Yerel Haberler
Diyarbakır
Diyarbakır’da bacalar dijital takipte: Yangın riski ortaya çıkmadan müdahale ediliyor 28 Nisan 2026 Salı - 10:41:26 Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, geliştirdiği dijital takip sistemiyle bacaları düzenli olarak denetleyerek yangın ve zehirlenme risklerini ortaya çıkmadan önlüyor. Hayata geçirilen uygulama sayesinde hem can ve mal güvenliği korunuyor hem de baca kaynaklı yangınlarda dikkat çekici bir düşüş sağlanıyor. İtfaiye Dairesi Başkanlığı, önleyici faaliyetler kapsamında yangın riskini ortadan kaldırmak ve muhtemel zehirlenmelerin önüne geçmek için baca temizlik işlemlerine devam ediyor. Olası baca kaynaklı yangın ve zehirlenmelerin önüne geçmek amacıyla İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile ortaklaşarak bir yazılım programı geliştirdi. Yazılım sayesinde Diyarbakır’daki tüm işletmeler ve konutlar dijital bir harita üzerinde bir araya getirildi. Sistem, sadece bir veri tabanı olmanın ötesinde, tıpkı bir "yaşam nöbetçisi" gibi çalışıyor. İşletmeler için restoran ve lokantalar gibi yoğun baca kullanımı olan iş yerlerinde 3 ayda bir, fırınlarda 6 ayda bir, kömür ve odun kullanılan konutlarda ise yılda 1 kez yapılması gereken temizlik zamanları sistem tarafından otomatik olarak takip ediliyor. Vatandaşların temizlik takvimini unutma ihtimaline karşı sistem, ilgili hane veya iş yeri sahibine otomatik bilgilendirme SMS’i gönderiyor. Bu hatırlatmanın ardından İtfaiye Dairesi bünyesindeki uzman "Baca Amirliği" ekipleri devreye girerek profesyonel temizlik ve denetim sürecini başlatıyor. Odak noktası insan ve güvenlik Bu çalışmanın temelinde iki kritik hedef yer alıyor, yangın riskini sıfırlamak. Bacalarda biriken yağ ve kurum tabakaları, küçük bir kıvılcımla büyük çatı yangınlarına dönüşebiliyor. Ekipler, bu yakıt kaynağını henüz parlamadan temizleyerek yangın vb. tehlikelerin önüne geçiyor. Tıkanıklık nedeniyle geri tepen dumanın yol açtığı karbonmonoksit zehirlenmeleri, bu sistemli temizlik sayesinde bir risk olmaktan çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi, kurduğu bu dijital denetim mekanizmasıyla vatandaşları sadece yangın anında kurtarmayı değil, o yangının hiç çıkmamasını sağlamayı amaçlıyor. Müdahale eden değil, önleyen bir sistemle mal kayıplarının da önüne geçiliyor. Yazılım sonrası baca yangınlarında düşüş yaşandı Sistem devreye girmeden önce 2024-2025 yılları arasında 18 aylık zaman aralığında baca kaynaklı 264 yangın olayına müdahale eden ekipler, geliştirilen yazılım programı sonrasında 10 aylık zaman diliminde 36 baca yangınına müdahalede bulundu. Konuya dair bilgi veren İtfaiye Eğitim Şube Müdürü İhsan Gezer, İtfaiye Yönetmeliğinde baca temizliğinin itfaiyenin asli görevleri arasında olduğunu belirterek, baca temizlik hizmetinden lokantalar, restoranlar, iş yerleri ve aynı zamanda bacalı konutların yararlandığını söyledi. Baca temizliğiyle muhtemel yangın felaketlerinin önüne geçtiklerini vurgulayan Gezer, sistem kurulmadan önce bu temizliğin iş yerlerinin başvurusu ile gerçekleştiğini, bunu daha sistematik bir hale getirmek için yazılım programı geliştirdiklerini ifade etti. Sistem dahilinde Diyarbakır il sınırları içerisinde ve kırsal ilçelerde baca kullanan tüm iş yerlerini kayıt altına aldıklarını kaydeden Gezer, ayrıca kömür veya odun kullanan haneleri de sisteme tanımladıklarını belirtti. ‘’Lokantalar 3 ayda, fırınlar 6 ayda bir baca temizliği yapıyor’’ Gezer, oluşturdukları sistemle lokantalarda 3 ayda bir, fırınlarda 6 ayda bir ve konutlarda yılda bir baca temizliğini zorunlu hale getirdiklerini, temizlik sonrası tarihin sisteme girildiğini ve bir sonraki temizlik zamanı geldiğinde iş yerleri ile konutlara otomatik SMS gönderildiğini, ardından ekiplerin temizlik için harekete geçtiğini ifade etti. Sistemin devreye girmesiyle baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Gezer, "2025 yılında bu sistemi kurduktan sonra baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Biz bunu daha sistemli bir şekilde ilerletmeye karar verdik. Zabıta Daire Başkanlığımızı da işin içine katarak temizlikten kaçınan iş yerlerine ve konutlara cezai bir sistem uygulamaya başladık. Olası felaketlerin önüne geçmek için bu işi sistemli, programlı bir şekilde yürütmeye kararlıyız" dedi. Sistemle baca yangınlarından kaynaklanabilecek can ve mal kayıplarını sıfıra indirmeyi hedeflediklerini dile getiren Gezer, "Çok üzücü olaylar yaşamıştık. Daha önce baca yangınlarından kaynaklı çatı yangınları çıkmıştı. Bu çatı yangınlarında yaralanan arkadaşlarımız ve vatandaşlarımız olmuştu. Bu programdaki ana mantalite şu: Can ve mal kaybını sıfıra indirmek. İleriki süreçte bunu geliştirerek sürdüreceğiz" diye konuştu. ‘’Sistemde kayıtlı bin 36 iş yeri var’’ Sisteme kayıtlı bin 36 iş yerinin bulunduğunu aktaran Gezer, bunlardan 673’ünün lokanta, 363’ünün fırın ve 12’sinin de bina olduğunu aktardı. Gezer, "Diyarbakır genelinde bacası olan tüm işletmeleri ve konutları sisteme yüklemiş durumdayız. Yıl içerisinde bunların temizliğini yapıyoruz ve baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşadık. Şimdi bu sistemi daha da geliştirmek için çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Diyarbakır’da yeme-içme sektöründe faaliyet yürüten işletme sahibi Emrullah Omar, baca temizliğini sürekli belediye ile birlikte yürüttüklerini ve verilen hizmetten memnun olduklarını söyledi. Daha önce baca temizliğinin 6 ayda bir yapıldığını, artan risklerden dolayı zaman aralığının 3 aya düşürüldüğünü ifade eden Omar, "Her 3 ayın sonunda zaten bize belediyeden resmi mesaj geliyor. Bu tarihte bacanız temizlenecek diye. Geldikleri zaman da en iyi şekilde bacalarımızı temizleyip gidiyorlar" dedi. Bunun dışında kendisine ait özel bir baca temizleyicisinin olduğunu belirten Omar, onun da belirli periyotlarda bacanın iç kısmını temizlediğini, dış kısmının ise İtfaiye ekipleri tarafından temizlendiğini ifade etti. ’’Bacalar zamanında temizlenmediğinde yüksek risk oluşturur’’ Omar, işletmelerinde kebap ocağı ve fırın için ayrı bacalar kullandıklarını, tek baca olması durumunda riskin daha yüksek olacağını belirterek, özellikle yağlı olan kebap ocağı bacasında tutuşma ihtimalinin daha fazla olduğunu; temizliklerin zamanında yapılmaması halinde yangın riskinin ciddi şekilde arttığını ve bunun hem iş yerine hem de bina sakinlerine zarar verebileceğini anlattı. Baca temizliği yapıldığında kendilerini daha güvende hissettiklerini belirten Omar, "Biliyoruz ki bacada temizlik yapılmış, daha rahatız o konuda. Önceden 6 ayda birdi. Tabii yılda iki defa olunca maliyet daha az oluyordu. Şimdi yılda 4 defaya çıkarıldı. Maliyet olarak biraz artış oldu ister istemez. Ama önemli değil. Çünkü sizi büyük bir yükten ve büyük bir sorumluluktan kurtarıyorlar. O yüzden temizlik her zaman şart. Bu konuda fiyata bakmamak lazım" ifadelerini kullandı.
Türkiye’de uykuda solunum bozukluğu erkeklerde yüzde 4, kadınlarda yüzde 2
07 Nisan 2024 Pazar - 11:03 Türkiye’de uykuda solunum bozukluğu erkeklerde yüzde 4, kadınlarda yüzde 2 Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği bünyesinde uyku laboratuvarı açıldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Levent Akyıldız, “Bakıldığında erkeklerde yüzde 4, kadınlarda yüzde 2 düzeyinde sıklığı olan bir hastalık tablosundan bahsediyoruz” dedi. Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Levent Akyıldız, hastanenin Göğüs Hastalıkları Kliniği bünyesinde uyku laboratuvarı açıldığını, toplam 3 yataktan müteşekkil bir laboratuvarın söz konusu olduğunu söyledi. İkisi polisomnografi adıyla anılan uyku testinin yapıldığı, kaydın değerlendirilerek tanısal işlemlerin yapılabildiği, üçüncüsü de ihtiyaç duyan hastalarda özelikle tedavide kullanılacak uygun cihazı saptayarak, cihazın kullanacağı basınç miktarını belirledikleri bir oda olduğunu belirten Dr. Akyıldız, uykuda solunum bozukluklarına doğru yaklaşabilmek için hastanede bu laboratuvarın oluşması, insanların bu hizmete ulaşımı sağlayabilmek bakımından önemli bir olanak olduğunu ifade etti. Uykunun, tıbbın görece yeni alanlarından bir tanesi olduğunu aktaran Dr. Akyıldız, şöyle konuştu: “Ülkede de, dünyada da 50-60 yıllık bir yolculuğundan söz etmek mümkün. Uyku da solunum bozuklukları az konuşulduğu, az akla geldiği için ihmal edilmesi nispeten kolay olmakla birlikte; zaman zaman haber bültenlerinde gece vakti oluşan bir trafik kazasını anlamlandırmakta güçlük çektiğinizde, uyuya kalmış sürücü örneğinde, aile yakınlarınızda horlaması olan bir insanın bu tablosunun bir şaka konusu haline geldiğinde veya gün içerisinde uyuya kalan, uyuklamaya yatkın insanlarımız, mesai arkadaşlarımız olduğunda dikkatimizi çeken bir başlık olabiliyor. Ama bakıldığında erkeklerde yüzde 4, kadınlarda yüzde 2 düzeyinde sıklığı olan bir hastalık tablosundan bahsediyoruz. Çünkü hayatımızın 3’te 1’i uykuda geçiyor.” Uyku bozukluğu neticelerinin bütün hayat boyunca hissedildiğini, yaşanıldığını ve uykuda yaşanan sağlık problemlerinin kardiyovasküler hastalıklar ve diğer hastalıklar olarak bütünüyle dönebildiğine dikkat çeken Dr. Akyıldız, “Özelikle erkeklerde 40’lı yaşlarda artan bir orandan söz etmek mümkün. 65 yaşından sonra pek bir artış görmüyoruz. Uykuda solunum bozukluğuyla ilgili 40 yaş ve üzerindeki erkeklerde 2-3 kat daha fazla. Kadınlar da özelikle menopozdan sonra oranın arttığını söylemek mümkün. Ama dediğim gibi uykuda solunum bozukluğu, pek çok hastalık tablosunu davet eden bir hadise. Bize en sık geliş nedeni horlama. Ama buna eşlik eden tanıklı apne dediğimiz, kişinin uyku arkadaşının gece özelikle solunumunun durduğunu, durakladığını ifade ediyor olması. Sabah başlangıçta sadece horlamasından şikayet edilen kişinin gitgide sabah güne başladığı vakit zinde, uykusunu almış dinç bir halde değil de, baş ağrısıyla, hafif sersem- sepelek diyebileceğimiz yoğun argın, mesaiye giderken güç bela yataktan kazınırcasına kalkma eğiliminde olması bu hastalığı düşündürebilecek öncü bulgular. Bunlar en sıkla gözlemleyebildiğimiz uykuda solunum bozuklukları tablosu belirtileridir. Uykuda solunum bozukluklarına müdahil olunmadığı vakit kişinin hayat kalitesini bozduğu kadar hayat beklentisini de azaltan, kısaltan bir hadise” dedi. “Bunun için ne yapılmalı? Bu kişide ön test babında solunum fonksiyon testi, kimi laboratuvar incelemeleriyle birlikte eşlik eden sağlık problemlerinin ne olduğu dikkat alınıyor” diyen Dr. Akyıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlar olduktan sonra da polisomnografi dediğimiz uyku testi diye anılan test yapılıp, kişide gerçekten anılan bu yakınmalar uykuda bir solunum bozukluğu gösteriyor mu?, kişinin horlamasına eşlik eden 10 saniyeyi aşan solunum duraksamaları, buna eşlik eden oksijenin düşmesi, kişinin adeta uykuda boğula hali yaşaması gibi hadiseler yaşanıyor mu bunlar tetkik ediliyor. Şu ana kadar aldığımız 4-5 olgumuz var. Bundan öncesinde de cihaz kalibrasyonlarının denendiği bir hazırlık dönemi yapılmıştı. Bu olgularda tanı konmasını takiben olgunun ağırlığına istinaden tedavi yaklaşımı belirleniyor. Tedavi yaklaşımında ya genel yaklaşımlar, ya da kişiye özgü yaklaşımlarla tedavi planlanıyor.” Özelikle depremden sonra toplumda uyku hijyeninin bozukluğuyla ilgili çok fazla sayıda insanın etkilendiğini söylemenin mümkün olduğunu kaydeden Dr. Akyıldız, “Bu sene özelikle Dünya Uyku Günü’nde uykuda eşitlik diye anılan, sağlığı eşitlikçi bir perspektifle irdeleyen tablonun uykuya yansıması sayabileceğimiz bir tema ön plandaydı. Uykuda eşitlik dediğimiz zaman tüm vatandaşlarımızın eşit, nitelikli bir uykuya ulaşabilmesini sağlayacak koşulları ifade edebiliyoruz” şeklinde konuştu.
Evini sarı-kırmızıya boyatıp Icardi yazan Diyarbakırlı taraftar İHA’ya konuştu
07 Nisan 2024 Pazar - 09:58 Evini sarı-kırmızıya boyatıp Icardi yazan Diyarbakırlı taraftar İHA’ya konuştu Diyarbakırlı inşaat ustası, Galatasaray ve Mauro Icardi sevgisini bir yıl önce yapımına başladığı evine yansıttı. Usta, evini sarı-kırmızıya boyayıp “Mauro Icardi” ve “Erdem baba” yazdı.Galatasaray’ın yıldız oyuncusu Mauro Icardi sevgisi sınır tanımıyor. Diyarbakır’ın Silvan ilçesi kırsal Tokluca Mahallesi’nde yaşayan 36 yaşındaki Mehdi Keskinkılınç, sarı-kırmızı ve Mauro Icardi sevgisini bir yıl önce yapımına başladığı evine yansıttı. İnşaat ustası Keskinkılınç, mesleğiyle çocukluk aşkı Galatasaray’ın renkleriyle evini boyatıp “Mauro Icardi” ve “Erdem baba” yazarak hayalini gerçekleştirdi.Keskinkılınç, Icardi’yi Diyarbakır’a davet ederken, kendisi de Rams Park’ta üçlü çekmek istediğini dile getirdi.Mehdi Keskinkılınç, İhlas Haberi Ajansı (İHA) muhabirine, boya ve alçı montajlama işiyle uğraştığını söyledi. Galatasaray tutkusunun küçüklüğümden bu yana geldiğini belirten Keskinkılınç, Galatasaray’ı çok sevdiğini dile getirdi.“Tek hayalim arenanın ortasında tribüne üçlü çektirmektir”“Benim güzel bir ev yapma hayalim vardı, onu gerçekleştirdim” diyen Keskinkılınç, “Daha sonra evimi sarı-kırmızı renge boyama planı aklıma geldi. Icardi de geçen sene Galatasaray’a gelince şampiyon olduk. Icardi sevgisi de oradan başladı. Fanatik Galatasaray taraftarıyım ve takımımı çok seviyorum. Icardi’yi köyümüze bekliyorum. Tek hayalim arenanın ortasında tribüne üçlü çektirmektir. Tüm Galatasaray taraftarına da selamlarımı iletiyorum. Şampiyon Galatasaray” dedi.Evin yapım aşamasında kullandığı malzemeleri Diyarbakır, Batman ve Silvan’dan getirdiğini aktaran Keskinkılınç, “Geçen sene yaz ayında evimin yapımına başladım. İş yoğunluğu falan derken süreç biraz uzadı. Evimin dış cephesinde Erdem baba da yazıyor. Erdem Timur’u çok sevdiğim için oğlumun ismini de Erdem koydum. Daha sonra evimin dış cephesine ‘Erdem Baba’ ve ‘Mauro Icardi’ yazdım” ifadelerinde bulundu.