Yerel Haberler
Diyarbakır
Çocuklar sokakta sporla buluştu 07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:03:38 Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin "Koş, Oyna, Paylaş: Sokakta Spor" etkinlikleri kapsamında Oğlaklı Mahallesi’nde bir araya gelen yüzlerce çocuk ve genç, spor, oyun ve müzikle dolu bir gün geçirdi. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, havaların ısınmasıyla birlikte sporu salon ve tesislerden sokaklara taşıyor. "Her Yerde Spor" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte yüzlerce çocuk ve genç, farklı spor branşlarında hareket dolu bir gün geçirme şansı yakalıyor. Daha önce Yenişehir ilçesindeki Ben u Sen semtinde başlayan organizasyonun bu seferki durağı Bağlar ilçesi Oğlaklı Mahallesi oldu. Çocukların neşesi mahalleye yayıldı Özellikle spor alanlarına erişimi sınırlı olan mahallelerde düzenlenen etkinliklerle çocukların sosyal yaşama daha aktif katılması hedefleniyor. Gün boyunca oyun oynayan, spor yapan ve birlikte vakit geçiren çocuklar, mahallede renkli ve hareketli görüntüler oluşturdu. Etkinlik, yalnızca fiziksel aktiviteyi değil; paylaşmayı, birlikte hareket etmeyi ve dayanışmayı da güçlendiren bir buluşmaya dönüştü. Şenliğe katılan 6-14 yaş arası çocuklar ile 15-25 yaş arası gençler, futbol, basketbol, voleybol, masa tenisi ve badminton gibi branşlarda spor yapma imkanı buldu. Kurulan portatif oyun ve spor alanlarında çocukların enerjisi gün boyu devam etti. Etkinlik kapsamında ayrıca şişme tırmanma duvarı, trambolin, akıl ve zekâ oyunları atölyeleri ile ritim ve müzik etkinlikleri de yoğun ilgi gördü. Yüzlerce çocuk ve gencin farklı spor branşlarını tanıma fırsatı bulduğu etkinlikte, katılımcılar gün boyunca hem spor yaptı hem de keyifli vakit geçirdi. Çocuklar, gençler ve aileler, mahalleye neşe ve heyecan getiren organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, çocukların ve gençlerin sporla daha fazla buluşabilmesi amacıyla "Sokakta Spor" etkinliklerini belirlenen program kapsamında kentin farklı mahallelerinde sürdürmeye devam edecek.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:54 Hani Devlet Hastanesi hizmete açıldı Diyarbakır’ın Hani ilçesinde yapımı tamamlanan Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Modern mimarisi, güçlü teknik altyapısı ve geniş hizmet kapasitesiyle dikkat çeken hastane, bölge halkına daha erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunacak. Toplam 10 bin 750 metrekare kapalı alana sahip hastane, 35 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. İhtiyaç halinde kapasitesi 64 yatağa kadar artırılabilecek şekilde planlanan hastane, polikliniklerden ameliyathanelere, yoğun bakım ünitelerinden hemodiyaliz hizmetlerine kadar birçok alanda kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor. Hastanede 12 poliklinik odası, 3 ünitli ağız ve diş sağlığı polikliniği, gebe okulu ve ebe polikliniği, 2 ameliyathane, yoğun bakım üniteleri, 8 yataklı hemodiyaliz ünitesi ile evde sağlık hizmetleri birimi yer alıyor. Anne ve bebek dostu yaklaşımıyla öne çıkan hastanede ayrıca, anne adaylarının doğum süreçlerini daha konforlu geçirebilmesi amacıyla modern TDL (Travay, Doğum, Lohusa) odaları da hizmete sunuldu. Acil servis bölümü ise erkek, kadın ve çocuk müşahade alanları, travma ve müdahale odaları, canlandırma ünitesi ile kapsamlı bir yapıda planlandı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, sağlık yatırımlarının vatandaşların sağlık hizmetine erişimini güçlendirdiğini belirterek, "Hani Devlet Hastanemiz, yalnızca bir sağlık tesisi değil; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı, güvenli ve modern şartlarda ulaşabilmesi adına önemli bir yatırımdır. Modern altyapısı, donanımlı birimleri ve güçlü sağlık kadrosuyla İlçemize uzun yıllar hizmet verecek önemli bir sağlık kompleksini vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye ve vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz’’ dedi. Hani Devlet Hastanesinin, ilçe merkeziyle birlikte çevre mahalleler ve kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara da 7 gün 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti sunacağı belirtildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:36 İş adamı Bozkuş: ’’Türkiye güçlü liderlikle bölgede huzur ve güvenin teminatı oldu’’ Diyarbakırlı iş adamı Mehmet Bozkuş, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayi, diplomasi ve iç güvenlik alanında ortaya koyduğu başarıları değerlendirerek, elde edilen kazanımların güçlü liderlik, siyasi istikrar ve millet-devlet dayanışmasının sonucu olduğunu söyledi. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarih boyunca stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Bozkuş, bugün Orta Doğu başta olmak üzere çevre ülkelerde yaşanan savaşların, çatışmaların ve insani krizlerin göz önüne alındığında Türkiye’nin sergilediği güçlü duruşun daha net anlaşıldığını ifade etti. Bozkuş, "Bugün etrafımıza baktığımızda adeta ateş çemberiyle çevrili bir coğrafyada yaşıyoruz. Sınırlarımızın hemen ötesinde insanlar evlerini, yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor, şehirler bombalanıyor, milyonlarca insan büyük mağduriyetler yaşıyor. Böylesine hassas bir dönemde Türkiye’nin dimdik ayakta kalabilmesi, vatandaşlarının huzur ve güven içinde yaşamlarını sürdürebilmesi asla tesadüf değildir. Bunun arkasında 23 yıllık siyasi istikrar, güçlü devlet aklı ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği vardır" dedi. ’’Savunma sanayisinde tarihi bir dönüşüm gerçekleşti’’ Savunma sanayisinde son yıllarda gerçekleştirilen yatırımların Türkiye’yi dünya çapında söz sahibi ülkeler arasına taşıdığını belirten iş adamı Bozkuş, geçmişte dışa bağımlı olan Türkiye’nin bugün kendi teknolojisini üreten, ihraç eden ve caydırıcı gücünü her geçen gün artıran bir ülke konumuna geldiğini söyledi. Bozkuş açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ’’Bir dönem savunma ihtiyaçlarını büyük ölçüde dışarıdan karşılamak zorunda kalan Türkiye, bugün kendi İHA’sını, SİHA’sını, savaş gemisini, hava savunma sistemini ve stratejik savunma teknolojilerini üretebilen güçlü bir ülke haline gelmiştir. Bu tarihi dönüşüm kolay olmamıştır. Büyük bir vizyon, sabır, kararlılık ve milli duruş gerektirmiştir. Geldiğimiz noktada dünya artık Türkiye’nin kolay lokma olmadığını, bileğinin bükülemeyeceğini açık bir şekilde görmektedir." Türkiye’nin askeri caydırıcılığının yalnızca savunma alanında değil diplomatik alanda da elini güçlendirdiğini vurgulayan Bozkuş, güçlü devletlerin masada da güçlü konuştuğunu belirtti. Bozkuş, "Bugün Türkiye uluslararası platformlarda sözünü dinleten, masada ağırlığı olan bir ülke haline gelmiştir. Bunun temelinde sahada elde edilen güç vardır. Eğer savunma sanayiniz güçlü değilse diplomatik anlamda da etkili olmanız mümkün değildir. Türkiye artık hem sahada hem masada güçlüdür’’ diye konuştu. ’’Saha Expo 2026’da sergilenen teknolojiler gurur kaynağı oldu’’ Saha Expo 2026 Savunma Sanayi Fuarında sergilenen yerli ve milli teknolojilerin Türkiye’nin geldiği noktayı net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getiren iş adamı Bozkuş, fuarda tanıtılan sistemlerin tüm dünyada dikkatle takip edildiğini söyledi. Bozkuş, "Saha Expo 2026’da sergilenen savunma sistemleri gerçekten hepimizin göğsünü kabartmıştır. Özellikle yeni nesil teknolojiler, Türkiye’nin savunma sanayisinde artık farklı bir lige çıktığını açıkça göstermektedir. Özellikle kıtalar arası yeni füzemiz 6 bin kilometre menzili olan Yıldırım Han bizi Dünya savunma sanayide yeni bir lige çıkarmış ve gurur kaynağımız olmuştur. Her biri uzun yılların emeği, birikimi ve kararlılığının ürünüdür’’ şeklinde konuştu. Tanıtımı yapılan yüksek menzilli savunma sistemlerinin Türkiye’nin stratejik gücüne büyük katkı sağlayacağını anlatan Bozkuş, bunun ülkeye yönelik kötü niyetli planları olan çevrelerde ciddi bir caydırıcılık oluşturduğunu belirtti. Bozkuş, ‘’Türkiye’ye karşı hesap yapan herkes artık iki kez düşünmek zorundadır. Çünkü karşılarında eski Türkiye yok. Kendi teknolojisini geliştiren, kendi güvenliğini kendisi sağlayan güçlü bir Türkiye var’’ ifadelerini kullandı. ’’Birlik ve beraberlik en büyük gücümüzdür" Türkiye’nin dışarıdaki başarısının içerideki birlik ve beraberlikle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Bozkuş, Cumhur İttifakı çatısı altında sürdürülen güçlü birlikteliğin ülkenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Bozkuş, "Dışarıya karşı güçlü olmanın yolu içeride sağlam durmaktan geçer. Bugün Cumhur İttifakı ile ortaya konulan kararlı duruş, ülkemizin geleceği adına son derece kıymetlidir. Özellikle terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda atılan adımlar milletimizin huzuru açısından tarihi önemdedir’’ dedi. Toplumun her kesiminin ülkenin geleceği için ortak paydada buluşmasının önemine dikkat çeken Bozkuş, güçlü Türkiye idealinin birlik içerisinde daha da büyüyeceğini söyledi. "Güçlü hükümet, güçlü liderlik, huzurlu Türkiye" Bozkuş, Türkiye’nin bugün geldiği noktanın tesadüfi olmadığını belirterek şöyle dedi: "Türkiye bugün dışarıya karşı caydırıcı, içeride ise vatandaşına güven veren güçlü bir devlettir. İnsanlarımız evlerinde huzur içerisinde yaşayabiliyorsa, geleceğe umutla bakabiliyorsa bunun arkasında güçlü hükümet anlayışı, kararlı liderlik ve millet-devlet dayanışması vardır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon, Türkiye’yi bölgesel güçten küresel etkisi olan bir ülke konumuna taşımıştır. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam ederek çok daha büyük başarılara ulaşacağımıza inanıyorum."
5 yaşındayken geçirdiği havale sonucu çene yapısı bozuldu, 21 yıldır sağlığına kavuşmanın hayaliyle yaşıyor
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 12:16 5 yaşındayken geçirdiği havale sonucu çene yapısı bozuldu, 21 yıldır sağlığına kavuşmanın hayaliyle yaşıyor Diyarbakır’da yaşan Uğur Ayaz, 5 yaşında geçirdiği havale sonrasında çene yapısında bozulma oldu. 21 yıldır gitmediği hastane kalmayan talihsiz genç, sağlığına kavuşacağı günün hayaliyle yaşıyor. Merkez Bağlar ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Uğur Ayaz, 5 yaşında geçirdiği havale sonrasında çene yapısında bozulmalar yaşandı. 2 defa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımlarıyla ameliyat olan Ayaz son ameliyatı için gerekli olan 600 bin lirayı bulamadığı sağlığına kavuşamıyor. Konuşmakta güçlük çeken, çene eklem protezi yapılması gereken evli 1 çocuk babası Ayaz, yemek yiyemediğini, uyuyamadığını ve konuşurken ağzından akan salyadan dolayı arkadaş çevresinde problem yaşadığını söyledi. Ayaz, "Yıllardır süren rahatsızlığımdan dolayı artık ameliyatımın son aşamasındayım. Maddi bölümü karşılayamadığım için ameliyat olamıyorum. Ben de her insan gibi sağlıklı, mutlu, huzurlu yaşamak istiyorum’’ dedi. Hastalığından dolayı arkadaşlarının yanına gidemiyor 2’nci ameliyatını olduktan sonra his kaybı yaşadığını dile getiren Ayaz, şu ifadeleri kullandı: ’’Bundan dolayı bazen istemeden de olsa ağzımdan salyalar geliyor, yemek dökülüyor. Bunun farkında olamıyorum. Bu rahatsızlığımdan dolayı arkadaş çevreme giremiyorum. Utangaç bir tavır sergiliyorum. İnsan içine çıkmakta zorlanıyorum. Toplum içerisinde konuşamıyor ve yemek yiyemiyorum. Gece yatarken nefes alıp, vermekte zorlanıyorum. Bundan dolayı yardımlarınızı bekliyor en kısa sürede sağlığıma kavuşmayı istiyorum." Sağlığına kavuşması için 3’üncü ameliyat şart Uğur Ayaz’ın babası Metin Ayaz ise depremzede bir aile olduğunu, şeker ve psikiyatri hastası olduğunu dile getirdi. Baba Ayaz, "Benim oğlumun çenesi küçükken geçirdiği ateşli hastalık nedeni ile kilitlendi. Yıllarca tedavi etmek için İstanbul’a, Ankara, İzmir’e gittim, çok uğraştım. Defalarca ameliyat etmeme rağmen bir türlü sonuç alamadım. Cumhurbaşkanımız yardımcı oldular. Çocuğumun iki defa ameliyatını yaptılar ama bir türlü sonuç alamadık. Son bir ameliyatı kalmış çocuğumun. Eğer ameliyat olursa sağlığına kavuşacak. Biz bu ücreti karşılayamayacak durumdayız. Çünkü ben çalışamıyorum, engelli bir vatandaşım, depremzede bir vatandaşım. Ondan dolayı da karşılayacak bir durumum yok. Ama oğlumun bu ameliyatı olup tekrar sağlığına kavuşması için bu ameliyatı olması şart" şeklinde konuştu. Oğlunun sosyalleşmesinde güçlük çektiğini aktaran Ayaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: ’’Ağzından salyalar akıyor. Ameliyat olmamasından dolayı ağzında 3 senedir teller var. Bu teller de ameliyat olmadan çıkarılmıyor. Bu yüzden de hem yemek yemede hem konuşmada çok zorluk çektiği için arkadaşlarının arasına giremiyor. Utanıyor, yaşı 26, evli de olduğu için bir türlü kendini ifade edemiyor, ben üzülüyorum. Çocuğum karşımda bu şekilde olduğu zaman bir baba olarak çok üzülüyorum. Elimden de bir şey gelmiyor. Oğlumun tedavisi için gereken küçük bir meblağdır ama bizi aşan, bir meblağ olduğu için karşılayamıyorum. Ben kendim için istemiyorum isterseniz siz direk doktorla konuşabilirsiniz. Sadece oğlumun bir tedavisini yapılmasını, sağlığına kavuşmasını, insanların içine güzel yüzlü, tertemiz bir evlat olarak çıkmasını istiyorum. Benim bir baba olarak tek temennim, tek isteğim bu. Sizden ricam Allah rızası için bize yardım edin." Prof. Dr. Celal Çandırlı, çene eklem protez maliyetinin 600 bin lira olduğunu söyledi.
Büyükşehir Belediyesinin kurslarından 9 bin kişi yararlandı
30 Ağustos 2025 Cumartesi - 09:44 Büyükşehir Belediyesinin kurslarından 9 bin kişi yararlandı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin farklı daire başkanlıkları bünyesinde, spordan sanata, eğitimden kişisel gelişime kadar farklı branşlarda açtığı kurslardan binlerce vatandaş yararlandı. Büyükşehir Belediyesi, halkçı ve katılımcı belediyecilik anlayışıyla kadınlara, gençlere, çocuklara ve engelli vatandaşlara yönelik kapsamlı kurs ve eğitim faaliyetleri düzenliyor. Kültürden spora, meslek edindirmeden kişisel gelişime kadar birçok alanda açılan kurslar, binlerce vatandaşın sosyal yaşama katılımını artırırken, fırsat eşitliğini güçlendiriyor. Büyükşehir Belediyesi, farklı daire başkanlıkları bünyesinde açtığı kurslar ve eğitim programlarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşırken, vatandaşların kendilerini geliştirmesine ve istihdam edilmesine de imkan sağlıyor. Bin 89 kadın faydalandı Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet veren Kadın Yaşam Merkezleri’nde toplam 11 farklı kurs ve eğitim programı düzenlendi. Tekstil atölyesine 223, yüzme eğitimine 246, spor kursuna 150, etüt merkezine 63, klima-kombi-petek bakımı kursuna 30, mobilya onarımına 6, ped atölyesine 65, temel bilgisayar eğitimine 32, 3D animasyon eğitimine 15, afet eğitimine 123 ve madde bağımlılığına yönelik bilinçlendirici eğitimlere 136 kadın katılım sağladı. Böylece toplam bin 89 kadın söz konusu kurs faaliyetlerinden yararlandı. Engellilere yönelik kurslar Engellilerin yaşama katılımını artırmak ve kentin erişebilir olması amacıyla çalışmalarını yürüten Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığının, zihinsel, otistik ve ortopedik engelli vatandaşlar için verdiği hizmetlerden de 354 kişi yararlandı. Tüm birimlerde yürütülen çalışmalarla birlikte zihinsel engelli 354, otistik 277, down sendromlu 89, işitme engelli 49, görme engelli 71 ve ortopedik engelli 165 olmak üzere toplamda bin 5 kişiye ulaşıldı. 750 çocuk kurslara katıldı Çocukların çok yönlü gelişimi için çalışmalar yürüten Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Çocuk Şube Müdürlüğü bünyesinde ise 11 farklı atölye açıldı. Resim, tiyatro, müzik, akıl ve zekâ oyunları, İngilizce, bilgisayar, satranç, ahşap oyuncak yapımı, Kürtçe, geleneksel çocuk oyunları ve ahşap boyama atölyeleriyle çocuklar hem kültür-sanat hem de dil ve beceri alanlarında desteklendi. Söz konusu kurslardan toplam 750 çocuk faydalandı. Yaz spor okulları Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı da spor ve kişisel gelişim alanında 11 branşta Yaz Spor Okulları kapsamında kurslar düzenledi. Futbol kursuna bin 100, yüzme eğitimine 2 bin 100, voleybola 450, basketbola 300, kort tenisine 300, karate ve taekwondo kurslarına 350’şer, hentbola 100, robotik kodlamaya 300, akıl ve zekâ oyunlarına 300, İngilizce kursuna ise 200 öğrenci katıldı. Böylece toplamda 5 bin 850 çocuk ve gence ulaşıldı. Daire başkanlığı, ayrıca Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu (BESYO) sınavlarına girmek isteyen 65 öğrenciyi, açtığı kursla sınava ücretsiz hazırladı. 8 farklı kursta 318 kişiye ulaşıldı Kentte yaşayan vatandaşın sanat ve kültür programlarına erişimini sağlamak amacıyla çalışmalar yürüten Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı, kültürel ve sanatsal etkinliklerin yanı sıra müzik alanında çeşitli kurslarla vatandaşa ulaştı. Bağlama 60, gitar 50, keman 36, piyano 20, yan flüt 10, resim 25, klarnet 5, ney ve kaval 12, Kürtçe dil kursu 100 olmak üzere toplamda 8 kursta 318 kişiye ulaşıldı. Büyükşehir Belediyesinin açtığı kurs ve atölyeler sayesinde kentte yaşayan farklı kesimden vatandaşlar, mesleki beceriler kazanırken, engelli vatandaşlar sosyal yaşama daha aktif katılıyor, çocuklar kültür, sanat ve dil alanlarında gelişiyor, gençler ise spor ve teknoloji eğitimleriyle geleceğe hazırlanmaya devam ediyor.
Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi
29 Ağustos 2025 Cuma - 16:04 Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra Sofioğlu’nun öldüğü trafik kazasında ehliyetsiz sürücü tutuklu suça sürüklenen çocuk C.G. hakkında, ’bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, 16 yaşındaki suça sürüklenen çocuk C.G. hakkında hazırlanan iddianame, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, 6 Mayıs’ta merkez Kayapınar ilçesi Mahabat Bulvarı’nda C.G. idaresindeki 21 AGP 252 plakalı otomobilin yolun karşısına geçmeye çalışan Sofioğlu’na çarptığı, kazada Sofioğlu’nun hayatını kaybettiği kaydedildi. C.G.’nin iddianamede yer alan ifadesinde, olay günü amcasına ait otomobil ile seyir halindeyken, yanında 3 arkadaşının bulunduğunu belirterek, 75-80 kilometre hızla giderken önünde bulunan aracın fren yaptığını, araca vurmamak için kullandığı aracı sol şeride kırdığını, bu esnada önüne iki öğrencinin atladığını, bir kız çocuğuna çarpmak zorunda kaldığını iddia etti. Tanık B.G. de olay günü araçta bulunduğunu, C.G.’ye "biraz yavaşlayabilirsin" şeklinde uyarıda bulunduğunu, kaza olmadan önce önündeki aracın fren yaptığı esnada yavaşlamasını söylediğini ileri sürdü. İddianamede yer alan trafik kazası tespit tutanağında, şunlar yer aldı: "Maktul Kübra Sofioğlu’nun ’taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek şekilde davranışlarda bulunma’, sürücü C.G.’nin de ’aracın hızını yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak’ kuralını ihlal ettiği belirlendi. Sürücünün olay yerini terk etmesi ve yayanın bilincinin kapalı olması nedeniyle herhangi bir beyan alınamadı. Rapor, aracın ve yayanın hasar derecesi, yayanın savrulduğu yön ve yol üzerinde bulunan araç döküntülerine istinaden düzenlendi." Trafik bilirkişisinin hazırladığı raporda, sürücü C.G.’nin "asli", Sofioğlu’nun "asli", maktulün aile avukatının hazırlattığı raporda ise C.G.’nin "asli", Sofioğlu’nun "tali", Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan raporda da C.G.’nin "tali" ve Sofioğlu’nun "asli" olduğu tespitine yer verildi. İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında şunlara yer verildi: "Her ne kadar Diyarbakır Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda suça sürüklenen çocuk ’tali’ kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kaza anına ilişkin görüntünün dosyada mevcut olduğu, bahse konu görüntü üzerinden suça sürüklenen çocuğun araç ile görüntü kaydına girdiği ve çarpışmanın gerçekleştiği nokta ve sürenin tespiti mümkündür. Bilirkişi heyet raporunda bu hususlar dikkate alınarak görüntü üzerinden ve fiziki olarak olay yerinde ölçümlerin yapıldığı görülüyor. Sürücünün azami hız limitinin 70 kilometre olan yoldaki hızının bilimsel olarak 145,4 kilometre olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kaza esnasında yolda çalışma, trafik görevlisi ve görüşe engel cisim olmadığı tespit edilmiştir. Tanık beyanları ile sabit olduğu üzere sürücünün öndeki araca çarpmamak için şerit değiştirmesi ve araçta bulunan tanığın yavaşlaması konusunda uyarıda bulunması da dikkate alınmıştır. Suça sürüklenen çocuğun gerekli takip mesafesine uymadığı değerlendirilmiştir. Çarpma anı ve sonrasında sürücünün kullanımında olan aracın fren lambalarının yanmadığı tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun ehliyetinin bulunmadığı gözetildiğinde, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine olan güveni sebebiyle eylemine devam ederek sebebiyet verdiği kazada, bilinçli taksir koşulları oluşmuştur. Suça sürüklenen çocuğun bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılması kamu adına talep olunur." İddianamede, C.G. hakkında ’bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası, taksirle işlenen suç nedeniyle TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması isteniyor.
Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi
29 Ağustos 2025 Cuma - 15:30 Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra’nın hayatını kaybettiği kazada ehliyetsiz sürücü hakkında 9 yıla kadar hapis istemi Diyarbakır’da 17 yaşındaki Kübra Sofioğlu’nun öldüğü trafik kazasında ehliyetsiz sürücü tutuklu suça sürüklenen çocuk C.G. hakkında "bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma" suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, 16 yaşındaki suça sürüklenen çocuk C.G. hakkında hazırlanan iddianame, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, 6 Mayısta merkez Kayapınar ilçesi Mahabat Bulvarı’nda C.G. idaresindeki 21 AGP 252 plakalı otomobilin yolun karşısına geçmeye çalışan Sofioğlu’na çarptığı, kazada Sofioğlu’nun hayatını kaybettiği kaydedildi. C.G.’nin iddianamede yer alan ifadesinde, olay günü amcasına ait otomobil ile seyir halindeyken yanında 3 arkadaşının bulunduğunu belirterek, 75-80 kilometre hızla giderken önünde bulunan aracın fren yaptığını, araca vurmamak için kullandığı aracı sol şeride kırdığını, bu esnada önüne iki öğrencinin atladığını, bir kız çocuğuna çarpmak zorunda kaldığını iddia etti. Tanık B.G’nin de olay günü araçta bulunduğunu, C.G’ye "biraz yavaşlayabilirsin" şeklinde uyarıda bulunduğunu, kaza olmadan önce önündeki aracın fren yaptığı esnada yavaşlamasını söylediğini ileri sürdü. İddianamede yer alan trafik kazası tespit tutanağında, şunlar yer aldı: "Maktul Kübra Sofioğlu’nun taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek şekilde davranışlarda bulunma, sürücü C.G’nin de aracın hızını yol durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiği belirlendi. Sürücünün olay yerini terk etmesi ve yayanın bilincinin kapalı olması nedeniyle herhangi bir beyan alınamadı. Rapor, aracın ve yayanın hasar derecesi, yayanın savrulduğu yön ve yol üzerinde bulunan araç döküntülerine istinaden düzenlendi." Trafik bilirkişisinin hazırladığı raporda, sürücü C.G’nin "asli", Sofioğlu’nun "asli", maktulün aile avukatının hazırlattığı raporda ise C.G’nin "asli", Sofioğlu’nun "tali", Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan raporda da C.G’nin "tali" ve Sofioğlu’nun "asli" olduğu tespitine yer verildi. İddianamenin değerlendirme ve sonuç kısmında şunlara yer verildi: "Her ne kadar Diyarbakır Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda suça sürüklenen çocuk ’tali’ kusurlu olduğu belirtilmiş ise de kaza anına ilişkin görüntünün dosyada mevcut olduğu, bahse konu görüntü üzerinden suça sürüklenen çocuğun araç ile görüntü kaydına girdiği ve çarpışmanın gerçekleştiği nokta ve sürenin tespiti mümkündür. Bilirkişi heyet raporunda bu hususlar dikkate alınarak görüntü üzerinden ve fiziki olarak olay yerinde ölçümlerin yapıldığı görülüyor. Sürücünün azami hız limitinin 70 kilometre olan yoldaki hızının bilimsel olarak 145,4 kilometre olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kaza esnasında yolda çalışma, trafik görevlisi ve görüşe engel cisim olmadığı tespit edilmiştir. Tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere sürücünün öndeki araca çarpmamak için şerit değiştirmesi ve araçta bulunan tanığın yavaşlaması konusunda uyarıda bulunması da dikkate alınmıştır. Suça sürüklenen çocuğun gerekli takip mesafesine uymadığı değerlendirilmiştir. Çarpma anı ve sonrasında sürücünün kullanımında olan aracın fren lambalarının yanmadığı tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuğun ehliyetinin bulunmadığı gözetildiğinde öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine olan güveni sebebiyle eylemine devam ederek sebebiyet verdiği kazada, bilinçli taksir koşulları oluşmuştur. Suça sürüklenen çocuğun bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılması kamu adına talep olunur." İddianamede, C.G. hakkında "bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma" suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası, taksirle işlenen suç nedeniyle TCK’nın 53/6 maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması isteniyor. (RK-YRT