Yerel Haberler
Eskişehir
Menopozda kritik ilk 10 yıllık dönem 06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:59:01 Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sevgi Selen, "Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesi temel rol oynar. Menopoz döneminde biyoeşdeğer hormon tedavileriyle kalp damar sağlığından kemik sağlığına, ruh sağlığından ürogenital şikayetlere kadar pek çok sorun yönetilebilmektedir" dedi. Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesinin temel rol oynadığını belirten Selen, "Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte menopoz döneminde geçen süre de artmaktadır. Kadının sosyal, aile ve iş yaşamındaki sorumluluklarının da artmasıyla birlikte menopoz döneminde ortaya çıkan sağlık sorunları daha zor yönetilebilir hale gelmiştir" diye konuştu. "İlk 10 yıl kritik dönem" Menopoz döneminde overlerin fonksiyon kaybına uğramasıyla birlikte hormonal dengenin değiştiğini belirten Selen, "Bu süreçte birçok sağlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz, bilişsel fonksiyonlarda azalma, ruhsal değişiklikler ve cinsel sağlık sorunları bu dönemde sık görülür. Biyoeşdeğer hormon tedavisiyle vücutta eksilen hormonlar dışardan yerine konulabilmekte ve takip edilmektedir. Biyoeşdeğer terimi insan vücudunda üretilen hormonlarla aynı moleküler yapıya sahip hormonları ifade eder. Bu tedavide en sık kullanılan ajanlar; Estradiol, Progesteron ve gerekli durumlarda testosteron veya DHEA’dır. Tedaviye menopozdan sonraki ilk 10 yıl içinde başlanmalıdır. Bu sürenin aşılması durumunda kardiyovasküler riskler nedeniyle tedaviye başlanması her hasta için uygun olmayabilir" uyarısında bulundu. "Biyoeşdeğer hormonların kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır" Biyoeşdeğer hormon tedavisinin uygun zamanda başlandığında kalp-damar hastalıkları riskini azaltabileceğini belirten Selen, "Ağızdan alınan sentetik hormon tedavilerinde bazı risk artışları görülebilirken, ciltten uygulanan (transdermal) tedavilerde bu risk elimine edilmektedir. Benzer şekilde BHRT olarak bilinen biyoeşdeğer hormonların kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır. Osteopeni ve osteoporoz riskini azaltmada önemli bir tedavi seçeneğidir. Ayrıca cilt, kıkırdak ve bağ dokusunda görülen olumsuz etkiler de bu tedavi ile iyileşebilmektedir" dedi. "Hormon tedavisi ile depresyon eğilimi de azalıyor" Vajinal östrojen desteği ile menopoz sonrası dönemde sık görülen vajinal kuruluk, yanma, ağrılı ilişki ve idrar problemlerinin azaltılabildiğini belirten Selen, "Hormon tedavisi yalnızca fiziksel değil, menopozun psikolojik etkilerini azaltmaktadır. Menopoz sürecinde ve sonrasında bilişsel fonksiyonlarda azalma, uyku düzeninde dengesizlikler ve tüm bunlara bağlı olarak depresyon eğilimi artarken biyoeşdeğer hormon tedavisiyle tüm bu şikayetler en aza indirilirken depresyon eğilimi de azalıyor" diye konuştu. "Meme kanseri riski hastaya göre değerlendirilmeli" Hormon tedavisi denildiğinde en çok merak edilen konulardan birinin meme kanseri riski olduğunu belirten Selen, "Sentetik progesteron kullanılan tedavilerde risk artışı görülürken, mikronize progesteron kullanımında bu risk daha düşüktür. Ayrıca hormon tedavisine bağlı risk artışı, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi faktörlerle benzer düzeydedir" dedi. "Tedavi kişiye özel planlanmalı" Biyoeşdeğer hormon replasman tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Selen, doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile menopoz döneminin daha konforlu geçirilebileceğini ifade etti.
Aktarlar, bitkisel ürünlerin eczanede satılma ihtimalinden endişeli
11 Temmuz 2025 Cuma - 10:52 Aktarlar, bitkisel ürünlerin eczanede satılma ihtimalinden endişeli Eskişehir’de uzun yıllardır aktarlık yapan esnaf, eczanelerde bitkisel ürünlerin satılma ihtimalini değerlendirip, bunun işlerine doğrudan olumsuz yönde yansıyacağını söyledi. Son zamanlarda aktarlarda satılan bitkisel ürünlerin, eczanelerde de satılmasıyla alakalı ihtimal, bahse konu ürünlerin satışını yapan esnafları rahatsız etti. Herkesin kendi uzmanlık alanında satış yapması gerektiğini savunan Eskişehirli aktar esnafı, bu durumun satışlarını doğrudan olumsuz yönde etkileyeceği konusunda görüş bildirdi. Konuyla alakalı konuşan ve uzun yıllardır aktar olan. Koray Özkılıç, "Herkes bildiği işi yapmalı. Ben eczanenin ilaçlarını bilemem. Onlarda bizim sattığımız otları bilemezler. Eğer çekirdekten yetişmiş olsalar, hakim olsalar bir sorun yok, satsınlar. Çok ayrı iki dal olarak görülüyor hatta karşılaştırılıyor. Bana göre yanlış çünkü amaç sağlıklı bir toplumun olması, halk sağlığının normale çevrilmesi. Hepimizin amacı aynı fakat karşılaştırılmamız bana göre yanlış. Ben şimdi aktarcı olarak eczacıya karşı değilim, aslına bakarsan aktarcı olarak eczacılara karşı olmamız lazım eczacının sattığı kimyasal ama bizdeki bitkisel" diye konuştu. Bir başka aktar esnafı Ömer Faruk Tezcan ise, "Eczanelerde aynı ilaçlar aynı fiyatlar satılıyor. Fakat aktarlarda fiyatlar satılan bitkiseller değişkenlik gösterebiliyor. Daha fazla çeşit, daha farklı ürünler bulunabiliyor." dedi.
40 dereceyi bulan sıcaklarda mevsimlik işçilerin mücadelesi
11 Temmuz 2025 Cuma - 10:22 40 dereceyi bulan sıcaklarda mevsimlik işçilerin mücadelesi Eskişehir’de sıcaklıkların 40 derecelere kadar yükseldiği günlerde mevsimlik tarım işçilerinin tarlalardaki zorlu mesaisi sürüyor. Hava sıcaklıklarının 40 dereceyi bulduğu Eskişehir’de tarlada zorlu mücadele sürüyor. Mevsimlik tarım işçileri yüksek sıcaklığa rağmen gün boyu mesai yapıyor. İşçiler, vatandaşların gölgelik alanları ve klimalı ortamları tercih ettiği yüksek sıcaklıklarda güneşin altında güçlükle çalışıyor. İşçilerin zorlu şartlarda topladığı marul, maydanoz ve diğer yeşillikler, İstanbul ve Ankara’ya gönderiliyor. Sıcak havada işçi bulmanın zor olduğunu ve üreticilerin de çalışmalara yardım ettiğini söyleyen Yeşil Sakarya Üreticiler Derneği Başkanı Süleyman Buluşan, "Gerçekten çok zor, ama onların da bizim de başka bu işi yapacağımız bir konum yok. Çünkü sıcak olmazsa bizim işimiz de olmaz. Sıcaklarda çalışmak zorundalar, biz de onlarla birlikte çalışmaktayız zaten sıcak soğuk demeden çünkü bu mevsimlik bir iş. Tabi ki zorlukları var, şimdi en büyük sıkıntı işten anlama ve yaptığı işi benimseme, çünkü maliyetler çok fazla arttığı için işçilik bile büyük bir sorun şu anda. O açıdan işçi çok önemli, işçinin hakikaten vicdanen bu işi yapması lazım. İyi işçi bulma zorluğundan öte, gerçekten eskisi gibi iyi çalışan yok. Örneğin, genelde yerli arkadaşlar Urfa veya Mardin’den gelme, o bölgeden gelen üretici arkadaşlarımız şu anda daha ağırlıklı" dedi. "Şu anki nesilde hakikaten bir sıkıntı var" İşçilerin artık tarımdan çekildiğini ve maliyetlerin üretimin altında kaldığını söyleyen Süleyman Buluşan, ekonomik şartların çiftçiliği etkilediğini, işçilerin de emeğinin karşılığını alması gerektiğini şöyle belirtti: "Bizim yerli işçilerimiz artık tamamen ailesiyle beraber herkes sahadan yani tarımdan çekildi. Tarım işçisi bulmak zor, tarımı yapmak zor. Şu anki nesilde hakikaten bir sıkıntı var. İşin zorluğunu gördüğü için, bu zorluk sadece sıcaklığından değil maliyetinin de altında kalıyor. Bunları gördüğü zaman hem işçi hem işveren üretimdeki farklı bir şeye geçmeye kalkıyor. Bugün en fazla şu anda üreticinin yaptığı, ‘İşçi çalıştırmadan nasıl bir üretim yapabilirim’, bunun peşine düşüyor. Zaten fiyat sezon başında görüşülüyor, tabi ki şu anki ekonomik şartlara göre her sene değişiyor. Onların da alın teri başka bir şeye benzemez. O açıdan şu anda mahsulün para yapmaması herkesi sıkıntıya sokuyor ama ne olursa olsun sonuçta işçi emeğinin karşılığını almak zorunda." "Yapacak bir şey yok mecburen çalışacağız" Çalışmak için ailece Şanlıurfa’dan geldiklerini söyleyen ve sıcaktaki zorlu çalışma şartlarından bahseden çiftçi Halil Çelik, "Gördüğünüz gibi marul, yeşillik çeşitlerini çapalıyoruz. Yapacak bir şey yok mecburen çalışacağız. Zor ama emeğimizin karşılığında çalışıyoruz. Baş dönmesi olmasa da güneş baya etkiliyor. Çocuklarda çalışıyor, küçükleri hep peşimizden geliyor. Saat sabah 7’de başlıyoruz, akşam 5’te bırakıyoruz. Marul, brokoli, bahar kesiyoruz. Biberler de yavaş yavaş geliyor, bir hafta sonra o da kesilir. Patronumuz da ara sıra buraya geliyor zaten, Allah razı olsun ondan da" dedi.
Tofaş’la çarpışıp ikiye katlanan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti
10 Temmuz 2025 Perşembe - 18:10 Tofaş’la çarpışıp ikiye katlanan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti Eskişehir’de Tofaş otomobil ile çarpışan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti. Kaza, Tepebaşı ilçesi Muttalip Emirler Mahallesi Sarıcakaya Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Mustafa T. (41) idaresindeki 26 ACV 879 plakalı motosiklet ile onunla aynı yönde seyreden B.Y. (62) idaresindeki 26 PK 755 plakalı Tofaş marka otomobil, çarpıştı. Çarpışmanın etkisi ile araç ve motosiklet yol kenarına savruldu. Ön kısmından hasar alan otomobil yol kenarındaki bir sanayi dükkanı önünde durabildiği öğrenilirken, kazaya karışan motosikletin neredeyse ikiye katlandığı görüldü. Motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti İhbar üzerine olay yerine çok sayıda jandarma ve 112 Acil Sağlık ekibi sevk edildi. Kazanın yaşandığı noktadan 25 metre öteye düşen Mustafa T.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Şahsın cenazesi, Eskişehir Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Öte yandan Mustafa T.’nin kaskı, gözlükleri ve ayakkabıları olay yerinden metrelerce uzağa saçıldığı gözlendi. Araç sürücüsü B.Y. gözaltına alındı. Jandarma kaza ile ilgili inceleme başlattı. "Kaza yapan araç dükkana girecek sandım" Kaza sonrası vuran aracın dükkanının önüne kadar savrulduğu Şahin Gözüm, "İlerden bir ses duydum. Aynamdan baktım, adam havada uçuyordu, sonra yere düştü, araba da kayarak dükkanın önüne geldi. Ben dükkana gireceğini düşündüm arabanın. Direkt 112’yi aradık. Sağlık ve jandarma ekipleri geldi. Adamın ayakkabısı olay yerinden 30-40 metre uzağa düştü" dedi.
TBMM Zirai Don Olayını Araştırma Komisyonu üyeleri Mihalıççık’ta
10 Temmuz 2025 Perşembe - 16:40 TBMM Zirai Don Olayını Araştırma Komisyonu üyeleri Mihalıççık’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Zirai Don Olayını Araştırma Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Adem Korkmaz ve komisyon üyeleri, Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde don afetinden etkilenen kiraz bahçelerinde incelemelerde bulundu. Afetin etkilendiği alanlarda gerçekleştirilen saha ziyareti sırasında, Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş, Mihalıççık Kaymakamı Furkan Öztürk, İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Hasan Öz, Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, AK Parti İlçe Başkanı Saffet Çay, Ziraat Odası Başkanı Serhat Uysal heyete eşlik etti. Don afetinden etkilenen tarım alanlarında yapılan teknik incelemelerde, üreticilerin yaşadığı kayıplar ve mevcut durum hakkında kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Çiftçilerle birebir görüşmeler gerçekleştirilerek, talep ve öneriler doğrudan Komisyon üyelerine iletildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın il ve ilçe müdürlükleri aracılığıyla bölgedeki üreticilere sunduğu budama kursları, fidan destekleri ve afet sonrası yürütülen diğer çalışmalar çiftçiler tarafından memnuniyetle ifade edildi. Ziyaret sırasında söz alan genç üreticilerden Sadettin Kızılkaya, Ali Kaya, Ahmet Uludere ve Erkan Koşar; don olayının yaşandığı gecelerde, İl Tarım ve Orman Müdürü ve Ziraat Odası Başkanı ile birlikte kiraz bahçelerinde nöbet tuttuklarını aktardı. Hasat dönemine göre planlanan borçlar nedeniyle yaşadıkları mağduriyetin altını çizen üreticiler, gelecek üretim sezonu için finansman desteğine duyulan acil ihtiyacı dile getirdi. Zirai donun etkilerini hafifletmek, üreticilerin emeğini ve toprağını korumak amacıyla tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmalar sürdürülmektedir. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin sesi olmaya ve sahadan gelen verileri ilgili mercilere aktarmaya devam edecektir.
GSF öğrencileri Çin’de seramik kampına katıldı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 14:15 GSF öğrencileri Çin’de seramik kampına katıldı Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Seramik Bölümü lisans öğrencileri, Çin Hükümeti Bursu Uluslararası Yaz Okulu programı kapsamında Jingdezhen Seramik Üniversitesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Seramik Sanat Çalışma Kampı"na katıldı. "Seramik Sanatı ve Kültürü" temasıyla gerçekleştirilen kampta GSF Seramik Bölümü öğrencileri Melek Karataş ve Rabia Kübra Talaka Çin’in geleneksel seramik sanatıyla modern tasarımı bir araya getiren öğrenme ve etkileşim platformundan faydalandı. Kültürel etkileşimi güçlendirmeyi ve üniversiteler arası akademik iş birliklerini teşvik etmeyi amaçlayan program kapsamında katılımcılar, Jingdezhen kampüsündeki uluslararası seramik atölyelerinde çalışmalar yürüttü ve eğitim sonunda gerçekleştirilen sergiye özgün eserleriyle katkı sundular. Program, büyük torna çekimi, dip alma, porselen oyma, mavi-beyaz dekor, sırüstü dekor, Yixing çaydanlığı ve kaligrafi fırçası yapımı gibi geleneksel Çin seramik tekniklerinin uygulamalı eğitimlerini de içerdi. GSF Seramik Bölümü öğrencisi Melek Karataş, katıldığı program hakkında şunları söyledi: "Bir ay süren program boyunca, uluslararası seramik atölyesinde çalışma fırsatı buldum ve kamp sonunda düzenlenen sergi için eserler ürettim. Üniversite, geleneksel Çin seramik tekniklerine dair uygulamalı gösterimler sundu ve bizlere bu teknikleri deneme imkânı sağladı. Ayrıca, antik seramik pazarı, seramik marketleri, bölgedeki müzeler ve sanat alanlarını gezme fırsatımız oldu. JDZ Seramik Müzesi, İmparatorluk Kiln Müzesi ve Zhenshang Fabrikası gibi önemli merkezlere düzenlenen geziler çok öğreticiydi. Taoxichuan Sanat Merkezi’nde, Norveçli sanatçı Torbjrn Kvasb’nun JCU öğrencileriyle iş birliği içinde hazırladığı sergiye atık porselenlerle katkı sunduk. Programın sonunda ise atölyede ürettiğimiz eserleri elektrikli ve gazlı fırınlarda pişirerek sergimizi kurduk."