Yerel Haberler
Eskişehir
Keresteli cinayet davasında müebbet hapis talebi 12 Mart 2026 Perşembe - 16:36:36 Eskişehir’de geçtiğimiz yıl eylül ayında aralarında husumet bulunan Hasan Hüseyin Doğruk’u (60) sokak ortasında keresteyle darb ederek ölümüne neden olan tutuklu sanık Aydın Keskin (47) hakkında mütalaa verildi. Cumhuriyet savcısı, sanığın "Kasten öldürme" suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını ve herhangi bir indirim uygulanmamasını talep etti. Olay, geçtiğimiz yıl eylül ayında Tepebaşı ilçesi Yenibağlar Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Hasan Hüseyin Doğruk ile Aydın Keskin sokak üzerinde karşılaştı. İkili arasında daha önceden var olan husumet nedeniyle çıkan tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Kavga esnasında eline geçirdiği keresteyle Doğruk’u darb eden Keskin, yaşlı adamın ağır yaralanmasına neden oldu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Doğruk, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayın ardından İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerince gözaltına alınan Aydın Keskin, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay anı güvenlik kamerasında Vahşetin yaşandığı anlar, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde; taraflar arasındaki kovalamaca, Hasan Hüseyin Doğruk’un yere yığılması ve sanık tarafından darb edildiği anlar yer aldı. Savcı indirim istemedi Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasına; tutuklu sanık Aydın Keskin, maktulün eşi Hatice Doğruk, oğlu İlker Doğruk ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, sanık Aydın Keskin’in "Kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Ayrıca mütalaada, sanık hakkında herhangi bir ceza indirimi veya haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması talep edildi. Mahkeme heyeti, sanık müdafilerinin savunma hazırlamak için süre talebini kabul ederek, karar duruşmasını 26 Mart tarihine erteledi.
12 Mart 2026 Perşembe - 15:38 "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığını yalnızca iki öğrenci arasındaki bir sorun olarak değil, okul, aile ve öğrencilerin birlikte ele alması gereken bir sistem sorunu olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti. "Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı" konusunu ilgili değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, akran zorbalığında seyirci kalmanın çoğu zaman sessiz kalmak olmadığını, zorbalığın sürmesine katkıda bulunmak olduğunu belirtti. Akran zorbalığının yalnızca iki öğrenci arasında yaşanan bireysel bir çatışma olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, zorbalığın tekrarlayıcı bir niteliğe sahip olduğunu ve taraflar arasında güç eşitsizliğinin bulunduğu durumlarda sistematik bir sorun haline geldiğini ifade etti. Zorbalıkla mücadelede yalnızca zorbayı cezalandırmaya ya da mağdura yönelik bireysel müdahalelere odaklanmanın yeterli olmayacağını vurgulayan Şahbudak, okul ortamı, aileler ve öğrencilerin dâhil olduğu bütüncül bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Begüm Şahbudak, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Akran zorbalığı dediğimiz zaman aslında birebir bir çatışmadan ya da bir akran tartışmasından bahsetmiyoruz. Bu sürecin kronik olması, tekrarlayıcı zeminde olması önemli. Taraflar arasında güç eşitsizliğinin olması önemli ve sistematik bir hale geldiğinde akran zorbalığı diyoruz. Akran zorbalığı dediğimiz zaman müdahale sırasında sadece zorba ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden değil, aslında sisteme yönelik bir müdahaleden bahsetmek mümkün. Zorbanın okuldan uzaklaştırılması ya da sadece mağdura yönelik bir müdahaleden bahsetmiyoruz. Orada bir sorun var ve bu sorun aslında ailelerin de dahil edildiği bir sistem sorunu olarak görülür ve okul içerisinde ele alınırsa o zaman çözüm çok daha kolay oluyor. "Sessiz kalmak zorbaya yardım etmektir" Çözüm dediğimizde aslında öğrencilerin de içine dahil edildiği, öğretmenlerin ve ailelerin de içine dahil edildiği çözümden bahsediyoruz. Söylediğimiz şey aslında seyircilerin de ortamdaki zorbalığa müdahil olması. Çünkü seyirci kalmak demek aslında sessiz kalmak demek değil. Aslında zorbaya yardım etmek demektir. Ve zorbanın okuldan uzaklaştırılması çoğu zaman bir çözüm olmuyor. Aksine bir sistem sorunu olarak ele alırsak eğer bir süre sonra mağdurun da zorlu olabileceğini düşünmemiz gerekiyor ve bunu bu şekilde ele alırsak aslında hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bir zorbayı cezalandırmaktansa hem akan zorbalığı yapan kişinin hem de mağdurun ruhsal olarak güçlendirilmesi ve değerlendirilmesi, mutlaka sisteme ailelerin de dahil edilmesi ve ailelerin de bu konuda sorumluluk alması önemli. Aslında öğrencilerin kendisine de adalet duygusunu sağlamak üzere bir sorumluluk verilmesi önemli. Seyirci kalmıyoruz. O sırada akran zorluğuna uğrayan kişiye hemen müdahale edemesek bile sonradan müdahale etme şansımız var ve bunu özellikle değerlendirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Bunu bir sistem sorunu olarak ele alırsak çözüme ulaşmak çok daha kolay. Çünkü orada birebir bir zorbayı cezalandırdığımızda aslında sistemin çarkları dönmeye devam ediyor. "Hem zorba, hem mağdur için ruhsal yardım mümkün" Ergenlik döneminde akran ilişkileri oldukça önemli. Bu akran grubunda kabul görmek, dışlanmama ihtiyacı aslında kişiliğin de belirleyici yanlarından biri oluyor. Kimlik gelişiminde bunlar da önemli. Hem zorba için hem mağdur için aslında bir ruhsal etkilenme varsa yardım arayışında olmak sadece okul ikliminde çözülebilen sorunlardan bahsetmiyoruz. Aileler de bu konuda sorumluluk alarak ruhsal yardım ihtiyaçlarını görmezden gelmemeli ve bununla ilgili destek almalı. Hem zorba hem mağdur için ruhsal yardım mümkün ve aslında bu çocukların her birini suça sürüklenen çocuk ya da zorba çocuk olarak etiketlemeden önce onlar, bizlerin çocukları ve mutlaka yardımla değiştirebileceğimiz şeyler var. Bu umudu aşılayarak bitirmek istiyorum. Çünkü özellikle yardım alırsak değiştirebileceğimiz çok fazla şey var."
Eskişehir’de toplam 26 personel ve 9 araçla gerçekçi kaza tatbikatı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:47 Eskişehir’de toplam 26 personel ve 9 araçla gerçekçi kaza tatbikatı Eskişehir’de toplam 26 personelin 9 araçla senaryo gereği kazada sıkışan ağır yaralılara müdahale ettiği tatbikat gerçeğini aratmadı. Tatbikatta kızı araçta ağır yaralı olan anneyi oldukça gerçekçi canlandırıp, çekim yapan kameralara da saldıran 32 yıldır sağlıkçı olan UMKE eğitmeni Fazilet Çam, "Gittiğimiz vakalarda çok daha acı olaylar ve ölümcül, oradaki yaralı yakınlarımızın acısını burada hayali olarak göstermeye çalıştık. Aslında duygularımı da kattım" dedi. Odunpazarı ilçesi Ihlamurkent Mahallesi’de bulunan açık pazar alanında İl Ambulans Servisi, Eskişehir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD), İl Emniyet Müdürlüğü, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve itfaiye ekiplerinin katılımıyla geniş çaplı bir tatbikat düzenlendi. Tatbikat senaryosu gereği, kafa kafaya çarpışmış iki araç içindeki yaralılara ekipler müdahale etti. Tatbikatta UMKE ve Eskişehir Osmangazi Üniversite Sağlık Meslek Yüksekokulu öğrencilerinden oluşan oyuncuların canlandırdığı yaralı yakınlarının yaktığı ağıtlar ve senaryo icabı acı çektiği anlardaki gerçeğini aratmadı. Tatbikatta kızı araçta ağır yaralı olan anneyi canlandıran 32 yıldır sağlıkçı olan UMKE eğitmeni Fazilet Çam, burada tatbik edilenden çok daha acı durumları sahada gördüğünü ve onlardan etkilenip rolünü yaptığını aktardı. Ekipler geniş çaplı katılım gösterdi İl Ambulans Servisi’nden 6 personel 2 ekip, 2 araç, AFAD’tan 7 ekip 2 araç, UMKE’den 7 personel 2 araç, itfaiyeden 4 personel 1 araç ve İl Emniyet Müdürlüğü’nden 2 personel 2 araçla tatbikatta yer aldı. Senaryo gereği, polisin güvenlik önlemi aldığı kaza mahallinde, itfaiye çıkan yangını söndürürken, AFAD ve yine itfaiye ekipleri araçta sıkışan yaralılara alan açtı. Daha sonra UMKE ve İl Ambulans Servisi ekipleri tarafından sıkıştıkları yerden çıkarılan ve ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere kaldırıldı. "Hakikaten gerçeğini aratmadı" Eskişehir Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Ersin Işıldı, "Bu tatbikatta Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, AFAD, Trafik Şube Müdürlüğü ve UMKE ekiplerimiz yer aldı. Hakikaten gerçeğini aratmadı. Üniversite öğrencilerimiz ve halkımız da tatbikatı yakından izlediler, takip ettiler. Bu bizim için bir gurur vesilesi oldu. Eskişehir’deki acil sağlık hizmetlerinin ileri gitmesi, sahada daha aktif ve güzel bir şekilde hizmet verilebilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu da onlardan bir tanesiydi. Buradaki senaryomuz, 2 aracın karıştığı yaralamalı bir trafik kazası. İtfaiye, çıkan yangını söndürdü. Araç içerisinde sıkışan yaralı vatandaşlarımız hem itfaiye hem AFAD hem de UMKE ekipleri tarafından çıkartıldı. Daha sonra yaralıların ilgili hastanelere nakli gerçekleştirilmiş oldu" dedi. "Sağlıkçı olmak soğukkanlılık gerektirir" 32 yıldır sağlıkçı olan UMKE eğitmeni Fazilet Çam, "Tabii ki gittiğimiz vakalarda çok daha acı olaylar ve ölümcül vakalar, bu tarz trafik kazaları görüyoruz. Oradaki yaralı yakınlarımızın acısını burada hayali olarak göstermeye çalıştık. Aslında duygularımı da kattım, çünkü böyle şeyler her an bizim de başımıza gelebilir. Yanlış anlamayın, tabii ki basın olarak sizler de görevinizi yapıyorsunuz lakin insanlar o durumdayken, ’Baksana bizim, halimizi çekiyorlar’ gibi düşünüyorlar. Bu şekilde hasta ve yaralı yakınlarının basına tepkisi oluyor. Ben onun rolünü yapmaya çalıştım, sizler de kusura bakmayın. Sağlıkçı olmak soğukkanlılık gerektirir. Biz de insanız, acıyı yaşıyoruz. Ancak acımızı bir kenarı bırakıp, insanlara yardım edebilmek için soğukkanlılığımızı korumamız lazım" şeklinde konuştu. "Yolcu koltuğundaydım, omurga travmam vardı" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İlk ve Acil Yardım Programı 2. Sınıf Öğrencisi Kadir Arıkoğlu, şunları söyledi: "Paramedik ve UMKE ekipleri bize müdahale ettiler. Öğrenciler olarak biz nasıl müdahale etmemiz gerektiğini kendi üzerimizde gördük. Yani profesyonel sağlık ekiplerinin müdahalesini deneyen kişiler bizler oluyoruz. Senaryoya göre, ben yolcu koltuğundaydım. Omurga travmam vardı, bu yüzden beni ket yeleğine aldılar. Bacağımda kırık vardı, oraya atel taktılar. Kafamda yırtık vardı, pet koydular. Daha sonra beni sabitleyip ambulansa bindirdiler. Aslında genel ve rutin uygulamalar ama biraz da semptoma yönelik."
Yabancı doktorlar tecrübe için Türk doktorlarını seçti
03 Aralık 2025 Çarşamba - 09:45 Yabancı doktorlar tecrübe için Türk doktorlarını seçti Üçü Suudi Arabistan’dan 1’i ise Mısır’dan Eskişehir’e gelen hekimler, ESOGÜ Tıp Fak Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu’yu operasyon anında canlı şekilde izleyerek tecrübe edinme fırsatı yakaladı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi’ne gelen 3’ü Suudi Arabistan’dan 1’i ise Mısır’dan gelen Ali Alsaadi, Mubarak Alqahtani, Ali Alsaadi ve Sherıhan Waheed isimli 1’i kadın 4 girişimsel radyolog, buraya Endobiliyer RF Ablasyonu, tiroid ablasyonu ve memede bulunan iyi huylu kitlelerin (fibroadenom) ablasyonu vakalarını gözlemlemek ve eğitim almak için geldiler. Kentte konakladıkları otelden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gelen 4 yabancı girişimsel radyolog, operasyon esnasında ESOGÜ Tıp Fak Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu’yu canlı bir şekilde izleme imkanı edindi. Gelişimleri için oldukça önemli olan etkinlikte 4 Girişimsel Radyolog, Prof. Dr. Acu’yu dikkatle seyrettikleri gözlendi. "İki hastamızda da tiroit ablasyonu yapacağız" ESOGÜ Tıp Fak Hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu, "Bugün toplam yedi hastamız var. Bu hastalardan üçü, meme kitleleriyle ilgili. Bunlarda kapalı ameliyat dediğimiz, ameliyatsız yöntemle, herhangi bir kesi yapmadan tümörü yakarak hastanın problemini çözeceğiz. İki hastamızda da tiroit ablasyonu yapacağız. Bu da yine ameliyatsız bir çözüm yöntemi olup, tiroit bezini çıkarmadan içerisindeki tümöral dokuyu yakarak hastanın sorununu çözmeyi amaçlıyor. Bir hastamızda ise karaciğerdeki büyük ve iyi huylu bir kitleyi tedavi edeceğiz. Normalde bu tür kitleler cerrahi olarak çıkarıldığında hastada komplikasyon riski çok fazla oluyor, ancak biz onu yine damar içi yöntemle, yani kapalı yöntemle tedavi etmeye çalışacağız. En son hastamızın problemi ise pankreas kanserinin ana safra kanalını tıkamasına bağlı olarak gelişen sarılıktır. Bu sarılığı stent yöntemiyle çözüme kavuşturacağız" diye konuştu. "Şu ana kadar gayet etkileyiciydi" Yurtdışından tecrübe kazanmak için kendini izlemeye gelen radyologlar hakkında da konuşan Prof. Dr. Acu, şöyle konuştu; "Bugün bize dört hekim arkadaş katılıyor; üç Suudi Arabistan’dan, biri de Mısır’dan geliyor. Vakaları biz yapacağız, onlar seyredecekler. Nasıl yaptığımızı ve hangi prosedürleri kullandığımızı öğrenecekler. Ana safra kanalı tümör tarafından tıkandığında hastada sarılık ortaya çıkar. Biz bu tümörü yakma yöntemiyle safra kanalı açıklığını sağlayabiliyor ve böylelikle hastadaki sarılığı ortadan kaldırabiliyoruz. Bu işlemin adı Endobiliyer RF (Radyofrekans) işlemidir. Bu işlem de yine kapalı yöntemle yapılıyor ve hasta için oldukça konforlu, yeni bir tekniktir. Bu tekniği Türkiye’de uyguluyoruz. Evet, hastayı herhangi bir şekilde kesmeden, tamamen kapalı yöntemle o tümörü yakarak oraya bir stent yerleştirmek suretiyle safra kanalını açık tutuyor ve hastadaki sarılık problemini ortadan kaldırıyoruz." "Şu ana kadar gayet etkileyiciydi" Mısır’dan Türkiye’ye gelen ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde operasyon esnasında Prof. Dr. Berat Acu’yu canlı bir şekilde izleyen Sherıhan Waheed, "Şu ana kadar gayet etkileyiciydi. Tabii yeni şeyler ve yeni prosedürler göreceğimiz için de heyecanlıyız. Daha önce bir Türk hastanesinde bulunmamıştım; şu an ilk defa bulunuyorum. Gördüğüm kadarıyla gayet iyi organize edilmiş. Umarım gelecekte de ülkelerimiz arasında, özellikle bu yöntemlerle alakalı, operasyon gerçekleştirebiliriz" dedi.
Eskişehir’de yaşanan hakem saldırısı kınandı
02 Aralık 2025 Salı - 20:02 Eskişehir’de yaşanan hakem saldırısı kınandı Eskişehir’de yaşanan hakem saldırısı olayıyla ilgili açıklama yapan Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği (TFFHGD) Şube Başkanı Fatih Pazı, "Bu olay yalnızca bir hakeme değil, amatör sporun ruhuna, emeğine ve geleceğine yapılmış bir saldırı niteliğindedir" dedi. Olay, 30 Kasım 2025 tarihinde oynanan karşılaşma sırasında meydana geldi. Birlikspor teknik heyeti tarafından orta hakem Mesut Eren’e karşı saldırı gerçekleştirildi. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle sahadan çıkartılan hakem tedavisi için hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. "Bu olay amatör sporun ruhuna, emeğine ve geleceğine saldırı niteliğindedir" Dernek başkanları, hakemler, gözlemciler ve sporcular bugün akşam saatlerinde Abdurrahman Temel Futbol Sahası’nda bir araya geldi. Üst Klasman Hakemi Turgut Doman, Üst Klasman Yardımcı Hakemi Ramazan Ufuk Avdaş ve Üst Klasman Yardımcı Hakemi Ömer Yasin Gezer’in de aralarında bulunduğu grup, "Şiddete hayır" yazılı bir pankart açtı. Basın açıklamasını yapan TFFHGD Eskişehir Şube Başkanı Fatih Pazı, "Çoğu kez büyük bir mutluluk ve heyecanla geldiğimiz bu saha ve sahalara bugün gelişimi ve sonuçlarıyla tüm camiamızı üzüntüye sevk eden bir olay vesilesi ile gelmenin hüznü içerisindeyiz. Geçtiğimiz hafta sonu ilimizde de oynanan amatör futbol müsabakasında hakem arkadaşımıza yönelik gerçekleşen fiziki saldırıyı derin bir üzüntü ve hayretle karşılamış bulunuyoruz. Sporun özünde yer alan dostluk, centilmenlik ve saygı kavramlarıyla uyuşmayan bu olay yalnızca bir hakeme değil, amatör sporun ruhuna, emeğine ve geleceğine yapılmış bir saldırı niteliğindedir" dedi. "Yaşanan olayı en güçlü şekilde kınıyoruz" Sporun toplumun her kesimini bir araya getiren değerli bir organizasyon, gençlere disiplin, takım ruhu ve dayanışmayı öğreten önemli bir değer olduğunu vurgulayan Başkan Pazı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu değerleri yaşatmak ve geliştirmek ise tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Birlikte yol aldığımız bu gemiyi ancak karşılıklı saygı, anlayış ve iletişimle limana ulaştırabileceğimize inanıyoruz. Hakemlik, sahadaki oyunun adaletini ve düzenini sağlayan son derece önemli bir görevdir. Hakemler ve tüm spor paydaşları bu organizasyonun vazgeçilmez birer parçasıdır. Bilinmelidir ki toplumun tüm paydaşlarına yönelik her türlü sözlü veya fiziki saldırı yalnızca bireyleri değil, tüm toplumu yaralamaktadır. Bu nedenle yaşanan olayı en güçlü şekilde kınıyor, benzer üzücü olayların bir daha yaşanmaması için tüm paydaşları sağduyuya, birlik ve beraberliğe davet ediyoruz. Bizlerin bugün olduğu gibi yarın da sahalarda dostluğun, kardeşliğin ve sportmenliğin hakim olması için çalışmaya devam edeceğimizden asla şüpheniz olmasın" şeklinde konuştu.
Rektör Çolak: "Engelli vatandaşlara sağlanan imkânlar o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir"
02 Aralık 2025 Salı - 15:03 Rektör Çolak: "Engelli vatandaşlara sağlanan imkânlar o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak, engelli vatandaşlara sağlanan imkânların ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren önemli bir ölçüt olduğunu belirtti. Rektör Çolak, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısı ile yayınladığı mesajda, engellilik konusunun devlet ve toplumun ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti. Çolak, engellilerin karşılaştığı sorunların çözüme kavuşturulması açısından önemli bir farkındalık günü olduğunu vurguladığı mesajında, "Ülkelerin gelişmişlik düzeyinin önemli bir göstergesi de engelli vatandaşlara sağlanan imkânlar ve engellilerin karşılaştıkları sorunları çözüme kavuşturmada kaydedilen mesafedir. Bu bakımdan 3 Aralık Dünya Engelliler Günü engellilik konusundaki toplumsal farkındalığın artırılması ve engellilerin sorunlarının çözüme kavuşturulması açısından önemli bir gündür. Fiziksel ya da zihinsel engele sahip insanlarımızın hayata uyum sağlamalarını ve günlük ihtiyaçlarını rahatça gidermelerini sağlamak, devletimiz ve toplumumuzun önemli bir sorumluluğudur. Bakım, iyileştirme ve destek hizmetlerine ihtiyaç duymakta olan engelli vatandaşlarımız için bu hizmetlerin ulaşılabilir hale getirilmesi ve çevre şartlarının olumlu yönde değiştirilmesi, hem engelli insanlarımız hem de aileleri için çok önemlidir. Doğuştan olduğu kadar yaşamın ilerleyen evrelerinde de oluşabilecek engelliliğin her şeyden önce sevgi, şefkat ve dayanışma ile aşılabileceğini unutmamalıyız. Toplum olarak empati, yardımlaşma ve dayanışma duygularımızı daima canlı tutmalı ve engelli insanlarımıza yalnız olmadıklarını göstermeliyiz. Engelli vatandaşlarımıza karşı duyarlılığın arttığı ve engellilerimizin sorunlarının çözüme kavuştuğu günleri görmek dileğiyle, tüm engelli vatandaşlarımız ve ailelerine sevgi ve saygılarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı.
’Nakkaş Levni ve Nakkaş İbrahim Fırçasından 1720 Şenliklerinin Yansımaları’ adlı söyleşi
02 Aralık 2025 Salı - 14:54 ’Nakkaş Levni ve Nakkaş İbrahim Fırçasından 1720 Şenliklerinin Yansımaları’ adlı söyleşi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü tarafından düzenlenen ’Nakkaş Levni ve Nakkaş İbrahim Fırçasından 1720 Şenliklerinin Yansımaları’ adlı söyleşi, Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Taciser Tüfekçi Sivas Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Konuşmacı olarak Sanat Tarihçisi Habibe Bektaşoğlu’nun yer aldığı etkinliğe, Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeliha Demirel Gökalp, öğretim üyeleri ve öğrenciler katılım gösterdi. "1720 Şenlikleri, resimli şenlik kitapları Sûrnâmelerin en renkli örnekleridir" Konuşmasında ’1720 Şenlikleri’ni anlatan Sanat Tarihçisi Habibe Bektaşoğlu şunları söyledi: "Lale Devri’nin en önemli olayı olan 1720 Şenlikleri, resimli şenlik kitapları Sûrnâmelerin en renkli örnekleridir. Levni ve Nakkaş İbrahim tarafından resmedilen bu şenliklerde, bereketi ve erkekliği simgeleyen 12 metrelik devasa nahıl ağaçları dolaştırılmış ve yaklaşık 4 bin yoksul çocuk sünnet ettirilmiştir. Toplam 55 Osmanlı şenliğinden yalnızca üçü resimlidir: 1582 III. Murat şenliği ile 1720 yılına ait iki nüsha. Nakkaş İbrahim’in nüshasında, Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın öldürülmesinin ardından duyulan düşmanlık nedeniyle Sultan III. Ahmed’in yüzü tahrip edilmiştir. Şenliklerin Haliç manzaralı Okmeydanı’nda düzenlenmesinin sebebi, 15 bin kandilin yandığı gece eğlencelerinde çıkabilecek muhtemel yangınlara karşı tulumbacıların Haliç suyunu kullanabilme imkânıdır. Levni’nin çizimlerinde, Avrupalı davetlilerin kıyafetlerinden, pabuçlarından ve başlıklarından ne kadar Avrupai oldukları; kendilerine özgü emek listelerinin hazırlandığı görülür. Padişah, sünnet için ülkenin her yerine davet mektupları ile hediyelerin türlerinin belirtildiği listeler göndermiştir." Söyleşi, dinleyicilerden gelen soruların cevaplanmasının ardından sona erdi.
ÜYEP başvuruları başladı
02 Aralık 2025 Salı - 14:50 ÜYEP başvuruları başladı Üstün yetenekli çocukların erken yaşta keşfedilmesi ve potansiyellerinin bilimsel yöntemlerle desteklenmesi amacıyla faaliyetlerini sürdüren Anadolu Üniversitesi Üstün Yetenekliler Eğitim Programı (ÜYEP), bu yıl da yeni öğrencilerini kabul etmeye hazırlanıyor. Başvuruların ilk gününde 50’yi aşkın başvurunun yapıldığı ÜYEP’te, geçmiş yılların verilerine göre bu sayının 600’ü geçmesi bekleniyor. Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Özel Yetenekliler Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve ÜYEP Müdürü Prof. Dr. Fatih Karabacak’ın yürütücülüğünde faaliyet gösteren ÜYEP, bilimsel temelli eğitim anlayışıyla öğrencilerin yalnızca akademik başarılarını değil; analitik düşünme ve problem çözme becerilerini de geliştirmeyi hedefliyor. Üstün yetenekli çocuklara eğitim veren bir araştırma ve uygulama merkezi olan ÜYEP, ortaokul öğrencilerine matematik ve fen eğitimi vermek, 4-12 yaş arası çocuklara zekâ tanılama testleri uygulamak ve Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki altı okula tanılama desteği sağlamak üzere üç temel hizmet sunuyor. Bu kapsamda ÜYEP’in 2025 yılı eğitim başvuruları başladı. Yalnızca 5. sınıf öğrencilerinin kabul edileceği başvurular, ÜYEP’in web sitesi üzerinden bireysel olarak gerçekleştiriliyor. Başvuru sırasında üç belgenin sisteme yüklenmesi gerekiyor. Formda velilere ve öğrenciye ilişkin temel bilgiler de isteniyor. 10 Aralık Çarşamba gününe kadar devam edecek başvuru sürecinde adayların sisteme fotoğraf ve öğrenci belgelerini yüklemeleri gerekiyor. Belgeler kontrol edildikten sonra öğrencilerin hangi sınıf ve sırada sınava gireceği belirlenecek. Yerleştirme bilgileri 17 Aralık Çarşamba günü ÜYEP’in web sayfasında açıklanacak. Öğrenciler, T.C. kimlik numaralarıyla giriş belgelerini indirip çıktı alabilecek. Sınav günü olan 20 Aralık Cumartesi günü ise adayların en az yarım saat önce sınav merkezinde hazır bulunmaları öneriliyor. Toplam 28 öğrencinin kabul edileceği ÜYEP eğitimlerinde sıralama yapılırken matematik + genel yetenek sınavı puanının yüzde 70’i, açık uçlu fen sınavı puanının ise yüzde 30’u hesaplanacak. Ayrıca son sıralarda yer alan 27. ve 28. öğrenciler için kız öğrenci kotası uygulanacak. Kayıt yaptırmayan öğrenciler olması durumunda sırasıyla üç yedek aday çağrılacak. ÜYEP ortaokul eğitimleriyle öğrenciler yaklaşık 4-4,5 yıllık bir programa dahil oluyor. Her yıl güz ve bahar dönemlerinde 10’ar haftalık eğitim alan öğrenciler, bunun yanında iki haftalık yaz okulu ile 9. sınıf yaz döneminde de ek bir yaz okulu imkânına sahip oluyor. Öğrenciler, 8. sınıfın sonuna kadar ÜYEP öğrencisi olma hakkını sürdürüyor.