Yerel Haberler
Kocaeli
Maskot kostümünden futbolcu çıktı, çocuk taraftarın heyecandan elleri titredi 07 Mart 2026 Cumartesi - 18:03:24 Çocukların şehrin takımını tutması ve aidiyetlerini geliştirmesi için birçok organizasyon düzenleyen Kocaelispor bu kez maskot kostümü giyen futbolcusuyla çocuk taraftarın evine sürpriz çıkarma yaptı. Sevdiği futbolcuyu karşısında gören çocuk taraftarın heyecandan elleri titredi. Trendyol Süper Lig’de sahada ortaya koyduğu mücadele kadar her maç tribünleri dolduran taraftarının tutkusu ve bağlılığıyla da adından söz ettiren Kocaelispor, kentle bütünleşmek için düzenlediği organizasyonları Ramazan ayında da sürdürüyor. ‘Bu kentte çocuklar Kocaelispor’u tutar’ mottosuyla minik taraftarların Kocaelispor’u sevmesi ve gelecek nesil tribünlerinde yerini alması için birçok özel etkinlik düzenleyen yeşil-siyahlılarda bu kez sürpriz camianın maskotu Bay Körfez’den çıktı. Çocuklar ve ailelerin yanı sıra futbolculara da unutmayacakları zamanlar geçirten ve aidiyet duygusunu geliştiren organizasyona Malili orta saha oyuncusu Habip Ali Keita dahil oldu. Habip Ali Keita kurada adaşı Ali Sarp’ı çekti Maça giden çocuklara futbolcu kartları hediye eden ve kendi ilk 11 kadrosunu tamamladıklarında kurayla forma hediye eden yeşil-siyahlılarda dün Büyük Ailesi’ne beklenmedik anlar yaşatıldı. Kartlarını tamamlayan çocuklar, son iç saha maçında kendilerine özel çalışan gişede kuraya katılmak için adını yazdırdı, en sevdikleri futbolcuları ekledi. Futbolculardan Habip Ali Keita forma kazanacak minik hayranını belirlemek için kulüpte kura çekti. Habip Ali Keita kurada 11 yaşındaki adaşı Ali Sarp Büyük’ü çekti. Misafir beklerken karşısında Kocaelispor’u buldu Aileye kurayı kazanan Ali Sarp’a forma hediye edileceği ve iftardan önce kulübün maskotu Bay Körfez ile birlikte evlerine gidileceği bilgisi verildi ve sürpriz olması için Ali Sarp’a bilgi verilmemesi istendi. Hazırlıklarını tamamlayan Kocaelispor Kulübü Organizasyon Müdürü Mehmet Açık ve Bay Körfez kostümü giyen Habip Ali Keita ailenin kapısını çaldı. Kapıyı açan Ali Sarp karşısında Kocaelispor formalı büyüklerini ve maskotu görünce şaşkınlık yaşadı. Organizasyon detayını bilmeyen anne Zeynep Büyük, baba Hakan Büyük ve abla Duru Büyük de şaşkınlığını gizleyemedi. Kostüm çıktı, Keita göründü. Ali Sarp’ın elleri titredi Forma teslim etmek için eve giren maskot Bay Körfez’in de aileyle birlikte iftar yapmak istediği söylendi. Oruçlar açılırken Bay Körfez kostümünü çıkardı ve aile karşısında Habip Ali Keita’yı gördü. Heyecandan elleri titreyen küçük taraftar Ali Sarp şaşkınlığını üzerinden atmak için Keita’ya sarıldı. Birlikte darbuka çalan ve odasında vakit geçiren futbolcu Habip Ali Keita ve çocuk hayranı Ali Sarp duygularını da İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiriyle paylaştı. "Doğum günümden de fazla süpriz oldu" Doğum gününden daha fazla mutlu olduğunu belirten ve heyecandan titreyen ellerini gösteren Ali Sarp, "Hiç beklemiyordum. Babam ‘Misafir geliyor’ dedi. O yüzden hazırlık yaptık. Kapı çaldı ve bir anda Kocaelispor gelince çok şaşırdım. Sonra Bay Körfez’i gördüm. En sevdiğim futbolcu. Bütün duyguları yaşadım. İçinden Keita çıktı. Başta şaşırdım, dondum. Doğum günümden de fazla süpriz oldu" diye konuştu. Abla Duru Büyük, "Maskottan Keita çıkınca Sarp gibi ben de dondum, çok şaşırdım. Gerçekten çok güzeldi, büyük sürpriz oldu" dedi. "Beklemediğimiz bir şeydi. Bizi çok mutlu etti" Anne Zeynep Büyük, "Keita’ya ve oğlumu bu kadar şaşırtıp, bu kadar mutlu ettikleri için Kocaelispor’a çok teşekkür ediyorum. Beklemediğimiz bir şeydi. Neyle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Sarp’ın bu kadar mutlu olması gerçekten beni çok mutlu etti" dedi. "Bizim için büyük sürpriz oldu" Baba Hakan Büyük ise duygularını şu sözlerle aktardı: "Beşiktaş maçındayken Sarp imza atıldığını gördü. Forma verileceğini söylediler, yarım saat kuyrukta bekledik ve ismini yazdırdık. Daha sonra beni aradılar. Tabii ki şaşırdım. Sarp’a da sürpriz oldu. Kocaelispor Kulübü’ne, Mehmet Açık’a, yönetime, futbolcularına, özellikle Keita’ya çok teşekkür ederiz. Bizim için büyük sürpriz oldu." Habip Ali Keita: "Ona formamı hediye edeceğim" Kurada adaşını çektiği için heyecanlanan ve geçirdiği vaktin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen futbolcu Habip Ali Keita ise "Küçüğün ailesiyle birlikte olmak beni gerçekten çok sevindirdi. O mutlu olduğu için ben de mutlu oldum. Umarım sahada yine karşılaşırız. Ona formamı hediye edeceğim" sözleriyle duygularını ifade etti.
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:32 Çocuklar geleneksel gölge gösterisi ile eğlenceli anlar yaşadı SEKA Kağıt Müzesi’nde Ramazan buluşmaları kapsamında düzenlenen programda sahnelenen Karagöz ve Hacivat gösterisi ile kukla atölyesi, çocuklara unutulmaz anlar yaşattı. Geleneksel gölge oyunu, ailelerin de katılımıyla eğlenceli ve öğretici bir etkinliğe dönüştü. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren SEKA Kâğıt Müzesi’nde düzenlenen "Ramazan Buluşmaları" yoğun katılımla gerçekleşiyor. Bu kapsamda çocuklara yönelik hazırlanan "Karagöz ve Hacivat Dev Gölgeler" ile "Kukla Atölyesi" etkinliği, hem eğitici hem de eğlenceli içeriğiyle katılımcılardan büyük ilgi gördü. Ramazan ayının paylaşım ve birliktelik ruhunu yansıtan program, ailelerin de katılımıyla sıcak ve samimi atmosferde gerçekleşti. Karagöz ve Hacivat eğlendirdi Sahnelenen "Karagöz ve Hacivat Dev Gölgeler" gösterisiyle başladı. Geleneksel gölge oyununun sevilen karakterleri Karagöz ve Hacivat’ın keyifli diyalogları çocuklara neşeli anlar yaşatırken, kültürel mirasın önemli bir parçası da sahneye taşınmış oldu. Gösteri boyunca salonda kahkahalar yükseldi. Gölge oyunun önemi aktarıldı Gösterinin ardından kukla atölyesi gerçekleştirildi. Atölye çalışmasında çocuklar, kağıttan Karagöz ve Hacivat kuklaları tasarlayarak hem el becerilerini geliştirme hem de geleneksel sanatla birebir temas kurma fırsatı buldu. Eğitmenler eşliğinde yürütülen çalışmada Karagöz ve Hacivat’ın kültürdeki yeri ve gölge oyununun önemi çocuklara yaşlarına uygun anlatımla aktarıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte çocuklar üretmenin mutluluğunu yaşarken, aileler de çocuklarının sanatsal gelişimine tanıklık etti. Atölye sonunda katılımcılar, kendi hazırladıkları kuklaları yanlarına alarak, evlerinde gölge oyunu oynatabilecekleri özgün ve anlamlı hatırayla programı tamamladı.
Müzik tartışması cinayetle bitti
10 Aralık 2025 Çarşamba - 11:01 Müzik tartışması cinayetle bitti Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde yüksek sesle müzik dinleme meselesi yüzünden çıkan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan kavgaya ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede sanığın "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Olay, 23 Ağustos’ta 23.00 sıralarında Çarşı Mahallesi Dursun Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yüksek sesle müzik dinlenilmesi sebebiyle Kurtuluş Canbay (35) ile Mehmet Fatih G. (41) arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Canbay, balta ile Mehmet Fatih G. ise ekmek bıçağı ile birbirlerini yaraladı. Canbay olay yerinden kaçarak kuaföre sığındı, Mehmet Fatih G. ise bir süre kovaladıktan sonra bekçilere teslim oldu. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırıldı. Canbay, hastanede yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. İddianame kabul edildi Cumhuriyet savcısınca hazırlanan iddianame, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, olayla ilgili olarak ilk haksız eylemin kimden kaynaklandığının tam olarak tespit edilemediği, şüphelinin de yaralandığı, maktulün şüpheliye yönelik küfür ettiği, taraflar arasında önceden herhangi bir husumet bulunmadığı ve olayın çıkan sözlü tartışma sonrasında geliştiği belirtildi. Bu sebeplerle sanık Mehmet Fatih G.’nin "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. "Saat ilerlediği için müziğin kapatılmasını rica ettim" İddianamede ifadesine yer verilen tutuklu sanık Mehmet Fatih G., olay gecesi eve döndüğünde komşusu olan maktul ve yanındakilerin alkol alıp yüksek sesle müzik dinlediklerini öne sürdü. Müziğin kapatılmasını rica ettiğini ancak terslendiğini savunan sanık, "Yaklaşık 10-15 dakika evde oturduktan sonra kapı önüne çıkarak saat ilerlediği için müziğin kapatılmasını rica ettim. Bu sırada Kurtuluş bana, ’Ben belediyeden izin aldım, kapatmıyorum’ şeklinde karşılık verdi. Tartışma sırasında Kurtuluş’un elinde balta vardı. Bunun üzerine tekrar eve girdim. Eve girdikten bir süre sonra Kurtuluş bana yaklaşık 5 dakika boyunca küfür etti. Küfürlere dayanamayarak pencere önüne geldim. Babamın merdiven önünde beklediğini, Kurtuluş’un ise elindeki baltayla tehditvari şekilde küfür etmeye devam ettiğini gördüm. Kurtuluş’un babama zarar vereceğini düşünerek mutfaktan ekmek bıçağı alarak camdan aşağı atladım. Babam ile Kurtuluş’un arasına girdim. Bu sırada Kurtuluş baltayı bana savurdu, sol koltuk altımdan yaralandım. Baltayı savurmaya devam etmesi üzerine kendimi savunma amaçlı rastgele bıçağı salladım" dedi. "Oğlum ve kızım mangal esnasında cep telefonundan müzik açarak eğlendi" Maktulün annesi Selver Canbay ise iddianamedeki ifadesinde, evlerinin önünde mangal yapıp müzik dinledikleri sırada komşuları olan sanığın camdan kendilerine küfür ettiğini iddia etti. Canbay, "Mangal esnasında oğlum ve kızım cep telefonundan müzik açarak eğlendiler. Bu esnada evimizin yanındaki binada ikamet eden Ali Çavuş lakaplı komşumuzun evine misafir olarak gelen oğlu Mehmet Fatih, camdan dışarı çıktı. Oğlum Kurtuluş’a sinkaflı küfür etmeye başladı. Bunun üzerine oğlum, ’Abi; ablam, yeğenim burada; küfür etme, gel aşağıya konuşalım’ dedi. Ali Çavuş ise ’Boşver oğlum’ şeklinde karşılık verdi" diye konuştu. "Sanık, 15-20 santimetre uzunluğunda bıçakla oğluma saldırdı" Mehmet Fatih G.’nin küfrederek evin camından atladığını iddia eden Selver Canbay, "Mehmet Fatih’in elinde yaklaşık 15-20 santimetre uzunluğunda bir bıçak vardı. Oğluma doğru bıçakla hamleler yaparak saldırdı. Bu saldırı sonucunda oğlum göğüs ve karın bölgesinden yaralandı. Ardından olay yerine gelen Mustafa isimli şahıs kavgayı ayırmaya çalıştı ancak Mehmet Fatih elindeki bıçağı savurmaya devam etti. Bıçak, Mustafa’nın koluna da isabet etti. Olay devam ederken oğlum Kurtuluş kaçmaya çalıştığı sırada evin yanında bulunan baltayı eline aldı. Mehmet Fatih’e doğru baltayı kaldırdı. Bu sırada kızım Gülfinaz araya girerek engellemeye çalıştı. Bunun üzerine Kurtuluş elindeki baltayı yere bıraktı. Oğlum Kurtuluş panikle kanlar içerisinde uzaklaşarak kaçtı. Mehmet Fatih ise elindeki bıçakla oğlumun peşinden koştu" ifadelerini kullandı.
Filistinli doktor Gazze’de yaşanan dramı anlattı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:23 Filistinli doktor Gazze’de yaşanan dramı anlattı Gazze’de ilaç ve gıda girişinin engellendiğini, sivil yerleşimlere "sarı çizgi" çekilerek el konulduğunu aktaran Filistinli doktor, "Biz Amerika’ya güvenmedik çünkü Amerika ve İsrail aynı madalyonun iki yüzüdür. Bu yüzden bölgenin umudu Türkiye ve garantör devletlerdir. Türkiye bu süreçte kilit ve tarihi bir role sahiptir" dedi. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, bölgedeki insani krizi ve sağlık hizmetlerinin durumunu değerlendirmek amacıyla Gazzeli bir meslektaşıyla çevrim içi görüştü. Güvenlik gerekçesiyle ismini ve yüzünü gizleyen Filistinli doktor, görüşmede, ateşkes sürecine rağmen saldırıların sürdüğünü ve Gazze’nin kuzeyi ile güneyinin yüzde 50’sinin fiili işgal altında olduğunu aktardı. "Ateşkes anlaşması imzaladıktan bugüne kadar yaklaşık 450 Filistinli şehit edildi" Bölgede İsrail askerleri tarafından oluşturulan ve "sarı çizgi" adı verilen bir kontrol hattı bulunduğunu anlatan doktor, "Gazze’nin hem güney hem de kuzey tarafının yüzde 50’si İsrail’in fiili işgali altındadır. Ateşkes anlaşması imzaladıktan bugüne kadar yaklaşık 450 Filistinli şehit edildi, 650’den fazla yaralımız var. Bunlardan yüzde 65’inden fazlası kadın ve çocuktur, kalanları ise sivildir. Sürekli bahanelerle saldırıya başlıyor, birkaç saat sonra ’Ateşkese uyacağız’ diyorlar. İsrail askerleri tarafından Gazzelilerin olduğu bölgede oluşturulan sarı çizgi kontrol hattı var, beton taşlar kurulmaktadır. Bu beton taşlar zaman zaman ilerliyor" dedi. "İsrail, savaşla, ölümle gerçekleştiremediği tehciri şu an yapmaya çalışıyor" Gazzeli doktor, Gazze’ye günde 600 yardım tırının girmesi gerekirken bu sayının 70 ila 100 arasında kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Çok az tıbbi ve temel gıda ihtiyaçları geliyor. Gazze’de yaşayan yaklaşık 2 milyon 350 bin insana temel gıda ihtiyacı ulaşamıyor. Açlık sınırının altındalar. Bazı bölgelerde ciddi gıda sıkıntısı var. Hastanelerde büyük sıkıntılar var. Ayakta kalan hastaneler için gerekli tadilat için bile malzeme sokulmuyor. Birçok hastaya gereken ilaç ulaşmıyor, bu sebeple ölüm vakaları da yaşanıyor. Anlaşma gereği Refah Sınır Kapısı iki yönlü açılması gerekiyor ancak buna da uyulmuyor. Baskı yapılarak sadece çıkış için kapıların açılacağı söyleniyor. Çıkanların ise geri dönüşü olmayacağını yani savaşla, ölümle gerçekleştiremediği tehciri şu an yapmaya çalışıyor." "Garantör ülkeler, ABD’nin onayı olmadan İsrail’e baskı yapamıyor" ABD’nin İsrail’e desteğine de değinen doktor, bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte bombaların kullanıldığını, garantör ülkelerin ABD onayı olmadan baskı kuramadığını ifade ederek, "Bilindiği gibi ABD, İsrail’in en büyük destekçisi ve adeta koruyucusudur. Savaş boyunca ABD yönetimi, İsrail’e gelişmiş ve yıkıcı silahlar sağlamış, dünyanın gözü önünde yaşanan katliamlara rağmen ciddi bir yaptırım uygulamamıştır. Daha önce denenmemiş, ’küçük nükleer bomba’ denecek kadar büyük bombalar verildi. Buna rağmen ABD yönetimi bugüne kadar İsrail’e yönelik hiçbir baskı uygulamamış, aksine İsrail’e sınırsız hareket alanı tanımıştır. Garantör ülkeler dahi ABD’nin onayı olmadan İsrail’e baskı yapamamaktadır. Birçok ülke açıklamalarda bulunmuş, ateşkes çağrısı yapmışsa da İsrail bunları dikkate almamış ve anlaşma hükümlerine uymamıştır" diye konuştu. "Bölgenin umudu Türkiye ve garantör devletlerdir" İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in ilhak açıklamalarını hatırlatan doktor, Türkiye’nin garantörlük rolünün önemine işaret ederek, sözlerini şöyle noktaladı: "Maalesef Gazze gündemden düştü ancak ambargo, soykırım ve ambargo devam ediyor. Türkiye halkı, Gazze için imza atan, destek veren, omuzlayan ülkelerden biridir. Türkiye, Katar ve Mısır bu sürecin garantörleridir. Biz Amerika’ya güvenmedik çünkü Amerika ve İsrail aynı madalyonun iki yüzüdür; biri askeri yüzü, biri siyasi yüzüdür. Amaç ortaktır: baskı, kuşatma ve işgal. Bu yüzden bölgenin umudu Türkiye ve garantör devletlerdir. Türkiye’nin bu tarihi görevi daha aktif, daha güçlü ve ısrarlı biçimde yürütmesi gerekmektedir. Çünkü bu mesele sadece Filistin’e olan dostluk değil; ümmetin, insanlığın, adaletin meselesidir. Türkiye diplomatik, insani, ekonomik ve gerektiğinde caydırıcı tüm araçları kullanmalıdır. Bu görev ümmeti koruma görevidir. Türkiye bu süreçte kilit ve tarihi bir role sahiptir." "Bunlar şaka değil" HEKİMSEN Genel Başkanı Kurban da görüşmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, bölgeden gelen bilgilerin vahim olduğunu belirtti. İsrail güçlerinin asker kılığında sivil yerleşimlere girerek evlere el koyduğunu aktaran Kurban, "İnsanlara, ’Bu ev bizim, çık buradan. Eğer ben almazsam başkası alacak’ deniyor. Bunlar şaka değil. Yaşanan vahşet bizzat böyle gerçekleşiyor. Sonuç olarak, karşı karşıya olduğumuz saldırı tanımlanamayacak derecede vahşi ve bu yüzyılda bir katliamdır" dedi. Dünya güçlerinin sessizliğine de dikkati çeken Kurban, Türkiye’nin mazlumdan yana duruşunu sürdürmesi ve yardımların artırılması gerektiğini vurguladı. HEKİMSEN olarak sahada aktif rol almaya hazır olduklarını söyleyen Kurban, Gazze halkının güçlü bir organizasyon ve Türkiye’nin garantörlük hakkının işletilmesini talep ettiğini ifade etti.
Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı
09 Aralık 2025 Salı - 17:03 Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, paslanmaz çelik sektöründe Uzak Doğu kaynaklı düşük fiyatlı ürünlerin haksız rekabete yol açtığını belirterek, yerli üreticinin korunması ve dışa bağımlılığın azaltılması için anti-damping önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yüzde 70’i Posco, yüzde 30’u Kibar Holding ortaklığıyla yönetilen, Türkiye’nin en büyük paslanmaz çelik üreticilerinden Posco Assan tarafından, İzmit’teki fabrikada basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında, sektördeki ithalat baskısı ve çözüm önerileri ele alındı. Holding CEO’su Kayabaşı: "Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var" Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, şirketin istihdam verilerine ilişkin, "Posco Assan olarak 500 kişinin üzerinde direkt istihdam yapıyoruz. Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var. Çelik sektöründe bire 9-10 olan istihdam çarpanıyla binlerce kişiye dolaylı iş imkanı sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı, sıfır atık uygulamalarıyla çevreye duyarlı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarında oldukça hassas, toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan ve fayda sağlayan bir şirket olarak faaliyetlerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz" dedi. "Hedefimiz 1 milyon ton kapasiteye ulaşmak" Fabrikanın 350 milyon doları aşan yatırımla kurulduğunu bildiren Kayabaşı, "Mevcut yıllık üretim kapasitemiz 300 bin ton. Yatırımın ikinci ve üçüncü fazları tamamlandığında bu rakamı 1 milyon tona çıkararak, Türkiye’nin entegre paslanmaz çelik üreticisi olma hedefini koruyoruz" ifadelerini kullandı. "Demir çelik sektörü, uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor" Paslanmaz çeliğin savunma sanayisinden enerjiye, otomotivden gıdaya kadar birçok stratejik alanda kullanıldığına dikkati çeken Haluk Kayabaşı, bu ürünün yerli imkanlarla üretilmesinin ekonomik bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Paslanmaz çeliğin kullanılmadığı hiçbir alanın bulunmadığının altını çizen Kayabaşı, şunları kaydetti: "Altını çizerek söylemek isterim ki paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Ancak potansiyelin kullanılması konusunda birtakım teşviklere ve stratejik korumaya ihtiyacı var. Ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda bu stratejik üründe yerli üretimi güçlendirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve katma değerli üretimi artırmanın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu tartışmak benim açımdan gerçekten lüzumsuzdur. Demir çelik sektörü uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor ve ayakta kalmaya çalışıyor. Dünya paslanmaz çelik piyasalarında yaşanan arz fazlası, bazı ülkelerin iç talep yetersizliği nedeniyle ürünlerini dampingli fiyatlarla ihraç etmesine yol açıyor. Dampingli paslanmaz çelik ürünleri, Türkiye pazarını domine etmek için maliyetinin altında ülkemize ithal ediliyor." "Dampingli ithalat tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor" Kayabaşı, yerli üreticinin ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayarak, "Çin ve Endonezya olmak üzere bazı ülkelerden gelen dampingli ithalat, bilhassa Türkiye’deki yerli üreticilerin sürdürülebilirliği için oldukça büyük tehlike oluşturuyor. Piyasa fiyatlarının altında yapılan dampingli ithalat, sadece firmalarımızı değil, tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor. Ayakta kalmakta zorlanan yerli üretici ne yazık ki, kuruluşundan bu yana zararına satış yapıyor" diye konuştu. "İç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz" Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketiminin 450 bin ton civarında olduğunu aktaran Kayabaşı, "Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Posco Assan olarak, iç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz. Diğer yerli üretici ile birlikte yüzde 90’ı rahat karşılayabiliriz tam kapasite çalıştığımızda. Yerli üretimi güçlendirmek hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı açısından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu. "Onlar bizim aksimize anti-damping vergileri uyguluyor" Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, damping baskısının yerli üretici için adaletsiz bir rekabet ortamı oluşturduğuna dikkati çekerek, rakip ülkelerin Türkiye’nin aksine korumacı politikaları hayata geçirdiğini vurguladı. Bu konuda Endonezya’nın attığı adımların örnek alınması gerektiğini belirten Kayabaşı, şöyle konuştu: "Dampingli çelik ve paslanmaz çeliğin önemli üreticilerinden Endonezya Anti-Damping Komitesi, bir diğer üretici Çin’den yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatına yönelik 5 yıl süren soruşturmasını 2024 yılında tamamladı. Soruşturma sonucunda, Çin çeliğinin Endonezya’ya, Çin iç pazarına kıyasla yüzde 10 daha düşük fiyatla satıldığı ortaya konuldu. Bu tespit üzerine Komite, Çin menşeili ürünlere karşı anti-damping vergilerinin yüzde 50’ye kadar artırılmasına karar verdi." "Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" CEO Kayabaşı, gerekli kurumlara başvurularını yaptıklarını belirterek, "Bu ülkede üretim yapan tüm şirketlerin eşit şartlarda rekabet edebilmesini sağlayacak bir piyasa yapısının oluşturulması için talebimizi sürdüreceğiz, sürdürmeye devam edeceğiz. Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. "AB’ye giremeyen standart dışı çeliğin adresi Türkiye olacak" Avrupa Birliği’nin 2026’da devreye alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın oluşturacağı riske değinen Kayabaşı, "Standartlara uymayan dampingli ürünlerin çok daha yüksek oranlarda Türkiye pazarına girmesi bekleniyor. Bu demek oluyor ki, AB’ye giremeyen, SİBEM’e uygun olmayan çeliğin adresi Türkiye olacak. Yani baskı çok daha fazla artacak. Türk üreticiler, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin koyduğu standartlara uygun üretim yapıyor. SİBEM’e uymayan dampingli ürünlerin Uzak Doğu’dan Türkiye pazarını domine etmesine de engel olunması gerektiğini savunuyoruz" dedi. "Türkiye’nin bölgesel üretim üssü olmasını hedefliyoruz" Anti-damping uygulamalarının sadece üreticileri değil; hammadde tedarikçilerinden lojistiğe, yan sanayiden istihdama kadar geniş bir ekosistemi güçlendireceğini vurgulayan Kayabaşı, bu düzenlemenin sektör için stratejik bir kalkan oluşturacağını belirtti. Kayabaşı, son 3 yılda yapılan modernizasyon ve otomasyon yatırımlarıyla verimliliği artırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu: "Soğuk hadde hattımız, tavlama teknolojilerimiz ve kalite kontrol sistemlerimizle Avrupa standartlarında üretim yapabilecek konuma ulaştık. Bu vizyonumuz, yalnızca ekonomik büyümeye değil, Türkiye’nin paslanmaz çelikte bölgesel bir üretim üssü olma yolculuğuna da katkı sağlayacaktır." Özdemir: "Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu" Posco Assan CEO’su Ufuk Özdemir, şirketin yüzde 70 Posco, yüzde 30 Kibar Holding ortaklığıyla yönetildiğini belirtti. Şirketin kuruluş ve üretim sürecine ilişkin bilgi veren Özdemir, "Şirket 2011’de kuruldu, 2013’te üretime başladı, 2014’te de yaklaşık 11 yıl önce tam kapasite üretime başladık. 2018’de 1 milyonuncu ton üretimini, 2023’te de 2 milyonuncu ton üretimini yaptı. Bunu yaparken 2021 rakamlarıyla birlikte, ki o zaman da tam kapasite değildik ama optimum seviyede üretim yapıyorduk, Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu. İş sağlığı güvenliği de zaten ilk önceliğimiz. Bu kapsamda da sadece Türkiye’de değil sektöründe, dünyadaki en iyi uygulamalar arasına girdi. 2023 yılında da Türkiye’de örneği olmayan yaklaşık bin günlük bir iş kazasız gün sayısına ulaştık" dedi. "Maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapıyoruz" Fabrikanın teknik altyapısını detaylandıran Özdemir, 0.3 ila 5 milimetre kalınlığında ve maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapabildiklerini söyledi. Özdemir, üretim parkuruna ilişkin şunları aktardı: "Fabrikamızda 3 ana süreç var. Birincisi haddeleme. Yaklaşık 100 bin tonu aşkın haddeleme kapasitesi olan ve bunu besleyen yan ünite ile birlikte 4 temel hattımız bulunuyor. İkinci süreç olan iki tane tavlama hattımız var. Bunlardan BA, kurulduğu zaman Avrupa’nın en büyük parlak tavlama hattıydı. İlk defa gelen kişiler belki de ’Ne kadar büyük bacası var’ demiş olabilir ama aslında o baca değil, bir üretim hattı. Diğer hattımız da APF yani mat tavlama hattımız. Bu da 600 metreyi aşkın uzunlukta, demir çelik sektöründeki tek başına olan en uzun hatlardan biridir. Bunun da kapasitesi yıllık 200 bin tondur." "Üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz" Ürün dağılımı ve pazar payına değinen Özdemir, "Üretimimizin yüzde 60’ını 300 serisi, yüzde 40’ını ise 400 serisi oluşturuyor. Ağırlıklı olarak iç pazara çalışmakla birlikte üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz yüzde 50 oranında servis merkezlerine, kalanı ise beyaz eşya, mutfak eşyaları ve otomotiv sektörüne gidiyor" ifadelerini kullandı. Choi: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir" Posco Assan CEO’su Ji Seob Choi ise "Asya’dan Avrupa’ya" vizyonuyla 15 yıl önce Türkiye’ye yatırım yaptıklarını hatırlattı. Sektördeki zorlu şartlara dikkati çeken Choi, şunları kaydetti: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir fakat elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Türkiye paslanmaz çelik sektörüne, buradan da Avrupa ve diğer ihracat ülkelerine kadar malımızı ulaştırmak için çalışıyoruz. Her şeyden daha önemli olanın, ülke içinde özellikle imalat sanayinin güçlendirilebilmesi olduğunu düşünüyorum. Bir ülke için en önemlisi, o ülkenin üretiminin devam etmesi ve güçlenmesidir. Bunun mümkün olabilmesi için yerli üretimin ve sanayinin güçlenebilmesi için önlemlerin alınması, sanayinin korunması çok önemlidir."
Apartman boşluğundaki gürültü taksiciyi 26 bıçak darbesiyle ölüme götürmüş
09 Aralık 2025 Salı - 14:24 Apartman boşluğundaki gürültü taksiciyi 26 bıçak darbesiyle ölüme götürmüş Kocaeli’nin İzmit ilçesinde taksici Emre Bayram’ı öldüren komşusu mahkeme karşısına çıktı. Merdiven boşluğuna düşen sineklik nedeniyle başlayan tartışmanın 26 bıçak darbesiyle ölümle sonuçlandığı ortaya çıktı. Olay, 21 Ocak tarihinde Arızlı Mahallesi’nde meydana geldi. Yol kenarında kanlar içinde hareketsiz yatan Emre Bayram’ı (44) gören vatandaşlar 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verdi. Sağlık ekipleri, çeşitli yerlerinden bıçaklanan Bayram’ı ilk müdahaleyi yaptı ancak kurtaramadı. Yapılan araştırmalarda ölen Emre Bayram’ın taksici olduğu belirlendi. Bayram’ın 41 T 0534 plakalı ticari taksisi ise olay yerinin 600 metre ilerisinde bulundu. Olaya ilişkin çalışma başlatan ekipler, Bayram’ın komşusu Murat G.’yi (50) gözaltına aldı. İfadesi alınan komşu, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Maktulün göğüs ve boynun olmak üzere 26 bıçak yarası olduğu raporda yer aldı. "Olay günü apartmanın içinden çok şiddetli gürültü geldi" "Kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanan sanığın duruşması Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Murat G., maktulün eşi, tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Olay gününü anlatan sanık Murat G., "Maktul benim komşumdu, ben alt dubleksteydim, o da en üst dubleksteydi, aramızda bir husumet yoktu, aksine aramız çok iyiydi. Olay günü apartmanın içinden çok şiddetli gürültü geldi. Devamında bir kez daha tekrarlandı. Yeğenim uyandı ve korktu, biz de korktuk. Ne olduğunu anlamak için kapıya yöneldim, karşı komşum kapıdan yukarıya doğru bağırıyordu, ’İşe gideceğiz, terbiyesizlik yapmayın’ dedi. Apartman içinde sineklikler, parçalar, karton kutuların hepsi zemindeydi. Kim atıyor diye baktım sonra maktulün eşi Tuğçe’yi gördüm. ’Tuğçe çocuk uyuyor, ne oluyor. Emre beni arasa, ben onları aşağıya indirirdim’ dedim ve eve girdim" dedi. "Emre benim; eşine ’hayırdır lan’ diyerek el hareketi yaptığımı söyleyerek benimle tartışmaya başladı" Bir süre sonra maktulü aradığını söyleyen Murat G., "Emre’ye yaşananları anlattım, o ise üst perdeden konuştu. Benim; eşine ’hayırdır lan’ diyerek el hareketi yaptığımı söyleyerek benimle tartışmaya başladı. Ben alttan alıyordum. Karşı komşum Emine’yi bize davet ederek durumları konuştuk. Bir süre sonra kapının zili çaldı, kapıyı açtığımda Emre, ’Gelsene, konuşalım’ dedi. Dışarıya çıktık, araca çağırdı, bindim. Olay yerinde indik, bana canavarca bağırmaya başladı, yumruk atmaya ve kafa atmaya çalışıyor, ’Seni oraya sokmam, ateş ederim’ şeklinde sözler söylüyordu" diye konuştu. "Bu mahkemede bir tane fail var, o da Tuğçe’dir" Tahrik edildiğini söyleyen sanık Murat G., "Emre beni hiç konuşturmuyordu. Ben de ’Yeter’ dedim ve ittirdim. O sırada Emre bıçak çıkararak üzerime geldi. Boğuştuk ve bıçağı kaptım. Sırt üstü yere düştüm o da üstüme geldi. Bıçağı almak için bayağı boğuştuk, sırtını ısırmaya başladım, en son çektim bıçak bende kaldı. Bu sefer ben yerde sırt üstüyken o hala bıçağı almaya çalışıyordu, kaburgalarımı ezecek kadar bastırdı. Ben de mecburen bıçağı salladım, neresine isabet ettiğini bilmiyorum, ben kaç defa vurduğumu bilmiyorum. Amacım öldürmek değildi, uzaklaşmasını sağlamaktı. Bıçak darbelerine rağmen halen elimdeki bıçağı almaya çalışıyordu. Beni kilitledi, en son kurtulup Emre’nin taksisi ile kaçtım daha sonrasında jandarmaya teslim oldum. Arabadaki kanlar bana aittir, kaçarken elim kesilmişti. Arabaya o şekilde bulaşmıştır. Bu mahkemede bir tane fail var, o da Tuğçe’dir" şeklinde konuştu. "Husumetimiz yoktu, ancak barışmamıştık" Sanıktan şikayetçi olan maktulün eşi müşteki Tuğçe Bayram (34), "2015 yılı ya da 2016 yılında bahçe konusunda sanık ile eşim arasında kavga çıktı. Dava açtık ve kazandık. Olay gününden hemen öncesinde devam eden bir husumetimiz yoktu ancak barışmamıştık. Sanık ve ailesi bir dönem taşındılar, bu olaydan bir kaç sene önce geri geldiler. Eşime aralarında bir sorun olup olmadığını sordum, o da olmadığını söyledi. Olaydan bir gün önce eşim evi satın almak için bakmaya geleceklerini söyledi, benden temizlik yapmamı istedi. Ben de çatının bir arası var oda gibi, orayı temizledim. O gün 20 kez apartmandan aşağıya indim, ses çıkmasın, komşular rahatsız olmasın diye çöpleri o şekilde götürdüm" ifadelerini kullandı. "Sanık Murat, ’Emre gel konuşalım’ diye bağırıyordu" Temizlik sırasında ayağının kaydığını ve sinekliğin elinden apartmanın boşluğundan zemine düştüğünü söyleyen Tuğçe, "Emine abla evinden çıkarak bağırdı. Bana yardım eden Suna abla, ’Tuğçe sesini çıkartma, olay uzamasın’ dedi. Ben sustum, Emine abla sert bir şekilde kapıyı kapattı. 5 dakika sonra sanık gelerek, ’Hayırdır’ dedi. Yanlışlıkla düşürdüğümü, ses çıkmasın diye 20 kere aşağıya indiğimi söyledim. Murat ise ’Böyle olmaz ki çocuk zıpladı’ diye konuşa konuşa aşağıya indi. Kısa süre sonra eşim beni arayarak bana kızdı, ’Ne düşürdün, herkes beni aradı’ dedi. 10 dakika sonra telefon konuşması duydum sanık Murat, ’Emre gel konuşalım’ diye bağırıyordu. Emre tekrar beni aradı, ’Allah hakkı için o sinekliğin yanlışlıkla düştüğünü söyledin mi?’ dedi. Ben de ’Evet’ dedim, sonrasında eşimden haber alamadım. Eşim bıçak taşımıyordu, sanıktan şikayetçiyim" dedi. "Eşim temizlik yaparken elinden sinekliği düşürmüş" Tanık olarak dinlenen tarafların komşusu Abdulhalim B., "Bildiğim kadarıyla taraflar arasında husumet yoktu, olsa Emre bana söylerdi. Olay günü eşim Emine beni aradı, ’Yukarıda aşağıya birileri bir şey atıyor, Emre’ye sorar mısın’ dedi. Eşim sinirliydi. Emre’yi aradım ve yukarıda ne olduğunu sordum. Eşi Tuğçe’yi arayıp dönüş yapacağını söyledi. 2 dakika sonra beni aradı. Emre, ’Eşim merdiven boşluğunu temizliyor. Fareler uyutmuyor. Eşim temizlik yaparken elinden sinekliği düşürmüş. Hatta eşim yanlışlıkla olduğunu söylemiş. Merdiven boşluğunda kimin eşyası varsa onunla temizleyin. Az daha eşimde düşüyormuş. Gerekirse düşen şeyleri poşete koysunlar beraber atarız seninle’ dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra Emre beni tekrar aradı, ’Abi Murat beni aradı, ben onunla konuşmaya gideceğim’ dedi. Morali bozuk ve sinirli gibi sesi geldi. Akşam olanları duydum, bildiklerim bundan ibarettir" diye konuştu. "Öğle saatlerinde apartmanda şiddetli bir gürültü koptu" Tanık olarak dinlenen sanığın kız kardeşi Dilek G. ise "Olay günü sabahı annemlere gitmiştim. Öğle saatlerinde apartmanda şiddetli bir gürültü koptu, çocuğum uyandı korktu, tekrar bir ses oldu, bunun üzerine abim Murat kapıya çıktı. Moloz atıldığını görmüş, bunun üzerine molozları atan kişinin eşini aradı. Abim Emre’ye, ’Toplantı yapalım, konuşalım’ dedi. Emre ise ’Gelemem, işim gücüm var, çok rahatsız oluyorsan taşınır gidersin’ dedi. Karşı taraf agresifti, üst perdeden konuşup bağırıp çağırıyordu, abim alttan alıyordu. Abim Emre’ye ’Söyleseydiniz bende yardım ederdim’ dedi. Emre ise ’O zaman şimdi çık, yardım et’ şeklinde konuştu. Telefon konuşmalarında Emre Bayram’ın tehditkar konuşmaları vardı. Emre Bayram bu konuşmadan kısa bir süre sonra geldi, abim montunu alıp evden çıktı" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.