Yerel Haberler
Antalya
ALKÜ’de nevruz kutlandı 30 Mart 2026 Pazartesi - 18:37:40 Türk tarihinde baharın gelişinin simgesi olarak kabul edilen nevruz, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Kestel Yerleşkesi’nde kutlandı. ALKÜ’de düzenlenen nevruz etkinliğinde ALKÜ Geleneksel ve Modern Dans Topluluğu gösteri sundu. Gösterinin ardından alandaki öğrencilerin katılımıyla birlik halayı çekildi. Renkli görüntülerin oluştuğu etkinlikte Rektör Türkdoğan, beraberindeki heyet ve öğrenciler örs üzerinde demir dövdüler. Nevruz ateşinin yakılmasının ardından Rektör Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan ve öğrenciler müzik eşliğinde ateşin üzerinden atladı. Halay ile devam eden program neşeli görüntülere sahne oldu. Program pilav dağıtılmasının ardından sona erdi. "Nevruz, birlik ve beraberliğimizin simgesidir" Rektör Türkdoğan, nevruzun köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayarak, "Nevruz, sadece baharın gelişi değil, aynı zamanda birlik, beraberlik, kardeşlik ve dayanışmanın en güzel simgelerinden biridir. ALKÜ ailesi olarak bu kadim geleneği yaşatmak ve genç nesillere aktarmak bizim için büyük önem taşıyor. Öğrencilerimizle birlikte bu coşkuyu paylaşmak bizleri son derece mutlu etti. Katılım sağlayan tüm akademik ve idari personelimize ile öğrencilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Kestel Yerleşkesi’ndeki meydanda yapılan etkinliğe ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atıf Bayramoğlu, fakülte dekanları, MYO müdürleri, akademisyenler, idari personel ve öğrenciler katıldı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:34 İş adamı kendi verdiği tüfekle vurulmuş Antalya’nın Kepez ilçesinde borç anlaşmazlığı yaşadığı iş adamı Hasan Doğan’ı av tüfeğiyle kasığından yaraladığı belirtilen tutuklu sanık İlyas Ç.’nin, "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanmasına başlandı. Duruşmada, İlyas Ç.’nin işverenini, daha önce mağdur tarafından verilmiş olduğu öne sürülen av tüfeğiyle vurduğu ortaya çıktı. Antalya’nın Kepez ilçesi Fabrikalar Mahallesi 3047 Sokak’ta 10 Ekim 2025 tarihinde saat 18.00 sıralarında meydana gelen olayda, iddiaya göre Hasan Doğan ile İlyas Ç. arasında bir süredir borç anlaşmazlığı nedeniyle husumet bulunuyordu. Otomobille Doğan’ın evinin bulunduğu sokağa gelen İlyas Ç., yanında getirdiği av tüfeğiyle bir el ateş etti. Kasığından vurulan Hasan Doğan yere yığılırken, ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı Hasan Doğan, tedavisi için hastaneye sevk edilirken, olayın ardından bölgeden uzaklaşan İlyas Ç. emniyet güçlerince yakalandı. Şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Hazırlanan iddianamede, İlyas Ç. hakkında "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan dava açılırken, babası Sirat Ç. ile kardeşi Enes Ç. hakkında ise "azmettirme" suçundan yargılama talep edildi. "Dilenci gibi bin TL, iki bin TL ödeme yapıyorlardı" Olayın ilk duruşması Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık İlyas Ç., tutuksuz sanıklar Enes Ç. ve Sirat Ç., sanık yakınları, mağdur Hasan Doğan ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan İlyas Ç., öldürmeye teşebbüs suçlamasını kabul etmediğini belirterek, kardeşi ve babasıyla inşaat sektöründe çalıştıklarını, müştekinin inşaatında da görev aldıklarını söyledi. Hasan Doğan’dan yaklaşık 400 bin liraya yakın alacakları olduğunu ileri süren İlyas Ç., ödemelerin parça parça yapıldığını ve uzun süre alacaklarının verilmediğini iddia etti. Sanık İlyas Ç., savunmasında, "Öldürmeye teşebbüsle alakam yoktur. Kardeşim ve babamla inşaat sektöründe çalışıyoruz, müştekinin inşaatında da çalıştık, paramızı vermedi, alacağımız vardı. Ben kiracıyım, kardeşim kiracı, zor durumdayız. 400 bin TL’ye yakın alacağımız vardı. Dilenci gibi bin TL, iki bin TL ödeme yapıyorlardı. Dört beş ay geçti, alacağımızı vermedi. Kendisiyle görüştüğümüzde, ‘Alacağınız varsa alabiliyorsanız alın’ dedi" diye konuştu. "Beline elini atınca silahı var sandım" Daha sonra çalıştığı başka bir firmadan hak edişini aldığını ve bu parayla araç satın aldığını söyleyen İlyas Ç., Diyarbakır’a gitmeden önce dedesinin elini öpmek için olay yerine gittiğini anlattı. Hasan Doğan ile dedesinin aynı yerde oturduğunu ifade eden sanık, olay günü Doğan’ı aracının yakınında görünce alacak meselesini sorduğunu, Doğan’ın beline elini götürmesi üzerine silahı olduğunu düşündüğünü savundu. İlyas Ç., "Olay günü aklıma önce kardeşim, sonra alacağım geldi. Dedemin yanından ayrıldıktan sonra aracının yakınında Hasan Doğan’ı gördüm. ‘Neden alacaklarımızı vermiyorsunuz’ dedim. Elini beline atınca silahı var sandım, bana zarar vereceğini düşünerek bir el ateş ettim. Yeni aldığım arabada av tüfeği vardı, onunla ateş ettim. Kendisine ‘Babamın selamı var’ demedim. Silahlı ateş etmemde ailemin haberi yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, tahliyemi ve beraatimi istiyorum" diye konuştu. "Tüfek, Hasan Doğan’ın verdiği aracın bagajındaydı" Azmettirme suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık Sirat Ç. ise olaydan haberlerinin olmadığını söyledi. Olay günü oğluyla birlikte inşaatta çalıştıklarını belirten Sirat Ç., polislerin kendisini arayarak olaydan haberdar ettiğini ifade etti. Sirat Ç., "Olay günü inşaatta oğlumla beraber çalışıyorduk, hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Polis aradı, böyle bir olay oldu haberin var mı dedi. Haberimiz olmadığını söyledim. Daha sonra eve gittik, İlyas eve geldi. İlyas’a çok kızdım, hatta bir tokat attım. Olay öncesinde Selman ve İlyas inşaat alanında işçi olarak çalışıyordu, 400-500 bin TL alacakları vardı. Ayrıca daha önce Hasan Doğan’ın oğlunun karıştığı bir kavgada oğlum Selman Ç. ayağından vuruldu" dedi. Sanık baba, olayda kullanılan av tüfeğine ilişkin de, "Hasan Doğan, Selman vurulduktan sonra hastane işlerinde kullanılması için araç vermişti. İlyas’ın yaralamada kullandığı silah, bu aracın bagajındaki silahtır. Hasan Doğan, inşaata gidip gelirken ‘Ne olur ne olmaz, aracında bulunsun. Karşı taraf sorunlu, ne yapacağı belli olmaz. İnşaatın bulunduğu yer ormanlık alan, yaban domuzu çıkabilir’ diyerek av tüfeğini almamızı istedi. Ben de tüfeği alıp depoya koyarım diye düşünmüştüm. Sonradan öğrendiğime göre İlyas bu tüfeği alıp bizden habersiz aracının bagajına koymuş" ifadelerini kullandı. "Olaydan haberimiz olsaydı izin vermezdik" Tutuksuz yargılanan bir diğer sanık Enes Ç. de Hasan Doğan’dan yaklaşık 400 bin lira alacakları olduğunu, bu paranın yalnızca küçük bir kısmının ödendiğini ileri sürdü. Olay günü babasıyla birlikte çalıştığını anlatan Enes Ç., ağabeyinin böyle bir eylem gerçekleştireceğinden haberlerinin olmadığını savundu. Enes Ç., "Hasan Doğan’dan 400 bin TL alacağımız vardı, parça parça veriyordu. Olay günü babamla çalışıyorduk. Polis görüntülü aradı, Hasan Doğan’ın vurulduğunu, nerede olduğumuzu sordu. İnşaat alanındaydık, daha sonra eve gittik. Abimle babam tartıştı. Olay öncesinde ben ve Selman abim Çakırlar’daki villasında çalıştık, bu nedenle kendisinden 400 bin TL alacağımız vardı, bu miktarın yaklaşık 50 bin TL’sini parça parça ödedi. Beraber çalışırken abim Selman, Hasan Doğan’ın oğlu Fatih D.’nin karıştığı kavgada ayağından vuruldu, sakat kaldı. Olay günü abimizin yapacağından haberimiz yoktu, olsaydı izin vermezdik" dedi. "Baş göz sadakası niyetine üç hayvan kestirip, evimize getirdi" Tanık olarak dinlenen Selman Ç. de Hasan Doğan’ın inşaat işlerinde kardeşi Enes ile birlikte çalıştıklarını, sigortalarının yapılmadığını ve bu nedenle şikayette bulunduklarını söyledi. Yaklaşık 450 bin lira civarında alacakları bulunduğunu öne süren Selman Ç., oğul Fatih D.nin karıştığı kavga sonrası yaralanıp sakat kaldığını ifade etti. Selman Ç., "Hasan Doğan’ın inşaat işlerinde kardeşim Enes ile birlikte çalışıyorduk, İlyas arada gidip geliyordu. Sigortamızı yaptırmadılar, sigortamızın yapılmadığına dair şikayette bulunduk. 450 bin civarında alacağımız vardı, istedik, hiç ödeme yapmadı, alacağımız konusunda aracı koyduk. Hasan Doğan’ın oğlu Fatih’in karıştığı kavgadan sonra yaralanarak sakat kaldım. Bunun üzerine baş göz sadakası niyetine üç küçükbaş hayvanı kesip evimize getirdi. Abim İlyas Ç.’nin psikolojik sorunları vardı, Hasan Doğan’a karşı bir eylem gerçekleştireceğine dair bilgimiz yoktu" dedi. Güvenlik kamerası görüntüleri mahkemede izletildi Duruşma salonunda güvenlik kamerası görüntüleri de izletildi. Görüntülerde sanık İlyas Ç.’nin, Hasan Doğan’ın aracına doğru yaklaşarak ateş ettiği, ardından aracın plakasını çıkardığı ve olay yerinden otomobille uzaklaştığı görüldü. Görüntülerin ardından yeniden savunma yapan İlyas Ç., pişman olduğunu belirterek, "Tanıklar doğru söylüyor, böyle bir olaya karıştığım için pişmanım. Böyle bir olayı hedeflesem maske takarım, akşamı beklerim. Keşke olmasaydı. Hasan amca pişmanım, özür dilerim" dedi. "İki daire ve milyonlar istediler" Olayda kasığından vurularak yaralanan ve duruşmaya katılan Hasan Doğan ise yapılan işin kısa süreli olduğunu, sanık tarafın iddia ettiği büyüklükte bir alacak bulunmadığını öne sürdü. Oğlunun daha önce karıştığı kavgaya ilişkin hastane masraflarını karşıladıklarını belirten Doğan, buna rağmen daha sonra kendisinden yüksek miktarda para talep edildiğini savundu. Hasan Doğan, "Yaptıkları iş 10 günlük iş, fazlasıyla paralarını aldılar. Oğlumun daha önce karıştığı kavga bir anda oluşan bir kavga, bu vaka yaşandı. Selman bunun üzerine ameliyat oldu, ikinci ameliyatına kadar hastane masraflarını karşıladık. Fakat ikinci ameliyattan önce Selman farklı taleplerde bulundu, her türlü yardımı yaptık. Oğlum hastaneye giderek Selman’a 50 bin TL, Enes’e 20 bin TL verdi, kurbanlıkları kesildi" dedi. Hasan Doğan, 28 Haziran 2025 tarihinde Sirat Ç. ile üç kişinin iş yerine geldiğini ileri sürerek, "İki daire ve 2-2,5 milyon para istediler. Olaydan bir ay sonra parayı istediler. Verecek durumum yok dedim. Kan parası adı altında para istediler, yok deyince ‘O zaman bir daha görüşmeyelim’ dediler. Bir daha hastaneye gitmedim" ifadelerini kullandı. "Önce acıyı ve sıcaklığı hissettim" Olay anını da anlatan Hasan Doğan, evinin yanındaki inşaattan bir müşterisine daire gösterdiğini, aracına döndüğü sırada vurulduğunu söyledi. Sanığı olay öncesinde görmediğini belirten Doğan, kendisine yönelik sözler duyduğunu da iddia etti. Hasan Doğan, "Olay günü bir müşterime evimin yanındaki inşaattan daire bakıp aracıma doğru dönerken önce acıyı ve sıcaklığı hissettim. Sıcaklığı hissetmeden önce İlyas’ı görmedim. ‘Hasan Doğan bu sana ders olsun’ dedi, ancak ‘Babamın selamı var’ dediğinden emin değilim. Şikayetçiyim, İlyas Ç.’yi hiç görmedim, kendisiyle aramızda husumet yoktur" dedi. Mağdur Hasan Doğan ayrıca, söz konusu işin söylendiği gibi uzun süreli bir iş ya da yüksek bedelli bir proje olmadığını savunarak, "Oğlum Fatih, alçı boya işlerini Selman ve Enes’e yaptırdı. Bir kişi yapsa 1 hafta sürecek bir işti. 400-500 bin TL alacak birikecek bir iş yoktu" diye konuştu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık İlyas Ç.’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
30 Mart 2026 Pazartesi - 15:18 Japon deprem uzmanı ’450 yıldır enerji birikiyor’ deyip konum verdi Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, beklenen Marmara depremine ilişkin, "7.5 civarında büyük deprem bekleniyordu ama geçen yıl 23 Nisan’da Silivri tarafında, yani 170 kilometrelik alanın orta fay hattında kırılma olduğu söylediler. Küçükçekmece’den Yalova Çınarcık’a kadar sadece 70 kilometre. Büyük deprem için 150 km olması lazım. Onun için Kuzey kolunda risk azaldı. Ancak hiç gelmez diye söyleyemeyiz ama Güneyindeki fay hattı, Gemlik, Bursa, Bandırma ve Balıkesir’e gidiyor. O fay hattı uzun zamandır kırılmadı ve risk var diyebiliriz. Bandırma’da 450 yıldan fazla deprem olmadı ve burası büyük deprem açısından riskli. Ancak orada çok yüksek bina yok ve genel olarak zemini iyi" dedi. Kepez Belediyesi’nin bu yıl ‘İnsan Okur’ mottosuyla düzenleyeceği Kepez Kitap Fuarı, 27 Mart Cuma günü kapılarını açtı. Fuar’ın 4’üncü gününde Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki, çocuklar için deprem farkındalığını anlatmak için geldi. Moriwaki, depreme ilişkin de İHA’ya özel açıklamalarda bulunu. "Antalya için büyük bir deprem beklemiyorum" Antalya’da yakın tarihte meydana gelen 3 ve 4 büyüklüklerinde 2 depremi değerlendiren Yoshinori Moriwaki, "Burası için büyük bir depreme beklemiyoruz. Ancak yumuşak zeminse küçük depremde de bina için sıkıntı olabilir. Antalya’da en fazla 5 büyüklüğüne kadar bile deprem beklemiyoruz ama Kaş tarafında biraz risk var. Fakat orası da Antalya oraya biraz uzak" dedi. Marmara güney kolundaki fay hattı Marmara bölgesi için beklenen depreme ilişkin görüşlerini ifade eden Moriwaki, şunları söyledi: "1999 depreminde Yalova- Çınarcık’a kadar fay hattı kırıldı ve 1912’de Çanakkale Gelibolu tarafından Tekirdağ’a kadar kırıldı. Tekirdağ’dan Yalova Çınarcık’a kadar 170 kilometre var. Bu bir kerede kırılıyorsa 7.5 civarında büyük deprem bekleniyordu ama geçen yıl 23 Nisan’da Silivri tarafında, yani 170 kilometrelik alanın orta fay hattında kırıldığını söylediler. Küçükçekmece’den Yalova Çınarcık’a kadar sadece 70 kilometre. Büyük deprem, 7’nin üzerinde deprem olması için 150 km olması lazım. Onun için Kuzeyinde risk azaldı. Ancak hiç gelmez diye söyleyemeyiz ama Güney kolundaki fay hattı, Gemlik, Bursa, Bandırma ve Balıkesir’e gidiyor. O fay hattı uzun zamandır kırılmadı ve risk var diyebiliriz. Bunu tam olarak ne zaman olacağını söylemek mümkün değil. Genel olarak 30 sene içinde 7 büyüklüğünde yüzde 60 ya da 70 gerçekleşebilir diye söyleyebiliriz." 6 Şubat 2023 yılındaki Kahramanmaraş merkezli depremde, 400 yıllık bir enerji birikimin sonucu meydana geldiğine dikkati çeken Moriwaki, "Enerji çok biriktirdiği için bir günde 2 büyük deprem oldu. Bandırma’da tarafında 450 yıldan fazla deprem olmadı ve burası riskli. Ancak orada çok yüksek bina yok ve genel olarak zemini iyi. Bandırma’da yaşanacak bir deprem, İstanbul’daki yumuşak zemin kısımlarında etkili olabilir" diye konuştu. Moriwaki, 2018 yılından sonra Japonya ve Türkiye’nin deprem konusundaki yönetmeliğin aynı seviyeye geldiğini ancak uygulamada ise farklılıklar yaşandığını kaydetti. Japonya’nın bu yönetmelikleri yüzde yüz uyguladığını ancak Türkiye’nin ise maalesef izinsiz ve kaçak yapıların fazla olduğunu ve bunun da sıkıntıları beraberinde getirdiğini kaydetti. Kentsel dönüşümün de önemli olduğuna vurgu yapan Moriwaki, yapılan binaların da sağlamlığına dikkat edilmesi ve küçük yaştan çocuklara eğitim verilmesi gerektiğini söyledi.
ASAT Alanya’da yeni içme suyu deposu inşa edecek
29 Eylül 2025 Pazartesi - 11:18 ASAT Alanya’da yeni içme suyu deposu inşa edecek Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Antalya’nın doğu ve batı ilçelerinde başlattığı gömme betonarme içme suyu deposu yapım çalışmaları kapsamında önemli bir yatırıma imza atıyor. Yaklaşık 250 milyon TL maliyetle hayata geçirilen proje kapsamında, Alanya’da 8 adet olmak üzere toplamda 14 yeni içme suyu deposu inşa edilecek. Kent merkezinde ve ilçelerde içme suyu yatırımlarını hızlandıran Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, yeni depolarla birlikte içme suyu altyapısını daha güçlü ve güvenli hale getirmeyi hedefliyor. Alanya’da yapılacak 8 deponun 3’ü Mahmutlar Mahallesi’nde inşa edilecek. Bunlardan biri 5000 metreküp kapasiteli ana depo, diğer ikisi ise 1000’er metreküplük içme suyu depoları olacak. 50 bin nüfuslu Mahmutlar’ın su depoları yenileniyor Projeyle birlikte hem mevcut su ihtiyacının karşılanacağını hem de gelecekte artacak taleplere karşı kalıcı çözümler üretileceğini belirten ASAT Alanya Şube Müdürü Ümit Demirel çalışmalarla ilgili şunları söyledi: "Alanya ve diğer ilçelerimizle birlikte toplamda 14 depo inşa edeceğiz. Bunların 8 tanesi Alanya ilçemizde olacak. Sadece Mahmutlar mahallemize 3 yeni depo kazandırıyoruz. Çalışmalar tamamlandığında 50 bin nüfuslu Mahmutlar Mahallemizdeki tüm depolar yenilenmiş olacak. Böylece hem suyun daha sağlıklı şartlarda depolanmasını hem de mahallemizde yaşayan vatandaşlarımızın içme suyuna kesintisiz şekilde ulaşmasını sağlayacağız" dedi.
Kalp hastalıklarının bilinmeyen sebebi: "Gizli açlık"
29 Eylül 2025 Pazartesi - 10:16 Kalp hastalıklarının bilinmeyen sebebi: "Gizli açlık" Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, 29 Eylül Dünya Kalp Günü" nedeniyle kalp hastalıklarının başka bir nedeni gizli açlık hakkında bilgi verdi. Kalp hastalıkları, dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden biri olarak kabul edildiğini hatırlatan Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, "Son yıllarda yapılan araştırmalar, mikrobesin eksikliğinin kalp sağlığını olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor. Magnezyum, çinko, demir, selenyum gibi mineraller ile A, D, B, K gibi vitaminler, vücut ve kalp fonksiyonlarının düzgün çalışmasında kritik rol oynuyor. Eksiklikleri durumunda ise yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor" dedi. "Gizli açlık sağlığımızı tehdit ediyor" Gizli açlığın, yeterli kalori alınmasına rağmen vücudun ihtiyaç duyduğu vitamin ve minerallerin yani mikrobesinlerin eksik olması durumu olduğunu kaydeden Şahin, "Bugün ABD’de nüfusun yaklaşık yüzde 30’u bu durumdan etkilenmektedir. Ülkemizde 2017 yılında yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nda D vitamini eksikliği yüzde 85, folik asit eksikliği yüzde 45, B12 eksikliği ise yüzde 20 oranında saptanmıştır. Bu ve diğer mikrobesinlerin eksikliği; kronik enflamasyon, oksidatif stres ve damar iç yüzeyinde bozulma gibi temel sorunlara neden olarak kalp hastalığı riskini artırmaktadır. Ayrıca bu durumun diğer bir sonucu da kanser oluşumunu kolaylaştırmasıdır" diye konuştu. "Son 50 yılda meyve sebzelerdeki besin değerleri çok azaldı" Uzm. Dr. Mustafa Hakan Şahin, yapılan araştırmalarla sebze ve besin değerlerin son 50 yılda ciddi oranda azaldığını ortaya koyduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "1970’lerde hız kazanan ve "Yeşil Tarım Devrimi" olarak isimlendirilen yeni tarım metotları, kimyasal gübreler, hibrit tohumların geliştirilmesi ve yoğun toprak işleme ile birim alandan elde edilen verim 2 kattan fazla artırıldı. Nüfus da eşzamanlı olarak yaklaşık 3 kat civarında arttı. Günümüzde tartışmalı olsa da " Yeşil Tarım Devrimi’nin yoksulluğu, açlığı azalttığı düşünülmektedir. Ancak bu durum gıdalarda besin değerinde düşüşe neden olarak başka bir soruna yol açtı. Yapılan araştırmalar, modern tarım yöntemleriyle yetiştirilen sebze ve meyvelerin besin değerlerinin son 50 yılda ciddi oranda azaldığını göstermektedir. Gıdaların içerdiği çeşitli mineral, protein, vitamin ve fitobesinler yüzde 10 ile yüzde 60 oranında azaldı. Örneğin 1960 yılındaki bir domatese göre 2000’li yıllardaki bir domates yüzde 36 daha az magnezyum içeriyor. yüzde 14 daha az C vitamini, yüzde 30 daha az B1 vitamini, yüzde 19 daha az B3 vitamini ihtiva ediyor. "Modern" domatesin önemli antioksidanlar olan flavanon, polifenol gibi fitobesinleri de daha az içerdiği biliniyor. Dünyanın en uzun soluklu tarımsal deneyi olan Broadbalk Deneyi’nde 1845 yılından 1960’lara kadar buğdayın çinko, demir, bakır, manganez, magnezyum içeriğinin büyük ölçüde sabit kaldığı görülürken, 1960 yılından sonra kademeli olarak yüzde 30 ila yüzde 20 azalma saptanmıştır." "Mikrobesin eksikliği kanserde de risk faktörü" Oksidatif stres ve serbest radikallerin kanserin başlama aşamasında önemli rol oynadığına işaret eden Uzm. Dr. Şahin, vücudun bu riskler ile savaşmasında önemli koruyucu mekanizmaları olduğunu ancak bu mekanizmaların ise mikrobesinlere ihtiyaç duyduğuna vurgu yaptı. Şahin, "Ülkemizde konvasyonel tarım 1990’lı yıllardan itibaren yaygınlaştığına göre çoğu insanın 30 yıldır eksik mikrobesin içeren gıdalar ile beslendiğini varsaymak yanlış olmaz. Kalp ve kanser hastalıklarının başlama yaşının giderek düşmesinin bir sebebi de gıdaların kimyasal kirliliği ile besleyiciliğinin azalmasıdır" dedi. "Kalp hastalıkları riskini artırıyor" Yedi veya daha fazla mikrobesin eksikliği olan kalp yetmezliği hastalarının yatış ve ölüm riskinin iki kat arttığına dikkati çeken Şahin, "Uzmanlara göre, mikrobesin eksikliği doğrudan kalp hastalıklarına neden olmasa da, risk faktörlerini artırarak dolaylı yoldan katkıda bulunur. Örneğin, magnezyum eksikliği yüksek tansiyon ve kalp ritim bozukluklarıyla ilişkilendirilmektedir. Benzer şekilde, D ve K vitamini eksikliği kalp damar hastalığına yakalanma riskini artırırken; potasyum, selenyum ve çinko gibi minerallerin yetersiz alımı da kalp yetmezliğinin kötüleşmesine zemin hazırlayabilir. Yedi veya daha fazla mikrobesin eksikliği olan kalp yetmezliği hastalarının hastaneye yatış ve ölüm riskinin neredeyse iki kat arttığı gözlemlenmiştir" ifadelerine yer verdi. Şahin, mikrobesin eksikliğinin kalp hastalıklarının önemli bir parçası olsa da önlenebilir bir risk faktörü olduğunu, çeşitli ve dengeli bir diyetin hastaneye yatışları ve yaşam kayıplarını önleyebileceğini belirtti. Uzm. Dr. Şahin, dengeli beslenme odaklı olunması, risk gruplarının izlenmesi, yaşam tarzında değişiklik ve vitamin takviyeleri için hastanın doktoruna danışmasının önemli olduğunu da sözlerine ekledi.
Antalya’da rüşvet operasyonunda yeni ifadeler: Poşetlerle milyonlar, tapu ve lüks araç pazarlığı iddiaları
28 Eylül 2025 Pazar - 16:16 Antalya’da rüşvet operasyonunda yeni ifadeler: Poşetlerle milyonlar, tapu ve lüks araç pazarlığı iddiaları Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında yeni ifadeler ve iddialar tutanaklara yansıdı. Soruşturma dosyasına giren üç itirafçı, iş adamlarından baskı ve tehditle rüşvet alındığını ileri sürerken, tutanaklara giren ifadelere göre milyonlarca lira para siyah poşetlerle taşındı, lüks araçlar ve taşınmazlar ise bürokratlar üzerine emanet edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında yeni ifadeler ve iddialar tutanaklarda yer aldı. "2 milyon TL’yi siyah poşetlerde verdim" Rüşvet alışverişiyle ilgili iş adamı Emin H., ifadesinde Muhittin Böcek’in kendisini WhatsApp üzerinden arayarak belediye yerel seçimlerinde destek istediğini söyledi. "Olumlu" ya da "Olumsuz" cevap vermediğini belirten iş adamı, bir süre sonra Böcek’in oğlunun yanına gelerek seçimlerde maddi destek vermesini istediğini aktardı. Bunun üzerine Muhittin Böcek’i aradığını ve AKM’deki ofisine çağırdığını belirten Emin H., Böcek’in kendisine, "Seçim dönemindeyiz, destek olmazsanız seçilince bunun hesabını sorarım. Senin bütün işlerin büyükşehirden geçiyor. Bundan sonra Gökhan ne derse yapacaksın" dediğini anlattı. Bu görüşmenin ardından Böcek’in oğlu Gökhan Böcek, Emin H.’nin iş yerine gelerek 1 milyon TL nakit ve 1 milyon TL değerinde 150 yakıt kartı istedi. İş adamı, bu ödemeleri siyah poşetlerle elden teslim ettiğini anlattı. Ruhsat karşılığı 1 milyon TL+Land Rover iddiası İş adamı Emin H., Kepez’de yapmak istediği akaryakıt istasyonunun ruhsatının da rüşvet karşılığı verildiğini ileri sürdü. Emin H., "Serkan T. ve Gökhan Böcek, ruhsatı çıkarabilmek için 1 milyon TL nakit istedi. Ayrıca ’07 A ... plakalı Land Rover’ aracı Gökhan Böcek’e verilmeden sürecin ilerlemeyeceğini söylediler" dedi. Aracı finansal kiralama yöntemiyle verdiğini, mülkiyeti devretmediğini, daha sonra da icra takibi başlattığını anlatan iş adamı Serkan T.’nin çocuğunun okul masrafı için de ayrıca 1 milyon TL talep edildiğini, bu paranın 600 bin TL’sini Aralık 2024’te, kalanını birkaç gün sonra siyah poşetle elden verdiğini söyledi. Emin H., "Ödemeden bir hafta sonra 7 aydır bekleyen ruhsatım onaylandı" dedi. "Sadece devlete güveniyorum" İş adamı Emin H., ifadesini şu sözlerle tamamladı: "Ben herhangi bir suç işlemedim. Baskı ve tehdit altında verdim. Sadece devletime güveniyorum. Antalya’da yaşanan haksızlıkların ortaya çıkması için tüm bildiklerimi aktarıyorum." Altınova’da yeni tehdit İş adamı, Altınova’daki yatırımı için de baskıya maruz kaldığını aktardı. Gökhan Böcek’in kendisine, "Babamın haberi olmadan bu şehirde kimse iş yapamaz" diyerek tehdit ettiğini; kendi seçtiği plancı yerine belediyenin yönlendirdiği ekiple çalışmaya zorlandığını ileri sürdü. Rüşvet çarkı iddiası Belediyede 25 yıl çalışan eski başkan yardımcısı Tuncay S., rüşvet alışverişinin nasıl işlediğini anlattı. Müteahhitlerden "seçim için" poşetlerle para toplandığını, Güneş Mahallesi kentsel dönüşümünde 3 dükkanın Böcek’e, 2 dükkânın bürokratlara verildiğini, emanet isimler üzerinden daire ve dükkânların devredilerek gizlendiğini açıkladı. Tuncay S. ifadesinde rüşveti alma düzenini ise şu şekilde anlattı: "Belediyede işi olan müteahhitlerden ’yardım/bağış’ adıyla düzenli para istenir, paralar bazen elden başkana, bazen vakıf/dernek makbuzu ile, bazen de ’kasalık’ yaptığı belirtilen yakın çevre kişileri üzerinden yönlendirilirdi." Tuncay S., bazı isimlerin bu akışlarda aracı/kanal olarak kullanıldığını da belirtti. Ayrıca ifadesinde, büyükşehir döneminde "olağan dışı rant sebebi olan imar planı tadilatları" ve "erken/yüklü hakediş ödemeleri"nin incelenmesi hâlinde rüşvet kaynaklarına ulaşılabileceğini söyledi. Tuncay S., "Yıllarca başkanın talimatıyla rüşvet paralarını topladım, siyah poşetlerle doğrudan kendisine teslim ettim" dedi. Muharrem İnce detayı Tuncay S.’nin ifadesindeki en dikkat çekici kısım ise, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin oldu. İddiasına göre, Muhittin Böcek kendisini çağırarak CHP’nin adayı Muharrem İnce’ye yardım yapılacağını, bu nedenle belediye ile işi olan müteahhitlerden 200 bin TL toplamasını istedi. Tuncay S., parayı topladıktan sonra Böcek’in makamına götürdüğünü; burada genç bir kişiyle karşılaştığını, sonradan bunun Muharrem İnce’nin oğlu Salih A. İ. olduğunu öğrendiğini anlattı. Parayı dosya çantasıyla Salih A. İ.’ye verdiğini, onun da yanında bulunan sırt çantasına koyduğunu iddia eden Tuncay S., bu olayın kendisine özellikle gösterildiğini, Böcek’in gözleriyle görmesini istediğini düşündüğünü söyledi. Ayrıca, bu paranın gerçekten seçim yardımı mı yoksa başka bir siyasi vaat karşılığı mı olduğunu bilmediğini; fakat kesinlikle müteahhitlerden toplanan para olduğunu vurguladı. "Tapu benim üzerime, mallar Böcek’in" ANTEPE eski yöneticisi İsmail E., taşınmaz devirleri üzerinden kurulan düzeni anlattı. İsmail E. 2004’te Kemer’deki 3,5 dönümlük arazinin kendi üzerine geçirildiğini, aslında Böcek’e ait olduğunu, 2016’da Konyaaltı’ndaki Oriza Park Sitesi’nde bir dairenin tapuda kendi adına geçtiğini ama gerçek sahibinin Böcek olduğunu, 2020’de 650 bin TL ödeyerek aldığı evin yine Böcek’e ait olduğunu, 2023’te bir inşaat firmasından alınan 5 dükkânın seçim harcamaları için Böcek ve Serkan T.’ye verildiğini söyledi. İsmail E., "Ben sadece paravanım, tapuda adım var ama mülkler Böcek’e ait" diye konuştu.