Yerel Haberler
İzmir
17 Mayıs 2026 Pazar - 16:51 EFES 2026 Tatbikatı ’Savunma Sanayi Sergisi’ kapılarını vatandaşlara açtı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin sergilendiği etkinlikte, vatandaşlar Türkiye’nin askeri ve teknolojik alanda ulaştığı gücü yakından görme fırsatı buldu. Sergi alanını ziyaret eden vatandaşlar, ilk olarak EFES 2026 Tatbikatı’nın son hazırlık ve uygulama aşamalarına dair yürütülen çalışmaları ilgiyle takip etti. Ardından teknoloji stantlarını gezen ziyaretçiler, insansız hava araçlarından roket sistemlerine, robot köpeklerden tanklara, hava savunma sistemlerinden kamikaze dronlara kadar çok sayıda modern askeri teçhizatı ve yerli üretim silah çeşidini yakından inceledi. Türk savunma sanayisinin küresel ölçekteki gelişimini gözler önüne seren sergide, milli imkanlarla üretilen her sınıftan teknolojik ürün yoğun ilgi gördü. Alanda sergilenen ürünler hakkında yetkililerden teknik kabiliyetler dalında detaylı bilgiler alan vatandaşlar, yerli savunma sanayisinin ne kadar ileri bir seviyeye geldiğini yerinde gözlemleme imkanı yakaladı. Vatandaşlardan yoğun ilgi Duygularının son derece yüksek ve gurur verici olduğunu belirten Emine Demirel, "Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Savunma sanayimiz o kadar üst seviyelere çıktı ki artık dünya karşımızda titriyor. ’Artık bir Türkiye var, onların sanayisi güçlü’ diyorlar. Bizlerden korkuyorlar. Biz bunlarla; KAAN’larla, tanklarımızla, uçaklarımızla ve insansız hava araçlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Gurbetçilerin gururu Almanya’dan geldiğini ve yurt dışından gelen biri olarak Savunma Sanayii Sergisi’nde gördüklerinin kendileri için çok daha farklı ve gurur verici olduğunu belirten Mehtap Tanrısever, "Türk vatandaşı olmak bizim için başlı başına ayrı bir özellik ve gurur kaynağı. Yurt dışında bildiğiniz üzere biraz zorluk çekiyoruz, çünkü orada hala ırkçılık var. Buraya geldiğimizde ve bu eserleri gördüğümüz zaman bir Türk olarak gerçekten daha da gururlanıyoruz. Alana henüz yeni geldik ama gözümüzü alamıyoruz. O kadar kaliteli ve büyük eserler var ki hayranlıktan adeta ağzım açık kaldı. Büyük bir heyecan doluyuz" şeklinde konuştu. Yerli silahlar ilgi gördü Tankların ve silahların oldukça etkileyici olduğunu, ülkenin yerli mühimmatlarını yakından görmenin kendisine büyük heyecan verdiğini belirten Samet Kuran, "Silahları gördük, çok güzellerdi. Ülkenin o güzel mühimmatlarını ve araçlarını görmek, onlara dokunabilmek ve ayrıntılarını öğrenmek insanı ister istemez heyecanlandırıyor. Hedefim Hava Harp Okulu’na girip pilot olmak. Burada anlatılacak ve övülecek çok fazla şey var. Hepsini teker teker gezmek, farklı teknolojileri tanımak ve askerlerin yaşadığı duyguların bir neticesini hissetmek çok güzel bir duygu. Bence herkes buraya gelmeli ve bu atmosferi görmeli" ifadelerini kullandı. Ülke teknolojisinin ne kadar iyi olduğunu gördüğünü söyleyen Ata Görmenoğlu ise, "Sarsılmaz gibi ünlü markalarımızı deneyimleme şansım oldu. Ne kadar gelişmiş olduğumuzu görme fırsatı bulduk. Özellikle tanklarımız, askeri teknolojide ne kadar üstün olduğumuzu gösteriyor. Buraya geldiğinizde gururlanmamak mümkün değil. Hem silah teknolojisi hem de araçlar olarak çok gelişmişiz ve bunu buraya gelince rahatlıkla görebiliyoruz. Burayla ilgili söyleyecek çok şey var, anlatarak bitiremeyiz. İmkanı olan herkesin gelip deneyimlemesi lazım. Beni zırhlı araçlar ve tabanca gibi silah teknolojileri daha çok heyecanlandırdı. Onların daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum. Tanklarımız da oldukça gelişmiş ve birçok sistematiği var ama zırhlı araçların ve silahların hissi çok ayrı" diye konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Aliağa’da ’Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’ açıldı Aliağa’da faaliyetlerine başlayan Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin açılış ve tanışma konferansı, Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Sonay Vural ve yönetim kurulu üyeleri, özel eğitim öğretmenleri ile aileler katıldı. Programda otizmli bireylerin eğitim, spor ve sosyal yaşamda daha görünür olması gerektiği vurgulanırken, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Başkan Acar: "O çocuklar benim de çocuklarım" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın özel eğitim alanında önemli imkanlara sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa olarak çok nitelikli rehabilitasyon merkezlerine ve alanında başarılı eğitimcilere sahibiz. Belediyemizin Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de eğitimci arkadaşlarımız çocuklarımızın gelişimine çok önemli katkılar sunuyor. Ne mutlu ki bugün Kaanlarımız, Erenlerimiz, Doruklarımız, Tolgalarımız ve Keremlerimiz var; inanıyorum ki başarı hikâyelerimiz her geçen gün daha da artacak. Siz değerli ailelerimiz çocuklarınız için her şeyinizi ortaya koyuyorsunuz ama şunu bilmenizi isterim ki o çocuklar benim de çocuklarım. Biz büyük bir aileyiz ve her zaman birlikteyiz. Çocuklarımız için en iyisini yapacak, onları en güzel yerlere hep birlikte taşıyacağız. Bugün artık yeni bir paydaşımız daha var. Derneğimiz, belediyemiz, ailelerimiz ve eğitimcilerimizle çocuklarımız için omuz omuza çalışacağız. Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin Aliağa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum." Sonay Vural: "Çocuklarımız her yerde dimdik ayakta duracak" Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Kaan Vural’ın annesi Sonay Vural, yaşadıkları zorlu süreci anlatarak şunları söyledi: "Çok emek verdik, çok mücadele ettik. Pek çok yere gittik, birçok kapı yüzümüze kapandı ama o kapıları açan güzel yürekli insanlar da vardı. Çocuklarımız istenseler de istenmeseler de hayatın içinde olacak ve her yerde dimdik duracaklar. Hocalarımız bize her zaman destek oldu, Başkanımız Serkan Acar ise önümüze çıkan pek çok engeli aşmamızda yanımızda durdu. Çocuklarımız çok güzel gelişimler gösterdi. Kaan, milli sporcu olma yolunda ilerliyor. Bu yıl Aliağa Belediyemizin desteğiyle yüzmede Ege Birinciliği elde ettik. Çocuklarımızı hayatın içine katalım, sosyal yaşamın her alanında var olmalarını sağlayalım." Mazlum Yılmaz: "Küçük bir adım büyük başarılara dönüştü" Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Öğretmeni Mazlum Yılmaz, öğrencisi Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Eren Yüzbaşıoğlu’nun spor alanındaki başarılarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bizim umut ışığı olarak gördüğümüz bu çalışmaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Eren ile birlikte Konya’daki Masa Tenisi Müsabakaları’ndan geldik. Eren, okul sporlarında Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Kursumuzda temel eğitim süreciyle başladık. Daha sonra çocuklarımızı nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi düşündük ve masa tenisine yöneldik. O gün atılan küçük bir adım bugün Aliağa Belediyemizin takımında önemli başarılara dönüştü. Destek veren herkese teşekkür ediyorum." "Çocuklarımızın hayata karışmaya ihtiyacı var" Özel Eğitim Öğretmenleri ve Artı Çocuk Gelişim Merkezi Kurucuları Şeyma Çelikkaya ve Abdurrahman Altunkaynak ise konuşmalarında toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak şunları söylediler: "Bu derneğin en önemli amacı hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmemesidir. Biz, hiçbir çocuğun yalnızca farklı gelişim gösterdiği için eğitim hakkından mahrum kalmasını, ailelerin çaresizlik içinde kaybolmasını istemedik. Çocuklarımızın yalnızca terapi odalarıyla sınırlı bir yaşam sürmesini değil, hayatın içinde aktif bireyler olarak yer almasını istiyoruz. Çünkü bizim çocuklarımızın yalnızca eğitim almaya değil, topluma karışmaya ve sosyal yaşamın içinde var olmaya ihtiyacı var. Bugün burada bulunan kıymetli yöneticilerimizin desteği bizim için son derece değerli. Çünkü bu mücadele yalnızca ailelerin omzuna bırakılabilecek bir mücadele değil; eğitimin, yerel yönetimlerin, uzmanların, öğretmenlerin ve toplumun hep birlikte sahip çıkması gereken ortak bir sorumluluktur."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:59 İzmir’de genç beyinlerin uzay yarışı: ’Ay ve Mars Köyü Projesi’ final yaptı İzmir’de Radikal Okulları tarafından hayata geçirilen ve öğrencilerin uzayda yaşam alanları tasarladığı ’Ay ve Mars Köyü Projesi’, Radikal Konak Okulları’nda düzenlenen görkemli finalle sona erdi. Radikal Okulları bünyesinde yürütülen ve İzmir genelindeki 15 farklı okuldan öğrencileri bir araya getiren ’Ay ve Mars Köyü Projesi’nin final heyecanı, Radikal Konak Okulları ev sahipliğinde yaşandı. Okul yönetimi, öğretmenler, veliler, yarışmacı öğrenciler ve üniversiteli mentörlerin katılımıyla gerçekleştirilen final etkinliğinde, 7 ayrı grup podyuma çıktı. Geleceğin bilim insanı adayı olan öğrencilerin, geri dönüşüm materyallerini kullanarak uzayda bir yaşam fikriyle geliştirdikleri projeler katılımcılardan büyük ilgi gördü. Jüri değerlendirmesinin ardından ilk üç sırayı paylaşan öğrencilere para ödülü ve burs hediyesi takdim edildi. "Geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyoruz" Yaklaşık 8 aydır sürdürülebilir bir vizyonla hareket ettiklerini ve projenin final aşamasına gelmesinden gurur duyduklarını belirten Radikal Okulları ARGE Koordinatörü Şule Baş, "Ekim ayında aslında bir hayalimizi gerçekleştirmeye başladık. İzmir’in farklı ortaokul ve liselerindeki öğrencilerden bilim toplulukları oluşturmak gibi bir hayalimiz vardı. Bu çocuklara her ay yeni bilim seminerleri, bilim atölyeleri düzenleyerek süreç boyunca birer bilim insanı olarak yetişmelerini amaçladık. Yaklaşık 8 aydır bu vizyonu devam ettirmeyi başardık. Çocukları astronomi alanında ve dünyanın, geleceğin şekillendirilmesi konularında bilinçlendirmeye özen gösterdik" dedi. "Geri dönüşüm materyalleriyle gelecek inşa ettiler" Yarışma gününün büyük bir heyecana sahne olduğunu kaydeden Baş, "Şimdi de bu sürecin meyvelerini topladığımız bir yarışma düzenliyoruz. 15 farklı okuldan öğrencimiz burada yarışıyor. Herkes kendi Ay ve Mars yaşam üssünü tasarlıyor. ’Orada bir gelecek yaşam alanı tasarlasaydık nasıl bir şey yapardık?’ diye yarışmaya başladılar. Biz öğrencilerimize geri dönüşüm materyalleri verdik ve bu materyallerden yola çıkarak kendi yaşam üslerini tasarladılar. Sabah 10.00’da başladık ve 15.00’e kadar alanda canlı bir şekilde projelerini gerçekleştirdiler" ifadelerini kullandı. Üniversiteli mentörler ve uzman jüri eşlik etti Projelerin çok yönlü bir süzgeçten geçirildiğini aktaran Şule Baş, "Sürdürülebilirliğe, tasarımın güzelliğine, mühendisliğe ve bilim ayağına bakıyoruz. Böyle beş-alt kategoride değerlendirdiğimiz; Prof. Dr. Serdar Evren ve Mimar Rafet hocamızın bizlerle olduğu kıymetli bir jürimiz var. Ayrıca her grubumuzda bir tane mentör öğrenci desteği sağladık. Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü öğrencilerimiz de yarışma boyunca kardeşlerinin başında durarak onlara mentörlük yaptı" şeklinde konuştu. Sıra dünya sahnesinde: Hedef NASA Projelerin yerel bir yarışmayla sınırlı kalmayacağını, başarılı fikirleri uluslararası boyuta taşıyacaklarını müjdeleyen Baş, "Bu yarışmanın sonrasında dereceye giren ya da dereceye girmese de fikri çok başarılı olan öğrencilerimizi NASA’nın kendi projelerinin yapıldığı, öğrencilerden başvuruların toplandığı diğer ayaklara da taşımayı düşünüyoruz. Astronom Duygu ve Murat hocalarımızın desteğiyle birlikte öğrencilerimizi, kısmetse NASA’nın bir araya getirdiği projelere göndereceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Ekvator çizgisinde Türk bayrağıyla zeybek oynadı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:48 Ekvator çizgisinde Türk bayrağıyla zeybek oynadı İzmir’in Aliağa ilçesinde bir öğretmen, dünyanın sıfır noktası olarak bilinen Ekvador’a giderek zeybek oynadı. Öğretmen, Türk bayrağını açarak gerçekleştirdiği bu anları sosyal medya hesabından paylaştı. HABAŞ Hamdi Başaran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yapan ve bugüne kadar yaklaşık 70 ülke gezen Zekeriyya Karcıdağ, gezilerine Güney Amerika’da devam ediyor. Son olarak Ekvador’a giden Karcıdağ, ekvator çizgisinin geçtiği noktada zeybek oynayarak, Türk bayrağını dalgalandırdı. Karcıdağ, yaptığı açıklamada, "Baba ocağım Aydın’ın Çine ilçesi Akçaova Gölbeyin Mahallesi. İzmir’de öğretmenlik yapmaktayım. Doğduğum yerin Yörük, Türkmen, Efe kültürünü bugüne kadar gittiğim yaklaşık 70 ülkede tanıtmaya çalıştım. Al bayrağımız elimde, öz kültürümüzü dünyaya taşımaya gayret ediyorum. Aynı zamanda görev yaptığım okulun flamasını da yanımda taşıyor ve tanıtıyorum. Yaklaşık 40 gündür 8 Güney Amerika ülkesini kapsayan bir seyahatteyim. Ekvador’da, dünyanın tam orta eksen noktasında, Aydın Zeybeği oynayarak Türk bayrağımızı dalgalandırdım. Başta şehitlerimiz olmak üzere herkese hürmet ve saygıyla selamlarımı iletiyorum" ifadelerini kullandı. Zekeriyya Karcıdağ’ın sosyal medyada paylaştığı görüntüler kısa sürede yoğun ilgi gördü.
YU-COOP mezun olmadan iş tecrübesi kazandırıyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:28 YU-COOP mezun olmadan iş tecrübesi kazandırıyor Yaşar Üniversitesi’nin başlattığı YU-COOP programı, öğrencileri mezun olmadan iş dünyasıyla buluşturuyor ve sektörel tecrübe kazandırıyor. Yaşar Üniversitesi, öğrencilerin akademik bilgilerini iş dünyasında uygulama fırsatı bulduğu, uygulamalı bir üniversite-kurum iş birliği programı olan YU-COOP’u (Yaşar Üniversitesi Ortak Eğitim Programı) hayata geçirdi. Pilot uygulamayla belirli bölümlerde başlayan YU-COOP programını tamamlayarak profesyonel yaşamla tanışan ilk öğrenci bu sene sertifikasını alarak mezun oldu. Yaşar Üniversitesi öğrencilerinin sektörel deneyim kazanmasına katkıda bulunmayı, öğrencilerin mezun olduktan sonra istihdam şansını artırmayı hedefleyen YU-COOP, pilot uygulamayla hayata geçti. Teorik eğitimi uygulamayla birleştiren program, üniversite ve iş dünyası arasında güçlü bağlar kuruyor. En az bir dönem (15 hafta) süren bu program sayesinde öğrenciler, mezun olmadan önce profesyonel yaşamla tanışarak sektörel tecrübe kazanıyor ve kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapma imkânı buluyor. Mezun olmadan iş tecrübesi kazandıran YU-COOP yurt dışında da iş deneyimi fırsatı sağlıyor. YU-COOP’un pilot bölümlerinden biri olan Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğrencisi Ecenaz Soysal, bu sene programı başarıyla tamamlayan ilk mezun olarak sertifikasını aldı. "Bu programı üniversite geneline yayacağız" YU-COOP’un üniversite müfredatına nasıl entegre edildiğini anlatan Yaşar Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aylin Güney, "YU-COOP programının müfredatlara entegrasyonu için yaklaşık bir buçuk yıldır çalışıyoruz. Farklı fakültelerle, kademeli olarak bu uygulamaya geçeceğiz. Her yıl, yeni program ve yeni bölümlerle bunu tüm üniversite geneline yaygınlaştıracağız. Öğrencilerimizin derslerin yanı sıra uzun süreli staj ve ortak eğitim sayesinde kurumlarla iç içe deneyim kazanması son derece önemli. Bu sene ilk öğrencimiz sertifikasını aldı. Çok da başarılı bir süreç geçirdi, bu bizim için çok ciddi bir gurur kaynağı. Meslek Yüksekokulu’nun Lojistik Programı’ndan öğrencilerimiz de bu pilot uygulamadan yararlandı" dedi. "Çatı kuruluşlarla iş birliği yapmayı hedefledik" Yaşar Üniversitesi Araştırma ve Yenilikçilikten Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu ise "Üniversitemiz özel sektörle çok yakın iş birliklerine sahip, bunu da YU-COOP amacıyla kullanmaya başladık. İlk sunumu Yaşar Holding firmalarının AR-GE müdürlerinin yer aldığı Yaşar Ar-Ge Platformu’na yaptık. Tek tek firmalarla değil, çatı kuruluşlarla iş birliği yapmayı hedefledik. Sanayi odaları ve meslek odaları gibi yapılarla bu iş birliğini geliştirmek istiyoruz. Ege Bölgesi Sanayi Odası ile yakın zamanda bir protokol imzalayacağız ve böylelikle geniş bir şirket havuzuna ulaşmış olacağız" diye konuştu. Uygulama üç dönem devam ediyor Programın işleyişi hakkında bilgi veren Yaşar Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Türkan, şunları söyledi: "Fakültemiz, öğrencilerinin akademik bilgilerini sektörle buluşturmak amacıyla YU-COOP (Ortak Eğitim Programı) kapsamında güçlü bir uygulamalı eğitim modeli sunuyor. Bu program, özellikle tarım sektörünün dinamikleriyle doğrudan temas kurmak isteyen öğrenciler için önemli fırsatlar yaratıyor. Öğrencilerimiz, fakültede tamamladıkları üçüncü yılın yaz döneminde eğitim sürecinin bir parçası olarak iş birliği protokolü gerçekleştirdiğimiz çeşitli kurum ve kuruluşlarda tam zamanlı uygulamalara katılıyor. Bu öğrencilerin hem mesleki becerilerini geliştiriyor hem de iş dünyasının beklentilerine uyum sağlama şansı elde ediyor. Dörder aydan oluşan üç dönemlik uygulama sürecinin ilk döneminde işletme hakkında bilgi sahibi oluyorlar. İkinci döneminde bir yandan çalışma yaptıkları departmanlarda teorik ve pratik deneyimlerini artırırlarken, diğer yandan akademik danışmanlar ve sektör danışmanları rehberliğinde bitirme projesi kurgusunu yapıyorlar." Mezun olmadan iş deneyimi Bitirme projesi sonrasında mezuniyet sürecini aktaran Prof. Dr. Türkan, "Öğrencilerimizin tasarladıkları projeler sektörel gelişmelerle uyumlu olup, mevcut işleyişe destek olacak ya da bir problemin çözümüne katkı sağlayacak formatta planlanır. Projelerini gerçekleştiren öğrencilerimiz mezun olmaya hak kazanırlar. Bu uygulama sayesinde fakültemiz bölümlerinden mezun olan öğrenciler, mezun olmadan iş deneyimi kazanarak istihdam olanaklarını artırıyor, yurt içi ve yurt dışındaki kurumlarla iş birliği içinde sektörle doğrudan temas kurabiliyor. Bu yönüyle fakültemiz hem teorik bilginin pratiğe aktarılması hem de sürdürülebilir bir üniversite-sanayi iş birliği modeli açısından örnek teşkil ediyor" şeklinde konuştu.
İzmir’de 6 saatlik su kesintisi bu gece başlıyor
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:16 İzmir’de 6 saatlik su kesintisi bu gece başlıyor İZSU Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada kuraklık ve azalan su kaynakları nedeniyle alınacak tedbirler kapsamında bu geceden itibaren su tüketiminin yoğun olduğu beş bölgede gece saat 23.00 ile sabah 05.00 arasında planlı ve dönüşümlü su kesintileri başlıyor. Küresel iklim krizi ve yetersiz yağışlar nedeniyle İzmir’in su kaynaklarının kritik seviyelere gerilediği belirtilen açıklamada, "Yüzeysel kaynaklarımız olan barajlarda rezervler tükenme noktasına gelmiş, yeraltı su kaynaklarında (derin kuyular) ise düşen yeraltı su seviyesi nedeniyle verim ve kapasite azalmıştır. İZSU Genel Müdürlüğü olarak; yeni kuyu açma, mevcut kuyuların rehabilitasyonu, su üretimini artırma ve tasarruf çağrıları gibi pek çok önlem hayata geçirilmiştir. Ancak mevcut koşullar çerçevesinde su tüketiminin kısıtlanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu nedenle, 6 Ağustos 2025 itibarıyla İzmir genelinde gece saatlerinde, planlı ve dönüşümlü su kesintilerine başlanacaktır. Su kesintileri, su dağıtım şebekesinin teknik zorunluluklarına göre mahallelerin sadece bir kısmını etkileyebilir. Kesinti tarihleri ve bölgeleri dışında kalan alanlar için ihtiyaç halinde ayrıca duyuru yapılacaktır. İzmir halkının göstereceği anlayış ve dayanışma sayesinde bu zorlu süreci birlikte aşacağımıza inanıyoruz" denildi. 11 ilçede uygulanacak Zorunlu su kesintileri Bayraklı, Konak, Gaziemir, Karşıyaka, Çiğli, Buca, Karabağlar, Bornova, Narlıdere, Güzelbahçe, Balçova olmak üzere 11 ilçede gerçekleşecek. 06 - 21 Ağustos 2025 tarihleri arasında uygulanacak planlı ve dönüşümlü su kesintileri, belirlenen beş bölgede şu şekilde belirlendi: Kesintiler, altyapı durumu, şebeke bağlantıları ve tüketim yoğunluğu dikkate alınarak belirlendi. Bölge 1 İlçeler: Bayraklı, Konak, Gaziemir Kesinti Günleri ve Saatleri: 06 Ağustos Çarşamba 23:00 - 07 Ağustos Perşembe 05:00 11 Ağustos Pazartesi 23:00 - 12 Ağustos Salı 05:00 16 Ağustos Cumartesi 23:00 - 17 Ağustos Pazar 05:00 Mahalleler Bayraklı: 75. Yıl, Alpaslan, Cengizhan, Çay, Çiçek, Doğançay, Emek, Fuat Edip Baksı, Gümüşpala, Körfez, Muhittin Erener, Org. Nafiz Gürman, Onur, Postacılar, Refik Şevket İnce, Soğukkuyu, Yamanlar Konak: 1. Kadriye, 19 Mayıs, 2. Kadriye, 26 Ağustos, Anadolu, Atamer, Boğaziçi, Cengiz Topel, Çınartepe, Çimentepe, Duatepe, Emir Sultan, Ferahlı, Güzelyurt, Hasan Özdemir, Huzur, Kocatepe, Levent, Mehmet Akif, Mehtap, Murat, Saygı, Selçuk, Trakya, Ulubatlı, Vezirağa, Yavuz Selim, Zafertepe, Zeybek Gaziemir: Aktepe, Atatürk, Atıfbey, Beyazevler, Binbaşı Reşat Bey, Dokuz Eylül, Emrez, Fatih, Gazi, Gazikent, Hürriyet, Irmak, Menderes, Sevgi, Yeşil, Zafer Bölge 2 İlçeler: Karşıyaka, Çiğli Kesinti Günleri ve Saatleri: 07 Ağustos Perşembe 23:00 - 08 Ağustos Cuma 05:00 12 Ağustos Salı 23:00 - 13 Ağustos Çarşamba 05:00 17 Ağustos Pazar 23:00 - 18 Ağustos Pazartesi 05:00 Mahalleler Karşıyaka: Aksoy, Alaybey, Atakent, Bahariye, Bahçelievler, Bahriye Üçok, Bostanlı, Cumhuriyet, Dedebaşı, Demirköprü, Donanmacı, Fikri Altay, Goncalar, İmbatlı, İnönü, Mavişehir, Mustafa Kemal, Nergiz, Şemikler, Tersane, Tuna, Yalı Çiğli: Ahmet Efendi, Ahmet Taner Kışlalı, Ataşehir, Aydınlıkevler, Balatçık, Cumhuriyet, Çağdaş, Çamlıkent (Evka-2), Evka-6, Güzeltepe, Kaklıç, Köyiçi, Küçük Çiğli, Maltepe, Mustafa Kemal, İnönü, Sasalı Merkez, Şirintepe, Yakakent, 29 Ekim, 30 Ağustos, 9 Eylül, Atatürk, Egekent, Esentepe, Evka-5, Gazi Mustafa Kemal, Harmandalı, İstiklal, İzkent, Uğur Mumcu, Yeni Bölge 3 İlçeler: Buca, Karabağlar, Bornova (Gökdere), Karşıyaka (Örnekköy) Kesinti Günleri ve Saatleri: 08 Ağustos Cuma 23:00 - 09 Ağustos Cumartesi 05:00 13 Ağustos Çarşamba 23:00 - 14 Ağustos Perşembe 05:00 18 Ağustos Pazartesi 23:00 - 19 Ağustos Salı 05:00 Mahalleler Buca: 29 Ekim, Adatepe, Akıncılar, Atatürk, Aydoğdu, Barış, Buca Koop, Buca OSB, Cumhuriyet, Çağdaş, Çaldıran, Çamlık, Çamlıkule, Çamlıpınar, Dicle, Doğanlar, Dumlupınar, Efeler, Fırat, Gaziler, Göksu, Hürriyet, İnkılap, İnönü, İzkent, Karanfil, Kaynaklar Merkez, Kozağaç, Kuruçeşme, Laleli, Menderes, Murathan, Mustafa Kemal, Seyhan, Şirinkapı, Ufuk, Vali Rahmi Bey, Yaylacık, Yenigün, Yeşilbağlar, Yıldız, Yıldızlar, Yiğitler, Zafer Karabağlar: Abdi İpekçi, Ali Fuat Erden, Aydın, Bahriye Üçok, Barış, Cennetçeşme, Devrim, Emrez, Gazi, Günaltay, İhsan Alyanak, Kibar, Limontepe, Metin Oktay, Özgür, Peker, Sevgi, Uğur Mumcu, Umut, Uzundere, Yaşar Kemal, Yunus Emre, Yurtoğlu, Yüzbaşı Şerafettin Bornova: Gökdere Karşıyaka: Latife Hanım, Örnekköy, Yamanlar, Zübeyde Hanım Bölge 4 İlçeler: Bornova, Bayraklı, Altındağ, Pınarbaşı Kesinti Günleri ve Saatleri: 09 Ağustos Cumartesi 23:00 - 10 Ağustos Pazar 05:00 14 Ağustos Perşembe 23:00 - 15 Ağustos Cuma 05:00 19 Ağustos Salı 23:00 - 20 Ağustos Çarşamba 05:00 Mahalleler Bayraklı: Manavkuyu, Mansuroğlu, Osmangazi Bornova: Atatürk, Barbaros, Birlik, Çamiçi, Çamkule, Çınar, Doğanlar, Egemenlik, Eğridere, Ergene, Erzene, Evka-3, Evka-4, Gazi Osman Paşa, Gürpınar, Işıklar, İnönü, Karacaoğlan, Kavaklıdere, Kazımdirik, Kemalpaşa, Kızılay, Koşukavak, Laka, Meriç, Merkez, Mevlana, Naldöken, Rafetpaşa, Serintepe, Tuna, Ümit, Yeşilçam, Yeşilova, Yıldırım Beyazıt, Yunus Emre, Zafer Bölge 5 İlçeler: Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Konak, Karabağlar (kısmen) Kesinti Günleri ve Saatleri: 10 Ağustos Pazar 23:00 - 11 Ağustos Pazartesi 05:00 15 Ağustos Cuma 23:00 - 16 Ağustos Cumartesi 05:00 20 Ağustos Çarşamba 23:00 - 21 Ağustos Perşembe 05:00 Mahalleler Balçova: Bahçelerarası, Eğitim, Fevzi Çakmak, İnciraltı, Korutürk, Onur, Teleferik, Çetin Emeç Narlıdere: 2. İnönü, Altıevler, Atatürk, Çamtepe, Çatalkaya, Huzur, Ilıca, Limanreis, Narlı, Sahilevleri, Yenikale Güzelbahçe: Atatürk, Çamlı, Çelebi, Kahramandere, Küçükkaya, Maltepe, Mustafa Kemal Paşa, Siteler, Yaka, Yalı, Yelki Konak: Konak ilçesinin; Altıntaş, Göztepe (kısmen), İsmetpaşa, Kılıç Reis, Murat Reis, Piri Reis, Tınaztepe, Süvari, 1. Kadriye, 19 Mayıs, 2. Kadriye, Akarcalı, Akdeniz, Akın Simav, Ali Reis, Alsancak, Altay, Aziziye, Ballıkuyu, Barbaros, Bozkurt, Çahabey, Çankaya, Çınarlı, Çimentepe, Dayıemir, Dolaplıkuyu, Duatepe, Ege, Etiler, Faikpaşa, Fatih, Fevzi Paşa, Göztepe (kısmen), Güneşli, Güney, Güngör, Güzelyalı, Halkapınar, Hasan Özdemir, Hilal, İmariye, İsmet Kaptan, Kadifekale, Kahraman Mescit, Kahramanlar, Kemal Reis, Kocakapı, Kocatepe, Kosova, Kubilay, Küçükada, Kültür, Lale, Mecidiye, Mehmet Ali Akman, Mersinli, Millet, Mimar Sinan, Mirali, Mithatpaşa, Namık Kemal, Odunkapı, Oğuzlar, Pazaryeri, Selçuk, Sümer, Süvari, Şehit Nedim Tuğaltay, Tan, Turgut Reis, Tuzcu, Türkyılmaz, Uğur, Umurbey, Ülkü, Vezirağa, Yenidoğan, Yenişehir, Yeşildere, Yeşiltepe, Yıldız, Zafertepe, Zeytinlik mahalleleri Karabağlar: Adnan Süvari, Aşık Veysel, Bahar, Basın Sitesi, Bozyaka, Doğanay, Esenlik, Gülyaka, Kazım Karabekir, Maliyeciler, Refet Bele, Reis, Salih Omurtak, Şehitler, Tahsin Yazıcı, Vatan, Üçkuyular
İzmir’deki kuraklık Türkiye’nin kışlık tarımını tehdit ediyor
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:56 İzmir’deki kuraklık Türkiye’nin kışlık tarımını tehdit ediyor İzmir’deki kuraklık tehlikesi Türkiye’nin kışlık tarım ürünleri için önemli bir tehdit oluşturuyor. Barajlardaki suyun yüzde 75’inin tarımda kullanıldığını belirten Prof. Dr. Doğan Yaşar, "İzmir, bugün Türkiye’nin yaklaşık yüzde 60 kışlık sebzesinin sağlandığı yer. Üç günde bir duş alırsın sorun değil ama tarım çok önemli. Tarımda suyumuz kalmadı. Çok acil tedbirler almamız şart" dedi. İzmir’de sonbahar ve kış aylarında beklenen yağışların gerçekleşmemesi, kentte ciddi bir kuraklık tehlikesini beraberinde getirdi. Kuraklıktan en çok etkilenen kaynaklardan biri de kentin en büyük su rezervi olan Tahtalı Barajı oldu. Barajdaki su seviyesi yüzde 8’e kadar geriledi. Yaşanan su sıkıntısı nedeniyle İzmir genelinde planlı su kesintileri bu geceden itibaren uygulanmaya başlanacak. Yetkililer, suyun tasarruflu kullanılmasına yönelik çağrılarını yinelerken uzmanlar ise içme suyundan çok tarımsal sulama açısından riskin daha büyük olduğuna dikkat çekiyor. İzmir genelinde yaşanan bu kuraklığın yıllar öncesinden beklendiğini söyleyen Türkiye Bilimler Akademisi Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Çok uzun yıllar önce de söyledik. 2020 yılında da demiştim ki ‘Bakın, kuraklık geliyor; su için B ve C planlarını yapalım.’ Şimdi kuraklıktan bahsedince insanların aklına hemen kullanma suyu geliyor. Hayır, benim için kullanma suyu önemli değil. Üç günde bir duş alırsın, üç günde bir su gelir, yeter. Ama tarım çok önemli. Tarımda suyumuz kalmadı. Asıl sorunumuz burada. Şu anda yalnızca İzmir değil, bütün Batı Anadolu’da barajlar boş. Hem kullanma suyu barajları hem tarım hem de enerji barajları boş durumda. Asıl tehlike burada yatıyor. İzmir, bugün Türkiye’nin yaklaşık yüzde 60 kışlık sebzesinin sağlandığı yer. Bu nedenle suları çok dikkatli kullanmamız gerekiyor. Çok acil tedbirler almamız şart" ifadelerini kullandı. Yaşar: "İzmir su fakiri" İzmir’de kişi başı su tüketiminin Türkiye ortalamasının altında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yaşar, "İzmir’in kişi başı yıllık su potansiyeli 600 metre küp. Türkiye ortalaması ise 1.340-1.400 metre küp civarındadır. Su fakirliği sınırı 1.000 metre küp. Bu da demek oluyor ki, İzmir fakir değil, su açısından fakirlerin de fakiridir. Bu nedenle suyun çok çok dikkatli kullanılması gereken en önemli illerden biridir. Bugünkü kullanma suyu sorunu benim için büyük bir sorun değil. Asıl sorun tarımda ve enerjideki sudur. Bu nedenle bir an önce tüm önlemler alınmalıdır. Yapılabilecek her yere baraj yapılmalıdır. Örneğin, Çamlı Barajı hala altın madeni nedeniyle bekletiliyor. Oysa orası 300 bin kişiye su sağlayacak bir barajdır. Yer altı barajları ve göletler de yapılmalıdır" diye ekledi. "Her sert kurak dönemin ardından güzel bir yağışlı dönem gelir" Geçmiş dönemler de olan kuraklıkların ardından her zaman bol yağışın geldiğini vurgulayan Yaşar sözlerini şu şekilde noktaladı: "Eylül’den sonra biraz yağış bekliyorum. Hatta güzel bir yağış bekliyorum. Çünkü her sert kurak dönemin ardından güzel bir yağışlı dönem gelir. Örneğin 2008 yılı son 60 yılın en kurak yıllarından biriydi. 2009 ise son 100 yılın en yağışlı yıllarından biri oldu. Doğa kendini dengeler. Doğada rastgelelik yoktur. Örneğin 1970-1979 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte ortalama yağış miktarı 609 kg’dır. 2010-2019 arasındaki süreçte ise bu miktar 630 kg’dır. Yani uzun vadede yağışlar çok fazla değişmez. Şu an kuraklık yaşanıyorsa, son 2-3 yılın ardından yağışlı bir dönemin gelmesini beklemek doğaldır."
Başkan Pehlivan: "Menemen’in eşsiz doğasına çöp döktürmeyeceğiz"
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:36 Başkan Pehlivan: "Menemen’in eşsiz doğasına çöp döktürmeyeceğiz" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, Menemen Çaltı’ya çöp bertaraf tesisi kurma projesine tepki gösterdi. Başkan Pehlivan, "Bu girişim Menemenlilerin sandık iradesine kesilmeye çalışılan bir fatura ve verilmeye çalışılan cezadır. İlçemizin ekosistemine geri dönülmez zararlar verecek, su kaynaklarını kirletebilecek bu tesise karşıyız. Menemen’in yemyeşil doğasına çöp dökülmesine izin vermeyeceğiz." dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Menemen Çaltı’da çöp bertaraf tesisi kurma açıklamasına Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan tepki gösterdi. Başkan Pehlivan, "Bu girişim, Menemen halkı ve çevresi için yalnızca çevresel bir tehdit değil, aynı zamanda sağlık, tarım ve geleceğimiz açısından ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Bu durumu kabul etmek ve göz yummak, ilçemizin değerlerini, sağlığını ve doğal zenginliklerini hiçe saymak olacaktır. Menemen’in çöpe değil, suya ihtiyacı var. Bizler bunun için gece gündüz demeden tüm riskleri alarak, tüm eleştirileri göğüsleyerek çalışıyoruz. Ayrıca bunca orman yangınının arasında, yeşil bir bölgeyi çöpe terk etmek de yeni bir orman yangını çıkarmaktan farksızdır." dedi. "Menemen’i çöple cezalandırmaya çalışıyorlar" İzmir’in 30 ilçesi içinde çöp tesisine adres olarak Menemen’in gösterilmesinin, maksatlı ve siyasi olduğunu dile getiren Pehlivan, "Yerel seçimlerin üstünden bir yıl geçse de, henüz hazmedilemediğini görmek, siyasi etikle bağdaşmayan bir rövanş anlayışıyla karşı karşıya kalmak, doğrudan doğruya Menemen halkını ve halkın iradesini hedef almaktır. Menemen’i sandıkla kazanamayınca çöple cezalandırmaya çalışıyorlar. Yaklaşık bin yıllık bir Menengeç ağacının olduğu, doğal yaşamın sürdüğü bir bölgeye çöp tesisi kurma çalışmasının hiçbir mantığı ve izahı yoktur. Bunun tek adı rövanş alma çabasıdır." dedi. "Tarımın kalbine hançer saplayacaklar" Menemen’in tarımsal üretimdeki önemine dikkat çeken Pehlivan, açıklamasına şöyle devam etti; "Menemen, İzmir’in en önemli tarımsal üretim merkezleri arasında yer alan bir ilçedir. Zeytinden ıspanağa, ayçiçeğinden pamuğa, buğdaydan incire çok geniş bir ürün ağı olan, İzmir’de üretilen tüm çileğin yaklaşık yüzde 60’ının üretildiği Menemen’e çöp tesisi kurmak, tarımın kalbine hançer saplamaktır. Çöp tesisinden toprağa karışacak atık sular ve maddeler, önce yeraltı sularını ardından da tarım ürünlerini ve son olarak insan sağlığını etkileyebilir. Dünya genelinde gıdanın ve tarımın değeri her geçen gün daha iyi anlaşılırken, topraklarından bereket fışkıran Menemen’i köhneleştirecek, ilçenin marka değerine, imajına, yaşam kalitesine olumsuz yönde etkileyecek, kentimizin yarınlarına kalıcı zararlar verecek her türlü girişimin karşısındayız. Menemen halkının yanında, Güçlü Menemen ailemizle birlikte bu yanlış projeye karşı duracak ve ilçemizi koruma kararlılığımızı göstereceği. Eğer gerçekten böyle bir projeye ihtiyaç varsa, Menemen’in doğasına zarar vermek yerine, Manisa ve Menemen sınırlarında halihazırda var olan çöp bertaraf tesisine gerekli yatırımları yaparak bu sorunu kökten çözebilirsiniz." dedi.
Ege Üniversitesi 70. yılında 70 TYÇ logosuyla Türkiye birincisi
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:22 Ege Üniversitesi 70. yılında 70 TYÇ logosuyla Türkiye birincisi Ege Üniversitesi Senatosu’na konuk olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı Dr. Mustafa Necmi İlhan, "Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi ve Geleceğin Meslekleri" konulu bir sunum yaptı. Toplantının açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Tam akredite, milli yenilik ödüllü, spor dostu kampüs ünvanlı, sağlık temalı öncü araştırma üniversitemiz; yükseköğretimde kalite güvencesi, öğrenci odaklı eğitim ve uluslararası tanınırlık açısından önemli bir yapı taşı olan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) sürecinde büyük bir başarıya daha imza atarak, TYÇ logosu almaya hak kazanan program sayısıyla ülkemizde ilk sıraya yerleşti. Üniversitemiz 70 programıyla Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi logosunu kullanma hakkına sahip üniversiteler arasında birinci sıraya yerleşti. Hepimizin bildiği gibi TYÇ logosu, uluslararası geçerliliği olan bir etiket olarak kabul ediliyor. Diplomalarda kullanılması mezunların niteliklerinin tanınmasına ve mezuniyetlerinin uluslararası düzeyde geçerliliğine imkân sunuyor. Bu başarımız ile üniversitemizin eğitim öğretim niteliğinin uluslararası kalite standartlarını karşıladığı bir kez daha tescillenmiş oldu. Bugün üniversitemizde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı Sayın Dr. Mustafa Necmi İlhan’ı konuk ettik. Düzenlediğimiz toplantıda Sayın Dr. Mustafa Necmi İlhan, senato üyelerimize ‘Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi ve Geleceğin Meslekleri’ başlıklı sunum yaptı. Köklü kalite kültürümüzün güçlü bir yansıması olarak üniversitemizin 70. yılında 70 programımızla Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi logosunu en çok kullanan üniversite olmanın gururunu yaşıyoruz. ‘Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi ve Geleceğin Meslekleri’ne ilişkin değerli sunumları ve katkıları için Sayın Dr. Mustafa Necmi İlhan’a teşekkür ediyorum. Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kalite odaklı yaklaşımımızı sürdürerek, eğitimde yenilikçi ve topluma katkı sunan bireyler yetiştirmeye devam edeceğiz. Bu muhteşem başarıda emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize gönülden teşekkür ediyor, sevgili öğrencilerimiz için hayırlı olmasını diliyoruz" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Kurumu Başkanı Dr. Mustafa Necmi İlhan ise toplantıda "Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi ve Geleceğin Meslekleri" konulu bir sunum yaptı. Program soru-cevap ve değerlendirme ile tamamlandı.
Bebeğiniz emmiyorsa nedeni parfümünüz olabilir
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:08 Bebeğiniz emmiyorsa nedeni parfümünüz olabilir Sıvı altın olarak bilinen; anne ve bebeğinin arasındaki bağı güçlendiren ve her ikisine de şifa olan anne sütü hakkında Medicana Sağlık Grubu uzmanları, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası sebebiyle önemli açıklamalarda bulundu. Emzirmeyi olumsuz etkileyen durumlara ışık tutan Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, "Bebek annesinin doğal kokusuna alışır. Parfüm gibi kokular memeyi reddetmesine neden olabilir" dedi. Emzirme ile ilgili konularda farkındalığı artırmak ve anne sütü ile beslenmeyi desteklemek adına her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında Dünya Emzirme Haftası adı altında çeşitli etkinlikler ve çalışmalar yürütülüyor. Bu kapsamda Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları da anne sütü ve emzirmenin önemi hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, anne sütünün önemini, emzirmenin faydalarını ve emzirmeyi etkileyen faktörleri anlatırken; Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur ise ilk süt olan kolostrumun önemine dikkat çekerek, emziremeyen anneler için önemli tavsiyelerde bulundu. Bebek kadar anneyi de koruyor Emzirmenin bebek kadar anneye de fayda sağladığının altını çizen Op. Dr. Gültekin Koçun, "Emziren annelerde, salgılanan oksitosin hormonu sayesinde rahmin eski haline dönmesi hızlanır. Emzirme kalori harcamasını artırır, doğum sonrası kilo vermeye yardımcı olur. Meme ve yumurtalık kanseri riskini düşürür. Anne-bebek arasında güçlü bir bağ kurulmasını sağlar, annelik depresyonunu azaltabilir" sözlerini kaydetti. Emzirme sürecinin annenin ruh sağlığına olumlu etki ettiğinin altını çizen Op. Dr. Gültekin Koçun, "Emzirme, sadece fiziksel bir beslenme süreci değil; aynı zamanda annenin ruhsal dünyasında da derin izler bırakan bir deneyimdir. Emzirme sırasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonları sayesinde annenin stres seviyesi azalır, huzur ve bağlanma hissi artar" dedi. Emzirme sürecinde yaşanabilen zorluklar ve duygusal dalgalanmalara da değinen Op. Dr. Gültekin Koçun, "Emzirme sorunları (örneğin çatlaklar, süt azlığı) annede yetersizlik duygusuna yol açabilir. "İyi anne" olma algısı, emziremeyen annelerde suçluluk hissi yaratabilir. Özellikle gece emzirmeleri, annenin sosyal izolasyon yaşamasına neden olabilir. Bu gibi durumlarda anneye psikolojik destek verilerek, emzirme sürecini daha sağlıklı yaşaması sağlanabilir" açıklamasını yaptı. Emziren annelerin çoğu bu hataları yapıyor Emzirmeye yeni başlayan anneler için bu sürecin hem heyecan verici hem de kafa karıştırıcı olabileceğini dile getiren Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle deneyimsizlik, çevresel baskılar ve yanlış bilgiler nedeniyle yapılan hataların emzirme sürecini olumsuz etkilediğini aktardı. Yapılan en yaygın hatalardan birinin belli saat aralıklarıyla emzirmeye çalışmak olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, "Her bebeğin emme ritmi farklıdır. Bebeğiniz her istediğinde emzirmeniz önerilir. Saat sınırlaması koymak süt üretimini olumsuz etkileyebilir. Sütün yetmediğini düşünüp mama vermek, en sık yapılan yanlışlardan. Bebek düzenli kilo alıyorsa ve idrar-dışkı çıkışı normalse, anne sütü yeterlidir. Gereksiz mama takviyesi süt üretimini azaltabilir" dedi. Kokulu ürünlere dikkat Parfüm veya kokulu ürün kullanmanın emzirme sürecini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerine şöyle devam etti: "Bebek annesinin doğal kokusuna alışır. Parfüm gibi kokular memeyi reddetmesine neden olabilir. Öte yandan acı, genellikle yanlış emzirme pozisyonundan kaynaklanır. Meme ucunun değil, kahverengi alanın tamamının bebeğin ağzında olması gerekir. Emzirme döneminde yoğun sporlar sütteki laktik asidi artırabilir ve bebek memeyi reddedebilir. Ayrıca dengeli beslenme ve bol sıvı tüketimi süt üretimi için daha etkilidir. Aşırı yemek özellikle tatlı tüketimi önerilmez. Çoğu hastalık anne sütüyle geçmez. Emzirmeye devam etmek, bebeğe antikor geçişi sağlayabilir. İlk 6 ay sadece anne sütü yeterlidir. Su bile gereksizdir çünkü anne sütünün yüzde 80’i sudur." Geceleri emzirmek anne sütünü artırabilir Anne sütünü artırmak için yapılması gerekenleri dile getiren Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerini şöyle tamamladı: "Anne sütünü artırmak isteyen anneler için bilimsel araştırmalarla desteklenen pek çok etkili yöntem mevcut. En başta, sık ve düzenli emzirme; özellikle gece emzirmeleri, prolaktin ve oksitosin hormonlarının salgılanmasını sağlayarak süt üretimini destekler. Dengeli bir beslenme düzeni, süt artırıcı etkisi bilinen rezene, anason, yulaf, arpa, kuruyemişler ve bol su tüketimiyle desteklenmelidir. Stres ise süt üretiminin düşmanı olduğundan, annelerin yeterince dinlenmesi, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi yöntemlerle rahatlaması büyük önem taşır. Ayrıca, rezene, ısırgan otu ve çemen otu gibi bitkisel çaylar ölçülü şekilde kullanılabilir. Son olarak, süt üretimini etkileyebilecek hormonal sorunlar ya da tiroid bozuklukları gibi sağlık problemlerinin varlığı durumunda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Her annenin bedeni farklı tepkiler verebilir, bu nedenle süreci bireysel olarak değerlendirmek gerekir." Bağışıklık sistemi için hayati önemi var! Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Özge Yendur, doğumdan sonra gelen ilk süt olan kolostrumun bağışıklık sistemi için hayati önemde olduğunu vurgulayarak, içerdiği antikorlar, vitaminler ve büyüme faktörleri sayesinde enfeksiyonlara karşı koruyucu, sindirimi kolay ve bağırsak gelişimini destekleyici etkileriyle "ilk aşı" olarak tanımlandığını belirtti. Emziremeyen annelerin suçluluk duymaması gerektiğini, mama kullanımının hekime danışılarak hijyenik şekilde hazırlanmasının önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özge Yendur, anne sütü ve mama kombinasyonunun da uygulanabileceğini söyledi. Bazı ilaçlar ve hastalıklar nedeniyle emzirmeye geçici ya da kalıcı ara verilebileceğini hatırlatan Yendur, "Çoğu ilaç emzirme ile uyumludur (LactMed veritabanı güncel rehber olarak kullanılmaktadır). Ancak bazı ilaçlar (örneğin bazı kanser ilaçları, radyasyon tedavisi) ve hastalıklar (HIV, aktif tüberküloz gibi) emzirmeyi geçici ya da kalıcı olarak durdurmayı gerektirebilir.Uyuşturucu kullanımı ya da aktif, tedavisiz enfeksiyonlar durumunda da emzirme geçici olarak kesilebilir" sözlerini kaydetti. Prematüre bebekler nasıl emzirilmeli? Prematüre bebekler için anne sütünün önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Özge Yendur, "Anne sütü prematüre bebek için NEC (nekrotizan enterokolit) riskini azaltarak, gelişimi desteklemesi nedeniyle daha da kritiktir: Prematüre süt; zamanında doğan bebeğin sütüne göre anne metabolizması tarafından enerji, protein ve bağışıklık bileşenleri açısından daha zengin ve bireye uygun olarak üretilmiştir. Eğer direkt emzirme mümkün değilse, sağılan anne sütü ile başlanır, gerekirse prematüre için özel takviye edici ürünler eklenir. Erken dönemde ‘kanguru bakımı’ ve emzirme desteği çok önemlidir" açıklamasını yaptı.