Yerel Haberler
Çanakkale
Çanakkale’de ilk kez TAR yöntemi ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi
09 Ekim 2025 Perşembe - 19:21 Çanakkale’de ilk kez TAR yöntemi ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde ilk kez transversus abdominis release (TAR) tekniği ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesine, 35 yaşındaki erkek hasta önceki batın cerrahisine bağlı gelişen ameliyat yeri fıtığı nedeniyle başvurdu. Hastaya, Gastroenteroloji Uzmanı Op. Dr. Barış Türker ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Kurtkulağı’nın gerçekleştirdiği cerrahi operasyonla, Çanakkale Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan open transversus abdominis Rrelease (TAR) tekniği kullanılarak başarılı bir onarım yapıldı. Bu yöntemde karın ön duvarı kas katmanları dikkatle ayrılarak yama kasların arkasına yerleştirildi. Böylece karın duvarı yeniden yapılandırılarak gerginliksiz ve kalıcı bir onarım sağlandı. Bu yöntem büyük ve tekrarlayan karın duvarı fıtıklarının tedavisinde modern cerrahinin altın standart yaklaşımlarından biri olarak kabul edilirken Op. Dr. Barış Türker, operasyonla ilgili şunları söyledi: "Hastamızda oldukça geniş bir karın duvarı defekti mevcuttu. TAR tekniği sayesinde hem fizyolojik bir karın duvarı bütünlüğü sağladık hem de gerginlik oluşturmadan kalıcı bir onarım gerçekleştirdik. Bu başarılı operasyon, hastanemizde ileri düzey karın duvarı cerrahisi açısından önemli bir adım oldu." Op. Dr. Özgür Kurtkulağı ise, "TAR yöntemi, özellikle geniş ve tekrarlayan fıtıklarda hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran, modern ve güvenilir bir yaklaşımdır. Bu operasyonun başarılı şekilde tamamlanması, ekibimiz adına büyük bir mutluluk kaynağı oldu" dedi. Hastaneden yapılan açıklamada, "Bu başarıyla birlikte cerrahi ekibimiz, hastanemizde kompleks karın duvarı rekonstrüksiyonlarında yeni bir dönemin kapısını aralamıştır" ifadelerine yer verildi.
Karabiga Kapalı Spor Salonu’nun yapımına başlandı
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:52 Karabiga Kapalı Spor Salonu’nun yapımına başlandı Karabiga’da gençlerin ve spor tutkunlarının heyecanla beklediği 250 kişilik kapalı spor salonunun inşaatı Jet Grout denilen zemin iyileştirme yöntemi ile başlatıldı. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi’nin seçimde söz verdiği bir proje daha hayata geçti. Yerel genel uyumuyla Karabiga’da başarılı çalışmalar yapan Başkan Elbi ve ekibi şehrin spor altyapısı için güçlü bir adım attı. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın destekleriyle gerçekleşen ve geçtiğimiz haftalarda protokol yapılan proje depreme dayanıklı olması için Jet Grout denilen zemin iyileştirme yöntemi ile başladı. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, projenin bölgeye önemli bir değer katacağını belirterek şunları söyledi: "Karabiga’mız ve bölgemiz için önemli olan projeyi hayata geçirmenin sevinci ve mutluluğu içindeyiz. Beldemize 250 kişilik çok amaçlı, içinde basketbol, voleybol, masa tenisi, güreş ve karatenin yer aldığı kapsamlı bir spor salonunu kazandırıyoruz. Karabiga’mıza hayırlı olsun. Çalışmalarımız ihaleyi kazanan firma tarafından Jet Grout zemin iyileştirmesi ile başladı. Allah’ın izniyle yaklaşık 240 günlük bir süre içinde de spor salonumuz tamamlanacak. Vatandaşımıza seçim zamanı ne söz verdiysek, yerine getirme çabası içindeyiz. Bu proje çocuklarımıza ve gençlerimize büyük bir değer katacak. Çok amaçlı kapalı spor salonumuzda voleybol, basketbol, karate, güreş, tenis gibi birçok spor dalı icra edilecek. Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak, tüm projelerde yanımızda olan Milletvekilimiz Sayın Ayhan Gider başta olmak üzere Spor Toto Başkanlığı’na, Belediye Meclis Üyelerimize, Belediye çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Karabiga’mıza hayırlı olsun. Biz durmadan, yorulmadan çalışıyoruz. Hedefimiz, inşallah gelecek nesillere güzel bir Karabiga bırakmaktır." Yeni spor salonu tamamlandığında, Karabiga’da sporun her branşına ev sahipliği yapacak modern bir tesis olarak hizmet verecek.
Arıtma sistemlerinin geliştirilmesi hem müsilajın çözümüne hem tarıma katkı sağlayacak
09 Ekim 2025 Perşembe - 11:11 Arıtma sistemlerinin geliştirilmesi hem müsilajın çözümüne hem tarıma katkı sağlayacak Marmara Denizi’nde müsilaj yer yer görülmeye devam ediyor. Prof. Dr. Muhammet Türkoğlu, arıtma faaliyetlerinin arttırılmasıyla denizlerin hem müsilajdan kurtulacağını hem de yerinde tarım ile ucuz meyve-sebzeden faydalanılabileceğini belirtti. Marmara Denizi’nde müsilaj yer yer görülmeye devam ederken, ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Türkoğlu müsilajdan kurtulmak için arıtma sistemlerinin önemine değindi. Prof. Dr. Türkoğlu, "Bu atık suları arıttıktan sonra tam biyolojik arıtmadan sonra belirli havzalarda biriktirip, bunu yerinde tarım ve park bahçeleri sulamak için kullanabiliriz. Dolayısıyla Marmara Denizi hem kirlilikten kurtulmuş olur hem de İstanbul gibi tarım alanlarının mevcut olduğu civarlarda yerinde tarımla daha ucuz sebze, daha ucuz tarım ürünlerini orada yaşayan insanlar edinebilir. Dolayısıyla bu çift yönlü çözüm aslında en önemli çözüm" dedi. Müsilajın oluşumunda üç temel etken Müsilajın oluşumunda üç temel etkenin yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Türkoğlu, "Müsilaj oluşumu tamamen organik madde birikimi. Bu organik madde birikiminin ana sebebi kirlilik demiştik ve aynı zamanda bunu etkileyen sıcaklık söz konusu, bir de hidrodinamik yapı yani üreyen, çoğalan organik maddenin dip sulara dağılamaması, dolayısıyla yüzeyde müsilaj birikimine neden oluyor. Problemin ana kaynağı bu" diye konuştu. "Arıtma konusunda son zamanlarda kısmen bilinçlenme oluştu" Denizlere salınan atıkların arıtılması konusunda son dönemlerde bilinçlenmenin arttığını ama yetersiz olduğunu vurgulayan Türkoğlu, "Peki müsilaj oluşumunu nasıl engelleyebiliriz? Bunu şu şekilde ortaya koymak lazım; müsilaj için öncelikle sebepleri ortaya koyduk biraz önce. O sebepleri ortadan kaldırmamız lazım. Şimdi sebebi biri neydi; kirlilik yüküydü, kirlilik. İkinci sebebimiz neydi; önemli sebebimiz, iklim değişimi ve buna paralel olarak sıcaklığın artışı. Üçüncü sebebimiz neydi; hidrodinamik yapı. Bizim hidrodinamik yapıyı değiştirme şansımız yok. Bu akıntı sistemlerini değiştirme şansımız yok. Artı, iklim değişimini kısa vadede değiştirme şansımız yok. Kısa vadede öncelikle değiştirebileceğimiz ne kalıyor ortaya; müsilajın sebebi olarak denizlerin kirletilmesinin durdurulması. Bunu nasıl durduracağız, çok basit aslında. Geçmişte kaba arıtma metodlarıyla tüm atık suları biz Marmara Denizi’ne boca ediyorduk. İstanbul, İzmit, Kocaeli, Bursa vesaire bunların her biri Marmara’ya kıyı oluşturan şehirler. Dolayısıyla bunlar atıklarını çözüldükten sonra katı atığı sıvı olarak belirli derinliklere 25 metre, 30 metreye boca ediyorlardı. Son zamanlarda biraz tabii bilinçlenme söz konusu oldu, biyolojik arıtma tesislerinin sayısı artmaya başladı. Kısmen bu oran 25, 30, 40’lara çıktı. Biz yine de kaba arıtımla kirleticilerin büyük bir kısmını sisteme veriyoruz" ifadelerini kullandı. Arıtma ile hem müsilajdan kurtulma hem de yerinde tarım Prof. Dr. Türkoğlu, müsilajın oluşumunun engellenmesi ve yerinde tarım ile ucuz sebze-meyveye ulaşmanın Marmara Denizi’ne kıyısı olan şehirlerde arıtma sistemleri ile sağlanabileceğini açıkladı. Türkoğlu, bu arıtma sistemi düzenini ise şöyle anlattı: "Burada ise aynı zamandaki kirleticileri sisteme vermiyoruz, elde ettiğimiz tatlı su kaynaklarını ayrıca sisteme veriyoruz. Gelecekte su kıtlığı dediğimiz olgu da söz konusu. Dolayısıyla biz şu anda içme su kaynakları için var olan nasıl havzalar varsa; bu atık suları arıttıktan sonra, tam biyolojik arıtmadan sonra belirli havzalarda biriktirip, bunu yerinde tarım ve park bahçeleri sulamak için kullanabiliriz. Dolayısıyla Marmara Denizi hem kirlilikten kurtulmuş olur hem de mevcut İstanbul gibi tarım alanlarının mevcut olduğu civarlarda yerinde tarımla daha ucuz sebze, daha ucuz tarım ürünlerini orada yaşayan insanlar edinebilir. Dolayısıyla bu çift yönlü çözüm aslında en önemli çözüm. Bunu politika yapıcılar, siyasetçiler göz önünde tutmalı. Biz insanlar olarak da çevremize daha duyarlı olmalıyız, daha dikkat etmeliyiz. Minimum seviyede kirletmeliyiz."
Bosna’nın Bihaç Belediye Başkanı Karabiga’da
08 Ekim 2025 Çarşamba - 16:26 Bosna’nın Bihaç Belediye Başkanı Karabiga’da Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, Bihaç Belediye Başkanı Elvedin Sedic ve Belediye Başkan Yardımcısı Anel Kajtezovic’i makamında misafir ederek, önemli bir görüşmeye ev sahipliği yaptı. İki belediye arasındaki mevcut ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin ele alındığı ziyarette, tarihi, kültürel ve ekonomik temaslar ön plana çıktı. Taraflar, karşılıklı fayda sağlayacak ortak projeler üzerinde durdu. Görüşmede, Karabiga Belediye Meclis Üyeleri yer aldı. Başkan Elbi, misafirlerine Karabiga’yı gezdirerek beldenin sahip olduğu tarihi ve doğal güzellikleri yerinde tanıttı. Ayrıca, Karabiga’da devam eden ve planlanan belediye projeleri ile çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Ahmet Elbi, "Dost ve kardeş ülke Bosna Hersek’in Bihaç şehrinden gelen değerli heyeti ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Bu tür ziyaretler, aramızdaki bağları daha da güçlendiriyor. İki şehir arasında turizmden ticarete birçok alanda iş birliği imkanlarını değerlendirdik. İnanıyorum ki bu temaslar, hem Karabigamız hem de Bihaç için hayırlı sonuçlar doğuracaktır" ifadelerini kullandı. Bihaç Belediye Başkanı Elvedin Sedic ise gösterilen sıcak misafirperverlik için Başkan Elbi’ye ve Karabiga halkına teşekkür ederek, benzeri iş birliklerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu. Başkan Sedic, aynı zamanda Başkan Elbi ve heyetini Bihaç’a davet etti.
Akran zorbalığında 25 dakika nefessiz kaldı
07 Ekim 2025 Salı - 11:18 Akran zorbalığında 25 dakika nefessiz kaldı Çanakkale’de sınıf arkadaşı Y.C. tarafından darbedilen M.D.Y.’nin ağır yaralandığı için yoğun bakımda tedavisi devam ediyor. M.D.Y.’nin yoğun bakımdaki 12’nci gününde durumunun hala kritik olduğu öğrenildi. M.D.Y.’nin avukatı Şeyma Çimendere "Şu an raporlanmamış vaziyette ancak yapılan tetkikler neticesinde doktorları ile görüştüğümüzde 25 dakikalık bir zaman dilimi kadar beynine oksijen gitmediğini tespit ettiler. Bunun bilgisini aldık ancak raporlanmadı. Daha sonrasında netlik kazanacaktır bu oran" dedi. Olay, 25 Eylül günü saat 15.35’te Biga ilçesinde bulunan Biga İÇDAŞ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi. İddiaya göre M.D.Y. (14), Y.C.’nin (14) ayağına bastı. Bunun üzerine Y.C., M.D.Y.’ye yumruk attı. M.D.Y., yumruğun etkisiyle kafasını sıraya çarparak yere düştü. Y.C. ise yerde yatan M.D.Y.’yi tekme ve yumruklarla darbetmeye devam etti. Nöbetçi öğretmen, kavgayı ayırdıktan sonra durumu 112 sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri geldi. M.D.Y.’nin kalbinin durduğunun belirlenmesinin üzerine ambulansta yapılan müdahalenin ardından kalp, sağlık ekipleri tarafından tekrar çalıştırıldı. Ağır yaralı M.D.Y., önce Biga Devlet Hastanesi’nde ardından Çanakkale Üniversite Hastanesi’nde tedavi altına alındı. M.D.Y.’nin kafa travması, akciğer sönmesi, karaciğer ve pankreasta organ hasarları tespit edildi. "Yaşam mücadelemiz devam etmektedir" M.D.Y.’nin son durumuna ilişkin açıklama yapan Avukat Şeyma Çimendere, "Öncelikle şöyle bahsedeyim toplumumuzda ve gündemimizde de sıkça yer aldığı üzere bu tür akran zorbalığı vakalarının artmış olması hepimizi üzüyor ve düşündürüyor. Çocuğumuzun durumuna gelecek olursak da halen daha entübe vaziyette uyandırılması planlanan tarih epeyce geçti. Yoğun bakım ünitesinde halen daha yaşam mücadelemiz devam etmektedir" dedi. Akran zorbalığına uğrayan M.D.Y.’nin beynine uzun süre oksijen gitmedi Olayın oluş şeklinde dair konuşan Şeyma Çimendere o anları şu cümlelerle anlattı: "3 Ekim tarihi itibarıyla soruşturma makamlarınca tahkikat genişletildi. Sonradan sınıfın içerisinde aslında hemen hemen bütün sınıfın olayı gördüğü ve vakıf olduğu bilgisi edinince haricen diğer tanıkların da ifadesine başvuruldu ve toplamda 15 çocuğumuzun daha ifadesi alındı. Genel manasında dosyanın şahsım adına sentezini yaptığımda ve suça sürüklenen çocuk ile müşteki çocuğumuzdaki darp oranlarını kıyasladığımda çocuğumuzun bünyesinde biliyorsunuz ki daha önce sizler de vakıfsınız kalbi durmuş vaziyetteyken 112 ekiplerince müdahale edildi. Devamında hastaneye intikal edildi. Yapılan tetkiklerde kafa travması, akciğer sönmesi, karaciğer ve pankreasta organ hasarları tespit edildi. Şu an raporlanmamış vaziyette ancak yapılan tetkikler neticesinde doktorları ile görüştüğümüzde 25 dakikalık bir zaman dilimi kadar beynine oksijen gitmediğini tespit ettiler. Bunun bilgisini aldık ancak raporlanmadı. Daha sonrasında netlik kazanacaktır bu oran. Diğer suça sürüklenen çocuğumuzun da aynı şekilde kendisindeki darp oranına baktığımızda küçük küçük çiziklerden ibaret oluşu müşteki çocuğumuzun belli bir süre savunmasız kaldığı ya da baygın haldeyken kendisine şiddet uygulanmaya devam edildiğini göz önüne sermektedir. Bunu bir ayrıntı olarak belirtmek isterim. Geneli manasında dosyadan vakıf olduğum kadarıyla olayın oluş şekli aralarında suça sürüklenen çocuk harici başka bir arkadaşıyla şınav çekmeye iddiasına giriyorlar. Bunu duyan diğer çocuk gülerek ve alay ederek karşılık veriyor. Sonrasında bir ayağa basma gerekçesiyle aralarında bir itişme başlıyor. Müvekkilim bilinçli bir şekilde tutularak yere düşürülmeye çalışılıyor. Yere düşüyor. Düşmezden evvel de müvekkilime 5-6 yumruk darbesi uygulanıyor. Düştükten sonra da yumruklanmaya ve darbedilmeye devam ediyor ve diğer öğrencilerce müvekkilimin titremeye başladığı ve ağzından beyaz köpüklerin geldiği tespit edilince artık diğer çocuklarda müdahale etme ihtiyacı hissedip şüpheli çocuğumuzu üzerinden alıyorlar. Olay acı bir şekilde vuku buluyor." "Toplum halinde yaşayabilme kabiliyetini lütfen çocuklarımıza aşılayalım" Akran zorbalığının toplumsal bir gündem olduğunu vurgulayan Çimendere, "Aynı şekilde belirtmek istiyorum, toplumsal bir gündem konusudur. Kurumları yaşanılır hale getirenler bireylerdir, insanlardır. Yöneticiler de bunların denetçisi pozisyonundadır. Toplum halinde yaşayabilme kabiliyetini lütfen çocuklarımıza aşılayalım. Müdahale edemediğimiz bir boyuttaysa da lütfen rehabilite olabilme imkanı onlara sağlayabilelim ki toplumumuz adına faydalı bireyler yetiştirebilelim" ifadelerini kullandı.
Çanakkale’de milli parkta yaşayan sincaplar isimlerini Troya’nın efsanelerinden aldı
07 Ekim 2025 Salı - 10:09 Çanakkale’de milli parkta yaşayan sincaplar isimlerini Troya’nın efsanelerinden aldı Çanakkale’de, Troya Tarihi Milli Parkı’nda yaşayan sincaplara Troya’nın efsanelerinden Hektor ve Akhilleus isimleri verildi. Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, 30 Eylül 1996 tarihinde Troya ve çevresinin "Tarihi Milli Park" olmasına karar verilmesiyle 136 kilometrekarelik bir alan Troya Tarihi Milli Parkı oldu. Bu park içinde, Neolitik Dönem’den 1915 Çanakkale Savaşları anıtlarına uzanan pek çok arkeolojik ve tarihi anıtı barındırıyor. Kültür mirasının korunması kadar, doğa mirasının korunmasının önemi nedeniyle Troya Milli Parkı master planının hayata geçirerek Troas bölgesindeki kültürel ve doğal mirasın korunmasını sağladı. Tarihi parkın doğasının titizlikle korunması sayesinde hayvanlara da burada can buluyor. Tarihi Milli Parkı’nda yaşayan sincaplara ise buranın tarihini de barındıran Troya’nın efsanelerinden Hektor ve Akhilleus isimleri verildi. Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğünün sosyal medya üzerinden mitolojik isimler taşıyan iki sincabın görüntüsünü yayınladığı paylaşımda şu ifadelere yer verildi: "Troya Tarihi Milli Parkı’nda tarih ve doğa bir arada nefes alıyor! Mitolojik bir geçmişe sahip bu eşsiz alanda, tarih yalnızca taşlarda değil; dallarda koşuşturan küçük dostlarımızda da can buluyor. Tanışın: Hektor ve Akhilleus! İsimlerini Troya’nın efsanelerinden alan bu sevimli sincaplar, doğayla tarihin iç içe geçtiği bu büyülü atmosferin neşeli elçileri. Doğayı koruyarak tarihi yaşatıyoruz."