Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’de katı gübre dağıtma makinaları işletmelere teslim edildi 27 Şubat 2026 Cuma - 11:44:39 Çanakkale’nin Çan ve Biga ilçelerinde bulunan Çan Süt Üreticileri Birliği ve S.S. Biga Örtülüce Tarımsal Kalkınma Kooperatifine katı gübre dağıtma makinaları teslim edildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Türkiye İklim Akıllı Ve Rekabetçi Tarımsal Büyüme Projesi (TUCSAP)’ çerçevesinde ‘Su Kirliliği ve Sera Gazı Emisyonları Üzerindeki Hayvansal Üretimden Kaynaklanan Baskıların Azaltılması" projesi ile hayvansal üretim yapan işletmelerde gübre yönetiminin sağlanması amacıyla gübre depoları ve ortak tarım makinası kurulumu yapılacak. Hayvancılık işletmelerinin hayvansal gübre yönetimi altyapılarının geliştirilmesi ve hayvansal gübre yönetimi konusunda çiftçilerin uygulamalarını desteklemek, ortak tarım makineleri oluşturmak amacı ile Çanakkale’de ise Çan Süt Üreticileri Birliği ve S.S. Biga Örtülüce Tarımsal Kalkınma Kooperatifine proje çerçevesinde ilk etapta birer adet 8 metreküp kapasiteli katı gübre dağıtma makinası teslimi gerçekleştirildi. Ardından proje ile ileriki dönemlerde çiftçi örgütlerine birer adet; 8-10 metreküp kapasiteli sıvı hayvansal gübre enjeksiyon makinası, 8-10 metreküp kapasiteli sıra arası sıvı hayvansal gübre enjeksiyon makinası, mekanik anıza doğrudan ekim makinası, pnömatik anıza doğrudan ekim makinası teslimatları gerçekleştirilecek. Ortak tarım makina parkının bütçe tutarı yaklaşık 10 milyon lira.
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:17 Çanakkale’de çenesine demir saplanan öğrencinin davasının 2’nci duruşması görüldü Çanakkale’nin Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde özel bir kolejde 7 yaşındaki Kuzey Yiğit Kılıç’ın okul bahçesinde oynarken dik duran çit demirlerine tırmandıktan sonra ayağının kayması sonucu demirin çenesine saplanması ve dudağından çenesine kadar olan dokunun kopması sonucu ailesi tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması görüldü. Duruşma 4 Mayıs’a ertelenirken, Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ve babası Sinan Kılıç sanıkların cezalandırılmalarını talep ettiler. Olay, Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde Bahçeşehir Koleji’nde meydana geldi. Olay günü saat 16.30’da okul yönetimi tarafından aranan anne Melek Şen ve baba Sinan Kılıç’a çocuklarının küçük bir kaza geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildi. Hastaneye gittiklerinde oğullarının yüzünün kısmen koptuğunu gören çift büyük bir şok yaşadı. Şu anda 10 yaşında olan Kuzey Yiğit, üç yıl içinde toplam 7 ameliyat geçirdi. Vücudunda 50, yüzünde ise 25 santimetrelik dikiş izi bulunan çocuk, konuşma, yemek yeme ve ağzını kapatma gibi temel işlevlerde zorluk yaşarken, aile tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması görüldü. Biga Adliyesi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen ikinci duruşmaya Kuzey Yiğit Kılıç’ın ailesi, avukatları ile sanık bahçe nöbetçisi Atakan Değirmenci, sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin, sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz ve müdafi avukatları katıldı. Duruşmada celse arasında dosyanın bilirkişilerden döndüğü belirtilerek, rapor okundu. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında şu ifadelerin yer aldığı belirtildi: "Bilirkişi heyetimizce dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ’03.11.2023 tarihinde Biga Bahçeşehir Koleji bahçesinde meydana gelen olay, 7 yaşındaki Kuzey Kılıç’ın teneffüs sırasında panel tel çite tırmanıp üstteki sivri tel çıkıntılarına çen:takılması sonucu alt çene ve dudakta ağır doku kaybı ile sonuçlanan bir okul kazasıdır. Mağdur öğrenci sigortalı çalışan olmadığından olay 5510 ve 6331 anlamında teknik ’iş kazası’ değildir. Ancak çocuk yaşı, çit yapısı ve çocukların öngörülebilir oyun davranışları birlikte değerlendirildiğinde öngörülebilir ve uygun yapısal/organizasyonel tedbirlerle önlenebilir nitelikte Musa Çetin (kampüs müdürü: Okulun fiziki yapısı, bahçe ve çit düzenine ilişkin nihai sorumluluğu üstlenmesine rağmen, panel çitin üst kısmındaki sabit ve süreklilik arz eden sivri tel çıkıntılarını uzun süre gidermemesi ve çocuk kullanıcı profiliyle bağdaşmayan bu yapısal tehlikeyi ortadan kaldırmaması nedeniyle davranışı ile meydana gelen ağır yaralanma arasında doğrudan ve güçlü nedensellik bağı bulunduğu ve tutumunun ’ağır özensiz davranış’ olarak nitelendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Emine Girgin (ilkokul müdürü): Küçük yaş grubu öğrenciler için güvenli fiziksel çevreyi sağlamakla görevli olup, panel çitin üst kısmındaki sabit tehlikeyi görüp gidermede yeterince proaktif davranmadığı, risk değerlendirmesinde bahçel/çit güvenliğini somutlaştırmadığı için bu olay bakımından nedensellik bağı bulunan özensiz davranış ânde olduğu, ancak yetki ağırlığının kampüs müdürlüğünde olması nedeniyle bu özensizliğin orta düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Atakan Değirmenci (bahçe nöbetçisi): Bahçenin genişliği ve öğrenci sayısı nedeniyle tüm öğrencileri anlık gözetmenin fiilen mümkün olmaması, olay sonrası hızlı müdahalesi ve kazanın esas nedeninin çitin yapısal tehlikesi olması dikkate alındığında, bu olay özelinde hafif özensiz davrandığı değerlendirilmiştir. Habibe Yılmaz (İSG uzmanı) ve Hasan Aktoprak (işyeri hekimi): Riskleri bildirme/öneride bulunma görevleri ile çitin fiilen değiştirilmesine ilişkin işveren yetkisi ayrımı gözetildiğinde, mevcut delillerle kazanın doğrudan meydana gelmesinde belirleyici bir teknik ihmal veya özen yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit edilememiştir. Kuzey Yiğit Kılıç: Olay tarihinde yaklaşık 7 yaşında olup, ilkokul çağında, tehlikeyi öngörme ve kendini koruma kapasitesi sınırlı, korunmaya muhtaç bir yaş grubundadır. Teneffüste oyun ve merak duygusuyla çite tırmanma davranışı, bu yaş grubu çocuklarda pedagojik ve pratik olarak öngörülebilir tipik bir çocuk davranışı olup, bu olay özelinde özen yükümlülüğüne aykırı bir tutum veya kusur atfedilmesi teknik olarak uygun bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki teknik inceleme çerçevesinde yukarıda adı geçen sanıklar ve mağdur dışında, olayın meydana gelmesinde kusur veya özensiz davranışla ilişkili başka kişi veya kurum tespit edilemedi." Duruşmada daha sonra sanık savunmalarına geçildi. İlk olarak sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz dinlendi. Yılmaz savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Kollukta vermiş olduğum ifadem aynen geçerlidir. Ben iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışmaktayım. Esasında birden fazla firmada görev aldığım dönemler de oluyor. Mağdur çocuğun yaralanması hepimizi üzmüştür. Benim esasında iş tanımım iş sağlığına ve güvenliğine ilişkindir ve çalışan işçilere odaklanırız. Ben görevlendirildikten sonra da Bahçeşehir Koleji’ne de gittim, etrafa baktım fakat belirttiğim üzere biz daha çok çalışanlarla ilgileniriz. Benim görev tanımımın içerisinde çalışanlar bulunmaktadır. Öğrenciler bizim görev ve mesleki tanımımız içerisinde yoktur. Firmalar da bizimle anlaşma yaparken çalışan sayısı üzerinden anlaşma yapar. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanan çocuk mağdur okul öğrencisidir. Bu bir somut olayda meydana gelen hadise bir iş kazası değildir. İş yeri kazasıdır. Bilirkişi raporu da bu beyanlarımı doğrular niteliktedir. Bilirkişi raporunu aynen kabul ediyorum. Benim görev tanımımda okul öğrencileri yoktur. Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda da bana kusur izafe edilmemiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, uzlaşmayı talep ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık bahçe nöbetçisi Atakan Değirmenci savunmasında, "İddianameye konu suça ilişkin daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanı Bahçeşehir Koleji’nde beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Aynı zamanda bahçe nöbetçisi idim. Ben bahçede nöbetçi olduğum esnada genellikle yürürüm ve etrafa bakınırım. Bu kaza ise kör noktada olmuş. Ben, bana öğrencilerin, ’Öğretmenim bir çocuk düştü’ diye yanıma gelince kazayı öğrendim. Bana uzaktan seslendiler. Hemen oraya gittiğimde mağdur çocuğun kanlar içerisinde olduğunu gördüm. Dokunun düştüğünü de gördüm. Ben hemen etraftaki öğrencileri olay yerinden uzaklaştırdım ve mağdur çocuğa yardım ettim. Ben bu kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Bilirkişi raporunda hafif özensiz davrandığım belirtilmiş fakat ben üzerime düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştim. Olay günü bahçede bir tane nöbetçi öğretmen vardı, o da benim. Bir okul nöbetçisi, bir de bahçe nöbetçisi olarak nöbet tutarız. Her katın da ayrı ayrı nöbetçileri vardır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan vareste tutulma talebim vardır" diye konuştu. Sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, daha önceki beyanlarını tekrar ettiğini belirterek, "Olay zamanında Bahçeşehir Koleji’nde müdür olarak çalışıyordum, halen de müdür olarak çalışmaya devam ederim. Olay günü odamda olduğum esnada seslerin olması üzerine aşağıya indiğimde mağdur çocuğun yaralanmasını gördüm ve beden eğitimi öğretmeni Atakan ve okulumuzun hemşiresi Ceylen Sütçü ile beraber kendisine müdahale ettik. 7 dakika kadar bir süredede çocuğu Biga Devlet Hastanesine götürdük. İlk müdahale sonrasında mağdur çocuğumuz Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesine gönderildi. Burada da operasyonlar geçirdi, biz de operasyon anında geceye kadar ailenin yanındaydık. İlk operasyonun başarılı geçtiğini düşünmüştük. Bundan dolayı Biga’ya geri döndüğümüz esnada doku uyuşmazlığı olduğu söylendi. Biz ailenin elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık. Biz bu çitleri 2019 yılında okulun açıldığı esnada yaptırdık. Çit yüksekliğinin 1.6 metre olduğunu biliyorum. Biz Biga’da bir firmaya yaptırdık. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından tarafımıza herhangi bir çitlerin zarar verebileceği yönünde bildirimde bulunulmadı. Biz okulun açıldığı 2019 yılında MEB tarafından denetlendik, bize uygunluk verildi. Çitlerle alakalı herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Ben 26 yıllık devlet tecrübesine sahibim, eski okullarımda da çitler bu şekilde idi. Ben bilirkişi raporunu dün incelediğimde 2023 yılının Mart ve Mayıs aylarında çitlerle alakalı olarak iki adet uyarı olduğunu gördüm. Ben bu uyarıların sonradan deftere yazıldığını düşünüyorum. Çünkü böyle bir uyarı olsaydı bu tarafıma iletilirdi, ben de gerekli önlemleri alırdım. Deftere sonradan bu tip bir yazı yazıldığını düşündüğümüzden dolayı avukatım aracılığı ile gerekli başvuruları yapacağız. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" şeklinde konuştu. Sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin ise, daha önce verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek, "Ben Bahçeşehir Kolejinde olay zamanı ilkokul müdürü olarak çalışmaktaydım, halen de ilkokul müdürü olarak görev yapıyorum. Ben kazayı görmedim. Öğrenciler benim yanıma gelip bir öğrencinin düştüğünü söyledikleri zaman kazadan haberim oldu. Bahçeye indiğimde Atakan öğretmenin öğrencimizin yanında olduğunu gördüm. Yaralı öğrenciye müdahale edip, ivedi bir şekilde hastaneye intikal ettik. Biz 2019 yılında Doğa Koleji olarak faaliyete başladık, akabinde 2022 yılında ismimiz Bahçeşehir Koleji olarak değiştirildi. Biz hem Doğa Koleji tarafından hem de Bahçeşehir Okulları tarafından gerekli denetimlere tabi tutulduk. Bize herhangi bir şekilde çitlerin sivri olduğu veyahutta zarar verebileceği şeklinde bir bildirimde bulunulmadı. MEB tarafından da bu yönde bir bildirimde bulunulmadı. Ben meydana gelen kazada kusurum olduğunu düşünmüyorum. Meydana gelen kaza bakımından çok üzgünüm aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Biz aile ile elimizden geldiğimizce irtibatlaşmaya çalıştık. Kendileri de bizi bilgilendirmişlerdir. Biz aileye elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Çitlerle alakalı olarak çitlerin boyu yüksek olduğundan dolayı öğrencilerimize zarar vereceğini düşünmüyorduk. Ben de 28 yıl boyunca devlette çalıştım, ülkedeki çoğu okulda çitlerin bu şekilde olduğunu biliyorum. Çitlerin yapısının bu şekilde olması olağandır. Bu olaydan sonra ise her ihtimale karşılık olarak çitlerin sivri ucunu düzleştirdik. Bilirkişi raporunda tarafıma kusur izafe edilmiş olsa da ben üzerime düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bundan dolayı bilirkişi raporundaki kusura yönelik bildirimleri kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatımı talep ederim. Mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Hasan Aktoprak’ın avukatı Ezgi Ayhan Bilgi, "Müvekkilimin talimatla ifadesi alınmıştı, bu ifadelerine aynen katılıyoruz. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda da müvekkilime kusur izafe edilmediği gibi müvekkilimin herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığı da belirtilmiştir. Nitekim BYU ile yapılan yargılamada müvekkilimin beraatına karar verilmiştir. Bu aşamada müvekkillin öncelikle beraatını, mahkemeniz aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" diye konuştu. Duruşmada Kuzey Yiğit Kılıç’ın babası Sinan Kılıç, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Bahçeşehir Kolejinin herhangi bir denetimi yoktur. MEB tarafından yeterli şekilde denetlenmemiştir. Bununla alakalı belgeyi celse arasında ibraz edeceğiz. Şu aşamada sanıklardan hala şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyoruz" dedi. Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ise, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Sanıklardan halen şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyorum" diye konuştu. Sanıkların ve avukatların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tarafından sanıkların vareste tutulma taleplerinin kabulüne, İstanbul 60 ASCM’ye müzekkere yazılarak talimat evrakının kapatılmaması ve yeni duruşma gün ve saatinin bildirilmesine, bu nedenle duruşmanın 4 Mayıs’a ertelenmesine karar verildi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:25 Çanakkale’de çenesine demir saplanan, yüzü kopan öğrencinin davasının 2’nci duruşması görüldü Çanakkale’nin Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde özel bir kolejde 7 yaşındaki Kuzey Yiğit Kılıç’ın okul bahçesinde oynarken dik duran çit demirlerine tırmandıktan sonra ayağının kayması sonucu demirin çenesine saplanması ve dudağından çenesine kadar olan dokunun kopması sonucu ailesi tarafından okula açılan ihmal davasının 2’nci duruşması Biga 2’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşma 4 Mayıs’a ertelenirken, Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ve babası Sinan Kılıç, sanıklardan hala şikayetçi olduklarını ve cezalandırılmalarını talep ettiler. Olay, Biga ilçesinde 3 Kasım 2023 tarihinde Bahçeşehir Koleji’nde meydana geldi. Olay günü saat 16.30’da okul yönetimi tarafından aranan anne Melek Şen ve baba Sinan Kılıç’a, çocuklarının küçük bir kaza geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı bilgisi verildi. Hastaneye gittiklerinde oğullarının yüzünün kısmen koptuğunu gören aile büyük bir şok yaşadı. Şu anda 10 yaşında olan Kuzey Yiğit, üç yıl içinde toplam 7 ameliyat geçirdi. Vücudunda 50, yüzünde ise 25 santimetrelik dikiş izi bulunan çocuk; konuşma, yemek yeme ve ağzını kapatma gibi temel işlevlerde zorluk yaşıyor. Biga Adliyesi 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün ikinci duruşmaya Kuzey Yiğit Kılıç’ın ailesi, avukatları ile sanık Bahçe Nöbetçisi Atakan Değirmenci, sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin, sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz, sanık İşyeri Hekimi Hasan Aktoprak ve müdafi avukatları katıldı. Duruşmada celse arasında dosyanın bilirkişilerden döndüğü bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Bilirkişi Heyetimizce dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; "03.11.2023 tarihinde Biga Bahçeşehir Koleji bahçesinde meydana gelen olay, 7 yaşındaki Kuzey Kılıç’ın teneffüs sırasında panel tel çite tırmanıp üstteki sivri tel çıkıntılarına çen:takılması sonucu alt çene ve dudakta ağır doku kaybı ile sonuçlanan bir okul kazasıdır; mağdur öğrenci sigortalı çalışan olmadığından, olay 5510 ve 6331 anlamında teknik "iş kazası" değildir, ancak çocuk yaşı, çit yapısı ve çocukların öngörülebilir oyun davranışları birlikte değerlendirildiğinde öngörülebilir ve uygun yapısal/organizasyonel tedbirlerle önlenebilir nitelikte Musa Çetin (kampüs müdürü: Okulun fiziki yapısı, bahçe ve çit düzenine ilişkin nihai sorumluluğu üstlenmesine rağmen, panel çitin üst kısmındaki sabit ve süreklilik arz eden sivri tel çıkıntılarını uzun süre gidermemesi ve çocuk kullanıcı profiliyle bağdaşmayan bu yapısaltehlikeyi ortadan kaldırmaması nedeniyle, davranışı ile meydana gelen ağır yaralanma arasında doğrudan ve güçlü nedensellik bağı bulunduğu ve tutumunun "ağır özensiz davranış" olarak nitelendirilebileceği kanaatine varılmıştır. Emine Girgin (ilkokul müdürü): Küçük yaş grubu öğrenciler için güvenli fiziksel çevreyi sağlamakla görevli olup panel çitin üst kısmındaki sabit tehlikeyi görüp gidermede yeterince proaktif davranmadığı, risk değerlendirmesinde bahçel/çit güvenliğini somutlaştırmadığı için, bu olay bakımından nedensellik bağı bulunan "özensiz davranış ânde olduğu, ancak yetki ağırlığının kampüs müdürlüğünde olması nedeniyle bu özensizliğin orta düzeyde olduğu değerlendirilmiştir.Atakan Değirmenci (bahçe nöbetçisi): Bahçenin genişliği ve öğrenci sayısı nedeniyle tüm öğrencileri anlık gözetmenin fiilen mümkün olmaması, olay sonrası hızlı müdahalesi ve kazanın esas nedeninin çitin yapısal tehlikesi olması dikkate alındığında, bu olay özelinde hafif özensiz davrandığı değerlendirilmiştir. Habibe Yılmaz (İSG uzmanı) ve Hasan Aktoprak (işyeri hekimi): Riskleri bildirme/öneride bulunma görevleri ile çitin fiilen değiştirilmesine ilişkin işveren yetkisi ayrımı gözetildiğinde, mevcut delillerle kazanın doğrudan meydana gelmesinde belirleyici bir teknik ihmal veya özen yükümlülüğüne aykırı davranışları tespit edilememiştir. Kuzey Yiğit Kılıç: Olay tarihinde yaklaşık 7 yaşında olup ilkokul çağında, tehlikeyi öngörme ve kendini koruma kapasitesi sınırlı, korunmaya muhtaç bir yaş grubundadır. Teneffüste oyun ve merak duygusuyla çite tırmanma davranışı, bu yaş grubu çocuklarda pedagojik ve pratik olarak öngörülebilir tipik bir çocuk davranışı olup, bu olay özelinde özen yükümlülüğüne aykırı bir tutum veya kusur atfedilmesi teknik olarak uygun bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki teknik inceleme çerçevesinde, yukarıda adı geçen sanıklar ve mağdur dışında, olayın meydana gelmesinde kusur veya özensiz davranışla ilişkili başka kişi veya kurum tespit edileme" yönünde rapor düzenlendiği görüldü. Duruşmada sanık savunmalarına geçildi. İlk olarak sanık İSG Uzmanı Habibe Yılmaz dinlendi. Yılmaz duruşmadaki savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Kollukta vermiş olduğum ifadem aynen geçerlidir. Ben iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışmaktayım, esasında birden fazla firmada görev aldığım dönemler de oluyor. Mağdur çocuğun yaralanması hepimizi üzmüştür. Benim esasında iş tanımım iş sağlığına ve güvenliğine ilişkindir ve çalışan işçilere odaklanırız. Ben görevlendirildikten sonra da Bahçeşehir Kolejine de gittim etrafa baktım fakat belirttiğim üzere biz daha çok çalışanlarla ilgileniriz. Benim görev tanımımın içerisinde çalışanlar bulunmaktadır. Öğrenciler bizim görev ve mesleki tanımımız içerisinde yoktur. Firmalar da bizimle anlaşma yaparken çalışan sayısı üzerinden anlaşma yapar. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanan çocuk mağdur okul öğrencisidir. Bu bir somut olayda meydana gelen hadise bir iş kazası değildir. İş yeri kazasıdır. Bilirkişi raporu da bu beyanlarımı doğrular niteliktedir. Bilirkişi raporunu aynen kabul ediyorum. Benim görev tanımımda okul öğrencileri yoktur. Dosyaya aldırılan bilirkişi raporunda da bana kusur izafe edilmemiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, uzlaşmayı talep ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Bahçe Nöbetçisi Atakan Değirmenci savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanı Bahçeşehir Kolejinde beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Aynı zamanda bahçe nöbetçisi idim. Ben bahçede nöbetçi olduğum esnada genellikle yürürüm ve etrafa bakınırım. Bu kaza ise kör noktada olmuş. Ben, bana öğrencilerin, öğretmenim bir çocuk düştü diye yanıma gelince kazayı öğrendim. Bana uzaktan seslendiler. Hemen oraya gittiğimde mağdur çocuğun kanlar içerisinde olduğunu gördüm. Dokunun düştüğünü de gördüm. Ben hemen etraftaki öğrencileri olay yerinden uzaklaştırdım ve mağdur çocuğa yardım ettim. Ben bu kazada kusurlu olduğumu düşünmüyorum. Bilirkişi raporunda hafif özensiz davrandığım belirtilmiş fakat ben üzerime düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiştim. Olay günü bahçede 1 tane nöbetçi öğretmen vardı o da benim. Bir okul nöbetçisi bir de bahçe nöbetçisi olarak nöbet tutarız. Her katın da ayrı ayrı nöbetçileri vardır. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan vareste tutulma talebim vardır" diye konuştu. Sanık Kampüs Müdürü Musa Çetin, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben olay zamanında Bahçeşehir Kolejinde müdür olarak çalışıyordum, halen de müdür olarak çalışmaya devam ederim. Olay günü odamda olduğum esnada seslerin olması üzerine aşağıya indiğimde mağdur çocuğun yaralanmasını gördüm ve beden eğitimi öğretmeni Atakan ve okulumuzun hemşiresi Ceylen Sütçü ile beraber kendisine müdahale ettik. 7 dk kadar bir sürede de çocuğu Biga Devlet Hastanesine götürdük. İlk müdahale sonrasında mağdur çocuğumuz Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesine gönderildi. Burada da operasyonlar geçirdi, biz de operasyon anında geceye kadar ailenin yanında idik. İlk operasyonun başarılı geçtiğini düşünmüştük. Bundan dolayı Biga ya geri döndüğümüz esnada doku uyuşmazlığı olduğu söylenildi. Biz ailenin elimizden geldiğince yanında olmaya çalıştık. Biz bu çitleri 2019 yılında okulun açıldığı esnada yaptırdık. Çit yüksekliğinin 1.6 metre olduğunu biliyorum. Biz Biga da bir firmaya yaptırdık. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından tarafımıza herhangi bir çitlerin zarar verebileceği yönünde bildirimde bulunulmadı. Biz okulun açıldığı 2019 yılında MEB tarafından denetlendik. Bize uygunluk verildi. Çitlerle alakalı herhangi bir bildirimde bulunulmadı. Ben 26 yıllık devlet tecrübesine sahibim, eski okullarımda da çitler bu şekilde idi. Ben bilirkişi raporunu dün incelediğimde 2023 yılının Mart ve Mayıs aylarında çitlerle alakalı olarak 2 adet uyarı olduğunu gördüm. Ben bu uyarıların sonradan deftere yazıldığını düşünüyorum çünkü böyle bir uyarı olsaydı bu tarafıma iletilirdi ben de gerekli önlemleri alırdım. Deftere sonradan bu tip bir yazı yazıldığını düşündüğümüzden dolayı avukatım aracılığı ile gerekli başvuruları yapacağız. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" şeklinde konuştu. Sanık İlkokul Müdürü Emine Girgin ise, "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben iddianameye konu suça ilişkin olarak daha önceden beyanda bulunmuştum. Bu beyanlarımı tekrar ederim. Ben Bahçeşehir Kolejinde olay zamanı ilkokul müdürü olarak çalışmaktaydım halen de ilkokul müdürü olarak görev yapıyorum. Ben kazayı görmedim. Öğrenciler benim yanıma gelip bir öğrencinin düştüğünü söyledikleri zaman kazadan haberim oldu. Bahçeye indiğimde Atakan öğretmenin öğrencimizin yanında olduğunu gördüm. Yaralı öğrenciye müdahale edip ivedi bir şekilde hastaneye intikal ettik. Biz 2019 yılında Doğa Koleji olarak faaliyete başladık akabinde 2022 yılında ismimiz Bahçeşehir Koleji olarak değiştirildi. Biz hem Doğa Koleji tarafından hem de Bahçeşehir Okulları tarafından gerekli denetimlere tabi tutulduk. Bize herhangi bir şekilde çitlerin sivri olduğu veyahutta zarar verebileceği şeklinde bir bildirimde bulunulmadı. MEB tarafından da bu yönde bir bildirimde bulunulmadı. Ben meydana gelen kazada kusurum olduğunu düşünmüyorum. Meydana gelen kaza bakımından çok üzgünüm aileye geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Biz aile ile elimizden geldiğimizce irtibatlaşmaya çalıştık. Kendileri de bizi bilgilendirmişlerdir. Biz aileye elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Çitler ile alakalı olarak çitlerin boyu yüksek olduğundan dolayı öğrencilerimize zarar vereceğini düşünmüyorduk. Ben de 28 yıl boyunca devlette çalıştım, ülkedeki çoğu okulda çitlerin bu şekilde olduğunu biliyorum. Çitlerin yapısının bu şekilde olması olağandır. Bu olaydan sonra ise her ihtimale karşılık olarak çitlerin sivri ucunu düzleştirdik. Bilirkişi raporunda tarafıma kusur izafe edilmiş olsa da ben üzerime düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğimi düşünüyorum. Bundan dolayı bilirkişi raporundaki kusura yönelik bildirimleri kabul etmiyorum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum, beraatimi talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ederim" dedi. Sanık Hasan Aktoprak Müdafii Av. Ezgi Ayhan Bilgi, "Müvekkilimin talimatla ifadesi alınmıştı, bu ifadelerine aynen katılıyoruz. Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporunda da müvekkilime kusur izafe edilmediği gibi müvekkilimin herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığı da belirtilmiştir. Nitekim BYU ile yapılan yargılamada müvekkilimin beraatine karar verilmiştir. Bu aşamada müvekkillin öncelikle beraatine mahkemeniz aksi kanaatte ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" diye konuştu. Duruşmada Kuzey Yiğit Kılıç’ın babası Sinan Kılıç, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Bahçeşehir Kolejinin herhangi bir denetimi yoktur. MEB tarafından yeterli şekilde denetlenmemiştir. Bununla alakalı belgeyi celse arasında ibraz edeceğiz. Şu aşamada sanıklardan hala şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyoruz" dedi. Kuzey Yiğit Kılıç’ın annesi Melek Şen ise, "Bir önceki beyanlarımızı aynen tekrar ederiz. Sanıklardan halen şikayetçiyiz. Cezalandırılmalarını talep ediyorum" diye konuştu. Sanıkların ve avukatların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti tarafından Sanık müdafiilerine ve katılanlar vekiline gerek bilirkişi raporuna karşı gerek alınan beyanlara karşı ve tüm dosya kapsamı ile beyanlarında bulunmaları için gelecek celseye kadar süre verilmesine, Tüm sanıklar yönünde vareste tutulma taleplerinin kabulüne, İstanbul 60 ASCM’ye müzekkere yazılarak talimat evrakının kapatılmaması, yeni duruşma gün ve saatinin bildirilmesine, bu nedenle duruşmanın 4 Mayıs’a ertelenmesine karar verildi.
Erzurumlu şehit aileleri Çanakkale 57. Alay Şehitliğinde hüzünlendiler
09 Kasım 2025 Pazar - 09:26 Erzurumlu şehit aileleri Çanakkale 57. Alay Şehitliğinde hüzünlendiler Çanakkale’de bulunan 57. Alay Şehitliği’ni Erzurumlu şehit aileleri ziyaret etti. Çanakkale Savaşları’nda gösterdikleri kahramanlıkla destanlaşan 57. Alay Şehitliği’ni Erzurumlu şehit aileleri ziyaret etti. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetleri İl Müdürlüğü tarafından organize edilen ziyarette 41 kişilik kafile ile Eceabat ilçesine gelen aileler şehitliği ziyaret ederek kahraman ecdadı için dualar okudu. Ziyaret hakkında konuşan Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı İsmet Erdal, "Ben şehit aileleriyle birlikte geldim. Şehit anne, baba, eşleriyle birlikte geldim. Epey zamandır böyle bir planımız vardı, bugüne nasip oldu. Onlarla birlikte geldim" dedi. Şehitlik ziyaretinde çok güzel duygular içerisinde olduğunu belirten şehit Sezai Ekşioğlu’nun annesi Arzu Ekşioğlu, "Çok gelmek istiyordum. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız bizi gönderdi çok mutluyum. Şehitlerimiz sayesinde biz varız. Bir şehit annesi olarak ben de vatan sağ olsun diyorum. Sanki olanları yaşamış gibi çok duygulandık. Gerçekten çok etkilendik. Bizleri bu zaman getirmek için neler çekmişler gerçekten çok etkileyici, çok hüzünlendik. Allah onlardan razı olsun şefaatine nail eylesin" diye konuştu. Erzurumlu şehit Rahmi Kaya’nın babası Abdurrahman Kaya, ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek "Erzurum’da sayın valimizin, Aile Sosyal Politikalar müdürümüz, müdür yardımcılarımızın sayesinde geldik ve çok memnun olduk. Hepsinden Allah razı olsun. Buralar Mekke, Medine kadar kutsal. Şehitlerimizle gurur duyuyoruz. Allah’ım hepsinden razı olsun. Hepsine gani kalbi rahmet eylesin inşallah" ifadelerini kullandı.
Balık artıklarını yemek isteyen kedinin ağzı ve ayağına olta kancası battı
08 Kasım 2025 Cumartesi - 10:12 Balık artıklarını yemek isteyen kedinin ağzı ve ayağına olta kancası battı Çanakkale’de ağzına olta kancası takılan kedi vatandaşlardan adeta yardım istedi. Duyarlı anne kız kediyi veterinere götürerek tedavisini gerçekleştirdi. Çanakkale’nin Biga ilçesi Hamdibey mahallesi Gökkuşağı Parkı içinde olta kancası bulunan balık artıkları dikkatsiz şekilde park kenarına bırakıldı. Balık artıklarını yemek isteyen kedilerden birinin ise ağzına ve bacağına olta kancası takıldı. Kedi o sırada parkta oturan Tuana Aykut’un yanına adeta yardım istemek için gitti. Aykut, durumu anlayınca kediyi annesi Duygu Kural Aykut ile beraber veterinere götürdü. Kedi veterinerdeki tedavisi ardından sağlığına kavuştu. Olayı anlatan anne Duygu Kural Aykut, "Kızım parkta otururken yanlarına bir kedi geliyor. Kedinin ağzından sarkan ipi fark ediyorlar. Sonra yakalayıp ağzını açıp bakmışlar. Diline batan kancayı görmüşler. Onun üzerine beni arayarak durumu anlattı. Hemen veterinere götürelim dedim. O sırada kedi uzaklaşmaya başlarken kızım arkasından gidiyor. Kedi resmen neden böyle olduğunu gösterir gibi o atık yiyeceklerin olduğu yere gidiyor kedi. Orda o balık kafalarından kancaların battığını anlıyoruz. Sonra hemen veteriner Pınar hanımı aradık veterineri kapatmasına rağmen koşa koşa gelerek açtı kliniği. Kedinin her yerini kontrol etti. Aynı zamanda bacağının üzerine de bir kanca battığını fark etti. Sonrasında kancaları çıkardı, antibiyotik iğnelerini ve gelmişken aşılarını da yaptı. Bize o şekilde teslim etti" dedi.
Çanakkale’de kahve rengi kokarcalarla 4 bin samuray arısı mücadele edecek
07 Kasım 2025 Cuma - 14:06 Çanakkale’de kahve rengi kokarcalarla 4 bin samuray arısı mücadele edecek Çanakkale’de tarımsal üretimi tehdit eden Kahverengi Kokarca zararlısına karşı yürütülen çalışmalar aralıksız sürdürülüyor. Çanakkale’de İl Tarım ve Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince tarımsal üretimi tehdit eden Kahverengi Kokarca (Halyomorpha halys) zararlısına karşı yürütülen çalışmalar aralıksız sürdürülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından desteklenen ve Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü koordinatörlüğünde yürütülen "Kahverengi Kokarca’nın Ülkesel Entegre Mücadele Yönetimi Projesi" çerçevesinde biyolojik mücadele çalışmaları 2024-2025 yıllarında Lapseki ve Biga ilçelerinde toplam 4 bin adet samuray arısı (Trissolcus japonicus) salımı gerçekleştirildi. 2025 yılı "Kahverengi Kokarca Sürvey Yönergesi" çerçevesinde; Merkez Yapıldak, Musaköy, Kalabaklı köyleri ile Biga, Ezine, Lapseki ve Bayramiç ilçelerinde haftalık tuzakla takip çalışmaları yürütülerek üreticilere zararlının tanınması ve mekaniksel mücadele yöntemleri hakkında eğitim ve bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirildi. 31 Ekim tarihi itibariyle bahçe alanlarında tuzakla takip çalışmaları sonlandırıldı. Zararlının biyolojisi gereği kış döneminde ev, depo, ofis, müştemilat ve şehir içi ağaçlık alanlara çekildiği bilinmekte, popülasyon kontrolünün sağlanabilmesi amacıyla Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü personeline yönelik bir eğitim programı düzenlendi. Eğitimde; zararlının biyolojisi ve morfolojik özellikleri, kışlama alanlarında uygulanabilecek mücadele yöntemleri, canlı zararlı örneklerinin tanıtımı anlatılarak katılımcılara bilgilendirici afiş ve lifletler dağıtıldı. Eğitim faaliyetleri ile üreticilerin ve kurum çalışanlarının farkındalığını artırarak, Kahverengi Kokarca ile etkin mücadelenin sürdürülebilirliğini hedefleniyor.
Çanakkale’de 2025 yılında 11 bin 868 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı zarar gördü
07 Kasım 2025 Cuma - 09:43 Çanakkale’de 2025 yılında 11 bin 868 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı zarar gördü Çanakkale’de 2025 yılında çıkan 155 orman yangınında 11 bin 868 futbol sahası büyüklüğünde 8 bin 477 hektar alan zarar gördü. Orman Bölge Müdürü Enver Demirci, "Yanan bu alanların yeniden orman haline dönüştürülmesi anayasal zorunluluktur. Yanan bu alanlar başka bir amaç için tahsis edilemez. Yeniden orman haline getirilir. Bu manada biz de çalışmalarımızı başlattık" dedi. Çanakkale genelinde 2025 yılı içerisinde 155’i orman 641’i orman dışı olmak üzere toplam 796 yangın çıktı. Çıkan orman yangınlarında 8 bin 447 hektarlık orman alanı zarar gördü. Yanan alanlarla ilgili Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince yeniden yeşertme çalışmaları başladı. Yeniden orman kurma çalışmaları için ‘Orman Yangın Çalıştayı’ düzenleneceğini söyleyen Orman Bölge Müdürü Enver Demirci, Milli Ağaçlandırma Günü etkinlikleri kapsamında Çanakkale’de 14 ayrı lokasyonda fidan dikim etkinlikleri yapılacağını belirtti. Bölge Müdürü Demirci, "11 Kasım fidan dikim etkinliğine katılamayacak olan vatandaşlarımız ‘Sevdamız Yeşil Vatan’ mottosuyla yapacağımız bu etkinliğe Orman Genel Müdürlüğü sitesi üzerinden fidan sahiplenerek katkıda bulunabileceklerdir" ifadelerini kullandı. Yanan bu alanlar başka bir amaç için tahsis edilemez Sorumluluk sahalarında 2025 yılında 155 orman yangını çıktığını söyleyen Çanakkale Orman Bölge Müdürü Enver Demirci, "Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü olarak sorumluluk sahamızda 2025 yılı yangın sezonunda 155 adet orman yangınında 8 bin 477 hektar orman alanımız zarar gördü. Bununla beraber 641 adet de orman dışı yangına müdahale ettik. Yanan bu alanların yeniden orman haline dönüştürülmesi anayasal zorunluluktur. Yanan bu alanlar başka bir amaç için tahsis edilemez. Yeniden orman haline getirilir. Bu manada biz de çalışmalarımızı başlattık" dedi. Yeniden orman kurma çalışmaları yapılacak Orman yangınlarının ardından sahalarda yapılacak çalışmalar için çalıştay yapılacağını belirten Enver Demirci, "24-26 Kasım tarihlerinde Çanakkale’de ‘Orman Yangın Çalıştayı’ yapılacak. Yanan bu sahalarda yapılacak çalışmalarla ilgili çalıştay sonucuna göre projelendirme çalışmaları ve yeniden orman kurma çalışmaları yapılacak. Bu manada yangına dirençli şehirler oluşturma, yangına dirençli orman kurma adına yapılacak çalışmaların altlığı oluşturulacak. Bu çalışmalara Orman Genel Müdürlüğü’nün yetkililerinin dışında üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız, belediyelerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız katılarak bu çalıştayı tamamlayacağız. Yanan bu sahaları 2026 yılının sonuna kadar tekrar orman haline getirmiş olacağız" şeklinde konuştu. 14 ayrı lokasyonda fidan dikim etkinlikleri yapılacak Ağaçlandırma çalışmaları hakkında bilgi veren Demirci, "Milli Ağaçlandırma Günü etkinlikleri kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde Türkiye’de 81 ilde 922 ilçede ağaçlandırma faaliyetleri yapılmakta olup yine Çanakkale ilimizde de 14 ayrı lokasyonda fidan dikim etkinlikleri yapılacaktır. Çanakkale ilinde Dardanos mevkisinde 11 Kasım günü saat 11’de tüm vatandaşlarımızı fidan dikim etkinliklerine bekliyoruz. Yine bu 11 Kasım fidan dikim etkinliğine katılamayacak olan vatandaşlarımız ‘Sevdamız Yeşil Vatan’ mottosuyla yapacağımız bu etkinliğe Orman Genel Müdürlüğü sitesi üzerinden fidan sahiplenerek katkıda bulunabileceklerdir" ifadelerini kullandı.
Yüzlerce yıldır İspanya ve İtalya’dan sonra sadece Gökçeada’da yetişiyor
07 Kasım 2025 Cuma - 09:37 Yüzlerce yıldır İspanya ve İtalya’dan sonra sadece Gökçeada’da yetişiyor İspanya, İtalya ve Kanada’dan sonra Türkiye’de sadece Gökçeada’da yetişen ve tamamen doğal olan ladolia cinsi zeytinler genellikle yağlık olarak değerlendiriliyor. Gökçeada Belediye Başkanı Bülent Ecevit Atalay, Çanakkale’ye bağlı Gökçeada’nın genellikle geçim kaynağının tarım, hayvancılık ve turizm olduğunu söyledi. Adada halen Rumların yoğun yaşadığını dile getiren Atalay, kendi ailesi gibi birçok ailenin yıllar önce Trabzon’dan adaya gelip yerleştiğini anlattı. Adada tarımsal üretimde zeytinyağının öne çıktığını dile getiren Atalay, şöyle konuştu: "Ladolia cinsi zeytin, Gökçeada zeytini olarak da biliniyor. Dünyada çok fazla yerde bulunmuyor. İspanya ve İtalya’da biraz da Kanada’da bulunuyor. Türkiye’de de sadece Gökçeada’da yetişiyor. Buraya nasıl gelmiş, kim getirmiş bilen yok. Çünkü bin yıllık ağaçlarımız var." İlaç ve kimyasal gübre bulunmuyor Ada genelinde 255 bin zeytin ağacı bulunduğunu ve hasat edilen ürünlerin tamamının yağlık olarak değerlendirildiğini aktaran Atalay, ladolia cinsinin sofralık tüketilmediğini söyledi. Adanın bazı noktalarında bin yıllık ağaçlardan bile zeytin toplandığını belirten Atalay, "Hazina’ye ait özel bir alan var. 500 ila bin yıllık zeytin ağaçları bulunuyor bu alanda. Yüzlerce yıl zeytin yetişiyor burada. Tamamen doğal. Biz de hayvancılık kapalı değil serbest yapılır. Bu hayvanların gübreleriyle doğal yetişiyor. İlaç yok, kimyasal gübre yok" dedi. Jeopark yapılacak Hazineye ait yüzlerce yıllık ağaçların bulunduğu alanın jeopark yapmak için çalıştıklarını vurgulayan Atalay, bu alanı belediye olarak özellikle koruduklarını ve çok özen gösterdiklerini anlattı. Adada Rumların ve Türklerin kendi arazilerinde zeytin yetiştirerek geçimini sağladığını belirten Atalay, "Bizim büyüklerimiz ilk geldiklerinde zeytin toplayı bilmiyorlar hatta ağacını tanımıyorlar. Odun ihtiyacı için zamanında çok kesilmiş. Rumlar 3 kişi 6 çucal toplarken bizimkiler 5 kişi bir çuval ancak toplamışlar. Çünkü bizim büyükler elma toplar gibi zeytin hasat etmişler. Zamanla öğrenmişler ağacı, zeytin toplamayı ve ürünün kıymetini" diye konuştu.