Yerel Haberler
Kocaeli
Trendyol Süper Lig: Kocaelispor: 1 - Trabzonspor: 1 (İlk yarı)
18 Ocak 2026 Pazar - 17:57 Trendyol Süper Lig: Kocaelispor: 1 - Trabzonspor: 1 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 18. haftasında Kocaelispor, Trabzonspor’u konuk ediyor. Karşılaşmanın ilk yarısı 1-1 berabere tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 4. dakikada sağ taraftan Rivas ceza sahasına girdi ve topu kale önüne gönderdi. Savunmanın uzaklaştırmak istediği top Haidara’nın önünde kaldı. Ceza yayının solundan vuruşunu yapan Haidara’nın şutunda meşin yuvarlak auta çıktı. 18. dakikada sağ taraftan Agyei’nin pasında Tayfur çizgiye kadar indi ve topu kale önüne ortaladı. Kaleci Onana ile Churlinov’u aşan topa hareketlenen Petkovic yaptığı dokunuşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0 41. dakikada sağ tarafta Zubkov topu çizgiye inen Pina’ya bıraktı ve içeri kat etti. Pina’nın penaltı noktasına ortasında savunmadan seken topta buluşan Zubkov şutunu çekti ancak meşin yuvarlak az farkla auta gitti. 44. dakikada Olaigbe’nin sol kanattan yaptığı ortada, rakiplerinin arasında topa yükselen Felipe Augusto yaptığı kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. 1-1 Stat: Kocaeli Hakemler: Adnan Deniz Kayatepe, İbrahim Çağlar Uyarcan, Mehmet Emin Tuğral Kocaelispor: Aleksandar Jovanovic, Ahmet Oğuz, Anfernee Dijksteel, Hrvoje Smolcic, Massadio Haidara, Karol Linetty, Tayfur Bingöl, Daniel Agyei, Darko Churlinov, Rigoberto Rivas, Bruno Petkovic Yedekler: Gökhan Değirmenci, Can Keleş, Samet Yalçın, Serdar Dursun, Furkan Gedik, Mustafa Ege Bilim, Muharrem Cinan, Botond Balogh, Cafumana Show, Oleksandr Syrota Teknik Direktör: Selçuk İnan Trabzonspor: Andre Onana, Wagner Pina, Chibuike Nwaiwu, Arsenii Batagov, Mustafa Eskihellaç, Jabol Folcarelli, Inao Oulai, Oleksandr Zubkov, Ernest Muçi, Kazeem Olaigbe, Felipe Augusto Yedekler: Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Anthony Nwakaeme, Okay Yokuşlu, Benjamin Bouchouari, Ozan Tufan, Onuralp Çakıroğlu, Cihan Çanak, Salih Malkoçoğlu, Taha Emre İnce Teknik Direktör: Fatih Tekke Goller: Petkovic (dk. 18) (Kocaelispor), Felipe Augusto (dk. 44) (Trabzonspor)
Servet değerindeki çakmaklar görenlerin ilgisini çekiyor
18 Ocak 2026 Pazar - 09:19 Servet değerindeki çakmaklar görenlerin ilgisini çekiyor Kocaeli’de çocukluk yıllarından gelen antika merakını profesyonel bir tutkuya dönüştüren Ali Öztürk, 1 buçuk yıl gibi kısa bir sürede 2 bine yakın objeyi bir araya getirdi. Özellikle 1940’lı yıllara tarihlenen çakmakları ve asırlık Avrupa porselenleriyle dikkat çeken koleksiyon, geçmişin izlerini günümüze taşıyor. İzmit ilçesinde boya sektöründe faaliyet gösteren 49 yaşındaki Öztürk, iş hayatının yanında çocukluğundan gelen antika merakını profesyonel koleksiyonculuğa dönüştürdü. Öztürk’ün kısa sürede bir araya getirdiği koleksiyonda; biblolar, saatler, model arabalar ve Avrupa menşeli porselenler yer alıyor. Envanterin en dikkati çeken bölümünü ise çakmaklar oluşturuyor. Koleksiyonda, aralarında Dupont, Cartier, Dunhill ve Ronson gibi markaların bulunduğu, en eskisi 1940’lı yıllara tarihlenen 300’ün üzerinde çakmak sergileniyor. Öztürk’ün Mehmet Ali Paşa Mahallesi’ndeki hobi dükkanında meraklılarıyla buluşturduğu koleksiyonda fiyatlar, ürünün nadirliğine göre değişiyor. Dükkanda çakmaklar 2 bin ila 100 bin, biblolar bin ila 50 bin, porselenler ise 500 ila 15 bin lira arasında alıcı buluyor. "Çocukluktan gelen bir heves, tutku" Antika merakının çocukluk yıllarına dayandığını ancak o dönem imkanların kısıtlı olduğunu söyledi. Son yıllarda bu ilgisine daha fazla vakit ayırdığını belirten Öztürk, "Antika merakı çocukluktan gelen bir heves, tutku. Çocukluğumuzda da ufak ufak toplardık ama son zamanlarda işler biraz rölantiye girince, biraz daha inzivaya çekilince toplama fırsatı bulduk. Çocukluktan gelen bir özlem ve heves vardı. Gençken maddi imkanlar sınırlı oluyor, yaş ilerledikçe biraz daha rahatlıyor. Şimdi yavaş yavaş hevesimizi gidermek için almaya başladık. Alıyoruz, hevesimizi giderince satıyoruz, yerine başka heves ettiğimizi koyuyoruz. Bu şekilde bir döngü oluştu" dedi. Dükkanında 2 bini aşkın ürün bulunduğunu ifade eden Ali Öztürk, "Sadece çakmak olarak koleksiyonumuzda 300’ün üzerinde ürün mevcut. Dupont, Cartier, Dunhill gibi koleksiyonluk çakmaklar var. En eski çakmaklarımız 1940’lı yıllara ait. Günümüze kadar gelen, hatta 2024 üretimi olan çakmaklar da mevcut" diye konuştu. "150-200 yıllık biblolarımız var" Koleksiyondaki parçaların büyük bir kısmının yurt dışı kaynaklı olduğunu anlatan Öztürk, özellikle İngiltere’deki antika pazarlarından tedarik sağladığını kaydetti. Öztürk, koleksiyonun çeşitliliğine değinerek, şunları aktardı: "Fransa, İtalya, Belçika ve Almanya’dan gelen ürünler var. Sanat tarihi açısından bakıldığında 150-200 yıllık biblolarımız da var, 20-30 yıllık olanlar da. Net bir tarih vermek zor, oldukça karışık ve çeşitli. Mesela 200 yıllık biblo da mevcut. Uygun fiyatlı, koleksiyonluk saat bulduğumuzda onları da koleksiyonumuza katıyoruz. Şu an toplamda 10-15 civarında saat var. Şu an ilgi alanım daha çok çakmak olduğu için çakmağa yöneldik ama bu işlerde heves değişebiliyor. Saate ilgi artarsa, o da çoğalabilir. Çakmaklarda genelde Fransa ve İngiltere başrolde. Dupont, Cartier gibi markalar ağırlıklı. Ronson gibi İngiliz markalar da var." "Fransız, İtalyan, Belçika, Alman ve İngiliz porselenleri mevcut" Ali Öztürk, "Porselenlerimiz eski tarihli, güncel üretim porselen yok. Genelde Fransız, İtalyan, Belçika, Alman ve İngiliz porselenleri mevcut. İngiltere’de bir arkadaşımız var. Pazar günleri antika pazarlarını gezip beğendiği ürünleri bana atar, ben de şunu al, bunu al derim. O şekilde alıp gönderir. İngiltere’de porselen oldukça yaygın" şeklinde konuştu. Ömrü yettikçe ürün toplamaya devam edeceğini aktaran Öztürk, küçük oğlunun da izinden geldiğini, onun da yabancı dilde kitap, çizgi roman ve figür koleksiyonu yaparak mezatları takip ettiğini sözlerine ekledi.
6.5 aydır teşhis konulamayan genç kızın ailesi cenazesini aldı
17 Ocak 2026 Cumartesi - 16:41 6.5 aydır teşhis konulamayan genç kızın ailesi cenazesini aldı Kocaeli’de yaşayan 18 yaşındaki Dilara Gezgin, yaklaşık 6.5 aydır süren ve teşhisi konulamayan hastalık sebebiyle hayatını kaybetti. Acılı baba Yaşar Gezgin, "Çocuğumun üzerinde deney yaptılar" derken, yengesi ise "Yavrum hastaneye kendi ayaklarıyla gitti. Biz ise cenazesini aldık" dedi. Edinilen bilgilere göre, karın ağrısı ve enfeksiyon şikayetiyle yaklaşık 6.5 ay önce hastaneye başvuran 18 yaşındaki Dilara Gezgin, yapılan ilk değerlendirmelerin ardından Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edildi. Burada uzun süre tedavi gören genç kızın, yapılan tüm tetkik ve tahlillere rağmen hastalığına kesin bir teşhis konulamadı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen Dilara Gezgin kurtarılamadı. Dilara Gezgin’in vefatı, ailesi, yakınları ve sevenlerini derin üzüntüye boğdu. Genç kızın cenazesi, bugün öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. "Kızımın sadece karın ağrısı ve enfeksiyonu vardı" Yaşadığı süreçleri anlatan acılı baba Yaşar Gezgin, "Kızım Dilara’yı ilk önce Kocaeli Şehir Hastanesi’ne götürdüm. Kızımın sadece karın ağrısı ve enfeksiyonu vardı. Şehir hastanesi, Dilara’yı Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne götürebileceğimi söyledi. Bunun üzerine oraya gittik. Dediler ki enfeksiyondan dolayı akciğerde sıvı var. Çocuğum bir hafta on gün yoğun bakımda kaldı. Ardından kızım servis odasına alındı ve akciğerdeki sıvı boşaltıldı. Ardından çok yoğun ve ağır antibiyotik tedavisine devam edildi" diye konuştu. "Verem olabilir" Kızının hastalığına teşhis konulamadığını söyleyen baba Gezgin, "Dışarıdaki laboratuvarlarda veya hastanenin kendi laboratuvarlarında hiçbir şekilde hastalık tespit edilmedi. Her seferinde negatif sonuçlar aldık. Hiçbir sonuçta pozitif çıkıp, hastalığa rastlanmadı. Buna rağmen çocuğuma verem teşhisi koydular. Dediler ki ’Bu verem vurgusu.’ Doktor, ’Çocuğunu ameliyata alıp bakmam lazım ki ne olduğunu anlayabileyim’ dedi. En son ameliyatı kabul ettim. Anestezi doktoru ise ’Senin çocuğun ameliyata girme durumu şu an imkansız. Çünkü çocuğunun solunum desteği ihtiyacı var. Ameliyata girerse yaşamını kaybetme ihtimali çok yüksek’ diyerek ameliyata onay vermedi" şeklinde konuştu. "Kızımın son yediği ve içtiği tek şey bir bardak su oldu" Konuşmasını sürdüren Gezgin, "5-6 doktor görüştü, ’Tüp takalım, vücuttaki sıvı dışarı boşalsın’ dediler. Aradan yarım saat sonra bir ilaç gönderildi, verem tedavisiyle ilgili bir ilaçmış. İlacı getiren kişi dedi ki, ’Bu kıza ben bu ilacı verirsem kaldırmaz. Günlerdir aç. Gelin doktor hanımı arayalım, teyit edelim. Yanlış bir şey yapmayalım.’ Hemşireler doktoru aradı. Doktor, ’İlacı verin daha sonra beslemeye başlayın’ dedi. Kızım, 10 dakika içinde ancak bir bardak su içebildi. Zaten kızımın son yediği ve içtiği tek şey bir bardak su oldu. İlacı verdikten 20–25 dakika sonra çocuğumun kalbi durdu. Tam 39 dakika boyunca kızımı geri getirmek için uğraştılar. O günden bugüne, tam 4 aydır yoğun bakımda. Kalbinin durduğu günden itibaren bilinci, beyni ve bazı organları oksijensiz kaldığı için zarar gördü" şeklinde konuştu. "Kızını al evine götür, bu yatağı başkasına vermem lazım" Kızı o haldeyken eve göndermek istendiğini söyleyen Yaşar Gezgin, "Bana en son şu teklif bile geldi; ’Artık çocuğun burada yatamayacak durumda. Al evine götür, bu yatağı başkasına vermem lazım. Doktorlarla tartıştım, ’Sen benim evladımı sokağa mı atıyorsun?’ dedim. Ben sonuna kadar bu olayın arkasındayım ve peşini bırakmayacağım. Benim canımı yaktılar; elimden geleni ardına koymayacağım. En azından başkasının canı yanmasın diye gereken birimlere şikayetçi oldum" ifadelerini kullandı. "Çocuğumu kukla gibi kullandılar" "Çocuğumun üzerinde deney yaptılar" diyen acılı baba, "Çocuğumu oyuncak gibi kullandılar. Yoğun bakımda yatan bir hastanın kolunu çıkarabilir mi? Benim çocuğumun kolunu çıkardılar. Toplamda 6 buçuk ay kızım hastanede yattı, 2 buçuk ay servis odasında, tam 4 ay yoğun bakımda. Üniversite hastanesi için ’Sana derman olabilecek tek yer burası’ dediler ama keşke gitmeseydim. Çocuğumu kukla gibi kullandılar. Üzerinde deney yaptılar, öğrenci yetiştirdiler. Sağlam giden ya ölü çıkıyor ya da bu hale geliyor" dedi. "Söyledikleri tek şey, ’Verem olabilir’ demekti" Teşhis konulamadığını ifade eden Yaşar, "Hala ölüm raporuna baktığımda, teşhis yok. Söyledikleri tek şey, ’Verem olabilir.’ ’Olabilir’ ile ne yapabilirsin? Nerelere gidebilirsin? Ben bütün tahlil sonuçlarını saklıyorum; dış laboratuvarlara gönderdim, Ankara ve İstanbul’daki laboratuvarlarda bile negatif çıktı. Hastanenin kendi laboratuvarında da negatif. Pozitif çıkan hiçbir şey yok, ne kanser bulgusu ne verem bulgusu ama mercimek tanesi kadar bir hap verildi ve çocuğumun hayatı karartıldı" diye konuştu. "Yavrum hastaneye kendi ayaklarıyla gitti. Biz ise cenazesini aldık" Dilara’nın yengesi Miyaser Gezgin ise "Ciğerimiz yandı. Teşhis hiç koymadılar. ’Neden öldü, neden hasta oldu?’ diye doktorlara sorduk, hiçbir cevap alamadık. İlaç verdiler o ilacı kaldıramadı, kalp krizi geçirdi. Kalbi durdu. Beynine pıhtı attı. ’Engelli kalır, özürlü kalır’ dediler. Çocuk 6.5 ay boyunca gözünü açamadı. Son anlarda, ölümünden bir iki gün önce gözlerini açtı; ama bizimle konuşamadı, sadece gözleriyle anlatmaya çalışıyordu. Yavrum hastaneye kendi ayaklarıyla gitti. Biz ise cenazesini aldık" şeklinde konuştu.