Yerel Haberler
Antalya
Büyükşehir’den toplu ulaşım araçlarına yönelik denetim 16 Nisan 2026 Perşembe - 13:43:24 Antalya Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların toplu taşıma hizmetlerinden güvenli, konforlu ve sağlıklı koşullarda faydalanabilmeleri için denetimlerini sürdürüyor. Trafik zabıta ekiplerinin yaptığı son denetimlerde mevzuatlara uymayan araç ve sürücülere cezai işlem uygulandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı, toplu taşıma araçlarına yönelik denetimlerini sıklaştırdı. Toplu ulaşımda yolcu güvenliğini ve konforunu önceleyen Büyükşehir ekipleri, halk otobüslerine yönelik denetim gerçekleştirdi. Vatandaşlardan gelen talepleri de değerlendiren ekipler, araçların mevzuatlara uygunluğunu denetledi. Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı Trafik Zabıta ekipleri ile Ulaşım Planlama ve Raylı Sistem Dairesi Başkanlığı işbirliğinde yoğun kullanılan 9 halk otobüsü durağında eş zamanlı denetimler yapıldı. Mevzuata uymayanlara cezai işlem uygulandı Sürüş ve yolcu güvenliğini etkileyebilecek gereksiz aksesuar kullanımı, abartı ışıklandırma, havalı korna gibi eklemeler ile otobüslerin klima sistemleri, engelli rampaları, engelli koltuk kemeri, hijyen, sürücü evrak ve sürücülerin kılık kıyafetleri de denetimlerde tek tek kontrol edildi. Mevzuat kurallarına uygun olmayan uygulamalar için cezai işlem uygulandı. Cezai işlem uygulanan araç sahipleri ve şoförlere yönetmeliğin gereğini yerine getirmesi için belirli bir süre tanınacak. Süre sonunda kurallara uymayan araçlar toplu taşımadan çekilecek. Denetimlere ilişkin bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı Saha Şefi Hüseyin Yavuz, "Halkımızın toplu taşıma araçlarında daha konforlu ve güvenli bir şekilde yolculuk yapabilmesi için Büyükşehir Belediyesi olarak denetimlerimizi artırıyoruz. Bu kapsamda farklı güzergâhlarda belirlenen 9 durakta ve depolama alanlarında eş zamanlı denetim yapıyoruz. Tüm araçlar durdurularak mevzuata uymayan eksiklikleri raporlandı. Kurallara uymayan araç ve sürücülerimize cezai işlem uygulandı. Vatandaşımızın en iyi şartlarda güvenle ve huzurla yolculuk yapabilmesi için gece gündüz çalışmalarımız ve denetimlerimiz devam edecek" dedi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 13:43 KKTC Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, Kepez Belediyesi’nde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile beraberindeki heyeti ağırladı. Heyet, başkanlık makamındaki görüşmelerin ardından Başkan Mesut Kocagöz’ün rehberliğinde Kepez’deki hizmet çalışmalarını yerinde inceleyecek. KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ü ziyaret etti. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, KKTC heyetini ağırlamaktan onur duyduklarını belirtti. Makamdaki kabulde konuşan Ataoğlu, Kepez Belediyesi ile uzun yıllardır süregelen iş birliğinin önemine dikkat çekerek, kardeş belediye ilişkilerinin güçlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ataoğlu, KKTC ile Türkiye’nin "bir bütün" olduğunu vurgulayarak, iki toplum arasındaki tarihi ve kültürel bağların güçlü şekilde devam ettiğini ifade etti. Ayrıca sıcak karşılamadan dolayı Başkan Mesut Kocagöz ve belediye meclis üyelerine teşekkür etti. Başkan Kocagöz ise Türkiye ile KKTC arasındaki kardeşlik bağlarının önemine vurgu yaparak, iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulundu. Başkan Kocagöz, KKTC ile Türkiye’nin güçlü bağlarına vurgu yaparak, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle turizm ve istihdam alanlarında daha da geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Dünya genelinde Türk dünyasının büyük bir nüfusa sahip olduğuna dikkat çeken Başkan Kocagöz, birlik ve beraberliğin önemine değindi. Başkan Kocagöz, KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu’na Türk bayrağı hediye etti. KKTC heyeti, makamdaki buluşmanın ardından Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün rehberliğinde Kepez’deki hizmet çalışmalarını yerinde inceleyecek.
16 Nisan 2026 Perşembe - 12:38 23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya’da başladı Antalya’da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi’nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi. Tedavide profilaksi yaklaşımının son yıllarda belirgin şekilde güç kazandığını belirten Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Yaklaşık 30 senedir kanamanın önlenmesi, yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı" dedi. Prof. Dr. Yeşim Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti" derken, Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise, "Deri altı tedaviler hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" ifadelerini kullandı. Türkiye Hemofili Derneği ile Hemofili Dernekleri Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi, 15-17 Nisan tarihleri arasında Antalya’nın Belek turizm merkezinde gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kalıtsal kanama bozuklukları olan hemofilide farkındalık, yaşam kalitesi ve en güncel tedavi yöntemleri ele alındı. Uzman sağlık profesyonellerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının da katıldığı kongrede, hem bilimsel gelişmeler hem de tedaviye erişimde gelinen aşama değerlendirildi. Türkiye, dünyada sürdürülen klinik çalışmalarda yüzde 10’un üzerinde yer alıyor Açılış konuşmasını yapan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye’nin hemofili alanındaki küresel klinik çalışmalarda önemli bir paya sahip olduğunu belirtti. Zülfikar, dünyada halen bin 102 klinik çalışma yürütüldüğünü, Türkiye’nin bunların 121’inde yer aldığını söyleyerek, "Türkiye dünyada yapılan klinik çalışmalarda yüzde 10’undan daha fazla bulunuyor. Burada öncelik hastaların derdine derman olabilmektir. Şifasına vesile olabilmektir" ifadelerini kullandı. Araştırmaların ikinci amacının bilgiyi derinleştirmek ve yeni bilgi üretmek olduğunu belirten Zülfikar, araştırma geliştirme faaliyetlerinin yayına dönüştürülmesinin ve mümkün olduğunda ürünlerin hastaların kullanımına sunulmasının önem taşıdığını ifade etti. "Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar" Lyon Üniversitesi Hemostaz Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yeşim Dargaud ise, hemofili tedavisinde son 15 yıl içinde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti. Bunlar hastalar açısından gerçekten ümidimizin üzerinde gelişmeler oldu" dedi. Bu gelişmelerin hastaların geleceği açısından umut verici olduğunu kaydeden Dargaud, hemofili hastalığının tarihi seyrine de değindi. 1900’lü yıllarda hemofili hastalarının yaşam süresinin 12-13 yaş civarında olduğunu belirten Dargaud, bugün ise geliştirilen tedaviler sayesinde hastaların 60-70-80 yaşlarına kadar yaşayabildiğini ifade etti. Dargaud, "Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar. Sanki hastalığı olmayan insanlar gibi 60-70-80 yaşına kadar devam ediyorlar. Bunlar ürünler ve tedaviler sayesinde oldu" şeklinde konuştu. Çocuklarda beyin kanamalarında büyük düşüş Yeni tedavi yöntemlerinin özellikle çocuk hastalar açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Dargaud, geçmişte yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavilerinin yeni doğan ve küçük yaş grubundaki çocuklarda büyük güçlük oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebildiğini ifade eden Dargaud, cilt altı ilaçlarla birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandığını dile getirdi. Dargaud, "Hemofili hastalarında yeni doğan dönemi ve özellikle yaşamın ilk 4-5 yılı en hassas dönemlerden biri. Bu süreçte bizi en çok korkutan tablo ise beyin kanamaları. Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavileri vardı. Ancak yeni doğan çocuklara haftada birkaç kez damar yoluyla enjeksiyon yapmak aileler için son derece zordu. Tedavinin uygulamadaki güçlüğü ve ürünlerin etki sürelerinin sınırlı olması nedeniyle, tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebiliyordu. Cilt altı ilaçların devreye girmesiyle birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandı. Bugün Avrupa’da bu ilaçlara neredeyse doğumdan itibaren başlanıyor. Bu sayede çocuklarda beyin kanamalarında çok büyük bir düşüş sağlandı. Nitekim ben, cilt altı ilaçların kullanılmaya başlamasından bu yana Fransa’da son 5 yılda bu tür bir vakaya rastlandığını duymadım" dedi. "Deri altı tedaviler hayat kalitesini oldukça artırdı" Hemofili Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı da doğumsal kanama hastalıklarının genetik ve hayat boyu devam eden hastalıklar olduğunu söyledi. Bu nedenle hastaların, ailelerin ve sağlık çalışanlarının uzun süreli bir tedavi sürecinin parçası olduğunu belirten Kavaklı, kongrede doktorlar, hemşireler, hastalar ve dernek yetkililerinin bir araya geldiğini ifade etti. Hastaların geçmişte bebeklikten itibaren haftada 2-3 kez damar yoluyla tedavi almak zorunda kaldığını belirten Kavaklı, "1-2 yaşından başlayarak 10 yaşına, 15 yaşına, 35-40, 50-60 yaşına kadar bu tedaviyi götürmek oldukça zordu. Neyse ki son 5-6 yılda deri altından uygulanan ilaçlar ortaya çıktı. Onlar da Türkiye’ye geldi çok şükür, hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" diye konuştu. Özellikle bebek ve çocuk hastalarda bu ilaçların başarılı sonuçlar verdiğini belirten Kavaklı, diğer yaş gruplarındaki hastaların da bu tedavilerden yararlanmasını istediklerini söyledi. Geri ödeme sisteminde yeni beklenti Kavaklı, Türkiye’de SGK tarafından damar yoluyla kullanılan temel ürünlerin geri ödeme kapsamında karşılandığını, bu ürünlerin hastaların kanamadan ölmesini engellediğini ve ameliyat olmalarını sağladığını kaydetti. Deri altı ürünlerin yeni yeni Türkiye’ye girdiğini belirten Kavaklı, "Deri altı tedavi seçenekleri Türkiye’de henüz yeni uygulanmaya başlandığı için bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha fazla hastamızın bu tedavilerden yararlanabilmesi, uzun yıllar kullanabilecekleri daha kolay uygulanan yöntemlere geçebilmesi için geri ödeme sisteminde de önemli katkılar bekliyoruz" dedi. "Kanamayı önlemede son 5 yılda zirveye ulaşıldı" Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında farkındalığı artırmayı amaçladıklarını belirterek, benzer şikayetleri olan kişilerin hekime ve sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini söyledi. Kalıtsal kanama bozukluğu olanlarda artık yalnızca kanamayı durdurmanın değil, kanamayı önlemenin ön plana çıktığını belirten Zülfikar, "Hastalarımızla konuştuğumuzda bir kanama yaşandığında sık sık ‘Ne kadar şansım var?’ sorusuyla karşılaşıyoruz. Çünkü burada temel mesele kanamayı durdurabilmek. Kanama, hayatın en büyük risklerinden biri; kontrol altına alınamadığında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle tıp dünyası, kanamanın nasıl durdurulacağı ve nasıl önleneceği üzerine yoğun şekilde çalışıyor. Kalıtsal kanama bozukluğu olan bireylerin ise bu riski hayatın olağan bir parçası olarak her gün hissettiğini unutmamak gerekiyor. Başkaları için savaş ya da cinayet gibi olağanüstü durumlarda akla gelen kanama riski, bu hastalar için günlük yaşamın içinde karşılık bulan bir tehlike. Bu yüzden günümüzde kalıtsal kanama bozukluğu olan hastalarda yalnızca kanamayı durdurmak değil, kanamanın hiç oluşmamasını sağlamak da öncelikli hedef haline geldi. Yaklaşık otuz senedir kanamanın önlenmesi yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı. Son 10 senede de tedavi araçlarının, tedavi malzemelerinin daha kolay ulaşılabilir ve daha kolay uygulanabilirliği üzerinde gidiyoruz. Ülkemiz bu ürünlere ulaşımı sağladı, erişilebilir oldu bu ürünler. Ama bu erişilebilir ürünlerden tedaviyi kolaylaştıracak olanlara geçişimiz üzerinde konuşuyoruz" ifadelerini kulandı. Tedavideki ilerlemelerin hastanede kalış sürelerini, cerrahi müdahale maliyetlerini ve faktör ücretlerini azalttığını belirten Zülfikar, yeni yöntemlerin maddi açıdan da önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Zülfikar, "Hastanede kalma süresi, proteze verilen ücret, ameliyat için harcadığımız faktör ücretleri bir kenara konulduğunda yapılan uygulamalar maddi açıdan da ekonomik tercihlerdir" ifadelerini kullandı. Çocuklarda yeni tablo Prof. Dr. Kaan Kavaklı, son 15 yılda geliştirilen ilaçlarla birlikte çocukların ve gençlerin eğitim ve sosyal yaşamında önemli değişim görüldüğünü söyledi. Daha önce çocukların evde kalmak zorunda olduğunu, bugün ise ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, meslek sahibi olan gençlerle karşılaştıklarını belirten Kavaklı, Türkiye’de yaklaşık 1-2 yıldır deri altı ilaçların kullanıldığını ve özellikle küçük çocuklar ile ailelerinin bu tedavilerden memnun olduğunu ifade etti. Kavaklı, "Şu anda ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, değişik mesleklere kavuşan gençlerle bir aradayız" dedi. Kadın taşıyıcılar için dikkat çeken uyarı Prof. Dr. Yeşim Dargaud, bugün cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı bulunan çocuklarda eklemlerin daha iyi korunabildiğini ancak geçmişte yeterli tedavi alamamış erişkin hastalarda eklem içi kanamaların yol açtığı hasarın sürdüğüne işaret etti. Dargaud, "Bugünkü hemofili çocukları bu cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı olan çocuklar, eklemlerini gayet güzel koruyabildiğimiz hastalar. Onların inşallah gelecekte böyle eklem problemleri olmayacak, proteze falan ihtiyaçları olmayacak. Ama şunu da bilmek lazım ki bu hastalar eklem içinde kanıyorlar ve kanın eklem içindeki neden olduğu tahribat geri çevrilemeyen bir reaksiyon" dedi. Erişkin hastalarda ağrı, artroz ve protez ihtiyacının sürdüğünü belirten Dargaud, "Şimdi erişkin olan hastalar, eklemleri bu şekilde olan hastalar, ilaçlarımız her ne kadar düzgün olsa da maalesef ağrıları var, maalesef artroz problemleri var ve gene de proteze ihtiyaçları var. Bunun da çaresini bulmuş değiliz" diye konuştu. Kadınlarda kanama bozukluğu olanlar mercek altına alınmalı Prof. Dr. Yeşim Dargaud, hemofili genini taşıyan kadınların da uzun yıllar göz ardı edildiğine dikkat çekerken, kadın kanama bozukluğu olanların mercek altına alınması gerektiğini dile getirdi. "Genelde hep hemofiliyi kadınlar veriyor, kendileri hasta değil denirdi. Hayır. Kadınların bir geninde hastalık var, diğerinde yok. Dolayısıyla hafif hemofilik erkek hastalar gibi yaklaşık yüzde 30’u da kanamalı olabilir" dedi. Bu kadınların bulunması ve tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dargaud, "Şimdi gidip bu kadınları da bulmak lazım. Çünkü onların da regl olduklarında aşırı kanamaları var, anemileri var. Bunların da tedavisini düzgün yapmamız lazım" ifadelerini kullandı. "Hemofili merkezlerinin sayısı artmalı" Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise yeni tedavilerin gelecekte oluşabilecek hasarları önleyebildiğini, ancak geçmişte eklem kanamaları yaşamış erişkin hastalarda ortopedik sorunların sürdüğünü söyledi. Bu nedenle hemofili hastalarına yönelik ameliyatları yapabilecek uzmanlaşmış merkezlerin sayısının artırılması gerektiğini belirten Kavaklı, "Hayat boyu devam eden hastalıkta, daha önceki yıllarda imkanlardan yeteri kadar faydalanmayıp son yıllarda bu gelişmeden faydalanan hastalarda daha önceki eklem problemlerinin bir bölümü devam ediyor. Ve bunların ortopedik ameliyatlara ihtiyacı var. Şu anda yeni tanı koyduğumuz 5-10 yıldakiler çok sağlıklı gidiyor, hiçbir eklem kanamaları olmadan. Ama şu anda yaşı 15-20-30 olanlarda eskiden kaynaklanan eklem problemleri var" dedi. Türkiye’de bu ameliyatların daha çok İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nde yapıldığını ifade eden Kavaklı, "Türkiye’nin her yerinden gelen hastaların ameliyatlarını yapmaya çalışıyoruz ama bu tabii 80 milyonluk bir ülkede yetmez. Demek ki daha kapsamlı hemofili merkezlerinin de sayısının artması lazım" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de 120 bin kişilik bir topluluğa hitap ediyor" Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili hastalığına Türkiye’de 10 binde bir rastlandığını söyledi. Tanı konulamamış hastalar, yurt dışına göç etmiş aileler ve diğer kalıtsal kanama bozuklukları da dikkate alındığında çok daha geniş bir topluluğun söz konusu olduğunu belirten Zülfikar, "Sadece hemofili A değil, B’si, Von Willebrand’ı ve diğerlerini topladığınız zaman bu yaklaşık 120 bin kişilik bir kitleye hitap ediyor" dedi.
Minik sporcular Ormana Spor Köyü’nde hem spor yaptı hem doğayla buluştu
31 Ağustos 2025 Pazar - 12:59 Minik sporcular Ormana Spor Köyü’nde hem spor yaptı hem doğayla buluştu Antalya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu’na ait Ormana Spor Köyü, minik sporcuların kampına ev sahipliği yaptı. Birbirinden farklı kulüplerden gelen çocuklar, hem antrenmanlarını gerçekleştirdi hem de bölgenin eşsiz doğal ve tarihi güzelliklerini tanıma fırsatı buldu. Kamp boyunca minik sporcular, Üzümdere Irmağı’nın serin sularında yüzerek eğlendi, yorgunluklarını attı. Ayrıca dünyanın en büyük yer altı göllerinden birine sahip Altınbeşik Mağarası da sporcular tarafından ziyaret edildi. Antalya’nın İbradı ilçesinde bulunan İbradı-Ormana spor köyüne kampa gelen minik sporcular, kamp programı kapsamında hem çeşitli antrenmanlar gerçekleştirdi. Hem de bölgenin doğal güzelliklerinden faydalandı. Kamp boyunca doğayla iç içe vakit geçiren minikler, termometrelerin 30 dereceyi bulan sıcaklık nedeniyle Üzümdere Irmağında biriken gölette atlayarak antrenörleri ile birlikte serinleyip, suda oyunlar yaparak doyasıya eğlendiler. "Hem kamp yaptık, hem eğlendik" Altın Ayaklar Spor Kulübü oyuncusu 12 yaşındaki Samet Süleyman, "Burada hem maçlar yapıyoruz hem de doğal ve tarihi güzelliklerimizi öğreniyoruz. Üzümdere çok güzel, soğuk ama kesinlikle girilmesi gereken bir yer. Altınbeşik Mağarası da çok güzeldi. Hem spor yapıyoruz hem de eğleniyoruz" dedi. "Tarihi ve kültümüzü tanıtıyoruz" Altın Ayaklar Spor Kulübü Antrenörü Serhan Nergiz ise hem çocukların mutluluğunu hem de çevre duyarlılığını dile getirdi. Nergiz, "Her sene Ormana spor köyüne kampa getiriyoruz. Onlara hem kamp programı dahilinde idmanlarını yaptırıyoruz. Hemde tarihi ve kültümüzü tanıtıyoruz. Sıcaktan bunaldıklarında ise suyu kuruyan ve sadece göbetlerde biriken serin sularına yüzmeye getiriyoruz. Çocuklarımız eğleniyor, yüzüyorlar, keyif alıyorlar. Ama burayı korumamız gerekiyor. Burası yüzülebilen nadir yerlerden biri. İnsanlarımız çöp bırakmazsa, bu güzelliği hep birlikte yaşarız" diye konuştu. Başkan Bulut: "Sporla doğa iç içe" Antalya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Genel Başkanı Metin Bulut ise, sporcuların kamp sürecinde hem spor yapıp hem doğayla buluşmalarının önemine vurgu yaparak, "Amacımız, çocuklarımızın sporla iç içe büyümelerini sağlarken aynı zamanda tarih ve doğa bilinci kazanmalarına da imkân vermek. Bu tür etkinliklerle geleceğin sporcularını yetiştirmenin gururunu yaşıyoruz" dedi.
30 yıl önce deneme amaçlı ilk fidan dikildi, bugün 300 dönümden fazla alanda üretiliyor
31 Ağustos 2025 Pazar - 11:34 30 yıl önce deneme amaçlı ilk fidan dikildi, bugün 300 dönümden fazla alanda üretiliyor Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde mango hasadı başladı. Aynı gün, ilçede üretilen mangolar için coğrafi işaret belgesi başvuru süreci de başlatıldı. Yaklaşık 300 dönüm alanda üretimi yapılan mango, bölgenin iklimine uygun, az suyla yetiştirilebilen ve geleceği parlak bir meyve olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin en önemli tropikal meyve üretim merkezlerinden biri haline gelen Gazipaşa’da mango hasadı başladı. Hasadın başladığı gün, ilçede üretilen mangoların coğrafi işaret belgesi süreci de resmen başlatıldı. Tropikal meyve üretimiyle öne çıkan Gazipaşa’da, sadece mangonun üretildiği alan 300 dönümü aştı. İlk hasat, Çobanlar Mahallesi’nde 65 dönümlük mango bahçesinde gerçekleştirildi. Hasada, Gazipaşa Kaymakamı Selami Korkutata, Gazipaşa Belediye Başkan Yardımcısı Adem Kaya ve Gazipaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Bat katıldı. Kaymakam Korkutata, bahçede ilk mango hasadını gerçekleştirerek sezonun üreticiye hayırlı olmasını diledi. 300 ağaçla başlayıp 700 ağaca ulaştı Üretici Ahmet Karagöz, 2019 yılında başladıkları üretim serüveninde bugün 7000 mango ağacına ulaştıklarını belirtti. Sadece bir türde değil, birden farklı türde üretim gerçekleştirdiklerini belirten Karagöz, "İlk 2019 yılında 300 ağaçla başlamıştık. Şu an 65 dönüm arazide 7000 mango ağacı ektik. Şu an 36 dönüm yerde hasat yapmaktayız. 6-7 tane çeşitle bu işi götürüyoruz" dedi. Üretim zamanında ithalat yapılmasın Mangonun gelecek vaat eden bir meyve olduğunu belirten Karagöz, üreticilerin desteklenmesi için hasat zamanında devletin mango ithal etmemesi gerektiğini savundu. Karagöz, "Geleceğini düşündüğümüz bir meyve. Sadece devletten istediğimiz; ithalatın bizim buradaki üretim zamanlarında yapılmaması. Çiftçilerimize az işçilik, az su ve maliyeti az olan bir meyve. Geleceğini düşündüğümüz bir meyve" dedi. Gazipaşa iklimine uygun ,az suyla üretilebiliyor Mango serasında görevli Ayşe Aykal ise farklı dönemlerde farklı türlerin hasat edildiğini belirterek, "Şu anda hasadını yaptığımız türümüz Naomi. Temmuz ayında hasadı başlayan Maya var. Birinci hasada onunla başlıyoruz. Arkasından Tommy, Osthun, Keitt geliyor. Başka Japonya’dan gelen Irwin. Onun daha hasadına geçmedik. Fide aşamasında. Mango, Gazipaşa’nın iklimine uygun bir çeşit. 3 güne bir ya da haftada bir sulaması yapılıyor" dedi. 300 dönümlük alanda üretiliyor Hasat programına katılan Gazipaşa Kaymakamı Selami Korkutata ise "Gazipaşa’da yaklaşık 30 sene önce ilk mango üretimi denemesi yapıldı ve başarılı bir şekilde gerçekleşti. Bugün yaklaşık 300 dönüm civarında üretimin yapıldığı ve yaklaşık 10 civarında üreticinin olduğu bir bölgedeyiz. Mango gerçekten tropikal ve mikroklima gerektiren bir ürün. Dolayısıyla Gazipaşa’nın iklimi buna çok müsait. Ülkemiz coğrafyasında belki de en müsait olan yerlerden birisi Gazipaşa. Biz de bugün mango hasadındayız. Hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu. Coğrafi işaret belgesi başvurusu Mango üretimiyle ilgili bölgenin potansiyelini vurgulayarak coğrafi işaret sürecinin başlatıldığına dikkat çeken Selami Korkutata, "Biz de bunu değerlendirerek coğrafi işaret belgesi sürecini başlatıyoruz. Mango üretiminin hem markalaşma yolunda hem de üretiminin arttırılması yönünde bu potansiyelimizi gerçekleştirmek üzere coğrafi işaret belgesinin bugün itibariyle başvuru sürecini başlattık. Coğrafi işaret belgesini aldıktan sonra ne olacak. Tabii ki bu bölgedeki mangoların hem ulusal hem de uluslararası düzeyde bilinirliği ve kalitesi kendini tescillemiş olacak. Vatandaşlarımızın da bunları bilmesiyle beraber üretimin arttırılması ve markalaşma yolunda önemli bir yol kat edilecek" dedi.
Emre Belözoğlu: "Sorumluluk benim"
31 Ağustos 2025 Pazar - 00:57 Emre Belözoğlu: "Sorumluluk benim" Antalyaspor Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, Fatih Karagümrük maçının ardından yaptığı açıklamada, "Bütün hafta boyunca çalıştığımızın karşılığını almadığımız bir maç olması itibariyle üzgünüm. Sorumluluğu bu anlamda oyuncularımdan daha çok alması gereken kişinin de ben olduğumu söylemem gerekiyor" dedi. Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında Antalyaspor, sahasında Fatih Karagümrük’e 2-1 mağlup oldu. Mücadelenin ardından basın toplantısında açıklamalarda bulunan Antalyaspor Teknik Direktörü Emre Belözoğlu, sözlerine 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak başladı. Takımının performansından memnun olmadığını vurgulayan Belözoğlu, "Sahaya iyi başlayan, baskıları doğru yapan bir Antalyaspor vardı ama sonrasında oyunun 55 dakikasında tamamen rakibin üstünlüğü vardı. Bütün hafta boyunca çalıştığımızın karşılığını almadığımız bir maç olması itibarıyla üzgünüm. Sorumluluğu bu anlamda oyuncularımdan daha çok alması gereken kişinin de ben olduğumu söylemem gerekiyor" dedi. Son vuruşlarda etkisiz kaldıklarını dile getiren Belözoğlu, "Özellikle öne geçtiğimiz bölümde pozisyonları değerlendiremedik. Bu biraz bireysel oyuncu profiliyle de alakalı bir durum. Yeni kurulmuş bir takımız, oyuncular birbiriyle yeni oynamaya başladı. Bu sancıları yaşıyoruz. Elbette çalışmamız gereken yerler var" diye konuştu. "Özgüvenli bir oyun istiyorum" Oyuncularından özgüvenli bir oyun beklediğini belirten genç teknik adam, "Biz topa sahip olma konusunda oyuna müdahale ettik. Benim için üzüntü verici tarafı, ben özgüvenli bir oyun istiyorum. Yani ben oyuncularımdan da özgüven bekliyorum. Aslında birçok teknik adamın kendi metotları var, taktikleri var. Birbirimizden ayıran mutlaka özelliklerimiz vardır. Takımının bu kadar topa sahip olmadığı, hareketsiz kalması ya da ben onlara bir pozisyon göstermeden ki bizim elimizde yetenekli oyuncularımız var. Oyunu kırabilecek, rakibi kırabilecek derecede bence yetenekli oyuncularımız var. Onların performansını arttırma işi birazcık benim görevim. Bunda ben eksik kalmış olabilirim. Ama bugün sanki Trabzon maçı kadar değil, siyahla beyaz kadar. Bence gole kadar diyebiliriz. Golden sonra 60 dakika. Bence hiç istenilen görüntüler yoktu. Ama 50-55 dakikalık periyotta yeni bir takım olmasına rağmen, çok genç oyuncular olmasına rağmen bence Karagümrük bizden daha iyi bir görüntü verdi" ifadelerini kullandı. "Milli arayı fırsata çevireceğiz" Takımın iyi bir kadro olduğuna inandığını söyleyen Belözoğlu, "Sezona iki galibiyetle başladık. Ayaklarımızın yere basması lazım. Bugün işler iyi gitmedi ama milli arayı fırsata çevirmemiz gerekiyor. Hem bireysel hem takım olarak gelişmeye ihtiyacımız var. Birlikte oynayarak, birlikte gelişeceğiz" şeklinde konuştu.
Teknik Direktör Marcel Licka:"Bu geri dönüş mental açıdan büyük destek sağladı"
31 Ağustos 2025 Pazar - 00:39 Teknik Direktör Marcel Licka:"Bu geri dönüş mental açıdan büyük destek sağladı" Süper Lig’in 4. haftasında Fatih Karagümrük, deplasmanda karşı karşıya geldiği Antalyaspor’u 2-1 mağlup etti. Maç sonrası konuşan Teknik Direktör Marcel Licka, galibiyetin oyuncularına özgüven kazandırdığını söyleyerek, "Üst üste iki maç kaybettik, gol atamadık ve oyuncuların kafasında ‘Acaba Süper Lig için yeterli miyim?’ sorusu oluşmuştu. Bugünkü galibiyet bu sorulara cevap oldu" dedi. Süper Lig’in 4. haftasında Antalyaspor ile Fatih Karagümrük Antalya’da karşılaştı. Mücadelenin 11. dakikasında Güray Vural’ın golüyle öne geçen ev sahibi ekip, üstünlüğünü koruyamadı. Konuk Karagümrük’te Anıl Yiğit Çınar 42. dakikada eşitliği sağladı. Uzatma dakikalarında Daniel Johnson sahneye çıkarak takımına galibiyeti getirdi. Bu sonuçla Antalyaspor 6 puanda kalırken, Fatih Karagümrük 3 puanla moral buldu. Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Karagümrük Teknik Direktörü Marcel Licka, geri dönüşün önemine dikkat çekerek, "Geçen haftaya göre çok farklı bir Karagümrük izledik. Oyuncularıma kazanmamız gerektiğini söyledim ve topla kaliteli olmamız gerekiyordu. Bugün bunu gösterdik. Hatalarımız oldu ama Antalyaspor bunları değerlendiremedi. En çok sevindiğim şey ise oyuncularımın gösterdiği fedakarlıktı. 1-0 geriye düşmemize rağmen oyunda kaldık, geri döndük ve maçı kazandık"şekllinde konuştu. Genç oyuncuların özgüven kazandığını vurgulayan Licka, "Üst üste iki maç kaybettik, gol atamadık ve oyuncuların kafasında ‘Acaba Süper Lig için yeterli miyim?’ sorusu oluşmuştu. Bugünkü galibiyet bu sorulara cevap oldu. Bu geri dönüş mental açıdan büyük destek sağladı. Daha çok gelişecek yönümüz var. Milli arada yeni transferleri bekliyoruz. Umarım bu oyun anlayışını sürdürürüz" ifadelerini kullandı.
Trendyol Süper Lig: Antalyaspor: 1 - Fatih Karagümrük: 2 (Maç sonucu)
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 23:35 Trendyol Süper Lig: Antalyaspor: 1 - Fatih Karagümrük: 2 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında Antalyaspor, sahasında Fatih Karagümrük’e 2-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 50. dakikada rakip ceza alanında topun sahibi olan Abdülkadir, ceza alanı içerisinde kaleci ile karşı karşıya kaleye gönderdiği şutta kaleci Grbic gole izin vermedi. 58. dakikada Tiago’nun pasında ceza alanı içerisinde topla buluşan Atakan’ın şutunda kaleci Julian meşin yuvarlağı kornere çeldi. 68. dakikada sol kanattan kullandığı serbest vuruşta Kaluzinski topu diğer kanatta bulunan Güray’a aktardı. Güray’ın kaleye gönderdiği şutta top yandan autta çıktı. 90+2. dakikada sol kanattan sağ kanatta topu taşıyan Berkay, pasını ceza alanı önündeki Atakan’a aktardı. Atakan’ın ortasında ise arka direkte bulunan Johnson meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-2 Stat: Corendon Airlines Park Hakemler: Cihan Aydın, Mehmet Akıncık, Özcan Sultanoğlu Antalyaspor: Julian, Bünyamin Balcı (Kaluzinski dk. 64), Giannetti, Dzhikiya (Hüseyin Türkmen dk. 75), Paal, Van de Streek, Ceesay, Güray Vural (Mert Yılmaz dk. 86), Abdulkadir Ömür (Saric dk. 64), Storm, Cvancara (Poyraz Efe Yıldırım dk. 86) Yedekler: Abdullah Yiğiter, Soner Dikmen, Ali Demirbilek, Hasan Yakub İlçin, Ege İzmirli Teknik Direktör: Emre Belözoğlu Fatih Karagümrük: Grbic, Atakan Çankaya, Muhammed Kadıoğlu, Anıl Yiğit Çınar (Fatih Kurucuk dk. 90+2), Balkovec, Tarık Buğra Kalpaklı (Çağtay Kurukalıp dk. 71), Barış Kalaycı (Ugrekhelidze 90+2), Johson, Serginho (Berkay Özcan dk. 71), Gray (Alper Emre Demirol dk. 85), Tiago Çınar Yedekler: Kerem Yandal, Furkan Bekleviç, Ömer Faruk Gümüş Teknik Direktör: Marcel Licka Goller: Güray Vural (dk. 11) (Antalyaspor), Anıl Yiğit Çınar (dk. 42), Johnson (dk. 90+2) (Fatih Karagümrük) Sarı kartlar: Barış Kalaycı, Tarık Buğra Kalpaklı (Fatih Karagümrük), Emre Belözoğlu (T.K.) (Antalyaspor)
Trendyol Süper Lig: Antalyaspor: 1 - Fatih Karagümrük: 1 (İlk yarı)
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 22:27 Trendyol Süper Lig: Antalyaspor: 1 - Fatih Karagümrük: 1 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında Antalyaspor, sahasında Fatih Karagümrük’ü ağırlıyor. Müsabakanın ilk yarısı 1-1 beraberlikle tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 11. dakikada sol kanattan Storm’un ceza alanı sol çaprazına gönderdiği ortada topla buluşan Güray’ın düzgün şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-0 26. dakikada soldadn korner kullanan Storm’un ortasında altıpas üzerinde Giannetti’nin kafa vuruşunda top az farkla üstten autta çıktı. 34. dakikada sağ kanattan topu taşıyan Güray, ceza sahası sol çaprazdaki Cvancara’ya pasını verdi. Cvancara’nin kaleye gönderdiği şutta top kaleci Grbic’i aşarken son anda Muhammed topu kornere çeldi. 42. dakikada Fatih Karagümrük’ün sol kanattan kullanılan köşe vuruşunda Barış sol kanatta topla buluştu. Barış’ın pasında topla buluşan Johnson, topu Anıl Yiğit Çınar’a aktardı. Anıl’ın vuruşunda meşin yuvarlak filelere gitti. 1-1 Stat: Corendon Airlines Park Hakemler: Cihan Aydın, Mehmet Akıncık, Özcan Sultanoğlu Antalyaspor: Julian, Bünyamin Balcı, Giannetti, Dzhikiya, Paal, Van de Streek, Ceesay, Güray Vural, Abdulkadir Ömür, Storm, Cvancara Yedekler: Abdullah Yiğiter, Hüseyin Türkmen, Soner Dikmen, Kaluzinski, Ali Demirbilek, Hasan Yakub İlçin, Mert Yılmaz, Saric, Ege İzmirli, Poyraz Efe Yıldırım Teknik Direktör: Emre Belezoğlu Fatih Karagümrük: Grbic, Atakan Çankaya, Muhammed Kadıoğlu, Anıl Yiğit Çınar, Balkovec, Tarık Buğra Kalpaklı, Barış Kalaycı, Johson, Serginho, Gray, Tiago Çınar Yedekler: Kerem Yandal, Furkan Bekleviç, Berkay Özcan, Fatih Kurucuk, Ugrekhelidze, Çağtay Kurukalıp, Alper Emre Demirol, Ömer Faruk Gümüş Teknik Direktör: Marcel Licka Goller: Güray Vural (dk. 11) (Antalyaspor), Anıl Yiğit Çınar (dk. 42) (Fatih Karagümrük)
Yan yatıp sürüklenen araçtan yara almadan çıktılar
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:50 Yan yatıp sürüklenen araçtan yara almadan çıktılar Antalya’da kavşak sisteminde ‘Dur’ levhasına uymayan aracın çarptığı otomobil yan yattı. Şans eseri otomobilde bulunan2’si çocuk 4 kişi kazayı yara almadan atlattı. Kaza, saat 14.00 sıralarında Kepez ilçesi Habipler Mahallesi Muammer Aksoy Caddesi ile Adnan Kahveci Caddesi kesişiminde meydana geldi. Daha önce çok sayıda ölümlü ve yaralamalı trafik kazasına neden olan kavşakta meydana gelen kazada ucuz atlatıldı. Muammer Aksoy Caddesi üzerinde seyir halinde ki Erdal Satlık idaresindeki 48 AEV 993 plakalı otomobil kavşak sistemine geldiğinde ‘Dur’ levhasını dikkate almayan Adnan Kahveci Caddesi istikametinden gelmekte olan Alper B.’nin kullandığı 07 MOP 71 plakalı araçla çarpıştı. Kazayı yara almadan atlattılar Trafik levhasını dikkate almadan kavşağa giren aracı son anda fark eden Erdal Satlık direksiyonu kırmasına rağmen araç Satlık’ın kullandığı otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın şiddetiyle savrulan araç yan yatarak yaklaşık 20 metre sürüklendi. Yol ortasında bulunan refüje çarparak durabilen araçta bulunan Erdal Satlık ve kızı ile 2 torunu kazayı görerek çevreden gelen vatandaşların yardımıyla araçtan çıkarıldı. Olayın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edilirken araçta bulunan 2’si çocuk 4 kişi kazayı yara almadan atlattı. Kazayı küçük sıyrıklarla atlatan 48 AEV 993 plakalı otomobil sürücüsü Erdal Satlık kaza anını, "Kızım ve torunlarım ile birlikte gelirken, genç arkadaş hızlı bir şekilde çıktı. Ben direksiyonu sağa kırdım, ama geldi arabaya vurdu. Hemen hemen 15-20 metre sürüklendik. Bir tek benim kolumda küçük bir sıyrık var, başka bir yaralı yok" sözleri ile anlattı.