrekleri, tüm vücudu yeni bir güne hazırlanmak için bir restorasyon işlemi olur. Bu restorasyon işleminin de enerji kaynağı solunum sistemidir, akciğerlerdir. Bizim her aldığımız nefes kanımızı temizler ve saatte yaklaşık bin defa nefes alır veririz" dedi. Yeterli nefes alamayan vücut alarma geçiyor Yatak pozisyonuna geçildiğinde rahat nefes alamamanın tüm vücut sistemlerini etkilediğini belirten Karadağ, uyku sırasında yeterli enerjinin sağlanamamasının ertesi gün yorgunluk, performans düşüklüğü ve dikkat dağınıklığına neden olduğunu söyledi. Karadağ, "İnsanlar yatar pozisyonuna geçtikleri zaman uyku sırasında rahat nefes alamıyorlar ise yeterli enerjiyi sağlayamazlarsa o zaman tüm vücudu bundan etkilenir. Sağlığı etkilenir. Ertesi sabah yorgun uyanır. Kişinin performansı düşer, konsantrasyonu düşer ve bu uzun yıllar devam ettiği zaman da işte ortaya uyku apnesi hastalığı gibi gece uykuda nefes durmaları ortaya çıkmaya başlar ve her nefes durmasında da insan vücudu boğulur gibi bir reaksiyon vermek ister. Kalp çarpıntısı artar, telaşlanır ve vücut sürekli alarma geçtiği için sabah kalktığı zaman dinlenmiş olarak değil de yorgun olarak uyanmaya başlar" diye konuştu. Hipertansiyon, obezite ve diyabet riskine dikkat çekti Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini değil, birçok kronik hastalığın gelişimini de etkilediğini dile getiren Karadağ, özellikle genetik yatkınlığı bulunan kişilerde hipertansiyon riskinin arttığını kaydetti. Karadağ, "Bu tüm hayatını etkiler ve kişinin eğer genetik olarak yatkınlığı varsa hipertansiyon hemen çıkar. Hipertansiyon hastalarının üçte birinde uyku apnesi vardır. Bu çok önemli bir sorun. Onun dışında obezite ortaya çıkar. Bugün dünyadaki en önemli sağlık sorunlarından birisi de obezitedir. Obezite, hipertansiyon, diyabet, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların tümünün temelinde kişinin sağlıklı uyuyamaması da yatmaktadır. Sağlıklı uyku bir insan hakkıdır. Ve son yıllarda insanlar düzenli uykudan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır. Bunlar konusunda Dünya Uyku Derneği her yıl belirli uyarılar yapmaktadır. Her yıl 21 Mart, Ekinoks dediğimiz geceyle gündüzün eşit olduğu tarihten bir hafta önceki cuma günü Dünya Uyku Günü olarak tüm dünyada belirli sloganlarla, uyarılarla tüm dünyayı bir şekilde alarma geçirmeye çalışıyoruz. Bu yılın sloganı ’İyi uyuyun, daha iyi yaşayın’ sloganıydı" ifadelerini kullandı. Sürücü hatalı kazaların yüzde 70’inden fazlasında uyku apnesi var Uyku apnesinin trafik ve iş kazaları açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Karadağ, gece boyunca rahat nefes alamayan kişilerin ertesi güne yorgun ve dikkat bozukluğu ile başladığını söyledi. Karadağ, özellikle sürücüler açısından bu tablonun hayati sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Karadağ, "Uyku apnesi olan kişilerin gece boyunca rahat nefes alamadıkları için konsantrasyonları bozulur ve ertesi güne yorgun kalktıkları için bu trafik kazalarının, iş kazalarının ve normal sağlıklı yaşamdaki insan ilişkilerinin, sosyal ilişkilerinin tümünü doğrudan etkiler. Son yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de sürücü adayların tümünde uyku apnesi sorgulanmaktadır. Uyku apnesi olan kişilerin tedavi olmadan araç sürmemeleri gerekir. Çünkü trafik kazalarının hemen hemen büyük çoğunluğunda yani sürücü hataları olan kazaların yüzde 70’den fazlasında uyku apnesi yatmaktadır. O yüzden yasaların uygulanması gerekiyor. Uyku apnesi olan kişilerin mutlaka tanı konulup tedavisinin yapılması gerekiyor. Ne yazık ki şu anda ülkemizde de dünyada da uyku apnesi olduğu halde tanısı konmayan ya da tedavisi yapılmayan çok sayıda insan var. Bunlar tüm toplum sağlığını, halk sağlığını etkilemektedir" şeklinde konuştu. Kesin tanı için uyku laboratuvarı, tarama için ev tipi test Uyku apnesinin kesin tanısında uyku laboratuvarlarının önemli rol oynadığını ifade eden Karadağ, hastaların bir gece boyunca ayrıntılı şekilde izlenerek değerlendirildiğini belirtti. Son yıllarda evde yapılan uyku testlerinin de yaygınlaştığını aktaran Karadağ, tarama amaçlı bu testlerin önemli kolaylık sağladığını söyledi. Karadağ, "Uyku laboratuvarında yatırdığımız hastalara gece sabaha kadar tüm fonksiyonlarını monitörize ediyoruz, kişi uyanık mıdır, uykuda mıdır, derin uykuda mıdır, uykunun evreleri var, REM uykusu, rüya gördüğü dönemde midir, sırt üstü mü yatıyor, yan mı yatıyor, horluyor mu, nefesi duruyor mu, vücutta dolaşan kanın oksijen seviyesi saniye saniye ölçülür, kalp atımları düzenli olarak ölçülür. Aslında tüm insanların uyku testi yaptırmasında hiçbir sakınca yoktur. Artık evlerde de uyku testi yapmaya başladık. Evde uyku testi son yılların en popüler konulardan bir tanesi. Bir kişi uyku laboratuvarında yatmadan da evinde uyku apnesi, tarama testi yapabilmektedir" dedi. "Tedavi olan hastalarımız 10 yaş gençleştiklerini söylüyorlar" Sağlıklı uykunun temel kuralları konusunda da önerilerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Karadağ, düzenli uyku saatleri, ekran kullanımının azaltılması ve uygun oda şartlarının önemine dikkat çekti. Karadağ, tedavi edilen hastalarda hayat kalitesinin belirgin biçimde arttığını vurgulayarak, "İnsanlar sürekli aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmayı bir şekilde kendilerine prensip edinmelidir. Örneğin, ekranlar son yılların en önemli sorunlarından birisi. Biz yatak odalarından artık cep telefonlarının, televizyonların çıkartılmasını öneriyoruz. Yatmadan en az bir saat önce artık cep telefonlarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Ve yatak odalarının ısısı, sesi ve ışığı çok önemlidir. Uyku hijyeni dediğimiz kurallarımız var bizim. Sessiz, rahat ve belirli bir ısıda olan odalarda insanların rahat bir şekilde uyuması ve yeni bir güne hazırlanmaları gerekiyor. Uyku sağlığının ne kadar önemli olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaya başlıyoruz. Hem ülkemizde hem dünyada uyku tıpıyla ilgilenen hekimler bu konuyu artık çok iyi öğrendiler. Tedavi olan hastalarımız o kadar mutlu oluyorlar ki on yaş gençleştiklerini söylüyorlar. Yıllardır kilo veremeyen, birçok diyet yaptığı halde kilo veremeyen kişiler uyku apnesi tanısı konup tedavi olduktan sonra birdenbire kilo veriyorlar. Enerjileri artıyor, yaşam sevinçleri artıyor. Tüm hastalarımıza sağlıklı bir uyku diliyorum" ifadelerini kullandı.
Antalya’da İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na müdahalesine tepki
02 Ekim 2025 Perşembe - 00:21 Antalya’da İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na müdahalesine tepki Antalya’da yüzlerce kişi İsrail donanması tarafından Gazze’ye yardım amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na müdahaleye tepki göstermek için toplandı. Küresel Sumud Filosuna Antalya’dan katılan aktivist Hakan Şimşek ile canlı video bağlantısı yapıldı. Şimşek, "Onlar müdahale etseler de etmeseler de kaybedecekler. Kaybetmeye mahkumlar. Ne bedel ödersek ödeyelim Gazzelilerin ödediği bedelle kıyaslanamaz" ifadelerini kullandı. Manavgat ilçesinde de tekneye binen vatandaşlar burada dualarla filoya destek verdi. İsrail ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla Gazze’ye doğru yol alan Küresel Sumud Filosu’na İsrail ordusu tarafından fiziki müdahalenin başlamasının ardından yüzlerce kişi Muratpaşa Camii’nde toplandı. Antalya Kudüs Platformu’nun çağrısı ile toplanan ellerinde Filistin ve Türkiye bayrakları bulunan grup İsrail’e tepki gösterdi. Tekbirler ve dualar eşliğinde Küresel Sumud Filosuna ve Fililistin’e destek oldu. Canlı yayın ile bağlandılar Konuşmaların devam ettiği sırada İsrail ordusunun müdahalede bulunduğu Küresel Sumud Filosuna Antalya’dan katılan 2 aktivistten birisi olan Hakan Şimşek ile canlı video bağlantısı yapıldı. Şimşek amaçlarının Gazze’deki mazlumlara yardım götürmek olduğunu belirterek "Biz şu anda uluslararası sulardayız ve uluslararası sularda bize müdahale etme hakkı yok kimsenin. Onlar müdahale etseler de etmeseler de kaybedecekler. Kaybetmeye mahkumlar. Ne bedel ödersek ödeyelim Gazzelilerin ödediği bedelle kıyaslanamaz" ifadelerini kullandı. Manavgat’ta teknede dua ettiler Manavgat Kudüs Platformu öncülüğünde bir araya gelen yaklaşık 100 kişilik grup, Külliye Camii’nde kılınan yatsı namazının ardından Manavgat Irmağı üzerindeki teknede sloganlar eşliğinde basın açıklaması yaptı ve dua etti. Teknede yapılan basın açıklaması yapan Manavgat Kudüs Platformu Başkanı Mehmet Gayretli, konuşması sırasında Gazze’ye insani yardım taşıyan Sumud gemisinde bulunanlarla telefon bağlantısı kurarak, etkinliğe katılanlara bölgedeki gelişmeler hakkında anlık bilgiler aktardı. Katılımcılar, Manavgat Nehri üzerinde nöbet tutarken "Özgür Filistin" ve "İsrail Gazze’den defol" sloganları attı. Basın açıklamasının ardından dualar edilerek Gazze halkına destek mesajı verildi.
Konyaaltı’nda coğrafi işaretli ürünler tanıtıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 17:36 Konyaaltı’nda coğrafi işaretli ürünler tanıtıldı Konyaaltı’nda coğrafi işaret başvuru sürecindeki 12 yöresel ürünün tanıtımı yapıldı. Konyaaltı’ndaki yöresel 12 ürünün coğrafi işaret sürecinde olması dolayısıyla bir tanıtım programı düzenlendi. Antalya Valiliği, Konyaaltı Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin iş birliğiyle düzenlenen programda yöresel ürünlerin tanıtımı yapıldı. Antalya Valisi Hulusi Şahin, Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’a Konyaaltı’nın önemli değeri Çandır fasulyesi ve tüm ürünlere gösterdiği ilgiden dolayı ve coğrafi işaret başvurusundaki gayretleri için teşekkürlerini iletti. Başkan Kotan ise Vali Şahin’e saygılarını ileterek, Konyaaltı’nın değerlerine verdikleri önemi aynı şekilde sürdüreceklerini ifade etti. "Çandır fasulyesini bana ilk olarak Cem Kotan başkan tanıttı" Programda konuşan Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Konyaaltı Çandır fasulyesini ilk olarak Konyaaltı Belediye Başkanımız Cem Kotan’ın bir etkinlikte hazırlattığı kuru fasulyeyle görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. ‘Böyle fasulye de yetişiyor mu Antalya’da?’ demiştim. Konyaaltılıların bile artık bilmediği, unutulmaya yüz tutmuş, büyüklerimizin hatıralarında kalan ürünleri, yemekleri ve kültür öğelerini de tespit etme imkanı bulduk bu süreç içerisinde" dedi. Eserlerin asla unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Şahin, "Bizi biz yapan bu değerleri unutmayalım. Bizden sonraki nesillere aktaralım. Biz, bunun derdindeyiz ve bunun için uğraşıyoruz. Ekonomik değeri olan ürünlerin bu tescil süreci sonrasında hak ettiği değeri alması, eğer piyasa değeri var ise bu değeri bulup bölge ekonomilerine de katkı sağlaması bizim için ilave bir katma değer olur" diye konuştu. Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse ise, "Ürünlerimizle ilgili başvurumuzu yaptık. Bu süreçte tüm kurumlarımızla ciddi bir birliktelik sağladık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. ’Konyaaltı Coğrafi İşaretli Ürünlerin Tanıtımı’ adı altında gerçekleşen tanıtıma Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Emniyet Müdürü Sabit Akın Zaimoğlu, Antalya İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Ahmet Kavukcu, Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse, Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı İlhami Kaplan, çok sayıda ilçe protokol üyesi, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
Dar gelirli ailelere sıcak yuva desteği
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:58 Dar gelirli ailelere sıcak yuva desteği Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV), dar gelirli ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik barınma desteklerini sürdürüyor. Muzkent Mahallesi’nde saha çalışması yapan ekipler, onarılabilir evleri iyileştirmek, yaşanılamayacak durumdaki evleri ise baştan sona yeniden yapmak için tespitlerde bulundu. SYDV Müdürü Ali Rıza Büyükakça, mahalle muhtarı Fatih Görgülüler ile birlikte ihtiyaç sahibi ailelerin evlerinde incelemeler gerçekleştirdi. Evlerin mevcut durumlarının gözlemlendiğini belirten Büyükakça, "Gazipaşa’nın tüm mahallelerinde vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmek için sahadayız. Özellikle yaşlı, engelli ve ekonomik zorluk yaşayan ailelerimizin barınma sorunlarını çözmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Barınma Projemiz, devletin şefkat eliyle vatandaşlarımızı sıcak bir yuvaya kavuşturma projesidir" dedi. 60 yeni ev, 282 onarım Barınma yardımları kapsamında bugüne kadar 60 yeni evin yapıldığını, 282 evin ise onarıldığını aktaran Büyükakça, 2025 yılı bütçesinden 17 evin onarımı ve 2 yeni evin yapımı için kaynak ayrıldığını, çalışmaların sürdüğünü söyledi. Ayrıca 2026 yılı için de planlamaların başlatıldığı ifade edildi. Destekler sadece maddi değil SYDV’nin yalnızca barınma değil, aynı zamanda sosyal destek hizmetleri sunduğunu vurgulayan Büyükakça, "Vefa Sosyal Destek Grubu aracılığıyla yaşlı ve engellilere yönelik hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Sosyal devlet anlayışıyla hem ekonomik hem insani desteği bir arada sunuyoruz" diye konuştu.
Akdeniz Üniversitesi bilirkişilik eğitimlerinde bin 255 kişiye eğitim verdi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:49 Akdeniz Üniversitesi bilirkişilik eğitimlerinde bin 255 kişiye eğitim verdi Akdeniz Üniversitesi, Adalet Bakanlığı tarafından 3 yıl süreyle yetkilendirilmiş eğitim kuruluşu olarak bilirkişilik temel ve yenileme eğitimlerinde bugüne kadar bin 255 kişiye eğitim verdi. Akdeniz Üniversitesi, Adalet Bakanlığı Bilirkişi Daire Başkanlığı tarafından bilirkişilik eğitimlerini vermek üzere 3 yıl süreyle yetkilendirilen kurumlar arasında yer aldı. Üniversite, bu kapsamda verdiği bilirkişilik temel ve yenileme eğitimlerinde toplam bin 255 katılımcıya ulaştı. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu kapsamında 3 Ağustos 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik gereğince bilirkişilik yapmak isteyen kişilerin ’Bilirkişilik Temel Eğitimi’ almaları zorunlu hale getirilmişti. 5 yıllık mesleki kıdeme sahip kişilerin katılabildiği temel eğitimler, 12 saat teorik ve 12 saat uygulamalı olmak üzere toplam 24 saatten oluşuyor. Eğitimi tamamlayan katılımcılara katılım belgesi veriliyor. Yenileme eğitimi zorunlu Daha önce temel eğitimi almış olanların ise her 3 yılda bir yenileme eğitimine katılmaları gerekiyor. Yenileme eğitimleri 4 saat teorik, 2 saat uygulamalı olmak üzere toplam 6 saatten oluşuyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın yazısıyla Adalet Bakanlığı Bilirkişi Daire Başkanlığı’na yapılan başvuru sonucunda Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdem Can ve Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Coşgun görevlendirilerek, eğitimlerin verilmesi sağlandı. Adalet Bakanlığı’nın gerekli incelemeleri sonrasında Akdeniz Üniversitesi, bilirkişilik eğitimlerini gerçekleştirmeye 3 yıl süreyle yetkili kurum olarak belirlendi. Mayıs ayında başlayan ve halen devam eden eğitimlerde bugüne kadar bin 255 aday eğitim aldı.