Yerel Haberler
Burdur
Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, kuruyan sularıyla fosil haline geldi
25 Mayıs 2025 Pazar - 13:29 Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, kuruyan sularıyla fosil haline geldi Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, iklim değişikliği ve insan kaynaklı aşırı su kullanımı nedeniyle sularını kaybederek "fosil mağara" statüsüne düştü; bölgedeki yoğun tarım sulaması ve sondajlar ise su krizini derinleştiriyor. 1965 yılında saniyede 50 litre su akan mağarada insan etkisi ve iklim değişimleri nedeniyle su hızla yok oldu. Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olma özelliği taşıyan İnsuyu Mağarası, Burdur- Antalya karayolunun 13’üncü kilometresinde bulunan Sarpgüney Tepesi’nin eteklerinde yer alıyor. Binlerce yıl önce oluşan ve toplam uzunluğu 8 bin 100 metreye ulaşan mağaranın turizme açılan kısmı ise ilk etapta 1965 yılında 250 metreyle başlamış, günümüzde ise 525 metreye kadar genişletilmişti. Jeolojik olarak kalkerlerden meydana gelen ve suyun etkisiyle sarkıtlar, dikitler ve doğal dehlizler oluşturduğu mağara, bir zamanlar içerisinde yer alan dokuz göl ile sularla doluydu. İnsuyu Mağarası, özellikle 1965’te turizme açıldıktan sonra şifalı suyuyla da büyük ün kazandı. Mağara suyunun şeker hastalığına iyi geldiğine dair rivayetler, Türkiye’nin dört bir yanından ve hatta yurt dışından ziyaretçilerin akın etmesini sağladı. Ancak son 20 yılda başta iklim değişikliği olmak üzere insan kaynaklı aşırı su kullanımı ve çevresel etkiler nedeniyle mağaradaki sular hızla çekilmeye başladı. 2014’te mağaradaki büyük göl tamamen kurudu ve günümüzde göllerin tamamında su bulunmuyor. Mağaranın yalnızca yağmur sonrası sarkıtlardan damlayan suları kaldı. Bu durum, bölgenin doğal su döngüsünün bozulduğunu ve İnsuyu Mağarası’nın artık "fosil mağara" statüsüne geçtiğini gösteriyor. Mağara’nın aynı zamanda İnsuyu Ovası sınırları içinde yer alması, ovada bulunan çok sayıda içme suyu sondajı ve yüksek su tüketen fasulye, mısır gibi tarım ürünlerinin sulanması için açılan sondajlar, bölgedeki su kaynaklarının hızla tükenmesine neden oluyor. Bu insan kaynaklı su kullanımı da mağaranın sularının çekilmesinde önemli bir etken olarak görülüyor. İlk kazma 1965’te vuruldu İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın turizme açılması ile ilgili olarak; "İlk kazma 22 Temmuz 1965 yılında bu girişte vuruluyor. Akabinde yaklaşık olarak 17 metre uzunluğundaki giriş yapılıyor ve ilk etapta 250 metrelik bölüm 1965 yılının sonlarında 1966 yılın başlarında turizme açılıyor. İlerleyen yıllarda da mağaramızın yaklaşık 600 metrelik bölümü turizme açılmış oluyor." açıklamasında bulundu. Burdur’un susuzluğuna imeceyle gelen çözüm" İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, 1930’lu yıllarda Burdur’da yaşanan içme suyu sorununa dikkat çekerek, "1930’lu yılların başlarında Burdur’da içme suyu sorunu yaşanmaya başlamıştır ve 1935 yılının sonlarında İnsuyu ve Gökpınar sularının birleştirilerek kanallar vasıtasıyla Burdur‘a indirilmesi projesi başlatılmıştır. Bu proje kapsamında imece usulüyle her haneden 15 ile 60 yaş arasındaki bir erkek sekiz gün boyunca bu kanal yapımında çalışmıştır. Ayrıca çalışamayanlar ise günlük 50 kuruş olmak üzere toplam 4 lira ücret ödemek zorunda kalmışlardır." dedi. Şifalı suyu ile dünyaca ünlenen İnsuyu Mağarası İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın sadece doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda şifalı suyuyla da yıllarca büyük ilgi gördüğünü belirterek, "1965 yılının sonlarında İnsuyu Mağarası’nın açılmasıyla birlikte mağarasındaki suyun şeker hastalığına iyi geldiğine ilişkin bir rivayet ortaya çıkmış. Dolayısıyla İnsuyu mağarasının suyu bu sebepten dolayı da sadece Türkiye’de değil tüm dünyada meşhur hale gelmiştir. İnsanlar, özellikle şeker hastaları İnsuyu’nun kendilerine şifa olacağını düşünerek akın akın İnsuyu Mağarası’na gelmişler. Dolayısıyla da ilerleyen yıllarda mağaranın çevresinde tesisler kurulmaya başlanmıştır. Bunun yanında İnsuyu bidonları yapılarak mağaranın suyu bidonlarla çeşitli illere satışa gönderilmiştir. Hatta Trabzon’a yaklaşık olarak bir kamyon su bile satılmıştır. İnsuyu Mağarası’nın suyu o kadar dikkat çekmiştir ki sadece Türkiye’de değil yurt dışından da büyük talep görmüştür. Belçika’dan, Avusturya’dan, Fransa’dan insanlar ya da bilim adamları mağaranın suyunu incelemek için buraya kadar gelmişlerdir. Yine o yıllarda suyla ilgili turizme açılmasından sonra birçok insan turist olarak da İnsuyu’na gelmiştir. Yaklaşık olarak açıldığı yıl ilk üç ayda İnsuyu mağarasını 33 bin kişi ziyaret etmiştir." ifadesinde bulundu. İklim değişikliği ile birlikte özellikle 2000’li yıllardan sonra İnsuyu Mağarası’nın sularının çekilmeye başladığını ve göllerin kuruduğunu da söyleyen Koçibay; "Büyük göldeki su da 2014 yılında neredeyse tamamen kurumuş ve şu anda göllerimizin hiç birisinde su bulunmamaktadır. Sadece yağmurlardan sonra sarkıtlardan damlayan sular bulunmaktadır. Ama İnsuyu Mağaramız halen ziyaretçi akınına uğramaktadır." şeklinde konuştu. 1930’larda İnsuyu Mağarası’nda "Burdur Sırtlanı" efsanesi Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın keşif hikayesine dair verdiği bilgide; "1931-1935 yılları arasında gerçekleşen ilk bilimsel çalışmalar sırasında, Burdur’da ‘Moruk Dayı’ lakabıyla tanınan Mustafa Koçay ve arkadaşları 6 Mayıs 1931’de mağaraya girdiler. İçeride ilerlerken karşılaştıkları hayvan kemikleri, 1714 yılında Burdur’a ikinci kez gelen Fransız gezgin Paul Lucas’ın kitabında bahsettiği ve köylüler arasında canavar olarak bilinen ‘Burdur Sırtlanı’nın avladığı bir hayvana ait olduğuna inanıldı. Mustafa Koçay, bu keşfin ardından mağaradan hemen geri çıktı." dedi. Mağara artık fosil durumda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Tuncer, İnsuyu Mağarası’nın toplam uzunluğunun 8 bin 100 metre olduğunu belirterek; "Bu mağaranın planı, değişik mağara araştırma kulüpleri ve dernekleri tarafından çizildi. 2021 yılında yapılan ölçümleme ve planlama çalışmalarında toplam uzunluğun 8 bin 100 metre olduğu teyit edildi. Turizme kazandırılan alan ise 525 metredir. 2006 yılından itibaren mağara hızlı bir şekilde suyunu kaybetmeye başladı.2006’da ve 2011’de turizme açılmayan alanlar dahil 9 gölde de su vardı. 2006’dan sonra sular hızla çekildi. Şu anda sadece damlayan yağmur suları var, akan bir su kalmadı. Eskiden aktif olan İnsuyu Mağarası son 20 yılda fosil mağara haline geldi. Bu da bölgedeki suyun hızlı çekildiğini gösteriyor." diye konuştu. Saniyede 50 litre su akıyordu, şimdi kurudu Mağaranın su seviyelerinin düşüşünün, mağara duvarlarındaki izlerden takip edilebildiğini belirten Tuncer; "Eskiden mağaranın suyu eski giriş kısmından güldür güldür akıyordu. Sonrasında aşırı su kullanımı ve iklimsel değişiklikler nedeniyle tamamen yok oldu. Mağaradaki göller kurudu. İnsan etkisi, beşeri faktörler en büyük etken. Köylerin ve şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılan sondajlar, tarım için yapılan sondajlar kontrolsüz su kullanımına neden oldu. Kireç taşı rezervuarı küçük, hızlı su tüketimi mağarayı kuruttu. Eğer bu şekilde devam ederse ovaları sulayacak suyu, köylerde ve şehirlerde içecek suyu bulamayacağız. Mağara zaten fosil hale geldi. Köyler ve tarım alanları da kuraklığa sürüklenecek. İnsuyu Mağarası, 3 milyon yılda oluşan bir mağara. Holosen dönemi boyunca, yani son 11 bin 700 yılda aktif bir mağaraydı. 1965’te saniyede 50 litre su çıkıyordu. Ancak insan etkisi ve iklim değişimleri nedeniyle su hızla yok oldu." dedi. "Eskiden cennet gibiydi, şimdi kurumuş" İnsuyu Mağarası’nı yıllar sonra ziyaret eden Mikail Yılmaz ise gözlemlerini; "1978 yılında ilkokuldayken gelmiştik buraya ve burası inanılmaz güzeldi, her yerden sular akıyordu. Sarkıt ve dikitler vardı. Harika bir yerdi, bayılmıştım buranın güzelliğine. Ama şimdi geldiğimde sarkıt ve dikitler su olmadığından dolayı dökülmüş ve sular çekilmiş, eski tadı kalmamış. İnşallah ilerleyen zamanlarda suyuna tekrar kavuşur ve İnsuyu Mağarası eski ihtişamına tekrar kavuşur." ifadeleriyle anlattı.
Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, kuruyan sularıyla fosil haline geldi
25 Mayıs 2025 Pazar - 13:19 Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, kuruyan sularıyla fosil haline geldi Türkiye’nin ilk turistik mağarası İnsuyu, iklim değişikliği ve insan kaynaklı aşırı su kullanımı nedeniyle sularını kaybederek "fosil mağara" statüsüne düştü; bölgedeki yoğun tarım sulaması ve sondajlar ise su krizini derinleştiriyor. 1965 yılında saniyede 50 litre su akan mağarada insan etkisi ve iklim değişimleri nedeniyle su hızla yok oldu. Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olma özelliği taşıyan İnsuyu Mağarası, Burdur- Antalya karayolunun 13’üncü kilometresinde bulunan Sarpgüney Tepesi’nin eteklerinde yer alıyor. Binlerce yıl önce oluşan ve toplam uzunluğu 8 bin 100 metreye ulaşan mağaranın turizme açılan kısmı ise ilk etapta 1965 yılında 250 metreyle başlamış, günümüzde ise 525 metreye kadar genişletilmişti. Jeolojik olarak kalkerlerden meydana gelen ve suyun etkisiyle sarkıtlar, dikitler ve doğal dehlizler oluşturduğu mağara, bir zamanlar içerisinde yer alan dokuz göl ile sularla doluydu. İnsuyu Mağarası, özellikle 1965’te turizme açıldıktan sonra şifalı suyuyla da büyük ün kazandı. Mağara suyunun şeker hastalığına iyi geldiğine dair rivayetler, Türkiye’nin dört bir yanından ve hatta yurt dışından ziyaretçilerin akın etmesini sağladı. Ancak son 20 yılda başta iklim değişikliği olmak üzere insan kaynaklı aşırı su kullanımı ve çevresel etkiler nedeniyle mağaradaki sular hızla çekilmeye başladı. 2014’te mağaradaki büyük göl tamamen kurudu ve günümüzde göllerin tamamında su bulunmuyor. Mağaranın yalnızca yağmur sonrası sarkıtlardan damlayan suları kaldı. Bu durum, bölgenin doğal su döngüsünün bozulduğunu ve İnsuyu Mağarası’nın artık "fosil mağara" statüsüne geçtiğini gösteriyor. Mağara’nın aynı zamanda İnsuyu Ovası sınırları içinde yer alması, ovada bulunan çok sayıda içme suyu sondajı ve yüksek su tüketen fasulye, mısır gibi tarım ürünlerinin sulanması için açılan sondajlar, bölgedeki su kaynaklarının hızla tükenmesine neden oluyor. Bu insan kaynaklı su kullanımı da mağaranın sularının çekilmesinde önemli bir etken olarak görülüyor. İlk kazma 1965’te vuruldu İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın turizme açılması ile ilgili olarak; " İlk kazma 22 Temmuz 1965 yılında bu girişte vuruluyor. Akabinde yaklaşık olarak 17 metre uzunluğundaki giriş yapılıyor ve ilk etapta 250 metrelik bölüm 1965 yılının sonlarında 1966 yılın başlarında turizme açılıyor. İlerleyen yıllarda da mağaramızın yaklaşık 600 metrelik bölümü turizme açılmış oluyor." açıklamasında bulundu. Burdur’un susuzluğuna imeceyle gelen çözüm" İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, 1930’lu yıllarda Burdur’da yaşanan içme suyu sorununa dikkat çekerek, "1930’lu yılların başlarında Burdur’da içme suyu sorunu yaşanmaya başlamıştır ve 1935 yılının sonlarında İnsuyu ve Gökpınar sularının birleştirilerek kanallar vasıtasıyla Burdur‘a indirilmesi projesi başlatılmıştır. Bu proje kapsamında imece usulüyle her haneden 15 ile 60 yaş arasındaki bir erkek sekiz gün boyunca bu kanal yapımında çalışmıştır. Ayrıca çalışamayanlar ise günlük 50 kuruş olmak üzere toplam 4 lira ücret ödemek zorunda kalmışlardır." dedi. Şifalı suyu ile dünyaca ünlenen İnsuyu Mağarası İl Kültür Müdür Yardımcısı Osman Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın sadece doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda şifalı suyuyla da yıllarca büyük ilgi gördüğünü belirterek, "1965 yılının sonlarında İnsuyu Mağarası’nın açılmasıyla birlikte mağarasındaki suyun şeker hastalığına iyi geldiğine ilişkin bir rivayet ortaya çıkmış. Dolayısıyla İnsuyu mağarasının suyu bu sebepten dolayı da sadece Türkiye’de değil tüm dünyada meşhur hale gelmiştir. İnsanlar, özellikle şeker hastaları İnsuyu’nun kendilerine şifa olacağını düşünerek akın akın İnsuyu Mağarası’na gelmişler. Dolayısıyla da ilerleyen yıllarda mağaranın çevresinde tesisler kurulmaya başlanmıştır. Bunun yanında İnsuyu bidonları yapılarak mağaranın suyu bidonlarla çeşitli illere satışa gönderilmiştir. Hatta Trabzon’a yaklaşık olarak bir kamyon su bile satılmıştır. İnsuyu Mağarası’nın suyu o kadar dikkat çekmiştir ki sadece Türkiye’de değil yurt dışından da büyük talep görmüştür. Belçika’dan, Avusturya’dan, Fransa’dan insanlar ya da bilim adamları mağaranın suyunu incelemek için buraya kadar gelmişlerdir. Yine o yıllarda suyla ilgili turizme açılmasından sonra birçok insan turist olarak da İnsuyu’na gelmiştir. Yaklaşık olarak açıldığı yıl ilk üç ayda İnsuyu mağarasını 33 bin kişi ziyaret etmiştir." ifadesinde bulundu. İklim değişikliği ile birlikte özellikle 2000’li yıllardan sonra İnsuyu Mağarası’nın sularının çekilmeye başladığını ve göllerin kuruduğunu da söyleyen Koçibay; "Büyük göldeki su da 2014 yılında neredeyse tamamen kurumuş ve şu anda göllerimizin hiç birisinde su bulunmamaktadır. Sadece yağmurlardan sonra sarkıtlardan damlayan sular bulunmaktadır. Ama İnsuyu Mağaramız halen ziyaretçi akınına uğramaktadır." şeklinde konuştu. 1930’larda İnsuyu Mağarası’nda "Burdur Sırtlanı" efsanesi Koçibay, İnsuyu Mağarası’nın keşif hikayesine dair verdiği bilgide; "1931-1935 yılları arasında gerçekleşen ilk bilimsel çalışmalar sırasında, Burdur’da ‘Moruk Dayı’ lakabıyla tanınan Mustafa Koçay ve arkadaşları 6 Mayıs 1931’de mağaraya girdiler. İçeride ilerlerken karşılaştıkları hayvan kemikleri, 1714 yılında Burdur’a ikinci kez gelen Fransız gezgin Paul Lucas’ın kitabında bahsettiği ve köylüler arasında canavar olarak bilinen ‘Burdur Sırtlanı’nın avladığı bir hayvana ait olduğuna inanıldı. Mustafa Koçay, bu keşfin ardından mağaradan hemen geri çıktı." dedi. Mağara artık fosil durumda Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Tuncer, İnsuyu Mağarası’nın toplam uzunluğunun 8 bin 100 metre olduğunu belirterek; "Bu mağaranın planı, değişik mağara araştırma kulüpleri ve dernekleri tarafından çizildi. 2021 yılında yapılan ölçümleme ve planlama çalışmalarında toplam uzunluğun 8 bin 100 metre olduğu teyit edildi. Turizme kazandırılan alan ise 525 metredir. 2006 yılından itibaren mağara hızlı bir şekilde suyunu kaybetmeye başladı.2006’da ve 2011’de turizme açılmayan alanlar dahil 9 gölde de su vardı. 2006’dan sonra sular hızla çekildi. Şu anda sadece damlayan yağmur suları var, akan bir su kalmadı. Eskiden aktif olan İnsuyu Mağarası son 20 yılda fosil mağara haline geldi. Bu da bölgedeki suyun hızlı çekildiğini gösteriyor." diye konuştu. Saniyede 50 litre su akıyordu, şimdi kurudu Mağaranın su seviyelerinin düşüşünün, mağara duvarlarındaki izlerden takip edilebildiğini belirten Tuncer; "Eskiden mağaranın suyu eski giriş kısmından güldür güldür akıyordu. Sonrasında aşırı su kullanımı ve iklimsel değişiklikler nedeniyle tamamen yok oldu. Mağaradaki göller kurudu. İnsan etkisi, beşeri faktörler en büyük etken. Köylerin ve şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılan sondajlar, tarım için yapılan sondajlar kontrolsüz su kullanımına neden oldu. Kireç taşı rezervuarı küçük, hızlı su tüketimi mağarayı kuruttu. Eğer bu şekilde devam ederse ovaları sulayacak suyu, köylerde ve şehirlerde içecek suyu bulamayacağız. Mağara zaten fosil hale geldi. Köyler ve tarım alanları da kuraklığa sürüklenecek. İnsuyu Mağarası, 3 milyon yılda oluşan bir mağara. Holosen dönemi boyunca, yani son 11 bin 700 yılda aktif bir mağaraydı. 1965’te saniyede 50 litre su çıkıyordu. Ancak insan etkisi ve iklim değişimleri nedeniyle su hızla yok oldu." dedi. "Eskiden cennet gibiydi, şimdi kurumuş" İnsuyu Mağarası’nı yıllar sonra ziyaret eden Mikail Yılmaz ise gözlemlerini; "1978 yılında ilkokuldayken gelmiştik buraya ve burası inanılmaz güzeldi, her yerden sular akıyordu. Sarkıt ve dikitler vardı. Harika bir yerdi, bayılmıştım buranın güzelliğine. Ama şimdi geldiğimde sarkıt ve dikitler su olmadığından dolayı dökülmüş ve sular çekilmiş, eski tadı kalmamış. İnşallah ilerleyen zamanlarda suyuna tekrar kavuşur ve İnsuyu Mağarası eski ihtişamına tekrar kavuşur." ifadeleriyle anlattı. (SK-
Dört mevsim gözyaşı yağmuru, bir cerrahiyle güneşle buluştu
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:05 Dört mevsim gözyaşı yağmuru, bir cerrahiyle güneşle buluştu Burdur’da 4-5 yıldır gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve tekrarlayan enfeksiyonlarla mücadele eden 86 yaşındaki Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı kabusu yapılan cerrahi müdahaleyle son buldu. Burdur’un Düğer köyünde yaşayan ve yıllardır gözünde sulanma ve tekrarlayan şiddetli enfeksiyonlarla yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Hacer Yavaş (86), gözünde oluşan apse ve iltihap nedeniyle sık sık Burdur Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne ve çevre hastanelere başvurmak zorunda kaldı. Bu süreçte çeşitli merkezlerde tedavi görmesine rağmen kalıcı bir çözüm bulamayan Yavaş, son başvurusunda gözdeki enfeksiyon ve tıkanıklığın tedavisi için Acil Servis tarafından Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen’e yönlendirildi. Dr. İşleyen, öncelikle hastanın enfeksiyonunu ilaçla kontrol altına aldıktan sonra, ileri yaş grubundaki hastalarda uygulanan Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Bu cerrahi müdahale ile Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı tıkanıklığı giderilirken, tekrarlayan enfeksiyonların önüne geçildi ve hastanın yaşam kalitesi önemli ölçüde artırıldı. "3-4 defa acil servise başvurmuş, tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış" Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen, "Hacer teyzemiz Acil Servis’ten bize yönlendirildi. Uzun zamandır yaşadığı bazı problemler vardı. Gözyaşı kanalı tıkanıklığına bağlı olarak ciddi bir şekilde tekrarlayan enfeksiyonları vardı. Gözyaşı sürekli dışına akıyordu. Buna bağlı olarak 3-4 defa acil servise başvurmuş. Tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış. En sonunda yollarımız kesişti. Öncelikle enfeksiyonu tedavi ettikten sonra cerrahi aşamayı planladık. Bu tarz gözyaşı kanalı tıkanıklıklarında ileri yaşta yaptığımız işlem Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) denilen cerrahi bir operasyondur. Teyzemize de bu operasyonu başarıyla gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte daha konforlu bir hayat sürecek. Tabi teyzemizde bu gecikmiş bir vakaydı. Tedavinin daha önceden planlanmış olması gerekiyordu ancak bazı kısıtlıklardan ya da cerrahi teknik eksikliğinden gerçekleştirilememiş. Teyzemiz 4-5 senedir bu problemle karşı karşıya kalmış. Farklı yerlere, farklı merkezlere başvurmuş ancak bir sonuç alamamış. Şu an için işler gayet yerinde ilerliyor. Planladığımız sürece devam ediyoruz. Bundan sonraki süreçte de Burdur halkı için bu tarz cerrahi işlemler farklı illere veya farklı merkezlere başvurmadan kendi şehirlerinde hizmet alabilme imkanı tanıyacak. Aslında Hacer teyze minvalinde düşündüğümüzde bayağı ilerlemiş bir vakaydı. Sürekli ciddi göz enfeksiyonları, selülit ve tekrarlayan apseler söz konusuydu. Bu tarz durumların önce göz dışında başlayıp daha sonra göz içine ilerlemesiyle sürekli göz enfeksiyon odaklarının bulunması hem ileri yaşta hastalarda yan hastalıklara neden olmasını düşündüğümüzde hasta için hem göz sağlığı açısından hem de genel sağlık durumu açısından tehlike arz ediyor" dedi. "Bu hastalıktan çok çekti" Hacer Yavaş’ın kızı Şerife Öney annesinin bu hastalıktan çok çektiğini dile getirerek, "Annemin gözü sürekli iltihap kapıyordu, gözü şişiyordu. Bu şişme daha sonra patlama yapıyordu. Sürekli hastaneye gelip bir hafta müşahede altında kalıyordu sonra taburcu oluyordu. Devamlı bu süreç öyle devam ediyordu. Bu hastalıktan çok çekti. En son geldiğimizde Büşra hanıma gösterdik o da ameliyat kararı aldı. Çok memnun kaldık. Bizimle ilgilenen Büşra hanım ve tüm hastane personeline teşekkür ederiz" diye konuştu. "Büşra hanım ‘ben yaparım’ dedi ve ameliyat etti" Yıllardır gözyaşı kanalı enfeksiyonu yaşayan ve ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Hacer Yavaş ise, "Doktorumdan ve hemşirelerden çok memnunum. Çok şükür gözüm iyileşti. Daha önceki doktorlar beni ameliyat etmediler bana çok çektirdiler. Ama Büşra hanım ben yaparım dedi ve ameliyat etti. Hepsine çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.
Burdurlu gazeteci ve ailesi trafik kazasında yaralandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 22:00 Burdurlu gazeteci ve ailesi trafik kazasında yaralandı Burdur’da iki otomobilin karıştığı trafik kazasında Burdurlu gazeteci Halil İbrahim Kara, eşi ve kayınvalidesi yaralandı. Kaza, saat 17.15 sıralarında Burdur-Isparta karayolunun 5’inci kilometresinde Gökçebağ köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şaban D. (36) idaresindeki 07 AEH 922 plakalı kamyonet, Isparta’dan Burdur istikametine seyir halindeyken, aynı yönde önünde ilerleyen gazeteci Halil İbrahim Kara’nın (55) kullandığı 15 AH 025 plakalı Fiat Tofaş marka otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle Kara’nın aracı savrularak bariyerlere vurdu. Kazada otomobil sürücüsü Halil İbrahim Kara ile aynı araçta yolcu olarak bulunan eşi Şerife Kara (59) ve kayınvalidesi Zübeyde Y. (81) araç içerisinde sıkışarak yaralandı. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonrasında araç içerisinde sıkıştıkları yerden çıkarılan yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulans ile Burdur Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Gazeteci Kara’nın durumunun iyi olduğu eşi Şerife Kara ve kayınvalidesi Zübeyde Y.’nin ise vücudunda kırıklar olduğu belirtilirken Zübeyde Y’nin Isparta Şehir Hastanesi’ne sevk edileceği öğrenildi. Kamyonet sürücüsü ise ifadesi alınmak üzere karakola götürülürken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
Burdur’da suçla mücadelede 15 günlük bilançoda 37 aranan şahıs yakalandı
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 11:10 Burdur’da suçla mücadelede 15 günlük bilançoda 37 aranan şahıs yakalandı Burdur İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından 01-15 Mayıs tarihleri arasında il genelinde suçun önlenmesi, olayların aydınlatılması ve aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalar aralıksız sürdürüldü. Yapılan uygulama ve denetimlerde il genelinde 20 bin 840 şahsın Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgusu gerçekleştirildi. Denetimler sonucunda 3 adet tabanca, 5 adet yivsiz av tüfeği ve 3 adet kesici-delici alet (bıçak, çakı vb.) ele geçirildi. Ayrıca, 63 umuma açık iş yeri denetlenirken, 2 iş yeri hakkında idari yaptırım uygulanmak üzere ilgili kurumlara bildirimde bulunuldu. Kişilere karşı işlenen suçlarla (kasten yaralama, tehdit, hakaret vb.) mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda, meydana gelen 168 olayın 166’sı aydınlatıldı, olaylarla bağlantılı 258 şüpheli şahıs hakkında adli işlem başlatıldı. Mal varlığına karşı işlenen suçlar (hırsızlık, dolandırıcılık, yağma vb.) kapsamında ise meydana gelen 37 olayın 27’si aydınlatıldı, olaylara karışan 40 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildi. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarda ise, çeşitli suçlardan aranan toplam 37 kişi yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Bu şahıslardan 18’inin hapis cezasıyla arandığı, 19’unun ise ifadeye yönelik arandığı tespit edildi.