Yerel Haberler
Eskişehir
Çocuk ve ergenlerde uykunun önemi 13 Mart 2026 Cuma - 15:18:58 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan, çocuk ve ergenlerde uykunun, sağlıklı gelişim ve ruhsal iyi oluşun temel taşı olduğunu belirterek, "Aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları, uyku alışkanlıklarını takip ederek ve gerektiğinde destek sağlayarak çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine katkıda bulunabilir" diye belirtti. ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde "13 Mart Dünya Uyku Günü" dolayısıyla Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan tarafından çocuk ve ergenlerde uykunun önemine dikkat çekmeyi amaçlayan bir etkinlik düzenlendi. Etkinliğe ESOGÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Canan Özdemir ile Eskişehir Şehir Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Kliniği’nde görev yapmakta olan ve aynı zamanda Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı olan Prof. Dr. Vural Fidan, TUTDER Başkan Yardımcısı Dr. Okay Erözgün ve TUTDER Yönetim Kurulu Üyesi Duygu Tahtacı katılım sağladı. "Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri işler ve uzun süreli hafızaya aktarır" Prof. Dr. Saniye Tülin Fidan, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, uykunun çocuk ve ergenlerin bedensel, zihinsel ve duygusal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Yeterli ve kaliteli uykunun; öğrenme, hafıza, dikkat, problem çözme ve duygusal düzenleme gibi bilişsel işlevleri desteklediğini anlatan Fidan, "Uyku sırasında beyin, gün içinde edinilen bilgileri işler ve uzun süreli hafızaya aktarır. Çocuk ve ergenlerin büyüme ve gelişimi için uyku çok önemlidir. Uyku büyüme hormonlarının salgılanmasını destekler, kemik ve kas gelişimini güçlendirir, doku onarımını sağlar ve metabolizmayı düzenler. Ayrıca yeterli uyku, duygusal tepkilerin kontrolünü kolaylaştırır, stresle başa çıkmayı destekler ve sosyal ilişkilerin sağlıklı gelişmesine katkıda bulunur. Uyku eksikliği; kaygı, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite (DEHB) gibi ruhsal sağlık sorunlarını artırabilir. Uyku bozuklukları; davranışsal problemlere, sinirlilik ve öğrenme güçlüklerine yol açabilir. Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda uyku sorunları daha sık görülür ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Günümüzde teknoloji ve ekran kullanımı, özellikle yatmadan önce uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle uyku hijyenine dikkat etmek önemlidir. Düzenli uyku saatleri belirlemek, yatmadan önce ekran kullanımını sınırlamak, sessiz ve rahat bir uyku ortamı sağlamak uyku kalitesini artırır. Uyku sorunlarının giderilmesinde bilişsel davranışçı terapi ve mindfulness uygulamaları gibi yöntemler faydalıdır. Bu yaklaşımlar uykuya engel olan düşünce ve davranışları değiştirerek uyku kalitesini artırır, kaygıyı azaltır ve çocukların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar. Sonuç olarak, çocuk ve ergenlerde uyku sağlıklı gelişim ve ruhsal iyi oluşun temel taşıdır. Yeterli ve kaliteli uyku hem bedensel hem de zihinsel gelişimi destekler, davranış ve duygusal dengeyi güçlendirir. Aileler, öğretmenler ve sağlık çalışanları, uyku alışkanlıklarını takip ederek ve gerektiğinde destek sağlayarak çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine katkıda bulunabilir" diye belirtti.
Alışveriş merkezlerinde gıda denetimi sürüyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:23 Alışveriş merkezlerinde gıda denetimi sürüyor Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol Görevlileri tarafından gerçekleştirilen denetimler sonucunda, bir alışveriş merkezindeki 2 işletmede eksiklik tespit edildi. Vatandaşın güvenilir gıdaya erişimini sağlamak amacıyla et, tavuk, süt ve süt ürünleri gibi yüksek risk grubundaki hayvansal gıdaların satış noktaları ile toplu tüketim yerlerinde kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Toplam 8 işletme üzerinde yapılan incelemelerde, ürünlerin son tüketim tarihleri, hijyen gereklilikleri, depolama şartları, izlenebilirlik kayıtları, etiket bilgileri ve çalışanların eğitim durumları tek tek kontrol edildi. İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çi de denetimlere katılarak süreci yakından takip etti. Denetimler sonucunda 2 işletmede eksiklik tespit edildi Yapılan kontroller sonucunda mevzuata uygunluk açısından eksiklik tespit edilen 2 işletmeye şartlarını düzeltmeleri için süre verildi. Müdürlük, verilen sürenin sonunda işletmelerin yeniden denetleneceğini ve uygunsuzlukların giderilmemesi halinde mevzuat çerçevesinde gerekli yaptırımların uygulanacağını belirtti. "Tek bir riskin dahi göz ardı edilmesine izin vermeyeceğiz" İl Müdürü Çil, denetim ile ilgili yaptığı açıklamada, "Gıda güvenliği bir tercih değil; toplum sağlığı açısından ulusal bir güvenlik konusudur. Eskişehir’de tek bir riskin dahi göz ardı edilmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Dükkan önü kalabalık görünsün diye her gün 20 kilo patlamış mısır dağıtıyorlar
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:48 Dükkan önü kalabalık görünsün diye her gün 20 kilo patlamış mısır dağıtıyorlar Eskişehir’de bir perde işletmesi, müşteri çekebilmek ve dükkan önünü kalabalık göstermek amacıyla her gün yaklaşık 20 kilo patlamış mısır yapıp vatandaşlara ikram ediyor. Arifiye Mahallesi’nde bulunan işletme, yaz ve kış mevsiminin başlangıcında ilginç bir kampanya gerçekleştiriyor. Dükkana müşteri çekmek için bir ay boyunca her gün yaklaşık 20 kilo mısır, halka ikram ediliyor. İkram için kuyruk oluşturan vatandaşlar, sıra beklerken dükkana girerek ihtiyaçları doğrultusunda alışveriş de yapıyor. Bir dükkan geleneği ve pazarlama yöntemi olarak öne çıkan kampanya, görenleri hayrete düşürüyor. Bahse konu kampanyanın personel ve mısır ücretleriyle birlikte bir aylık toplam maliyetinin yaklaşık 90 bin TL olduğu belirtiliyor. "Bu bizim dükkan geleneğimiz, ikram etmeyi seviyoruz" Neden böyle bir kampanya yaptıklarını anlatan esnaf Yusuf Karaağaçlı, "Her sene yaz ve kış başlangıcı böyle bir kampanya yapıyoruz. Yaklaşık bir ay boyunca her gün patlamış mısır dağıtıyoruz. Maddi kazanç göz etmiyoruz. Aslında hem vatandaşın dikkatini çekmeyi ve dükkanımızın önünün kalabalık gözükmesini amaçlıyoruz, hem de ölmüşlerimizin hayrına ikram yapıyoruz. Bu bizim dükkan geleneğimiz. Isparta Yalvaçlıyız, ikram etmeyi seviyoruz" dedi. "Aslında bu şekilde müşterinin ilgisini topluyoruz" Patlamış mısır ikramının aynı zamanda bir pazarlama stratejisi niteliğinde olduğunu belirten Karaağaçlı, "Bizim milleti biliyorsunuz, kalabalık olduğu zaman bir şey olduğunu sanıyorlar. O yüzden, ikram yaparken aslında müşterinin ilgisini topluyoruz. Mesela çocuğuna mısır almaya gelen bir vatandaş, bizden de birkaç parça ürün satın alıyor" ifadelerini kullandı. "Aylık maliyeti yaklaşık 90 bin TL" Her gün 20 kiloluk 1 çuval patlamış mısırın vatandaşlara ikram edildiğini dile getiren Karaağaçlı, sözlerine şöyle devam etti: "Ekstradan bir arkadaşımız sadece bu iş için bize yardımcı oluyor. Ona ayrıca ücret veriyoruz. Vatandaş seviniyor, olumlu geri dönüşler alıyoruz. Çarşıda gezerken çocuğuna parayla bir şey alacaklarına, bizden ücretsiz mısır alıp gidiyorlar. O da bizi sevindiriyor. Çevre esnafı da gelip ikram alıyor, memnun kalıyor ama maliyetli bir iş. Bu işin bize aylık maliyeti yaklaşık 90 bin TL." "İnsanlara ulaşmak için güzel bir pazarlama yöntemi" Kampanyayla ilgili düşüncelerini aktaran vatandaş Meral Yıldırım ise, "Bu şekilde bir kampanya yaptığınızda sesinizi daha fazla duyurmuş, daha fazla müşteriye ulaşmış oluyorsunuz. Ben buradan ihtiyacım olan bazı ürünler aldım, gayet de memnun kaldım. Bu şekilde bir kampanya olmasaydı belki ürünleri görmezdim. Gayet iyi bir taktik. İnsanlara ulaşmak için güzel bir pazarlama yöntemi" şeklinde konuştu.
Sessizce biten ilişkilerin sayısı her geçen gün artıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 09:41 Sessizce biten ilişkilerin sayısı her geçen gün artıyor Eskişehir’de Psikolog Nazlı Ağın, dijital çağın ilişkilerinde ayrılıkların artık yüksek sesle yaşanmadığını söyleyerek, "Sessiz ayrılık ve ghosting, modern ilişkilerin yeni dili olmuş durumda. Ancak, ilişkileri koruyan şey hala aynı: Netlik, açıklık ve yüzleşebilme cesareti" dedi. Psikolog Nazlı Ağın, günümüzde yeni kopuş biçimleri olarak öne çıkan ‘sessiz ayrılık’ ve ‘ghosting’ hakkında bilgilendirmede bulundu. Dijital çağın ilişkilerinde ayrılıkların artık yüksek sesle yaşanmadığını söyleyen Psikolog Ağın, "Bir yanda ağır ağır sönen bağlar, diğer yanda bir anda kapanan iletişim kanalları sessiz ayrılık ve hepimizin sosyal medyada da sıklıkla denk geldiği bir terim olan ghosting, günümüzün en yaygın kopuş biçimleri haline geldi" şeklinde konuştu. "Belirsizlik ise geride kalan için en ağır yük haline geliyor" Psikolog Ağın, "Sessiz ayrılık, ilişkiye yapılan duygusal yatırımın zamanla azaltılmasıyla ortaya çıkıyor. Konuşmalar yüzeysel hâle geliyor, yakınlık azalıyor, gelecek planları belirsizleşiyor. Partnerlerden biri çoğu ‘Bir şey değişti ama ne?’ duygusunun içinde kalıyor. Ortada resmi bir bitiş yok ama duygu çoktan tükenmiş oluyor. Ghosting ise, çok daha sert bir kopuş ve görmezden gelme hali. Kişi hiçbir açıklama yapmadan iletişimi tamamen kesiyor. Mesaj yok, arama yok, açıklama yok. Bu davranış çoğunlukla yüzleşme kaygısından, çatışmadan kaçma eğiliminden ve terk edilmeye yönelik duyulan kaygıdan besleniyor. Belirsizlik ise geride kalan için en ağır yük haline geliyor" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişimin kolaylığı duygusal iletişimi zayıflattı" Her 2 davranışın da ortak noktasının kaçınma olduğunu vurgulayan Psikolog Ağın, sözlerine şöyle devam etti: "Sessiz ayrılık düşük dozda, ghosting ise yüksek dozda kaçınma stratejisi. Ortada cesaret gerektiren bir konuşmayı yapmaktan, olumsuz duygularla yüzleşmekten kaçınmak var. Peki neden bu kadar yaygınlaştı? Dijital iletişimin kolaylığı duygusal iletişimi zayıflattı. Kaçıngan bağlanma stilleri daha görünür oldu. Bir de ’alternatif bolluğu’ algısı var. Giderse yenisi gelir düşüncesi, ilişkileri yüzeyselleştiriyor. Sonuçta en küçük çatışmaya bile tahammül azalıyor." "Belirsizlik insan zihninin en zor baş ettiği şeylerden biri" Bu kopuş biçimlerinin neden bu kadar yaralayıcı olduğunu anlatan Psikolog Nazlı Ağın, "Çünkü belirsizlik insan zihninin en zor baş ettiği şeylerden biri. Açıklama olmadığında kişi kendini, ilişkisini ve değerini sorgulamaya başlıyor. ‘Neyi yanlış yaptım?’, ‘Bir anda neden yok oldu?’, ‘Ben mi anlamadım?’ gibi soruları kendine sormaya başlıyor. Bu yüzden sessiz ayrılık da ghosting de kişinin kendiliğine dair algısı üzerinde zedelenmelere yol açabiliyor" şeklinde konuştu. "İlişkide erken sinyalleri fark etmek önemli" ‘Sessiz ayrılık ve ghosting ile ilgili ne yapılabileceğini de anlatan Psikolog Ağın, "İlişkide erken sinyalleri fark etmek, duyguları açıkça konuşmak ve belirsizliğin oluşturduğu yükü tek başına taşımamak gerekir. Ghostinge maruz kalan kişinin de bunun kendi değerinden çok karşı tarafın içsel süreçleriyle ilgili olduğunu bilmesi önemli. Bunun yanında gerektiğinde profesyonel bir destek alınabilir. Sonuç olarak, sessiz ayrılık ve ghosting modern ilişkilerin yeni dili olmuş durumda. Ancak ilişkileri koruyan şey hala aynı: Netlik, açıklık ve yüzleşebilme cesareti" diyerek sözlerini sonlandırdı.
’Türk Ceza Adalet Sisteminde 20. Yılında Denetimli Serbestlik’ konferansı yapıldı
26 Kasım 2025 Çarşamba - 16:35 ’Türk Ceza Adalet Sisteminde 20. Yılında Denetimli Serbestlik’ konferansı yapıldı Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anadolu Üniversitesi işbirliği ile ’Türk Ceza Adalet Sisteminde 20.Yılında Denetimli Serbestlik’ başlıklı konferans düzenlendi. Türkiye’de ceza adalet sisteminde köklü bir dönüşümün öncüsü olan Denetimli Serbestlik sistemi, 20’nci yılını geride bıraktı. 20 Temmuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile uygulamalar, insan odaklı ve onarıcı adalet anlayışıyla ceza infaz sistemine yeni bir boyut kazandırdı. Bu kapsamda, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bir konferans gerçekleştirildi. "Eğitim ve araştırma yapmanın yanı sıra farklı alanlarda çalışmalar ortaya koymaya çalışıyoruz" Açılış konuşması yapan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Denetimli Serbestlik uygulamalarının önemine dikkat çekerek, "Üniversite olarak sadece eğitim ve araştırma yapmanın yanı sıra farklı alanlarda çalışmalar ortaya koymaya çalışıyoruz. Bugün burada değerli akademisyenlerimizle Denetimli Serbestlik sistemini değerlendireceğiz. Denetimli serbestlik uygulamalarında yaşanan gelişmeler, sorunlar ve çözümleri değerlendireceğiz. Akademisyenlerimizin katkılarıyla gerçekleşecek konferansımızın paydaşlarımıza ve tüm öğrencilerimize faydalı olacağına inanıyorum" dedi. "Denetimli Serbestlik, 2005 yılında hukuki temellerine kavuşmuştur" Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Türk Ceza Adalet Sistemi’nde modern ve insan odaklı olan Denetimli Serbestlik uygulamalarını 20’nci yılına ulaştırmanın heyecanını yaşadıklarını belirterek, "Denetimli Serbestlik sistemimiz, 2005 yılında yürürlüğe giren 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Kanunuyla hukuki temellerine kavuşmuştur. Bu 20 yıllık süreç, denetimli serbestliğin Türk hukuk sistemi içerisindeki yerini sağlamlaştırdığı, uygulama alanını genişlettiği ve profesyonel bir yapıya kavuştuğu bir dönüşüm hikayesidir" diye konuştu. "Erken tahliye aracı değil, sosyal bir rehabilitasyon sistemi" Başsavcı Karakülah, Denetimli Serbestlik sisteminin sadece bir infaz yöntemi ya da erken tahliye aracı olmadığını vurguladı. Ceza hukuku yaptırımlarının bireyselleştirilmesi ilkesini hayata geçiren, onarıcı adalet anlayışını ön plana çıkaran, sosyal bir rehabilitasyon sistem olduğunu dile getiren Başsavcı Karakülah, Denetimli Serbestlik uygulamalarının akademik ve adli açıdan kapsamlı bir şekilde incelenmesinin uygulama birliğini güçlendirmeye ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkı sağlayacağına inandığını söyledi. "Adalet sadece cezalandırmak değil, aynı zamanda iyileştirmek ve fırsat vermektir" Konuşmasının devamında öğrencilere de seslenen Başsavcı Karakülah, sözlerine şöyle devam etti: "Denetimli Serbestliğin geleceği; daha fazla uzmanlaşma, elektronik takip sistemlerinin daha etkin kullanımı, üniversitelerle ve sivil toplum kuruluşlarıyla daha güçlü iş birlikleri ve en önemlisi, onarıcı adalet felsefesinin sistemin tüm kılcallarına nüfuz etmesiyle şekillenecektir. Değerli hukuk öğrencileri, sizler geleceğin hakim, savcı ve avukatları olarak, bu modern infaz rejimini sadece kanun maddelerinden ibaret görmemelisiniz. Kanunların arkasındaki insan odaklı felsefeyi de benimsemelisiniz. Unutmayınız ki, adalet sadece cezalandırmak değil, aynı zamanda iyileştirmek ve fırsat vermektir." Konferansa katkı sağlayan akademisyenlere plaket takdimi yapıldı Program, Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Karakehya’nın moderatörlüğünde sunumlar ile devam etti. TOBB ETÜ Hukuk Fakültesinden Prof Dr. Olgun Değirmenci, "Genel Hatları ile 5275 Sayılı Kanunda Düzenlenen Denetimli Serbestlik Kurumu" başlığıyla; Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Hakan A. Yavuz, "Dünü, Bugünü ve Yarınıyla Türkiye’de Denetimli Serbestlik" başlığıyla; ESOGÜ Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Semih Yumak, "Türk Ceza Adaleti Sisteminde Yenilikçi Bir Yaklaşım: Denetimli Serbestlik Hizmetleri" başlığıyla konferansta sunum gerçekleştirdi. Sunumların ardından Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Arif Hamdi Sazak, Eskişehir Vali Yardımcıları Yakup Güney ve Adem Keleş tarafından konferansa katkı sağlayan akademisyenlere plaket takdim edildi.
Anadolu Üniversitesinde "Yapay Zekâ ve Eğitim Konferansı" gerçekleştirildi
26 Kasım 2025 Çarşamba - 13:42 Anadolu Üniversitesinde "Yapay Zekâ ve Eğitim Konferansı" gerçekleştirildi Anadolu Üniversitesi Yapay Zekâ Günlükleri kapsamında düzenlenen "Yapay Zekâ ve Eğitim" başlıklı konferans, Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonunda gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyon Koordinasyon Birimi Teknoloji Transfer Ofisi (Arinkom T.T.O.) Yöneticisi Öğr. Gör. Dr. Rabia Taş’ın program yürütücülüğünü üstlendiği etkinliğin konuğu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanı Mustafa Ermiş oldu. "Eğer kendimizi geliştirmek istiyorsak yapay zekâyı çok iyi kullanmanızı öneriyorum" Konferansın açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük şunları söyledi: "Bugün geldiğimiz noktada artık insanın yalnızca kendi zekâsını kullanması rekabet açısından yeterli değil. Kendimizi geliştirmek istiyorsak yapay zekâyı çok iyi kullanmamız gerekiyor. Kendi zekâmızın yanında yapay zekâ araçlarını etkili kullananlar hem kariyerlerinde hem üretkenliklerinde bir adım öne çıkacak. Sadece öğrenciler değil, öğretim üyeleri de bu araçları en verimli şekilde kullanmalı. Bugün her gün bir yenisi çıkan pek çok yapay zekâ aracı var. Dolayısıyla yapay zekâyı doğru kullandığımız sürece bizi çok ileriye taşıyacağına inanıyorum. Bizim gençlerimiz ve milletimiz teknolojiye çok hızlı adapte oluyor. Bu süreci başarıyla tamamlayarak ülkemizin geleceğine olumlu katkılar sunacağınıza inanıyorum." "Yapay zekâyı araba kullanmak gibi düşünmeliyiz" BTK İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanı Mustafa Ermiş, "Yapay Zekâ ve Eğitim" başlıklı sunumunda şunları söyledi: "Üniversitelere sık sık gidiyoruz ancak bu kadar kalabalık bir ortam her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle hem sizlere hem de daveti ve yapay zekâ konusundaki vizyoner yaklaşımı için Köksal hocama teşekkür ediyorum. Anadolu Üniversitesi’nde olmaktan mutluyum; kampüsünüz gerçekten çok güzel. BTK ve BTK Akademi’yi bilen birçok öğrenci görmek sevindirici. Ne yazık ki bazı üniversitelerde hâlâ yapay zekâyı ‘tez hazırlatma aracı’ olarak gören dar bir bakış açısı var. Oysa ölçme yöntemlerini değiştirmek yerine yapay zekâ ile kavga etmek kimseye fayda sağlamıyor. Yapay zekâyı bir araba gibi düşünürsek; üretim (mühendislik), kullanım ve trafik kuralları olmak üzere üç temel alan vardır. Biz de eğitimlerimizi bu üç çerçevede topluyoruz. Toplum olarak en azından ‘araba kullanma’ kısmında ustalaşmamız gerekiyor. Çünkü bugün yaşanan dönüşüm, daktilodan bilgisayara geçiş kadar büyük. O dönemde uyum sağlayamayanlar nasıl geride kaldıysa, yapay zekâyı kullanmayanlar da hızla geri düşecek. Bu durum yalnızca bireyleri değil, kurumları da etkileyecek. Yapay zekâyı iş süreçlerine entegre edemeyen şirketler hızla geride kalacak. Bu nedenle yapay zekâ araçlarını iyi kullanabilen ‘usta şoförler’ olmalıyız." "Yapay zekâ işleri yok etmiyor, dönüştürüyor" Yapay zekâ sayesinde yenilikçi işlere daha fazla zaman ayrılabildiğini belirten Ermiş sözlerine şöyle devam etti: "Yapay zekâ işleri yok etmiyor, dönüştürüyor. Örneğin eskiden metin yazarı veya grafik tasarımcı arıyorduk; şimdi ise yapay zekâ araçlarını iyi kullanan metin yazarları, tasarımcılar ve video üreticileri arıyoruz. Burada önemli olan sadece tüketici olmamak. Türk toplumu olarak zaman zaman tüketmeyi üretmeye tercih ediyoruz, oysa üretmek de en az tüketmek kadar değerli. Bunun için teknolojiye hâkim olmamız gerekiyor. Öğrendiğiniz bilgileri ülkemizin ve insanlığın yararına kullanmayı unutmayın. Çünkü gelecek, yalnızca teknolojiyi tüketenlerin değil; üreten ve dönüştürenlerin olacak." Konferans sonunda Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük tarafından Mustafa Ermiş’e teşekkür belgesi takdim edildi. Konferansa Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Yunus Emre Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Yücel Güney, BTK personeli, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.