Yerel Haberler
Diyarbakır
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:27 Ergani’yi ihya edecek hazine, Makam Dağı yatırım bekliyor Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde bulunan Hz. Zülkifl Peygamber (Aleyhisselam)in makamının adını alan ‘Makam Dağı’ndaki sorunlar vatandaşların tepkisine neden oluyor. Vatandaşlar, bölgenin turizme kazandırılması için yapılacak çalışmaların ciddi anlamda turist çekeceğini dile getirdi. 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilen ve öncesine göre bir nebze olsun iyileştirilen Makam Dağı’na, başta yol olmak üzere el atılmasını isteyen vatandaşlar, makam dışında yıkık bir manastır ve kayıp şehri de bünyesinde barındıran bölgeye yapılacak yatırım ile ilçeye ciddi ekonomik katkı sağlanacağını söyledi. Ergani ilçesine 5 kilometre mesafede bulunan, 1.515 metrelik rakımıyla ilçeye adeta tepeden kuş bakışı bakan seyir terası niteliğindeki Makam Dağı, Hz. Zülkifl Peygambere uzun yıllar yurt olmuş bir inanç merkezi. Geçmişte araçla ulaşımın adeta imkansız olduğu Makam Dağı, 18 yıl önce Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi. Yoluna yer yer parke yaşı döşenen, tehlikeli kavşaklara beton bariyer konulan Makam Dağı’na ulaşım, zaman içerisinde hava şartlarının etkisi ile yaşanan bozulmalar yüzünden özellikle yaz ve kış aylarında oldukça güç hale geldi. Restorasyondan bir süre sonra Kur’an-ı Kerim’de de adı geçen Hz. Zülkifl Peygamber’in makamının bulunduğu bu yerin, bakılıp korunmasını isteyen çevre halkı, uzun yıllar önce yapılan restorasyon çalışmalarının ardından özellikle yolların yeniden bozulduğunu ve kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. "En önemli sorunumuz su olmaması" İşletmeci Kadri Ayık, turizm işletme mezunu olduğunu söyledi. Ayık, Makam Dağı’nın en önemli sorunun su olduğunu belirtti. Suyu tankerlerle getirdiklerini, ancak oldukça dik ve dar olan yollarda zorlandıklarını ifade eden Ayık, "Sorunun yerinde halledilmesi gerekir. Bu işi bilenler, dağda bulunan sarnıçlardan yararlanılarak su sorununun çözülebileceğini söylüyorlar. Belediye destek verirse buraları gül bahçesine çeviririz’’ dedi. "Seyir terası ve teleferik yapılması gerek" Ergani ilçesinin kuş bakışı göründüğü ‘Makam Dağı’na yapılacak bir seyir terasının turizme ciddi katkı sağlayacağını da savunun Ayık, yol sorununa değinerek "Yaz aylarında burası kalabalık oluyor. Ancak yol dar ve çok dik olduğundan arabalar sürekli hararet yapıp arızalanıyor. Bu da ulaşımı aksatıyor. Ulaşım sorununu teleferik ile çözmek mümkün. Böyle bir çözüm vatandaş açısından da çok güzel olur. Yetkililer çok gitti, geldi ama gündeme getirilen teleferik konusunda bir ilerleme maalesef sağlanamadı’’ ifadelerini kullandı. Enbiya ve Sad surelerinde ismi zikredilen Hz. Zülkifl, İslam alimleri tarafından peygamber olarak kabul ediliyor. 1883, 1890 ve 1900 tarihli Diyarbakır salnamelerinde, Hz. Zülkifl’in makamının Ergani’de bulunduğuna yer veriliyor. Hz. Zülkifl’in kabrinin Eğil’de olduğu bilinse de, Makam Dağı’nda olduğu da rivayet ediliyor. Dağın altında kayıp şehir iddiası Söz konusu bu dağ, geçmişte farklı dinlere de yurt olmuş. Kadri Ayık, Makamın hemen altında bulunan ‘Meryem Ana Manastırı’nın ise yıkıldığını ve neredeyse görünmeyecek hale geldiğini de ifade ederken şöyle dedi: "Bildiğimiz, burasının geçmişte dünyanın en büyük manastırlarından biri olduğu yönünde. Şimdilerde yıkıntı halde olan bu manastıra ait eski resimlerde 2 katlı ihtişamlı bir yer olduğu görülüyor zaten. Vatikan’ın elindeki kitaplarda burasının kayıp şehir olduğu bildiriliyor. Dağın altında 160 odalı bir şehir olduğu biliniyor. Daha yüksek olan kesimde Papazın evi olduğu bildirilen yer var, o da yıkılmış vaziyette. Buraların restorasyonunun yapılması turizm açısından ilçemize ve bölgeye çok büyük faydalar sağlayacaktır’’. Makam Dağı’na inanç turizmi kapsamında Hz. Zülkifl Peygamber’in makamını ziyaret etmek için gelenler dışında, uzun yıllardır kanser, sinir hastaları, çocuk sahibi olmak isteyenler ile kekemeliğe çare arayanlar tarafından şifa umuduyla geldiği bildirildi. Halk arasında bu ziyaretlerin en az 3 kez gerçekleşmesi gerektiği belirtiliyor.
Çayönü Tepesi kazısından çıkartılan dünyanın ilk maket ev yapısı Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 14:48 Çayönü Tepesi kazısından çıkartılan dünyanın ilk maket ev yapısı Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor İnsanlık tarihine ışık tutan Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi’ndeki kazılarda çıkan dünyanın ilk ev modeli müzede sergileniyor. Çayönü Tepesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani Ovası kuzeyinde yer alan bir yerleşim yeri. İnsanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil eden Neolitik Dönem’in ilk dönemlerinden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edildiği yer. Bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında Neolitik Dönem kültür tarihini en iyi yansıtan yerleşimlerden birisi olması nedeniyle dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor. Kazı projesi, ilk olarak 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya (Tarih Öncesi Arkeolojisi) kurucularından Prof. Dr. Halet Çambel ve Chicago Üniversitesi’nden Prof. Dr. Robert John Braidwood ortak projesi olarak başlatıldı. Kazı başkanlığı daha sonra 1987-1992 yılları arasında Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ve ardından 2015-2023 yılları arasında Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan tarafından yürütüldü. Cumhurbaşkanlığı kararlı kazılar kapsamında; Çayönü Tepesi Kazı ve Araştırma Projesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülüyor. Kazı çalışmalarında çok sayıda eser ortaya çıkartılırken, en dikkat çeken parça ise dünyanın ilk ev maketi veya modeli kabul eden eser. Çayıönü Tepesi ve ahalisi hakkında detaylı bilgi veren maket ev, Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Sarıaltun, İHA muhabirine, bulunduğu yerin Çayönü Tepesi’nin ayrıcalıklı bir noktası olduğunu, hücre planlı yapıların bulunduğu alan olduğunu söyledi. Bu hücre planlı yapıların mimarlık tarihi ve şehir planlamacı tarihi açısından çok özel bir yapı geleneği olduğunu belirten Sarıaltun, farklı veya aynı ailelere ait yapıların yapıldığını buradan bildiklerini ifade etti. "Dünyanın en erken merdivenlerinden bir taş olarak var olduğunu biliyoruz" Sarıaltun, toprağa dair, mülkiyet algısına dair net olduğu dönem olduğunu belirterek, "Çayönü ahalisi, yapıları yaparken birbirlerine saygı duyarak, evler birbirlerinin önünü kesmiyor, kapatmıyor, belirli bir sıraya göre gidiyor. Aralarında küçük sokak diyebileceğimiz boşluklar var. Bu yapının bir özel durumu daha var. Bu gün bile mimarların hayretle baktığı subasman seviyesi var. Binanı çevresi bir kaldırım benzeri gibi bir alan. Bununla beraber şurada gördüğünüz taş bir merdiven. Bu açıdan dünyanın en erken merdivenlerinden bir taş olarak var olduğunu biliyoruz" dedi. Taş bir merdivenin olması, platformla yukarı çıkılmasının yapıların yukarı doğru çıkması açısından bunun da önemli bir veri olduğuna dikkat çeken Sarıaltun, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bazı hücrelerin depolama amacıyla tahıllarını sakladıkları bir alandı burası. Hücrelerin kendi içinde girişleri olduğunu biliyoruz. Bunlar bodrum aslında, alt katlar. Sonrasında kerpiç bloklar var. Tek odalı olduklarını düşünüyoruz, düz damlı. Yaklaşık da 2 metre 30 santimlik olduğunu düşünüyoruz maket örneğinde olduğu gibi. Bu ne demek aslında, bugün ki Anadolu’da yapılan taş yapıların en erken örneklerinden biri. Bu kadar veriye nasıl sahibiz? Arkeolojik kazıları sahibiz evet. Ama Çayönü ahalisi bize biraz yardımcı olmuşlar." "Bugüne kadar bulunmuş toplam 17 maket örneği var" Yaklaşık 10 bin yıl önce burada yaşayan ahalinin evlerinin maketlerini de yaptığını kaydeden Sarıaltun, "Bugüne kadar bulunmuş toplam 17 maket örneği var. Bunlardan en tüm ve en iyi durumda olan şu anda Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor. Bu açıdan dünyanın ilk maket ev yapısı, en erken yapısı olduğunu söyleyebiliriz. Bu yapıların birebir örneği, bu yapıların bulunduğu seviyede. Aynı çağdaş. Yapılarla maketi karşılaştırdığımızda çok çok yakın ölçülerde. Ahali bize çok yardım etmiş. Arkeolojik verileri de o maket sayesinde daha iyi yorumlayabilir hale geldik" diye konuştu. Bununla ilgili birkaç teorik açıklamaları olduğunu aktaran Sarıaltun, "Bunlardan biri, bir ritüel amacıyla olabilir, haneyi korumak. İkincisi bir oyuncak olabilir. Üçüncüsü de, tasarım sürecinde Çayönü ahalisi her şeyini yaparken önce bir tasarlamış. Tasarlaması gerekiyor ki her şey bu kadar mükemmele yakın olsun. Bunu yapan ustaların yapacakları yapıları önceden kendilerinde netleştirmesi aslında" şeklinde konuştu. Diyarbakır Müze Müdürü Müjdat Gizligöl, Diyarbakır Müzesi’nin 1934 yılında kurulmuş Türkiye’nin en eski, en köklü müzelerinden biri olduğuna değinerek, en eski ve köklü olduğu için haliyle ilde çok sayıda kazı çalışması yapıldığını vurguladı. Şu ana kadar müze müdürlüğü olarak 1934 yılından günümüze kadar 50’nin üzerinde kazı çalışması yürüttüklerini hatırlatan Gizligöl, bunlardan en önemlilerinden biri da tabii ki Çayönü kazısı olduğunu söyledi. Gizligöl, şöyle konuştu: "Aynı zamanda ilimizde bilimsel yöntemlerle kazılmış ilk kazı çalışmasıdır. Kazı çalışmalarında çok sayıda ünik eser bulundu. Bunlardan biri de, arkeoloji salonunun alt katında bulunan Çayönü vitrinindeki ev modeli, ya da ev maketi. Ev maketi, bildiğimiz anlamda ilk ev modelidir. Dolayısıyla çok enteresan bir buluntu. Ev modeli bize neyi söylüyor. Çayönü halkının evlerini nasıl inşa ettiğini, evlerinin planlarından tutun yüksekliğine, kapıların girişine, pençelerinin varlığına kadar, hatta damlarda korunaklı bir alanın oluşturulup oluşturulmadığına kadar çok önemli veriler veriyor."
Diyarbakır’da yaylada kalan besicilerin hayvanlarına tankerlerle su taşınıyor
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 11:17 Diyarbakır’da yaylada kalan besicilerin hayvanlarına tankerlerle su taşınıyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, göçebeliğin önüne geçmek ve hayvancılığın gelişmesi amacıyla Karacadağ bölgesindeki yaylalarda bulunan hayvanların su ihtiyacını tankerlerle karşılıyor. Göçebeliğin önüne geçmek, tarım ve hayvancılığı geliştirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, kent genelinde suyu verimli kullanmak için projeler üretmenin yanı sıra Karacadağ bölgesindeki yaylalarda bulunan bir milyona yakın küçük ve büyük baş hayvanın içme suyu ihtiyacını gölet, su kanalları, su tankerleri ve arazözlerle gideriyor. Ekipler, suyun hiç olmadığı bölgelere su tankerleri ve arasözlerle besicilerin talepleri doğrultusunda hayvanların su ihtiyacını günü birlik karşılıyor. Bu kapsamda ekipler, Bağlar ilçesi Kırkkoyun Mahallesi’ne bağlı Tikme Yaylası’nda on binlerce hayvanın su ihtiyacını su tankerleriyle giderdi. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Velat Özer, dünyada ve Türkiye’de iklim değişikliği etkilerinin yaşandığını belirterek, özellikle Diyarbakır’da bu etkilerin daha fazla hissedildiğini kaydetti. Bu kapsamda çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Özer, "Biz Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak Karacadağ bölgesinde hayvancılıkla uğraşan besicilerimize destek olmak için günlük olarak 10 ve 20 tonluk tankerlerle 60-70 ton su veriyoruz. Bilindiği gibi bölge, on binlerce küçükbaş hayvanın bulunduğu bir bölge. Diyarbakır bölgesinin, süt ve süt ürünleri çeşitliliği bu bölgeden sağlanmaktadır. Biz daha önce Karacadağ bölgesinde su depolarını dağıtmıştık ve su atar yapmıştık. Bu su atarlara ve depolara su taşıyarak hayvanların içme suyunu karşılıyoruz. Çınar bölgesinden başlayarak Çermik tarafına kadar Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Tarım ve Hayvancılık Şube Müdürlüğümüzü arayan bütün yurttaşlarımızın taleplerini karşılıyoruz" diye konuştu. Besicilere ve çiftçilere çağrıda bulunan Özer, "Son zamanlarda bölgedeki su bir hayli azaldı. Besiciler ve çiftçilerimiz, sondaj kuyularını açtıklarında özellikle DİSKİ ve Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerini haberdar etmeleri gerekir. Bölgedeki suyu doğru temelde kullanmalıyız" diye konuştu. Tikme Yaylası’nda besicilik yapan Adem Alanbay, yaylada ihtiyaçlarını karşılayacak bir su kaynağının bulunmadığını belirterek, "Ben göçerim. Suyumuz kalmadı. Büyükşehir Belediyesine müracaat ettik. Bugün bize tankerlerle su getirip depolarımızı doldurdular. Su getirmeselerdi yeniden göç etmek zorunda kalacaktık. Bu hizmet için Büyükşehir Belediyesi ve bütün yetkililere teşekkür ediyorum" dedi. Yaylada berivanlık yapan Halime Alanbay ise hayvancılık yaparak geçimlerini sağladıklarını ifade ederek, "Hayvan besliyoruz. Bizim işimiz budur. Susuz kalmıştık. Allah razı olsun, bize su getirdiler. Belediyeye teşekkür ediyorum. Suyu getirmeselerdi buradan göç etmek zorunda kalacaktık" şeklinde konuştu.
ILO Türkiye Ofisi Direktörü Hassan, HAK-İŞ Diyarbakır İl Başkanı Aküzüm ile görüştü
05 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:20 ILO Türkiye Ofisi Direktörü Hassan, HAK-İŞ Diyarbakır İl Başkanı Aküzüm ile görüştü Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan, HAK-İŞ Konfederasyonu Diyarbakır İl Başkanı ve Öz Sağlık-İş Sendikası Şube Başkanı Mehmet Aküzüm ile görüştü. Ziyarette işçi hakları, çalışma koşulları ve son dönemde yaşanan zamların emekçilere etkisi gibi konular ele alındı. Hassan ve Aküzüm, bölgedeki işçi sorunları üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunarak çözüm önerilerini değerlendirdi. Ziyaretin sonunda taraflar, emekçilerin haklarının korunması ve çalışma hayatının iyileştirilmesine yönelik iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Yasser Hassan, ilk defa Diyarbakır’a geldiğini söyleyerek, "HAK-İŞ aslında ILO’nun önemli bir partneri ve Mehmet beyle önemli görüşmelerde bulunduk. Çünkü çalışma hayatına ilişkin gerçeklikleri aslında doğrudan sahada öğrenmek anlamında önemli bir fırsat oldu. Burada insana yakışır iş gündeminin hayata geçirilmesi ve gerçekleştirilmesi için ILO’nun üçlü yapısını oluşturan bütün taraflarla birlikte işçi, işveren ve hükümet tarafları ile birlikte iş birliği içerisinde olmak ve çalışma yaşamının problemlerini onlarla birlikte görüşüp konuşuyor olmak bizler için çok önemli" dedi. Aküzüm ise, Hassan ve ekibinin HAK-İŞ konfederasyon Diyarbakır İl Başkanlığına yapmış olduğu ziyaretlerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aküzüm, "Çalışma hayatı gündemine, çalışma hayatının daha da iyileştirmesi adına yaptıkları bütün çalışmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Tekrardan kendilerinin ilimize büyük bir katkı sunacaklarına inanıyoruz, teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından Aküzüm, Hassan’a günün anlam ve önemine binaen plaket taktim etti.
Leman dergisi Diyarbakır’da protesto edildi
04 Temmuz 2025 Cuma - 16:16 Leman dergisi Diyarbakır’da protesto edildi Diyarbakır’da bir araya gelen yüzlerce kişi, Leman dergisini protesto etti. Peygamber Sevdalıları Vakfı öncülüğünde Yenişehir Ofis semtinde toplanan yüzlerce kişi, tekbirler getirdi, basın açıklaması yaptı. Bir açıklama yapan Peygamber Sevdalıları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Çelik, tüm dünyada İslam’ın değerlerine, İslam’ın kutsallarına hakaret edildiğini ifade ederek, "Biraz tefekkür edersek Danimarka’da, Hollanda’da, Almanya’da ve Avrupa ülkelerinde başlayan bu furya, yavaş yavaş maalesef Müslüman bir ülke olan Türkiye, yani ülkemizde de bazı bedbahtlar tarafından baş göstermiştir. Bunun adına sanat ve sanatçı özgürlüğü, bunun adını basın özgürlüğü, bunun adına fikir özgürlüğü diyorlar" dedi. Çelik’in konuşmasının ardından Fatih Taş, vakıf adına basın açıklamasını okudu. Taş, "Bugün burada hem kutsallarımıza yönelik yapılan çirkin saldırıyı kınamak hem de Gazze’de yaşanan insanlık dışı soykırıma dikkat çekmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Leman isimli sözde derginin başrolünde olduğu rezaletin adı İslam düşmanlığıdır. Kutsallarımıza açık bir saldırıdır. Sözde karikatür ve mizah dergisi olduğunu iddia eden İslam düşmanı güruhun ahlaksız neşriyatları kabul edilmez. Alemlerin Efendisi Hz. Peygamber Efendimize (sav) yönelik saygısızlık içeren sözde karikatürleri şiddetle kınıyoruz, lanetliyoruz. Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve Hz. Musa (as) sözde karikatür yoluyla yapılan saldırı, tüm insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Bu saldırı özelde 2 milyarlık İslam alemine, genelde ise Türkiye’de yasayan tüm halklara yapılmıştır. Nefret suçu isleyen Leman dergisinin yüce önderimiz Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) ve Hz. Musa’yı (as) tasvir cüreti sınırları aşmıştır. Canımızdan aziz bildiğimiz kutsallarımıza saldırıyı kabul etmiyor ve lanetliyoruz. Milyarlarca insanın ve ümmetin kutsalına saldıran reziller, bunu sanat diye pazarlamaya çalışıyorlar. Bu alçak saldırıyı yapanların şunu iyi bilmesi gerekiyor ki bu aziz millet, ifade özgürlüğü kisvesi altında peygamberimize dil uzatılmasını asla sineye çekmez. Bu çürümüş zihniyetin temsilcileri, yaptıkları alçaklığın ve hadsizliğin hesabını hem vicdan hem de hukuk önünde verecektir. Müslümanların biricik rehberi Efendimize (sav) yönelik bu hakaret ve saygısızlık, basın özgürlüğüyle maskelenemez. Bu hastalıklı zihniyetten hukuk önünde mutlaka hesap sorulmalıdır. Bu aymazlara ve alçaklara fırsat verilmemelidir’’ diye konuştu. Grup, basın açıklamasından sonra tekbirler ve sloganlar eşliğinde dağıldı.
"Peygamberimizin yolu yolumuz, sözü sözümüzdür"
04 Temmuz 2025 Cuma - 13:07 "Peygamberimizin yolu yolumuz, sözü sözümüzdür" 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, son günlerde Leman dergisi tarafından Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (S.A.V) yönelik yapılan saygısızlığı sert bir dille eleştirdi. Yapılanın çizgiyle, mizahla, sanatla aldatmaya çalışılan bir edepsizlik olduğunu belirten Gündüz, bu durumun doğrudan Müslümanların kalbine hançer saplamak olduğunu söyledi. Gündüz, "Bu hadsizliğe karşı sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktır! Bu milletin imanını, Peygamber sevgisini, kutsalına olan bağlılığını hala anlamayan zavallılara sesleniyoruz; Peygamber Efendimiz’in adını kullanarak, onu haşa karikatürize ederek, neyi ima etmeye çalıştığınızı çok iyi biliyoruz. O sahte melek çizimleri, göğe yükselen çocuklar bahanesi, kelime oyunları. Hiçbiri samimiyet değil; sinsice oynanan bir değerler savaşıdır" dedi. Bu saldırı kadar aşağılık olan bir diğer durumun ise, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu rezilliğe sahip çıkması olduğunu dile getiren Gündüz, "Özel, siz kimsiniz ki Peygamberimize uzanan bu hakareti meşrulaştırmaya kalkıyorsunuz? Milletin vicdanını tahrik eden bu sözde sanatı savunmak, kendi tabanınızı tatmin etmek için kutsalımıza saygısızlığa arka çıkmak sizin ne haddinize? Sözde özgürlük adı altında, dine, inanca, peygambere hakaret serbest mi olacak? Ama bu hakarete itiraz eden milyonlarca Müslüman lince mi uğrayacak? Siz neyi savunuyorsunuz? Kimi koruyorsunuz? Hangi vicdandan, hangi inançtan, hangi ahlaktan söz ediyorsunuz? Leman Dergisi bugüne kadar sayısız kez bu milletin değerlerine hakaret etmiştir. Artık sabır taşını çatlatan son kırmızı çizgiyi de geçmiştir. Bu millet peygamberine laf ettirmez. Kimse Hz. Muhammed’in (S.A.V) adını kendi kirli siyasi hesaplarına alet edemez. Özgür Özel de, onun gibi düşünen herkes de bilmelidir ki; Peygamberimize uzanan eller, milyonların duasında kırılır. Biz bu ülkenin değerlerine sahip çıkan onurlu insanlarıyız. Sahte özgürlük çığırtkanlarına, inanç düşmanlarına, kutsallarımızı kirletenlere karşı sonuna kadar direneceğiz. Hz. Muhammed (S.A.V) bizim için sadece bir peygamber değil; bir yaşam felsefesidir, ahlaktır, onurdur. Bu ülke sahipsiz değil. Bu millet uyumuyor. Peygamberimize dil uzatanın da, susarak arka çıkanın da karşısındayız. Tüm yetkilileri ve yargı makamlarını göreve çağırıyoruz. Bu hakareti yapan da, savunan da hesap vermelidir" diye konuştu.
Araç klimaları için ’bakım’ uyarısı
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:32 Araç klimaları için ’bakım’ uyarısı Yaz aylarının gelmesiyle birlikte araç klimaları da sürücüler için vazgeçilmez hale geldi. Sıcak havalarda konforlu bir yolculuk sağlamak adına sıkça kullanılan klimaların sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için düzenli bakımının yapılması büyük önem taşıyor. Oto klima ustaları, özellikle polen filtresi gibi parçaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Kirli veya tıkalı filtrelerin araç içinde hava kalitesini ciddi şekilde düşürdüğüne dikkat çeken ustalar, bu durumun solunum yolu rahatsızlıklarına ve kötü kokuya yol açabileceğini kaydetti. Oto klima ustaları, yaz aylarına girmeden önce klima gazı kontrolü, filtre değişimi ve genel klima sisteminin gözden geçirilmesinin hem araç konforu hem de sürücü ve yolcuların sağlığı açısından şart olduğunu ifade etti. Diyarbakır’da klima ustası olan Baver Mafrak, araç içerisinde sağlıklı bir hava için polen fitresi değişiminin yapılması gerektiğini aktardı. Mafrak, "Klima gazını kontrol etmek lazım. Gaz kaçağı olmadığı sürece 10 yıl boyunca o gazı kullanabilirsiniz. Tabii bu kaliteli gaz dolumu için geçerli. Polen fitresi tıkandığı zaman o tıkanıklık havanın içeri girmesine izin vermiyor. Hal böyleyken tıkanan bir hava içeri gelmez ve araçların içine serin klima havası girmez. Polen fitresinin değişimi daha temiz sağlıklı ve güçlü bir serin hava akışını sağladığı için mutlaka yapıyoruz. Ayrıca havayı süzüp içeri veriyor polen fitresi. Klima fan derecesinin de 2 veya 3 seviyelerinde olması lazım. Ne kadar çok açarsanız o kadar az soğuk hava alırsınız. Klima bakımınızı zamanında yaptırın’’ dedi.
Araç klimalarında ’bakım’ uyarısı
04 Temmuz 2025 Cuma - 10:29 Araç klimalarında ’bakım’ uyarısı Yaz aylarının gelmesiyle birlikte araç klimaları da sürücüler için vazgeçilmez hale geldi. Sıcak havalarda konforlu bir yolculuk sağlamak adına sıkça kullanılan klimaların, sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için düzenli bakımının yapılması büyük önem taşıyor. Oto klima ustaları, özellikle polen filtresi gibi parçaların ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Kirli veya tıkalı filtrelerin araç içinde hava kalitesini ciddi şekilde düşürdüğüne dikkat çeken ustalar, bu durumun solunum yolu rahatsızlıklarına ve kötü kokuya yol açabileceğini kaydetti. Oto klima ustaları, yaz aylarına girmeden önce klima gazı kontrolü, filtre değişimi ve genel klima sisteminin gözden geçirilmesinin hem araç konforu hem de sürücü ve yolcuların sağlığı açısından şart olduğunu ifade etti. Diyarbakır’da klima ustası olan Baver Mafrak, araç içerisinde sağlıklı bir hava için polen fitresi değişiminin yapılmasını gerektiğini aktardı. Mafrak, "Klima gazını kontrol etmek lazım. Gaz kaçağı olmadığı sürece 10 yıl boyunca o gazı kullanabilirsiniz. Tabi bu kaliteli gaz dolumu için geçerli. Polen fitresi tıkandığı zaman o tıkanıklık havanın içeri girmesine izin vermiyor. Hal böyleyken tıkanan bir hava içeri gelmez ve araçların içine serin klima havası girmez. Polen fitresinin değişimi daha temiz sağlıklı ve güçlü bir serin hava akışını sağladığı için mutlaka yapıyoruz. Ayrıca havayı süzüp içeri veriyor polen fitresi. Klima fan derecesinin de 2 veya 3 seviyelerinde olması lazım. Ne kadar çok açarsanız o kadar az soğuk hava alırsınız. Klima bakımınızı zamanında yaptırın’’ dedi.