Yerel Haberler
Kocaeli
6 Şubat’ın hafızası "Sarsıldık Sarıldık" ile gözler önüne serildi 15 Mayıs 2026 Cuma - 21:05:22 6 Şubat depremlerinin ardından sahada verilen mücadele ve dayanışma ruhunu konu alan ‘Sarsıldık Sarıldık’ hatıratının tanıtım programı, Gebze’de yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programda duygusal anlar yaşanırken, deprem sürecinde görev yapan ekiplerin fedakarlıkları bir kez daha hafızalara kazındı. Gebze Belediyesi, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan acıları, dayanışmayı ve sahada verilen insanüstü mücadeleyi kayıt altına alan "Sarsıldık Sarıldık" hatıratının takdim programını Osman Hamdi Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Duygu dolu anların yaşandığı programda, deprem bölgesinde görev yapan Gebze Belediyesi personelinin fedakarlıkları ve milletçe ortaya konulan dayanışma ruhu bir kez daha hafızalarda canlandı. Programa; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Hasan Soba, Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş, belediye meclis üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Program öncesinde fotoğraf sergisi incelendi Program öncesinde, Gebze Belediyesi ekiplerinin 6 Şubat depremlerinin ardından sahada yürütülen çalışmaların gerçek yüzünü gösteren fotoğraf sergisi davetlilerin ziyaretine açıldı. Sergide; deprem bölgesindeki arama kurtarma faaliyetleri, temizlik çalışmaları, kurulan yaşam alanları ve vatandaşlarla kurulan dayanışma anlarına ait kareler yer aldı. Duygusal anların yaşandığı sergide, Gebze Belediyesi personelinin sahadaki özverili mücadelesi katılımcılar tarafından ilgiyle incelendi. Özellikle deprem bölgesinde görev yapan ekiplerin zorlu şartlar altında yürüttüğü çalışmalar, fotoğraf kareleri aracılığıyla bir kez daha hafızalarda canlandı. "Başkan Büyükgöz: "430 personelimiz hiç düşünmeden Hatay’a geldi" Program; katılımcıların, depremde hayatını kaybedenler adına saygı duruşunda bulunmasının ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlar rahmetle anılırken, salonda duygusal atmosfer hakim oldu. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, deprem sürecinde belediye personelinin ortaya koyduğu fedakarlığın unutulmayacağını ifade etti. Başkan Büyükgöz, "430 personelimiz ‘Ne zaman döneceğiz, ne yapacağız?’ demeden Hatay’a geldi. O günleri tarihe not düşmek adına bu çalışmayı yaptık. Emeğini esirgemeyen herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Tedbir almak zorundayız" Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Hasan Soba ise konuşmasında afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekti. Soba, "Şehirlerimizi dirençli hale getirmek, kurumlarımız arasındaki koordinasyonu güçlendirmek ve toplumda afet bilincini artırmak hepimizin ortak sorumluluğudur" ifadelerini kullandı. "Zinnur Başkan ile sahada iki buçuk ay beraber çalıştık" Hatay Valisi Mustafa Masatlı da yaptığı konuşmada, deprem sonrası süreçte Gebze Belediyesi’nin Hatay’da üstlendiği görevlere değindi. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ile sahada birebir çalıştıklarını ifade eden Vali Masatlı, özellikle çevre ve temizlik hizmetlerinin şehir yaşamının yeniden normale dönmesinde kritik rol oynadığını söyledi. Vali Masatlı, "Depremin ardından hayatın yeniden başlayabilmesi için sahada büyük mücadele verildi. Başkan Zinnur Büyükgöz ve Gebze Belediyesi ekipleri Hatay’da çok önemli sorumluluk üstlendi. Şehrin çöp ve atık yönetiminde büyük emek verdiler. Kendileriyle sahada iki buçuk ay birlikte çalıştık. Gösterdikleri gayret ve fedakarlık için kendilerine ve ekibine teşekkür ediyorum" dedi. Afet bilinci ve dayanışma vurgusu Program kapsamında Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Deprem ve Afet Yönetim Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış tarafından "Afet Bilinci ve Toplumsal Dayanışma" konulu sunum gerçekleştirildi. Sunumda afetlere hazırlıklı olmanın önemi ve toplumsal dayanışmanın kriz anlarındaki hayati rolü ele alındı. Yoğun katılımla gerçekleşen anlamlı program, ev sahibi Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz tarafından Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve Prof Dr. Şerif Barış’a "Sarsıldık Sarıldık" hatırat takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:06 Geleceğin eczacıları beyaz önlüklerini giydi Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Eczacılık Fakültesi 1. sınıf öğrencileri, 14 Mayıs Eczacılık Bayramı kapsamında düzenlenen törenle beyaz önlük giyme heyecanı yaşadı. Üniversitenin Başiskele’deki kampüsünde gerçekleştirilen tören; akademisyenler, öğrenciler ve aileleri bir araya getirdi. Törenin açılış konuşmaları; Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Firdevs Karahan ve Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gönül Şahin tarafından gerçekleştirildi. Konuşmacılar, eczacılık mesleğinin toplum sağlığındaki kritik rolüne değindi. "Beyaz önlük şifaya adanmış bir ömrün sembolüdür" KOSTÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, öğrencilerin aldıkları eğitimle yetinmeyip teknolojiyi ve yapay zekayı çok iyi takip etmeleri gerektiğini söyledi. Ayrıca törende giyilen beyaz önlüklerin yalnızca bir üniforma değil, ağır bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Elmas, "Beyaz önlükler, sadece bir kıyafet değil; etik değerlerin, dürüstlüğün ve şifaya adanmış bir ömrün sembolüdür. Bu önlüğü giyen her öğrencimiz, bilimin ışığında insanlığa hizmet etme sözü vermiştir. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak öğrencilerimizi dünyadaki tüm yeniliklere ve gelişmelere uygun şekilde yetiştiriyoruz. Öğrencilerimizin iyi eğitim alması konusunda her zaman bize desteği ve katkısı olan Mütevelli Heyet Başkanımız Sayın Dr. Talip Emiroğlu’na bir kez daha teşekkür ederim" dedi. Mesleğe ilk adım, büyük heyecan Eczacılık Fakültesi’ne bu yıl başlayan 1. sınıf öğrencileri, akademisyenlerin elinden beyaz önlüklerini giyerek mesleki yeminlerini etmeye giden yolda ilk büyük duraklarını geçti. Ailelerin de katıldığı tören, duygusal anlara sahne oldu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Acılı annenin yürek yakan feryadı: Duruşmada sinir krizi geçirdi
13 Aralık 2024 Cuma - 10:47 Acılı annenin yürek yakan feryadı: Duruşmada sinir krizi geçirdi Kocaeli’nin İzmit ilçesinde iki gencin hayatını kaybettiği trafik kazasının sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Acılı aile, sanıklardan şikayetçi olurken, Muhammed Ali Kraan’ın annesi duruşmada sinir krizi geçirerek bayıldı. Duruşma sonrasında konuşan anne, "Oğlumu yarı aç, yarı tok büyüttüm, mühendis ettim. Bu bir kaza değil, cinayet. O benim babam, kardeşim, çocuğum, her şeyimdi. Yalvarıyorum, bu katilleri serbest bırakmayın" dedi. Kaza, 20 Haziran’da Ömer Türkçakal Bulvarı’nda meydana geldi. Gökhan K. (33) idaresindeki 41 GK 691 plakalı cip, Sıla A. (20) idaresindeki 41 ACR 774 plakalı otomobil ile çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle savrulan cip, kaldırımda yürüyen Muhammed Ali Kraan (24) ile Ayber Erkut’a (21) çarparak takla attı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde 2 gencin hayatını kaybettiğini belirledi. 2 gence çarpan cip sürücüsü Gökhan K. ve kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen Sıla A. ile İsmail O. (38) isimli sürücüler tutuklandı. Kısa bir süre tutuklu bulunan sürücüler serbest bırakılırken, avukatların yaptığı itiraz üzerine İsmail O. yeniden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hakkında yakalama kararı bulunan Gökhan K. ise 4 ay sonra yakalanarak cezaevine gönderildi. Kazada hayatını kaybeden Muhammed Ali Kraan’ın Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden bu yıl mezun olduğu ve özel bir firmada işe başladığı; Ayber Erkut’un ise yurt dışında 2 yıl tıp eğitimi aldığı ancak bu yıl ülkesine geri dönerek üniversite sınavına hazırlandığı öğrenildi. İsmail O. ve Sıla A’nın asli kusurlu, Gökhan K’nin ise tali kusurlu "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebep olma" suçundan açılan dava Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar Gökhan K., İsmail O., tutuksuz sanık Sıla A., ölen gençlerin anne-babaları ve taraf avukatları katıldı. Ölen gençlerin akraba ve arkadaşları da mahkemeye seyirci olarak katıldı. Duruşmada okunan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin hazırladığı raporda İsmail O. ve Sıla A’nın asli kusurlu, Gökhan K’nin ise tali kusurlu olduğu bildirildi. "Yayalara çarptığımı hatırlamıyorum" Savunması için söz hakkı verilen Gökhan K., "Gitmekte olduğum yol 2 şeritliydi. Ben sol şeritte gidiyordum. Aynı şeritte gitmekte olan ve sonradan adını öğrendiğim Sıla, aracıyla sağ tarafa geçerek bana yol verdi. Ben de sol taraftan devam etmek istedim. Tam onu geçmeme ramak kala Sıla’nın aracı benim aracıma doğru birden yaklaştı. O esnada aracımın sağ arka kısmına çarparak kazaya sebebiyet verdi. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim ve aracım yan yattı. Yayalara çarptığımı hatırlamıyorum. Nizami hız sınırı saate 80 kilometreydi, ben zaten 70-75 kilometre hızla gidiyordum. Sıla’nın aracı ile aramda takip mesafesi 50-60 metre mesafedeydi" dedi. "Fren sesi hiç duymadım" Üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen tutuksuz sanık Sıla A. "41 ACR 774 araçla seyir halindeydim. Sol şeritte kendi yolumda ilerliyordum. 65-70 kilometre hızla gidiyordum. Arkamda Gökhan Bey’in sürdüğü araba vardı. Yakın mesafeden sürüyordu. Bana sürekli selektör yakıyordu, 100-200 metre kadar yol istedi. Ben de bulduğum ilk boşlukta aracımı hızlandırıp sağ tarafa çektim. İsmail Bey’in aracı aniden önümde durdu, ben de ona çarpmamak için direksiyonu sola kırdığım esnada Gökhan Bey’in aracı ile çarpıştık. Araç, arka sağ kısmı ile aracıma çarptı. Sonrasında Gökhan Bey’in aracı kontrolden çıktı, duvara ve yayalara çarptı. Sanık Gökhan saate ne kadar hızla gidiyordu bilmiyorum ama benim hızımdan fazlaydı. Fren sesi hiç duymadım" diye konuştu. "41 ACR 774 plakalı turuncu otomobil adeta önümü keserek durdu" Olay sebebiyle üzgün olduğunu söyleyerek aileye başsağlığı dileyen İsmail O. ise "81 ACC 964 plakalı aracımla ailemle seyir halindeydim. Bağlantı yoluna bağlanacağım için hızımı iyice azalttım. Yol iyice genişti. Beyaz bir araç önümdeydi, bunun üzerine hızımı yine düşürdüm ve kontrolleri yaptıktan sonra yola bağlandım. Bir süre sonra büyük ses duydum. 41 ACR 774 plakalı turuncu otomobil adeta önümü keserek durdu. Sonrasında Gökhan Bey’in kullandığı cip kaldırıma doğru sürüklendi, yayalara çarpma anını görmedim. Yayalara çarpan araç kaldırımdan çıktı ve sürüklendi. Hemen araçtan inerek ambulans ve itfaiyenin aranması konusunda yardımcı oldum. Turuncu otomobilin yanına gittiğimde sanık Sıla’yı gördüm, panik içindeydi. Eşimi çağırarak kadını sakinleştirdik. Kendisi de kazanın ne şekilde olduğunu bilmediğini söylüyordu. Ben ana yola bağlanmadan önce gerekli tüm dikkati ve kontrolleri sağladım. Suçlamaları kabul etmiyorum, ancak böyle bir olay yaşandığı için üzüntü içindeyim" ifadelerini kullandı. "Kazadan sonra hiçbir sanık gelip bizimle ilgilenmedi, başsağlığı bile dilemedi" Sanıklardan şikayetçi olan Bülent Erkut, "Ayber’in babasıyım. Kazada 21.00’da olmuş, ancak benim 00.00’da haberim oldu. Tüm sanıkların şikayetçiyim. Hepsi yalan söylüyor. Benim 1.90 boyundaki oğlum öldü. Kazadan sonra hiçbir sanık gelip bizimle ilgilenmedi, başsağlığı bile dilemedi" dedi. Ayber’in annesi Fatma Şennur Erkut da sanıklardan şikayetçi oldu. "Sanıkların kural tanımazlığı sebebiyle kaza olmuştur" Sanıkların en ağır cezayı almasını ve tutuksuz sanığın da tutuklanmasını talep eden Erkut ailesinin avukatı, "Ayber müvekkillerimin tek çocuklarıdır. Ayber, arkadaşı Ali ile beraber yürümekte iken, huzurdaki sanıkların kural tanımazlığı sebebiyle kaza olmuştur. Gökhan’ın nizami hız sınırını aştığı ifadelerinde de bellidir. Sanık sılanın aracına hafif dokunması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet vermiş olması, hız sınırının aştığının göstergesidir" diye konuştu. "Oğlumu yarı aç yarı tok büyüttüm, mühendis ettim" Gözyaşları içinde adalet istediğini söyleyen Muhammed Ali Kraan’ın annesi Tezcan Tezgel, "Yangınımı Allah görüyor siz de görün. Tek çocuğumdu. Oğlumu yarı aç yarı tok büyüttüm, mühendis ettim. Bu kaza değil cinayet. O benim babamdı, kardeşimdi, çocuğumdu, her şeyimdi. Yalvarıyorum bu katilleri bırakmayın" diyerek sinir krizi geçirdi. Salonda bayılan anne görevliler ve aile tarafından salondan çıkarıldı. Kazaya ilişkin üst kuruldan rapor talep edildi Mahkeme heyeti, Trafik Bilirkişi Raporu ile Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle, kazaya karışanların kural ihlalleri ve kusur durumlarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’ndan yeni bir rapor hazırlanmasını talep etti. Tutuklu iki sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilerek duruşma ertelendi. "Tek çocuğumdu, onu da elimden aldılar" Karanın ardından aile, Sıla A’nın tutuksuz yargılanmasına tepki göstererek gözyaşlarına boğuldu. Duruşma sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabirine açıklamalarda bulunan acılı anne Tezcan Tezgel, "Oğlum Kocaeli Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirmişti. Dava sonucunda yine bir sanık serbest bırakıldı, tutuklanmadı. Türkiye’de birine düşmansan arabayla vur 2 ay yat çık. Ben bu adalet sisteminden davacıyım. Benim oğlumu öldüren Gökhan 4 aydır sokaklarda geziyordu, daha yeni tutuklandı. Dilerim Allah’tan ciğerleri yansın. Tek çocuğumdu, onu da elimden aldılar. Pırlanta gibiydi, yeni mezun olmuştu. İşe gireli 12 gün olmuştu. Kaldırımda yürüyordu, eve geliyordu, oğluma yemek yapmıştım. Telefon ettim kapalıydı. Koca cip, oğlumu duvara vurup paramparça etti. Bütün kemikleri kırıldı" dedi.
Dur ihtarına uymayan gencin ölümüne sebep olan polise müebbet hapis talebi
12 Aralık 2024 Perşembe - 19:20 Dur ihtarına uymayan gencin ölümüne sebep olan polise müebbet hapis talebi Kocaeli’de ’dur’ ihtarına uymayarak plakasız motosikletiyle kaçan genci sırtından vurarak ölümüne sebep olan polis memuru ilk kez hakim karşısına çıktı. Şahsı ilk önce GBT sorgusuna aldığını ancak motosikletin plakasız olması sebebiyle kaçtığını söyleyen sanık, "Şahsın peşinden koşarak silahımı çıkardım ve ’Dur’ ikazında bulundum. Koşarken silahı kurmaya çalıştığım esnada tabancam patladı. Hedef gözetmedim" dedi. Gebze Adliyesi 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık İbrahim S., maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı. Olaya ilişkin savunma yapan İbrahim S., "Kerem’in ailesine başsağlığı dilerim. Yaşanan kazadan ötürü pişmanım, keşke böyle bir olay yaşanmasaydı. Ailenin beni affetmelerini talep ederim. Böyle bir acıyı yaşattığım için üzgünüm. Olay tarihinde motosikletli ekip timindeydim. Petrol ofisine gitmiştik. Daha sonra ben petrol ofisinin kafeteryasından dışarı çıktım. Biraz dolaştım. Yüzü tanıdık olan motosiklet kullanıcısı olan şahsa ’Dur’ ikazında bulundum. Durdu, GBT sorgulamasını yaptım. Kullandığı motora baktım. Akabinde, ’Bu şahısla ne yapıyorsun?’ şeklinde diyaloğumuz oldu. Ben de bu konuşmamızda Kerem’e, ’Motosiklet kullanıyorsun dikkat et, bu süre zarfında hırsızlık olayları oluyor’ dedim. Yine konuşmamız sırasında motor hırsızlıklarıyla ilgili olarak bir kaç tane çalınan motorların fotoğraf ve videolarını gösterdim. Bu şahıstan bir kaç bilgi aldım" diye konuştu. "Sol elini beline atar gibi gördüğümde kendimi tehdit altında hissettim" Ekip arkadaşının kendisine, durdurduğu kişinin aranan motosiklete benzediğini söylediğini dile getirerek, "Ekip arkadaşıma, ’Motosiklet motosiklete benzer’ dedim. Daha sonra Kerem’in kullanmış olduğu motosikletin olduğu tarafa baktığımda motosikletin arka kısmında plakanın olmadığını gördüm. Yanına gitmek için koştum. O sırada kendisi araç yolundan dönüyordu. Benim gittiğim yer ise yayanın geçebileceği kadar dar bir alandaydı. Önüne doğru geçmek üzere koştum ancak kendisi de yakalanmamak için ivmelenmeye başladı. Arkasından koştuğum yer karanlıktı. Sol elini beline atar gibi gördüğümde kendimi tehdit altında hissettim ancak elini beline tam attı mı, yoksa rüzgardan yükselen eşofmanını mı indirmeye çalıştı tam anlayamadım. Bu esnada ben de silahımı kurarak arkasından koşmak istedim. Silahımı kurarken silahım ani bir şekilde ateş aldı. Aramızdaki mesafe açıldı. Gittiği istikamete doğru görüş açımdan ayrılıncaya kadar baktım ve bekledim. Başka bir olay yaşanmasın diye olayın vahametiyle silahımı doldur boşalt yaptım" şeklinde konuştu. "Şahsın trafik kazası geçirdiğini düşündüm" Yanına gelen ekip arkadaşlarına motosikletlinin kaçtığını bilgisini verdiğini dile getiren İbrahim S., "Ekip arkadaşım ile motora binip Kerem’in gittiği yöne doğru gittik. Bir müddet sonra telsizden trafik kazası kodu geçti. Olay yerine gittiğimde motosiklet arabanın önünde devrik vaziyetteydi. Ben ilk etapta şahsın trafik kazası geçirdiğini düşündüm. Yanına gidip yaptığım kontrolde sırtında ıslaklık hissettim ve baktığımda sırtında kurşun yarası olduğunu gördüm. Şahsın tansiyonu düşmesin ve hayatta kalsın diye ilk müdahaleyi yaptım. 1-2 dakika sonra olay yerine ambulans geldi. Onlar da ilk müdahaleyi yaparak şahsı hastaneye götürdü. Ben de Gebze Asayiş Büro Amirliğine gittim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, öncelikle beraatimi, mahkumiyetime hükmedilecekse lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Koşarken silahı kurmaya çalıştığım esnada tabancam bir kez patladı" Olay esnasında üzerimde resmi üniforması olduğunu söyleyen İbrahim S., "Şahıs beni görür görmez petrolün çıkışına doğru yöneldi. Ben de bu esnada motosikletin arkasında olması gereken plakayı görmedim. Bunun üzerine ben koşmaya başladım. Koşarken ’Dur polis, kaçma’ diye ikazda bulundum. Ben belimden çıkarttığım silahla herhangi bir yere atış yapmadım. Havaya da atış yapmadım. Çünkü belimden çıkarttığım tabancayla atış yapma niyetinde değildim. Koşarken silahı kurmaya çalıştığım esnada tabancam bir kez patladı. Hedef gözetmedim. Kerem’e doğru tutmadım. Aynı düzlemde koştuğum için hedef alma ya da hedef gözetme gibi bir durumum yoktu. Silah patladığında aramızdaki mesafe belki 20 belki 25 metre mesafeydi. Daha önce bu şahsı görmedim, motosikletin plakasız olması sebebiyle çalıntı olabileceğinden şüphelendim. Motosikletin KTM marka bir motosiklet olması ve daha önce hırsızlığa konu motosikletlerle benzer olması sebebiyle şüphelenmiştim. Ben Kerem’in belinde kabarıklık olduğunu görmüştüm. Bu kabarıklık kıyafetin kabarıklığı mı, bir kemer çıkıntısı mı, yoksa bir silah mı olduğunu bilemiyorum ancak mesleki öngörüyle bu kabarıklıktan şüphelendim" dedi. "Polis memuru görevi gereği verilen silahı kötüye kullanmıştır" Olaya ilişkin sanıktan şikayetçi olan maktulün kardeşi Sabri Uzun, "Olayı bizzat görmedim ancak olay sırasında kardeşimin üzerinde silah yoktu, plakası da daha önce motosikletinden düşmüş, bu sebeple de karakola müracaatta bulunmuş ancak plakası olmadığı için ’Ceza yazarlar’ diye korktuğu için kaçmış. Hatta olay öncesinde arkadaşına, ’Ben oraya benzinliğe gitmeyeyim, polisler ceza yazarlar’ demiş ancak arkadaşının da ’Bir şey olmaz’ demesi üzerine oraya gitmişti. Polisler de kendisini görünce korkmuş, kaçmaya başlamıştır. Polis memuruna karşı herhangi bir küfürlü bir sözü ya da mukavemeti yoktur. Sadece oradan kaçmıştır. Polis memuru görevi gereği verilen silahı kötüye kullanmıştır. Olay nedeniyle sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Maktulün anne ve babası da sanıktan şikayetçi oldu. Müebbet hapis ve cezasında artırım talep edildi Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanık İbrahim S’nin "Olası kastla adam öldürme" suçundan müebbet hapis ve görevi gereği olarak elinde bulundurduğu silahı suçun işlenmesi sırasında kullanması sebebiyle verilecek cezanın üçte biri oranında artırılarak ceza verilmesi talep etti. Taraf avukatlarının yaptığı savunmanın ardından mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. Olay geçmişi Olay, 13 Eylül tarihinde gece saatlerinde Gebze ilçesi Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 21 yaşındaki Kerem Uzun, plakasız motosikletiyle seyir halindeyken polisin ’Dur’ ihtarına uymadı. Motosikletiyle kaçmaya çalışan Uzun’a polisin tabancasından çıkan kurşun isabet etti. Kurşunun sırtına isabet ettiği Uzun motosikletinden düşerken, ihbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Hastaneye kaldırılan Uzun, yapılan tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Olaya ilişkin polis memuru İbrahim S. (29) ifadesi sonrası tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Çayırovalı velilerin eğitim adresi: Bilgievleri
12 Aralık 2024 Perşembe - 16:14 Çayırovalı velilerin eğitim adresi: Bilgievleri Çayırova Belediyesi’nin ilçedeki bilgievlerinde eğitim yolculuğu tüm hızıyla devam ediyor. Sadece ilçedeki çocuklara ve gençlere değil, velilere yönelik kursların olduğu bilgievlerinde, son olarak veli eğitim kurslarında eğitimlerini başarıyla tamamlayarak Kur’an-ı Kerim’e geçen veliler için program düzenlendi. 7’den 70’e tüm Çayırovalılar için bir eğitim yuvası olan Bilgievleri’nde, velilere yönelik kurslarda eğitim tüm hızıyla devam ediyor. Talep ettikleri birçok alanda uzman eğitmenler eşliğinde yıl boyunca kurs görme şansına erişen Çayırovalılar, kendilerini geliştirme imkanını da elde ediyor. Bu doğrultuda son olarak Çayırova Belediyesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Bilgievi’nde Kur’an-ı Kerim kursunda eğitim alan ve Kur’an’a geçen veliler için bir program düzenlendi. Yeni eğitim-öğretim döneminin başından bu yana Kur’an-ı Kerim kursunda eğitim alan veliler, Kur’an’a geçmenin mutluğunu yaşadı. Çayırovalı velileri, bu özel günlerinde Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi de yalnız bırakmadı. Veliler için düzenlenen Kur’an-ı Kerim’e geçme programına katılan Başkan Çiftçi, kursiyerleri tebrik etti. Kursiyerler, kendilerine bu imkanı sunan Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi’ye çok teşekkür ederken, konu hakkında açıklamalarda bulunan Başkan Çiftçi, “Veli eğitim kurslarımızda eğitimlerini başarıyla tamamlayarak, Kur’an-ı Kerim’e geçene değerli velilerimizin heyecanını paylaştık. Kendilerini gönülden tebrik ediyor, emeği geçen kıymetli öğretmenlerimize teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Kur’an-ı Kerim kursuna katılarak Kur’an’a geçen kursiyerlerden olan Sibel Günaydın, “Yeni dönemde Kur’an-ı Kerim’i okuma kursuyla beraber birçok kursa daha geliyorum. Buradaki kurslar bizim için çok büyük bir fırsat, hocalarımız da çok iyi. Kur’an’a geçtiğimiz için de ayrıca mutluyuz. Bu imkanları bizlere sunan Çayırova Belediye Başkanımız Bünyamin Çiftçi’ye ve Çayırova Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
Uzmanı açıkladı: "Narin’in PSA sıvısını üretmesi imkansız"
12 Aralık 2024 Perşembe - 14:23 Uzmanı açıkladı: "Narin’in PSA sıvısını üretmesi imkansız" Diyarbakır’da katledilen Narin Güran cinayetinin ardından yapılan incelemelerde, Narin’in iç çamaşırında tespit edilen Prostat Spesifik Antijen (PSA) enzimi ile ilgili açıklamalarda bulunan Avukat Buket Nurşah Tekışık, "Narin’in bu sıvıyı üretmesi imkansız. Bu durum cinsel istismar olduğunu düşündürüyor" dedi. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki evinden 21 Ağustos 2024 tarihinde çıkan ve bir daha geri dönmeyen 8 yaşındaki Narin için herkes tek yürek olurken, küçük kızın cansız bedeni 19 gün sonra bir dere kenarında, çuval içerisinde bulundu. Küçük kızın cinayetine ilişkin soruşturmada anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran, amca Salim Güran ve itirafçı Nevzat Bahtiyar tutuklu olarak yargılanıyor. Davada dikkat çeken bulgulardan biri de Narin’in iç çamaşırında tespit edilen Prostat Spesifik Antijen (PSA) enzimi oldu. Buket Aydın’ın Youtube yayınında konuğu olan Avukat Buket Nurşah Tekışık, tüm Türkiye’yi sarsan cinayet ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Sekiz yaşında bir çocuktan bahsediyoruz, bu çok hassas bir konu" ifadelerini kullanan Tekışık, "Her şeyi bir kenara bıraktığımızda devlet zaten bu davanın yargılamasını çok hızlı bir şekilde yapıyor. Zaten 26 Aralık’ta karar duruşması yapılacak. İddianame yazıldı, mütalaa verildi. Oldukça hızlı gelişti. Toplumun kanayan yarası ve hassas bir konu olduğu için yargıya buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz" diye konuştu. "Narin’in bu sıvıyı üretmesi imkansız" Adli Tıp raporlarını incelediğini söyleyen Tekışık, "PSA diye bir şey var. Cinsellik sırasında erkekte olan bir sıvıdan bahsediliyor. Adli Tıp bunu bulduğunu söylüyor. Ama şöyle bir durum var. Bu kadınlarda da üretilebiliyor. Narin Güran’ın üzerinde de bu bulgular vardı. Bu sıvı ergenliğini geçmiş kızlarda bulunuyor. Narin Güran daha sekiz yaşında o yüzden Narin’in bu sıvıyı üretmesi imkansız. Bu durum cinsel istismar olduğunu düşündürüyor. Bu olay, toplumda infial oluşturabileceği için bir annenin böyle davranması akıl almaz bir durum. Bu insanların empati yoksunu olduğunu düşünüyorum. Orada korunan ne olabilir, bir kız çocuğunun canından daha değerli ne olabilir, nasıl bir konu olabilir? Yargı çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Abinin bir telefon görüşmesi ortaya çıktı. Onun da delil olarak kullanılması gerekir. Ama bence itiraf gelecek" şeklinde konuştu.