Yerel Haberler
İstanbul
Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü, 5 madalya ile tarihinde bir ilki yaşadı 21 Nisan 2026 Salı - 11:46:00 Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü, tarihinde bir ilke imza atarak yaklaşık bir yıldır profesyonel yüzücüler yetiştiren yüzme branşıyla 23 Nisan TBMM Kupası’ndan 5 madalya ile dönmeyi başardı. Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü, sporda aldığı başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor. Geleceğin önemli sporcularını yetiştiren Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü, bu kez yüzme branşında aldığı başarıyla spordaki farkını da ortaya koydu. Sultangazi Belediyesi, ilçeye kazandırdığı merkezlerdeki yarı olimpik yüzme havuzlarında yaklaşık 4 yıldır verdiği yüzme eğitimiyle gençlerin profesyonel yüzücüye dönüşmesini sağladı. 1 yıldır aktif olarak lisanslı yüzücü yetiştiren Sultangazi Belediyesi Spor Kulübü, Tozkoparan’da düzenlenen 23 Nisan Etkinlikleri 23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi Kupası’na damga vurdu. 5 madalya birden İstanbul’dan binin üzerinde sporcunun katıldığı 23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisi Kupası’na yüzme branşında katılan Sultangazili sporcular, 5 madalya kazanmayı başardı. 13 yaş kategorisinde Ömer Efe Kaderli 50m serbest ve kelebek stilde 3. olurken, 14 yaş kategorisinde Ömer Faruk Gültekin serbest ve kelebek sitilinde 3. olarak bronz madalyanın sahibi oldu. 14 yaşındaki Leyla Adıyaman ise serbest stilde üçüncülük elde etti. Gençler müsabakadan 5 madalya ile Sultangazi’ye döndü. "Avrupa Spor Şehrine yakışır başarılar" Spor kulübünün 7 yılda gözle görülür bir başarıya imza attığını söyleyen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Bu gurur verici tabloda emeği geçen başta gençlerimiz olmak üzere eğitmenlerimize ve çalışma arkadaşlarımıza da teşekkürü bir borç biliyorum. 4 yıldır ilçemizde yüzme dersi veriyor, bir yıldır da profesyonel yüzücüler yetiştiriyoruz. Bu kadar kısa zamanda kat ettiğimiz yol inanılmaz. Bizler önce başaracağımıza inandık. Bu gerçek bir ekip işidir. Bizlere bu gururu yaşatan genç kardeşlerimin başarılarının devamını diliyorum. Bizler Avrupa Spor Şehri ünvanının hakkını vermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
21 Nisan 2026 Salı - 11:38 Umre hayaliyle çıktıkları yolda dolandırıldılar: "Tatile gitmeyecektik, sadece ibadet etmek istedik" Çekmeköy’de umre ibadetini yerine getirmek amacıyla özel bir tur şirketine binlerce lira yatıran çok sayıda vatandaş, paralarını kaptırarak büyük bir mağduriyet yaşadı. "Savaş çıktı, uçuşlar iptal edildi" gibi bahanelerle oyalandıklarını ve tur şirketinin kapısına kilit vurarak sırra kadem bastığını iddia eden vatandaşlar, "Biz sadece ibadet etmek istemiştik. Mağduriyetimiz giderilsin, yetkililer sesimizi duysun" diyerek yardım çağrısında bulundu. İstanbul’da umreye gitmek için Elham Tur isimli firmaya başvuruda bulunan 60’a yakın vatandaşın hayalleri, şirketin ortadan kaybolmasıyla adeta kabusa döndü. Rezervasyon ve pasaport işlemleri için kişi başı binlerce dolar ödeme yapan mağdurlar, uçuş gününü beklerken bir anda ofisin kapanması ve yetkililere ulaşılamamasıyla beraber büyük bir şok yaşadı. İstanbul dışında Sakarya, Düzce, Kocaeli ve Diyarbakır gibi illerden de çok sayıda kişinin aynı yöntemle mağdur edildiğini öne süren vatandaşlar; Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB’a güvenerek bu yola çıktıklarını belirterek, "Biz ne Paris ne de yaz tatili peşindeydik; tek amacımız ibadetimizi yapmaktı" sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. "Bize ’Gideceksiniz, herhangi bir sorun yok’ dediler, sonrasında dolandırıldığımızı öğrendik" Umreye gitmek için Elham Tur şirketine başvuran ancak sonrasında konuyla alakalı hiçbir bilgi alamadıklarını aktaran Abdülkerim Tercanlı, "Elham Tur’a aracılar vasıtasıyla Şubat ayında başvuruda bulunduk. Başvuruda bizden bir miktar para istendi rezervasyon için, biz de gönderdik. Sonrasında Şubat ayının sonuna doğru bizden pasaportlarımız istendi. Pasaportlarımızı da verdiğimizde ’Biz size ulaşacağız, gerekli bilgileri verip uçak biletlerini alıp size ulaşacağız’ dendi. Sonrasında uçak biletlerinin alındığı ve umreye gidebileceğimiz söylendi. Üzerinden vakit geçtikçe ne bir haber ne de herhangi bir bilgi alabildik. En sonunda Mart ayının sonlarına doğru kendisine ulaşmak istediğimizde bize ’Siz gideceksiniz, herhangi bir sorun yok’ dediler. Sonrasında Ümit Sekmen’in bizi dolandırdığı ve paramızı alıp kaçtığı söylendi. Ben kendisi daha önceden de bu işleri yaptığı için inanmadım ama sosyal medyada görünce dolandırıldığımızı anladık" şeklinde konuştu. "Biz bu insanlara güvenemeyeceksek bu gibi şirketler neden var" Ailesi ile birlikte umreye gitmek için toplam 420 bin lira para ödeyen Tercanlı, yaşanan mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Bunun için savcılığa gidip başvurumuzu yaptık; CİMER’den yazımızı da yazdık fakat herhangi bir sonuca ulaşamadık. Biz yurt dışına veya şehirler arası bir yaz tatiline gitmek istemiyoruz; sadece ibadetimizi yapmak için umreye gitmek istiyoruz. Biz bu insanlara güvenemeyeceksek, bunlara para yatırıp da umreye gidemeyeceksek bu gibi şirketler daha neden var? Umreye gidebilmek için ben ve ailem toplam 8 kişi 410 bin lira, 420 bin lira gibi bir meblağ ödedik. Onun haricinde bunun gibi farklı şehirlerden mağdur olan bir sürü insan var, toplamda nereden baksanız 600-700 kişiye denk geliyor." "Buraya tavsiye üzerine gelmiştik, bu adamı tanımıyorduk, paramız gitti" Eşiyle birlikte umreye gitmek isteyen ve süreç boyunca sürekli olarak oyalandıklarını dile getiren Fevzi Karaduman, "Ben ve eşim Şubat’ın 16’sında Elham Tur’a müracaatta bulunduk umreye gitmek için. Kayıtlarımızı yaptılar, pasaportlarımızı aldılar. 1500 dolar verdim o zaman iki kişi için. 1000 dolar da kaldı, "Sonra verirsiniz" demişti. Para istediler, en son kalan parayı da ödedik. Ayın 31’inde beni arayıp dedi ki, "Sen ayın 4’ünde gidemezsin, sizi bayramdan sonra göndeririz.’ Ben de geldim ofiste, biraz bağırıp çağırdık birbirimize, ’Niye böyle kandırıyorsunuz bizi, biz gideceğiz, umutlandık’ dedim. Sonra hemen başka bir listeye kaydırdılar bizi. Sonra bütün masraflar hazırdı, bilet de almışlardı bana WhatsApp grubuna atmışlardı. Ayın 1’inde baktık olay patlak vermiş; herkesin telefonu kapalı, ofis kapalı. Pasaportlarımızı dahi polisten aldık. Ayın 23’ünde götürülen umrecileri de orada mağdur etmişler. O umrecilerin otel parası yatırmamış yemek parası yatırmamış; otelciler de onları dışarı çıkarmış, onları Türk yetkilileri getirdi Türkiye’ye. Buraya tavsiye üzerine gelmiştik, bu adamı tanımıyorduk, paramız gitti maalesef. Çok fazla insan mağdur oldu" diyerek aktardı. "Biz umreye gidecektik, Fransa’ya, Paris’e gitmeyecektik" Eşiyle birlikte umreye gitmek isterken mağdur olan İlyas Alemdaroğlu, "Tanıdık vasıtasıyla yazıldık fakat hiçbir sonuç alamadık. Bu konuyu TÜRSAB’ın denetlemesini istiyoruz. Diyanet’in bununla ilgilenmesini istiyoruz. Devletimiz büyüktür, onların el atmasını istiyoruz, mağduruz" dedi. Şeyma Alemdaroğlu ise amaçlarının tatil değil yalnızca ibadetlerini yerine getirmek olduğunu söyleyerek, "Görümcemin kaynanası ve kayınpederi birkaç yıl önce gitmişti, onlar çok memnun kaldılar. Orada Ümit Sekmen’in kendileriyle çok güzel ilgilendiğini söylediler. Ondan sonra biz de dedik ki, ’Madem memnun kaldınız biz de gidelim.’ Biz umreye gidecektik; Fransa’ya, Paris’e gitmeyecektik. Biz böyle bir şekilde olacağını düşünmedik, sadece güvendik. Biz güvendiğimiz için çok mağdur olduk, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz" diye konuştu. "’Savaş çıktı gidemiyorsunuz’ dediler" Umreye gitmeyi uzun zamandır planladığını ifade eden Ayşegül Çokşener, tur şirketinin "savaş" bahanesiyle yaşattığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Ben umreye gitmek için bir yıldır çaba gösteriyordum, araştırma yapıyordum, Diyanet’le gitmek istedim ama bu arkadaşım gidip geldikten sonra Elham Tur’u çok methettiler, çok övdüler. Ben de bunlarla güvenerek, inanarak araştırdım geldim, burada direkt kendileriyle görüştüm. Bütün para ve pasaport işlemlerini kendim yaptım. Gidiş günü yaklaşınca bir hafta öncesinden bana haber geldi, ’Ertelendi, savaş çıktı’ diye. ’Suudi Arabistan savaş nedeniyle kabul etmiyor, sizi bayramdan sonra göndereceğiz’ dediler. Ben de ’Olmaz artık ben istemiyorum, paramı geri almak istiyorum’ dedim. Sonra bana sözleşme gönderdiler. Nisan’ın 15’i ile 30’u arasında paramın yatacağını söylediler ama birkaç gün sonra internette duydum ki Sakarya’da havaalanında insanlar kalmış. Burayı aradığımda hiçbir şekilde ne geri dönen ne de cevap veren oldu. Diyanet bu tür firmalara nasıl yetki veriyor? Bu kadar basit ve kolay olmaması lazım bunun. İnsanlar ’Arkamızda devlet var’ diyerek bu şirketlere yazılıyor."
21 Nisan 2026 Salı - 11:32 Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı Memorial Göztepe Hastanesi, dünyanın en saygın kalp cerrahisi kuruluşlarından AATS iş birliğiyle uluslararası bir eğitim programına ev sahipliği yaptı. Yüksek riskli dört farklı operasyonun canlı yayınlandığı programda ameliyatlar dünyaca ünlü uzmanlar tarafından canlı takip edildi. Memorial Göztepe Hastanesi ve AATS iş birliğiyle ilk kez gerçekleştirilen "Uluslararası İleri Kalp Cerrahisi ve Canlı Vaka Programı", dünya kalp cerrahisinin önemli isimlerini İstanbul’da bir araya getirdi. Program kapsamında yurt dışından burslu genç kalp cerrahları, uluslararası uzmanlar ve Türkiye’den kardiyoloji ile kalp damar cerrahisi camiasının seçkin isimleri, "kalp takımı" yaklaşımı çerçevesinde vaka tartışmaları ve ileri cerrahi teknik paylaşımları gerçekleştirdi. Dünyaca ünlü uzmanlar canlı yayında takip etti Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu, Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, Prof. Dr. Sertaç Çiçek liderliğinde gerçekleştirilen programda, tıbbın en ileri uygulamaları arasında gösterilen yüksek riskli dört farklı operasyon başarıyla tamamlandı. Robotik Koroner Bypass Cerrahisi, Prostetik Aort Kapak Endokarditinde Ross Prosedürü, Dejeneratif Biyolojik Mitral Kapakta Transapikal Valve-in-Valve İşlemi ve Asendan Aort Anevrizmasında aort kapak koruyucu cerrahi operasyonları, kurulan dev ekranlar üzerinden katılımcı hekimler tarafından anlık olarak takip edildi. Türkiye’nin cerrahi başarısı uluslararası arenada İstanbul’da düzenlenen bu önemli bilimsel toplantı, robotik operasyonlardan kompleks kapak ameliyatlarına kadar Türkiye’nin ulaştığı teknolojik düzeyi bir kez daha kanıtladı. Multidisipliner bir yaklaşımla ele alınan vakalarda, en zorlu kalp operasyonlarının eğitim odaklı paylaşımları yapılarak cerrahideki son yenilikler aktarıldı. "Dünya devini Türkiye’de ağırlamaktan gurur duyuyoruz" Organizasyonun Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu, projenin önemine ilişkin şunları söyledi: "Bugün bu toplantı Türkiye’de ilk kez yapılan bir toplantı. Kardiyoloji ve kalp cerrahisi arenasında dünyadaki en önemli kuruluşlardan bir tanesi; American Association for Thoracic Surgery (AATS) dediğimiz kuruluşun uluslararası kursunu düzenliyoruz. Bu kapsamda AATS’nin yöneticilerinden dünyaca ünlü cerrahlar burada bizlerle beraberler ve uluslararası katılımlı yaklaşık 50 civarında da bir kursiyerimiz var. Bu kursiyerlerimiz aslında kendileri ameliyat yapan cerrahlar. Kurs kapsamında dört tane canlı cerrahi planladık ve bu operasyonlar dünyanın her yerinde çok ilgi çeken, ’hot topic’ dediğimiz çok sıcak konu başlıkları. Bunlardan bir tanesi robot destekli koroner baypas cerrahisi. Bir tanesi aort kapak koruyucu aort anevrizma cerrahisi; bu da son derece önemli bir operasyon. Bir diğeri vdaha önceden kapak ameliyatı olmuş bir hastada enfektif endokardit dediğimiz kapakta bir enfeksiyon var. Onu da insan kaynaklı bir homogreftle değiştireceğimiz yine büyük bir cerrahi. Son olarak da yine kalp takımının bünyesinde, daha önceden biyolojik kapak yapılmış bir hastamıza biyolojik kapağın dejenerasyonu nedeniyle fonksiyon görmüyor. Dolayısıyla o hastaya da küçük bir kesiyle girip kapağın içerisine kapak koyacağımız, ’valve-in-valve’ dediğimiz bir operasyonu gerçekleştireceğiz. Bunların hepsi dünya çapında gerçekten çok önemli ve büyük operasyonlar. Bizler bu kapsamda böyle bir organizasyon dahilinde Memorial Göztepe Kalp Takımı olarak ev sahipliği yapmaktan dolayı hem kendi adımıza hem de ülkemiz adına gerçekten çok mutluyuz, çok gurur duyuyoruz. Bundan sonra uluslararası iş birliklerimiz devam edecek. Kliniğimize başka merkezlerden arkadaşlarımız gelip özellikle robotik cerrahide, konjenital kalp cerrahisinde, aort cerrahisinde eğitimler almaya devam edecekler." "Türkiye teknolojik altyapıda dünyanın en iyilerinden biri" Türk cerrahların başarısını ve hastanenin teknik altyapısını takdirle karşılayan AATS Başkanı Dr. Vaughn Starnes ise şu ifadelere yer verdi: "Amerika’dan geldik ve görüyoruz ki burası çok güzel, çok başarılı bir kalp merkezi. Burada özellikle robot ile çok başarılı kalp cerrahileri yapılıyor. Ek olarak buranın güzel bir kalp merkezi olduğunu da görüyoruz. Bu kapsamda bilgi alışverişi programlarımız devam ediyor. Burada en iyilerden biri olduğunuzu söyleyebilirim. Gerçekten son teknoloji ve en ileri teknolojide cerrahilerin yapıldığı belli oluyor. Biz de AATS olarak yakın bir bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Öte yandan lisansüstü programımız var ve burada lisansüstünde bilgi alışverişi yapan öğrencilerimizin eğitimleri de devam ediyor."
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 11:49 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlar Tuzla’da anıldı. Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, "6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür" dedi. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bahçesinde gece saatlerinde düzenlenen 6 Şubat depremi anma törenine Başkan Eren Ali Bingöl, depremde görev almış Tuzla Belediyesi arama kurtarma personeli ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, 6 Şubat depremlerine ilişkin hazırlanan video gösteriminin ardından Başkan Bingöl’ün konuşmasıyla devam etti. "Afetlere karşı hazırlık sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur" Depremde hayatını kaybeden vatandaşları anarak konuşmasına başlayan Başkan Bingöl, "6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiğimiz canları rahmetle anıyor; geride kalan ailelerin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Bu büyük felaket, hepimizin hafızasında derin bir iz bıraktı. 6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür. Bu tarih bize çok açık bir gerçeği hatırlatıyor: Depremi engelleyemeyiz ama hazırlıklı olmayı, riskleri azaltmayı ve şehirlerimizi daha güvenli hale getirmeyi erteleyemeyiz. Afetlere karşı hazırlık, sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur. Çünkü afet yönetimi, kriz anında değil; kriz olmadan önce yapılan çalışmalarla anlam kazanır" dedi. "Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyon" Tuzla’da afet hazırlık çalışmalarının planlı ve koordineli şekilde yürütüldüğünü belirten Başkan Bingöl, şu ifadelere yer verdi: "Tuzla’da biz bu sorumluluğu sözle değil, somut adımlarla yerine getirmeye çalışıyoruz. Kent güvenliğini; planlı çalışmanın, güçlü koordinasyonun ve sağlam altyapının temel meselesi olarak görüyoruz. Bu kapsamda Tuzla Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezimiz üzerinden, Türkiye Afet Müdahale Planı doğrultusunda güçlü bir haberleşme ağı kurduk. Bugün ilçemizde 17 mahallede, 23 çalışma grubunda sahada görev yapan ekiplerimizin kullanımına sunulan 82 telsizden oluşan yaygın bir iletişim sistemi aktif durumda. Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyondur. Bu nedenle sistemi sadece kurmakla kalmıyor, her hafta düzenli testlerle sürekli hazır tutuyoruz. Elektrik kesintisi ihtimaline karşı da altyapıyı güneş panelleriyle destekliyoruz." "Hedef, her mahallede en az iki afet konteyneri" Afetlere hazırlıkta vatandaşların da sürece dahil edilmesine önem verdiklerini ifade eden Bingöl, Tuzla Acil Mobil Uygulaması’nın bu anlayışın bir parçası olduğunu söyleyerek, "Bu uygulama sayesinde internet altyapısı devre dışı kalsa bile sistem çevrimdışı çalışabiliyor ve komşularımız en yakın deprem toplanma alanlarına yönlendirilebiliyor. Aynı zamanda bilgilendirici içerikler, gönüllü başvuruları ve acil iletişim bilgileri de uygulama içerisinde yer alıyor" dedi. Bingöl, Tuzla Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi’nin 61 kişilik kadrosuyla hafif seviye akreditasyonla görev yaptığını, orta seviye akreditasyon çalışmalarının sürdüğünü ve 2026 yılında yeni bir arama kurtarma aracının envantere dahil edileceğini aktardı. İlçede 17 afet konteyneri ve 4 afet timleri konteynerinin bulunduğunu belirten Bingöl, hedefin her mahallede en az iki konteyner olacak şekilde toplam 40 afet konteynerine ulaşmak olduğunu söyledi. Anma programı, duaların ardından sona erdi.
Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."
Dilek Cesur Küçükçekmeceli kadınlarla buluştu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:30 Dilek Cesur Küçükçekmeceli kadınlarla buluştu Küçükçekmece Belediyesi’nin kadın yazarlarla Küçükçekmeceli kadınları bir araya getirmek amacıyla düzenlediği ‘Çekmecemde Kitap Var’ söyleşilerine, eğitimci-yazar Dilek Cesur konuk oldu. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlik öncesi ücretsiz olarak dağıtılan ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ kitabını Dilek Cesur okuyucular için imzaladı. Sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan Dilek Cesur’un katıldığı söyleşiye Küçükçekmeceli kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu Başak İkiz’in yaptığı programa; Küçükçekmece CHP İlçe Başkanı Burak Ergin, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici ve meclis üyeleri de katıldı. Program sonunda Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Dilek Cesur’a çiçek verdi. "Sizler için çocuk kütüphanemizi yapıyoruz" Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici yaptığı konuşmada, ‘’Söyleşi sırasında küçük çocuklarımızın seslerini duyduk. Belediye Başkanımız Kemal Çebi’nin, ’Çekmecemde Kitap Var’ söyleşilerimizle ilgili bir talimatı vardı. Kadınlar buraya çocuklarıyla geliyor, dolayısıyla onları biraz daha rahat ettirelim dedi. Çocuk kütüphanesini hızlı bir şekilde burada faaliyete geçirmemizi söyledi. Kısa zamanda fuaye alanımızda çocuk kütüphanemizi yapıyoruz. Bu etkinliklerimizde artık çocuklarınızı oraya bırakacak ve daha rahat edeceksiniz’’ dedi. "Çekmecende kitap olsun demek kolay ama versen daha kolay" Eğitimci yazar Dilek Cesur kitap yayınlanma süreci boyunca yaşadıklarını anlatırken, ‘’İlk kitabım çıktığında kandırıldım, dolandırıldım. O zaman devlet memuruydum ve kitap çıkması için kredi çekmiştim. Bugün diyorum ki iyi ki o adamlarla karşılaşmışım, iyi ki beni kandırmışlar, dolandırmışlar. Ben bugün gelmiş olduğum noktayı onlara borçluyum çünkü o kitabım hazır değilmiş, ben hazır değilmişim. Allah’ın sevgili kuluymuşum ki benim karşıma o kötü niyetli insanları çıkartmış ve ben o kitapla piyasaya çıkamamışım. Ama biz o anlarda olaya şer olarak bakıyoruz, kandırıldık, ihanete uğradık diyoruz. Bir yere giderken navigasyona adres giriyoruz ama bazen sohbete, müziğe veya düşünceye dalıyoruz, yolumuzu kaçırıyoruz. Ama ne yapıyoruz yolumuzu kaçırdık yanlış yola girdik diye geri mi dönüyoruz yoksa navigasyondan şu sesin gelmesini mi bekliyoruz. ‘Rota yeniden oluşturuluyor. ’Benim bir hedefim var, yanlış yola sapsam da gitmek istediğim yol var dedim kendime. Bugün benim kitaplarım Küçükçekmece Belediyesi tarafından sizlere hediye edildi, bu çok ince bir davranış. Çünkü çekmecende kitap olsun demek kolay ama versen daha kolay’’ dedi.
Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada bugün karar bekleniyor
06 Şubat 2026 Cuma - 11:24 Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada bugün karar bekleniyor Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerince açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 10 sanığın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6’şar yıla kadar hapsi talep edilen davada, bugün mahkeme heyetinin esasa ilişkin kararını açıklaması bekleniyor. Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 1’i başka suçtan tutuklu 10 sanıklı davanın görülmesine devam ediliyor. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tüm sanıklar salonda hazır bulundu. 6 yıla kadar hapis talebi 16 Ocak günü görülen duruşmada, cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı. Savcılık, İBB’ye bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Ziya Duman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Müdürü Barış Şişman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama 2. Bölge Şefi Cabir Şaban, İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erman Uzun, tesisat ustası Fayık Cansu, tekniker Furkan Keleş, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı Metin Aras, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de iş makinesi operatörü Sezai Ayhan ve İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi Turan Yaman‘ın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep etmişti. Duruşma ise esasa ilişkin mütalaaya karşı sanık ve avukatlarına savunma hazırlayabilmesi için süre vermişti. Karar bekleniyor Öte yandan duruşmada sanıklar ve avukatları mütalaaya karşı savunma yapıyor. Savunmaların tamamlanmasının ardından mahkeme heyetinin esasa ilişkin kararını açıklaması bekleniyor. İddianameden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Edanur Gezer maktul olarak yer alırken Emrah Boduk ile Nurcan Gezer müşteki olarak yer aldı. İddianamede 10 kişi ise sanık olarak yer buldu. Hazırlanan iddianamede 26 Nisan günü maktul Edanur Gezer’in akrabaları Sinem Y. ve Gülseren Y. ile birlikte piknik yapmak için Menekşe Sahil Parkına geldikleri, Edanur’un akrabası olan diğer çocuklarla oyun oynadığı sırada park içerisinde İBB tarafından açılan çukura düştüğü belirtildi. Öte yandan çukurun içi su dolu olduğu ve 428 cm uzunluğunda, 205 cm genişliğinde ve 135 cm derinliğinde olduğu belirtildi. Edanur’un hastaneye kaldırıldığı, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği de iddianamede açıklandı. Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda "çocuğun suda boğulma dışında travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, çocuğun zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, çocuğun ölümünün suda boğulma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu" belirtildi. Soruşturma kapsamında yapılan araştırmada Menekşe Sahil Parkı içerisinde meydana gelen su arızası ile ilgili İSKİ kayıtları nezdinde herhangi bir su arıza kaydına rastlanılmadığı, park içerisinde bulunan bilinen veya bilinmeyen iç tesisat hatlarının bakım ve onarımından İSKİ idaresinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı aktarıldı. Kazı çalışmasının sorumluluğunun Menekşe Sahil Parkı’ndan sorumlu İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı uhdesinde çalışan yüklenici İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de bulunduğu da iddianamede tespit edildi. İncelemelerde Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’ne uygun şekilde, kazı alanının etrafının kapatılmadığı, kazı alanına giriş ve çıkışların engellenmediği, önlem alınmadığı, bölgedeki çukura düşme sonucu meydana gelebilecek riskler konusunda bölgede bulunan veya bulunacak kişi ve kişilerin bilgilendirilmesine yönelik tehlikeli bölgenin işaretlenmediği, görünür şekilde uyarı levhalarının konulmadığı, ifadelere göre yapılan kazı çalışmasının ehil bir kişi gözetim ve denetiminde yapılmadığı kanaatine varıldı. İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Ziya Duman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Müdürü Barış Şişman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama 2. Bölge Şefi Cabir Şaban, İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erman Uzun, tesisat ustası Fayık Cansu, tekniker Furkan Keleş, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı Metin Aras, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de iş makinesi operatörü Sezai Ayhan ve İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi Turan Yaman‘ın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Boşanma aşamasındaki çift mal bölüşümünde anlaşamadı, öfkeli koca arabayı parçaladı
06 Şubat 2026 Cuma - 11:18 Boşanma aşamasındaki çift mal bölüşümünde anlaşamadı, öfkeli koca arabayı parçaladı İstanbul’un Esenyurt ilçesinde boşanma aşamasındaki çift, mal bölüşmesi nedeniyle sorun yaşadı. "Enayi yerine konulmak istemedim" diyen öfkeli koca ise demir sopayla park halindeki aracını parçaladı. Pişman olmadığını belirten adam, aracın içine girerek daha fazla zarar vermek isterken, elinden yaralandı. Yaşanan o anlar ise kameraya yansıdı. Olay, geçtiğimiz gün Esenyurt ilçesi Fatih Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre boşanma aşamasında olan çift, eşi ile mal bölüşme konusunda sorun yaşadı. Bir miktar altın ve arabaları olduğunu belirten koca Bilal Arzu, eşine ikisinden birini kendisine bırakmasını istedi. Eşinin durumu kabul etmemesi üzerine ise öfkelenen koca, gece saatlerinde park halindeki aracın yanına geldi. Elindeki demir sopayla aracın camlarını kıran, kaportasına ve aynalarına hasar veren adam, aracın içine girerek daha fazla zarar vermek istedi. Bu sırada elini cam kesmesiyle yaralanan Bilal Arzu, olay yerinden ayrıldı. Yaptığından pişman olmadığını belirten öfkeli koca, "Beni enayi yerine koymak istediler" diyerek haklı olduğunu belirtti. "Yaptığımdan hiç pişman değilim" Boşanma aşamasındaki eşine kalmaması için araca demir sopayla saldıran Bilal Arzu, "Eşimle yaklaşık 1 hafta önce ayrılma kararı aldık. Bu karar sonrasında mal bölüşümü sırasında birikiminiz olan bir miktar altın ve arabamızdan birini istedim. İkisini de bana vermedi, arabanın tüm parasını zaten ben vermiştim. Beni enayi yerine koymak istediler ben de iş yerimden aldığım demir sopayla aracı parçaladım. İçine girmeye çalıştım aracın, daha çok hasar vermek istedim. O sırada elim kesildi o nedenle bu kadarla bıraktım. Yaptığımdan hiç pişman değilim, tekrar olsa tekrar yaparım" dedi.
Deprem bölgesinde kadınların ekonomik gücünü artıracak program başlıyor
06 Şubat 2026 Cuma - 11:00 Deprem bölgesinde kadınların ekonomik gücünü artıracak program başlıyor Şubat depremlerinin üçüncü yılında PM, bölgenin ekonomik ve toplumsal olarak yeniden güçlenmesine katkı sunacak kapsamlı bir sosyal etki projesini hayata geçiriyor. 6 Şubat 2023’te yaşanan ve Türkiye’yi derin bir acıya sürükleyen depremlerin ardından başta kamu kurumları olmak üzere tüm Türkiye, bölgedeki hayatın normale dönmesi için seferber olmuştu. Bölgesel kalkınmanın sürdürülebilir olabilmesi için kadınların ekonomik olarak güçlenmesini temel bir öncelik olarak ele alan PM, bölgede ekonomik ve sosyal etki oluşturan projelerine bir yenisini ekliyor. "ETicarette Güçlü Kadınlar Programı", deprem bölgesindeki kadınların e-ticaret aracılığıyla yetkinliklerini ve girişimcilik potansiyellerini daha geniş alanlara taşıyabilmelerini amaçlıyor. "Kadınların ekonomik hayata katılımı, bölgesel iyileşmenin anahtarı" PM Türkiye Genel Müdürü Filiz Yavuz Diren, projenin çıkış noktasını şu sözlerle ifade etti: "6 Şubat 2023’te yaşanan ve ülkemizi derinden etkileyen depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor; yakınlarını kaybeden, yaşamını yeniden kurmak zorunda kalan tüm vatandaşlarımızla dayanışmamızı sürdürüyoruz. Zorlu süreçler ekonomik ve sosyal dayanıklılığın ne kadar hayati kavramlar olduğunu bir kez daha gösterdi. Bölgenin kalıcı biçimde toparlanabilmesi, altyapının yeniden inşasının yanı sıra, yerel ekonominin güçlendirilmesiyle de mümkün olacak. Kadınların ekonomik hayata daha aktif katılımı ise bu sürecin en kritik unsurlarından biri." "ETicarette Güçlü Kadınlar Programı ile amacımız, deprem bölgesindeki kadınların üretimlerini ve emeklerini dijital dünyanın sunduğu imkânlarla daha geniş pazarlara ulaştırabilecekleri yetkinlikleri kazanmalarına destek olmak" diyen Diren, "Bu projeyi, bölgenin uzun vadeli ekonomik ve toplumsal iyileşmesine katkı sunan stratejik bir sosyal sorumluluk yatırımı olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. Yapılan açıklamaya göre, program kapsamında, depremlerden etkilenen 11 ilde yaşayan 300 kadına eticaret ekosistemine entegre olabilmeleri için ihtiyaç duydukları bilgi ve becerileri kazandırmaya yönelik kapsamlı bir eğitim içeriği sunulacak. Eticaret, finansal okuryazarlık ve yapay zekâ odaklı içeriklerle desteklenen bu program, kadın girişimcilerin yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin iş dünyasına da hazırlanmasını amaçlıyor. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar arasından öne çıkan kadınlar, iş dünyasıyla temas kurabilecekleri ve projelerini geliştirebilecekleri mentorluk ve networking fırsatlarına da dahil olacak.
ŞOK Marketler’den Ramazan ayı öncesinde vatandaşlara destek
06 Şubat 2026 Cuma - 10:52 ŞOK Marketler’den Ramazan ayı öncesinde vatandaşlara destek ŞOK Marketler, Ramazan ayına sayılı günler kala hanelerin bütçesine destek olmak amacıyla şubat ayı boyunca 100 temel gıda ve temizlik ürününü geçen senenin fiyatlarıyla müşterilerine sunuyor. ŞOK Marketler, yıl boyunca sürdürdüğü uygun fiyat politikası doğrultusunda müşterilerinin temel ihtiyaç ürünlerine erişimini kolaylaştıran kampanyalarına devam ediyor. Şubat ayı süresince 100 temel gıda ve temizlik ürününü geçen senenin şubat fiyatlarıyla raflara taşıyan ŞOK Marketler, müşterilerinin özellikle Ramazan ayı öncesinde artan temel ihtiyaç harcamalarını hafifletmeyi hedefliyor. Kampanya kapsamında bakliyat, zeytin, peynir, baharat ve kuru yemiş gibi gıda ürünlerinin yanı sıra temizlik ve hijyen ürünleri yer alıyor. Kampanyaya dahil olan ürünler www.sokmarket.com.tr adresinden incelenebiliyor. "Ramazan ayı öncesi temel ihtiyaç harcamalarını kolaylaştırmak istiyoruz" ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel kampanyaya ilişkin, "Yılın her döneminde kaliteli ve uygun fiyatlı ürünlerimizle müşterilerimizin bütçesine destek olmayı önceliğimiz olarak görüyoruz. 2025 yılında Mart ve Kasım aylarında iki kez düzenlediğimiz ‘Geçen Senenin Fiyatları’ kampanyasını bu yıl şubat ayında yeniden hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Şubat ayı boyunca 100 temel ürünü, geçen senenin şubat fiyatlarıyla müşterilerimize sunarak Ramazan bereketini hanelere taşımayı ve temel ihtiyaç harcamalarını kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Yılın her döneminde olduğu gibi bu özel dönemde de ülkemizin ve hanelerin ekonomisine katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi.
Deprem bölgesinden 200 öğrenci Darüşşafaka’ya kabul edildi
06 Şubat 2026 Cuma - 10:49 Deprem bölgesinden 200 öğrenci Darüşşafaka’ya kabul edildi Darüşşafaka Eğitim Kurumları, 6 Şubat depremleri sonrası deprem bölgesinden 200 öğrenciyi tam burslu ve yatılı olarak kabul ederken, 200 öğrenciye de uzaktan eğitim ve burs desteği sağladı. Darüşşafaka Eğitim Kurumları, 6 Şubat depremlerinin ardından deprem bölgesinde ebeveynini kaybeden çocuklara nitelikli eğitim sunmak amacıyla okulun imkânları dâhilinde öğrenci kabul kontenjanını artırdı. Depremlerden etkilenen 11 il için ek kontenjan oluşturan Darüşşafaka, deprem bölgesinden sınavla kabul ettiği 200 öğrenciyi tam burslu ve yatılı olarak nitelikli eğitimle buluşturdu. Kurum ayrıca 2023 yılında deprem bölgesinden gelen 18 öğrencinin kardeşlerine de "misafir öğrenci" statüsüyle destek oluyor. Darüşşafaka Cemiyeti’nin faaliyet gösterdiği alanlar ve deprem bölgesinde gerçekleştirilen projelere ilişkin bilgi veren Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ebru Arpacı, "Darüşşafaka, Osmanlı’dan Cumhuriyete miras kalan, Türkiye’nin eğitim alanındaki köklü sivil toplum kuruluşlarından biridir. Anne veya baba kaybı yaşayan, maddi durumu yeterli olmayan binden fazla öğrenciye nitelikli eğitim imkânı sağlıyoruz. Binden fazla öğrencimiz okulumuzda tam burslu ve yatılı olarak eğitim görüyor. Mezunlarımıza da üniversite hayatlarında burs desteği sunuyoruz" dedi. "Ortalama her yıl 120 öğrenci Darüşşafaka okullarına alınıyor" Kurumun deprem bölgesindeki çocuklara verdiği eğitim desteğinden de bahseden Arpacı, "Kurumumuz, nerede ihtiyaç varsa orada oluyor. 6 Şubat depremi dolayısıyla bölgede harekete geçtik. Normalde aldığımız 120 öğrenciyi, deprem bölgesindeki çalışmalarımız kapsamında 220 öğrenciye çıkardık. Ortalama her yıl 120 öğrenci okullarımıza kabul ediliyor" şeklinde konuştu. "Deprem bölgesinden 200 öğrenciyi okulumuza aldık" Kurumumuzda eğitim gören öğrencilerin kardeşlerine de destek sağlandığını belirten Arpacı, "Depremde 200 çocuğumuzu okula aldık ancak bu öğrencilerimizin kardeşleri de vardı. Bu kapsamda 18 çocuğumuza daha eğitim desteği sağladık. Bağışlar bizim için çok önemli. Aldığımız tüm bağışları bu çocuklarımıza destek olmak için kullanıyoruz" ifadelerini kullandı. 6 Şubat depremleri sonrası kurumda eğitim almaya hak kazanan öğrenciler de yaşadıkları süreci anlattı. Öğrenciler, zorlu süreçlerin ardından kuruma kısa sürede uyum sağladıklarını ve eğitimlerine devam ettiklerini belirtti. Uzaktan eğitim 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yıllarında, deprem bölgesinden kurum koşullarına uyan ve Darüşşafaka Giriş Sınavı’na giren ancak yüz yüze eğitim hakkı kazanamayan 200 öğrenciye de maddi burs ve uzaktan eğitim desteği veriliyor. Darüşşafaka Giriş Sınavı 17 Mayıs’ta 81 ilde düzenlenecek Babası veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz ve başarılı çocuklara tam burslu, yatılı, nitelikli eğitim fırsatı sunan kurumun 2026 yılı giriş sınavı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 11.00’de Türkiye’nin 81 ilinde düzenlenecek. Sınavda başarılı olan, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünden geçen 100 öğrenci, 5’inci sınıftan itibaren kurumda eğitim alma hakkı elde edecek. Millî Eğitim Bakanlığı ile imzalanan "Eğitimde Fırsat Eşitliği" İş Birliği Protokolü doğrultusunda 2026 yılı giriş sınavına başvurular e-Okul sistemi üzerinden yapılacak. Aday öğrenciler, okul yönetimleri ve sınıf öğretmenlerinden destek alarak sınava başvurabilecek.