Yerel Haberler
Kastamonu
28 Şubat 2026 Cumartesi - 14:37 Kastamonu Üniversitesi’nde "çevre tırı" öğrencilerle buluştu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hayata geçirdiği "Yeşil Kampüs Festivali" kapsamında "çevre tırı", Kastamonu Üniversitesi öğrencileriyle buluştu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Çevre Ajansı tarafından gençlerin çevre konularında bilinç düzeyini artırmak amacıyla düzenlenen "Yeşil Kampüs Festivali" kapsamında hayata geçirilen "çevre tırı", Kastamonu Üniversitesi öğrencileriyle buluştu. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi otopark alanında gerçekleştirilen etkinlik, gün boyunca öğrenciler tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Sıfır atık, geri dönüşüm, depozito yönetim sistemi, deniz ekosisteminin korunması ve sürdürülebilir gelecek gibi başlıklarda hazırlanan içerikler, hem bilgilendirici hem de uygulamalı etkinliklerle öğrencilere aktarıldı. Alanında uzman ekipler tarafından yapılan anlatımların yanı sıra interaktif uygulamalar sayesinde öğrenciler çevreye duyarlı yaşam pratikleri hakkında doğrudan deneyim kazanma imkanı buldu. Etkinlik alanında kurulan stantlar arasında geri dönüşüm cam atölyesi özellikle dikkat çekti. Atık camların ustası tarafından hediyelik eşyalara dönüştürüldüğü atölyede, öğrencilerin talepleri doğrultusunda kişiselleştirilen ürünler ücretsiz olarak dağıtıldı. Bu uygulama, geri dönüşümün yalnızca çevresel değil aynı zamanda estetik ve ekonomik bir değer de üretebileceğini ortaya koydu. Hediye çarkı, sanal gerçeklik deneyimi ve değiş-tokuş standı gibi etkinlik alanlarında öğrenciler hem keyifli vakit geçirdi hem de günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri çevre dostu alışkanlıklar konusunda farkındalık kazandı. Özellikle sanal gerçeklik deneyimiyle deniz ekosistemine ilişkin farkındalık oluşturan içerikler, katılımcılardan ilgi gördü.
TÜBİTAK desteğiyle "yayın etiği ve yapay zeka" bu eğitimde ele alınacak
15 Kasım 2025 Cumartesi - 13:16 TÜBİTAK desteğiyle "yayın etiği ve yapay zeka" bu eğitimde ele alınacak Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erkam Temir’in yürütücülüğünde gerçekleştirilecek TÜBİTAK destekli "Yayın Etiği Çerçevesinde Yapay Zeka Tabanlı Dil Modellerinin Kullanımı" eğitimiyle, akademik dünyada hızla artan yapay zeka kullanımının doğurduğu etik ve hukuki sorunlara karşı kapsamlı bir farkındalık oluşturulması hedefleniyor. Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erkam Temir’in yürütücülüğünü yaptığı proje kapsamında, TÜBİTAK desteğiyle akademik dünyada hızla artan yapay zeka kullanımının doğurduğu etik ve hukuki sorunlara karşı kapsamlı bir farkındalık oluşturulacak. 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Destekleme programı kapsamında desteklenen, "Yayın Etiği Çerçevesinde Yapay Zeka Tabanlı Dil Modellerinin Kullanımı" eğitimi için başlayan başvurular, 31 Aralık tarihine kadar devam decek. 19-20 Ocak 2026 tarihinde çevrimiçi olarak ücretsiz bir şekilde gerçekleştirilecek eğitim için Türkiye genelindeki lisansüstü öğrenciler ve akademisyenler Kastamonu Üniversitesi’nin resmi web sitesi üzerinden başvuru yapabilecek. Eğitim programı, yayın etiğinin temel ilkelerinden intihalin hukuki boyutuna, COPE ve ICMJE gibi uluslararası standartlardan benzerlik yazılımlarının sınırlarına, yapay zeka ile üretilmiş metinlerin tespitinden etik beyan yükümlülüğüne kadar geniş bir içerik sunuyor. Eğitimle ilgili bilgi veren Temir, özellikle lisansüstü tezlerde ve akademik yayınlarda intihal, uydurma kaynak, gizli yapay zeka kullanımı ve yazar sorumluluğu ihlallerinin sıkça gündeme geldiğini belirterek, "Yayın etiği ihlalleri, özellikle intihal, Türkiye’de olduğu gibi dünya genelinde de büyük bir yapısal sorun. Bu ihlaller yalnızca ahlaki zaaflardan değil, ciddi bir bilgi ve farkındalık eksikliğinden besleniyor. Yapay zeka araçları mevcut tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor; düşük benzerlik oranıyla özgün görünen fakat araştırmacının entelektüel katkısını yansıtmayan metinler, etik ihlalleri giderek görünmez kılarak bilimsel güveni zayıflatıyor" dedi. Yapay zekanın sorunu büyütmesinin temel gerekçelerinden birinin özgünlük yanılsaması olduğunu belirten Temir, pek çok öğrencinin ve araştırmacının yapay zeka tarafından üretilmiş metni kendi fikrî katkısı olarak sunma hatasına düştüğünü ifade etti. Temir, bu durumun, bilginin üretim biçimini ve bilimsel güvenilirliği doğrudan tehdit eden yapısal bir probleme dönüştüğünü kaydetti. TÜBİTAK’ın projeye verdiği desteğin önemine de değinen Temir, "Bu destek, yapay zeka çağında akademik etiğin ulusal ölçekte güçlendirilmesi gerektiğinin açık bir göstergesi. Etik farkındalığın artırılması yalnızca bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda bilim politikalarının temel bir parçasıdır" diye konuştu. Temir, eğitimden beklenen çıktıların teknik becerilerle sınırlı olmadığını vurgulayarak programın katılımcılara yayın etiği, akademik dürüstlük, şeffaflık, yazar sorumluluğu, metodolojik uyum, fikrî mülkiyet bilinci ve hukuki sorumluluk konularında güçlü bir donanım kazandıracağını ifade ederek, "Bu proje yalnızca yapay zeka araçlarının akademik kullanımını öğretmek için değil; bilimsel çalışmanın özünü oluşturan etik tutumu, sorumluluk bilincini ve bilimsel dürüstlüğü güçlendirmek için tasarlandı" şeklinde konuştu.
Kastamonu Üniversitesi’nde okul öncesi eğitim ele alındı
14 Kasım 2025 Cuma - 15:58 Kastamonu Üniversitesi’nde okul öncesi eğitim ele alındı Kastamonu Üniversitesi’nde "Erken Çocukluk Eğitiminde Doğa Temelli Yaklaşım ve Orman Okulu Pedagojisi" paneli gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyfettin Kaymakcı, okul öncesi eğitime verilen önemin veya okul öncesi eğitiminde yetiştirilen insan sayısının yakın zamanda artmaya başladığını kaydetti. Kastamonu Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen, "Erken Çocukluk Eğitiminde Doğa Temelli Yaklaşım ve Orman Okulu Pedagojisi" paneli, alanında uzman akademisyenlerin ve uygulayıcıların katılımıyla gerçekleştirildi. Doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemine katkılarının ele alındığı panelin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, "En çok korktuğum ama en çok da merak ettiğim grup hep okul öncesi oldu. Çünkü temeli atmış olduğunuz çocuğun, ‘ağaç yaş iken eğilir’ demiş olduğunuz durumunun esasında gerçekleştiği hep okul öncesiydi. Fakat okul öncesi eğitime verilen önem veya okul öncesi eğitiminde yetiştirdiğimiz insan sayısı, beşeri sermayemiz, yakın zamanda artmaya başladı. Hatta okul öncesi eğitimde hoca olmadığı için okul öncesi öğretmenliği bölümünde derse girdim ben. Ben sosyal bilgiler çalışıyorum; tarih eğitimi çalışıyoruz, biraz hayat bilgisi eğitimi çalışıyoruz ama okul öncesi farklı bir mecra. Bu benim yapabileceğim ya da yapmam gereken bir şey değildi. Ama ders boş; boş geçmesin diye Türkiye’de okul öncesinde derse giren arkadaşları tarayarak bir şeyler öğrenme gayreti içerisindeydik" dedi. 2015 yılında Kastamonu’ya geldiğinden bahseden Rektör Yardımcısı Kaymakcı, "2015’ten bugüne 10 yıl içerisinde kat etmiş olduğumuz mesafeye baktığımızda gerçekten ümitvarız ve geleceğe daha güvenle bakıyoruz. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi özelinde düşündüğümüzde burada kıymetli hocalarımız var. Gençlerimiz burada yetişiyorlar ve yetişmeye devam edecekler. Hem hane sahibi olmanın verdiği bir gurur var hem de ekilen tohumların yeşermesi, meyveye durması ve bu meyvenin her tarafa ihraç edilmesi diyelim. Sosyal alanlarla beraber sizlerle karışık duygular içinde hasbihal ediyoruz arkadaşlar. Okul dışı öğrenme ayrı hususiyeti olan bir taraf; tabi okul öncesindeki iş bambaşka. Ama bizim hayat bilgisinde, sosyal bilgilerde yakın zamanda çıkardığımız ‘okul dışı tarih öğretmeni’ kitabının içerisindeki yapıya baktığımızda da esasında Osmanlı döneminden itibaren sürekli içinde olduğumuz ve günümüzde de giderek nitelikli hale getirdiğimiz bir yapı silsilesinden bahsediyoruz" diye konuştu. Yurt dışında katıldığı bir gezi programından ve yaptığı incelemeden bahseden Kaymakcı, "Bir okulu ziyaret ettim. Ziyarette öğrenciler ve öğretmen dışarıdan geliyordu. Meğer bu çocuklar üretim, dağıtım ve tüketimi öğreniyorlarmış. Meğer bir buğdayın ekmeğe dönüş yolculuğundan bu işi anlamaya çalışıyorlarmış. Öğretmen öğrencilerini almış, okul dışına götürmüş; tarlaya gitmişler, çiftçilerle bir araya gelmişler. Buğday nasıl ekiliyor, buğday tanesi yetişip hasat yapılıncaya kadar hangi serüvenlerden geçiyor öğrenmişler. Hikâye burada bitmemiş; sonra ekmek olacak neticede değirmene gitmişler, değirmende incelemeler yapmışlar; arkasından fırına gitmişler, fırında inceleme yapmışlar; ardından okula dönmüşler. Okula geldiklerinde de bu süreci birbirlerine anlatmışlar. Öğretmenin daha önce buğdayın serüveni ile ilgili seçmiş olduğu kitabın hikâyesini tamamlamışlar ve oradan izlenimlerini resmetmişler. Dedim ki, o zaman okul dışı öğrenme farklı bir şeymiş" şeklinde konuştu. Panelin moderatörlüğünü Doç. Dr. Aysun Ata Aktürk yaptı. Aktürk, doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemine etkilerinin farklı başlıklarda ele alınacağını belirterek, panelin katılımcılara hem kuramsal hem uygulamaya yönelik zengin bir bakış açısı kazandıracağını ifade etti. Panelde konuşmacı olarak Prof. Dr. Berat Ahi, Dr. Öğretim Üyesi Fatma Yalçın, Öğretim Görevlisi Ömer Dilek ve Okul Müdürü Vahide Yılmaz yer aldı. Katılımcılar, doğa temelli eğitim uygulamalarının çocukların bilişsel, sosyal-duygusal ve fiziksel gelişimine katkılarını kendi deneyimleriyle aktardı; uygulama süreçlerinde karşılaşılan güçlükleri ve çözüm önerilerini paylaştı.
Kastamonu Üniversitesi’nde okul öncesi eğitim ele alındı
14 Kasım 2025 Cuma - 15:56 Kastamonu Üniversitesi’nde okul öncesi eğitim ele alındı Kastamonu Üniversitesi’nde "Erken Çocukluk Eğitiminde Doğa Temelli Yaklaşım ve Orman Okulu Pedagojisi" paneli gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyfettin Kaymakcı, okul öncesi eğitime verilen önemin veya okul öncesi eğitiminde yetiştirilen insan sayısının yakın zamanda artmaya başladığını kaydetti. Kastamonu Üniversitesi Çocuk Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen "Erken Çocukluk Eğitiminde Doğa Temelli Yaklaşım ve Orman Okulu Pedagojisi" paneli, alanında uzman akademisyenlerin ve uygulayıcıların katılımıyla gerçekleştirildi. Doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemine katkılarının ele alındığı panelin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı, "En çok korktuğum ama en çok da merak ettiğim grup hep okul öncesi oldu. Çünkü temeli atmış olduğunuz çocuğun, ‘ağaç yaş iken eğilir’ demiş olduğunuz durumunun esasında gerçekleştiği hep okul öncesiydi. Fakat okul öncesi eğitime verilen önem veya okul öncesi eğitiminde yetiştirdiğimiz insan sayısı, beşeri sermayemiz, yakın zamanda artmaya başladı. Hatta okul öncesi eğitimde hoca olmadığı için okul öncesi öğretmenliği bölümünde derse girdim ben. Yani düşünsenize, ’Yaratıcı Düşünme’ diye bir ders var ve bu derse sizin girmeniz isteniyor. Ben sosyal bilgiler çalışıyorum; tarih eğitimi çalışıyoruz, biraz hayat bilgisi eğitimi çalışıyoruz ama okul öncesi farklı bir mecra. Bu benim yapabileceğim ya da yapmam gereken bir şey değildi. Ama ders boş; boş geçmesin diye Türkiye’de okul öncesinde derse giren arkadaşları tarayarak bir şeyler öğrenme gayreti içerisindeydik" dedi. 2015 yılında Kastamonu’ya geldiğinden bahseden Rektör Yardımcısı Kaymakcı, "2015’ten bugüne 10 yıl içerisinde kat etmiş olduğumuz mesafeye baktığımızda gerçekten ümitvarız ve geleceğe daha güvenle bakıyoruz. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi özelinde düşündüğümüzde burada kıymetli hocalarımız var. Gençlerimiz burada yetişiyorlar ve yetişmeye devam edecekler. Hem hane sahibi olmanın verdiği bir gurur var hem de ekilen tohumların yeşermesi, meyveye durması ve bu meyvenin her tarafa ihraç edilmesi diyelim. Sosyal alanlarla beraber sizlerle karışık duygular içinde hasbihal ediyoruz arkadaşlar. Okul dışı öğrenme ayrı hususiyeti olan bir taraf; tabi okul öncesindeki iş bambaşka. Ama bizim hayat bilgisinde, sosyal bilgilerde yakın zamanda çıkardığımız ‘okul dışı tarih öğretmeni’ kitabının içerisindeki yapıya baktığımızda da esasında Osmanlı döneminden itibaren sürekli içinde olduğumuz ve günümüzde de giderek nitelikli hale getirdiğimiz bir yapı silsilesinden bahsediyoruz" diye konuştu. Yurtdışında katıldığı bir gezi programından ve yaptığı incelemeden bahseden Kaymakcı, "Bir okulu ziyaret ettim. Ziyarette öğrenciler ve öğretmen dışarıdan geliyordu. Meğer bu çocuklar üretim, dağıtım ve tüketimi öğreniyorlarmış. Meğer bir buğdayın ekmeğe dönüş yolculuğundan bu işi anlamaya çalışıyorlarmış. Öğretmen öğrencilerini almış, okul dışına götürmüş; tarlaya gitmişler, çiftçilerle bir araya gelmişler. Buğday nasıl ekiliyor, buğday tanesi yetişip hasat yapılıncaya kadar hangi serüvenlerden geçiyor öğrenmişler. Hikâye burada bitmemiş; sonra ekmek olacak neticede değirmene gitmişler, değirmende incelemeler yapmışlar; arkasından fırına gitmişler, fırında inceleme yapmışlar; ardından okula dönmüşler. Okula geldiklerinde de bu süreci birbirlerine anlatmışlar. Öğretmenin daha önce buğdayın serüveni ile ilgili seçmiş olduğu kitabın hikâyesini tamamlamışlar ve oradan izlenimlerini resmetmişler. Dedim ki, o zaman okul dışı öğrenme farklı bir şeymiş" şeklinde konuştu. Panelin moderatörlüğünü Doç. Dr. Aysun Ata Aktürk yaptı. Aktürk, doğa temelli eğitim yaklaşımının erken çocukluk dönemine etkilerinin farklı başlıklarda ele alınacağını belirterek, panelin katılımcılara hem kuramsal hem uygulamaya yönelik zengin bir bakış açısı kazandıracağını ifade etti. Panelde konuşmacı olarak Prof. Dr. Berat Ahi, Dr. Öğretim Üyesi Fatma Yalçın, Öğretim Görevlisi Ömer Dilek ve Okul Müdürü Vahide Yılmaz yer aldı. Katılımcılar, doğa temelli eğitim uygulamalarının çocukların bilişsel, sosyal-duygusal ve fiziksel gelişimine katkılarını kendi deneyimleriyle aktardı; uygulama süreçlerinde karşılaşılan güçlükleri ve çözüm önerilerini paylaştı. (Vİ-
Prof. Dr. Tatar: "İRAP toplantılarıyla amacımız risk azaltmadaki bilinci geliştirmeyi önceliyoruz"
14 Kasım 2025 Cuma - 15:43 Prof. Dr. Tatar: "İRAP toplantılarıyla amacımız risk azaltmadaki bilinci geliştirmeyi önceliyoruz" Kastamonu’da İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) toplantısı düzenlendi. AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, vatandaşların risk azaltmanın öneminin kavranması gerektiğini söyledi. Kastamonu’da İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) toplantısı, AFAD İl Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. Afetlere dirençli yerleşim birimleri ve afetlere dayanıklı toplum oluşturmak amacıyla 2021 yılında hazırlanıp 2022 yılında 81 ilde uygulamaya alınan İl Afet ve Risk Azaltma Planları (İRAP) ile yerleşim yerlerinin doğal, teknolojik ve insan kaynaklı afetlere maruz kalmasının önlenmesi ya da azaltılması hedefleniyor. "Son 2 yılda 10 bin 300 kullanılmayan köy evinin elektriğini kestirdik" Toplantıda konuşan Vali Meftun Dallı, "2 afet türünden bahsedilebilir. Bir tanesi deprem gibi ne zaman, nerede olacağını bilmediğiniz ancak hazırlık yapabileceğiniz, kayıpları ve riskleri en aza indirebileceğiniz afetler var. Birde yangın, taşkın gibi aslında önceden alacağınız tedbirlerle olmasını engelleyebileceğiniz afetlerde var. Misal kalemizden kaya düşme riskini bu sene tamamlanan çalışmayla önledik. Elimizden geleni yaptık. Bütün kurumlarımız bu bakış açısıyla kolektif bir bilinçle topyekûn bir mücadelenin ancak bizi daha iyi noktalara getireceğinin farkında olması lazım. Aslında yapmamız gereken tüm kurumlarımızla, tüm vatandaşlarımızla bu kolektif şuuru oluşturabilmek. Burada da en büyük görev bizlere düşüyor. Bunu da çocuklarımıza da bu bilinci intikal ettirerek, bunu başarabileceğimizi düşünüyorum. Bu kültürü küçük yaştan oluşturmak elzem duruma geldi. Biz bir afet coğrafyasında yaşıyoruz. En başta depremler. Bir sürü fay hattı var. Burası depremlere son derece müsait bir alan. Küre Dağları bölgesinde taşkınlar, heyelanlar yönünden riskli. Ormanlık alanımız çok ve çok fazla kırsal yerleşimimiz var. Yangınlar, Kastamonu’dan hiç eksik olmuyor. Bunlarla ilgili tedbirleri de bir an önce almamız gerekiyor. Son 2 yılda 10 bin 300 kullanılmayan köy evinin elektriğini kestirdik. 3 yıldan fazla içine girilmeyen evin elektriğini kestirdik. Köylerimizde çıkan yangınların ormanlarımıza, ormanlarımızda çıkan yangınlarında köylerimize zarar verme riski son derece yüksek. Bizim İRAP’ımız da bu konularla ilgili. Deprem, heyelan, yangınlar ve iklim değişikliğine bağlı olarak meydana gelecek afetlere karşı önlemlere ağırlık veriyoruz. Bunu içselleştirerek, hep birlikte çalışmalıyız. Afetler hepimize zarar veriyor. Hep birlikte bu bilinçle çalışmamız gerekiyor" dedi. AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar ise, "İRAP toplantılarıyla amacımız risk azaltmadaki bilinci geliştirmeyi önceliyoruz. İl Afet Risk Azaltma Planı’nızda yüzde 85 gerçekleşme oranı var. Gerçekleştirdiğimiz eylemin hakikaten riski ortadan kaldırması ya da kabul edilebilir bir seviyeye çekmesidir. Buna göre çalışmamız gerekiyor, aksi takdirde günün birinde acı bir gerçekle karşılaşabiliriz. 2026 yılı bizim için geçiş dönemi. 2026’da birinci 5 yıllık dönemi bitirmiş olacağız. İRAP eylemlerini belirli bir düzeye getirdikten sonra 2027-2031 yıllarında çok daha etkin bir şekilde bu eylemlerimizi devam ettirmemiz gerekiyor. Kastamonu Üniversiteleri’mizin konuyu sahiplenmesi önemli. 6 Şubat depreminden sonra kurumlarımız risk azaltmanın önemini daha iyi kavramış durumda. Strateji Bütçe Başkanlığı’mız bundan sonra kurumlarımızdan gelecek İRAP koduyla gelecek bütçe taleplerine olumlu yaklaşacak" dedi. Toplantıda, Kastamonu’da İRAP kapsamında sorumlu kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen çalışmalar, takip ve koordinasyon gerektiren hususlar, karşılaşılan zorluk ve sorunlar ile çözüm önerileri değerlendirildi. Toplantıya Vali Meftun Dallı, AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, Vali Yardımcısı Aydın Ergün, Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Bilgehan, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ile kamu kurum ve kuruluşlarının İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) eylemlerinden sorumlu temsilcileri katıldı.
Tartıştığı komşularına kurşun yağdıran sanığa 19 yıl hapis cezası
14 Kasım 2025 Cuma - 15:40 Tartıştığı komşularına kurşun yağdıran sanığa 19 yıl hapis cezası Kastamonu’da apartman önünde tartıştığı komşularına evinin penceresinden kurşun yağdırmaktan yargılanan sanık, 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Kastamonu merkez ilçede 8 Temmuz 2024 tarihinde Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Kaygısız Sokak’ta meydana gelen olayda, aynı apartmanda oturan iki komşu arasında tartışma çıktı. Tartışmanın yerini kavgaya bırakması üzerine Nejdet E., silahla komşusu Ahmet B. ile eşi Pınar B., kayınvalidesi Yurdagül T. ve baldızı Bahar T.’ye ateş etti. Saldırıda yaralanan Ahmet B. ile eşi Pınar B. ve kayınvalidesi Yurdagül T., sağlık ekiplerince Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavilerinin ardından taburcu edildi. Polis ekiplerince Nejdet E. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Nejdet E. tutuklandı. Olayın ardından Nejdet E. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kadına karşı basit yaralama, kasten yaralama, kasten öldürme, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma" suçlarından dava açıldı. Son duruşmada cumhuriyet savcısı, sanık Nejdet E.’nin kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasını talep ederek, tutukluluğunun devamını istedi. Duruşmaya katılan Ahmet B. ile eşi Pınar B., kayınvalidesi Yurdagül T. ve baldızı Bahar T., sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ederek, "Mütalaaya karşı bir diyeceğimiz yoktur. Bu olaydan sonra hayatımız altüst oldu. Adaletinize sığınıyoruz" dediler. Tutuklu sanık Nejdet E. ise, "Herhangi bir plan veya tasarlama yapmadım. Ahmet, üst komşumuzun damadı olur. Hava sıcak olduğu için saat 23.00 sıralarında evimin camının önünde oturuyordum. Bu sırada Ahmet, araçtan inerek camın önüne geldi ve bana sözlü saldırıda bulundu. Kısa süre sonra yanına bir kadın (sanırım eşi) ve ardından annesi geldi. Kadınlar da bana hakaret edip tehditte bulundu. Ahmet, bana doğru hamle yapınca odadaki kanepenin altından tabancamı alıp kendimi savunmak amacıyla hedef gözetmeden Ahmet’in bacaklarına doğru üç-dört el ateş ettim. Diğer kadınlara da korkutmak amacıyla yine hedef gözetmeden birkaç el ateş ettim. Şarjörümde 10 mermi vardı, bitince üç mermi daha bastım ama onları kullanmadım" dedi. Mütalaayı da kabul etmediğini söyleyen Nejdet E., "Daha önceki savunmalarımı tekrar ediyorum. Ahmet bana sinkaflı konuşarak küfürler etti. Daha sonra kadınlar dışarı çıkarak, ’Çık dışarıya’ diyerek küfürler ettiler. Ahmet’in elinde parlak bir cisim gördüm, silah olduğunu düşündüm. Yanımda bulunan çekyatın altında bulunan silahı aldım, korku ile hedef gözetmeksizin ateş ettim. Amacım kimseyi yaralamak ya da öldürmek değildir. Bu sebeple beraatımı talep ederim. Eşim ve çocuklarım mağdur durumdalar, tahliyemi istiyorum" diye konuştu. Katılan ve sanık avukatlarını da dinleyen mahkeme heyeti, sanık Nejdet E.’yi Ahmet B.’ye yönelik "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 11 yıl 3 ay, Pınar B. ve Yurdagül T.’yı yönelik "silahla kasten yaralama" suçundan 3’er yıl, Bahar T.’ya karşı da "basit yaralama" suçundan 9 ay, ruhsatsız silah bulundurma suçundan 1 yıl 6 ay olmak üzere toplam 19 yıl 6 ay hapis cezasına ve 5 bin TL adli para cezasına çarptırdı. Mahkeme, Nejdet E.’nin tutukluluğunun da devamına kararı verdi.