Yerel Haberler
Antalya
KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: "Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez" 18 Nisan 2026 Cumartesi - 17:42:00 Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz" dedi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından geri adım atmayacağını, çözüm iradesinin ise Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde sürdürüldüğünü söyledi. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının tarihi mücadelesinin doğru okunması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878’den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için yok hükmündedir. Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir hattır ve çözüm iradesinde olan bir hattır" ifadelerini kullandı. "İzolasyonlar haksızdır, kabul edilmesi mümkün değildir" Kıbrıs Türk halkının geçmişte de çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu dile getiren Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarındaki süreçleri hatırlatarak bu iradenin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ortaya konduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumdaki konuşmasına da atıfta bulunan Erhürman, adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümden yana olduklarını ifade etti. Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlar haksızdır. Asla kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2004 referandumunun ardından yayımladığı raporda, bu izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini belirten Erhürman, Avrupa Birliği raporlarında da benzer değerlendirmelerin yer aldığını söyledi. Erhürman, buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem temel hakları ihlal edilen hem izolasyonlara maruz bırakılan hem de adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsü zedelenen bir halk konumunda tutulduğunu kaydetti. "Türkiye ile tam koordinasyon içinde ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da biliyoruz" Konuşmasında Türkiye-KKTC eşgüdümüne özel vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs meselesinde ortaya konulan siyasal hattın son derece net olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Dolayısıyla biz ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da Türkiye Cumhuriyeti’yle tam bir koordinasyon içerisinde çok iyi biliyoruz. Bunun da dünya tarafından anlaşılması gerektiğini biliyoruz" diye konuştu. Erhürman, dünyanın yeni bir evreden geçtiğine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, uluslararası ilişkilerde kuralların ve ilkelerin geri plana itilmesinin insanlık açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi. Erhürman, insanlığın geçmişte medeniyetin rafa kaldırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtiğini ancak sonrasında yeniden kurallı yaşama ve diyalog zeminine döndüğünü ifade etti. Erhürman, kısa süre içinde haklı konumdaki Kıbrıs Türk halkının haklarını almasını sağlayacak bir sürecin yeniden görünür hale geleceğini kaydetti. "Sorunun kaynağı paylaşım iradesinin olmaması" Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erhürman, temel meselenin Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve yönetim erkini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savundu. Erhürman, "Sorunun kaynağı şu; Kıbrıs Rum liderlikleri Kıbrıs’ta doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve tabii ki iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor" dedi. Montana sürecini örnek gösteren Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kategorik olarak reddettiğini hatırlatarak, bunun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Erhürman, "Herhangi bir yapı olacak ortada ve biz bileceğiz ki tarih boyunca bir Kıbrıslı Türk o yapıyı asla başkan olarak yönetemeyecek. Ben bunun bir hukukçu olarak, siyasi eşitlik olarak kabul edilmesini kat’a mümkün görmem" dedi. "Birinci aşama güven artırıcı önlemler" Erhürman, çözüm için ortaya koydukları yaklaşımın aşamalı bir yöntem içerdiğini belirterek, yıllardır anlamlı bir müzakere sürecinin bulunmadığını söyledi. Bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak çeşitli ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları başta olmak üzere birçok konuda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun güvensizliği daha da artırdığını kaydetti. Bu nedenle ilk aşamada Lefkoşa’da iki liderin karşı karşıya gelerek hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak güven artırıcı önlemler üzerinde karar alması gerektiğini söyleyen Erhürman, "Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunun çözmesini hiç kimse bekleyemez" ifadelerini kullandı. Erhürman, 5+1 formatına ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Rum liderliklerinin muhatap olarak Kıbrıs Türk tarafını değil, doğrudan Türkiye’yi alma eğiliminde olduğunu savundu. "İzolasyonlar kalkacaktı ama hâlâ sporcularımız yarışamıyor" Kıbrıs Türk halkının geçmiş deneyimlerinin kendilerine önemli dersler verdiğini belirten Erhürman, Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını da dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesine rağmen izolasyonların kaldırılmadığını ifade eden Erhürman, sporculardan iş insanlarına, akademisyenlerden arkeologlara kadar birçok kesimin hâlâ uluslararası alanda ciddi engellerle karşılaştığını söyledi. Erhürman, "Benim sporcularım hâlâ uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarımla benim üniversite insanlarımla bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşanıyor. Benim arkeologlarımın yazdığı makalelerin yayınlanması engelleniyor uluslararası dergilerde. Kimseyle kavgamız patırtımız yok. Ama hakkımız oradadır. Ve hakkımızı yedirmeyiz" diye konuştu. "Silahlanma ve büyük devletlere yaslanma çabası nafiledir" Konuşmasının son bölümünde adadaki güvenlik dengelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma ve büyük devletleri arkasına alma siyasetiyle Türkiye’ye karşı bir askerî denge kurmaya çalıştığını düşündüğünü söyledi. Böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, bunun hem Rum halkı hem de Türk halkı açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti. Erhürman, "Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Bu nafile bir çabadır, realist değildir, gerçekleşmesi zaten mümkün değildir. Bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçenler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir" ifadelerini kullandı. Adada alınan tek taraflı kararların yalnızca bir tarafı değil, tüm halkları riske attığını söyleyen Erhürman, "Benim halkım kendi iradesi olmadan alınan kararlar üzerinden risk altına sokulmayı kabul etmez" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 17:12 HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: "Vergi sisteminin baştan sona değiştirilmesi gerekiyor" HAK-İŞ Konfederasyonu ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye vergi sistemi maalesef çok kazanandan az, az kazanandan daha fazla vergi alan bir model. Vergi sisteminin baştan sona değiştirilmesi gerekiyor" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu ve HİZMET-İŞ Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, Manavgat’ta düzenlenen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kahramanmaraş’ta yaşanan olayın toplumsal bir yozlaşmanın sonucu olduğunu savunan Arslan, "Türkiye’nin en önemli gündemi maalesef hepimizin yüreğini yakan, hepimizi gerçekten derinden yaralayan, üzen Kahramanmaraş’taki evlatlarımızın katliamıdır. Milletimizin ve evlatlarını kaybeden ailelerimizin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Büyük bir şok yaşıyoruz. Dünyanın değişik bölgelerinde benzer durumları gördüğümüz zaman, ’bizim ülkemizde bunlar olmaz’ dediğimiz şeyler, maalesef ülkemizde de tek tek yaşanmaya başlandı. Bu bir çürümenin, bir yozlaşmanın, gerçekten değerlerimizden, kendimizden, kimliğimizden uzaklaşmanın ve evlatlarımıza yeterince sahip çıkamamanın; hem eğitim sistemimizde hem de aile olarak çocuklarımıza daha fazla zaman ayırıp daha fazla onlarla ilgilenmemiz gerektiğini görüyoruz" dedi. Yaşanan olayları insan aklının almadığını belirten Arslan, "14 yaşındaki bir çocuğun 5 tane silahla 8-10 yaşındaki çocukları taramasının hiçbir mantıklı açıklaması, izahı olamaz. Bu bir cinnet halidir" ifadesini kullandı. "Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndan bütün konfederasyonlar üye sayısı oranında temsil edilmeli" Ekonomik gelişmelere ve enflasyon hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arslan, çalışanların mali yükünün azaltılması gerektiğini belirterek, "Enflasyon hedeflemelerindeki sapmanın sonuçta çalışanlara büyük bir maliyet getireceğini biliyoruz. Bu maliyetin azaltılması konusunda da bazı düzenlemelerin yapılması; ÖTV gibi, KDV gibi bir kısım vergilerden de belli indirimlerin yapılarak çalışanların nefes almasını sağlayacak bazı maliye alanında çalışmaların yapılması gerekiyor. Hayat pahalılığı ve bu konudaki alım gücündeki zayıflama, enflasyonun en çok mağdur ettiği kesim olan çalışanları daha fazla zor günler bekleyecek demektir. O nedenle enflasyonla mücadele ile hedef enflasyona göre hazırlanmış, hedeflenmiş ücretlerin yeniden gözden geçirilerek bu mağduriyetleri en az şekilde çalışanların yaşayacağı bir düzenlemeye acilen ihtiyacımız var" dedi. Vergi adaletine vurgu yapan Arslan, mevcut sistemin çalışanlar aleyhine işlediğini belirterek "Türkiye vergi sistemi maalesef çok kazanandan az, az kazanandan daha fazla vergi alan bir model. Vergi sisteminin baştan sona değiştirilmesi gerekiyor. Adaletli bir vergi sistemine ihtiyacımız var. Asgari ücret düzeyinde maaş alan bir işçinin verdiği vergiyi maalesef mühendislik bürolarından, hukuk bürolarından, doktorların bürolarındakilerden daha fazla vergi veriyorlar" diye konuştu. Emekli maaşlarıyla ilgili görüşlerini dile getiren Arslan, "2024’ten başlayarak her yıl, bir sonraki yıl emekli olanlar bir önceki yıl emekli olanlardan daha düşük maaş almak zorunda kaldılar. Sistemde bir yıl daha kalıyorsunuz, daha fazla prim ödüyorsunuz, daha fazla sisteme destek oluyorsunuz, maaşınız düşüyor. Gerçekten bir adaletsizlik, haksızlık var, bunların acilen giderilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu. Arslan, konuşmasını Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısına yönelik eleştirileriyle tamamladı. Arslan şunları söyledi: "Hükümete çağrımız, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısının ivedilikle değiştirilmesi, demokratik bir temsilin olması. Bütün konfederasyonlar üye sayısı oranında temsil edilmeli. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun verileri sadece TÜİK’in verileri olmamalı, bağımsız kaynaklardan elde edilen verilerle komisyona gidilmeli." Toplantıya Hizmet-İş Sendikası’nın 83 şube başkanı, 140 şube başkan yardımcısı, il ve ilçe başkanları ile sendikanın 48 yıllık tarihinde görev yapmış yaklaşık 45 eski şube başkanı katıldı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:55 Emine Erdoğan, "Filistin İçin Tek Yürek" temalı programa katıldı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında düzenlenen "Filistin İçin Tek Yürek" temalı programa katıldı. Forum kapsamında "Filistin İçin Tek Yürek" temalı yüksek düzeyli yan etkinlik düzenlendi. Emine Erdoğan’ın katımıyla gerçekleştirilen programda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mehriban Aliyeva, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman, KKTC Başbakanı Ünal Üstel’in eşi Zerrin Üstel, Sırbistan Başbakanı Duro Macut’un eşi Jelica Bjekic Macut, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Denis Becirovic’in eşi Mirela Becirovic, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Nasri Abu Jaish, BM Genel Sekreterinin Çocuklara Karşı Şiddet Özel Temsilcisi Dr. Najat Maalla M’jid, eski Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarovic, eski Kırgızistan Cumhurbaşkanı Roza Otunbayeva, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in kızı Leyla Aliyeva ve bazı milletvekilleri ile davetliler de yer aldı. Uluslararası kuruluşların temsilcilerinin konuşma yaptığı etkinlikte, Exeter Üniversitesinden İsrailli tarihçi Profesör Ilan Pappe video mesajı gösterildi. Program sonunda aile fotoğrafı çektirildi. Emine Erdoğan ve lider eşleri, daha sonra etkinlikle aynı temalı sergiyi gezdi. Emine Erdoğan, NSosyal hesabından etkinliğe ilişkin yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: "Antalya Diplomasi Forumu kapsamında ’Filistin İçin Tek Yürek’ konulu panelde değerli lider eşleri, farklı ülkelerden bakanlar ve uluslararası kuruluşların temsilcileriyle ortak vicdanda buluştuk. Davetimize icabet ederek Filistin’in yanında olduğunu gösteren tüm konuklarımıza şükranlarımı sunuyor, bu dayanışmanın kalıcı ve anlamlı sonuçlara vesile olmasını temenni ediyorum."
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
27 Mart 2026 Cuma - 15:51 Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
Alanya Ultra Trail’de heyecan başlıyor: 23 ülkeden 820 sporcu start alacak
27 Mart 2026 Cuma - 15:07 Alanya Ultra Trail’de heyecan başlıyor: 23 ülkeden 820 sporcu start alacak Akdeniz’in eşsiz doğası ile Toros Dağları’nın zorlu parkurlarını buluşturan ve bu Corendon Airlines sponsorluğunda bu yıl 6’ncısı düzenlenecek olan Alanya Ultra Trail’de 23 ülkeden yaklaşık 820 sporcunun yer alması bekleniyor. Organizasyon kapsamında sporcular, Akdeniz kıyısından başlayıp Toroslar’ın zirvelerine kadar uzanan zorlu ve doğal güzelliklerle bezeli parkurlarda mücadele edecek. 5 farklı etapta yarışma gerçekleşecek Altıncısı düzenlenen Alanya Ultra Trail için parkurlarda; 68 kilometrelik Alanya Ultra Trail, 42 kilometrelik Taurus Mountain Trail, 27 kilometrelik Keykubat Mountain Run, 18 kilometrelik Cleopatra Short Trail ,5 kilometrelik Alanya Castle Run olarak belirlendi. Özellikle ultra trail kategorisinde 23 ülkeden 820 sporcunun ter dökeceği belirtilirken, organizasyonun hem spor turizmine hem de bölge tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Kızılkule’de düzenlenen lansmanda organizasyon yetkilileri, parkurların teknik zorluk derecesi ve doğal güzellikleriyle Avrupa’daki sayılı yarışlar arasında yer aldığını vurguladı. Yarışın, Alanya’nın tarihi dokusunu ve doğal zenginliklerini sporla buluşturduğuna dikkat çekildi. Ultra Trail için basın lansmanında konuşan Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, "Alanya ultrasını düzenliyoruz. Birkaç yıl bir ara vermiştik ama yine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hatta daha güçlü devam ediyoruz. Ben bu anlamda emeği geçen tüm kurum, kuruluşlar, sponsorlar ve sporculara çok teşekkür ediyorum. İnşallah ilerdeki yıllarda da çok daha güçlenerek çok daha fazla sporcu sayısıyla beraber Alanya ultra trail, ülkemizin en önemli prestijli organizasyonlardan biri olmaya devam edecek, daha da güçlenerek yoluna devam edecek. Bu da tabii elbirliğiyle, güç birliği ile hep beraber oluyor. Ben hepsine çok teşekkür ediyorum. Altıncısını düzenliyoruz ama niceyıllar olsun inşallah" dedi. Corendon Airlines Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Pınar Pehlivan ise, "Yarın farklı kilometrelerdeki parkurlarda sporcularımızı hem yolda, hem dağda, hem patikada biraz şehir içerisinde tarihi ve doğal güzelliklerin içinde bir yarış bekliyor. Öğleden sonra sanırım biraz yağış görebilirler ama herhalde bu da Ultra Trail’in güzelliklerinden. İnşallah keyifli bir yarış olacak" şeklinde konuştu. Ahmet Aslan: "Uluslararası marka sporcular var" Bu yarışmada marka sporcuların yarıştığını belirten Ultra Trail Yarış Direktörü Ahmet Aslan, "Alanya ultra trail üç yıllık aranan ardından yarın tekrar start alacak. Yarınki yarışmamız 23 farklı ülkede 820 sporcu katılacak. Beş farklı yarış mesafesi var. Yeni başlayan sporcular için beş kilometrelik halk koşu, Alanya kale koşuşu bir sonraki mesafemiz 18 kilometrelik Alanya Kleopatra short trail, bir sonraki yarışımız 27 km Keykubat dağ koşusu, 42 kilometrelik Mountain koşusu ve ana etabımız 68 kilometrelik Alanya ultra trail yarışması olacak. Bu yarışma gelecek yıllarda Avrupa’da ve dünyada adından söz ettiren önemli destinasyonlardan birisi olacak. Zaten geçtiğimiz yıllarda ve bu seneye katılımcı portföyüne baktığımız zaman uluslararası marka sporcular var. Yine önümüzdeki yıllarda uluslararası marka sporcuların tercih destinasyonlardan birisi olarak bu işi hem ülke sporuna daha katkı sağlar ve şehrin tanıtımına şehrin kültürel tanıtımına her türlü etkiyi sağlar şekilde getirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Beyza Güzel: "Global anlamda da katılım çok güzel" Ultra Trail yarışmasına Elit atlet kategorisinde yarışacak olan Beyza Güzel, "Yarın için çok heyecanlıyım. Ülkemizde böylesine güzel bir yarış olduğu için ve benim de bu yarışı deneyimleyecek olmam beni ekstra heyecanlandırıyor. Global anlamda da katılım çok güzel yüksek zaten parkura baktığımızda bizi teknik bir patika bekliyor. Yükseltisi ve eğitimi çok yüksek bu yüzden patikaya doyacağımız bir yarış bizi bekliyor. Umarım derece olur. Ama benim hedefim her zaman öncelikle keyif almak oluyor. Keyifli sağlıklı bir şekilde ben startı başlatıp daha sonrasında da finish çizgisini geçince benim için en büyük başarı bu. Umarım yarın sağlıklı ve keyifli bir yarış bizi bekliyordur benim için de öyledir. Tüm buraya katılan koşucu arkadaşlarımıza da gönülden başarılar diliyorum" dedi. Yarın sabah 06.00’da verilecek start ile başlayacak olan yarışlarda sporcular, zorlu arazi şartları, irtifa değişimleri ve teknik etaplarla mücadele ederek finish çizgisine ulaşmaya çalışacak.
Kıyıya yanaşmak istedikleri tekne kayalıklara çarpıp paramparça oldu
27 Mart 2026 Cuma - 13:07 Kıyıya yanaşmak istedikleri tekne kayalıklara çarpıp paramparça oldu Antalya’nın Serik ilçesinde kıyıya yanaşırken boğaz girişindeki kayalıklara çarpıp parçalanan teknedeki 2 kişi yüzerek kıyıya ulaştı. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, tekne kullanılamaz hale geldi. Serik ilçesi Boğazkent Mahallesi’nde boğaz girişinde meydana gelen kazada bir tekne kayalıklara çarparak parçalandı. Edinilen bilgilere göre, kıyıya yanaşan tekne, boğazın girişindeki kayalıklara çarptı. Çarpmanın etkisiyle tekne parçalanırken, teknedeki iki kişi denize düştü. Kazanın ardından şahıslar kendi imkânlarıyla yüzerek kıyıya çıkmayı başardı. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, tekne kullanılamaz hale geldi. Boğazkent Balıkçılar Kooperatifi Başkanı ve Mahalle Muhtarı Özkan Uysal, yaşanan olayla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Burada ciddi bir sıkıntımız var; limana giren teknelerimiz maalesef dev dalgalarla boğuşmak zorunda kalıyor ve en nihayetinde karaya vuruyor. Karaya vuran teknelerimiz ise şu an gördüğünüz gibi parçalanmış durumda. Olayın ardından iki arkadaşımızın kaybolduğu bilgisi geldi. Biz de gece geç saatlere kadar onları aradık. Çok şükür ki arkadaşlarımız yüzerek sahildeki bir barakaya sığınmayı başarmışlar; orada kendilerini kuruturken onlara ulaştık." Teknenin tamamen parçalandığını da belirten Uysal, "Ancak bu olay ne ilk ne de son; bu sorun böyle gitmeyecek. Bizim en büyük temennimiz ve beklentimiz, bir an önce buraya bir mendirek yapılmasıdır. Devletimiz bu yönde destek veriyor ancak sürecin hızlandırılması bizim için hayati önem taşıyor. İlçe Başkanımız Sayın Ahmet Söker de sürekli bu konunun üzerinde duruyor ve takipçisi oluyor.Bu ihmallerin ölümlerle sonuçlanmasını beklemeyelim. Bu kazada iki canımızı kaybedebilirdik; kim olursa olsun, sonuçta burada bir can söz konusu. Şükürler olsun ki kazayı can kaybı olmadan atlattık. Teknemiz tamamen parçalanıp gitti ama bizim için her şeyden önce can güvenliği geliyordu, canımızı kurtardık" dedi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Halk Et Mobil Satış Tırı’na ilçelerde yoğun ilgi
27 Mart 2026 Cuma - 12:44 Halk Et Mobil Satış Tırı’na ilçelerde yoğun ilgi Antalya Büyükşehir Belediyesi, kaliteli ve uygun fiyatlı et ürünlerini, ANET bünyesindeki Halk Et Mobil Tırıyla ilçelerde vatandaşlarla buluşturuyor. Haftanın 7 günü farklı ilçe noktalarında sağlıklı ete erişim kolayca sağlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşlara uygun fiyatlı, sağlıklı ve kaliteli et ulaştırmak amacıyla hayata geçirdiği "Halk Et" projesi kapsamında Halk Et Mobil Satış TIR’ı, yeni mobil araçlarıyla kentin tüm ilçelerinde hizmet veriyor. ANET Halk Et Satış Mağazaları’nda vatandaşlar uygun fiyatlı kaliteli et alma imkanı bulurken, Halk Et Mobil Satış Tırı ile bu hizmet Antalya’nın ilçelerinde yaşayan vatandaşların ayağına hizmeti götürülüyor. Halk Et Mobil Satış Tırı Pazartesi günü Kemer Pazartesi Pazarı karşısı, Salı günü Elmalı Belediye Meydanı, Çarşamba Korkuteli Merkez Çayırlı Cami önü, Perşembe Demre Pazar yer, Cuma Kumluca büyük yeni Pazar yeri, Cumartesi Finike Yeni Mahalle Pazar yeri ve Pazar günleri de Kaş Pazar yerinde vatandaşlara hizmet veriyor. Haftanın 7 günü kesintisiz hizmet veren Halk Et Mobil Satış Tırı gittiği her ilçede yoğun ilgi görüyor. 2019 yılında başlatılan ve açıldığı ilk günden itibaren vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği Halk Et projesi, hem besiciyi destekliyor hem de vatandaşın bütçesini zorlamadan uygun fiyata et alabilmesine imkân sağlıyor. Proje ile Antalyalı hayvan yetiştiricilerine de destek olunuyor. Halk Et Mağazaları’nda satılan et ürünlerinin elde edildiği büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ilk elden yerel üreticilerden alınıyor. ANET tesislerinde sağlıklı ortamda kesimi yapılan hayvanlar, veteriner hekimlerin gözetiminde işlenerek tüketiciye ulaştırılmasını sağlıyor.
Gençlerde su bilincine katkı
27 Mart 2026 Cuma - 12:00 Gençlerde su bilincine katkı Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, suyun sürdürülebilir ve etik kullanımına yönelik çalışmalarını akademik platformlarda da paylaşmaya devam ediyor. Bu kapsamda, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Su Etiği Sempozyumu’na katıldı. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde gerçekleştirilen sempozyumda konuşan Gülebay, "İçme Suyu Kullanımı ve Etik" başlıklı sunumunda, su kaynaklarının korunması ve bilinçli tüketimin önemine dikkat çekti. Küresel ölçekte artan su stresi ve iklim değişikliğinin etkilerine değinen Gülebay, suyun yalnızca teknik değil aynı zamanda etik bir yönetim anlayışıyla ele alınması gerektiğini vurguladı. Sunumunda ASAT’ın içme suyu temini ve yönetimi alanında yürüttüğü çalışmaları da paylaşan Gülebay, özellikle SCADA sistemleri ile altyapının anlık olarak izlenmesi, kayıp-kaçak oranlarının azaltılmasına yönelik sürdürülen mücadele, atık su yönetimi süreçleri ve içme suyu laboratuvarlarında gerçekleştirilen analizler hakkında öğrencilere kapsamlı bilgiler verdi. Bu çalışmaların temelinde vatandaş sağlığı ve memnuniyetinin yer aldığını ifade eden Gülebay, suyun her damlasının korunmasının hem kurumsal hem de toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirtti. Öğrencilerden yoğun ilgi ve soru-cevap Programın interaktif bölümünde ise öğrencilerin yönelttiği sorular da yanıtlandı. Su kaynaklarının geleceği, bireysel su tasarrufu yöntemleri ve altyapı yatırımlarının sürdürülebilirliği gibi konularda merak edilenleri yanıtlayan Gülebay, gençlerin konuya gösterdiği ilgi ve duyarlılığın memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Soru-cevap bölümüyle birlikte sempozyum, katılımcılar açısından verimli bir bilgi paylaşımı ortamına dönüştü. Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği programda, suyun etik kullanımına yönelik farkındalık oluşturulurken, gençlerin bu alandaki bilinç düzeyinin artırılmasının geleceğin su yönetimi açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. ASAT’ın hayata geçirdiği projelerle su kaynaklarını koruma ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturma hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğü ifade edildi.
Okul koridorunda para buldu, aklına ilk gelen hadisle öğretmenler odasının yolunu tuttu
27 Mart 2026 Cuma - 11:21 Okul koridorunda para buldu, aklına ilk gelen hadisle öğretmenler odasının yolunu tuttu Antalya’da duyarlı bir ortaokul öğrencisi, okul çıkışında merdivene düşürülen 200 TL’yi sahibine ulaştırmak için örnek bir davranış sergiledi. Parayı alıp idareye giden öğrenci, odasında bulamadığı müdür yardımcısının masasına parayı "Merhaba hocam ben Yusuf Kerim Aydeniz, yerde 200 TL buldum, 200 TL masanızın üstünde" notuyla bıraktı. Olay anı okul kameralarına yansırken, örnek bir davranış sergileyen öğrenci, "Peygamber efendimiz bunun haram olduğunu söylüyor. Birinin eşyasını izinsiz almamalıyız" dedi. Antalya’nın Kepez ilçesinde Kepez Mahmut Celalettin Öktem İmam Hatip Ortaokulu’nda 7. Sınıf öğrencisi olan 13 yaşındaki Yusuf Kerim Aydeniz, okul çıkışında merdivenlerden inerken yere düşürülen 200 TL’yi gördü. Parayı sahibine teslim etmek isteyen Aydeniz, durumu Müdür Yardımcısı Mustafa Yapıcı’ya iletmek üzere odasına yöneldi. Müdür Yardımcısını odasında bulamayan Aydeniz, bulduğu parayı masasının üzerine bırakarak yanına durumu anlatan bir not bıraktı. Not üzerinde ise "Merhaba hocam ben Yusuf Kerim Aydeniz, yerde 200 TL buldum, 200 TL masanızın üstünde" ifadelerine yer verdi. Parayı bulma anı kamerada Öte yandan Aydeniz’in parayı bulma anı okulun güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde öğrencinin okul çıkışı merdivenlerden inerken parayı fark edip alması ve ardından çevresindekilere paranın kimin olduğunu sorması, daha sonrasında ise okul müdür yardımcısının odasına girmesi yer aldı. Okulda düşürülen parayı buldu, sahibine ulaştırmak için not yazdı Parayı sahibine ulaştırmak isteyen ortaokul öğrencisi Yusuf Kerim Aydeniz ,"Dersimiz bitmişti, okul çıkışı çıktım, merdivenlerden inerken yerde 200 TL buldum, aşağı inip Mustafa hocamın yanına gittim odasında yoktu. Bende kâğıt kalem alıp not yazdım, para ve notu masaya bırakıp çıktım. Bir de not yazdım. Peygamber efendimiz bunun haram olduğunu söylüyor. Birinin eşyasını izinsiz almamalıyız" dedi. Notu okuyunca çok duygulandım Odasında para ile notu gören müdür yardımcısı Mustafa Yapıcı, öğrencisinin gösterdiği duyarlı davranışı takdir ederek, "Öğretmenler odasına çıkmıştım, öğrencilerimizin çıkış saatinde masama geldiğimde Yusuf’un parayı bıraktığını gördüm ve notu okuyunca çok duygulandım. Ahlaklı öğrencilerimizin yetiştirildiğini görmek bizi çok mutlu ediyor. İnşallah tüm öğrencilerimize örnek olur. Zaten daha önce de böyle güzel faydalı ahlaklı işler yapan bir öğrencimizdi, ikinci kez güzel bir davranışta sergiledi. Merdivenlerde bulduğu parayı benim odama bırakmış. Yusuf’un Ramazan ayında yapmış olduğu bir davranışta var. İftar programında okula bir miktar para bırakılması gerekiyordu. Öğrencilerin iftar programına katılabilmesi için bırakmış olduğu paranın üstünde bir para bırakmıştı. Bende kendisine neden böyle bir para bıraktığını sorduğumda " hocam kendi harçlığımdan biriktirdiğim sadaka niyetine" diye konuşmuştu. İkinci defa da böyle güzel bir davranışta bulununca bende kendi sosyal medya hesabımdan hem kendisini hem ailesini hem de tüm okul velilerimizi onurlandırmak için böyle bir paylaşımda bulundum. Öğrencimize ve ailesine aynı zamanda da tüm okul velilerimize ayriyeten çok teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu.
Veliler öğrenciyi darp ettiği iddia edilen öğretmene destek için okul önünde toplandılar
27 Mart 2026 Cuma - 10:45 Veliler öğrenciyi darp ettiği iddia edilen öğretmene destek için okul önünde toplandılar Antalya’da ilkokul öğrencisi A. Ö.’nün (8) öğretmeni S.Ö. tarafından omuzlarından sıkılarak darp edildiği ve ’Seni karanlık odaya hapsederim’ şeklinde tehdit edildiği iddiasıyla annesi S. C’nin şikayetçi olmasının ardından aynı sınıfta çocukları öğrenim gören aileler sınıf öğretmeni S.Ö.’ye destek oldu. Hiçbir öğrenci veya velinin yıllardır öğretmen S.Ö. ile sorun yaşamadığını belirten aileler öğretmenlerine sahip çıktı. Konyaaltı ilçesinde meydana geldiği iddia edilen olayda Sevilay C., 2’nci sınıfa başlayan oğlu Alperen Ö.’yü iş yerine yakın olan Hurma Yarbay Pınar İlkokulu’na kaydettirdi. Okul çıkışında annesini görüntülü arayan A.Ö. omuzlarındaki morlukları gösterdi. A.Ö, eve gelen annesine öğretmen S.Ö.’nün kendisini omuzlarından tutarak salladığı, canının çok yandığını söylemesine rağmen bırakmadığını ve ’Seni karanlık odaya hapsederim’ dediğini iddia etti. Oğlunu sağlık kuruluşuna götürüp darp raporu alan Sevilay C., polise ve CİMER’e öğretmen hakkında şikayetçi olduktan sonra okul idaresine de oğlunun sınıfının değiştirilmesi için başvuru yaptı. Sevilay C.’nin iddialarının sosyal medyada yayılmasının ardından çocukları A.Ö. ile aynı sınıfta öğrenim gören veliler küçük çocuğu darp ettiği iddia edilen sınıf öğretmenleri S.Ö.’ye sahip çıkarak destek oldu. Bahsi geçe iddianın 1.5 ay önce yaşandığını ve yeni bir olay olmadığını belirten veliler, çocuklarının sınıf öğretmeni olan S.Ö.’ye iftira atıldığını iddia etti. Sınıftaki diğer öğrencilerin velilerinden Tuğçe Güler, olayda ismi geçen öğretmen S.Ö’nün son derece mütevazi ve mülayim bir insan olduğunu belirterek, "3 senedir ben öğretmenimizi tanıyorum, gözlemliyorum. Biz okula verirken çocuğumuzu soruşturuyoruz. Öğretmenlerin nasıl olduğunu, Hakkında her zaman iyi şeyler duyduk, sakin sessiz. mütevazi, mülayim bir insan, adam bağıramıyor bile. Çocuk sırt çantasını ters olarak takıp bisikletle okula geliyor. Çantada ağırsa tahriş etmesi mümkün. Annesi çocuğun beyanı esas diyor, bizim çocuklarımızda bunu öğretmenlerinin yapmadığını söylüyor. Neden tek bir çocuğa inanılıyor da, diğer 26 çocuğa inanılmıyor. Haksız ere, bir sonuç yok, ispat yok. Delil yok, gösteririm diyor, gösterdiği bir şey yok. Öğretmene iftira atılıyor, haksızlık yapılıyor. Benim çocuklarım bu sınıfta okumuyor, ama öğretmenin velisi olmadığım halde buradayım" ifadelerini kullandı. Bir başka öğrenci velisi Müge Yorulmaz ise "Öğretmenimize bir iftira atıldı. Hanımefendinin belirttiği bir durum yok. 1.5 ay önce yaşanan bir olay, biz o zamanda öğretmenimizin yanında olduğumuzu söyledik. Bizim sınıf mevcudumuz 26 kişi, 25 kişi biz öğretmenimizin arkasındayız. Birkaç kişi demiş, ama biz hepimiz buradayız. Bir tek kendisi yok. Bunu kesinlikle öğretmenimizin yaptığı düşünmüyoruz. Sınıftaki çocukların hepsi öğretmenlerinin alakası olmadığını, böyle bir şey yapmadığını söylüyor. Şu anda öğretmenimizde, biz de, çocuklar da yıprandık. Çocuklarımızın psikolojisi bozuldu. Bu olay 1.5 ay önce oluyor, çocuk bir hafta okula gelmedi. Sonrasında okuluna gelmeye devam etti. Daha 2 gün önce çocuğun öğretmeniyle oyun oynadığı, harçlık verdiği, hatta öğretmenin çocuğun bozulan yakasını düzelterek öpüyor. Çocuk öğretmenine sarılıyor. Biz öğretmenimiz in arkasındayız " şeklinde konuştu. A.Ö.’nün bu sene başka bir okuldan geldiğini belirten velilerden Ferah Baloğlu da "Öğretmenimizin böyle bir şey yapması mümkün değil. Biz 2 senedir beraberiz, geçen sene de bizim öğretmenimizdi. Bizim öğretmenimiz mülayim bir öğretmen, ben kendim diyorum hocam biraz sesinizi çıkartın diye" dedi.