Yerel Haberler
İzmir
17 Mayıs 2026 Pazar - 16:51 EFES 2026 Tatbikatı ’Savunma Sanayi Sergisi’ kapılarını vatandaşlara açtı EFES 2026 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Arazi Tatbikatı kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Sergisi, halk günü etkinliğiyle kapılarını vatandaşlara açtı. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen savunma sanayi teknolojilerinin sergilendiği etkinlikte, vatandaşlar Türkiye’nin askeri ve teknolojik alanda ulaştığı gücü yakından görme fırsatı buldu. Sergi alanını ziyaret eden vatandaşlar, ilk olarak EFES 2026 Tatbikatı’nın son hazırlık ve uygulama aşamalarına dair yürütülen çalışmaları ilgiyle takip etti. Ardından teknoloji stantlarını gezen ziyaretçiler, insansız hava araçlarından roket sistemlerine, robot köpeklerden tanklara, hava savunma sistemlerinden kamikaze dronlara kadar çok sayıda modern askeri teçhizatı ve yerli üretim silah çeşidini yakından inceledi. Türk savunma sanayisinin küresel ölçekteki gelişimini gözler önüne seren sergide, milli imkanlarla üretilen her sınıftan teknolojik ürün yoğun ilgi gördü. Alanda sergilenen ürünler hakkında yetkililerden teknik kabiliyetler dalında detaylı bilgiler alan vatandaşlar, yerli savunma sanayisinin ne kadar ileri bir seviyeye geldiğini yerinde gözlemleme imkanı yakaladı. Vatandaşlardan yoğun ilgi Duygularının son derece yüksek ve gurur verici olduğunu belirten Emine Demirel, "Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Savunma sanayimiz o kadar üst seviyelere çıktı ki artık dünya karşımızda titriyor. ’Artık bir Türkiye var, onların sanayisi güçlü’ diyorlar. Bizlerden korkuyorlar. Biz bunlarla; KAAN’larla, tanklarımızla, uçaklarımızla ve insansız hava araçlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Gurbetçilerin gururu Almanya’dan geldiğini ve yurt dışından gelen biri olarak Savunma Sanayii Sergisi’nde gördüklerinin kendileri için çok daha farklı ve gurur verici olduğunu belirten Mehtap Tanrısever, "Türk vatandaşı olmak bizim için başlı başına ayrı bir özellik ve gurur kaynağı. Yurt dışında bildiğiniz üzere biraz zorluk çekiyoruz, çünkü orada hala ırkçılık var. Buraya geldiğimizde ve bu eserleri gördüğümüz zaman bir Türk olarak gerçekten daha da gururlanıyoruz. Alana henüz yeni geldik ama gözümüzü alamıyoruz. O kadar kaliteli ve büyük eserler var ki hayranlıktan adeta ağzım açık kaldı. Büyük bir heyecan doluyuz" şeklinde konuştu. Yerli silahlar ilgi gördü Tankların ve silahların oldukça etkileyici olduğunu, ülkenin yerli mühimmatlarını yakından görmenin kendisine büyük heyecan verdiğini belirten Samet Kuran, "Silahları gördük, çok güzellerdi. Ülkenin o güzel mühimmatlarını ve araçlarını görmek, onlara dokunabilmek ve ayrıntılarını öğrenmek insanı ister istemez heyecanlandırıyor. Hedefim Hava Harp Okulu’na girip pilot olmak. Burada anlatılacak ve övülecek çok fazla şey var. Hepsini teker teker gezmek, farklı teknolojileri tanımak ve askerlerin yaşadığı duyguların bir neticesini hissetmek çok güzel bir duygu. Bence herkes buraya gelmeli ve bu atmosferi görmeli" ifadelerini kullandı. Ülke teknolojisinin ne kadar iyi olduğunu gördüğünü söyleyen Ata Görmenoğlu ise, "Sarsılmaz gibi ünlü markalarımızı deneyimleme şansım oldu. Ne kadar gelişmiş olduğumuzu görme fırsatı bulduk. Özellikle tanklarımız, askeri teknolojide ne kadar üstün olduğumuzu gösteriyor. Buraya geldiğinizde gururlanmamak mümkün değil. Hem silah teknolojisi hem de araçlar olarak çok gelişmişiz ve bunu buraya gelince rahatlıkla görebiliyoruz. Burayla ilgili söyleyecek çok şey var, anlatarak bitiremeyiz. İmkanı olan herkesin gelip deneyimlemesi lazım. Beni zırhlı araçlar ve tabanca gibi silah teknolojileri daha çok heyecanlandırdı. Onların daha gelişmiş olduğunu düşünüyorum. Tanklarımız da oldukça gelişmiş ve birçok sistematiği var ama zırhlı araçların ve silahların hissi çok ayrı" diye konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Aliağa’da ’Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’ açıldı Aliağa’da faaliyetlerine başlayan Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin açılış ve tanışma konferansı, Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Sonay Vural ve yönetim kurulu üyeleri, özel eğitim öğretmenleri ile aileler katıldı. Programda otizmli bireylerin eğitim, spor ve sosyal yaşamda daha görünür olması gerektiği vurgulanırken, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Başkan Acar: "O çocuklar benim de çocuklarım" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın özel eğitim alanında önemli imkanlara sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa olarak çok nitelikli rehabilitasyon merkezlerine ve alanında başarılı eğitimcilere sahibiz. Belediyemizin Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de eğitimci arkadaşlarımız çocuklarımızın gelişimine çok önemli katkılar sunuyor. Ne mutlu ki bugün Kaanlarımız, Erenlerimiz, Doruklarımız, Tolgalarımız ve Keremlerimiz var; inanıyorum ki başarı hikâyelerimiz her geçen gün daha da artacak. Siz değerli ailelerimiz çocuklarınız için her şeyinizi ortaya koyuyorsunuz ama şunu bilmenizi isterim ki o çocuklar benim de çocuklarım. Biz büyük bir aileyiz ve her zaman birlikteyiz. Çocuklarımız için en iyisini yapacak, onları en güzel yerlere hep birlikte taşıyacağız. Bugün artık yeni bir paydaşımız daha var. Derneğimiz, belediyemiz, ailelerimiz ve eğitimcilerimizle çocuklarımız için omuz omuza çalışacağız. Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin Aliağa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum." Sonay Vural: "Çocuklarımız her yerde dimdik ayakta duracak" Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Kaan Vural’ın annesi Sonay Vural, yaşadıkları zorlu süreci anlatarak şunları söyledi: "Çok emek verdik, çok mücadele ettik. Pek çok yere gittik, birçok kapı yüzümüze kapandı ama o kapıları açan güzel yürekli insanlar da vardı. Çocuklarımız istenseler de istenmeseler de hayatın içinde olacak ve her yerde dimdik duracaklar. Hocalarımız bize her zaman destek oldu, Başkanımız Serkan Acar ise önümüze çıkan pek çok engeli aşmamızda yanımızda durdu. Çocuklarımız çok güzel gelişimler gösterdi. Kaan, milli sporcu olma yolunda ilerliyor. Bu yıl Aliağa Belediyemizin desteğiyle yüzmede Ege Birinciliği elde ettik. Çocuklarımızı hayatın içine katalım, sosyal yaşamın her alanında var olmalarını sağlayalım." Mazlum Yılmaz: "Küçük bir adım büyük başarılara dönüştü" Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Öğretmeni Mazlum Yılmaz, öğrencisi Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Eren Yüzbaşıoğlu’nun spor alanındaki başarılarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bizim umut ışığı olarak gördüğümüz bu çalışmaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Eren ile birlikte Konya’daki Masa Tenisi Müsabakaları’ndan geldik. Eren, okul sporlarında Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Kursumuzda temel eğitim süreciyle başladık. Daha sonra çocuklarımızı nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi düşündük ve masa tenisine yöneldik. O gün atılan küçük bir adım bugün Aliağa Belediyemizin takımında önemli başarılara dönüştü. Destek veren herkese teşekkür ediyorum." "Çocuklarımızın hayata karışmaya ihtiyacı var" Özel Eğitim Öğretmenleri ve Artı Çocuk Gelişim Merkezi Kurucuları Şeyma Çelikkaya ve Abdurrahman Altunkaynak ise konuşmalarında toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak şunları söylediler: "Bu derneğin en önemli amacı hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmemesidir. Biz, hiçbir çocuğun yalnızca farklı gelişim gösterdiği için eğitim hakkından mahrum kalmasını, ailelerin çaresizlik içinde kaybolmasını istemedik. Çocuklarımızın yalnızca terapi odalarıyla sınırlı bir yaşam sürmesini değil, hayatın içinde aktif bireyler olarak yer almasını istiyoruz. Çünkü bizim çocuklarımızın yalnızca eğitim almaya değil, topluma karışmaya ve sosyal yaşamın içinde var olmaya ihtiyacı var. Bugün burada bulunan kıymetli yöneticilerimizin desteği bizim için son derece değerli. Çünkü bu mücadele yalnızca ailelerin omzuna bırakılabilecek bir mücadele değil; eğitimin, yerel yönetimlerin, uzmanların, öğretmenlerin ve toplumun hep birlikte sahip çıkması gereken ortak bir sorumluluktur."
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:59 İzmir’de genç beyinlerin uzay yarışı: ’Ay ve Mars Köyü Projesi’ final yaptı İzmir’de Radikal Okulları tarafından hayata geçirilen ve öğrencilerin uzayda yaşam alanları tasarladığı ’Ay ve Mars Köyü Projesi’, Radikal Konak Okulları’nda düzenlenen görkemli finalle sona erdi. Radikal Okulları bünyesinde yürütülen ve İzmir genelindeki 15 farklı okuldan öğrencileri bir araya getiren ’Ay ve Mars Köyü Projesi’nin final heyecanı, Radikal Konak Okulları ev sahipliğinde yaşandı. Okul yönetimi, öğretmenler, veliler, yarışmacı öğrenciler ve üniversiteli mentörlerin katılımıyla gerçekleştirilen final etkinliğinde, 7 ayrı grup podyuma çıktı. Geleceğin bilim insanı adayı olan öğrencilerin, geri dönüşüm materyallerini kullanarak uzayda bir yaşam fikriyle geliştirdikleri projeler katılımcılardan büyük ilgi gördü. Jüri değerlendirmesinin ardından ilk üç sırayı paylaşan öğrencilere para ödülü ve burs hediyesi takdim edildi. "Geleceğin bilim insanlarını yetiştiriyoruz" Yaklaşık 8 aydır sürdürülebilir bir vizyonla hareket ettiklerini ve projenin final aşamasına gelmesinden gurur duyduklarını belirten Radikal Okulları ARGE Koordinatörü Şule Baş, "Ekim ayında aslında bir hayalimizi gerçekleştirmeye başladık. İzmir’in farklı ortaokul ve liselerindeki öğrencilerden bilim toplulukları oluşturmak gibi bir hayalimiz vardı. Bu çocuklara her ay yeni bilim seminerleri, bilim atölyeleri düzenleyerek süreç boyunca birer bilim insanı olarak yetişmelerini amaçladık. Yaklaşık 8 aydır bu vizyonu devam ettirmeyi başardık. Çocukları astronomi alanında ve dünyanın, geleceğin şekillendirilmesi konularında bilinçlendirmeye özen gösterdik" dedi. "Geri dönüşüm materyalleriyle gelecek inşa ettiler" Yarışma gününün büyük bir heyecana sahne olduğunu kaydeden Baş, "Şimdi de bu sürecin meyvelerini topladığımız bir yarışma düzenliyoruz. 15 farklı okuldan öğrencimiz burada yarışıyor. Herkes kendi Ay ve Mars yaşam üssünü tasarlıyor. ’Orada bir gelecek yaşam alanı tasarlasaydık nasıl bir şey yapardık?’ diye yarışmaya başladılar. Biz öğrencilerimize geri dönüşüm materyalleri verdik ve bu materyallerden yola çıkarak kendi yaşam üslerini tasarladılar. Sabah 10.00’da başladık ve 15.00’e kadar alanda canlı bir şekilde projelerini gerçekleştirdiler" ifadelerini kullandı. Üniversiteli mentörler ve uzman jüri eşlik etti Projelerin çok yönlü bir süzgeçten geçirildiğini aktaran Şule Baş, "Sürdürülebilirliğe, tasarımın güzelliğine, mühendisliğe ve bilim ayağına bakıyoruz. Böyle beş-alt kategoride değerlendirdiğimiz; Prof. Dr. Serdar Evren ve Mimar Rafet hocamızın bizlerle olduğu kıymetli bir jürimiz var. Ayrıca her grubumuzda bir tane mentör öğrenci desteği sağladık. Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü öğrencilerimiz de yarışma boyunca kardeşlerinin başında durarak onlara mentörlük yaptı" şeklinde konuştu. Sıra dünya sahnesinde: Hedef NASA Projelerin yerel bir yarışmayla sınırlı kalmayacağını, başarılı fikirleri uluslararası boyuta taşıyacaklarını müjdeleyen Baş, "Bu yarışmanın sonrasında dereceye giren ya da dereceye girmese de fikri çok başarılı olan öğrencilerimizi NASA’nın kendi projelerinin yapıldığı, öğrencilerden başvuruların toplandığı diğer ayaklara da taşımayı düşünüyoruz. Astronom Duygu ve Murat hocalarımızın desteğiyle birlikte öğrencilerimizi, kısmetse NASA’nın bir araya getirdiği projelere göndereceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Egeli bilim ekibi tarafından yenilikçi ve inovatif bir buluş daha
05 Ağustos 2025 Salı - 11:07 Egeli bilim ekibi tarafından yenilikçi ve inovatif bir buluş daha Ege Üniversitesi(EÜ) bilim ekibi tarafından geliştirilen "Termal Anne Sütü Transfer Çantası" buluşu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından "Faydalı Model Tescili" aldı. Egeli bilim ekibi tarafında, yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde bebekleri yatarak tedavi gören annelerin sağılmış sütlerinin uygun ısı aralıkları ve şartlarında kliniklere ulaştırılması amacıyla termal anne sütü transfer çantası geliştirildi. Yenilikçi ürün, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Orkan Ergün, Endüstri Mühendisi Ergun Bakırcı ve Zehra Sözkesen tarafından yürütülen proje kapsamında hazırlandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, yenilikçi ve inovatif buluşu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescillenen Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen’i makamında ağırlayarak tebrik etti. "Termal Anne Sütü Transfer Çantası" Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen, "Her yıl yaklaşık 15 milyon bebek gebeliğin 37. haftası dolmadan yani prematüre olarak dünyaya gelmektedir. Bu bebeklerin büyük çoğunluğunun beslenme ve solunum ihtiyaçlarını yardımsız sürdürene kadar yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (YYBÜ) özel bakım ihtiyacı bulunmaktadır. Beslenme, yenidoğan bebeğin normal büyüme ve gelişmeye ulaşabilmesi, yaşamını sürdürebilmesi ve sağlığının korunması için çok önemlidir. Bu bebeklerde beslenmeye, doğumdan sonra en kısa zamanda, tercihen annenin kolostrumu ile başlanmalıdır. Taze anne sütü, besin öğeleri ve bağışıklık antikorları bakımından zengindir fakat özellikle YYBÜ’ de izlenen bebekler için doğrudan emzirmenin her zaman mümkün olmadığı durumlarda anne sütü genellikle sonradan kullanılmak üzere annelerden istenmektedir. Bu kapsamda bu önemli konu kapsamlı bir şekilde araştırılmak için ‘Termal Anne Sütü Transfer Çantası’ isimli proje üzerinde çalışılmaya başlanmıştır" diye konuştu. "Dünyada bu şekilde bir ürün mevcut değildir" Doç. Dr. Nurdan Akçay Didişen "Bu buluş sağlık alanında, yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde bebekleri yatarak tedavi gören annelerin sağılmış sütlerinin uygun ısı aralıkları ve şartlarında kliniklere ulaştırılması amacıyla termal anne sütü transfer çantası ile ilgilidir. Sağılmış olan anne sütlerinin kliniğe teslim edilmesine kadar geçen süre, içerisindeki ısı-sıcaklık düzeneği aracılığı ile teslim alan sağlık ekibi üyesi tarafından bilgisayar sisteminde program dahilinde her bir hasta için ayrı ayrı kaydedilecek ve değerlendirilecektir. Sağlık teknolojisi kapsamında ülkemizde ve dünyada şu anda bu şekilde bir ürün mevcut değildir ve uygulamaya aktarılması sonrasında katkısı ve önemi farklı parametreler üzerinden bakıldığında çok büyüktür. Bu kapsamda akademik girişim olarak ilk adımlar Ege Üniversitesinde düzenlenen Düşünle Gel İnovatif Proje Pazarına katılım sağlamakla gerçekleşmiş olup bu etkinlikte mevcut buluş ‘Proje Birinciliği’ almıştır. Mevcut girişimin yapıldığı aynı tarihlerde yine 2019 yılında Türk Patent ve Marka Kurumuna yapılan başvuru sonrasında ise Mart 2025 tarihinde ise buluş Faydalı Model belgesi tescil almaya hak kazanmıştır" dedi.
İzmir Ekonomi Üniversitesi mezunları başarılarıyla dünyayı fethettiler
05 Ağustos 2025 Salı - 10:25 İzmir Ekonomi Üniversitesi mezunları başarılarıyla dünyayı fethettiler İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) aldıkları lisansüstü eğitim sayesinde dünyaya açılan İrem Cabbaroğlu, Melike Demirbağ Kaplan, İsmail Karabaş ve Uğur Turan, başarılarıyla kıtaları aşarak Türkiye’nin gururları oldu. İzmir’den Almanya’ya, New York’a ve dünyanın birçok farklı noktasına ulaşan, ilham veren hayat öykülerine imza atan İEÜ mezunları, örnek gösterilen profesyoneller haline geldi. Mimar İrem Cabbaroğlu, Amerika’nın en büyük ofislerinde yaklaşık 10 yıldır mesleğini başarıyla sürdürürken, işletme alanında üst düzey bilgiye sahip olan Prof. Dr. Melike Demirbağ Kaplan ise Alman Uluslararası Ünversitesi’nde rektör yardımcısı oldu. Enerji dönüşümü, iklim politikaları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine odaklanan Uğur Turan, ‘CICA’ adlı uluslararası örgütte çevre uzmanı görevine getirildi. Lojistik yönetimi alanında uzmanlaşan Doç. Dr. İsmail Karabaş da şimdiye kadar 20’nin üzerinde akademik makale yayımlayarak ABD, Meksika, Hollanda ve Çin gibi birçok ülkede dersler verdi. Türkiye’yi en iyi şekilde temsil eden 4 isim, hedeflenen kariyere ulaşmak için lisansüstü eğitimin ve doğru üniversite seçiminin önemine dikkat çeken mesajlar verdi. "Küresel ölçekte geliştim" İEÜ Mimarlık Tezli Yüksek Lisans Programı’nı başarıyla tamamlayan İrem Cabbaroğlu, "Farklı akademik geçmişlere sahip hocalardan aldığım dersler, mimarlığı yalnızca bir tasarım pratiği olarak değil; aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ekonomik dinamiklerle sürekli etkileşim içinde olan çok katmanlı bir disiplin olarak görmemi sağladı. Bu güçlü akademik temel, yurt dışında ikinci bir yüksek lisans yapmamı sağladı ve mimarlık anlayışımı küresel ölçekte daha da zenginleştirdi. Son 10 yıldır, New York’ta önde gelen mimarlık ofislerinde çalışıyor, eğitim sürecimde kazandığım çok yönlü bakış açısını tasarladığım mekanlara yansıtıyorum. Mimarlığın sadece fiziksel değil aynı zamanda düşünsel bir üretim alanı olduğuna inanan bir profesyonel olarak kariyerime devam ediyorum" dedi. "Global bakış açısı" İEÜ İşletme Yüksek Lisans ve Doktora Programı’nda aldığı eğitiminin, akademiye geçiş sürecinde kritik bir rol oynadığını dile getiren Prof. Dr. Melike Demirbağ Kaplan, "Daha önce Kanada York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak edindiğim yurt dışı deneyimini bir adım öteye taşımak amacıyla 2018 yılında Almanya’ya taşındım ve Berlin’de İşletme profesörü olarak çalışmaya başladım. Şu anda da German International University’de öğretim üyesi ve rektör yardımcılığı görevlerini yürütmekteyim. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde aldığım eğitim, yalnızca akademik değil, yönetsel anlamda da beni geleceğe hazırlayan, global bakış açısı ve vizyon kazanmamı sağlayan çok değerli bir deneyim oldu" diye konuştu. "En önemli yapı taşlarından biri" İEÜ Lojistik Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Programı’nda eğitim aldığı süreçte edindiği bilgi birikimi, vizyon ve kazandığı donanım sayesinde akademik hayata güçlü bir adım attığını ifade eden Doç. Dr. İsmail Karabaş, "2013 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Washington State Üniversitesi’nde pazarlama alanında doktora eğitimime başladım ve 2018 yılında tamamladım. Aynı yıl, Kentucky eyaletindeki Murray State Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladım. 2024 yılında doçent unvanını aldım. Bugüne kadar 20’nin üzerinde akademik makale yayımladım. Her yıl ABD’nin yanı sıra Meksika, Hollanda, Çin ve hatta Türkiye’de de farklı programlarda ders veriyorum. Kariyerimde geldiğim bu noktanın en önemli yapı taşlarından biri de İzmir Ekonomi Üniversitesi’dir. Yüksek lisans sırasında aldığım kaliteli eğitim ve edindiğim güçlü vizyon, bugünlere gelmemde çok etkili oldu" ifadelerini kullandı. "Yeşil dönüşüm için diplomatik çalışmalar" Mezun olduğu İEÜ Sürdürülebilir Enerji Yüksek Lisans Programı’nın, kendisine uluslararası bir bakış açısı, enerji ve çevre politikaları hakkında ise derin bir anlayış kazandırdığını ifade eden Uğur Turan ise, "Bu sürecin devamında doktoramı tamamladım ve akademik uzmanlığımı güçlendirdim. Çalışmalarımda Avrupa, Türkiye ve Slav coğrafyasının enerji dönüşümü, iklim politikaları ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine odaklandım. Şu anda, Kazakistan’da bulunan ve 28 üye ülkesi olan The Conference on Interaction and Confidence Building Measures in Asia (CICA) uluslararası örgütünün sekreteryasında çevre uzmanı olarak çalışıyorum. Burada sürdürülebilir kalkınma, çevresel iş birliği, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm alanlarında çok taraflı diplomatik ve teknik çalışmalar yürütüyorum. Akademik bilgimi, Asya coğrafyasında pratiğe aktarıyorum" dedi.
İzmirli sporcu bir Türk kadınının başarı hikayesi
05 Ağustos 2025 Salı - 10:23 İzmirli sporcu bir Türk kadınının başarı hikayesi İzmirli sporcu Bengisu Avcı, 7 yılda dünyanın en zorlu 7 okyanus kanalını başarıyla geçerek hipotermi, denizanası temasları, dev dalgalar, soğuk su ve güçlü akıntılara karşı mücadeleyi kazandı ve Ocean’s 7’yi bitiren ilk Türk ünvanını aldı. Milli ultramaraton yüzücüsü Bengisu Avcı, Japonya-Tsugaru etabını yaklaşık 15 saatte tamamlayıp Ocean’s 7 etaplarını bitiren ilk Türk olma gururunu yaşarken, Bengisu’nun bu zorlu yolculuğu ise tam 7 yıl sürdü. 3 Ağustos 2018 tarihinde Manş Denizi’ni 11 saat 29 dakikada geçen Bengisu Avcı, böylelikle ilk Ocean’s 7 parkurunu tamamlarken ‘Manş Denizi’ni en hızlı yüzen Türk kadını’ oldu. Rekortmen yüzücü, Manş’ın ardından hedefini; Los Angeles ile Catalina arasındaki Catalina Boğazı olarak belirledi. Ancak 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 nedeniyle geçişler iptal oldu. Catalina için ancak 5 Eylül 2022’ye yer bulabilen Bengisu Avcı, zorlu etabı 11 saat 59 dakikada tamamladı ve burayı geçen ilk Türk kadını ünvanını aldı. Hazırlık bile yapamadan okyanus geçti İzmirli sporcu, 2018 yılında başvurduğu Cebelitarık Kanalı için hiç bir olumlu geri dönüş alamıyordu. 2023 yılında İtalya’da olduğu sırada RedTop Swim ekininin antrenörü, grup geçişi için hızlı bir yüzücüye ihtiyacı olduğunu söyleyince Bengisu Avcı, hiç hazırlık bile yapmadan dört kişilik grup solo geçiş ekibine katıldı. Zorlu etabı 24 Nisan 2023 tarihinde 3 saat 24 dakika gibi rekor bir dereceyle geride bırakan milli yüzücü böylelikle bu kanalı en hızlı geçen Türk olurken, Ocean’s 7’de üç etaba ulaştı. Son iki saati eşiyle beraber yüzdü Bengisu Avcı için artık geri sayım da başladı ancak etapların da zorluk derecesi yükseldi. Yeni Zelenda Adaları arasındaki Cook Boğazı için 13 Şubat 2024’te okyanusun kıyısına geldi Bengisu. En ağır okyanus şartları ve soğuk suyla saatler boyunca yüzdü. Son iki saat kala hipotermi tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Bu esnada İtalyan yüzücü eşi Egor Tropeano da suya girip son saatleri Bengisu ile birlikte yüzdü. Parkuru 10 saat 40 dakikada bitiren Bengisu Avcı, böylelikle bu kanalı geçen ilk Türk olmayı da başardı. Molokai’de dev denizanası teması Bengisu Avcı için artık geriye Molokai, Kuzey Denizi ve Tsugaru kalmıştı. Hawaii’deki Molokai Kanalı’na Mayıs 2024 tarihinde başladı. 45 kilometrelik parkurun son bölümünde üç kez arka arkaya Manowar ve Box cinsi dev denizanası teması yaşayan İzmirli sporcu, tekneye çıkıp etabı bırakmak zorunda kaldı. Bengisu Avcı’nın yaşadıkları NYAD adı verilen filmde yaşananlara benzetildi ve ‘Bizin Nyad’ olarak yazıldı. Kuzey Kanalı’nda hipotermi Eylül 2024’te Bengisu Avcı’yı bu kez buz gibi suları, güçlü akıntı ve sert rüzgarlarıyla ünlü Kuzey Kanalı bekliyordu. 10 saat boyunca dünyanı en zorlu okyanus parkurunda kulaç atan Bengisu, su sıcaklığının 12 dereler civarına düşmesi, fırtınanın çıkması ve gökten adete buz yağması nedeniyle bitime iki saat kala hipotermi geçirerek tekneye döndü. Ama yaşanan bu iki olumsuz deneyim milli sporcuyu daha da çok motive etti. Molokai’den aynı dönemde yer bekleyen Bengisu Avcı, kasırgalar arasında bir pencere buldu ve tek başına Hawaii’ye giderek okyanusa atladı. Müthiş bir performans sergileyen sporcu, 19 Ekim 2024 tarihinde 12 saat 10 dakika ile hem bu kanalı geçen ilk Türk hem de en hızlı Avrupalı kadın olurken, dünya rekorunu ise sadece 3 dakika ile kaçırdı. 40 gün kamp yaptı, 12 kg aldı Şimdi artık Bengisu Avcı’nın önü açılmış ancak hesaplaşması gereken Kuzey Kanalı kalmıştı. Burası için ülkemizin en güçlü akıntılarının olduğu Çanakkale’de aylarca antrenman yaptı, 12 kilo aldı, vücudunun soğuğa dayanımını artırmak amacıyla İngiltere-Dover’de yaklaşık 40 günlük soğuk su kampına gitti. 19 Temmuz 2025 tarihinde ise beklenen gün gelip çattı. Kuzey İrlanda’dan suya giren Bengisu Avcı, kilometreleri bire birer aşıp 10 saat 40 saniyede İskoçya’ya ulaşırken ‘En hızlı Türk’ ünvanını da kazandı. Tsugaru’da 57.5 km boyunca amansız mücadele Ocean’s 7 için 2018 yılından bu yana büyük bir mücadele veren Bengisu Avcı, Tsugaru için Japonya’ya gitti. Tokyo’ya indiği gün Rusya’da yaşanan büyük deprem nedeniyle tüm ülkede tsunami alarmı verildi ve yüzme yasağı getirildi. Üç gün bu tehlikenin geçmesini bekleyen İzmirli sporcu, Manş Denizi’ne girdiği 3 Ağustos 2018’den tam 7 yıl sonra 3 Ağustos 2025 tarihinde Kodomari’den suya girdi. Tsugaru’da iklim değişikliği nedeniyle akıntı hızları zaman zaman ve yer yer 12 kilometrelere kadar çıkarken buna bir de üst üste yaşanan depremlerin okyanustaki olumsuz etkileri de eklendi. Daha önce sadece 19 kilometre olarak yüzülen parkur ise 30-35 kilometrelere çıktı. Tüm ağır şartlara rağmen yılmadan kulaç atan Bengisu Avcı, yaklaşık 10 saat sonunda kanalın orta noktasına ulaştı. Bir anda 14 kilometre sürüklendi Geçiş öncesi planlarda 12 saatlik bir performansla karşıya varacağını hesaplayan Bengisu, ağır okyanusta dalgalar, akıntı ve rüzgarla mücadele etmek zorunda kalmış ve yavaşlamıştı. Devam eden İzmirli sporcu, metreleri birer birer aşarak kıyıya doğru yanaştı ancak bitime 3 kilometre kala öyle güçlü bir akıntıya kapıldı ki bir anda 14 kilometre açığa sürüklendi. Bu esnada geride kalan iki erkek yüzücü, hızları yetmediği için kaptanlar tarafında teknelerine alındı. Ama Bengisu kalan bölümü yüzebileceğini söyleyerek devam etti ve Bengisu Avcı, kalan 90 dakikada inanılmaz bir tempoyla kulaç atarak Hokkaido’da Türk bayrağını açtı. Ama bu performans yaklaşık 15 saat sürmüş, bu sürede ise 57.5 kilometre mesafe aşılmıştı. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen cesaretle yoluna devam eden Bengisu Avcı, 7 yıllık mücadele sonunda Ocean’s 7’yi bitiren ilk Türk olarak tarihteki yerini aldı ve dünyada bunu başarabilen 38 sporcudan biri oldu. Bengisu’nun bu maratonu toplamda 74 saat 36 dakika sürerken Ocean’ s 7 gurur tablosunda bu durum ayrıca belirtildi.
Yaşar Üniversitesi Kadın Voleybol Takımı Avrupa ikincisi oldu
05 Ağustos 2025 Salı - 09:35 Yaşar Üniversitesi Kadın Voleybol Takımı Avrupa ikincisi oldu Yaşar Üniversitesi Kadın Voleybol Takımı, 27 Temmuz-3 Ağustos tarihlerinde Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen 17. Avrupa Üniversiteler Voleybol Şampiyonası’nda ikinci olarak büyük bir başarı elde etti. Türkiye’den tek kadın takımı olarak 17. Avrupa Üniversiteler Voleybol Şampiyonası’na katılan Yaşar Üniversitesi Kadın Voleybol Takımı, 15 farklı ülkeden 27 üniversitenin yer aldığı uluslararası bir platformda yer aldı. İlk kez uluslararası arenada boy gösteren Yaşar’ın Kızları, 16 takım arasından finale yükselmeyi başardı. Portekiz, Almanya, Hırvatistan, İtalya, Romanya’dan üniversitelerle karşılaşmalarındaki galibiyetleriyle finale yükselen takım, finalde Macaristan Spor Bilimleri Üniversitesi ile yarıştı. Yaşar’ın Kızları, Macaristan ile mücadele dolu bir maç sonucunda 3-2’lik skorla şampiyonanın ikincisi oldu. Takım, bu başarıyla hem Türkiye’yi hem de Yaşar Üniversitesi’ni gururlandırdı. Sportif Koordinatörlüğü’nü Efsun Pınar’ın, antrenörlüğünü Alper Kemal Kaygusuz’un ve Yardımcı antrenörlüğünü Ramazan Öztürk’ün üstlendiği Yaşar Üniversitesi Kadın Voleybol Takımı; Ece Türkben, Derin Demirel, Selen Naz Kıran, Selin Filiz, Esra Çevik, Ilgaz Soğukdağ, Begüm Can, İnci Naz Apaydın, Simay Cinbaz, Defne Kandemir, Buse Gül, Melisa Ayas, Fadime Berra Aslan, Selin Azra Çimen’den oluşuyor.
EGİAD’dan yeşil dönüşüme stratejik katkı: İZKA iş birliğiyle bilgilendirme toplantısı düzenlendi
04 Ağustos 2025 Pazartesi - 19:01 EGİAD’dan yeşil dönüşüme stratejik katkı: İZKA iş birliğiyle bilgilendirme toplantısı düzenlendi Ege Genç İş İnsanları Derneği ve İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) iş birliğinde "Yeşil Dönüşüme Yönelik İzmir Kalkınma Ajansı Faaliyetleri ve Destekleri" başlıklı bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), İzmir’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamak amacıyla İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ile önemli bir iş birliğine daha imza attı. 4 Ağustos Pazartesi günü çevrim içi ortamda gerçekleştirilen "Yeşil Dönüşüme Yönelik İzmir Kalkınma Ajansı Faaliyetleri ve Destekleri" başlıklı bilgilendirme toplantısında, İZKA’nın "Üretimde Yeşil Dönüşüm" Mali Destek Programı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı" detaylı biçimde ele alındı. Toplantıya İzmir Kalkınma Ajansı Yenilik ve Girişimcilik Politikaları Birim Başkanı Dr. M. Sencer Özen ile Yeşil Büyüme Politikaları Birim Başkanı Emine Bilgen Eymirli katıldı. EGİAD üyelerinin yoğun ilgi gösterdiği toplantıda programların kapsamı, başvuru süreçleri, destek miktarları ve İzmir’e özgü teşvik mekanizmaları hakkında ayrıntılı bilgi verildi. "İzmir’in sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda aktif birer paydaş olmak üzere bir araya geldik" EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı toplantının açılışında yaptığı konuşmada, İzmir Kalkınma Ajansı’nın sadece mali destek sağlayan bir yapı olmadığını, aynı zamanda kentin kalkınma vizyonunu şekillendiren stratejik bir kurum olduğunu vurgulayarak, "Genç iş insanları olarak bugün burada sadece bir bilgi paylaşımı için değil; aynı zamanda İzmir’in sürdürülebilir kalkınma yolculuğunda aktif birer paydaş olmak üzere bir araya geldik. EGİAD olarak bu süreçte üyelerimizi yalnızca desteklerle değil, vizyonla da buluşturmayı hedefliyoruz" dedi. "Özel bir araştırma projesi çok yakında kamuoyuyla paylaşılacak" Özhelvacı, EGİAD’ın geçmişten bu yana İZKA ile güçlü iş birlikleri geliştirdiğini belirterek, bu sinerjinin yeni projelerle daha da güçleneceğini vurguladı. EGİAD ve İZKA iş birliğiyle İzmir iş dünyasının 150 yılı aşkın tarihine ışık tutacak özel bir araştırma projesinin çok yakında kamuoyuyla paylaşılacağı müjdesini veren Özhelvacı, "EGİAD olarak yalnızca ekonomik fayda üreten değil, aynı zamanda topluma ilham veren liderler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Yeşil dönüşüm sürecinde atılacak her stratejik adım, sadece şirketlerimize değil, İzmir’in sürdürülebilir geleceğine de katkı sağlayacaktır. Bu desteklerden yararlanan üyelerimizden ‘EGİAD sayesinde’ ifadesini duymak, bizim için en büyük mutluluk olacaktır" diye konuştu. "Kadınlar ve gençlere ait işletmelere ilave puan sağlayacak" Toplantıda İZKA tarafından geçtiğimiz ay ilan edilen ve toplam bütçesi 60 milyon TL olan "Üretimde Yeşil Dönüşüm" Mali Destek Programı’nın kadınlar ve gençlere ait işletmelere ilave puan sağlayacak yapısıyla dikkat çektiği belirtildi. Programın 29 Ağustos’ta sona erecek başvuru süreci öncesinde gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısının zamanlaması, katılımcılar tarafından da isabetli bulundu. Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan ve İzmir’e özgü yatırım önceliklerini içeren "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı"nın da detayları paylaşıldı. Programın yerel sanayinin dönüşümüne katkı sağlayacak büyük ölçekli yatırımlara yol gösterici olması bekleniyor. Toplantı katılımcıların sorularıyla interaktif bir biçimde tamamlanırken, EGİAD’ın sürdürülebilir kalkınma vizyonunu sahaya taşıma kararlılığı bir kez daha vurgulandı.