Yerel Haberler
Mersin
15 Mayıs 2026 Cuma - 14:39 Tarsus’ta kavşak düzenlemesiyle ulaşım daha güvenli hale geldi Mersin Büyükşehir Belediyesinin Tarsus’ta yoğun trafik ve kazaların yaşandığı kavşakta gerçekleştirdiği genişletme ve düzenleme çalışmasıyla trafik akışı rahatladı. Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ekipleri, kavşak genişletme ve düzenleme çalışmalarına devam ediyor. Araç yoğunluğunun her geçen gün arttığı Tarsus’ta trafik akışının hızlanması adına kavşak revizyon çalışmaları yürüten Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım Onarım ekipleri, buna bir yenisini daha ekledi. Tarsus kent içi trafiğinin yoğun aktığı Adana Bulvarının Hürriyet Caddesi ile kesişme noktası olan ve araç geçişlerinde sıkıntı yaşanan kavşakta, Büyükşehir Belediyesi tarafından kapsamlı yenileme işlemi yapıldı. 82 Evler ile Fevzi Çakmak Mahallesi sınırını oluşturan ve çevresinde resmi kurumlar, alışveriş merkezi, çok sayıda konut ve işyerinin bulunduğu kavşağa denk gelen alanda kaldırım düzenleme çalışması da yapan Büyükşehir Belediyesi ekipleri, döner kavşağı genişletti. Bölgede asfalt yenileme ve yaya geçitlerini düzenleme faaliyetinin de yerine getirildiği çalışmalarda, çizgileme işlemi de uygulandı. İmalat aşaması tamamlanarak hizmete sunulan kavşak, trafik akışının daha seri şekilde akmasına imkan sağladı. Büyükşehir Belediyesi Tarsus’ta geçtiğimiz aylarda Yavuz Donat Bulvarı üzerindeki İstasyon Kavşağı, İsmet Paşa Caddesi üzerindeki Üzümlü Kavşak, Atatürk Caddesi üzerindeki Cetvel Kavşağı ile yıkılan Sunay Atilla üst geçidi bölgesinde ve daha birçok noktada benzer işlemleri uygulamıştı. "Tarsus’ta birçok noktada kavşak düzenleme işlemleri uygulanıyor" Mersin Büyükşehir Belediyesinde görevli inşaat mühendisi Tunç Yıldırım, "Gerçekleştirdiğimiz çalışma kapsamında yaklaşık bin 200 ton sıcak asfalt kullandık. Kaldırım çalışmalarımız ve kavşak deplase çalışmalarımız da oldu. Aynı zamanda burada altyapı çalışmaları da yapıldı. Şu an trafik akışında her hangi bir sıkıntı görünmüyor. Kavşağın çapını genişlettik ve lokasyonunu değiştirdik" dedi. Tarsus kent içerisinde birçok noktada Büyükşehir Belediyesi tarafından kavşak düzenleme işlemleri uygulandığını hatırlatan Yıldırım, "Üzümlü Kavşak ile Cetvel Kavşağını kaldırdık. Sonrasında Adana Bulvarındaki kavşak düzenlemesine başladık. Bu arada İstasyon Kavşağını da düzenledik. Bu çalışmalar, sıcak asfalt ve kaldırım çalışmalarıyla eş zamanlı yapılıyor. Altyapıya da ufak dokunuşlar yaptık. Izgara ve baca imalatlarımız oldu. Bu çalışmalar yıl boyunca devam edecek" diye konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 13:15 Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı Mersin’de bu yıl ikincisi düzenlenen Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumunda, cerrahi ve onkoloji alanındaki güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alındı. Bilim insanları, doktorlar ve akademisyenlerin katıldığı programda çeşitli sunumlar gerçekleştirildi. Kentteki bir otelde düzenlenen II. Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumu’na Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Tahsin Çolak, Akdeniz Onkoloji Derneği Başkanı Dr. Alper Ata ile cerrahi ve onkoloji alanında çalışan çok sayıda bilim insanı, akademisyen ve doktor katıldı. Sempozyumda cerrahi ve onkoloji alanında hızla gelişen güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alınırken, minimal invaziv cerrahi yöntemleri, ileri endoskopik girişimler, laparoskopik cerrahi uygulamaları, multidisipliner onkoloji yaklaşımları ve güncel kılavuzların klinik pratiğe yansımaları değerlendirildi. Program kapsamında interaktif oturumlar, olgu tartışmaları, panel oturumları ve bilimsel sunumlar gerçekleştirildi. Programda konuşan Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, "Tıp dünyasında cerrahi ve onkoloji, bilimin ve teknolojinin en hızlı dönüştüğü, her geçen gün yeni bir umudun yeşerdiği iki kritik alandır. Multidisipliner tedavi protokollerinden geniş bir yelpazede gerçekleşecek olan bu sempozyum, bilginin paylaşılması ve klinik pratiğe aktarılması noktasında son derece stratejik bir öneme de sahiptir" diye konuştu. Prof. Dr. Yaşar, üniversite olarak sağlık alanındaki altyapıyı güçlendirmeye yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını belirterek, "Mersin Üniversitesi olarak temel gayemiz sadece eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçerek, bölgesine ve ülkesine şifa dağıtan, teknoloji üreten güçlü bir araştırma üniversitesi kimliğini daha da pekiştirmek istiyoruz. Bu vizyon doğrultusunda özellikle sağlık altyapımızı modern tıbbın en ileri olanaklarıyla donatmaya büyük bir gayret göstermekteyiz. Üniversitemiz Tıp Fakültesi Hastanesi bölgemizin stratejik bir sağlık üssü konumuna getirmek için son dönemlerde yaptığımız adımlarla, gerçekleştirdiğimiz 1 milyar TL yatırımlarla, üç tesla MR, en son teknoloji tomografi, üç boyutlu mamografi gibi ileri tanı teknoloji cihazları başta olmak üzere birçok önemli cihazı envanterimize kazandırmış bulunmaktayız" dedi. Yaşar, üniversite bünyesine kazandırılan ileri teknoloji cihazlarla kanser tanı ve tedavisinde güçlü bir altyapı oluşturduklarını belirterek, "Ayrıca kendi bünyemizde kattığımız PET görüntüleme cihazıyla birlikte kanser tanı ve tedavisinde dünya standartlarında bir altyapıyı vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Güçlü sağlık altyapımız ve yetkin akademik kadromuzla karmaşık cerrahi operasyonların ve kapsamlı onkoloji tedavilerinin güvenle yapıldığı bir merkez olmanın haklı gururunu yaşamaktayız. Bu bağlamda alanında saygın konuşmacıların katkılarıyla gerçekleşecek interaktif ameliyatlar, olgu tartışmaları ve panellerin yer aldığı bu sempozyumun hem teorik bilgilerimizi güncelleyeceğine hem de günlük pratiklerimize çok değerli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum" ifadelerine yer verdi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 13:03 SGK İl Müdürü Koç: "Kayıt dışı istihdam geleceği tehlikeye atıyor" Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürü Ali Koç, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, kayıt dışı istihdamın hem çalışanlar hem işverenler hem de ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, tüm taraflara kayıtlı istihdam çağrısında bulundu. Kayıt dışı istihdamın, çalışanların SGK’ya hiç bildirilmemesi ya da çalışma günleri ve ücretlerinin eksik bildirilmesi anlamına geldiğini ifade eden Koç, sigortalı çalışmanın anayasal bir hak olmasının yanı sıra yasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. İşverenlerin sigortasız işçi çalıştırma hakkının bulunmadığını vurgulayan Koç, çalışanların kendi rızalarıyla dahi sigortasız çalışmayı talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığını söyledi. Koç, "İşverenlerin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı çalışan kişilerin emeklilik hakkı, işsizlik sigortası, sağlık hizmetleri, iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sağlanan güvenceler gibi birçok sosyal haktan mahrum kaldığını belirten Koç, bu durumun çalışanları güvencesiz çalışma koşullarına ittiğini kaydetti. Kayıt dışı istihdamın sadece bireysel değil toplumsal ve ekonomik zararlar da oluşturduğunu ifade eden Koç, haksız rekabet, vergi ve prim kaybı, sosyal güvenlik sisteminde bozulma ve gelir dağılımında adaletsizlik gibi olumsuzluklara yol açtığını dile getirdi. Koç, sosyal güvenlik uygulamalarında amaçlarının cezalandırmaktan ziyade rehberlik etmek olduğunu belirterek, kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmelerin yüksek idari para cezaları, teşvik iptalleri ve ağır yasal yükümlülüklerle karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Çalışanların sigorta durumlarını ’e-Devlet, Alo 170 hattı’ ve SGK müdürlükleri aracılığıyla sorgulayabileceklerini ifade eden Koç, sigortasız çalışma veya eksik bildirim durumlarında ’Alo 170, SGK müdürlükleri ve CİMER’ üzerinden ihbar ve şikayette bulunabileceklerini kaydetti. Ücret ödemelerinde banka kanalı kullanımının da yasal zorunluluk olduğuna dikkat çeken Koç, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmelerde ücretlerin banka aracılığıyla ödenmesi gerektiğini belirtti. Koç açıklamasını, "Kayıtlı istihdam sadece yasal bir zorunluluk değil, ülkemizin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" sözleriyle tamamladı.
Başkan Seçer: "Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor"
13 Haziran 2025 Cuma - 17:05 Başkan Seçer: "Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın su stresi yaşadığını belirterek, "Türkiye, 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su kullanabilir hacme sahipti. Bugün ise bu rakam 1200-1300 metreküplere düştü. Böyle giderse, farklı ve yeni bir su yönetimini ortaya koymazsak belki bundan 5 sene sonra bu rakamlar 1000 metreküpün altına düşecek" dedi. Başka Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ile Adana Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen ve küresel ölçekte değerlendirilmesi gereken bir kriz unsuru olan su kaynaklarının tükenişini ele alan ‘Başka Bir Su Yönetimi Mümkün Panel ve Semineri’ne katıldı. Programda, kuraklığın artık uzak bir tehdit değil, etkileri her geçen gün artan somut bir gerçeklik olduğuna dikkat çekildi. Başkan Seçer konuşmasında, su krizine karşı yürüttükleri çalışmalara değinerek, altyapı yatırımları, SCADA Sistemleri’yle izleme, havza koruma planları, gri su uygulamaları, arıtılmış suyun tarım ve sanayide kullanımı, yenilenebilir enerji projeleri, eğitim faaliyetleri ve merkezi yönetimle iş birliği gerekliliği gibi başlıkları ele aldı. "Sadece Türkiye değil, dünya bir su stresi yaşıyor" Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın su stresi yaşadığını kaydeden Seçer, Türkiye’nin sanki çok su zengini bir ülke gibi görüldüğünden söz etti. Su kaynaklarının hiçbir zaman tükenmeyeceği gibi yanlış bir algıya sahip olunduğuna da değinen Seçer, rakamlara bakıldığı zaman bu durumun doğru olmadığını ifade etti. Seçer, her geçen gün de geriye doğru gidildiğini belirterek, "Türkiye, 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su kullanabilir hacme sahipti. Bugün ise bu rakam 1200-1300 metreküplere düştü. Böyle giderse, farklı ve yeni bir su yönetimini ortaya koymazsak belki bundan 5 sene sonra bu rakamlar 1000 metreküpün altına düşecek" diye konuştu. "Bir yönetici olarak söylüyorum; artık yolun sonu göründü" Seçer, tarımın içerisindeki demode olmuş sulama sistemlerinin, bilinçsiz yer altı su kullanımının hem tarımda, hem sanayide ruhsatsız olmasının, yeraltı sularına yönelik sanki hiç bitmeyecekmiş gibi yapılan çalışmaların su stresine sebep olduğundan söz etti. Seçer, su stresini oluşturan durumların yanı sıra, mevcut suyun da iyi yönetilemediğine dikkat çekerek, sorunun çift taraflı olduğunu ifade etti. Seçer, "Zaten insanlık kendi kendini yok ediyor. ‘Kalan mevcut yer altı zenginliklerimiz de az’ diye bağırıyoruz, bunu dünya konuşuyor. Küresel iklim krizi var, yağış rejimleri değişti, anormal bir hal aldı, bilimsel verilere aykırı yağmurlar olmaya başladı. Ama baktığınız zaman da her şey aynı tas aynı hamam devam ediyor. Bir türlü bir yol almıyoruz ama almak zorundayız. Bir yönetici olarak söylüyorum; artık yolun sonu göründü" ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz ve daha önceki kış mevsiminin kurak geçtiğini hatırlatan Seçer, şehirlerde başlayan susuzluğa dikkat çekti. Kayıp-kaçakla mücadele ettiklerini aktaran Seçer, halk için temin edilen temiz içme suyunun bahçe sulamada kullanılmaması konusunda verdikleri mücadeleyi aktardı. Su temini planlamalarının bahçe sulamak veya gereksiz kullanım için değil, temiz içme suyu temini için yapıldığını aktaran Seçer, vatandaşların su kullanımı konusunda daha bilinçli olmaları gerektiğini dile getirdi. Seçer, belediye yönetiminde sivil toplum, üniversite, meslek odaları ve alanında uzman kişilerle çalışmanın, onları dinlemenin ve onlarla birlikte kenti yönetmenin önemine değinerek, ‘katılımcı demokrasi’ vurgusu yaptı. Seçer, su kıtlığı ile mücadele konusunda da katılımcı demokrasi uygulanması gerektiğini belirterek, "Su konusunda da herkesin katkı vermesi lazım. Bilen, deneyim yaşamış kurumlar ve belediyeler, bilmeyen belediyelere deneyimlerini aktarmalıdır. Bu toplantılar deneyimleri birbirimize aktarmak için yapılıyor" şeklinde konuştu. "’Kaynaklar hiç tükenmez’ anlayışı var" Suyun sadece paradan, ekonomiden, üretimden ve modern yaşam için kullanımdan ibaret olmadığının altını çizen Seçer, avcı-toplayıcı dönemde insanoğlunun böyle bir sorunu olmadığından söz ederek, modern bir yaşama geçilip, sanayi ve teknoloji ile uğraşıldığı zaman, buna paralel olarak suya da daha fazla ihtiyacın oluştuğunu kaydetti. Seçer, "Pamuğun toplandığı andan itibaren kumaş olana kadar ya da giydiğimiz ayakkabıların, meşinlerin, köselenin yapımında, araba üretiminde, 1 dekar tarladan 1 ton mısır elde ederken kullanılan su miktarına bir bakalım. İnsanoğlunda ihtiyaçlar sonsuza gider. İşte bu bilinçsiz talepleri yaparken de kaynaklar hiç tükenmez anlayışı var" dedi. "Her bireyin ve canlının suya erişim hakkı vardır" Suyun adil ve erişilebilir olmasının öneminden söz eden Seçer, "Özellikle demokrasilerde, hukuk devletlerinde, refah toplumlarında her bireyin ve canlının suya erişim hakkı vardır. Bunların temin edilmesi lazım. Bizim teknolojiden en azami düzeyde faydalanmamız lazım" ifadelerini kullandı. Su konusunda en önemli role sahip kurumun başta yerel yönetimler olduğunun altını çizen Seçer, "Yerel yönetimler, yönettiği şehrin sorunlarına en hâkim, en örgütlenmiş ve doğal olarak da su yönetiminde görevinden ve yetkisinden dolayı en fazla müktesebatı olan kurumlardır" dedi ve belediyelerinin kamu kurumları ile iş birliğinde birçok konuyu ortak götürmesinin de önemine vurgu yaptı. Yatırımları ve hizmetleri yaparken teknolojiyi kullanmanın gerekli olduğunu, ancak bunun da maliyetleri artırdığını kaydeden Seçer, "Su hizmeti verirken vatandaşa en uygun fiyatta vermek zorundayız. Belediye başkanları olarak günümüz maliyetlerinde çok zorlanıyoruz. Vatandaşa su temin ederken harcadığımız maliyet, su hizmeti karşılığında aldığımız bedelin 2 katından fazladır. Çünkü Türkiye’de akaryakıt, elektrik başta olmak üzere her şey pahalı. Maliyetimizi etkileyen unsurlarda fiyat artışı var" diye konuştu. "Havzalarımızı koruyacağız, inşaat yaptırmayacağız" Seçer, Mersin için çok önemli iki baraj olan Pamukluk ve Berdan’ın havza koruma planlarını bitirdiklerini belirterek, "İlgili kurumdan görüş bekliyoruz. Hemen akabinde uygulamaya başlayacağız. O havzaları koruyacağız, inşaat yaptırmayacağız. Belirli sınırlar çizeceğiz. Ondan sonra, ‘Buraya insan eli değmeyecek’ diyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Gri su uygulaması ile ilgili çalışmaları çok önemsiyoruz" diyerek konuşmasını sürdüren Seçer, 7 arıtma tesisinden de çıkış parametreleri uygun olan suları peyzaj alanında sulama suyu olarak kullandıklarını belirtti. "Yatırımlarımız sayesinde MESKİ, kurulu gücünün yüzde 45’ini yenilenebilir enerji ile sağlayacak" GES ve biyogaz jeneratörleriyle elektrik üretimleri yaptıklarını söyleyen Seçer, "GES’i önemsiyoruz. 7, 6 ve 20 megavat olmak üzere 3 ayrı yerde toplamda 33 megavatlık yatırımlarımız var. Bizim şu anda 7.5 megavat kurulu gücümüz var. 4 yılın sonuna kadar bunlar tamamlanacak. Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin kurulu gücünün yüzde 45’i yenilenebilir enerji ile sağlanmış olacak" dedi. Program, konuşmaların ardından alanında uzman kişiler tarafından gerçekleştirilen panel ve seminer ile devam etti.
Mersin’de çocuk işçiliğine karşı farkındalık semineri
13 Haziran 2025 Cuma - 13:28 Mersin’de çocuk işçiliğine karşı farkındalık semineri Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından, ’Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’ kapsamında ’çocuk emeği değil, çocuk gülüşü çoğalsın’ sloganıyla farkındalık semineri düzenlendi. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen seminere akademisyenler, hukukçular, psikiyatristler ve emniyet yetkilileri konuşmacı olarak katıldı. Seminerde, çocuk işçiliğinin nedenleri, etkileri ve çözüm yolları farklı yönleriyle ele alındı. "Çocuklar geleceğin öznesidir" Mersin Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Mualla Yüceol, çocuk işçiliğinin temel nedenleri arasında yoksulluk, eğitime erişimdeki eşitsizlik ve kayıt dışı ekonomiyi gösterdi. Yüceol, "Çocuklar üretim nesnesi değil, geleceğin öznesidir" dedi. "Çocuğun çalışmasına izin vermek çocukluğunu çalmaktır" Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Öğr. Üyesi Emine Merve Kalınlı ise çocuk işçiliğinin ruh sağlığına etkilerine değinerek, "Çocuklar işçi değil, geleceğimizdir. Çalışmalarına izin vermek, çocukluklarını ellerinden almaktır" ifadelerini kullandı. Avukat Kamil Ekinci, çocuk işçiliği ile ilgili yasal düzenlemeleri aktararak, "Çocuk işçiliği sadece bir suç değil, aynı zamanda bir vicdan meselesidir. Toplumun her kesimi bilinçlenmeli" diye konuştu. Mersin Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğünde görevli Sosyolog Faruk Arslan da sokakta çalıştırılan çocukların karşılaştığı risklere değindi. Arslan, çocukların fiziksel ve duygusal istismara açık olduğunu söyledi. "15 günde bir çocuk sorunlarını konuşuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu, Mersin’de kent paydaşlarıyla çocuk sorunlarını düzenli olarak ele aldıklarını belirterek, "15 günde bir toplanıyoruz. Ortak çözüm yolları üretiyoruz. Bu seminer de bu toplantıların bir ürünü" dedi. Seminer sonunda katılımcılara bilgilendirici broşür ve materyaller dağıtıldı. Katılımcılar etkinlikten memnun ayrıldı.
Seçer: "Mersin, dünyanın en saygın fırsatlar kenti"
13 Haziran 2025 Cuma - 11:50 Seçer: "Mersin, dünyanın en saygın fırsatlar kenti" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin’in önemli dinamiklere sahip bir kent olduğunu belirterek, "Mersin çalışmak ve emek etmek isteyene imkânlar sunan ve bana göre dünyanın en saygın fırsatlar kentidir. Mersin geleceği parlak ve yıldızı yükselecek bir kenttir" dedi. Seçer, Ticaret Bakanlığı himayesinde, Mersin Valiliği ve Mersin Ekonomi Platformu (MEP) koordinesinde, Mersin Büyükşehir Belediyesinin de destekleriyle düzenlenen ‘Mersin Ekonomi Zirvesi Sonuç Bildirge Toplantısı’na katıldı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katılım sağladığı zirvede, kentin dört temel ekonomik odağı olan tarım, sanayi, lojistik ve turizm sektörlerinde karşılaşılan temel sorunlar, çözüm önerileri ve beklentiler değerlendirilerek sonuç bildirgesi paydaşlarla paylaşıldı. Mersin Üniversitesi Akdeniz Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Başkan Seçer, Mersin’in tarihsel ve stratejik önemine dikkat çekerek, Büyükşehir Belediyesinin vizyonunu, ilk dönem hizmetlerinin genel değerlendirmesini, kent genelinde hayata geçirilen imar yatırımlarını ve yeni dönem projelerini aktardı. Seçer ayrıca, tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarına katkı sağlayan belediye projeleri hakkında da bilgiler verdi. "Belediye başkanlığı siyaset üstüdür" Seçer, birçok kurumun destek verdiği bu çalışmanın, Mersin için son derece önemli olduğunu kaydederek, aylardır süren büyük bir emekle gerçekleştirildiğini belirtti. Başkan Seçer, "Her şehirde bu topluluğu bir araya getirmek kolay değil. Kentinizin belediye başkanı olarak, kentin dört bir yanını bilmek, insanları tanımak, sorunlara hâkim olmak, onlara çözüm üretmek, onların dertleriyle dertlenmek zorundayım. Bu benim asli görevim. Bu, belediye başkanı olarak bir lütuf ya da bir gereklilik değil; bir zorunluluktur. Bu bilinçle çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "En iyi nasıl daha iyi olur? Bunun çabası içerisindeyiz" Hem merkezi yönetimle hem bağlı kurumlarla hem de sivil toplumla bir arada olmanın, Mersin gibi değerli bir kente çok büyük bir sinerji katacağının farkında olan bir siyasetçi olduğunun altını çizen Seçer, "Belediye başkanlığını siyaset üstü görüyorum. Belediye başkanı sandıktan çıkana kadar bir partinin temsilcisidir. Siyasi toplantılarda partisini temsil eder ama şehriyle ilgili konularda ve toplantılarda şehrinin, yani Mersin halkının temsilcisidir" diye konuştu. Mersin’in değerli ve müstesna bir kent olduğunu söyleyen Seçer, "Bu toplantının amacı; ‘Bu kadar güzel bir kenti daha nasıl güçlü yapabiliriz? Güçlü bir kentiz ama bunu nasıl daha güçlü yapabiliriz? ‘En iyi nasıl daha iyi olur?’ Bizler bunun çabası içerisindeyiz" dedi. "Mersin, dünyanın en saygın fırsatlar kenti" Seçer, Mersin’in ülke kasasına 6. sırada katkı yaptığından bahsederek, kentin bu alanda önemli dinamiklere sahip bir kent olduğunu vurguladı. Seçer, "Çalışan, üreten bir Mersin var. ihracat kapısıyız, lokasyon olarak muazzam bir yerdeyiz. Turizm, tarım, sanayi, taşımacılık, ticaret; ne ararsanız var. Ben, Mersin için şu tanımlamayı yapıyorum; Mersin çalışmak ve emek etmek isteyene imkânlar sunan ve bana göre dünyanın en saygın fırsatlar kentidir. Mersin geleceği parlak ve yıldızı yükselecek bir kenttir. Bizim retoriğimizle bunlar gerçekleşmeyecek, Mersin’de zaten böyle bir potansiyel var. Hep beraber emek ederek bunu gerçekleştireceğiz" diye konuştu. "Mersin Büyükşehir Belediyesi halkın belediyesidir" Mersin’de sanayi, lojistik, tarım ve ticaret gibi pek çok sektörün varlığından söz eden Seçer, bu kadar önemli fırsatlar ve potansiyel barındıran bir şehirde de yerel yönetimlerin çok önemli olduğunu kaydetti. Seçer, "Mersin Büyükşehir Belediyesi, bu halka hizmet eden 12 binden fazla çalışanıyla, Anamur’dan Tarsus’a, yani Antalya sınırından Adana, Karaman ve Konya sınırına kadar her noktaya nüfus eden, her noktayı bilen bir kurumdur. Bu kurum devletin bir kurumudur, halkın belediyesidir" şeklinde konuştu. "Mersin her alanda cazibe merkezi haline geliyor" Mersin’in nüfusunun göçler ve 6 Şubat depremlerinin ardından artış gösterdiğini söyleyen Seçer, kentin gelişen ve kalkınan bir kent olduğunu da ifade etti. Seçer, "Merkezi hükümet yatırımları, dünyadaki ve bölgedeki gelişmeler Mersin’i cazibe merkezi haline getiriyor. Mersin’e doğru bir yönelme var" ifadelerine yer verdi. Bu artan nüfusun ve enerjinin altyapısını, ön hazırlığını yapacak olan kurumun başta yerel yönetimler olduğunu da dile getiren Seçer, "Altyapı ve yol olmazsa; ne için ticareti, taşımacılığı ve sanayiciliği konuşuyoruz? Benim altyapı, yol, kanalizasyon ve arıtma tesisi yapmam lazım. Şehir merkezi ve ilçe merkezlerinde trafiğe yön vermem lazım. Asli görevim olmasa da vizyon ortaya koyup, Mersin gibi turizm ve tarım kentinde, turizme ve tarıma destek vermem lazım" ifadelerini kullandı. "Mersin güçlü bir kent; Mersin Büyükşehir Belediyesi de güçlü bir belediye" Mersin’in 6. sırada vergi ödüyor olmasının, Mersin Büyükşehir Belediyesinin güçlülüğü demek olduğunu da kaydeden Seçer, "Mersin güçlü bir kenttir. Mersin Büyükşehir Belediyesi de güçlü bir belediyedir. 6. sırada vergi ödüyorsanız, merkezi bütçeden gelen payınız ona göre kanunla belirlenmiştir. Önemli olan israf etmeden, yanlış yatırımlara gitmeden, yanlış işlere sapmadan, saptırmadan bu bütçeyi sizin adınıza doğru kullanmak" dedi. "İmar olmadan hiçbir şey olmaz" İmar planları yapılmadan kentteki birçok gelişmenin olmayacağını ifade eden Seçer, "İmar olmadan hiçbir şey olmaz. 6 yıl önce göreve geldik ve imar çalışmalarını başlattık. 4 merkez ilçede planlar bitti. Anamur’un ve Silifke’nin bir kısmında planlar geçen dönem bitti. Biz durmadık, duraksamadık. Dedik ki; ‘İmar olmazsa fabrika alanı olmaz. Konut ihtiyacı var, nüfus artıyor fiyatlar artıyor. İmar mutlaka yapılmalı, bitirilmeli.’ Sadece geçtiğimiz dönem dört merkez ilçede 2 milyon 500 bin kişinin yaşayacağı konut bölgeleri oluşturduk. İmar çalışmalarıyla; 400 hektar küçük sanayi, bin 250 hektar sanayi genel depolama ve enerji depolama alanları, bin 300 hektar kentsel servis alanı, konut dışı kentsel çalışma ve toplu iş yeri alanı, 550 hektar lojistik alanı oluşturduk. Yeni imar çalışmalarından brüt 3 bin 500 hektar, 35 bin dönüm; net 2 bin 500 hektar, 25 bin dönüm arsa oluşturuldu" sözlerine yer verdi. İlçelerde de imar çalışmalarına hız kesmeden devam ettiklerini söyleyen Seçer, Mersin Limanı karşısında özel çalışma alanlarının olduğunu belirterek, "O bölgenin ticaret ve turizm ağırlıklı düzenlenmesiyle imar çalışmalarını bitirdik. Gelecek aya nihayetlendireceğiz. İstiyoruz ki, o bölge ihracatçının, ithalatçının, iş insanının bürosu olsun. Oteller ve farklı sosyal tesisler olsun. Bir ticaret merkezi haline gelsin" diye konuştu. Seçer, kent turizmine katkı sağlayan projeleri anlattı Mersin’de turizmin bir türlü gelişemeyen bir alan olduğunu, Büyükşehir Belediyesi olarak turizmi geliştirecek birçok projeye katkı sunduklarını ve sunmaya da devam edeceklerini söyleyen Seçer, Taş Binadan Karamancılar Konağına, Eski Gülnar Otelinden Kasaplar Çarşısına kadar tarihi kent merkezinde birçok restorasyon çalışmalarını devam ettirdiklerini ve tamamlanan bazı çalışmalar olduğunu ifade etti. Seçer, "Yine turizm çalışmaları kapsamında; Örnekköy projelerimizi son derece önemsiyoruz. Tarihi Kilikya Yolu çok önemli bir çalışma. Turistlerin, tarihin içinden geçeceği 550 kilometrelik bir parkur" dedi.
Mersin’deki kedi popülasyonu kısırlaştırma merkezi ile dengeleniyor
13 Haziran 2025 Cuma - 11:09 Mersin’deki kedi popülasyonu kısırlaştırma merkezi ile dengeleniyor Mersin Büyükşehir Belediyesi, sokakta yaşayan kedi popülasyonunu kontrol altına almak için bu yılın ocak ayında hizmete açtığı ‘Kedi Kısırlaştırma Merkezi’ ile hiçbir kediye zarar vermeden popülasyonu dengelemeye devam ediyor. Kentte yaşayan her canlının belediyesi olmak için yola çıkan Mersin Büyükşehir Belediyesi, sokakta yaşayan patili dostların kent içindeki konforunu artırmak için hayata geçirdiği yeni projeleri, hız kesmeden uygulamaya devam ediyor. "Kaldı mı tanışmadığımız pisi?" mottosuyla ocak ayında açılan ‘Kedi Kısırlaştırma Merkezi’ ile sokak kedilerini kısırlaştırarak popülasyonun artmasının önüne geçmeyi hedefleyen Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı, ‘Alo 185’ üzerinden randevu alan herkes için hizmetlerini sürdürüyor. Yılda 3 kez doğum yapma ihtimali bulunan sokak kedilerinin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasını önleyen, patili dostlar için daha güvenli ve sağlıklı bir yaşam sunarak dengeli bir hayvan popülasyonu oluşmasını sağlayan ekipler, merkezdeki tüm işlemleri ücretsiz bir şekilde veriyor. Sokakta bakımını ve beslenmesini üstlendikleri canları merkeze getiren vatandaşlar, uzman veteriner hekimlerin gözetiminde steril bir ortamda kısırlaştırma işlemini yaptırıyor. 5 gün uzman gözetiminin ardından dostlarını merkezden alan vatandaşlar, sokakta besledikleri noktaya güvenli bir şekilde bırakıyor. Gönüllülere kolaylık sunmakta sınır tanımayan Büyükşehir Belediyesi, sokakta beslediği 3 ve daha fazla kedisi olan ve kendi imkanlarıyla kedilerini getiremeyecek olan vatandaşlara, araç ve box imkanı da sunuyor. Hayvan hastaneleri ve veterinerlerde özel ücrete tabi kısırlaştırma işlemi büyük bir külfet olurken, gönüllüler merkez sayesinde ciddi maliyetler ödemekten de kurtuluyor. Haftanın 7 günü 08.00-17.00 arasında hizmet veren merkezde, kısırlaştırma işlemleri salı ve çarşamba günleri 10.00-15.00 saatleri arasında yapılıyor. Mezitli ilçesi Merkez Mahallesi’nde yer alan Mersin Büyükşehir Belediyesi Mezitli İtfaiye Grup Amirliği içinde bulunan kısırlaştırma merkezi, herkesin ulaşabileceği bir noktada hizmet veriyor. "Sadece sokak kedilerinin kısırlaştırma işlemini yapıyoruz" Merkezi ocak ayında açtıklarını ifade eden Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Sahipsiz Hayvanlar Şube Müdürü Ömer Benli, "Haftanın 7 günü burada veteriner sağlık teknikeri arkadaşımız kedilerin bakımını, beslenmesini, ilaç tedavisini uyguluyor. Salı ve çarşamba günleri kısırlaştırma işlemini yapıyoruz. Randevulu sistemle çalışıyoruz. Bunun sebebi, hem dostlarımıza hem de vatandaşlarımıza daha iyi ve sağlıklı hizmet verebilmek" dedi. Sadece sokak kedilerine hizmet verdiklerini belirten Benli, "Vatandaş sitesinin, kapısının önünde beslediği kedi varsa 185 üzerinden randevusunu oluştursun. Araç, box, eldiven, yakalama kafesi desteği hizmetini de veriyoruz. Biz kapısının önünden alıyor, kapısının önüne tekrar bırakıyoruz. Yeter ki sokak kedisi olsun. Burada toplamda 3 personelimiz oluyor; 2 veteriner sağlık teknikeri, 1 veteriner hekimimiz hizmet ediyor" ifadelerini kullandı. "Sokaktaki kedi popülasyonunu hiçbir canlıya zarar vermeden azaltıyoruz" Amaçlarının sokakta yaşayan kedi popülasyonunu hiçbir canlıya zarar vermeden azaltmak olduğunu ifade eden Benli, taleplerin Alo 185 üzerinden alındığını belirterek, "Kısırlaştırma süresince bütün her şeyi biz karşılıyoruz. Gelip alıyor, tekrar kapısının önüne bırakıyoruz. Bu şekilde bir plan dahilinde yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ayrıca sokakta yakalamıştır, aniden getirmesi gerekiyordur. Kafeslerde yer olması halinde biz yardımcı olmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Benli, son olarak tüm Mersinli vatandaşlara seslenerek, "Sokakta yaşayan her türlü dostumuza, canlımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kediler için Mezitli’de kısırlaştırma merkezimiz var. Yakın zamanda Anamur’da da bir kısırlaştırma merkezi açacağız. Hizmetlerimiz devam ediyor. El birliğiyle daha güçlüyüz" dedi. "Kedilerin ve köpeklerin kısırlaştırılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum" Sokakta beslediği can dostlarının kısırlaştırılması için yıllardır çaba harcadığını söyleyen hayvanseverlerden Şule Karataş, "Ben sokak kedilerine ayrı bir önem veriyorum. Kedilerin ve köpeklerin kısırlaştırılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kendi imkanlarımla bugüne kadar hep veterinerde kısırlaştırıyordum. Fakat böyle bir hizmetin faaliyete girdiğini duyunca hemen randevu aldım. Aslında daha çok kedi için randevu alıyorum, fakat yakalarken biraz zorluk çektiğim için bugüne kadar 2 kedi getirebildim" şeklinde konuştu. Daha önce getirdiği kediyi, çok daha sağlıklı bir şekilde merkezden teslim aldığını söyleyen Karataş, "Birinci kedimde çok memnun kaldım, hatta kedimi kilo almış olarak aldım. Yapılan yer çok temizdi, görevlilerimiz çok güler yüzlüler, her şeyden çok memnunum. Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ediyorum bu konuda" ifadelerine yer verdi.
Bakan Bolat: "Bizden İsrail’e bir zerre ticaretin yapılmasına, İsrail bizim şartlarımızı karşılayıncaya kadar müsaade etmeyeceğiz"
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:40 Bakan Bolat: "Bizden İsrail’e bir zerre ticaretin yapılmasına, İsrail bizim şartlarımızı karşılayıncaya kadar müsaade etmeyeceğiz" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Mersin Limanıyla ilgili zaman zaman, ’İsrail’e giden yük uğruyor, uğramıyor veya şu taşınacak, bu taşınacak’ gibi haberlerin dolaştırıldığını belirterek, "İsrail’e 9 Nisan 2024 itibariyle kısmi, 2 Mayıs 2024 tarihinden itibaren de tam sınırlamaya geçtik ithalat ve ihracatta. Hiçbir gümrük işlemi yapılmıyor, transit ticaret, serbest bölge ticareti de yapılmıyor. Bizden İsrail’e bir zerre ticaretin yapılmasına, İsrail bizim şartlarımızı karşılayıncaya kadar müsaade etmeyeceğiz" dedi. Bakan Bolat, Mersin Valiliğince düzenlenen ’Mersin Ekonomi Zirvesi Sonuç Bildirgesi Toplantısı’na katıldı. Mersin Üniversitesi’ndeki toplantıda konuşmasına zirveye katkı veren herkese teşekkür ederek başlayan Bakan Bolat, bugünkü toplantının,1 yıllık çalışmanın final günü olduğunu söyledi. Mersin’in küresel bir güç olması, bir marka şehir olması için bunun önemli bir başlangıç noktası olduğunu ifade eden Bakan Bolat, "Bundan sonra artık bu kıymetli aktörler, milletvekillerimiz, valimiz, belediye başkanlığımız, ticaret odalarımız, STK’larımız, basınımız hep birlikte sahip çıkılacak. Bu noktada biz de Ticaret Bakanlığı olarak üzerimize düşeni yapacağız. Başarıya giden yol böyle gerçekleşiyor. Çok çalışmak, iyi takip ve aksiyon almak ve de sonuç alıcı çalışmalarla ilerleme sağlamaktan geçiyor" ifadelerini kullandı. Kentle ilgili yapılan konuşmalar sırasında Mersin için, ’Mersin marka şehir, Mersin birlikte gelişmenin ve güçlenmenin merkezi, Mersin hep birlikte güçlü geleceğe, Mersin görülmesi gereken ve buluşma noktası’ şeklinde motto belirlediğini dile getiren Bakan Bolat, "Mersin için bir 5T formülü öneriyorum. Nedir bu 5T formülü? Avrasya’nın ticaret, taşımacılık, tarım, turizm ve teknoloji merkezi eşittir; Mersin. Bu alanlarda zaten Mersin’in güçlü bir alt yapısı var, daha da konsantre çalışmalar yaparak daha iyi noktalara taşıyacaktır." şeklinde konuştu. Konuşmasında Mersin’in ihracat rakamlarına da değinen Bakan Bolat, Mersin’in geçen yıl yüzde 4.6 artış ile 10.1 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaştığını söyledi. Bu ihracatın yaklaşık yarısının tarım ürünleri ve işlenmiş gıda ürünlerinden oluştuğunu belirten Bakan Bolat, Mersin’in tarihten ve coğrafi konumundan gelen bir üstünlüğü bulunduğunu, Doğu Akdeniz’in ticaret ve taşımacılık merkezi olduğunu ifade etti. "Sanayide Marmara Bölgesindeki aşırı yoğunluk, Samsun ve Mersin aksına kaydırılıyor" Yakında Mersin- Laskiye feribot seferlerinin de başlayacağı bilgisini paylaşan Bakan Bolat, Mersin’in aynı zamanda İpek Yolunun geçtiği yer olduğunu kaydetti. Mersin’in limanı ve serbest bölgesiyle bu alanda üstünlük sağaldığını vurgulayan Bakan Bolat, "Mersin’i inşallah orta vadede bir Dubai konumunda göreceğiz. Bu konuda bütün yatırımlarımız yapılıyor. Irak Kalkınma Yolu bittiğinde, Basra’ya gelen Asya’nın ürünleri, Avrupa’ya geçerken Mersin’den dünyaya açılacak. O nedenle Çin’den başlayan Orta Koridorunda Türkiye sınırlarına geldiğinde Mersin’de bundan nasibini alacak. Bunun yanında sanayide Marmara Bölgesindeki aşırı yoğunluğu dağıtmak ve Samsun, Mersin aksına doğru yeni OSB’ler kurarak daha dengeli hale getirme konusundaki çabalarla, yine Mersin ve bölge şehirlerine önemli faydalar sağlanacaktır" ifadelerini kullandı. Türkiye’ye toplam 21 bin Türk gemisi ve yaklaşık 39 bin de yurt dışı bandralı geminin ihracat-ithalat amaçlı geldiği bilgisini paylaşan Bakan Bolat, şöyle devam etti; "Yaklaşık 60 bin gemi geliyor ve aynı zamanda 60 bin gemi çıkıyor demektir. Bizim dış ticaretimiz geçen yıl 610 milyar dolardı ve 167 milyar dolar da hizmetler ticaretimiz vardı. Toplam 775 milyar dolarlık bir dış ticareti yönettik hükümet olarak, Türkiye olarak, Ticaret Bakanlığı olarak. Bu dış ticaretteki malların yüzde 80’ı deniz yoluyla taşınıyor. Mersin Limanı’da burada 2. sırada yer alıyor. 8 milyon adet konteynır getirilip-götürüldü." "Bizim üzerimizden veya bizim limanlarımıza yanaşarak İsrail’e bir silah gitmesini istemeyiz asla" Son dönemde Mersin Limanıyla ilgili zaman zaman, ’İsrail’e giden yük uğruyor, uğramıyor veya şu taşınacak, bu taşınacak’ gibi haberlerin dolaştırıldığını hatırlatan Bakan Bolat, "Şu gerçeği görmemiz lazım. Biz ateşkes görüşmeleri sonuçlanacak beklentisi ve çabalarıyla 6 ay kadar bekledik, bütün dünyadan daha fazla uğraştık. Önce kısmi ihracat ambargosu uyguladık 9 Nisan 2024 itibariyle, 2 Mayıs 2024 tarihinden itibaren de tam sınırlamaya geçtik ithalat ve ihracatta. Hiçbir gümrük işlemi yapılmıyor, transit ticaret, serbest bölge ticareti de yapılmıyor. Gazellilere yapılan soykırım karşısında, o kardeşlerimiz için ne yapsak yetmez. Ama biz dünyada en çok yapan devletiz, hükümetiz. 610 milyarlık dış ticaret neyle geliyor? Yüzde 80’i gemilerle geliyor. Limanlarımız Ulaştırma Bakanlığımız tarafından yönetilir. Gümrüklerimiz Ticaret Bakanlığımızca yönetilir. Koordinasyon içinde çalışırız. İhbarları dikkate alırız. Bizim üzerimizden veya bizim limanlarımıza yanaşarak İsrail’e bir silah gitmesini istemeyiz asla. Bu noktada kamuoyuna açıklamadığımız bazı gemi retleri de yapıyoruz" dedi. "Bizden İsrail’e bir zerre ticaretin yapılmasına, İsrail bizim şartlarımızı karşılayıncaya kadar müsaade etmeyeceğiz" Dünyada uluslararası taşımacılığı yapan belli başlı lojistik şirketler bulunduğunu söyleyen Bakan Bolat, "Bir gemi Uzak Doğu’dan çıktığı zaman 8-10 limana uğrar, oralarda boşaltma yapar, oralardan konteynır alır, şehir hatları vapurları gibi iskelelere uğraya uğraya gelir. Dolayısıyla limanların bu konteynırlarla alakalı süreci çok iyi yönetmesi lazım. O açıdan biz 610 milyar dolarlık ihracat ithalatımızda dikkatliyiz ama uluslararası ticaretimizi de İsrail haricinde sürdürmek zorundayız. Halkımıza iş, aş, gelir artışı, refah sağlayabilmek için. O nedenle vatandaşlarımız müsterih olsun, İsrail konusunda en az vatandaşlarımız kadar bizler de hassasiyet sahibiyiz, hayatımız bu mücadelelerle geçti. Limanlar arasında konteynır trafiğinde biz dikkatliyiz ama şunu da bilmemiz lazım ki, o gemiler bize uğradıktan sonra İsrail’e de gidebilir, bunu engelleyemeyiz. Başka ülkelerin şirketlerine bu noktada öyle davranıldığı zaman biz ticaret yapamaz hale geliriz. Dış ticarete büyük darbe bindirilir. O nedenle bu konudaki eleştiriler, protestolar ya da önerilere açığız ancak şunun da bilinmesini istiyoruz ki, Türkiye’nin de 610 milyar dolar, milli gelirimiz yüzde 40’nı da korumak zorundayız. Ama bizden İsrail’e bir zerre ticaretin yapılmasına, İsrail bizim şartlarımızı karşılayıncaya kadar müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Mega projelerde son durum 2002’den bu yana Mersin’de toplam 624 milyar TL’lik yatırımı hayata geçirdikleri bilgisini veren Bakan Bolat, Çukurova Uluslararası Havalimanı’nın yolcu taşımacılığının yanında ticarete de önemli katkılar sağlayacağını, Mersin- Adana- Osmaniye -Gaziantep Hızlı Tren Projesi’nin tamamlandığında yılda 12,5 milyon ton yük taşıma kapasitesine ulaşmasının beklendiğini söyledi. Bakan Bolat, yüzde 90’nın üzerinde tamamlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk reaktörünün 2025 yılı içinde devreye alınmasının planlandığını, tam kapasite ile hizmete girdiğinde ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 10’nu karşılayacağını belirtti. Esnafa ve sanatkâra 1,8 milyar TL destek 2025’in ilk 5 ayında Mersinli esnaf ve sanatkârlara 1,8 milyar TL tutarında faiz indirimli kredi sağlandığını açıklayan Bolat, 2002’den bu yana toplam kredi desteğinin 15 milyar TL’yi geçtiğini söyledi. Ayrıca, 102,5 milyon TL’lik gelir kaybı desteği ve 7,9 milyon TL tutarında kira desteği sağlandığını bildirdi. Ayrıca bu sabahtan itibaren Mersinli esnafa bir 100 milyon lira daha yüzde 50 faiz indirimli finansman desteği sağladıklarını kaydetti. Küresel ticaret ve politika belirsizlikleri Konuşmasında, son dönemde küresel ticareti derinden etkileyen bir dizi gelişme yaşandığını, dünyada büyük bir ticaret savaşları, rekabet savaşları, artan bir korumacılık, gümrük tarifeleri savaşları olduğuna dikkat çeken Bakan Bolat, "Yani ekmek aslanın ağzında değil, adeta midesinde. Ama bizim kahraman ihracatçılarımız ki, onlar hem sanayici hem tarımcılar. Onlar bunu sağlıyorlar. Biz hükümet olarak onlara verebildiğimiz bütün kolaylıkları sağlamaya çalışıyoruz. İmkan olsa daha fazla destek vereceğiz ama malum deprem yatırımları nedeniyle önemli harcamalar var. Bunlar da yakında bitecek inşallah, depremin yaralarını yakında saracağız. Bugün, iftiharla söylemeliyim ki, küresel ihracattan aldığımız payı 1980’den bugüne 7,7 kat artırarak yüzde 1,07’nin üzerine çıkarmış durumdayız. İşte bu performansımızla ismimizi son on yılda OECD ülkeleri arasında ihracat hacmini en hızlı artıran ülkelerden biri olarak yazdırmanın haklı gururunu yaşıyoruz." diye konuştu. Büyüyen ve güçlenen Türkiye ekonomisi Bugün Türkiye ekonomisinin 1,5 milyon adetlik üretim gücüyle otomotiv endüstrisinde AB’de 4’üncü, dünyada ise 12’nci sırada yer aldığını hatırlatan Bakan Bolat, şu bilgeler paylaştı; "Tekstil ve konfeksiyonda ihracatta dünyada 7’nci sıradayız. AB’nin 3. büyük tedarikçisiyiz. Savunma ve havacılık sanayiinde dünyada 11’inci sıradayız. Beyaz eşyada Avrupa’da 2’nci, dünyada 3’üncüsıradayız. Makine sektöründe ihracatta dünyanın en büyük 25 ülkesinden biriyiz. Ülkemizin büyümede elde ettiği bu başarı, her kesimin daha fazla ekonomik aktiviteye katılmasının da bir sonucudur. Müteahhitlikte ikinci, turizmde dünya 5.’siyiz. Arkadaşlarımız Endonezya’da Savunma Sanayi Fuarı’ndalar, dün itibariyle 48 adet Kaan 5. nesil savaş uçağının Endonezya’ya 15 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi imzalardılar. Bunlar iftihar etmemiz gereken gelişmeler" dedi. Enflasyonla mücadelenin hükümetin iki temel önceliğinden biri olduğunu vurgulayan Bakan Bolat, diğerinin ise deprem bölgesindeki 11 vilayetin hızlıca ayağa kaldırılması olduğunu söyledi. "Ateş düştüğü yeri yakan" diyen Bolat, "Deprem bölgesinde yıkılmış, canlarını, yakınlarını kaybetmiş insanların acılarını onlar kadar hissetmek çok zor. O nedenle öncelik oradaydı. Ve 105 milyar dolar bir bütçe ortaya çıkarılmıştı. Ve bu bütçeyi ödeyecek bir şirket yok. Kamu bütçesinden ödenecek. O günkü bütçenin yüzde 40’ı idi bu. 2 yılda yaklaşık 2.6 trilyon lira 2023-2024’te harcandı ve 202 bin konut, iş yeri teslim edildi. Kalanları da bitmeye yaklaştı. Bu yıl sonuna kadar diğer hak sahiplerine de teslim edilmiş olacak" diye konuştu. Olağanüstü bir durum afet ya da dış etken olmadığı taktirde bu yılın sonunda enflasyonda yüzde 20’li rakamlarını görüleceğini kaydeden Bakan Bolat, bu çerçevede ihracatın arttırılmasına yönelik çalışmalara da devam edeceklerini söyledi. "Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu, ticaretin yüzyılı vizyonu ile taçlandıracağız inşallah" diyen Bakan Bolat, "Terörsüz Türkiye hedefi de Türkiye’ye inşallah yeni bir lig atlatacak yükseliş yönünde. 2 trilyon dolara yakın 40 yılda harcanan kaynaklar, bundan sonra inşallah yatırıma, üretime harcanacak" dedi.
Mersin’de denizden çıkarılan çöpler sahilde sergilendi: Alışveriş arabası bile var
12 Haziran 2025 Perşembe - 14:21 Mersin’de denizden çıkarılan çöpler sahilde sergilendi: Alışveriş arabası bile var Mersin’de denizden çıkarılan çöpler, farkındalık oluşturmak amacıyla sahilde sergilendi. Denizden aralarında alışveriş arabasının da bulunduğu çöpler çıkarılırken, deniz ekosistemini tehdit eden hayalet ağlardan yapılan tünel vatandaşların ilgisiyle karşılaştı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi tarafından Çevre Haftası dahilinde ’Deniz Dibi Temizliği ve Dalış Etkinliği’ düzenlendi. Mersin İtfaiyesi ekibi ve dalgıçlar, dalış yaparak deniz dibindeki çöpleri topladı. Denizden araba lastiği, alışveriş arabası, paspas, balıkçı ağı, plastik ve cam şişe, sigara paketi ve izmaritleri gibi insan kaynaklı çöpler çıktı. Yosun tutan atıklar, sahilde sergilenirken, vatandaşlar, deniz ekosistemini tehdit eden hayalet ağlardan yapılan tünel ile deniz canlılarının hayatta kalma mücadelesini deneyimledi. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Bülent Halisdemir, sadece Çevre Haftası’nda değil yıl boyunca temizlik ve farkındalık çalışmaları yaptıklarını söyledi. Çevre bilincini aşılamak için birbirinden farklı etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Halisdemir, "Bu faaliyetlerimizden biri de ’Deniz Dibi Temizliği ve Dalış Etkinliği’ oldu. Dalgıçlarımızla denize atılan çöpleri çıkarttık ve denizimizi neden temiz tutmamız gerektiğini göstermek için sergiliyoruz. Deniz canlılarının yaşadıklarını anlamamız için gerçekleştirdiğimiz etkinliklerden biri de hayalet ağlardan tünel yapmak oldu. Bu tünelden geçen vatandaşlarımız, ’ne kadar zor olduğunu görsün ve balıkların neler yaşadığını anlasın’ istedik" diye konuştu. "Deniz çayırlarını yaygınlaştırmayı hedefliyoruz" Mersin denizini Tarsus Kulak’tan Erdemli Çeşmeli’ye kadar 53 kilometrelik mesafede sürekli denetlediklerini hatırlatan Halisdemir, kentin temiz kalması için gece gündüz demeden çalıştıklarını ifade etti. Halisdemir, "Teknolojik cihazlarla denetim konusunda Türkiye’de öncü belediyelerden birisiyiz. Denizi kirleten her etmene karşı mücadele ediyoruz. Derelerden kaynaklanan kirlilikleri önlemek için bariyerler aldık. Bu bariyerlerle mümkün olduğu kadar katı atığı tutarak, denize gitmelerine ve mikroplastik dediğimiz atıkların oluşmasına engel olmaya çalışıyoruz" dedi. Deniz ekosistemini korumak için Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü ile ortak çalıştıklarını ifade eden Halisdemir, ODTÜ ile deniz ekosistemi için önemli olan deniz çayırlarını yaygınlaştırmayı ve artırmayı hedeflediklerini kaydetti. Hayalet ağlardan tünel yapıldı Denizden çıkarılan atıkları inceleyen 13 yaşındaki Bekir Kaan, farkındalık için kurulan hayalet ağlardan geçerken çok zorlandığını dile getirerek, "Geçerken biz bile takıldık. Biz insan olmamıza rağmen takıldığımıza göre balıklar buna takılıp nasıl kurtulsunlar? Bunun önüne geçmek için denizi kirletmememiz lazım" ifadelerini kullandı. Çöplerin doğaya büyük zararlar verdiğini öğrenen Uras Samsa da "Hayalet ağların hepsi balıkların ölmesine neden oluyor. İçlerinden geçerken biz bile takıldık" diye konuştu. Etkinlikte ayrıca kekik, diş ipi çiçeği, ıtır çiçeği gibi sinekle mücadelede önemli yeri olan tıbbi aromatik bitkilerden de dağıtıldı.
Amatör oltacı kıyıdan 2 köpek balığı yakaladı: Heyecanlı anlar kamerada
12 Haziran 2025 Perşembe - 13:05 Amatör oltacı kıyıdan 2 köpek balığı yakaladı: Heyecanlı anlar kamerada Mersin’in önemli turizm bölgelerinden Taşucu’nda kıyıdan amatör olarak avlanan Durmuş Ali Kesikbaş’ın oltasına bir gecede 2 köpek balığı takıldı. Oltayı çektiğinde ilk köpek balığını fark eden Keskin’in heyacanlı anları cep telefonu kamerasına yansıdı. Alınan bilgiye göre, Kule vinç operatörü olarak çalışan 32 yaşındaki Durmuş Ali Kesikbaş, gece oltasıyla Silifke İlçesi Taşucu Mahallesinde balık avına çıktı. Kıyıdan oltasını atan Keskin, büyük bir heyecanla yakaladığı balığı kıyıya çekti. Önce büyük ve normal bir balık olduğunu düşünen Kesikbaş , kıyıya çektiğinde yakaladığı avının köpek balığı olduğunu gördü. O heyecanlı anları ise eşi cep telefonu ile görüntülendi. Keskin, daha sonra yine aynı noktada farklı bir köpek balığı daha yakalarken her ikisini de doğal yaşam alanına geri bıraktı. "Köpek balığı yakalama heyecanı yaşadık" Yaşananları anlatan Durmuş Ali Kesikbaş’ın ," Arada balık tutmak bölgemizdeki herkes gibi bizim de hobimiz. Akşam da o günlerden bir tanesiydi. Eşimle birlikte gittik şans eseri 2 tane köpek balığı yakaladık. Biri 15-20, diğeri de 50 kilonun üzerindeydi. İlk defa köpek balığı yakalama heyecanı yaşadık. Belki bir çok balıkçının hayalidir köpek balığı yakalamak bizde yakalayınca sevindik. Yetkili birimlerle de görüştük zararsız olduğunu söylediler, bizde doğal yaşama zarar vermeme adına hayvanı saldık" dedi. Bir çok kişinin köpek balığı nedeniyle denize girmeyin dediğini de aktaran Kesikbaş’ın , yakalanan cinsin saldırgan bir köpek balığı olmadığını öğrendiklerini söyledi. 321 kilometre Akdeniz’e kıyısı olan Mersin’de son günlerde kıyıya yakın noktalarda köpek balıklarının görüldüğü ileri sürülmüştü.