Yerel Haberler
Burdur
13 Nisan 2026 Pazartesi - 11:34 Burdur’da 7 kişinin öldüğü trafik kazasında beton mikserinin sürücüsü tutuklandı Antalya-Isparta kara yolunda minibüs ile beton mikserinin çarpıştığı ve 7 kişinin hayatını kaybettiği trafik kazasında kazaya sebebiyet verdiği değerlendirilen beton mikseri sürücüsü, tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Kaza, geçtiğimiz çarşamba günü saat 17.00 sıralarında Antalya-Isparta kara yolu Kargı mevkiinde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, Isparta’dan Antalya yönüne seyreden Gürkan G. idaresindeki 07 CCJ 799 plakalı bir lojistik firmasına ait beton mikseri, Aksu ilçesi Karagöz Mahallesi’nde serada çalışan isçileri taşıyan Adil Özkan’ın kullandığı 15 ADU 494 plakalı minibüs ile çarpıştı. Kafa kafaya çarpışan ve önüne aldığı minibüsü yaklaşık 70 metre sürükleyen tır yol kenarında durabildi. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık, Antalya ve Burdur itfaiyesine ait ekipler sevk edildi. Kazada minibüs sürücüsü Adil Özkan ve yolculardan Gülsüm Özkan, Zeynep İnaz, Hayrunisa Karaca, Elmas Yüce, Cemile Çakır, Yeter Gümüş hayatını kaybetti. Esin K., Zülgariye Ö. ve beton mikseri sürücüsü Gürkan G. ise sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin arından ambulanslarla Bucak Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kaza nedeniyle yolda ulaşım uzun süre tek şeritten sağlanırken olayla ilgili Bucak Cumhuriyet Başsavcılığınca 3 savcı görevlendirildi. Olay yerindeki savcılık incelemesinin ardından hayatını kaybedenlerin cenazeleri Burdur’a götürüldü. Kaza nedeniyle kapanan yol yapılan çalışmaların ardından trafiğe açıldı. Hayatını kaybedenler toprağa verildi Kazanın ardından Bucak Devlet Hastanesi’ne gelen acılı aileler, yakınlarının cenazelerini teslim aldı. Kazada hayatını kaybeden Hayrunisa Karaca, Yeter Gümüş, Kargı köyünde köy mezarlığına defnedildi. Elmas Yüce, Cemile Çakır, Gülsüm Özkan ve Adil Özkan ise öğle namazını müteakip Kocaaliler Beldesi mezarlığında kılınan cenaze namazının ardından, Zeynep Minaz ise Kayı köyünde toprağa verildi. Beton mikserinin sürücüsü tutuklandı Kazaya sebebiyet verdiği değerlendirilen beton mikseri sürücüsü Gürkan G., tedavisinin ardından jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Buradaki işlemlerinin ardından Gürkan G., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 10:01 Burdur’daki diyaliz olayında hastaların vücuduna antifrizli su girmiş Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs 2024’te tedavi olan 33 kişinin rahatsızlandığı ve farklı hastanelere sevk edildikten sonra 4 kişinin öldüğü olay sonrası hazırlanan iddianame tamamlandı. Ölenlerden 1’inin bu olayla bağlantılı olduğu, diğer ölümlerin ilgisinin olmadığı belirtildi. Savcılık tarafından 3 şüphelinin ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından yargılanması istendi. Hazırlanan bilirkişi raporlarında ise hastaların vücuduna diyaliz sırasında hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun girdiği tespit edildi. Burdur Devlet Hastanesi’nde 25 Mayıs Cumartesi günü 08.00-12.00 ile 12.00-16.00 seansında diyalize giren hastalardan bazıları baş dönmesi, mide bulantısı, şuur bulanıklığı ve nakil aracından inememe tarzı şikayetlerle hastaneye geri dönmüştü. Bunun üzerine hastane yönetimi gün içinde diyalize giren tüm hastaları hastaneye çağırıp yapılan tetkiklerin ardından, gün içinde diyaliz merkezinde tedavi olan 33 hastayı Afyonkarahisar, Isparta, Antalya, Bucak’ta bulunan devlet hastaneleri ve özel diyaliz merkezlerine sevk etti. Sevk edilen hastalardan 23’ü Antalya’da, 6’sı Afyonkarahisar’da, 3’ü Isparta’da, 1’i ise Denizli’de tedavi altına alınmıştı. Antalya’da entübe halde olan hastalardan Mustafa Demir (70), Saniye Aksöz (88) ve Somali uyruklu Amina Abas Jama (67) hayatını kaybetti. Hastaneye gelerek incelemelerde bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı bilirkişilerin raporu sonrasında ihmali olduğu değerlendirilen Burdur Devlet Hastanesi’nde görevli elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C. ve hastane yapımında ve proje aşamasında görevli taşıyıcı şirket makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A., ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 4 şüpheli adliyeye sevk edildi. Adliyeye çıkarılan şüphelilerden hastane personeli İ.S. ve M.C. savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken mahkemeye çıkarılan hastane yapımında ve proje aşamasında görevli olan yüklenici firma makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A. ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hastaların vücutlarına diyaliz sırasında antifiriz girdiği tespit edildi Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma hazırlanan iddianame çerçevesinde, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda tedavi gören hastaların vücuduna diyaliz sırasında hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun girdiğinin tespit edildiği aktarıldı. Bilirkişi raporunda ayrıca, olayın sistemde antifrizli suyun varlığı, by-pass hattı üzerinde küresel vananın açık unutulması ve hidrofor sisteminin arıza vermesine rağmen müdahale edilmemesi nedeniyle gerçekleştiği belirtildi. Hazırlanan iddianame tamamlandı Savcılık tarafından yapılan soruşturmanın tamamlanmasının ardından hazırlanan iddianame tamamlandı. İddianamede elektrik teknisyeni İ.S., tekniker M.C., hastane yapımında ve proje aşamasında görevli taşıyıcı şirket makine mühendisi Y.A. için ’taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ’taksirle yaralama’ suçlarında yargılanması talep edildi. Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ardından yargılama sürecinin başlayacağı öğrenildi. Diğer ölümler için ‘ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı İddianamede, Osman Ali Gönüllü’nün ölümüne ilişkin tıbbi evrakların incelenmesinde ölüm nedeninin pankreas kanseri olduğunun ifade edilirken, Burdur Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda Gönüllü’nün 16 Temmuz 2024’te hayatını kaybetmesi ile 25 Mayıs 2024’te meydana gelen olay arasında illiyet bağının bulunmadığına dair rapor düzenlendiği belirtildi. Olayın ardından Antalya’da tedavi altına alınan Saniye Aksöz ve Amına Abas Jama’nın ölümleri hakkında ise iddianamede, "Kanlarında yapılan incelemelerde toksik maddelerin bulunmadığı, bilinç değişikliği, asidoz, aritmi gibi bulguların gelişmemesi, kişilerde mevcut diyabet, hipertansiyon, akut ve kronik böbrek yetmezlikleri, kalp yetmezliği, kalp hastalıkları ve kanlarında diyaliz cihazlarında bulunan ’etilen glikol’ bulunmaması nedenleriyle 25 Mayıs 2024’te meydana gelen olayla aralarında illiyet bağının bulunmadığının oy birliği ile mütalaa edildiği" denildi. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda da ’illiyet bağının bulunmadığı’nın tespit edildiği kaydedilen iddianamede, bu sebepten dolayı sanık G.A.S., Y.A., İ.S. ve M.C. hakkında ’ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verildiği belirtildi.
Burdur’da 11 ayda 10 bin 50 asayiş olayı yaşandı
12 Aralık 2025 Cuma - 12:21 Burdur’da 11 ayda 10 bin 50 asayiş olayı yaşandı Burdur’da yılın ilk 11 ayında il genelinde 10 bin 50 olay asayiş olayı meydana gelirken suçlarla mücadelede önemli operasyonlar gerçekleştirildi. Kasım ayı genel güvenlik toplantısı Vali Tülay Baydar Bilgihan başkanlığında İl Jandarma Komutanı Albay Mehmet Balcı ve İl Emniyet Müdürü Ahmet Kurt katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda 2025 yılı ilk 11 aylık dönem içerisinde ait asayiş, terör, uyuşturucu, siber suçlar, organize suçlar ve trafik verileri kamuoyuyla paylaşıldı. İlk 11 aylık dönemde; il genelinde 2025 yılı içerisinde kişilere karşı 4 bin 313, malvarlığına karşı 970, millete ve devlete karşı 99, topluma karşı 800 ve takibi gerektiren 3 bin 868 olmak üzere toplam 10 bin 50 olay meydana geldiği ve geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 1’lik azalış sağlandığı belirtildi. Aranan şahıs ve uyuşturucu ile mücadele Haklarında yakalama kararı bulunan firari şahısların güvenlik ve asayiş yönünden tehlike arz etmelerinin önüne geçilmesine yönelik vatandaşların huzur ve güvenliklerinin tesisini sağlama azim ve kararlılıkla il genelinde yapılan çalışmalarda bin 641 firari şahıs yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Yine kolluk kuvvetlerince 2025 yılı içerisinde ruhsatsız silah ve silah kaçakçılığına yönelik gerçekleştirdiği operasyonlarda çeşitli evsafta toplam 416 ruhsatsız silah ele geçirilirken, 464 şahıs hakkında işlem yapıldı. Açıklamada geleceğin teminatı olan gençlere ve çocukları zehirlemeye çalışan uyuşturucu tacirlerine ve sokak satıcılarına geçit vermemekte kararlı olduklarını belirtildi. 2025 yılı içerisinde; uyuşturucu ticareti suçundan 94, kullanmak ve diğer suçlardan 349 olmak üzere toplam 443 olay meydana gelirken, gözaltına alınan 97 şüpheli tutuklandı. Gerçekleştirilen operasyonlarda; 37 kilo 134 gram skunk, 2 kilo 88 gram esrar, 2 kilo 69 gram bonzai, 460 gram metamfetamin, 46 gram eroin, 875 adet sentetik ecza, 32 adet ecstasy, 113 kök Hint keneviri ele geçirildi. Trafik denetimleri sürüyor 2025 yılında toplam 994 bin 184 araç ve sürücüsü sorgulanırken geçen yılın aynı dönemine oranla sorgulanan araç sayısı yüzde 20 artış gösterdi. Yapılan denetimlerde trafik yönünden kusurlu bulunan 86 bin 700 araca/sürücüsüne idari para cezası uygulandı. Okul servis araçlarına yönelik yapılan denetimlerde 2 bin 188 araç kontrol edilirken, bu araçlardan 129’üne işlem tesis edildi. 2024 aynı dönemine oranla sorgulanan araç sayısı yüzde 1 artış gösterdi. Çevreye rahatsızlık veren araçlara yönelik yapılan denetimlerde; 68 araca drift atmak suçundan toplam 3 milyon 015 bin 480 TL cezai işlem uygulanırken, araçlar geçici olarak trafikten men edilerek sürücü belgelerine 60 gün süre ile el konuldu. Ayrıca 605 araca yüksek ses, 283 araca abartı egzoz kullanımı, 284 araca kamunun rahat ve huzurunu bozma (kişileri korkutmak, keyfi olarak seyir emniyetini ihlal etmek vb.) ihlallerinden olmak üzere toplam bin 59 araca/sürücüsüne 3 milyon 365 bin 337 TL cezai işlem uygulandı. Belirtilen ihlaller ile alakalı cezai işlem uygulanan araç/ sürücü sayılarında bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 14 artış görüldü.
4. kuşak fotoğrafçı Mahmut Kanık 54 yıldır deklanşöre basıyor
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:04 4. kuşak fotoğrafçı Mahmut Kanık 54 yıldır deklanşöre basıyor Burdur’da büyük dedesinden miras olarak kalan fotoğrafçılığa 54 yıldır büyük bir özveriyle aynı dükkanda devam eden 73 yaşındaki Mahmut Kanık, sağlığı el verdiği müddetçe işinin başında olmak istediğini söyledi. Çocuk yaştan beri fotoğrafçılık mesleğinin içerisinde olan Mahmut Kanık, büyük dedesinin 1930 yılında Atatürk’ün fotoğraflarını çektiği hikayeleri ile büyüdü. Büyük dedesinden sonra dedesinin mirasa sahip çıktığını ifade eden Kanık, o zamanlarda babası ve dedesinin yanında meslekle tanıştığını söyledi. Babasının yanında işleri tam anlamıyla öğrenen Kanık, 1971 yılında dükkanı babasından devraldı. Kanık, 54 yıldır mesleğine büyük bir özveriyle devam ediyor. Kızını ve eşine de fotoğrafçılık mesleğini öğrettiğini belirten Kanık, sağlığı el verdiği müddetçe işinin başında olmak istediğini söyledi. "Babamın babasının babası da fotoğrafçıydı" 1971 yılında ortaokulu bitirdikten sonra babasının yanında çalışmaya başladığını belirten Mahmut Kanık, "Bu şekilde de fotoğrafçılığa başladım. Bu zamana kadar aynı işi aynı yerimde aynı kişilerle yapmaktayım. Ben bu mesleği babamdan öğrendim. Babamın da babası fotoğrafçıydı. Babamın babasının babası da fotoğrafçıydı. Ben 4. kuşağım. Birinci kuşak olan dedem, 1936 yılında 6 Mart’ta Atatürk Burdur’a geldiği zaman fotoğrafını çekmiş. Tabii biz dünyada yokken. Atatürk Çatalpınar’da inmiş ve faytonla şehir içine gelinceye kadar dedemin babası çektiği fotoğrafları Atatürk’e vermiş. Atatürk’te ‘Oğlum bunu nasıl yaptın, aferim sana’ deyip Burdur Valiliğine fotoğrafları hediye etmiş" dedi. "Kızımı ve eşimi yetiştirdim" İkinci kuşak olan dedesini hatırladığını anlatan Kanık, "Dedem bir süre babamla birlikte çalışırken ben o zaman daha çok küçüktüm. Buna rağmen dükkana gelip gidiyordum. Yine dedem ve babamdan bir şeyler öğrendim. Sonra 1960 yılında direksiyon babama geçti. 1971 yılına kadar babam çalıştırdıktan sonra direksiyona ben geçtim. Bu şekilde ben 4. kuşağım. Nasip olursa da kızım 5. kuşak olarak gelmektedir. Ben de kızımı yetiştirdim ve aynı zamanda eşimi yetiştirdim" şeklinde konuştu. Mesleğini çok sevdiğini ifade eden Kanık, "Ben mesleğimi çok seviyorum ve artık Allah müsaade ederse sağlığım el verdiği zamana kadar çalışmaya devam edeceğim. Kızımla beraber çalışıyoruz. Ara sıra damadımız geliyor, o da yardım ediyor. Bu sayede hiçbir sorunumuz olmadan mesleğimize güzel bir şekilde devam ediyoruz" diye konuştu.
Salda Gölü’nde su kayıpları artıyor
09 Aralık 2025 Salı - 09:45 Salda Gölü’nde su kayıpları artıyor Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Salda Gölü’ndeki su seviyesinin düşmesinde tek sorumlunun kuraklık olmadığını, kötü su yönetiminin de etkili rol oynadığını söyledi. Sarı, yaptığı açıklamada, Salda Gölü’nün, beyaz kumsalları masmavi sularıyla Anadolu’nun nazar boncuğu olduğunu belirterek, gölde hidromanyezit içerikli stromatolitlerin, cyanobakteriler ile kalsiyum karbonat etkileşimi sonucu oluştuğunu anlattı. Dünyadaki yaşamın geçmişine ilişkin harika bilgiler içeren bu yapıların aynı zamanda göl sahillerinde beyaz kumsalların oluşmasını sağladığını dile getiren Sarı, şunları kaydetti: "Göl, ülkemizdeki diğer tüm göller gibi su kaybı yaşıyor. Bölgedeki Burdur Gölü’nde su kaybı neredeyse yüzde 50, yakınlarındaki Yarışlı Gölü’nde neredeyse yüzde 90 seviyesine ulaşmış durumda. Salda Gölü’nde durum daha iyi olsa da su kaybı kıyılarda çıplak gözle görülür durumda. Ülke olarak yarı kurak iklim kuşağındayız. Bu yüzden yağışlarımız da su debilerimiz de düzensiz. Su yönetiminde uzun dönem verilerine göre en kurak yılı dikkate alarak hesap yapmamız lazım." Tek sorumlu kuraklık değil Anadolu’daki birçok göl gibi Salda Gölü’nde de su çekilmesi yaşandığını aktaran Sarı, "Nedeni bakarsanız kuraklık. Derine inerseniz asıl nedeni kötü su yönetimi. Bütün göle ulaşan akarsuların üzerine baraj ve gölet yaparsak su nasıl gelecek buraya" dedi. Sadece yağışlı periyotlar dikkate alınarak sular yönetilmeye kalkılırsa sonucun göllerdeki su çekilmesi olacağını vurgulayan Sarı, "Kurak periyot geldiğinde etrafına baraj ve göletler yaptığımız sular göllere ulaşamadığı için göllerdeki gider gelirden fazla oluyor; su bütçesi bozuluyor ve su seviyesi düşüyor. Salda Gölü’nde de yaşanan bu. Sonra başlıyoruz kuraklığı suçlamaya. İklim değişikliği bir fekalet var, kuraklık var ama göllerimizin çekilmesinin sorumlusu tek başına bunlar değil" diye konuştu. Gölleri birer birer kaybederiz Her akarsuyun üzerinde yapılan barajlar, göletler ve diğer su toplama yapılarının her yere açılan su kuyularının, derinde su yollarının değişmesine neden olan madencilik faaliyetlerinin, tarımda kuraklığı dikkate almayan ürün deseninin göllerde su kaybını hızlandırdığını belirten Sarı, şöyle devam etti: "Kısaca uzun dönem yağış-buharlaşma dengesinin dışında, su bütçesine yaptığımız müdahalelerle su döngüsünü bozduğumuz için göllerimizi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Hep ’kuraklık var ne yapalım’ savunması yapsak da sorun büyük oranda kökü suyu yanlış ve kötü yönetmemizden kaynaklanıyor. Akarsular, göller ve denizlere hayat taşıyan can damarları gibidir. Damar tıkanırsa vücutta sorunlar çıkması gibi göllerde de sorunlar yaşanır. Su yönetimi, bulunduğumuz coğrafi ve iklim şartları dikkate alınarak bütünsel (holistik) bir yaklaşımla yapılmalı. Aksi takdirde göllerimizi birer birer kaybederiz."