Yerel Haberler
Muğla
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:05 Global Sumud filosu Marmaris’ten Gazze’ye doğru yola çıktı İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasını kırmak amacıyla oluşturulan Global Sumud Filosu, Muğla’nın Marmaris ilçesinden Gazze’ye hareket etti. 15 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, seyir halindeyken İsrail ablukası ve bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle Marmaris Limanı’na sığınmıştı. Teknik hazırlıklarını ve organizasyon sürecini burada sürdüren filo, hazırlıkların tamamlanmasının ardından yeniden Gazze rotasına yöneldi. Sabah saatlerinden itibaren hazırlıklarını tamamlayan filoda yer alan 54 tekne, öğle saatlerinden sonra Marmaris Limanı’ndan ayrıldı. İspanya, İtalya, Fransa, Endonezya ve Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerden 500’ü aşkın aktivistin katıldığı filoda, insani yardım ve dayanışma mesajları ön plana çıktı. Limanda toplanan aktivistler, "Filistin’e özgürlük" sloganları atarak tekneleri uğurladı. "Rotamız Gazze" Filoya Türkiye’den katılan Yasin Yalçın, Filistin’de yaşananlara dikkat çekmek amacıyla yola çıktıklarını belirterek, "Dünya tarihinin gördüğü en büyük zulümlerden bir tanesi maalesef Filistin’de yaşanıyor. İman ve vicdan sahibi her insan gibi biz de küresel olarak bu olaya tepki vermek adına bir araya toplandık. Tamamen insani niyetlerle, vicdani niyetlerle bir hareket oluşturduk ve Filistin’deki Müslümanlara yardım etmek için, bu ablukayı kırmak için yola çıkıyoruz. Biz sadece Filistin için değil, dünyanın neresinde olursa olsun herhangi bir ırk ayrımı yapmadan her türlü mazlumun yanında olmak için mücadele vereceğiz. Rotamız Gazze. Niyetimiz Allah’ın rızasını kazanmak, hedefimiz ablukayı yıkmak inşallah" şeklinde konuştu. Almanya’dan filoya katılan ve daha önce de katıldığını ifade eden Ercan Korçay, "Geçen sene vicdan gemisindeydim, bu sene tekrar geldiğim için çok mutluyum herkese de çok teşekkür ederiz, sizlerin dualarıyla yürüyor. Bizler insani yardım götürüyoruz, terörist ve katil İsrailin haksız yere yaptığı ablukayı kırmak için yola çıkıyoruz" dedi. ‘Tatil için geldi, filoyu uğurladı’ Marmaris’e tatil için geldiğini ve filonun burada olduğunu duyunca uğurlamaya geldiğini söyleyen Şerife Çiçek ise, "Marmaris’e tatile geldik, duyduk ve uğurlamaya geldik. Allah yar ve yardımcıları olsun" dedi. Özellikle Türkiye içi ve Yurtdışından ailelerini uğurlamaya gelen vatandaşlar çok duygulu olduklarını belirterek ‘İsrail zulmünün bitmesini dilediklerini ilettiler. ‘Mavi Kurdela mesajı’ Filoda yer alan aktivistler, barışın simgesi olarak hazırlanan mavi kurdeleleri hem uğurlamaya gelen vatandaşlara hem de filo üyelerine dağıttı. Bir filo üyesi, "Gazze’deki soykırımın farkındalığını artırmak için bu mavi kurdeleyi herkese takıyoruz" ifadelerini kullandı. Sağlık komitesinde yer alan Özkan Özer ise, "Hemşire olarak yer alıyorum, Nemrud’un Hazreti İbrahim’i yakmak isterken karıncaların ateşe su taşıması olarak görüyorum. Bir damla dahi olsak bu zulüm için hiçbir şey yapmamaktan iyidir diyerek yola çıktık" şeklinde konuştu. Yunanistan’dan 6 tekne daha katılacak Öte yandan filoya katılmak üzere 6 teknenin de sabah saatlerinde Yunanistan’dan hareket ettiği öğrenildi. Söz konusu teknelerin Akdeniz’de filoya dahil olacağı belirtildi. Filoda yer alan aktivistlerin aileleri ile çok sayıda vatandaş da Marmaris Limanı’na gelerek destek verdi. Duygusal anların yaşandığı uğurlamada Filistin bayrakları taşındı. Marmaris’ten ayrılan teknelerin Akdeniz üzerinden Gazze’ye ulaşmak için yolculuklarını sürdüreceği öğrenildi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:37 Temizlik seferberliğinin ikinci etabı tamamlandı Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin koordinasyonunda "Mavi Beyaz Seferberlik" sloganıyla yürütülen temizlik seferberliğinin ikinci etabı gerçekleştirildi. Bodrum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü organizasyonuyla Kumbahçe, Çarşı, Eskiçeşme, Gümbet, Bitez, Tepecik, Turgutreis, Karabağ ve Bahçelievler mahallelerinde yürütülen çalışmalara belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, belediye personeli, mahalle muhtarları, gönüllüler ve bazı okullardan öğretmen ile öğrenciler katıldı. Toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik kapsamında mıntıka ve genel temizlik çalışmaları gerçekleştirilirken Fen İşleri Müdürlüğü ile Destek Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri seferberlik çalışmasının yürütüldüğü bölgelerde bakım-onarım ve yenileme çalışmaları yaparken Park ve Bahçeler Müdürlüğü de ot biçme çalışmalarını sürdürdü. Zabıta Müdürlüğü ekipleri ise kamuya açık alanlarda gelişigüzel karavan park eden araçlara yönelik çevre, görüntü ve gürültü kirliliği konusunda denetim ve uygulamalar gerçekleştirdi. Kurban Bayramı öncesinde bir temizlik seferberliği daha yapılacağını belirten Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, "2026’nın ikinci temizlik seferberliğinde hep beraberiz. Belediyemizden 750 personelimiz ve gönüllülerle beraber toplam 1500 kişi ile Bodrum’umuzu karış karış, santim santim temizlemek üzere Bodrum Belediye Meydanı’nda toplandık. Her zaman söylüyorum, beraber kirletip beraber dağıtıyorsak beraber toplamak da hepimizin vazifesi. Birazcık yorulacağız, evet belki birazcık ağrılarımız olacak ama Bodrum için her şeye değer diye düşünüyorum" dedi. Çalışmaların sonunda Gümbet Mahallesi Belediye Kafe’de (Dolgu Alanı) toplanan çöp torbalarından "Bodrum’u temiz tutalım" yazıldı.
Fethiye Ölüdeniz 2. etap yol çalışması devam ediyor
10 Kasım 2025 Pazartesi - 12:18 Fethiye Ölüdeniz 2. etap yol çalışması devam ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, 13 ilçesinde sorumluluk alanındaki yollarda yatırımlarını sürdürüyor. Fethiye Ölüdeniz yolunda gerçekleştirdiği 328 milyon TL’lik yatırımın 1. ve 3. etabını tamamlayan Büyükşehir Belediyesi, Ovacık-Şehir içi 2. etap çalışmalarına başladı. 1. ve 3. etap tamamlandı Tamamlanan 1. etap Patlangıç-Ovacık çalışmaları kapsamında 2 bin 400 metre pmt serimi, bitümlü temel serimi, binder serimi, 2 bin 100 metre oto korkuluk ve 300 metre bordür imalatı yapıldı. Ortalama yol genişliği 15 metre oldu. Projenin 3. etabı Hisarönü-Ölüdeniz’de ise 2 bin 650 metre BSK ve pmt serimi, bin 173 metre oto korkuluk, 2 bin 200 metre içme suyu hattı, 300 metre motorcu dostu bariyer, 2 bin 730 metre bordür, bin 865 metrekare parke ve 2 bin 550 metre hendek beton kaplama çalışmaları tamamlandı. Genel proje kapsamında 11 bin metre sıcak asfalt serimi, 2 bin 200 metre içme suyu hattı, bin 600 metre yağmur suyu hattı ve 6 bin 500 metre çelik oto korkuluk yapımı yer alıyor. Çalışmaların dört etapta tamamlanması planlanırken, 4. etap kapsamında Ölüdeniz-Kayaköy yolundaki uygulamalar 2 bin metrelik 200’lük duktil içme suyu hattının imalatıyla başladı. Ölüdeniz Mahalle Muhtarı Kaya Kaya, "Geçen yıl başlayan birinci etap Fethiye-Ölüdeniz yolumuzun ikinci etabı Atatürk Caddesi’nde başladı. Ölüdeniz’imize hayırlı olsun diyorum. Çok güzel bir proje, büyük bir yatırım, büyük cesaret. Ahmet Başkan’ımıza çok teşekkür ederim" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı’nda görevli Harita Teknikeri Süleyman Soy, tamamlanan etapların ardından 2. etap çalışmalarının hızla sürdüğünü belirterek, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak Fethiye-Ölüdeniz yolunda gerçekleştirdiğimiz 328 milyon Türk Lirası değerindeki yatırım çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Tamamladığımız birinci etap Patlangıç-Ovacık yolu ve üçüncü etap Hisarönü-Ölüdeniz yolunun ardından ikinci etap Ovacık-Şehiriçi güzergahında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu etap kapsamında 7 bin metre uzunluğunda yağmur suyu hattı, kaldırım düzenlemeleri, sıcak asfalt serimi, istinat duvarı yapımı ve döner kavşak düzenlemeleri hayata geçirilecektir. Dördüncü etap Ölüdeniz-Kayaköy yolundaki çalışmalarımız da 2 bin metrelik 200’lüklü içme suyu hattı ile başlamıştır" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Fethiye-Ölüdeniz yolundaki çalışmaların bölge için büyük önem taşıdığını belirterek, Fethiye ve Ölüdeniz, sadece Muğla’nın değil Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olduğunu, bu bölgede yapılan her yatırımın, hem vatandaşlara günlük yaşamını hem de turizmimizi doğrudan etkilediğini açıkladı.
Prof. Dr. Akbaba: "Kış aylarında görülen deri hastalıklarına dikkat"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:45 Prof. Dr. Akbaba: "Kış aylarında görülen deri hastalıklarına dikkat" Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatolog Prof.Dr. Muhsin Akbaba, kış aylarında görülen deri hastalıklarına dikkat çekti. Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, nem oranının düşmesi ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması cilt sağlığını doğrudan etkiliyor. Bu dönemde hem cildin doğal bariyerinin zayıflaması hem de bağışıklık sisteminin baskılanması, birçok deri hastalığının daha sık görülmesine yol açabiliyor. "Cildimiz, vücudumuzu dış etkenlere karşı koruyan en büyük organımızdır" diyen Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatolog Prof.Dr. Muhsin Akbaba "Kış aylarında soğuğa ve rüzgara maruz kalmak, kapalı mekanların kuru havası, kalın kıyafetlerin sürtünmesi ve yanlış ürün kullanımı nedeniyle çeşitli cilt hastalıklarıyla karşılaşmak mümkündür. Bu nedenle kış aylarında ortaya çıkan ya da alevlenen cilt rahatsızlıklarını bilmek ve korunma yollarını uygulamak büyük önem taşımakta" dedi. "Cilt kuruluğu" Prof. Dr. Akbaba "Cilt kuruluğu kışın en sık görülen problemlerin başında gelir. Özellikle duş sonrası gerilme hissi, pullanma ve kaşıntı ile kendini gösterir. Basit gibi görünse de ilerleyen durumlarda çatlaklar ve enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Düzenli nemlendirici kullanımı bu dönemde temel korunma yöntemidir" açıklamasında bulundu. "Egzama" Egzama’nın, özellikle çocuklarda ve hassas cilt yapısına sahip kişilerde kışın daha çok alevlendiğini belirten Prof. Dr. Akbaba, "Soğuk hava ve kuru ortam egzamanın en önemli tetikleyicilerindendir. Kaşıntı ve kızarıklık kişilerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Pamuklu giysi tercih etmek, deterjan ve tahriş edici maddelerden olabildiğince uzak durmak, tedavi sürecini destekler" dedi. Sedef hastalığı Sedef Hastalığı’nın belirtilerinin özellikle saçlı deri, diz ve dirseklerde görülen kızarık pul pul plaklar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akbaba, "Sedef hastalığı kronik bir deri hastalığıdır ve soğuk havalarda genellikle kötüleşme eğilimi gösterir. Hastalık bağışıklık sistemi ile ilişkili olduğu için stres ve enfeksiyonlar da tetikleyici olabilir. Düzenli takip, nemlendirici kullanımı ve gerektiğinde doktor kontrolünde ilaç tedavisi uygulanması önemlidir" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Akbaba açıklamasının devamında "Özellikle saçlı deri ve yüz bölgesinde kepeklenme ile kendini gösteren seboreik dermatit ise, soğuk aylarda şiddetlenir. Düzenli ve doğru şampuan kullanımı hastalığın kontrol altında tutulmasını sağlar" açıklamasında bulundu. Soğuk ürtikeri Soğuk Ürtikeri hastalığında, soğuğa maruz bölgelerde kabarıklık ve kaşıntı görüldüğünü belirten Prof. Dr. Akbaba, "Soğuğa karşı aşırı duyarlılık sonucu gelişen bu hastalık, özellikle dış ortamda çalışan veya soğuğa direkt maruz kalan kişilerde ortaya çıkar. Kabarıklık ve kaşıntı şikayetleri günlük yaşamı zorlaştırabilir. Soğuk yanığı hastalığı ise soğuğa bağlı dolaşım bozuklukları sonucu gelişen bu durum, özellikle ekstremitelerde morarma ve ağrı ile karakterizedir. Uygun giyinmek ve soğuktan korunmak en temel tedavi yaklaşımıdır" dedi. "El Egzaması" Prof. Dr. Akbaba, kış aylarında sık el yıkama ve deterjan kullanımının, el egzamasını arttırdığını, korunmak için düzenli nemlendirici kullanımı ve tahriş edici ürünlerden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi. Kışın en sık görülen bulaşıcı deri hastalıkları konusunda da bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Akbaba, "Kışın sadece kuruluk ve egzama gibi sorunlarla değil, aynı zamanda bulaşıcı deri hastalıklarıyla da karşılaşabiliyoruz. Özellikle kalabalık ve kapalı alanlarda geçirilen zamanın artması, bu hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor. Uyuz; kalabalık ve kapalı ortamlarda hızla yayılır, gece artan kaşıntılar yapar. Bitlenme; özellikle okul, yurt gibi toplu yaşam alanlarında sık görülür. Uçuk; soğuk, stres ve bağışıklık düşüklüğüyle kışın daha çok görülür. Ayak mantarı; kalın çorap, kapalı ayakkabı nedeniyle kışın artar. Siğiller; kapalı alan, ortak eşya kullanımı ve bağışıklık düşüklüğü ile sıklaşır" dedi. Deri hastalıklarından korunma yöntemlerini de sıralayan Prof. Dr. Akbaba, "Kış aylarında hem kuruyucu hem de bulaşıcı hastalıklardan korunmak için alınabilecek bazı basit ama etkili önlemler vardır. Kalabalık ortamlarda temaslardan kaçınmak, kişisel eşyaları (havlu, tarak, çorap, ayakkabı) paylaşmamak, el hijyenine dikkat etmek, bağışıklığı güçlü tutmak (dengeli beslenmek, uyku, stres kontrolü, giysi, çarşaf, çamaşırları düzenli ve yüksek ısıda yıkamak, havalandırması iyi ortamlarda bulunmak, şüpheli lezyonlarda erkenden dermatoloji kliniğine başvurmak" olduğunu aktardı. "Doktorunuza başvurunuz" Prof. Dr. Akbaba deri hastalığı belirtisi ile karşılaşan hastaların en yakın doktora başvurması gerektiğini belirterek, "Kış aylarında görülen cilt hastalıkları basit kuruluklardan ciddi bulaşıcı hastalıklara kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. Cildinizde kaşıntı, kızarıklık, döküntü veya farklı bir lezyon fark ettiğinizde zaman kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurmanız, hem tanının erken konulmasını hem de tedavinin başarıya ulaşmasını sağlayacaktır" dedi.
Prof. Dr. Karalezli: "Soğuk hava, klima ve kapalı ortamlar göz enfeksiyonlarını artırıyor"
10 Kasım 2025 Pazartesi - 11:34 Prof. Dr. Karalezli: "Soğuk hava, klima ve kapalı ortamlar göz enfeksiyonlarını artırıyor" Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Karalezli, kış aylarında soğuk hava ve kapalı ortamların artışıyla birlikte göz enfeksiyonlarının da yaygınlaştığını belirterek, "Özellikle viral ve bakteriyel konjonktivitler bu dönemde sık görülür" dedi. Muğla’nın Menteşe ilçesinde kliniği bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Karalezli, kış aylarında göz enfeksiyonlarının artış gösterdiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karalezli, "Kış aylarında soğuk hava, kapalı ortamlar ve viral enfeksiyonların artışı sebebiyle bazı göz enfeksiyonları daha sık görülür. Özellikle bunlardan en yaygın olanı adenovirüslere bağlı viral konjonktivitlerdir. Nezle ve grip sonrası ortaya çıkar. Kızarıklık, sulanma, yanma, şişlik ve ışık hassasiyeti sık görülür. Oldukça bulaşıcıdır. Aile ve iş ortamlarında hızlıca yayılabilir" dedi. "Kışın bir diğer sık gördüğümüz, özellikle çocuklarda ve kapalı okul ortamlarında bakteriyel konjonktivitlerdir. Bunlarda da gözlerde yoğun çapaklanma, kızarıklık, göz kapaklarında şişme ve ağrı şikayetleri olur" diyen Karalezli, soğuk havaların artmasıyla cilt bariyerinin kurumasının kapak kenarındaki yağ bezelerinde tıkanıklıklara neden olduğunu ve bunun kirpik dibi iltihaplarını artırdığını belirtti. Prof. Dr. Karalezli, "Bu kirpik dini iltihapları genellikle kroniktir. Uygun bakım yapılmazsa sıklıkla nükseder. Ayrıca göz kuruluğuna bağlı enfeksiyonlar da soğuk hava, klima ve ısıtıcı kullanımının artmasıyla daha sık görülür" dedi. Nelere dikkat edilmelidir? Prof. Dr. Karalezli, göz sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "En önemli korunma yöntemi, göze temas etmeden önce ellerimizin çok temiz olmasıdır. Gözlerimizi ovalamaktan kaçınmalıyız. Ortak eşya kullanımında havlu, yastık kılıfı, göz makyaj ürünleri, lens solüsyonları ve lens kaplarını oldukça temiz tutmamız gerekir. Lens ile asla uyumamalı, lensi suyla temas ettirmemeliyiz. Lens kabı içindeki Solüsyonları hergün tazeleyerek kullanmalıyız. Makyajımızı temizlemeye özen göstermeliyiz" Karalezli, "Grip ve nezlede viral konjonktivit sık görüldüğü için göz sulanması ve kızarıklık başladıysa el temasından kaçınmalıyız. Ortam ısıtmasında kullanılan klima ve ısıtıcılar göz yüzeyini kuruttuğu için bu dönemlerde yapay gözyaşını daha sık kullanmalıyız" dedi. Evde yapılan yanlış uygulamalara dikkat! Karalezli, sıcak kompresin her durumda doğru olmadığını vurgulayarak, "Sıcak kompres bazı durumlarda faydalı olabilir. Kirpik dibi iltihabına bağlı arpacık gibi vakalarda sıcak kompresin olumlu etkisi vardır. Çünkü çayın içeriğindeki teofilin maddesi ödemi giderir, sıcaklık da kirpik dibindeki yağ bezlerinin uçlarını açar. Ancak her enfeksiyonda sıcak kompres doğru bir tedavi yöntemi değildir. Mutlaka hekime danışarak uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hekime danışmadan ilaç kullanılmamasına dikkat çeken Karalezli, "Bazı viral enfeksiyonlarda soğuk kompres uyguluyoruz. Mutlaka hekim kontrolü dışında ilaç kullanımını asla önermiyoruz. Çünkü bazı kortizonlu ilaçlar enfeksiyonların daha da ilerlemesine sebep olabilir. Antibiyotik kullanımında da direnç geliştirmemek için doğru antibiyotiği doğru miktarda göze uygulamak gerekir. O yüzden mutlaka hekim kontrolünde yapılmalıdır" dedi.
MUSKİ, küresel su yönetiminde Türkiye’yi temsil etti
10 Kasım 2025 Pazartesi - 10:59 MUSKİ, küresel su yönetiminde Türkiye’yi temsil etti Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Almanya’nın Bonn kentinde, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) tarafından düzenlenen 6. Küresel Su Operatörleri Ortaklığı (GWOPA) Kongresi’ne katılım sağladı. Genel Müdür Yardımcısı Meltem Sibel Tekeoğlu Kurtuluş başkanlığındaki MUSKİ heyeti, ‘Eylemde Dayanışma: Gelişen Şehirler için Daha Güçlü Kamu Hizmetleri’ temasıyla gerçekleştirilen kongrede, dünya genelinden kamu ve özel sektör su idareleriyle bir araya gelerek sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve uluslararası iş birliği başlıkları altında küresel su yönetimine dair deneyim paylaşımında bulundu. Uluslararası paydaşlarla bilgi ve deneyim paylaşımı Kongre kapsamında MUSKİ heyeti; Filistin Bethlehem Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü Akram Nassar, Azerbaycan Büyük Şehirler Su Temin Hizmetleri Birliği Başkan Vekili Tahir Khalilov, Birleşmiş Milletler Su Özel Temsilcisi Retno Marsudi, GWOPA Başkanı Asa Jonsson, ICLEI Su Sistemleri Küresel Koordinatörü Anton Earle, Mardan Su ve Sanitasyon Hizmetleri Şirketi Başkan Vekili Engr Adil Nawaz gibi birçok uluslararası kurum temsilcisiyle bir araya geldi. Görüşmelerde su kaynaklarının etkin yönetimi, altyapı yatırımları, dijitalleşme süreçleri ve kriz bölgelerinde su işletmeciliği konuları ele alındı. MUSKİ heyeti ayrıca ICLEI (Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı) merkezini ziyaret ederek, ICLEI yetkilisi Yunus Arıkan ile muhtemel iş birliği alanlarına dair görüş alışverişinde bulundu. "Suyun evrensel değerine katkı sağlamaya devam edeceğiz" Kongre süresince gerçekleştirilen oturumlarda aktif rol alan MUSKİ temsilcileri, Afrika’daki su kaynaklarının durumu ve savaş altındaki Ukrayna’da su hizmetlerinin sürdürülebilirliği başlıklarında yürütülen tartışmalarda, suyun yaşam hakkı olduğu ve politize edilmemesi gerektiği vurgusunu yaptı. Katılımcılar, kriz bölgelerinde dahi temel su hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi için uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekti. MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Meltem Sibel Tekeoğlu Kurtuluş, kongreye ilişkin yaptığı değerlendirmede, "6. GWOPA Kongresi, yalnızca teknik bilgi paylaşımı değil; aynı zamanda dayanışma, sürdürülebilirlik ve insani sorumluluk açısından da büyük önem taşıyor. MUSKİ olarak edindiğimiz uluslararası deneyimleri Muğla’nın su yönetimi politikalarına entegre etmeyi ve suyun evrensel bir değer olarak korunmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz" dedi.
Muğla’da 300 yıllık su değirmeni hala çarklarını döndürüyor
09 Kasım 2025 Pazar - 13:14 Muğla’da 300 yıllık su değirmeni hala çarklarını döndürüyor Muğla’nın Kavaklıdere ilçesine bağlı Çatak Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 300 yıllık tarihi su değirmeni, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bile suyun gücüyle çarklarını döndürmeye devam ediyor. Dededen toruna aktarılan üretim geleneği, hem bölge kültürünün yaşamasına katkı sağlıyor hem de doğal üretimin simgesi olmayı sürdürüyor. Göktepe Çayı’ndan alınan suyun kanallarla yönlendirilmesiyle çalışan değirmen, tonlarca ağırlıktaki taşlarını yüzyıllardır aynı yöntemle döndürüyor. Yaz aylarında debinin azalmasıyla verimi düşse de değirmenin çarkları durmuyor. Osmanlı döneminden bugüne uzanan bu tarihi yapıyı işleten Sabri Yılmaz, su değirmenini babasından devraldığını belirterek "Bu değirmen yaklaşık üç asırdır ayakta. Biz de elimizden geldiğince ayakta tutmaya çalışıyoruz. Tahılımızı suyun gücüyle öğütüp geçimimizi sağlıyoruz. Hem doğal hem de ata yadigarı bir yöntemle üretim yapıyoruz" dedi. Sadece Çatak Mahallesi’ne değil, çevre köyler ve illerdeki üreticilere de hizmet veren "Huytu Su Değirmeni", organik ve katkısız üretime olan ilgiyi artırıyor. Vatandaşlar, unlarını burada öğüterek hem geçmişin izini sürüyor hem de doğal üretimin lezzetini yaşıyor. Zamanın tanığı olan bu tarihi değirmen, günümüzde yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Fotoğraf ve video meraklılarının uğrak noktası haline gelen değirmen, Muğla’nın yaşayan kültürel miraslarından biri olarak geçmişle bugünü buluşturuyor. Kavaklıdere’nin 300 yıllık su değirmeni, "taşıma suyla değirmen dönmez" atasözüne inat, asırlardır suyun bereketiyle dönmeye devam ediyor.