Yerel Haberler
Eskişehir
Dünya Uyku Günü Eskişehir’de farkındalık etkinlikleriyle kutlanacak 10 Mart 2026 Salı - 12:45:21 Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, her yıl mart ayının üçüncü haftasının cuma günü dünya genelinde kutlanan Dünya Uyku Günü etkinliklerinin bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganıyla Eskişehir’de gerçekleştirileceği ve uyku sağlığının önemine dikkat çekileceğini belirtti. Prof. Dr. Fidan, uyku sağlığının bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirterek, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, teknoloji kullanımı ve düzensiz yaşam alışkanlıklarının uyku düzenini olumsuz etkilediğini ifade etti. Özellikle gençler arasında düzensiz uyku alışkanlıklarının yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Vural Fidan, "Gençlerimizin sağlıklı bir yaşam sürmeleri, öğrenme kapasitelerinin artması ve zihinsel performanslarının korunması için kaliteli uyku büyük önem taşımaktadır. Dünya Uyku Günü vesilesiyle gençlerimize ulaşarak uyku farkındalığını artırmayı hedefliyoruz." Dünya Uyku Günü kapsamında toplumda uyku sağlığı bilincini artırmaya yönelik çeşitli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirileceğini belirten Fidan, gençlere yönelik özel bir farkındalık çalışması da yapılacağını ifade etti. Bu kapsamda üzerinde "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganının yer aldığı farkındalık kalemleri gençlere hediye edilecek. Günlük yaşamda kullanılacak bu kalemlerle gençlerin uykunun önemini sürekli hatırlamaları ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeleri amaçlanıyor. Uzmanlar, düzenli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, zihinsel performansı artırdığını ve birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sağladığını vurgularken, sağlıklı bir yaşam için uyku düzeninin korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. TUTDER Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, Dünya Uyku Günü dolayısıyla tüm toplumu uyku sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeye davet etti.
10 Mart 2026 Salı - 11:27 Araç içerisinde sıkışan yavru kediyi tamirhanede çırak sahiplendi Eskişehir’de sıkıştığı aracın arka çamurluk davlumbazları sökülerek kurtarılan gözleri kapalı haldeki minik kediyi, tamirhanedeki 16 yaşındaki çırak sahiplendi. Çırak, yeni ev arkadaşının ismini ’Şans’ koydu. Geçtiğimiz günlerde aracının içerisinden gelen sesten şüphelenen bir sürücü, Eskişehir Küçük Sanayi Bölgesi’ndeki bir tamirhaneye gitti. Durumun ne olduğunu anlamak için aracı asansöre çıkaran ustalar, gelen sesin bir kediye ait olduğunu fark etti. Kedinin yerini tespit ederek kolları sıvayan tamirhane görevlileri, aracın arka çamurluk davlumbazlarını söktü. Gözleri açılmamış haldeki yavru kedi, yapılan çalışma sonucu başarılı bir şekilde kurtarıldı. Biberonla beslenen kedinin ismi ’Şans’ oldu Günlerdir aracın içerisinde üşüdüğü, aç ve susuz kaldığı tahmin edilen yavru kedi, işletme görevlileri tarafından biberonla besledi. İşletmede çıraklık yapan 16 yaşındaki Göktuğ Bilal Şenkal, sevimli kediyi sahiplenerek ona yuva olmaya karar verdi. Şu anda Şenkal’ın evinde sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüren kedinin ismi ise ’Şans’ konuldu. "Çok üşümüş, karnı acıkmış, belli ki uzun süredir oradaymış" Tamirhanenin sahibi 56 yaşındaki Ali Bayrı, "Eşiyle birlikte gelen bir müşterimiz, arkadan bir ses duyduğunu, kedi miyavlamasına benzediğini söyledi. İlk başta duyamadık ama arabayı lifte aldığımızda hakikaten bir kedinin çok bağırdığını duyduk. İlk başta sesin nereden geldiğini bilemedik ama arka taraftan geldiğini belirledik. Ondan sonra çocuklar davlumbazları söktüğümüzde daha gözleri açılmamış yeni yavruyu çıkardık. Muhtemelen onu annesi oraya taşımış. Oradan düşebilirdi, ölebilirdi. Egzozun üstüne düştüğü zaman sıcaktan yanabilirdi. Çok üşümüş, karnı acıkmış, belli ki uzun süredir oradaymış. Araba birkaç yer değiştirmiş diye tahmin ediyoruz. Dolayısıyla, özellikle kış günleri mutlaka sürücüler mutlaka kaputa ve arka taraflara elleriyle ve ayaklarıyla bir ses çıkartınlar. motor ilk stop edildiğinde sıcak oluyor, kediler orayı bir ısınma yeri gibi görüyor. Biz maalesef motorun üstünden çok ölü kedi çıkarıyoruz" dedi. "Ona sıcacık peteğin yanında bir kutu yaptım" Sevimli kediye yuva olan çırak Göktuğ Bilal Şenkal ise, şunları söyledi: "Benim zaten evde 3 tane kedim var. Birisi sakat, tek patisi yok. Belki arkadaş olurlar diye düşündüm. Durumu kötüydü, daha yeni doğmuş, annesi bırakmış. Karnını doyurdum, ona sıcacık peteğin yanında bir kutu yaptım. Sonra tuvaletiyle ilgilendim. Şu an karnı doydu, sıcacık evde yatıyor. Vücudunda yarası yok. Aracın altında kalmasına rağmen iyi yaşamış. Diğerleri kedilerle de arası iyi. İsmini ise ’Şans’ koydum. Çünkü o şanslı bir kedi."
’Toprağın Altından Sofranın Üstüne: Küllüoba’da Ekmeğin Arkeolojisi’ başlıklı seminer düzenlendi
19 Aralık 2025 Cuma - 12:24 ’Toprağın Altından Sofranın Üstüne: Küllüoba’da Ekmeğin Arkeolojisi’ başlıklı seminer düzenlendi Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü tarafından, Doç. Dr. Duygu Yetgin Akgün’ün Türkiye’nin Müze ve Ören Yerleri dersi kapsamında ’Toprağın Altından Sofranın Üstüne: Küllüoba’da Ekmeğin Arkeolojisi’ semineri gerçekleştirildi. Turizm Fakültesi Amfi 2’de yapılan seminerde konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki, Küllüoba’nın 5 bin yıllık ekmek kültürünü ve bu mirasın günümüze kazandırılma öyküsünü anlattı. Prof. Dr. Türkteki, ekmeğin günümüze kadar ulaşmasını sağlayan en önemli faktörün odanın yanmamasına rağmen ekmeğin bilinçli olarak yakılması olduğunu belirtti. Bu durumun sıradan bir mutfak kazası değil, evin terk edilmesi veya mühürlenmesi sırasında gerçekleştirilen manevi bir ritüel olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Türkteki, ekmeğin bulunduğu konumun da tesadüf olmadığını ifade etti. Ekmeğin kapı eşiğine yakın bir noktada bulunmasının, antik dünyada eşiğin kutsallığı ve bereketle olan ilişkisini simgelediğini vurguladı. "Ekmeğin kavılca buğdayından yapıldığını ve içerisinde mercimek bulunduğunu saptadık" Prof. Dr. Türkteki, Küllüoba’da bulunan ekmeğin günümüze ulaşmasını sağlayan karbonize yapısını ve içeriğini detaylı bir şekilde anlattı. Arkeolojik verilerin sadece birer nesne değil, yaşam biçimi sunduğunu belirten Prof. Dr. Türkteki, antik ekmeğin analiz sonuçlarına şu şekilde dikkat çekerek, "Geçen yıl burada paylaştığımız buluntu için henüz çok erkendi, ancak bugün o ekmeğin öyküsünü tüm detaylarıyla paylaşabiliyoruz. Analizler sonucunda bu ekmeğin ’gernek’ yani kavılca buğdayından yapıldığını ve içerisinde bir miktar mercimek bulunduğunu saptadık. Mikroskop altındaki incelemeler, hamurun mayalandığını kanıtlayan hava boşluklarını net bir şekilde gösteriyor" dedi. "Arkeoloji turizm için yapılmaz ama turizm bizim toplumla bağ kurmamızı sağlayan en güçlü araçtır" Küllüoba kazılarında ulaşılan iskeletlerin, Anadolu’nun o dönemdeki sosyal tabakalaşması hakkında bilgiler sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Türkteki, "Arkeoloji turizm için yapılmaz ama turizm, bizim toplumla bağ kurmamızı sağlayan en güçlü araçtır. Bu 5 bin yıllık ekmeğin hikayesi; insanların geçmişe dokunmasını, kokusunu almasını ve tadına bakmasını sağlayarak arkeolojiyi hissedilebilir kıldı. Odunpazarı’ndaki büfelerde bu ekmeğin gördüğü yoğun ilgi, antik değerlerin nasıl modern birer kültürel ürüne dönüşebileceğinin en güzel örneğidir" ifadelerini kullanıldı. Seminer, soru-cevap bölümünün ardından Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz’ın, Prof. Dr. Murat Türkteki’ye teşekkür belgesi takdimiyle sona erdi. Programa; Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Türkteki konuk oldu. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Yılmaz ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saadet Pınar Temizkan’ın katılım sağladığı seminere; Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökçe Yüksek, Bölüm Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Duygu Yetgin Akgün, Turizm Fakültesi öğretim elemanları Prof. Dr. Sibel Önçel Güler ve Doç. Dr. Aysel Kaya ile çok sayıda öğrenci katıldı.
Engelleri kaldıran Türkiye’nin ilk ve tek yükseköğretim kurumu 32 yıldır hizmet veriyor
19 Aralık 2025 Cuma - 10:39 Engelleri kaldıran Türkiye’nin ilk ve tek yükseköğretim kurumu 32 yıldır hizmet veriyor ESKİŞEHİR(İHA) – Eskişehir’de bulunan Anadolu Üniversitesi bünyesindeki Türkiye’de tek olan Engelliler Entegre Yüksek Okulu barındırdığı 4 bölüm ile işitme kayıplı öğrencileri çalışma hayatına kazandırıyor. Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde bulunan Engelliler Entegre Yüksek Okulu, Türkiye’de tek olma özelliği taşıyor. Grafik ve Seramik Anasanat Dallarının yer aldığı Güzel Sanatlar Bölümü, Yapı Ressamlığı ve Bilgisayar Operatörlüğü programları olmak üzere 4 bölümde eğitim veren okul, çeşitli şehirlerden işitme kayıplı öğrencileri seçtikleri alanlarda eğitim ve çalışma hayatına hazırlıyor. Geçtiğimiz yıl 23 öğrenci mezun veren okulda, hâlihazırda 107 öğrenci bulunuyor. Sınıf kontenjanları en faza 11 kişiyle sınırlı ve özel eğitim için uygun sınıf, laboratuvar ve atölyelerde eğitim veriliyor. Alınan eğitim sonrasında staj programları ve çalışma hayatlarında da okul tarafından öğrenciye yardım ediliyor. Yüksekokulun yaptığı araştırmalarda mezun işitme kayıplı öğrencilerden 2021 yılında yüzde 80’i işe girdi. İşe başlayan bahse konu öğrencilerden yüzde 57’si alanlarında kariyerlerine devam ediyor. "Türkiye’nin ilk ve tek özel eğitim yükseköğretim kurumu" Okulun Türkiye’de tek oluşundan bahseden Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Zehranur Kaya, "Şu anda Türkiye’nin ilk ve tek özel eğitim yükseköğretim kurumunda bulunuyorsunuz İleri ve çok ileri derecede işitme kayıplı bireyler sınavlara girip diğer bölümlerdeki çok yüksek puanları almakta zorlandıklarında, o zaman bizim okulumuz devreye giriyor. En az 50 desibel işitme kaybı olan ve üniversite sınavına girip yüksekokulun taban puanlarını alan öğrencilere bir yükseköğretim fırsatı sunuyoruz. Yüksekokulda şu anda hâlihazırda 4 tane programda eğitimlerimizi veriyoruz. 2 programımız lisans düzeyinde eğitim veriyor: Grafik ve Seramik Güzel Sanatlar Bölümü altındalar. 2 programımız ön lisans düzeyinde eğitim veriyor: Yapı Ressamlığı ve Bilgisayar Operatörlüğü programları. Yüksekokulun diğer yükseköğretim birimlerinden ayrılan bir yanı da Temel Türkçe hazırlık sınıfının bulunması. ‘Neden bu sınıf var?’ diye düşünebilirsiniz. Çünkü işitme kayıplı bireyler, bizim öğrencilerimiz özellikle doğuştan işitme engelli olup yeterli okuma, anlama, dil gelişim becerilerinde sınırlılıklar yaşıyorlar. Öğrencilerimizin Türkçe okuma, anlama, yazma, dinleme becerilerinin geliştirilmesi ve bölümlerde verilen mesleki bilgiyi anlayabilmeleri, onları içselleştirebilmeleri için Temel Türkçe Hazırlık Sınıfı çok önemlidir" dedi. "Toplam mezun sayımız ise 728" Okuldan mezun olan, mevcut ve iş hayatına atılan öğrenciler hakkında Doç. Dr. Kaya, "Şu anda hâlihazırda 107 öğrencimiz var. Geçen yıl 23 öğrenci mezun ettik. Toplam mezun sayımız ise 728. 32 yıldır yüksekokul eğitim-öğretim hayatına devam ediyor. "Öğrenci sayılarımız, geçen seneki mezun sayımız neden az" diye sorabilirsiniz. Neden az? Çünkü biz özel eğitim yükseköğretim kurumuyuz ve özel eğitim çerçevesi içerisinde derslerimizi yapıyoruz. Okul kontenjanları 11 ile sınırlı; yani her sınıfta maksimum 11 öğrencimiz var. Dolayısıyla mezun sayılarımız, öğrenci sayılarımız da bununla orantılı olarak değişiyor. Buradan çıkan öğrenci, kendi özgüvenine sahip, güçlü bir CV’si olan, kendini ifade edebilen birey olarak çıkıyor ve bu gözle görülür bir değişim. Sadece bizim bildiğimiz değil, dışarıdan da gözle görünür bir deneyim. Ailelerden aldığımız güzel dönütler, mezunlardan aldığımız güzel dönüşler. Bizim yaşadığımız birçok başarı hikâyesi var. Bunlar, öğrencilerimizin gözle görülür değişimini çok net gösteriyor" diye konuştu. "Çok şükür, ben de kazandım geldim" Aydın’dan Eskişehir’e gelen 19 yaşındaki işitme engelli öğrenci Selim Evren, "Sınava giriyorsun, geçiyorsun, kazanıyorsun. Çok şükür, ben de kazandım geldim. Çok mutluyum. Üniversite hocalarım bizlere derslerini anlatıyor ve başarılı olacağız. Hedefim; üniversiteden mezun olmak, memur olmak ve sporcu olmak. Branşım atletizm. Arkadaşlarımla, işiten insanlarla iletişim kurmak çok zor. Bazıları rahatsız hissediyor ama işitme engelli insanlarla konuşmak daha çok rahatlatıyor. Bilgisayarla ilgili dersleri, yazılım bölümünü çok seviyorum. Öğrencilerin hepsi bilmeyebilir, olsun. Pozitif yaklaşımlar ve yardımlar sayesinde hepimiz başarılı olacağız. Bilgisayarda birkaç arkadaşlarımız bilmiyor ama destek olacağız, başarılı olacağız" dedi.
Bu yıl ıhlamur değer kazandı
18 Aralık 2025 Perşembe - 23:22 Bu yıl ıhlamur değer kazandı Türkiye’de kış aylarının vazgeçilmezi olan ıhlamur ve şifa kaynağı bitkisel ürünlerin fiyatları, yaşanan olumsuz iklim şartları nedeniyle rekor seviyelere ulaştı. Aktarlar, özellikle don ve aşırı yağışların rekolteyi düşürmesiyle çiçek ıhlamurun kilosunun 4 bin 500 lirayı gördüğünü belirtirken, fiyat artışının sağlık sorunları yaşayan vatandaşların alım gücünü düşürmediğini dile getirdi. Son yıllarda yaşanan meteorolojik olaylar, tarım ürünlerinin yanı sıra bitkisel ilaç ve destekleyici ürünlerin fiyatlarını da katladı. Aktar esnafı Metin Ağılönü, ıhlamur çiçeklerinin tam açma döneminde yaşanan don ve ardından gelen yoğun yağışların büyük bir kayba yol açtığını ifade etti. Enflasyon değil, iklim vurdu Ürün fiyatlarındaki artışın temel nedenini iklim şartlarına bağlayan aktar esnafı, fiyatlardaki dramatik yükselişi gözler önüne serdi. Metin Ağılönü, "Geçen yıl 2 bin lira olan çiçek ıhlamur, aroması ve içeriği nedeniyle en çok tercih edilen türdür. Bu sene 4 bin ila 4 bin 500 lira seviyesine çıktı. Yapraklı ve çiçekli karışık ıhlamur ise bin liradan bin 600 liraya yükseldi. Don ve yağışlardan dolayı sadece ıhlamur değil, badem, kayısı ve kiraz gibi ürünler de aynı şekilde etkilendi" şeklinde konuştu. "İkisinin de çok güzel kan temizleyici özelliği var" Vatandaşlara sağlıklı ürünler sunmaya devam ettiklerini belirten aktaran Ağılönü, "Badem ve kayısı çekirdeklerini genellikle şeker rahatsızlığı olanlar için öneriyoruz. Ayrıca ikisinin de çok güzel kan temizleyici özelliği var; kandaki mikropları kırmaya yardımcı oluyorlar. Bu ürünü aynı zamanda kanser hastaları için de tavsiye ediyoruz. Özellikle çekirdekler acı olursa daha faydalı olur" dedi. "Sağlık söz konusu olunca fiyata bakılmıyor" Fiyat artışının satışları etkilemediğini belirten Ağılönü, "Fiyat artışı satışları etkilemiyor. Çünkü insanlar sağlık sorunları yaşadığı için artık fiyata bakmıyor, rahatsızlık olduğu için ister istemez alıyorlar. Müşteriler, fiyatı duyduğunda ’Ne kadar yükselmiş’ tepkisini veriyor, ancak iki paket alacaksa bir pakete düşürüyor, ama sonuçta yine de alıyor. Eskiden ’Evde dursun’ diye iki paket alınıyordu; şimdi sadece ihtiyacı kadar alıyorlar" ifadelerini kullandı.
bestHONEY Erasmus+ Projesi’nin 4. Uluslararası Etkinliği gerçekleştirildi
18 Aralık 2025 Perşembe - 17:07 bestHONEY Erasmus+ Projesi’nin 4. Uluslararası Etkinliği gerçekleştirildi Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından açılış toplantısıyla başlayan bestHONEY Erasmus+ Projesi’nin (En İyi Bal İçin Hijyen, Ambalaj ve Üretim Standartlarını AB Seviyesine Getirme) uluslararası toplantısı, İspanya’nın Barselona şehrinde yapıldı. Geçtiğimiz nisan ayında başlayan proje; Fransa (Compigne), İtalya (Agrigento), İtalya (Bari), İspanya’nın (Barselona) mesleki eğitim kurumları ve sektörel katılımcıların arasındaki işbirliğini güçlendirdi. Projenin, Avrupa Birliği genelinde bal üretimi, hijyen ve ambalaj standartlarının uyumlaştırılmasına katkıda bulunmayı amaçladığı belirtildi. Projenin İspanya ayağında saha ziyaretleri ve pratik öğrenme faaliyetleri Toplantının ilk günü, İspanya ev sahibi kuruluş tarafından koordine edilen saha tabanlı öğrenme faaliyetlerine ayrıldı. Katılımcılar, Sant Antoni de Vilamajor bölgesinde, Montseny Doğal Parkı olarak bilinen dağlık bir alanda bulunan yaklaşık 300 arı kovanına sahip bir arılığı ziyaret etti. Bu ziyaret, arıcılıkta kalite kontrol ve kraliçe arı üretiminde iyi uygulamaları gözlemleme ve profesyonel arıcı ile tüm proje ortakları arasında sürdürülebilir üretim yöntemleri hakkında bilgi alışverişinde bulunma fırsatı sağladı. Proje katılımcıları öğleden sonra, Tarragona ilindeki El Perell’da bir arıcılık kooperatifini ziyaret ederek bal paketleme tesisinin teknik incelemesini gerçekleştirdi. Katalonya’da ki en büyük balmumu üretim tesisi de ziyaret edildi. Ayrıca, İspanya’da arıcılığın tarihi gelişimine ve sosyo-ekonomik önemine dair bilgiler sunan Arı Ürünleri Müzesi’ne de gidildi. Bu faaliyetler, ortak ülkeler arasında akran öğrenimini ve iyi uygulamaların aktarımını destekledi. Uluslararası toplantılar ve bilgi alışverişi İkinci ve üçüncü günlerde, Barselona’daki Generalitat de Catalunya’da proje toplantıları ve eğitim oturumları düzenlendi. Tüm ortaklar önceden hazırlanmış bir gündeme dayalı olarak, arı sağlığı, hastalık önleme, üretim standartları ve arıcılıkta ekonomik sürdürülebilirlik konularına odaklanan sunumlar gerçekleştirdi. Bu oturumlar katılımcıların ulusal uygulamaları karşılaştırmalarına, ortak zorlukları belirlemelerine ve Avrupa düzeyinde yenilikçi ve aktarılabilir çözümleri tartışmalarına imkan sağladı. Toplantı sırasında, ev sahibi kurumu temsilen Rosa Altisent Rosell, Erasmus+ projelerinin kurumsal işbirliğini, karşılıklı öğrenmeyi ve uzun vadeli ortaklıkları teşvik etmedeki önemini vurguladı. Ayrıca gelecekte benzer girişimlere devam etme konusundaki ilgisini dile getirdi. Eskişehir İl Tarım ve Ormancılık Müdürü ve Proje Yetkilisi Yüksel Çil, Erasmus+ işbirliğinin katma değerini ve projenin hem AB Üye Devletleri hem de ortak ülkeler için somut çıktılarının önemini vurguladı. Projenin arıcılık sektöründe kapasite geliştirme, inovasyon ve kalite iyileştirmeyi desteklemedeki rolüne dikkat çekildi. Sonuçlar ve yaygınlaştırma Uluslararası toplantı, proje ortakları arasındaki işbirliğini başarıyla güçlendirdi, mesleki yetkinlikleri artırdı ve bal üretimi ve kalite standartlarına yönelik ortak yaklaşımların geliştirilmesini destekledi. Faaliyetler sırasında elde edilen bilgiler, proje sonuçlarının yerel, ulusal ve Avrupa düzeylerinde yaygınlaştırılmasına katkıda bulunacağı belirtildi. Programın sonunda, ev sahibi kurum tüm katılımcılara katılım sertifikaları verdi. Toplantı, bestHONEY projesi sonuçlarının gelecekteki işbirliğine ve yaygınlaştırılmasına yönelik iyi dilek ve temennilerle sona erdi.