Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Gümüşhane
Geçit Köyü’nde 18 yıllık iftar geleneği yoldan geçenleri sofrada buluşturuyor
25 Şubat 2026 Çarşamba - 08:56:38
Gümüşhane’nin Geçit Köyü’nde 18 yıldır sürdürülen gelenek kapsamında, ana yol üzerindeki sürücüler ve yolcular iftar saatinde durdurularak köy meydanında kurulan sofralara davet ediliyor. Gümüşhane-Bayburt karayolu üzerindeki Geçit Köyü sakinleri, muhtarlık ve yerel derneğin öncülüğünde her Ramazan ayında yoldan geçen vatandaşlara ücretsiz iftar yemeği ikram ediyor. Ana güzergâh üzerinde bulunan köyde, iftar vakti yaklaşırken gönüllüler yol kenarında araçları durdurarak sürücü ve yolcuları sofraya davet ediyor. Kış aylarında nüfusu azalan köyde organizasyon, gönüllülerin yanı sıra İstanbul’da yaşayan hemşehrilerin desteğiyle yürütülüyor. Her gün onlarca kişiye sıcak yemek ikram edilirken, hazırlıklar imece usulüyle gerçekleştiriliyor. İftar için köyde ağırlanan vatandaşlar, gösterilen misafirperverlikten ve sunulan yemeklerin kalitesinden memnuniyet duyduklarını ifade ederek geleneğin sürdürülmesini temenni ediyor. "Geçit Köyü’nden kimse aç geçemez" Geleneği yıllardır muhtarlık ve köy derneğinin imkânlarıyla sürdürdüklerini belirten Gümüşhane Geçit Köyü Muhtarı Hayri Osmanoğlu, "Bu gelenek, muhtarlık ve derneğin organize ederek başlattığı bir gelenektir. 18 yıldır devam etmektedir. Ramazan ayı paylaşma, birlik ve beraberlik ayıdır. Biz de soframızdaki ekmeği yoldan gelen geçen şoförler ve vatandaşlarla burada paylaşıyoruz. Hep birlikte mutluluk içinde bir Ramazan ayı geçiriyoruz. Bu gelenek önce köylülerimiz arasında devam ediyordu. Daha sonra yoldan gelen geçen insanların da katılımıyla büyüyerek sürmeye başladı. Yolda pankartlarımız var. Onları görenler buraya geliyor. Vatandaşları yolda durduruyoruz. Zaten burayı biliyorlar, sürekli geliyorlar. Bu konuda çok mutlu oluyorlar. Aynı zamanda geleneğin devam etmesini istiyorlar. Biz de inşallah bu geleneği sürdüreceğiz. Geçit Köyü’nden kimse aç geçmez" dedi. "Günlük yaklaşık 70 kişiye iftar veriyoruz" İstanbul’dan özel olarak bu geleneği sürdürmek için köyüne geldiğini söyleyen Gümüşhane Geçit Köyü Derneği Başkanı Abdulkadir Osmanoğlu, "Bu gelenek öncelikle köy içinde yapılıyordu, daha sonra yoldan geçenlere de açtık. 18 yıldır devam ediyor. Gün geçtikçe katılım sayısı artıyor. Günde ortalama 65-70 kişiyle iftar yapıyoruz. Köyümüzde kışın kalan 4 hane var. Diğerleri yoldan geçen yolcular ve misafirlerimiz. Allah onlardan razı olsun, burada durup iftarlarını açıyorlar. Namazlarını kılıp çaylarını içerek dualarını edip gidiyorlar. Bu da bize memnuniyet veriyor. Dernek olarak İstanbul’da organizasyonu yapıp buraya geliyoruz. Muhtarlıkla birlikte bir ekip halinde hizmet ediyoruz. Ben İstanbul’da yaşıyorum. Ramazan programı için buraya geliyorum. Bir ay burada kalıp Ramazan’dan sonra dönüyor, yazın tekrar geliyorum. Bundan da büyük bir zevk duyuyorum. Çünkü çok güzel bir duygu. Buradan geçen insanların iftar açıp dua etmesi bizi mutlu ediyor" diye konuştu. Şükrü Osmanoğlu da, "Buraya gelen vatandaşlar ayrılırken eşlerine, dostlarına ve çevrelerine güzel duygularla bahsediyorlar. Bu da köyümüz adına güzel bir tanıtım oluyor. Sosyal medyada da geniş yankı bulan bir etkinlik. Bu da bizi gururlandırıyor. Her sene daha iyisini yapabilir miyiz diye mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Yoldan geçen araçları durdurup davet ediyorlar" Geçit Köyü’ne sadece iftar için değil insanların güzel davranışlarıyla da karşılaşmak için de geldiğini belirten Zekeriya Çelik, "Biz buraya sadece karnımızı doyurmak için gelmedik. Geçit Köyü halkı çok özverili, insanlara çok iyi davranıyorlar. Bazı yerlerde iftar yemeği diye iki pide koyuyorlar ya da sıradan bir yemek veriyorlar. İnsan zaten evinde de o yemeği yiyebiliyor. Ama burada farklı ve özenli yemekler hazırlanıyor. Geçen sene de özellikle gelmiştik. Gerçekten güler yüzlüler, insanlara çok iyi davranıyorlar. Yoldan geçen araçları durdurup davet ediyorlar. Tebrik ediyorum, gurur duyuyorum. Allah hepsinden razı olsun. Garibanlara, yoldan geçen sürücülere, kamyonculara burada yemek veriliyor" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:35
Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı
Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
20 Şubat 2026 Cuma - 11:17
Sahurda onları görenler şaşırıyor
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Özkürtün beldesinde geçtiğimiz yıl başlatılan anlamlı gelenek, bu yıl da üniversiteli gençlerin omuzlarında yükseliyor. Ramazan ayının kadim geleneklerinden biri olan ramazan davulculuğu Gümüşhane’de üniversite öğrencilerinin gönüllü katılımıyla modern bir çehre kazanıyor. Gümüşhane Üniversitesi Kürtün Meslek Yüksekokulu tarafından geçtiğimiz yıl hayata geçirilen proje, bu yıl da aynı heyecanla devam ediyor. Davullar Geleceğin Ateş Savaşçılarına Emanet Özkürtün Beldesi sokaklarını sahur vaktinde şenlendiren isimler, bu yıl da Kürtün Meslek Yüksekokulu Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü öğrencilerinden seçildi. Alperen Altuntaş, Soner Evsen, Yusuf Sobay, Merve Köse ve Esma Şimşek’den oluşan "öğrenci davulcular" ekibi, ramazan ayının manevi iklimini mahalle mahalle gezerek vatandaşlara ulaştırıyor. İtfaiyecilik gibi disiplin ve özveri isteyen bir bölümde eğitim gören gençlerin, gönüllü olarak bu geleneği üstlenmesi belde halkı tarafından takdirle karşılanıyor. Özkürtün Belediyesi ve üniversite iş birliğiyle yürütülen bu çalışma, sadece bir uyandırma hizmeti değil, aynı zamanda üniversite-şehir kaynaşmasının en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ritimleriyle sahurun sessizliğini bozan gençler Ramazan’ın paylaştıkça çoğalan birlik ve beraberlik ruhunu mahalle mahalle gezdiriyor.
19 Şubat 2026 Perşembe - 19:30
Gümüşhane merkezli 391 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunda 5 tutuklama
Gümüşhane merkezli düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan 5 şüpheli, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye çıkarılan F.A., K.M., M.A., M.K. ve B.D. isimli şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaklaşık 391 milyon TL’lik işlem hacminin tespit edildiği soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü öğrenildi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:29
Gümüşhane’de 675 yıllık tarih sonbahar renkleriyle buluştu
Gümüşhane’nin önemli tarihi ve kültürel miraslarından biri olan 675 yıllık İmera Manastırı ve çevresi sonbaharın gelişiyle birlikte adeta renk cümbüşüne ev sahipliği yapıyor. Kent merkezine 38 kilometre uzaklıktaki Olucak Köyü sınırlarında yer alan ve yazılı kaynaklara göre 1350 yılında gotik tarzda inşa edilen İmera Manastırı, bölgenin en korunaklı ve mimari açıdan en değerli yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Yüzlerce yıllık taş duvarları sarı, turuncu ve kırmızının en güzel tonlarıyla sarıp sarmalayan doğa, ziyaretçilere kartpostallık manzaralar sunarak unutulmaz bir görsel şölen yaşatıyor. Yaban kavaklarının yapraklarının sararmasıyla oluşan görsel şölen, İmera Manastırı’nı sadece fotoğrafçıların değil, aynı zamanda şehrin gürültüsünden kaçıp huzur arayanların da uğrak noktası haline getiriyor. "Buranın bu şekilde rengarenk olduğunu bilmiyordum" Bölgeye sonbahar mevsiminde ilk kez gelen ve karşılaştığı manzara karşısında etkilenen Selami Karaaslan, "Gümüşhane’nin İmera Manastırı’ndayız şu anda. Sonbaharda yaşanan güzelliklerin Türkiye genelinde en çok yaşandığı ve en güzel göründüğü yerlerden bir yerdeyiz. Buralar çok güzel yerler. Ben ilk defa bu mevsimde geldim buraya. Buranın bu şekilde rengarenk olduğunu bilmiyordum ama hakikaten muhteşem büyüleyici bir rengarengin içine girdik. Sarı, kırmızı, yeşil, turuncu renklerin bolca görüldüğü ve birbirine girmiş olduğu yerlerden birisi. Çok güzel bir yer. Herkesi buraya beklerim. Gümüşhanemizde Ekim ayında başlayan renk cümbüşü Kasım ayının sonuna kadar Örümcek ormanlarında son bulacak" dedi. "Gümüşhane’de her mevsim güzel ama sonbahar çok başka" Bölge sakinlerinden Hasan Can Yavuz ise "Gümüşhane’de birçok mevsim çok güzel yaşanıyor. Gerçekten kayda değer güzellikleri var. Ama sonbahar çok başka. Sonbaharda hem kızıl renkleri, turuncu renkleri, sarı renkleri, yeşili birbirine karışmış bir cümbüş halinde görüyoruz. Bugün de İmera Manastırına geldik. İmera Manastırı da bu konuda hem tarihi açıdan hem de sonbahar açısından çok güzel bir konum. Biz Gümüşhane’de şehirden uzaklaşırken çok uzağa gitmeye ihtiyacımız kalmıyor. Çünkü tarih, doğa aynı zamanda bütün güzellikler bir arada. Bugün güzel bir havada, güzel bir atmosferde İmera Manastırı’na geldik" diye konuştu. "Yazın Gümüşhane’nin soğuk sularıyla, ilkbaharda yeşil yaylalarıyla, sonbaharda da bu güzel ormanlarıyla kendimizi motive ediyoruz" Sonbaharda yaban kavaklarının yapraklarının sararmasıyla, turunculaşmasıyla bölgede çok güzel bir görsel oluştuğunu vurgulayan Yavuz, "Hem fotoğraf tutkunlarının hem de doğa severlerin uğrak noktalarından birisi haline geliyor Gümüşhane. Birçok mevsimi çok güzel şekilde yaşıyoruz ama sonbahar çok farklı. Yazın Gümüşhane’nin soğuk sularıyla, ilkbaharda yeşil yaylalarıyla, sonbaharda da bu güzel ormanlarıyla kendimizi motive ediyoruz biz de. Şehirden kaçıp böyle bir tık uzağa yani bir saatlik bir yolla da böyle doğal güzelliklerin içerisine düşüyoruz" ifadelerini kullandı. İmera Manastırı: Türkiye’de en fazla tescilli kiliseye sahip 3 şehirden birisi olan Gümüşhane’nin tarihi ve kültürel hazinelerinden birisi olan İmera Manastırı, Merkeze bağlı Olucak Köyü sınırlarında yer alıyor ve yazılı kaynaklara göre 1350 yılında gotik tarzda inşa edildi. Hristiyan Ortodoks inancının özelliklerini taşıyan ve mimari özellikleriyle dikkat çeken 675 yıllık İmera Manastırı, gotik mimariyle yeryüzü aydınlatma tekniği kullanılarak yapılmasının yanında bölgede mimari ve teknik açıdan en değerli ve en korunaklı manastırlardan birisi olma özelliği taşıyor.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:29
Otomobil 15 metrelik uçurumdan düştü: Sürücü yaralı kurtuldu
Gümüşhane’de sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybettiği otomobil 15 metrelik uçurumdan yuvarlanarak belediyeye ait otoparkın istinat duvarından düştü. Kazada sürücü yaralandı. Kaza, sabah saatlerinde Gümüşhane Canca Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kent merkezinden Canca Mahallesi’ne giden Oğuzhan Sabri T. yönetimindeki 29 AF 522 plakalı otomobil sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesiyle virajı alamayarak yaklaşık 15 metrelik uçurumdan yuvarlandı. Gümüşhane Belediyesi Araçlar Amirliği otoparkının istinat duvarından düşen otomobilin sürücüsü yaralandı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Hurdaya dönen otomobilden yaralı olarak çıkarılan sürücü Oğuzhan Sabri T., ambulansla Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kazada araç kullanılamaz hale geldi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:29
Gümüşhane’de üretiliyor, Avrupa’da çalıyor
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde hurda musluklardan üretilen ziller, Türkiye’nin farklı illerine gönderilmesinin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinde de ilgi görüyor. Asırlık el yapımı zil üretimi ilçe halkı için de önemli bir geçim kapısı oluyor. İlçeye bağlı Cami Yanı Mahallesinde yıllardır süregelen bu özel zanaat, geri dönüşümün en sanatsal örneklerinden birini teşkil ediyor. Hurdacılardan toplanan eski musluklar, bataryalar ve pirinç içeren diğer atık metaller yüksek ateşte eritilerek sıvı hale getiriliyor. Ustalar vadiye adını veren Harşit Çayı’nın yatağından topladıkları özel kumu kullanarak zillerin kalıplarını büyük bir titizlikle hazırlıyor. Eritilen sıcak metal, ustaların ayaklarıyla çiğneyerek sıkılaştırdıkları bu kum kalıplara dökülerek zilin ilk hali oluşturuluyor. Bu zanaatı özel kılan en önemli aşama "akort" olarak da bilinen ses ayarlaması. Her bir zil, istenen net ve yankılı sesi vermesi için ustalar tarafından özel tekniklerle ayarlanıyor. Geleneksel olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların boynuna takılan bu ziller, son yıllarda otantik bir dekorasyon objesi olarak da büyük ilgi görüyor. Kürtün’de kuşaktan kuşağa aktarılan bu zanaat mahalle sakinlerinin en önemli geçim kaynaklarından biri olmayı sürdürürken üretilen ziller Türkiye’nin farklı illerine gönderilmesinin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinde de ilgi görüyor. Kürtün’den dünyaya yayılan melodi Ustaların atık malzemelerden yaptığı bu sanat eserleri hem sürdürülebilir bir üretim modeli sunuyor hem de bölgenin kültürel mirasını geleceğe taşıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine aday gösterilebilecek bu zanaatla Kürtün’de yapılan ziller atık bir metalin nasıl değerli bir melodiye dönüşebileceğinin en etkileyici kanıtı olarak çınlamaya devam ediyor. Mahallede 35 yıldır geleneksel zil üretimi yapan Salim Düzgün (53), "Bu sanat baba mesleği. 35 senedir yapıyorum. Eski hurda muslukları eritip çana, zile döndürüyoruz. Ben bu sanatı babamı seyrederek öğrendim. Alıştığım için bana zor gelmiyor artık. Önce kalıp yapıyoruz, sonra metalleri eritip kalıba döküyoruz. Bu sürecin tamamı ince işçilik gerektiriyor. Bu yaptığımı zilleri Türkiye’nin her yerine gönderiyoruz. Yurt dışına da gönderiyoruz" dedi. 23 yaşındaki genç usta: Emre Düzgün Ailesiyle birlikte zil ustalığı yapan 23 yaşındaki Emre Düzgün de lise eğitiminin ardından babası ve amcasıyla birlikte bu işi yapmaya başladığını belirterek, "Burada bir iki yıl kurs gördüm. Babam ve amcamdan öğrendim. Bir iki senenin sonunda sosyal medya hesabına geçiş yaptık. Araçla gezmek zorunda kalıyorduk, satılmıyordu. Şimdi teknoloji geliştikçe, internetten satımı daha kolay oldu. Şu an müşteri durumumuz gayet iyi. Abim ve amcamla birlikte aynı aileden 4 kişi çalışıyoruz. Ben bu mesleği devam ettireceğim. Önceden beri böyle işlere, ticarete hevesim vardı" diye konuştu. "Sesinin ince ayarını müşteri isteğine göre yapıyoruz" Eski muslukların zile dönüşme sürecini anlatan Düzgün, şunları söyledi: "Biz bu muslukları Trabzon’dan alıyoruz. Parça halinde ısıtıp kırıyoruz. Ardından toprak demir potanın içine koyuyoruz. Bin derecelik ocakta fan sistemiyle, körük sistemiyle çalışan ocakta kaynatıyoruz. Sonra kumdan yaptığımız kalıplarımıza modellerimizi diziyoruz. 40 modelimiz var. Hepsinin ayrı ayrı kalıpları, hepsinin ayrı ayrı üstleri var. Sarının ayarını yapıyoruz. Bakır gerekiyorsa bakır katıyoruz çinko gerekiyorsa çinko katıyoruz. Sonra aktarma işlemi yapıyoruz. Bu işlemden sonra model bu şekilde dönüşüyor. Sonra da tornada parlatıyoruz. Ötmesini sağlayan bir toka takıyoruz. Sesinin ince ayarını müşteri isteğine göre yapıyoruz." "Bulgaristan’dan duyulmuş oraya da gönderiyoruz" Ürettikleri zilleri genellikle Türkiye ve yurt dışına sattıklarını ifade eden Düzgün, "Biz genelde büyük esnafa veriyoruz. Kimi zaman perakende veriyoruz çobanlara, hayvancılık yapanlara. Müşterinin isteğine göre ince ses ya da kalın ses yapıyoruz. Bulgaristan ve bazı Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Ben ilk başta bu işi yaparken Türkiye’de satıyordum. 20-23 santimlik zil dökmeye başlayınca Bulgaristan’dan duyulmuş. Oraya gidenler 3-4 kiloluk ziller oluyor. Onları genelde deveye takıyorlar ya da dekorasyonda kullanıyorlar. Bunlar boy boydur. Hepsinin kullanım alanları farklıdır. Tamamen bir zevk meselesi. Oltada kullanılıyor. Kimisi hayvanda kullanıyor, kimisi evinde kullanıyor, kimisi kapı zili ile yapıyor. İsteyen istediği gibi kullanabiliyor" ifadelerini kullandı. Genç usta Emre Düzgün, dede mesleğini sürdüreceğini belirterek, "Babamlar dedemden öğrenmiş. Ben de babamla amcamdan öğrendim. Ben bu işi sürdürmeyi planlıyorum. Devam ediyorum. Allah’a şükür işimizden memnunuz. Zor bir meslek. Herkesin yapabilecek olduğu bir meslek değil" dedi.
13 Ekim 2025 Pazartesi - 09:24
Gümüşhane’de üretiliyor, Avrupa’da çalıyor... Eski musluklar bu ilçede zile dönüşüyor
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde hurda musluk ve bataryaları usta ellerde yeniden hayat bularak Türkiye’nin dört bir yanına ve hatta yurt dışına ulaşan eşsiz bir tınıya dönüşüyor. Asırlık el yapımı zil üretimi ilçe halkı için de önemli bir geçim kapısı oluyor. İlçeye bağlı Cami Yanı mahallesinde yıllardır süregelen bu özel zanaat, geri dönüşümün en sanatsal örneklerinden birini teşkil ediyor. Hurdacılardan toplanan eski musluklar, bataryalar ve pirinç içeren diğer atık metaller yüksek ateşte eritilerek sıvı hale getiriliyor. Ustalar vadiye adını veren Harşit Çayı’nın yatağından topladıkları özel kumu kullanarak zillerin kalıplarını büyük bir titizlikle hazırlıyor. Eritilen sıcak metal, ustaların ayaklarıyla çiğneyerek sıkılaştırdıkları bu kum kalıplara dökülerek zilin ilk hali oluşturuluyor. Bu zanaatı özel kılan en önemli aşama "akort" olarak da bilinen ses ayarlaması. Her bir zil, istenen net ve yankılı sesi vermesi için ustalar tarafından özel tekniklerle ayarlanıyor. Geleneksel olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların boynuna takılan bu ziller, son yıllarda otantik bir dekorasyon objesi olarak da büyük ilgi görüyor. Kürtün’de kuşaktan kuşağa aktarılan bu zanaat mahalle sakinlerinin en önemli geçim kaynaklarından biri olmayı sürdürürken üretilen ziller Türkiye’nin farklı illerine gönderilmesinin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinde de ilgi görüyor. Kürtün’den dünyaya yayılan melodi Ustaların atık malzemelerden yaptığı bu sanat eserleri hem sürdürülebilir bir üretim modeli sunuyor hem de bölgenin kültürel mirasını geleceğe taşıyor. UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine aday gösterilebilecek bu zanaatla Kürtün’de yapılan ziller atık bir metalin nasıl değerli bir melodiye dönüşebileceğinin en etkileyici kanıtı olarak çınlamaya devam ediyor. Mahallede 35 yıldır geleneksel zil üretimi yapan Salim Düzgün (53), "Bu sanat baba mesleği. 35 senedir yapıyorum. Eski hurda muslukları eritip çana, zile döndürüyoruz. Ben bu sanatı babamı seyrederek öğrendim. Alıştığım için bana zor gelmiyor artık. Önce kalıp yapıyoruz, sonra metalleri eritip kalıba döküyoruz. Bu sürecin tamamı ince işçilik gerektiriyor. Bu yaptığımı zilleri Türkiye’nin her yerine gönderiyoruz. Yurt dışına da gönderiyoruz" dedi. 23 yaşındaki genç usta: Emre Düzgün Ailesiyle birlikte zil ustalığı yapan 23 yaşındaki Emre Düzgün de lise eğitiminin ardından babası ve amcasıyla birlikte bu işi yapmaya başladığını belirterek "Burada bir iki yıl kurs gördüm. Babam ve amcamdan öğrendim. Bir iki senenin sonunda sosyal medya hesabına geçiş yaptık. Araçla gezmek zorunda kalıyorduk, satılmıyordu. Şimdi teknoloji geliştikçe, internetten satımı daha kolay oldu. Şu an müşteri durumumuz gayet iyi. Çalışıyoruz abim, ben, amcamla birlikte aynı aileden 4 kişi çalışıyoruz biz. Ben bu mesleği devam ettireceğim. Önceden beri böyle işlere, ticarete hevesim vardı" diye konuştu. "Sesinin ince ayarını müşteri isteğine göre yapıyoruz" Eski muslukların zile dönüşme sürecini anlatan Düzgün, şunları söyledi: "Biz bu muslukları Trabzon’dan alıyoruz. Parça halinde ısıtıp kırıyoruz. Kırdıktan sonra toprak demir potanın içine koyuyoruz. 1000 derecelik ocakta fan sistemiyle, körük sistemiyle çalışan ocakta kaynıyor bu. Önce bunu kaynatıyoruz. Sonra kumdan yaptığımız kalıplarımıza modellerimizi diziyoruz. 40 tane modelimiz var bizim. Hepsinin ayrı ayrı kalıpları, hepsinin ayrı ayrı üstleri var. Sarının ayarını yapıyoruz. Bakır gerekiyorsa bakır katıyoruz çinko gerekiyorsa çinko katıyoruz. Sonra aktarma işlemi yapıyoruz. Bu işlem yaptıktan sonra model bu şekilde dönüşüyor. Bundan sonra da tornada parlatıyoruz. Ötmesini sağlayan bir toka takıyoruz. Sesinin ince ayarını müşteri isteğine göre yapıyoruz." "Bulgaristan’dan duyulmuş oraya da gönderiyoruz" Ürettikleri zilleri genellikle Türkiye ve yurt dışına sattıklarını ifade eden Düzgün, "Biz genelde büyük esnaflara veriyoruz. Kimi zaman perakende veriyoruz çobanlara, hayvancılık yapanlara. Müşterinin isteğine göre ince ses isteyen olsa ince ses, kalın ses isteyen olsa kalın ses yapıyoruz. Bulgaristan ve bazı Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Ben ilk başta bu işi yaparken Türkiye’de satıyordum. 20-23 santimlik zil dökmeye başlayınca Bulgaristan’dan duyulmuş. Oraya gidenler 3-4 kiloluk ziller oluyor. Onları genelde deveye takıyorlar ya da dekorasyonda kullanıyorlar. Bunlar boy boydur. Hepsinin kullanım alanları farklıdır. Tamamen bir zevk meselesi. Oltada kullanılıyor. Kimisi hayvanda kullanıyor, kimisi evinde kullanıyor, kimisi kapı zili ile yapıyor. İsteyen istediği gibi kullanabiliyor" ifadelerini kullandı. Genç usta Emre Düzgün, dede mesleğini sürdüreceğini belirterek, "Babamlar dedemden öğrenmiş. Ben de babamla amcamdan öğrendim. Ben bu işi sürdürmeyi planlıyorum. Devam ediyorum. Allah’a şükür işimizden memnunuz. Zor bir meslek. Herkesin yapabilecek olduğu bir meslek değil" dedi.
12 Ekim 2025 Pazar - 17:24
Gümüşhane’nin yüksek kesimleri kara teslim oldu
Gümüşhane’nin yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili oldu. Yaylalar beyaza büründü. Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Kadırga ve Kazıkbeli Yaylaları ile Torul ilçesine bağlı Yücebelen Yaylası kara teslim oldu. Dün akşam saatlerinde etkili olan soğuk hava dalgası ve yağmur, bugün yerini kar yağışına bıraktı. Yaylalar kısa sürede beyaza bürünürken, kar kalınlığı yer yer 10 santimetreye ulaştı. Kadırga Yaylası’nda esnaflık yapan Galip Gülbahar, "Bugün 12 Ekim, Kadırga Yaylası’nda kar yoğunluğunu arttırarak devam ediyor. Meteoroloji uyarmıştı zaten, şu anda yoğun bir kar yağışı var. Yollarda 5-6 santimetre kar var, yollar ulaşıma her an kapanmak üzere" dedi.
12 Ekim 2025 Pazar - 09:49
Kaynak makinesi kayboldu, camii hoparlöründen sitem etti
Gümüşhane’de kaynak makinesini bulamayan Fazlı Celep isimli vatandaş köy camisinden anons yapınca ortaya eğlenceli görüntüler çıktı.
10 Ekim 2025 Cuma - 15:42
Gümüşhane’nin yüksekleri beyaza büründü
Gümüşhane’de 2 bin 350 rakımlı Kazıkbeli Yaylası, dün akşam saatlerinde etkili olan kar yağışıyla beyaza büründü. Kürtün ilçesine bağlı Söğüteli köyü sınırlarında yer alan Kazıkbeli Yaylası’nda akşam saatlerinde başlayan ve kısa sürede etkili olan kar yağışı, yaylada kartpostallık görüntüler oluşturdu. Yaylada esnaflık yapan Kamil Gül tarafından kaydedilen görüntülerde, Kazıkbeli Yaylası’nın tamamının beyaz örtüyle kaplandığı görüldü. Yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışıyla birlikte hava sıcaklıklarının da sıfırın altına düştüğü öğrenildi.
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:45
Torul Cam Seyir Terası 100 bin kişiyi ağırladı
Gümüşhane’nin Torul ilçesinde 240 metrelik yüksekliğiyle dikkat çeken Cam Seyir Terası, yıl içinde 100 bin ziyaretçiyi ağırladı. Türkiye’nin en yüksek cam seyir teraslarından biri olan Torul Cam Seyir Terası, bu yıl 100 bin kişiyi misafir ederek il turizmine önemli katkı sağladı. 2018 yılında ziyarete açılan teras, açıldığı günden bu yana toplamda 1 milyon ziyaretçi sayısını geçti. Ziyaretçiler, cam platformda yürürken 240 metre yükseklikten Harşit Vadisi’ni izleme imkânı buluyor. Kimi ziyaretçiler yükseklik nedeniyle korku yaşarken, kimileri ise manzaranın büyüleyici güzelliğini fotoğraflayarak ölümsüzleştiriyor. Torul Kalesi’nin hemen yanında yer alan Cam Seyir Terası, hem yerli hem de yabancı turistlerin gözdesi olmaya devam ediyor. "Dağların manzarası mükemmel" Eşiyle birlikte Torul Cam Seyir Terası’nı ziyarete gelen Sadık Boşluk, "Memlekete gidip gelirken burayı sürekli görüyorduk, o dönem yapım aşamasındaydı. Daha sonra eşimle bir gidip görelim dedik. Şehrin üstten görünüşü, dağların manzarası çok mükemmel. Sık sık geliriz bundan sonra. Camların arasında demirler olduğu için biraz güven veriyor ama sadece camlara baktığın zaman korkutuyor" dedi. Beytullah Yılmaz da, "Trabzon’dan geliyoruz, buranın meşhur olduğunu duyduk. Çok beğendik. Aşırı bir rüzgar var ama memnun kaldık. Biraz sallanıyor ama manzarası güzel. Herkese tavsiye ederim. Eşim ilk başta çıkarken biraz korktu ama şu anda alıştı" diye konuştu.
07 Ekim 2025 Salı - 18:32
Gümüşhane’de Gazze’ye destek eylemi
Gümüşhane’de 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu’nun yıl dönümünde Gazze’ye destek için yürüyüş düzenlendi. Gümüşhane’de Gazze’de süren soykırıma tepki göstermek ve 7 Ekim Aksa Tufanı Operasyonu’nun yıl dönümünü anmak amacıyla düzenlenen yürüyüşe sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yaklaşık 200 kişinin katılımıyla Fatih Parkı’ndan başlayan yürüyüşte Filistin’e destek sloganları atıldı, tekbirler getirildi. Yürüyüş 15 Temmuz Zafer Meydanı’nda sona ererken katılımcılar, Filistin bayrakları ve pankartlarla İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamı protesto etti.
07 Ekim 2025 Salı - 13:47
Gümüşhane’de Gazze için balonlar gökyüzüne bırakıldı
Gümüşhane Üniversitesi öğrencileri, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek amacıyla "Kampüsten Gazze’ye Tek Yürek" etkinliğinde bir araya gelerek Filistin bayrağının renklerinden oluşan onlarca balonu gökyüzüne bıraktı. İlim Yayma Cemiyeti Gümüşhane Şubesi öncülüğünde, Gümüşhane Üniversitesi kampüsündeki Sosyal Tesisler önünde düzenlenen programa Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinlik, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından yapılan basın açıklamasında, Gazze’de yaşananların sadece bir savaş değil, bir soykırım olduğu vurgulanarak, Filistin halkına destek mesajları verildi. Grup adına basın açıklamasını okuyan Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi Bedir Ekrem Dikmen, "Bizler, Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversite öğrencileri olarak, bugün burada bir araya gelerek zulme karşı sesimizi yükseltmekte ve ‘Filistin halkı yalnız değildir’ diyoruz. Adı, dini, dili, coğrafyası ne olursa olsun, biz zulme karşı çıkılması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü mazluma destek olmak yalnızca bir insanlık görevi değil, aynı zamanda geleceğe dair bir sorumluluktur. Gazze’de yaşananların yalnızca bir savaş olmadığını, planlı bir yok etme politikası olduğunu biliyoruz. Bu, adını en doğru şekilde koymamız gereken bir gerçektir. Gazze’de soykırım yapılmaktadır. 2 yıldır her gün bombalanan, dünyaya kapanan bir şehirde, kamuoyunun büyük bölümü ise sessiz kalmaktadır. Sessizlik, zulmün ortağı olmaktır. Biz bu sessizliğe ortak olmayacağız" dedi. Programın sonunda Filistin bayrağının renklerinden oluşan onlarca balon gökyüzüne bırakıldı.
07 Ekim 2025 Salı - 09:32
Gümüşhane’de tarihi eser operasyonunda çok sayıda obje ele geçirildi
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda, tarihi eser niteliği taşıdığı değerlendirilen çok sayıda obje ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre, Gümüşhane İl Jandarma Komutanlığı ve Kelkit İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince yapılan araştırma neticesinde, Kelkit ilçesi Öbektaş beldesinde M.A. isimli şahsın ikametinde tarihi eser niteliğinde obje bulundurduğu tespit edildi. Adli makamlardan alınan arama kararına istinaden jandarma ekiplerince şüphelinin ev ve eklentilerinde yapılan aramada; 12 adet bilezik, 1 adet ikiye bölünmüş bileklik, 1 adet insan figürü, 1 adet rölyef obje, 2 adet ham taş parçası ve 1 adet kâse görünümlü obje ele geçirildi. Ele geçirilen objeler muhafaza altına alınırken, Kelkit Cumhuriyet Savcılığının talimatı doğrultusunda şüpheli hakkında adli tahkikat başlatıldı.
06 Ekim 2025 Pazartesi - 18:00
Gümüşhane’de kedi avladığı fareyle oynarken kameralara yakalandı
Gümüşhane’de bir kedi, avladığı fareyle oynarken görüntülendi. Cumhuriyet Caddesi üzerindeki bir iş yerinin önünde kaydedilen görüntülerde kedinin yakaladığı fareyi hemen öldürmek yerine bir süre serbest bırakarak yeniden yakaladığı görüldü. Doğal av içgüdüsüyle hareket eden kedinin o anları kameralara yansıdı. Fareyi havaya fırlatarak bir süre oynayan kedi, daha sonra sıkılarak fareyi bıraktı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder