Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Gümüşhane
Geçit Köyü’nde 18 yıllık iftar geleneği yoldan geçenleri sofrada buluşturuyor
25 Şubat 2026 Çarşamba - 08:56:38
Gümüşhane’nin Geçit Köyü’nde 18 yıldır sürdürülen gelenek kapsamında, ana yol üzerindeki sürücüler ve yolcular iftar saatinde durdurularak köy meydanında kurulan sofralara davet ediliyor. Gümüşhane-Bayburt karayolu üzerindeki Geçit Köyü sakinleri, muhtarlık ve yerel derneğin öncülüğünde her Ramazan ayında yoldan geçen vatandaşlara ücretsiz iftar yemeği ikram ediyor. Ana güzergâh üzerinde bulunan köyde, iftar vakti yaklaşırken gönüllüler yol kenarında araçları durdurarak sürücü ve yolcuları sofraya davet ediyor. Kış aylarında nüfusu azalan köyde organizasyon, gönüllülerin yanı sıra İstanbul’da yaşayan hemşehrilerin desteğiyle yürütülüyor. Her gün onlarca kişiye sıcak yemek ikram edilirken, hazırlıklar imece usulüyle gerçekleştiriliyor. İftar için köyde ağırlanan vatandaşlar, gösterilen misafirperverlikten ve sunulan yemeklerin kalitesinden memnuniyet duyduklarını ifade ederek geleneğin sürdürülmesini temenni ediyor. "Geçit Köyü’nden kimse aç geçemez" Geleneği yıllardır muhtarlık ve köy derneğinin imkânlarıyla sürdürdüklerini belirten Gümüşhane Geçit Köyü Muhtarı Hayri Osmanoğlu, "Bu gelenek, muhtarlık ve derneğin organize ederek başlattığı bir gelenektir. 18 yıldır devam etmektedir. Ramazan ayı paylaşma, birlik ve beraberlik ayıdır. Biz de soframızdaki ekmeği yoldan gelen geçen şoförler ve vatandaşlarla burada paylaşıyoruz. Hep birlikte mutluluk içinde bir Ramazan ayı geçiriyoruz. Bu gelenek önce köylülerimiz arasında devam ediyordu. Daha sonra yoldan gelen geçen insanların da katılımıyla büyüyerek sürmeye başladı. Yolda pankartlarımız var. Onları görenler buraya geliyor. Vatandaşları yolda durduruyoruz. Zaten burayı biliyorlar, sürekli geliyorlar. Bu konuda çok mutlu oluyorlar. Aynı zamanda geleneğin devam etmesini istiyorlar. Biz de inşallah bu geleneği sürdüreceğiz. Geçit Köyü’nden kimse aç geçmez" dedi. "Günlük yaklaşık 70 kişiye iftar veriyoruz" İstanbul’dan özel olarak bu geleneği sürdürmek için köyüne geldiğini söyleyen Gümüşhane Geçit Köyü Derneği Başkanı Abdulkadir Osmanoğlu, "Bu gelenek öncelikle köy içinde yapılıyordu, daha sonra yoldan geçenlere de açtık. 18 yıldır devam ediyor. Gün geçtikçe katılım sayısı artıyor. Günde ortalama 65-70 kişiyle iftar yapıyoruz. Köyümüzde kışın kalan 4 hane var. Diğerleri yoldan geçen yolcular ve misafirlerimiz. Allah onlardan razı olsun, burada durup iftarlarını açıyorlar. Namazlarını kılıp çaylarını içerek dualarını edip gidiyorlar. Bu da bize memnuniyet veriyor. Dernek olarak İstanbul’da organizasyonu yapıp buraya geliyoruz. Muhtarlıkla birlikte bir ekip halinde hizmet ediyoruz. Ben İstanbul’da yaşıyorum. Ramazan programı için buraya geliyorum. Bir ay burada kalıp Ramazan’dan sonra dönüyor, yazın tekrar geliyorum. Bundan da büyük bir zevk duyuyorum. Çünkü çok güzel bir duygu. Buradan geçen insanların iftar açıp dua etmesi bizi mutlu ediyor" diye konuştu. Şükrü Osmanoğlu da, "Buraya gelen vatandaşlar ayrılırken eşlerine, dostlarına ve çevrelerine güzel duygularla bahsediyorlar. Bu da köyümüz adına güzel bir tanıtım oluyor. Sosyal medyada da geniş yankı bulan bir etkinlik. Bu da bizi gururlandırıyor. Her sene daha iyisini yapabilir miyiz diye mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Yoldan geçen araçları durdurup davet ediyorlar" Geçit Köyü’ne sadece iftar için değil insanların güzel davranışlarıyla da karşılaşmak için de geldiğini belirten Zekeriya Çelik, "Biz buraya sadece karnımızı doyurmak için gelmedik. Geçit Köyü halkı çok özverili, insanlara çok iyi davranıyorlar. Bazı yerlerde iftar yemeği diye iki pide koyuyorlar ya da sıradan bir yemek veriyorlar. İnsan zaten evinde de o yemeği yiyebiliyor. Ama burada farklı ve özenli yemekler hazırlanıyor. Geçen sene de özellikle gelmiştik. Gerçekten güler yüzlüler, insanlara çok iyi davranıyorlar. Yoldan geçen araçları durdurup davet ediyorlar. Tebrik ediyorum, gurur duyuyorum. Allah hepsinden razı olsun. Garibanlara, yoldan geçen sürücülere, kamyonculara burada yemek veriliyor" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:35
Hastaneden randevu alamayınca doktora taşlama şiir yazdı
Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde muayene için tercih ettiği doktorun yoğun olması nedeniyle bir türlü randevu alamayan Türkçe öğretmeni, yaşadığı süreci taşlama türünde yazdığı şiirle anlattı. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke Ortaokulu’nda Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Sait Karakaş, yaklaşık 6 ay önce başlayan sağ bacak ağrısı nedeniyle Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş’tan randevu almak istedi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve hastanedeki kiosk cihazlarından defalarca denemesine rağmen yoğunluk nedeniyle randevu alamayan Karakaş’ın muayene süreci uzadı. Yaşadığı bu durumu mizahi ve edebi bir dille ele alan Karakaş, süreci taşlama türünde kaleme aldığı şiirle ölümsüzleştirdi. Şiirde yer alan ifadelerde, yaşanan yoğunluğun doktora gösterilen ilgi ve hizmet kalitesinden kaynaklandığına dikkat çekti. Bir süre sonra muayene olan Karakaş, yazdığı şiiri doktora da okudu. Yoğun çalışma temposunun edebiyatla buluştuğu olay, hasta ile hekim arasındaki samimi ilişkiyi ortaya koydu. Yazılan şiir, hem yaşanan sürecin hem de duyulan memnuniyetin kalıcı bir hatırası olarak hafızalarda yerini aldı. "Şiirin başlangıcında ufak bir sitem var" Tedavi süreçlerinin ardından hastaların kendisine farklı şekillerde teşekkür ettiğini ama ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Gümüşhane Devlet Hastanesi’nde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Süleyman Kasım Taş, "Sait hocam ilk olarak şikâyetiyle ilgili bizim MHRS sistemimizden randevu almak istedi. Yoğunluğu ve sürecin uzadığını görünce, sosyal yaşamda da görüştüğümüz için bu durumu şiir yoluyla aktaracağını söyledi. Mizansen bir yaklaşımla durumu ifade etti. Bizim için kalıcı bir eser oldu. Aynı zamanda tedavi sürecinin ve yaşanan yoğunluğun tercih edilmemizden kaynaklandığını da kendisi belirtti. Bu durum bizi çok mutlu etti. Şiirin başlangıcında kendi tabiriyle ufak bir sitem var. Ancak bunun sebebinin yaptığımız hizmetin iyi olması, güler yüzlü yaklaşımımız ve tercih edilmemiz olduğunu da kendisi ifade etmekte. Bu da bizi ayrıca mutlu ediyor. Kendi edebiyat tarzıyla, aslında iyi ve kaliteli bir iş yaptığımızı söylemek için yazdığını belirtti. Şiirle karşılaşmak bizim için her zaman kıymetlidir. En büyük hediye hastanın memnuniyetini ifade etmesidir. Ancak bunu kalıcı bir eser olarak almak bizi daha da mutlu ediyor. Bunun her zaman bizim için büyük ve kalıcı bir hatıra olduğunu düşünüyoruz" dedi. "Doktoru eleştirmek için değil gösterilen ilginin yoğunluğundan dolayı yazdım" Uzun süredir tedavi olmak için sıra almaya çalıştığını fakat Op. Dr. Taş’a gösterilen yoğun ilgiden dolayı sıra alamadığını söyleyen Tekke Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Türkçe öğretmeni Sait Karakaş, "Bundan yaklaşık 6 ay önce sağ bacağımda bir ağrı başladı. Önce MHRS sistemi üzerinden kendisinden randevu almayı denedim ancak birkaç kez girmeme rağmen sistem her seferinde çok çabuk doluyordu. Daha sonra hastanede kiosk denen makineyi denedim. Okula giderken bazı sabahlar uğradım fakat oradan da sıra bulamadım. En son kendisini aradım. ‘Hocam bu nasıl bir teveccüh? Ne MHRS’den ne de kiosktan sıra bulamıyorum’ dedim. Aradan birkaç gün geçti, ben habersiz geldim ameliyat günüymüş, boş döndüm. Birkaç gün sonra tekrar aradık. Bu kez de bir çalıştaya gideceğini söyledi. Süre uzadıkça ben de bunu şiir, taşlama yoluyla yazmaya başladım. Kendi aramızda şakalaştık. Şiir bu şekilde ortaya çıktı. Bugün sıramızı bulduk. Kasım hocamın odasından içeri girdim. Daha önce şiirin bazı bölümlerini kendisiyle paylaşmıştım. Oturdum ve şiirin bölümlerini okudum. Kendisi de çok onore oldu, ben de çok mutlu oldum. Aramızda dostane bir ortam oluştu, ikimiz de mutluyuz diyelim. Edebiyatta taşlamalar meşhurdur. Taşlamalarda karşı tarafa iğneli yollarla bazı şeyler anlatılır. Benim bu şiiri yazmaktaki amacım asla Süleyman Kasım hocamızı eleştirmek değildi. Sistemin yoğunluğu ve kendisine gösterilen teveccüh yanlış anlaşılmasın diye sonunda kendimce güzel toparlamalar yapmaya çalıştım" diye konuştu.
20 Şubat 2026 Cuma - 11:17
Sahurda onları görenler şaşırıyor
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Özkürtün beldesinde geçtiğimiz yıl başlatılan anlamlı gelenek, bu yıl da üniversiteli gençlerin omuzlarında yükseliyor. Ramazan ayının kadim geleneklerinden biri olan ramazan davulculuğu Gümüşhane’de üniversite öğrencilerinin gönüllü katılımıyla modern bir çehre kazanıyor. Gümüşhane Üniversitesi Kürtün Meslek Yüksekokulu tarafından geçtiğimiz yıl hayata geçirilen proje, bu yıl da aynı heyecanla devam ediyor. Davullar Geleceğin Ateş Savaşçılarına Emanet Özkürtün Beldesi sokaklarını sahur vaktinde şenlendiren isimler, bu yıl da Kürtün Meslek Yüksekokulu Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü öğrencilerinden seçildi. Alperen Altuntaş, Soner Evsen, Yusuf Sobay, Merve Köse ve Esma Şimşek’den oluşan "öğrenci davulcular" ekibi, ramazan ayının manevi iklimini mahalle mahalle gezerek vatandaşlara ulaştırıyor. İtfaiyecilik gibi disiplin ve özveri isteyen bir bölümde eğitim gören gençlerin, gönüllü olarak bu geleneği üstlenmesi belde halkı tarafından takdirle karşılanıyor. Özkürtün Belediyesi ve üniversite iş birliğiyle yürütülen bu çalışma, sadece bir uyandırma hizmeti değil, aynı zamanda üniversite-şehir kaynaşmasının en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ritimleriyle sahurun sessizliğini bozan gençler Ramazan’ın paylaştıkça çoğalan birlik ve beraberlik ruhunu mahalle mahalle gezdiriyor.
19 Şubat 2026 Perşembe - 19:30
Gümüşhane merkezli 391 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunda 5 tutuklama
Gümüşhane merkezli düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan 5 şüpheli, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin ardından mahkemeye çıkarılan F.A., K.M., M.A., M.K. ve B.D. isimli şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaklaşık 391 milyon TL’lik işlem hacminin tespit edildiği soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü öğrenildi.
06 Ekim 2025 Pazartesi - 17:28
Gümüşhane’de kadınlardan "Gazze İçin Sessiz Çığlık" yürüyüşü
Gümüşhane’de, Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve Gazze’ye destek olmak amacıyla kadınların katılımıyla "Gazze İçin Sessiz Çığlık" yürüyüşü düzenlendi. AK Parti Gümüşhane Kadın Kolları tarafından düzenlenen ve Atatürk Parkı’nda başlayan yürüyüş, Filistin ve Türk bayraklarıyla, ‘Gazze İçin Sessiz Çığlık’, "Özgür Filistin" yazılı pankartlar eşliğinde Fatih Parkı’nda sona erdi. 81 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen etkinliğe katılan kadınlar boyunlarına kefiye bağlayarak sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından Fatih Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. "Bizim sessizliğimiz Gazze’nin en gür çığlığı olacaktır" Gazze’de yaşanan zulme dikkat çeken AK Parti Gümüşhane Kadın Kolları Başkanı Duygu Sena Kurt, "Biz bugün bütün kimliklerimizden sıyrılarak sadece kadın kimliğimizle buradayız. Çünkü bu mesele ne dünyadaki rollerimizle, ne taşıdığımız unvanlarla, ne de sahip olduklarımızla ilgilidir bu mesele insanlık meselesidir. Bugün Türkiye’den tüm dünyaya tek bir şey söylüyoruz. Barış kadınla mümkündür. Slogan atmıyoruz vicdanlarımızla haykırıyoruz. Çünkü bazı sessizlikler vardır ki, arşı yere indirir. Ve bizim sessizliğimiz, Gazze’nin en gür çığlığı olacaktır" dedi.
06 Ekim 2025 Pazartesi - 11:47
Gümüşhane’de 1. Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış havan mermisi bulundu
Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Atalar köyünde, 1. Dünya Savaşı döneminde yaşanan Rus işgalinden kaldığı değerlendirilen patlamamış havan mermisi bulundu. Edinilen bilgiye göre, Atalar Köyü Has Mahallesi’nde yaşayan bir vatandaş bahçesini temizlediği sırada toprağın altında metal bir cisim fark etti. Durumun jandarmaya bildirilmesi üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Jandarma tarafından çevrede güvenlik önlemi alınırken, olay yerine gelen bomba imha uzmanları tarafından yapılan incelemede cismin patlamamış havan mermisi olduğu belirlendi. Patlayıcı madde, alınan tedbirlerin ardından kontrollü şekilde imha edilirken, mühimmatın menşeinin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
06 Ekim 2025 Pazartesi - 09:10
"Sonbaharın Başkenti" Gümüşhane renk cümbüşüne döndü
Türkiye’de sonbaharın en büyüleyici manzaralarına ev sahipliği yapan ve coğrafyasının yüzde 60’ı dağlardan oluşan Gümüşhane, hazan mevsimiyle birlikte adeta canlı bir sanat eserine dönüştü. Doğanın bu muhteşem dönüşümünü yerinde deneyimlemek isteyen Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (GÜDAK) üyeleri, Çalık köyünden Akçahisar köyüne uzanan eşsiz bir parkurda 16 kilometrelik unutulmaz bir doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. Kulübün 24 sporcusu hazan mevsimini iliklerine kadar hissettiği bu serüvende Gümüşhane doğasının saklı güzelliklerini gün yüzüne çıkardı. Güneşli ve berrak bir havada Çalık köyü içinden yürüyüşe başlayan sporcular sarı, turuncu, kırmızı ve kahverenginin binbir tonuna bürünmüş ağaçların arasında, her adımda kartpostallık manzaralarla karşılaştı. Orman içinden ve zirvelerden geçerek Akçahisar köyüne kadar uzanan parkurda sporcular sıradan yürüyüş parkurlarının ötesinde yıllardır yürünmediği anlaşılan eski patikaları kat etti. Köy içinden başlayıp Guri mevkiinden Karatarla Tepeye ulaşan sporcular Yaylakıran mevkiinden Karamusa Tepesine ulaştıktan sonra Akçahisar Köyünde yürüyüşü sonlandırdı. Yürüyüş boyunca doğal olarak bölgede yetişen ve mevsim itibariyle olgunlaşan C vitamini deposu kuşburnu, alıç ve ahlat toplayan sporcular hazan mevsiminin getirdiği dinginlik ve manzara eşliğinde unutulmaz anılar biriktirdi. Rengarenk ağaçların arasından, yıllardır yürünmeyen patikalardan ve orman içinden eşsiz bir parkuru tamamlayan sporculardan Diş Hekimi Ahmet Talha Polat, "Biraz yorucuydu ama günlük hayatın meşgalesinden, stresinden uzaklaştığımız bir gün oldu. Gümüşhane’nin coğrafyası biraz zor bu konuda ama manzaralar, doğası bize her zaman keyif veriyor" derken, öğretim görevlisi Merve Gençosmanoğlu ise "Gümüşhane’miz dört mevsim çok güzel olduğu gibi tüm renklerini sergilediği sonbahar mevsiminde de harika bir yürüyüş gerçekleşiyor. Yol boyunca sarı, turuncu, kırmızı, yeşilin her tonunu gördük. Çok güzel bir yürüyüş oldu. Ekim ayı zaten mevsimsel olarak da çok güzel yürüyüş için elverişli bir ay. Herkesi doğa yürüyüşlerine, Gümüşhane’de sonbaharda bekliyoruz" diye konuştu. Psikolojik danışman Zeliha Fatma Aykın "Beni en çok etkileyen ağaçların rengarenk geçişleri oldu. Gümüşhane için sonbaharın başkenti diyebiliriz. Gümüşhane tam olarak sonbaharın yeri" ifadelerini kullandı. Etkinlik sorumlusu Burak Soydaş ise "Sonbahar parkuru olduğu için çok güzel ve efsane görüntülerle karşı karşıya kaldık. Orman içinde mükemmel patikalarımız vardı. Tarih patikalar bunlar. Yıllar önce geçilmiş ama şimdi kapanmaya yüz tutmuş patikalar. Aça aça geçtik bir şekilde. 16 kilometrelik bir parkurdu. 24 kişiydik. Ekibimiz gayet güzel ve sağlıklı bir yürüyüş gerçekleştirdi. Sonbahar yürüyüşlerine her kesimden ilgi geliyor" şeklinde konuştu.
04 Ekim 2025 Cumartesi - 18:46
Gümüşhane’de ’Hayvanları Koruma Günü’nde anlamlı yürüyüş
Gümüşhane’de 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla onlarca hayvansever, hem evcil hem de sokak hayvanlarıyla birlikte yürüyüş yaptı. Tarım İl Müdürlüğü önünden başlayan yürüyüş Cumhuriyet Caddesi boyunca sürdü. Ellerinde pankartlarla sloganlar eşliğinde yürüyen hayvanseverler bazı hayvanların üzerine de afiş astı. Vatandaşların da ilgiyle izlediği yürüyüşün sonunda grup, Fatih Parkı’na gelerek burada basın açıklaması yaptı. Hayvanseverler adına konuşan veteriner İrem Kendir, "Bugün burada, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü vesilesiyle toplanmış bulunuyoruz. Ancak bu bir kutlama değil, bu bir vicdan muhasebesi, bu bir çağrıdır. Doğanın dengesi, yaşayan tüm canlıların haklarına saygı gösterildiğinde korunabilir. Doğa sadece insanlara ait değil. Ayısı, kurdu, tilkisi, kuşu, sokaktaki köpeği, kedisi hepsi bu coğrafyanın sakini" dedi. Basın açıklamasının ardından hayvanseverler, sokak hayvanlarını besledi.
04 Ekim 2025 Cumartesi - 15:25
Gümüşhane’de "Filistinli Çocuklar İçin Çiz" etkinliği düzenlendi
Gümüşhane’de Yetim Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti iş birliğiyle düzenlenen "Filistinli Çocuklar İçin Çiz" etkinliğinde çocuklar ve gençler, Filistinli kardeşlerine destek olmak amacıyla duygularını resimle ifade etti. 15 Temmuz Zafer Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, katılımcılar Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve savaş mağduru çocukların sesi olmak amacıyla bir araya geldi. Çocuklar, Filistinli akranlarına umut dolu mesajlar vermek için tuvallerine barış, özgürlük ve kardeşlik temalı resimler çizdi. Etkinlikte yapılan açıklamada, Filistinli çocukların yanı sıra Doğu Türkistan, Afganistan, Keşmir, Arakan, Ukrayna, Sudan ve Yemen’deki tüm mazlum coğrafyalardaki çocukların da barış ve güven içinde yaşamalarının en büyük temennileri olduğu vurgulandı.
04 Ekim 2025 Cumartesi - 09:17
Bu ekmeği alan 1 hafta başka ekmek almıyor
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde yüz yılı aşkın ekşi mayayla üretilen coğrafi işaret tescilli Araköy ekmeği, 8 saatlik zahmetli üretim süreci ve 4 kilogramlık devasa boyutuyla dikkat çekiyor. İlçeye bağlı Araköy köyünde, bir asırdan fazla süredir aynı ekşi maya ile yoğrulan ve taş fırınlarda odun ateşinde pişirilen coğrafi işaret belgeli Araköy ekmeği, zahmetli üretim sürecinin ardından lezzetini hem ülke içine hem de ülke sınırlarının dışına taşıyor. Bu eşsiz lezzet, Gümüşhane’nin dağlarından New York ve Mekke’deki sofralara kadar uzanan bir şöhrete kavuştu. Araköy ekmeğinin sırrı yalnızca dört temel malzemede gizli. Un, su, tuz ve yüz yılı aşkın süredir kuşaktan kuşağa aktarılan ekşi maya. Hiçbir katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan bu ekmek, doğal ve sağlıklı yapısıyla öne çıkıyor. Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası’nın girişimleriyle Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan 2019 yılında "Coğrafi İşaret Tescil Belgesi" alan Araköy ekmeği, bu sayede hem kalitesini hem de geleneksel üretim yöntemlerini koruma altına aldı. 8 saatlik sabır ve emeğin eseri Gümüşhane’nin kültürel bir mirası da olan Araköy ekmeğinin bir somununun sofralara gelme süreci ise 8 saatlik bir sabır ve emek gerektiriyor. Özenle hazırlanan hamur, taş fırınlarda odun ateşinde yavaş yavaş pişiriliyor. Fırından çıktığında ortalama 4 kilogram ağırlığa ulaşan her bir ekmek, doyuruculuğu ve uzun süre bayatlamayan yapısıyla da fark oluşturuyor. Normal bir ailenin yaklaşık bir haftalık ekmek ihtiyacını tek başına karşılayabilen bu bereketli lezzet, özellikle kalabalık sofraların vazgeçilmezi oluyor. Bir mahallenin adını değiştiren güç: "Ekmekçiler" Araköy ekmeğine son yıllarda artan yoğun talep, köyün sosyal yapısını da etkiledi. Ekmek üretimi o kadar merkezi bir hale geldi ki, üretimin yoğunlaştığı mahallenin adı "Ekmekçiler Mahallesi" oldu. Satışı adetle değil kiloyla yapılıyor Ekşi mayalı ekmek otoriteleri tarafından dünyanın en iyi ekmeklerinden birisi olarak nitelendirilen Araköy ekmeğinin satışı da adet üzerinden değil de kilo üzerinden yapılıyor. Pişirildikten sonra neredeyse tüm üreticiler tarafından bölgedeki köy, yayla ve obalara götürülen, son yıllarda da hem internet aracılığı hem de diğer iletişim kanallarıyla Türkiye’nin dört bir tarafına hatta Mekke ve New York başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına gönderiliyor. "Hiçbir katkı kullanmıyoruz" Ekmekçiler Mahallesinde Araköy ekmeğini dedesinden öğrendiği şekilde 20 yıldır yapmaya devam eden Ersoy Tozlu, "Dede mesleği olarak doğal ekşi mayalı tam buğday ekmeği üretiyorum. 20 yıldır işin içindeyim. Hiçbir katkı kullanmıyoruz. Sadece un, su, tuz kullanarak üretiyoruz. Dört saatte pişiriyoruz. Odun ateşiyle dört saat fırınımızı yakıyoruz. Dört saatte içeride kalıyor. Tam olarak doğaldır. Hiçbir katkısı yok. Hamurun mayalanması ve hazırlanmasıyla birlikte bir ekmek ortalama 8-9 saat aralığında ortaya çıkıyor. Hem ağır ağır 4 saatte piştiği için, bir de özü içinde olduğu için kabartma tozu ve diğer mayalar olmadığı için içi dolgundur, kendini korur, kabuğu da korur onu. Yani bir hafta on gün dayanma süreci var" ifadelerini kullandı. "Yaşı bir hafta kurusu 1 yıl dayanıyor" Araköy ekmeğini dilimleyerek tekrar fırına atıp 24 saat kuruttuktan sonra peksimet olarak da sattıklarını dile getiren Tozlu, bunun da bir yıllık bir dayanma süreci olduğunu belirterek, "İkisini de satıyoruz yöreye göre. Yörenin damak tadına bağlı. Bazı yörelerde en çok kuruyu satıyoruz bazı yörelerde en çok tazesini satıyoruz. İstanbul’a gönderdim. Birkaç sene önce hacı amcalara verdim, hacca da gitti. Civar köy ve yaylalarda satış yapmak için ortalama 150-200 kilometre yol yapıyorum günlük. Bunu yiyen eğer alışırsa yani sürekli tüketen insanlar zaten bizi arar, sürekli isterler. Bazen evlerine kadar götürdüğümüz yerler de var. Kargo da yapıyoruz. İl dışına otobüslerle gönderiyoruz. Toptan satışlarımız da oluyor" diye konuştu. "Bu diyetisyen gibi bir ekmek olduğu için kilo aldırmaz" İstanbul’da yaşayan ve sık sık memleketine gelen Münir Tozlu, "Emekli olduktan sonra köye gidip geliyoruz. Ben İstanbul bölgesinden Gümüşhane’nin ekşi mayalı buğday ekmeğini istek, talep üzerine haftalık gelip götürüyorum. Bu sefer 300 kiloluk ekmek götürüyorum. Lezzetli, doyumlu, rahatsız edici olmadığı için bu lezzeti tadanlar biliyor. Bu diyetisyen gibi bir ekmek olduğu için kilo aldırmaz. Bunu bilen arayıp buluyor. Ama köyde buluyor, ama İstanbul’da buluyor, ama Türkiye’nin her yanında. Yani bu ekmek yaygınlaştı artık. Onun için de lezzetli, doyumlu rahatsız edici olmadığı için o lezzeti tadanlar biliyor" dedi. "İstanbul’a 300-400 kilo götürüyorum ama iki günde bitiyor" Yaş ekmeğin yanında kurutularak hazırlanan peksimetlerinin de yoğun ilgi gördüğünü kaydeden Tozlu, "Çayda, kahvaltıda, yoğurtta, çorbada tadına doyum olmuyor. Ağırlıklı olarak taze ekmek gidiyor. Ben İstanbul’a götürmek için 300-400 kilo alıyorum ama iki günde bitiyor zaten" diye konuştu.
02 Ekim 2025 Perşembe - 15:44
Gümüşhane’de şarbon hastalığı nedeniyle 6 köye giriş çıkış yasaklandı
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde şarbon hastalığı şüphesiyle 6 köyde hayvan giriş çıkışı yasaklandı. Edinilen bilgiye göre ilçeye bağlı Söğüteli Köyünde 2 büyükbaş ölümünün ardından şarbon şüphesiyle hayvanlardan alınan numuneler laboratuvara gönderildi. Şarbon hastalığı şüphesi üzerine Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü ilçeye bağlı başta Söğüteli köyü olmak üzere Ekinciler, Arpacık, Yaylalı, Sarıbaba ve Kuşluk köylerini gözetim altına aldı. Bahse konu 6 köyde ikinci bir ilana kadar köylere hayvan giriş ve çıkışları yasaklanırken alınan tedbirlere uymayanlar hakkında 5996 sayılı kanunun 36. Maddesi gereğince idari yaptırım uygulanacağı bildirildi. Diğer yandan ölen 2 hayvan kireçlenerek usulüne uygun olarak derin kuyulara gömüldü. Kürtün’de geçtiğimiz günlerde de şap hastalığı şüphesi nedeniyle Kürtün ilçesine bağlı Yukarı Karadere, Beytarla, Tilkicek, Aktaş ve Sapmaz köylerine hayvan giriş çıkış ve hareketleri kısıtlanmıştı.
02 Ekim 2025 Perşembe - 13:06
Gümüşhaneli miniklerden Sumud Filosu’na destek
GÜMÜŞHANE (İHA) – Gümüşhane’de ilkokul öğrencileri Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’na destek için etkinlik düzenledi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’na destek olmak için Gümüşhane’de Yusuf Çiftçi İlkokulu ikinci sınıf öğrencileri, velileri ve öğretmenleri tarafından anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Öğrenciler, Filistin için hissettiklerini resimlere yansıtarak "40 gemi–40 resim" sloganıyla sergi açtı. Etkinlikte ayrıca veliler tarafından hazırlanan ürünler için stand açıldı. Buradan elde edilen gelirlerin Kızılay aracılığıyla Filistinli çocuklara ulaştırılacağı bildirildi. Program kapsamında öğrencilere duyarlılığın simgesi olarak bileklikler takıldı ve Filistin’e özgü şarkılar seslendirildi. Okul yetkilileri, programın amacının Filistinli çocuklara yalnız olmadıklarını hissettirmek ve Sumud Filosu’na selam göndererek onlara moral vermek olduğunu ifade etti.
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:06
Gümüşhane’de sonbahar renkleri kendini göstermeye başladı
Sonbahar mevsiminin Türkiye’de en güzel yaşandığı şehirlerden biri olan Gümüşhane’de yüksek kesimlerde doğanın renk cümbüşü başladı. Coğrafyasının yüzde 60’ı dağlarla kaplı olan şehir, yüzlerce vadi ve zirvesiyle adeta görsel bir şölen sunuyor. Coğrafi yapısı ve iklim çeşitliliği sayesinde sonbaharı en görkemli şekilde yaşayan şehirlerin başında gelen Gümüşhane, 600 metreden 3 bin 331 metreye kadar yükselen rakım farkıyla dikkat çekiyor. Ekim ayı başlarında yüksek kesimlerde başlayan sonbahar dönüşümü, Kasım ayı sonuna kadar devam ederek şehir merkezi ve alçak kesimlere doğru iniyor. Bu süreçte Gümüşhane’nin vadi ve dağ etekleri sarının en parlak tonlarından kırmızının en derin renklerine, kahverengi ve turuncunun büyülü geçişlerine sahne oluyor. İklim ve coğrafyanın buluştuğu nokta Türkiye’de görülen üç iklim tipinden ikisi olan karasal ve Karadeniz ikliminin görüldüğü ve aynı zamanda üç fitocoğrafik bölgeden ikisine de ev sahipliği yapan Gümüşhane, bu özelliğiyle uzmanlar tarafından "enteresan ve sıradışı bir coğrafya" olarak nitelendiriliyor. Her sonbaharda doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini üzerine çeken Gümüşhane coğrafyasında kış öncesi ortaya çıkan bu görsel şölen, doğa severler ve fotoğraf sanatçıları için kaçırılmayacak anlar oluşturuyor. Fotoğraf sanatçısı Samet Çelik sonbahar mevsiminin Gümüşhane’de bir başka yaşandığını belirterek tüm fotoğraf ve doğa tutkunlarını bu anları ölümsüzleştirmek için şehre davet etti. "Sonbahar Gümüşhane’de bir başka yaşanır" Sonbahar mevsiminin doğanın büyüleyici renklerinin sergilendiği en güzel dönemlerden birisi olduğunu ifade eden Çelik, "Bu güzelliğin en iyi yaşandığı yerlerden birisi de Gümüşhane. Her yıl bu mevsimde Gümüşhane dağları, yaylaları, ormanları sarının, kırmızının, turuncunun bin bir renkli tonlarına bürünür, coğrafya adeta bir tabloya dönüşür. Şehrin en yüksek kesimlerinden en alçak kesimlerine doğru bu renk sürekli değişime uğradığı için uzun sürer. Aynı zamanda fotoğraf ve doğa tutkunlarından birisi oluyor Gümüşhane. Herkesi bu güzellikleri yerinde görmeye davet ediyoruz. Gümüşhane sonbahar tonlarının en güzel yaşandığı yerlerden birisi. Sonbahar Gümüşhane’de bir başka yaşanır" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 16:08
Gümüşhane’de ’Hz. Peygamber ve Aile’ konferansı düzenlendi
Gümüşhane İl Müftülüğü tarafından Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla ’Hz. Peygamber ve Aile’ konulu konferans düzenlendi. Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi konferans salonunda düzenlenen konferansta Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Hasan Keskin ile Kocaeli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Abdullah Kahraman, "Peygamberimiz ve Aile Ahlakı" başlıklı sunumlar yaptı. Konuşmacılar, aile kurumunun toplumdaki önemi ve Peygamberin aile hayatından örnekler üzerinde durdu. Program sonunda katılımcılar, hocalara sorular yönelterek görüş alışverişinde bulundu. "Güçlü aile yapılarının oluşmasına katkı sağlamalıyız" Programda konuşan Gümüşhane Valisi Aydın Baruş aile kurumunun önemine dikkat çekerek, "Toplumsal olarak bugün ailelerin kolayca dağıldığını, boşanma oranlarının yükseldiğini ve parçalanmış ailelerde büyüyen çocukların sağlıksız bir ortamda karakterlerinin şekillendiğini yakından görüyoruz. Bu açıdan yeni nesillerin sağlıklı yetişmesi ve toplumun devamlılığı için aile son derece önemlidir. Ailenin bir diğer önemli yönü de milletlerin bekası meselesidir. Aile yapısını sağlıklı şekilde sürdürebilen, sahip oldukları millî ve manevi değerleri aile içerisinde yeni nesillere aktarabilen milletler kalıcı olur. Bunu başaramayan milletler ise hem toplumsal dayanışma anlamında hem de diğer milletler karşısında zor durumda kalır. Bu nedenle ailemize sahip çıkmamız gerekir. Hepimiz sağlıklı aileler kurmalı, onları devam ettirmeli ve çevremizde de güçlü aile yapılarının oluşmasına katkı sağlamalıyız" dedi. Programa Gümüşhane Valisi Aydın Baruş, il protokolü, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
30 Eylül 2025 Salı - 10:25
Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinin zorlu coğrafyaya sahip Akçal köyündeki genç girişimci Said Tüfekçi ve ailesinin yazdığı başarı hikayesi herkese ilham veriyor.
30 Eylül 2025 Salı - 10:21
Gümüşhane’de genç muhtarın Türkiye’ye ilham veren başarı hikayesi
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinin zorlu coğrafyaya sahip Akçal Köyündeki genç girişimci Said Tüfekçi ve ailesinin yazdığı başarı hikayesi herkese ilham veriyor. Bursa’da doğan ve üniversite eğitimini Gümüşhane Üniversitesi’nde tamamlayan Said Tüfekçi (35) büyük şehir imkanlarını bir kenara bırakarak 2016 yılında memleketi Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı Akçal köyüne geri döndü. Veteriner Sağlık Teknikerliği bölümü mezunu olan Tüfekçi, eşi Aslı Tüfekçi ve emekli olduktan sonra köye dönüş yapan anne ve babasının büyük desteğiyle tarım ve hayvancılık sektörüne adım attı. Köyünde 2 büyükbaş hayvanla başladığı yolculuğunu devlet desteğiyle zaman zaman 50 hayvana kadar çıkaran ve daha sonra yoğun talep üzerine süt sığırcılığına geçen Tüfekçi, ailesiyle birlikte süt ürünleri üreterek ülkenin dört bir yanına gönderiyor. Çalışma azmi ve kararlılığıyla bölgede veteriner teknikeri olarak vatandaşlara da hizmet veren Tüfekçi, 2024 yılı yerel seçimlerinde de köyüne muhtar seçildi. "Başarımızın tek kaynağı aile ve inanmak" diyerek zorlukları nasıl aştıklarını anlatan Tüfekçi, devlet desteklerinin bu başarıdaki kilit rolünü vurguladı. Karadeniz’in en zorlu coğrafyalarından birine sahip köyünde "Traktör kullanacak arazimiz yok" sözleriyle bölgenin çetin koşullarını özetleyen Tüfekçi, aldığı veterinerlik eğitimi sayesinde hayvan sağlığı ve verimliliği konusunda bilimsel yaklaşımları hem kendi hayvanların da hem de vadideki diğer köylerde uyguluyor. Bir çiftçi olmanın ötesine geçerek bir girişimci kimliği sergileyen Tüfekçi, "Bursa’da doğdum. 2010 yılına kadar Bursa’da yaşadım. Eğitim öğretimi orada tamamladım. Daha sonra Gümüşhane Üniversitesi Laborant ve Veteriner Sağlık Bölümünü 2010 ve 2012 yıllar arasında bitirdim. Bayburt, Gümüşhane, Giresun ve Kastamonu illerinde çalıştım, kendimi geliştirdim. 2016 yılında memlekete dönüş yaptım. Burada anne, baba, kız kardeşim, eşimle beraber tarım ve hayvancılık sektörüne başladık" dedi. "Zor coğrafyada ailemizle bir olarak başarılara imza atıyoruz" "Aileyle beraber hareket ettiğimizden dolayı istediğimiz hedeflere ulaştık ve ulaşmaya da devam ediyoruz" diyerek birlik ve beraberliğin önemini vurgulayan Tüfekçi, devletin bu konudaki desteklerine özel bir parantez açarak "2024 yerel seçimlerinde muhtar olarak köyümüze seçildim. Ve muhtar olduktan sonra köyümüze de güzel işler yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Devletimizin desteğiyle beraber bu noktalara geldik. Zor coğrafyada başarılara imza atıyoruz. Teknoloji zor bizim bölgelerde. Traktör gitmiyor. Küçük makine ekipmanlarla idare ediyoruz. Burada başarılı olabilmek için en uygun, en sağlıklı ekipmanları seçerek, zamanı satın almak için uğraşıyoruz" diye konuştu. "Devlet desteğiyle işleri büyüttük, şimdi süt hayvancılığına geçtik" Süt ve besi hayvancılığıyla başladığını ve son dönemde süt hayvancılığına döndüğünü anlatan Tüfekçi, "Büyükşehirlerdeki eşim, dostum ve arkadaşlarım sürekli benden tereyağı, peynir istedi. Baktım daha çok talep var şu an 20 büyükbaş simental hayvana çevirdim hayvanlarımızı. Önceki dönemlerde 40 büyükbaş hayvana kadar çıktık. Yaşam koşulları günden güne artıyor. Zorluklarla uğraşıyoruz. Özellikle pandemiden dolayı ekonomi bayağı bir sıkıntı yaşadı. Yeni bina yaptık, yaşam alanı oluşturduk, ahırı büyüttük. Bu şekil olunca 2 büyükbaştan 40 büyükbaşa kadar bazen 50 bazen 30 oldu. İnişli çıkışlı dönemlerimiz oldu. Devletimizin bu konuda çok büyük destekleri oldu. Tarım ve Orman Bakanlığından destek aldık. Ziraat Bankası da özellikle devletimizin desteği de bu konuda eksik olmadı. Hepsine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Zorluklarla başarılı olabilmek için inanmak gerekiyor" Küçüklükten beri köy yaşamı istediğini ve 2016 yılında evlendikleri eşinin de kendisine destek verdiğini aktaran Tüfekçi, "Zorluklarla başarılı olabilmek için inanmak gerekiyor. İnandığın yoldan vazgeçmeyeceksin. Merdivenleri sağlam bir şekilde yavaş yavaş, adım adım, emin adımlarla çıkarak bu noktaya geldik. Ve bu noktadan da devam ederek yaşamımızı bu şekilde insanlara sağlıklı organik ürünler elde ederek yaşamımızı bu şekilde sürdürüyoruz. Annem Fadime, babam Salih, kız kardeşim Merve Tüfekçi ile hareket ediyoruz. Bazen ben yaylada olmadığım zaman annem ve babam gidiyor hayvanlara yardımcı oluyor. Ben dışarı işlerini götürüyorum. Köye gelmemin en büyük sebebi, beni köye teşvik eden annem ve babamdır. Karadeniz insanının emekli olunca en büyük hayali köye ev yapmaktır. O hayalinin peşinden giderek biz de onların yolundan devam ettik. Ve beraber mutlu mesut bir yaşam sürdürüyoruz" dedi. "Aile olarak bu yolda çok güzel bir şekilde ilerliyoruz" Muhtar Tüfekçi’nin Samsun’un Çarşamba ilçesinden olan eşi Aslı Tüfekçi ise üniversite okurken Şiran’da tanıştıklarını belirterek, "Yollarımız burada kesişti. Eşimin bana teklifiydi bu aslında. Beraber el ele versek köye gitsek hayvancılıkla uğraşsak bu sektöre atılsak benimle bu yolda ilerler misin diye. Ben de kabul ettim. Zaten yabancı değilim. Kendi ailem de bu sektörün içerisinde. Benim bu yolda yürümemin, çaba göstermemin büyük sebebi de kayınvalidem. Çok destek oluyor bize. Aile olarak bu yolda çok güzel bir şekilde ilerliyoruz. Yani evet coğrafya biraz yorucu, biraz zor ama el ele verdikten sonra yapılmayacak hiçbir iş yok. Severek yapmanız lazım. Sevmezsen seni burada zorla kimse tutamaz. Bu yolda bir şeyleri başarabilmen için önce hedefini koyman lazım daha sonra bu yolda yürümen lazım. Çok şükür biz onu atlatıyoruz, yolumuza devam ediyoruz" diye konuştu. "Onda küçüklükten beri hayvanlara karşı ilgi vardı" Tüfekçi ailesinin annesi Fadime Tüfekçi de oğlunun isteği üzerine eşinin emekli olması sonucu Bursa’dan köye dönüş yaptıklarını kaydederek, "10 yıl önce geldim. Çocuğum buraya gelmek istedi, oralarda durmak istemedi, büyük şehirde durmadı. Çok sevmedi yani orayı. Vatanımız olunca da kendi memleketimize geldik. Onda küçüklükten beri hayvanlara karşı ilgi vardı. Buraya geldik 2 tane ineğimiz vardı. Ondan sonra Allah’a hamdolsun büyüttük. Ben de çocuğumun yanına gelmek istedim. Beni Bursa’da bağlayan bir şey yoktu. Benim bir oğlum, iki kızım var. Çekirdek aile olarak hep beraber ben de oğluma yardımcı oluyorum. Bazı zorluklar oluyor. Kolay bir şey yok. Nereye gidersen git çalışmadan ekmek yok. Burada kendi işimiz, kendi malımız. Çocuğuma yardımcı oluyorum. Hep birlikte bir hayat sürüyoruz" ifadelerini kullandı. (RE-ÖS-Y)
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder