Yerel Haberler
Eskişehir
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:12 Sivrihisar’daki Kamil Zaim Kurday Konağı restore ediliyor Sivrihisar Belediyesi, ilçenin tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkma hedefi doğrultusunda önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Yenice Mahallesi’nde, Zaimağa Konağı’nın arkasında yer alan ve 2016 yılında mülk sahipleri tarafından restore edilmek üzere belediyeye devredilen Kamil Zaim Kurday Konağı için kapsamlı restorasyon çalışmaları başlatıldı. Uzun süredir atıl durumda bulunan tarihi konak, yürütülecek çalışmalarla yeniden ayağa kaldırılarak yaşayan bir kültür alanına dönüştürülecek. Proje kapsamında yapı, hem tarihi dokusuna uygun şekilde restore edilecek hem de ilçenin kültürel hayatına katkı sağlayacak şekilde işlevlendirilecek. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, konağın restorasyon sürecinin bugün itibarıyla başladığını belirterek şunları söyledi: "Kamil Zaim Kurday Konağındayız. Varislerinden değerli hemşehrimiz Dilek Hanım ile yaptığımız görüşmelerin ardından bugün itibarıyla konağımızda proje ve restorasyon çalışmalarına başlıyoruz. 2016 yılında devralınmasına rağmen bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmamış olan bu kıymetli yapı, hem Kamil Bey’in hatırasını yaşatmak hem de Sivrihisar’ımızın tarihi gelişimine katkı sağlamak adına büyük önem taşıyor. Zaimağa Konağımızla bitişik olan bu konağımızda yaklaşık 4-5 aylık proje sürecinin ardından restorasyon çalışmalarını tamamlayarak 2027 yılında açılışını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:06 Vali Yılmaz, Alpu’da hem vatandaşla buluştu, hem çalışmaları denetledi Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Alpu ilçesinde gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında hem devam eden projeleri denetledi, hem de vatandaşların taleplerini dinledi. Bir vatandaşın ilçede engelliler için bir rehabilitasyon merkezi açılması talebi için ise konuyla ilgileneceğini belirterek hemen yanındaki heyete not aldırdı. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Alpu programına ilk olarak Alpu Kaymakamlığı’nı ziyaret ederek başladı. Kaymakam İslam Timur tarafından karşılanan Vali Yılmaz; ilçenin eğitim, sağlık, asayiş ve genel nüfus durumu hakkında kapsamlı bilgiler aldı. Ardından Alpu Belediyesi’ne geçen Vali Yılmaz, Belediye Başkanı Gürbüz Güller ile bir araya gelerek belediyenin ilçede yürüttüğü faaliyetler ve hayata geçirilmesi planlanan vizyon projeler hakkında istişarelerde bulundu. "Hizmet kalitesi ve verimlilik artacak" Programı kapsamında yapımı devam eden yeni Hükümet Konağı inşaat alanına geçen Vali Yılmaz, burada yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Yaklaşık 3 bin metrekare kapalı alana sahip olacak ve zemin artı iki kat olarak inşa edilen binanın teknik detaylarını inceleyen Yılmaz, "Şu anda Alpu ilçemizde yapımı süren hükümet konağımızın inşaat alanındayız. Temeli atıldı, inşaatı hızla yükseliyor. İnşallah bu yılın sonunda tamamlamayı hedefliyoruz. Tamamlandığında kaymakamlığımız ve bağlı birimler, daha modern ve daha elverişli bir ortamda hizmet verecek. Binamız, kaymakamlık birimlerimizin büyük bir kısmını aynı çatı altında toplayacak. Böylece vatandaşlarımız işlemlerini daha hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini hem de sunum hızını artıracak" diye konuştu. "Çocuklarımızı her seferinde Emek’e götürmek zorunda kalıyoruz" İlçe merkezinde esnafı tek tek ziyaret ederek "Hayırlı işler" temennisinde bulunan Vali Yılmaz, vatandaşların talep ve önerilerini de bizzat dinledi. Ziyaret esnasında bir vatandaş, ilçede engelliler için bir rehabilitasyon merkezi bulunmadığını dile getirerek, "Alpu’da merkez olmadığı için çocuklarımızı her seferinde Emek’e götürmek zorunda kalıyoruz, bu durum bizleri zorluyor" diyerek yardım istedi. Vatandaşın bu talebini dikkatle dinleyen Vali Yılmaz, konuyla yakından ilgileneceğini belirterek bu şikayeti ve merkez talebini hemen yanındaki heyete not aldırdı. İlçe sakinlerinin yoğun ilgisiyle karşılaşan Vali Yılmaz, yeni kamu yatırımlarının Alpu ilçesine hayırlı olması temennisinde bulunarak programını tamamladı.
Eskişehir’i kaplayan yangın dumanı ve koku vatandaşı telaşlandırdı
28 Haziran 2025 Cumartesi - 18:21 Eskişehir’i kaplayan yangın dumanı ve koku vatandaşı telaşlandırdı Sakarya’da çıkan ve Bilecik’e sıçrayan yangının dumanı Eskişehir’e kadar ulaşırken, gökyüzünde oluşan ilginç manzara, yayılan koku vatandaşı telaşlandırdı. Sakarya’nın Taraklı İlçesi’nde başlayan ve rüzgarın etkisiyle Bilecik’in Gölpazarı İlçesi’ne bağlı 9 köyü etkisi altına alan yangın sürüyor. Çok sayıda ekip yangının söndürülmesi için seferber olurken, ortaya çıkan duman ve koku Eskişehir’i de etkisi altına aldı. Kent genelinde gökyüzü gri renge büründü. Havada kül parçalarının uçuştuğu görülürken, şehirde yangın kokusu hissedildi. Bilecik’teki son durumdan habersiz olan bazı vatandaşlar Eskişehir’de yangın çıktığını düşündü. "İs, duman ve yangın kokusu var" Yangın sonucunda ortaya çıkan ilginç görüntüyle ilgili konuşan vatandaş Ali Akar, "Şehirde sis ve bulanık bir ortam var. Osmaneli’de yangın var dediler. Tam detaylarını bilmiyoruz ama buranın havasını etkiledi, bozdu yani. İs, duman ve yangın kokusu var" dedi. "İnsan nefes alamıyor" Ahmet Açılan, "Kötü bir hava var. İnsan nefes alamıyor. Sabah bundan iyiydi. Yangın çıktığı için artık meşe kokusu geliyor. Bayağı koku var" şeklinde konuştu. "Bu zamana kadar hiç böyle bir hava yaşamamıştık" Ekrem Temen ise, şunları söyledi: "Sisli ve olağanüstü bir görünüm var. Bu zamana kadar hiç böyle bir hava yaşamamıştık. Sabah da aynı dün akşam da aynı. Yangından sonra böyle oldu. Çok kirli ve sisli bir koku var."
Venezuelalı diplomat da Anadolu Üniversitesi’nde mezuniyet sevinci yaşadı
28 Haziran 2025 Cumartesi - 14:15 Venezuelalı diplomat da Anadolu Üniversitesi’nde mezuniyet sevinci yaşadı Venezuela Büyükelçiliği Baş Kâtibi Diliana Cristina Villarreal Carpio, Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İşletmecilik Yüksek Lisans mezunu oldu. Anadolu Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı mezuniyet törenleri, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nün mezuniyet programıyla sona erdi. Üniversitenin bilimsel üretim ve akademik derinliğinin simgesi olan enstitü mezunları, 27 Haziran Cuma günü düzenlenen törenle diplomalarını almanın gururunu yaşadı. Mezuniyet törenine üniversite yönetimi, akademisyenler, aileler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Törende, Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nün ulusal ve uluslararası öğrencileri mezuniyet sevincini birlikte yaşadı. "Yalnızca Türkiye vatandaşları değil, çok sayıda uluslararası öğrenci eğitim görüyor" Tören sonunda açıklamalarda bulunan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Bugüne kadar binlerce mezun veren Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, bugün mezun ettiği öğrencilerle birlikte eğitim hayatına katkı sunacak yüzlerce uzman ve doktoralı bireyi daha hayata kazandırmanın mutluluğunu yaşıyor. Mezunlarımız sadece Anadolu Üniversitesi’nde değil, Türkiye’nin farklı üniversitelerinde de lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenci yetiştiriyor; akademik üretime katkıda bulunmaya devam ediyor. Lisansüstü programlarımızda yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları değil, çok sayıda uluslararası öğrenci de eğitim görüyor. Bugünkü mezuniyet töreninde, Uluslararası İşletmecilik Bölümünden mezun olan Venezuelalı bir diplomat da yer aldı. Venezuela Büyükelçisi’nin eşi, diplomayı bizzat takdim ederek bu anlamlı anı paylaştı. Dünyanın birçok farklı ülkesinden gelen öğrencilerimizi mezun etmenin gururunu yaşıyoruz. Kendilerine ülkelerinde ve meslek hayatlarında başarılar diliyoruz" dedi. "Enstitümüz, uluslararası öğrenciler açısından oldukça zengin bir yapıya sahip" Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nafiz Öncü Can ise, "Gençlerimizin eğitim-öğretim faaliyetlerinin en üst seviyesi olan yüksek lisans ve doktoranın mezuniyet törenini bugün üniversitemizde gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Burada büyük bir heyecan, coşku ve birliktelik yaşadık. Bundan sonraki eğitim-öğretim hayatlarında tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum. Yüksek lisanstan mezun olan arkadaşlarımızı doktora programlarımızda görmekten memnuniyet duyarım. Enstitümüz, uluslararası öğrenciler açısından oldukça zengin bir yapıya sahip. Şu anda aktif olarak, dünya genelinde 5 ayrı ülkeden öğrencilerimiz uzaktan eğitimle tezsiz yüksek lisans programları için sınavlara giriyor. Ayrıca Venezuela’dan Endonezya’ya, Suriye’den Yemen’e kadar çok farklı ülkelerden öğrencilerimiz bulunuyor. Bu öğrencilerimiz, ülkemizin kültürel zenginliklerini artıran, bizleri güçlendiren destekçilerimiz ve gelecekteki kültür elçilerimiz olacaklar. Her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum" şeklinde konuştu. "Bugün üniversitemin düzenlediği mezuniyet törenine katıldığım için çok mutluyum" Anadolu Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Uluslararası İşletmecilik Yüksek Lisans mezunu ve Venezuela Büyükelçiliği Baş Kâtibi Diliana Cristina Villarreal Carpio ise, duygu ve düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: "Bugün Anadolu Üniversitesi’nin düzenlediği mezuniyet törenine katıldığım için çok mutluyum. Anadolu Üniversitesi’nin bize sunduğu tüm imkanlar için teşekkür ediyorum." "Diliana’nın yüksek lisansını tamamlamasından dolayı çok mutluyuz" Venezuela’nın Ankara Büyükelçisi Freddy Eduardo Molina Gutierrez’in eşi Beatriz DanielaTraconiz Perez, "Bugün sevgili Diliana’ya eşlik etmek için buradayım. Onun buradaki çalışmalarından ve Anadolu Üniversitesi’ndeki başarısından dolayı gurur duyuyorum. Bugün Diliana’nın yüksek lisansını tamamlamasından dolayı çok mutluyuz. Tüm yetkililere, öğretim üyelerine ve üniversite personeline mükemmel çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Doktora öğrencileri adına konuşma yapmak da benim için ayrı bir gurur kaynağı" Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Anabilim Dalı Doktora Programı mezunu İpek Itır Can, "Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum. Bugün burada, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Anabilim Dalından 1’inci olarak mezun olduğum için bulunuyorum. Aynı zamanda doktora tezim ’Yılın Tezi’ne layık görüldü. Bu benim için büyük bir onur. Tezimi Amerika’da, TÜBİTAK bursuyla tamamladım ve bu süreç benim için oldukça dönüştürücü oldu. Bugün burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Doktora öğrencileri adına konuşma yapmak da benim için ayrı bir gurur kaynağı. Eğitimin niteliğini artırmak için herkesin önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Herkesi sevgiyle selamlıyorum" diye belirtti. "Yüksek lisansımı tamamlamamın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyorum" Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Özel Eğitim Anabilim Dalı Erken Çocuklukta Özel Eğitim Tezli Yüksek Lisans Programı mezunu Büşra Pehlivan ise, şunları söyledi: "Bugün yüksek lisansımı tamamlamamın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyorum. Aynı zamanda büyük bir emekle hazırladığım yüksek lisans tezim, Anadolu Üniversitesi tarafından ’Yılın Tezi’ ödülüne layık görüldü. Bunun da ayrı bir gururunu taşıyorum. Üzerimde emeği olan tüm hocalarıma ve bana destek veren herkese yürekten teşekkür ediyorum."
’Yapay Zekâ ve Türkçenin Geleceği Sempozyumu’ gerçekleştirildi
28 Haziran 2025 Cumartesi - 12:27 ’Yapay Zekâ ve Türkçenin Geleceği Sempozyumu’ gerçekleştirildi Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Türk Dili Bölümü tarafından Türk Dil Kurumu, Yunus Emre Enstitüsü, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Doğu Akdeniz Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) paydaşlığıyla ’Yapay Zekâ ve Türkçenin Geleceği: Kültür, Kimlik ve Dilin Dönüşümü Sempozyumu’ düzenlendi. Sempozyumun açılış töreni, Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonu’nda gerçekleştirildi. Programda; bilginin hızla arttığına, yapay zekânın kültür aktarımını zorlaştırdığına değinen Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, "Geçmişe göre bugün farklı ve anlamakta zorlandığımız bir dünyada yaşıyoruz. Geçmişte dilimizi, kültürümüzü şekillendiren sınırlı sayıda kavram vardı. Sanayi devriminden sonra bir kırılma noktası yaşandı ve bilgi birikimi dünyada 8-10 yılda bir 2’ye katlanıyor. Yapay zekâ dünyada 2022 yılıyla ChatGPT ile hayatımıza girdi ve kontrol bazı ülkelerin elinden çıktı. Mesele artık yapay zekânın öznesi mi olacağız, nesnesi mi yoksa hem öznesi hem nesnesi mi olacağız? Dünyada yapay zekâdan etkilenmeyen bir kültür ya da dil şu an yok, bütün dünya dillerinde aynı durum var. Yapay zekâyı üretenler var. Aynı bilgi birikimine biz de sahibiz, aynı mühendisler bizde de var. Teknoloji var ama yapay zekâ ihtiyacınızı karşılayacak düzeyde değil, o zaman yeni bir dil modeline ihtiyaç var. Bizim yapay zekâmız, büyük dil modelimizden beslenecek, eğitilecek. Önümüzde 5 yıl var, ya dünyadan kopacağız ya da dünyayı yakalayacağız. Önemli olan şu; biyolojik insanla kültürel insanı nasıl inşa ederiz, biyolojik insandaki o kültürel kimliği oluşturmak için hangi kavramları kullanmalı, hangi kavramlar üzerinde bir kimlik inşa etmeliyiz, bunu yapabilecek miyiz, yapamayacak mıyız" şeklinde konuştu. "Her bölümde yapay zekâ ve o ana bilim dalıyla ilişkilendirebileceğimiz bir ders açtık" Anadolu Üniversitesinin farklı disiplinlerde yapay zekâyı tartıştığına ve son bir yıldır sadece yapay zekâyı konuştuğunu belirten Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Bu sempozyumda bir teknolojik tartışma yapmayacağız veya sadece Türkçeyi konuşmayacağız. Bu toplantı aynı zamanda bir milletin kültürünü, belleğini, toplumsal aidiyetini ve bu aidiyetin, kimliğin geleceğe nasıl taşınabileceğini gösterecek. Bin yıl önce atalarımızın yaşadığı topraklardaki akrabalarımızla, bin yıl sonra bizim Anadolu’da yaşadığımız şimdiki nesil arasında bir bağ var. Bu bağ sadece etnik bir bağ değil. Her ne kadar aradan bin yıl geçtikten sonra bazı kelimeler yerleştiğimiz yerde değişiklik gösterseler de özünde aynı dil ailesinden. Kelimeleri biraz değiştirmiş olmakla beraber hala aynı dili konuştuğumuzun farkındayız. Akademisyenler olarak Türkçe’nin geleceği konusunda biraz kaygı duyan veya neler yapabiliriz diye bunun sancısını çeken insanlar olarak, hayatımızın her alanına giren yapay zekâ gerçeğinin dilimizi nasıl etkileyeceğini de konuşmamız lazım. Bunu söylerken yapay zekâdan korkmamız gereken bir şey gibi de görmek istemiyorum, sonuçta bu bir araç" dedi. "Yapay zekâyı aktif kullanabileceğimiz yeni bölümler ve alanlar açıyoruz" Aracın iletişimde iletinin kendisi, mesajın kendisi olduğunu dile getiren Rektör Adıgüzel, sözlerine şöyle devam etti: "Aynı zamanda yapay zekâyı dilde kullanmış olmak demek yapay zekâyı icat edenin dilini kullanmış olmak ve onun istediği kelimelerle konuşmak demektir. Anadolu Üniversitesi, yapay zekânın nasıl konuşulabileceği noktasında gayret sarf ediyor. Her bölümde yapay zekâ ve o ana bilim dalıyla ilişkilendirebileceğimiz bir ders açtık. Yapay zekâyı daha fazla, bilişimi daha fazla konuşacağımız ve bunu bilimsel olarak öğreteceğimiz bölümler açtık. Bilişimle ilgili fakülte kurduk, önümüzdeki yıldan itibaren ilk öğrencilerimizi alacağız. Bununla beraber Dijital Oyun Tasarımı, Yeni Medya ve diğer alanlarda da yapay zekâyı aktif kullanabileceğimiz yeni bölümler ve alanlar açıyoruz. Yapay zekâdan korkmak doğru değil. Gerektiği kadar ve işimize yarayacak şekilde kullanmak üzerine bir eğitim modeli geliştirmeye çalışıyoruz." "Yapay zekâ, dil ve kültür üzerinde de etkilerini yoğun bir şekilde göstermeye başladı" Sempozyumun açılışında konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Türk Dili Bölümü Başkanı Prof. Dr. Emine Kolaç ise, "Günümüzde teknolojinin büyük bir hızla geliştiğini ve yapay zekânın etkilerini her geçen gün görüyoruz. Yapay zekâ bütün alanlarda kendini gösterdiği gibi, dil ve kültür üzerinde de etkilerini çok yoğun bir şekilde göstermeye başladı. Bundan sonra da devam edecek. Dil ve kültür etkilerini daha geniş kapsamlı bir şekilde bu sempozyumda dile getirmek ve paylaşımlarda bulunmak üzere bir araya geldik" ifadelerini kullandı. Sempozyum gün boyunca 4 oturum şeklinde devam etti Açılış konuşmalarının ardından sempozyumun birinci oturumu Prof. Dr. Emine Kolaç’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Oturumda Prof. Dr. Osman Mert ’Dijital Dönüşüm ve Kültürel Kimlik’, Prof. Dr. Ahmet Akkaya ’Yapay Zekâ ve Kimlik İnşası: Anadille Kültürel Aktarımın Geleceği’, Prof. Dr. İlhan Erdem ’Yapay Zekâyla Türkçeyi Anımsamak: Bellek ve Anlam’ ve Prof. Dr. Ahmet Pehlivan ’Yapay Zekâ ve Türkçe Öğretimi: Fırsatlar, Sorunlar ve Tehditler’ başlıklı sunumlarını yaptı. Prof. Dr. Hülya Pilancı’nın 2’nci oturumun başkanlığını üstlendiği sempozyumda Prof. Dr. Muhammet Sani Adıgüzel ’Şakir Kocabaş’a Yapay Zekâyla Konuşmak’, Prof. Dr. Nezir Temur ’Tek Söyleyiciyle Türkçe Öğretimi: Çoğul Kültür mü Ortak Kültür mü?’ ve Doç. Dr. Bilkara Şengül ’Büyük Dil Modelleriyle Türkçe Öğretimi’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Öğleden sonra gerçekleşen 3’ncü oturum Prof. Dr. Fatma Açık’ın başkanlığında düzenlendi. Oturumda Prof. Dr. Hülya Pilancı ’Türkçenin Uzaktan Öğretiminde Kurumsal Deneyim: Anadolu ve TSP Projeleri’, Prof. Dr. Murat Şengül ’Postdijital Kurgu’da Türkçenin Geleceği ve Türkçe Öğretmenlerinin Eğitimi’, Prof. Dr. Bilge Bağcı Ayrancı ’2024 Türkçe Dersi Öğretim Programına Göre Kültürel Değerlerin Kazandırılmasında Türkçe Ders Kitapları için Yapay Zekâ Destekli Metin Önerileri’ ve Prof. Dr. Neslihan Karakuş ’Akademik Araştırmalarda Yapay Zekâ Kullanımının Etik ve Bilişsel Boyutları’ başlıklı konuları katılımcılarla paylaştı. Günün son oturumu ise Prof. Dr. Muhammet Sani Adıgüzel’in başkanlığında yapıldı. Bu oturumda Prof. Dr. Fatma Açık ’Kültürlerarası İletişimde Dil Öğrenme Stratejilerini Kolaylaştırmak İçin Yapay Zekâ Kullanımı’, Prof. Dr. Emine Kolaç ’Türkçe Dil Becerilerinin Değerlendirilmesinde Yapay Zekâ Destekli Yaklaşımlar: Ölçme ve Geri Bildirim Süreçleri’, Prof. Dr. A. Halim Ulaş ’Sözlü ve Görsel Anlatımlarda Yapay Zekânın Etkili Kullanımı’ ve Prof. Dr. Cahit Epçacan ’Yapay Zekâ ve Dil Gelişimi: Türkçede Yenilikçi Öğrenme Yöntemleri’ başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Sempozyuma Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert’in yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Serpil Koçdar, Prof. Dr. Erkan Erdemir ve Prof. Dr. Köksal Büyük başta olmak üzere çok sayıda kişi katılım gösterdi.
UTTS cihazını taktırmayanlar 10 katı fiyat farkı ile cezasını ödeyecek
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:32 UTTS cihazını taktırmayanlar 10 katı fiyat farkı ile cezasını ödeyecek Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) cihazının son montaj tarihine sayılı günler kaldı. Eskişehirli UTTS yetkilisi Alp Ege Alan, vatandaşların 2 bin lira ücreti olan cihazı taktırmadığı için daha sonrasında 20 bin lira ceza ile karşılaşabileceklerini belirtti. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi ve vergi kaybının önlenmesini amaçlayan Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) son taktırılma tarihine sayılı günler kaldı. 30 Haziran 2025’e kadar UTTS cihazını taktırmayan vatandaşları 7 bin ila 28 bin Türk Lirası ceza bekliyor. Bu durumla ilgili konuşan UTTS yetkilisi Alp Ege Alan, vatandaşların 2 bin verip taktırmadığı cihaz yüzünden, 20 bin lira ceza ödeyebileceklerini belirtti. Ayrıca işlemin çok uzun sürmediğini belirten Alan, UTTS taktırılma işleminin kaydıyla beraber 15 dakika civarında olduğunu aktardı. "Ücretsiz bir şekilde montajınızı yaptırabilirsiniz" UTTS teknisyeni Alp Ege Alan, vatandaşların mağdur olmaması için idari para cezaları hakkında, "Son montaj günü 30 Haziran 2025’e kadar UTTS cihazını taktırmayan vatandaşlar 7 bin ila 28 bin lira arasında idari para cezasına çarptırılacaklar. UTTS montajı için teknisyene ayrı bir montaj ücreti ödemiyorsunuz. Devletin belirlediği adrese 2 bin 172 lira UTTS ücretini yatırdıktan sonra, size mesaj yoluyla gönderilen kod ile beraber gelip ücretsiz bir şekilde kaydıyla beraber 15 dakika içinde montajınızı yaptırabilirsiniz" dedi. "Vatandaşların işlerini kolaylaştırıyor" Bu sistemin vatandaşların vergi işlerinde kolaylık sağlaması hakkında konuşan yetkili Alan, "Bu Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi ve vergi kaybının önlenmesini amaçlıyor. Ayrıca yakıt fişlerini toplayarak muhasebecilerine götürerek yakıt ücretini gider olarak göstermek isteyen vatandaşların işlerini kolaylaştırıyor. Çünkü bu yeni sistem ile beraber siz yakıt aldıktan sonra, yakıt ücreti otomatik olarak muhasebecinizin ekranına düşüyor" ifadelerini kullandı. "İnsanların içinde şüphesi olmasın" Sigortasına zarar gelmesi hakkında endişelenen vatandaşların şüphe duymaması gerektiğini aktaran Alan, "Vatandaşların içinde ’aracımın orjinalliği bozulur mu’ ve ’bunu taktırmak sigortayı bozar mı’ gibi sorular var. Vatandaşların bu konuda içlerinde herhangi bir şüphe olmasın. UTTS cihazını taktırmak sigortayı bozmamakla beraber, yakıt deposunun içine de montajlandığı için görsel olarak da bir sorun teşkil etmez. Vatandaşlar cezalar ile karşılaşmadan gelip cihazlarını taktırsınlar" şeklinde konuştu.
Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:28 Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir Eskişehir’de çocuk doktoru olan Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terlemenin çoğu zaman normal bir durum olduğunu ancak bazı belirtilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terleme şikayetleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Baş ve boyun bölgesinde terlemenin çocuklarda sık görüldüğünü belirten Kuğu, "Baş ve boyun bölgesi, el ve ayak altı Ter bezleri doğuştan aktiftir. Ancak koltuk altı, sırt ve kasık gibi bölgelerdeki ter bezleri ergenlikle birlikte çalışmaya başlar. Bu nedenle bölgesel terlemeler doğal kabul edilmelidir" dedi. "Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" Dr. Kuğu, yatağı ıslatacak ya da çamaşır değiştirecek kadar yoğun terlemenin altında vitamin eksikliklerinin yatabileceğini belirterek, "Bu tarz yoğun terlemelerde D vitamini eksikliği gibi durumlar mutlaka değerlendirilmelidir. Ancak vakaların büyük bir bölümü genetik faktörler öne çıkar. Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" diye konuştu. "Terleme sonrası üşütme yanlış anlaşılıyor" Ayrıca, ’Terledi, hasta oldu’ şeklindeki yaygın kanaatin doğru olmadığını ifade eden Dr. Özlem Kuğu, şunları söyledi: "Terleme tek başına hastalık yapmaz. Ancak terli şekilde rüzgâra maruz kalmak, klima ya da hava akımı nedeniyle vücudun soğuması vücudun direncinin düşmesine yol açabilir. Yani aslında hastalık, terin üzerinde soğumasıyla ortaya çıkar." "Sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" Dondurma veya sütlü tatlılar tüketildikten sonra ılık su içmenin faydalı olduğunu dile getiren Dr. Kuğu, "Süt ürünleri boğazda kalıntı bıraktığında bakterilerin üremesi için ortam oluşturur. Bu nedenle dondurma, magnolia, tiramisu, ekler gibi sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir" Terlemenin tedavi edilmesi gereken bir durum olup olmadığının belirli kriterlere bağlı olduğunu söyleyen Dr. Kuğu, "Özellikle sınav dönemlerinde çocukların elleri o kadar terliyor ki, optik formları ıslatabiliyorlar. Bu gibi durumlarda botoks tedavileri ya da stres yönetimi yöntemlerine başvurulabiliyor. Çünkü bu düzeydeki terlemelerin altında stres ve psikolojik etkenler de yatabilir. Terleme; koşu, egzersiz, ateş, stres gibi durumlarda vücudun kendini soğutma mekanizmasıdır. Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir ve iç organlara zarar verebilir" diyerek terlemenin yararını vurguladı.
Genç kadının hayatı kezzapla karardı
28 Haziran 2025 Cumartesi - 09:27 Genç kadının hayatı kezzapla karardı Eski sevgilisi tarafından, uyuduğu esnada yüzüne, vücudunun çeşitli yerlerine kezzap atıldıktan sonra kıkırdakları eriyen, sol gözü akan ve vücudunda ciddi yanıklar oluşan 45 yaşındaki Yasemin Uzunçelebi’nin, şifa aradığı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan ameliyat sonrası hareket kabiliyeti arttı. Yaşadığı acı tecrübeleri aktarıp tavsiyelerde bulunan Uzunçelebi, "Hissettiğim acı anlatılmaz, yüzünüzün dış tarafı eriyor, ellerinize, ayaklarınıza damlıyor. Arkadaşlık kurarken gençlere tavsiyem; tatlı sözlere kanmasınlar, inanmasınlar ve kolay kolay güvenmesinler" dedi. İstanbul’da 4 yıl önce garson olarak çalışan, aslen Bartınlı olan Yasemin Uzunçelebi, 42 yaşındayken çalıştığı işletmeye müşteri olarak gelen Mehmet Y. ile arkadaş oldu. Arkadaşlıkları kısa sürede sevgililiğe dönüşen çift bir süre sonra ayrılırken, Yasemin Uzunçelebi Antalya’ya taşınma kararı aldı. Avcılar Merkez Mahallesi Katip Ahmet Sokak’ta ablasıyla birlikte yaşayan Uzunçelebi, her şeyden habersiz 5 Ekim 2021 tarihinde işten eve geldi. Antalya’ya taşınmasına kısa bir süre kala eşyalarını toparlayan kadın uykuya daldı. Suyu kesip uyuyan kadına kezzap dökmüş Gizlice eve giren Mehmet Y., iddiaya göre içerisinde su olan bütün kapları boşaltıp, şebeke suyunu kesti. Mehmet Y. daha sonra elindeki kezzabı uyuyan kadının yüzüne ve vücudunun çeşitli yerlerine döktü. Gece saat 03.00 sıralarında acı ile uyanan kadın yüzünü yıkayacak su aradı. Su bulamayan Uzunçelebi, apartman dairelerinin zillerine basıp yardım istedi. İddiasına göre kapıyı kimsenin açmaması üzerine evine dönen kadın, 112’yi arayarak yardım istedi. Vücudunda yanıklar oluştu, kıkırdakları eridi Ağır yaralı ve hayati tehlikesi bulunan kadın Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırdı. Talihsiz kadının sol gözü akarken sağ gözünde görme kaybı oluştu. Vücudunun çeşitli yerlerinde 3’üncü derece, kıkırdaklarında 4’üncü derece yanık ve erime oluşan kadın 6 ay yoğum bakımda tedavi gördü. Dört ay da serviste tedavi görüp ayağa kalkan kadın, o anları asla unutmadığını dile getirdi. Tavsiye üzerine boynundaki ve ellerindeki deri gerginliğini giderip hareket kabiliyeti için Eskişehir Şehir Hastanesi’ne gelen Uzunçelebi burada muayyene oldu. Eskişehir Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdülkadir Calavul ve ekibi tarafından yapılan ameliyatla ellerini, boynunu daha rahat kullanan kadın, hastaneye ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Acı tecrübelerden sonra gençlere tavsiye Öte yandan yaşadığı acı tecrübelerden yola çıkarak, gençlere tavsiyelerde bulunan Yasemin Uzunçelebi, gençlerin hayatına alacakları insanları iyice araştırmaları ve kolay kolay güvenmemeleri konusunda tavsiyede bulundu. Talihsiz kadın, kendisinin en büyük hatasının kolay inanmak olduğunu sözlerine ekledi. "Canice bir saldırıya uğradım" Yaşadığı acı tecrübeyi anlatan Yasemin Uzunçelebi, "5 Ekim 2021 günü erkek arkadaşım tarafından canice bir saldırıya uğradım. Elektriği ve suyu kapatmış. Kezzabı evde mi, dışarıda mı hazırladı, bilmiyorum. Acıyla uyandım. Bütün apartmanı dolaşıp dairelerin kapılarını çaldım, ama kimse kapıyı açmadı. Daireme geri döndüm ve 112’yi aradım. Ambulans geldi, hastaneye kaldırıldım. Sonrasını hatırlamıyorum. Bu olay yüzünden bir gözümü kaybettim. Ellerimi, ağız yapımı, birçok uzvumu kaybettim. Doğru düzgün yemek yiyemiyorum ve nefes almakta zorlanıyorum. Çok büyük acılar çektim. Bunların bir daha tekrarlanmasını istemiyorum. Hiçbir kadının, hiçbir gencin bunları yaşamasını istemiyorum. Artık bunlara dur denmeli, yeter denmeli. Bu şiddet ve ölümler neden hâlâ devam ediyor? Devletimizin buna bir dur demesi gerekiyor" dedi. "Yüzünüzün dış tarafı eriyor, ellerinize, ayaklarınıza damlıyor" Kezzapla yapılan saldırı gecesini anlatan Uzunçelebi, "Kafede garson olarak çalışıyordum, orada tanıştık. O müşteri olarak geldi, önce tanıştık, sonra arkadaş olduk. İlişkimiz ilerledikçe onu iyi bir insan sandım, ama öyle değilmiş, bunu sonra anladım. Sonradan öğrendim ki devletten sahte şekilde engelli maaşı alıyormuş. O gün Antalya’ya taşınacaktım. Gece uyurken eve girmiş, kezzabı nasıl hazırladı, bilmiyorum. Kafam çok karışıktı, tam olarak hatırlamıyorum. Bir çocuğun rüyadan uyanması gibi, o acıyı tarif etmek imkânsız. Yüzünüzün bir kısmı erirken hissettiğiniz şey anlatılmaz. Yüzünüzün dış tarafı eriyor, ellerinize, ayaklarınıza damlıyor. O can havliyle su arıyorsunuz, ama etrafta su yok. Damacanaları, çaydanlıkları, su ısıtıcısını, sürahiyi boşaltmış. Her şeyi organize bir şekilde planlamış. Elektriği ve suyu kapatmış, her şeyi önceden düşünmüş. Bunu gündüz mü yaptı, bilmiyorum, hatırlamıyorum. O gün yoldan gelmiştim, yorgundum. Eşyalarımı toplayıp saat 22:00 gibi yattım. O yorgunlukla hiçbir sesi duymadım" ifadelerini kullandı. "Arkadaşlık kurarken kolay kolay güvenmesinler" Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyat ile hareket kabiliyeti artan Yasemin Uzunçelebi, kendini daha iyi hissettiğinin altını çizdi. Uzunçelebi şöyle konuştu; "Ablamlar, yoğun bakımda 6 ay kaldığımı söylüyor. Dört ay da Kartal’da serviste kaldım. Sonrasında ara ara hastaneye gidip geldim, tedaviler ve ameliyatlar gördüm. Daha sonra Ayşegül Aksu hanım ve Kadir hoca ile tanıştım. İnşallah daha iyi olacağıma inanıyorum. Onların beni daha iyi hale getireceğine güveniyorum. Boynumu açamıyor, oynatamıyordum; Kadir hocamız bunu düzeltti. Ellerim açılmıyordu, onu da tedavi ettiler. Üç haftalık bir iyileşme sürecim var. Sonra tekrar buraya geleceğim, Allah’ın izniyle. Genç arkadaşlarımıza, bayan arkadaşlarımıza, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, tatlı sözlere kanmasınlar, inanmasınlar. Kolay kolay güvenmesinler, arkadaşlık kurarken dikkatli olsunlar. Ben çok saf bir insanım, her şeye inanıyorum. Kalbimin temizliğinden mi, bilmiyorum, ama çabuk inanıyorum ve bu yüzden kaybediyorum. Sadece erkekler değil, bayanlar da beni sırtımdan vurdu." "Hastamızın şu anki durumu iyi" Eskişehir Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Abdülkadir Calavul ise yapılan başarılı operasyonla ilgili olarak, "Yasemin adlı hastamızın durumu gerçekten acı bir tablo. Daha önce Türkiye’de sanatçı Bergen’in yaşadığı trajik olay hepimizin malumu. Bergen, sevdiği kişi tarafından önce kezzapla yakılmış, ardından kurşunlanarak öldürülmüştü. Hastamız da Bartın’dan bize başvurdu ve onun da Bergen’e benzer bir hikayesi var. Hastamızın vücudunun büyük bir kısmında yanıklar oluşmuş ve sağ gözünde görme kaybı gelişmiş. Hasta daha önce birçok ameliyat geçirmiş ve bundan sonra da çeşitli ameliyatlar geçirmesi gerekecek. Şu anda el ve boyun bölgesine odaklandık. Boynunda çekintiler vardı ve ağız yoluyla yeterince iyi nefes alamıyordu. Boğazında trakeostomi bulunuyor, yani nefesini boğazından alıyor. Her iki elinde de çekintiler mevcut, bu yüzden ellerini rahat kullanamıyor. Sol el ve boyun bölgesindeki yanık alanlarını tedavi ettik. Hastamızın şu anki durumu iyi, ancak bu ameliyat yeterli olmayacak; birkaç ameliyat daha geçirmesi gerekecek. Önümüzdeki haftalarda diğer ameliyatları da yavaş yavaş gerçekleştirdikten sonra, inşallah kabul edilebilir bir görünüme kavuşacak. Yanıklar 3. derece, hatta bazı bölgelerde 4. dereceye ulaşıyor; kemik ve kıkırdağı bile etkilemiş. Bu bölgelerin rekonstrüksiyonu gerçekten çok zor. Şimdilik boyun ve el bölgelerine odaklandık. Bu tedaviler tamamlandıktan sonra tekrar yüz bölgesine yoğunlaşacağız" dedi. Öte yandan geçtiğimiz yıl mahkemece Mehmet Y.’ye "Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs" suçundan 20 yıl hapis cezası verildiği öğrenildi.