Yerel Haberler
Samsun
Kuduz aşısı sonrası kedileri ölen aile şikayetçi oldu 25 Nisan 2026 Cumartesi - 12:56:09 Samsun’da evcil kedilerinin kuduz aşısı sonrası öldüğünü iddia eden aile, CİMER’e ve savcılığa şikayette bulundu. İlkadım ilçesinde yaşayan Şekercioğlu ailesinin 6 yaşındaki "Paşa" isimli British cinsi kedisi, kuduz aşısı yaptırılmak üzere Samsun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne götürüldü. Ailenin iddiasına göre Hindistan menşeili "Raksharab" isimli aşının uygulanmasının ardından kedi kusmaya başladı. İlk gün çok sayıda kusma yaşayan hayvan, veteriner müdahalesiyle kısa süreli toparlanma gösterse de birkaç gün sonra yeniden fenalaştı. Fakülte hayvan hastanesine kaldırılan kedi, tedaviye cevap vermeyerek telef oldu. Kedinin ölümü üzerine aile, birçok evcil hayvanda aynı aşı sonrası ölümlerin yaşandığı gerekçesiyle CİMER’e ve Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü hakkında şikayette bulundu. "Kedimiz, Hint aşısı sonrası telef oldu" Kedilerinin müdürlükte Hint aşısından sonra hastalanarak telef olduğunu iddia eden Burak Şekercioğlu, "Kedimize, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nde kuduz aşısı yaptırdık. Yapılan aşı Hint aşısıymış. Raksharab isimli bu aşıdan sonra kedimiz kusmaya başladı. Veterinere götürdüm. Antibiyotik ve serum tedavisi ile birazcık kendisini toparladı. Ama akabinde tekrar gece vakti su içerken düştü, dengesini kaybetti. Apar topar hayvan hastanesine götürdük. Orada yine müdahaleler yapıldı. Fakat ertesi gün kedimizi kaybettik" dedi. "Birçok ilde aynı aşı sonrası ölümlerin yaşandığına dair şikayetler var" Aynı aşıdan olan birçok küçük kedi ve köpeğin telef olduğunu ileri süren Şekercioğlu, "Araştırmalarımıza göre internet üzerinde yaklaşık 18 sayfa farklı illerden şikayetler var. Herkes bu aşıdan şikayetçi. Bu aşı yüzünden çok fazla köpek ve kedi telef olmuş vaziyette. İç organları hasar görmüş, kanlı ishale dönmüş ve artık bu ufak canlıları kurtaramıyoruz. Lütfen bu aşıyı sonlandırsınlar, farklı bir aşıya geçsinler ya da kullanmasınlar. Bununla alakalı hem CİMER’e başvurumu yaptım hem de Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulundum" diye konuştu. "Kedinin ölmesinin ardından çocuklarım çok üzüldü" Kedilerinin ölümünden sonra çocukların büyük üzüntü yaşadığını ifade eden Tuğba Şekercioğlu, "Ben psikoloğum. Hayvanların insan psikolojisine iyi geldiğini biliyorum. Çocuklarımız için iyiydi. Kedimizi kaybetmek hepimizi derinden üzdü. En kötü zamanlarımızda bile bizimle birlikte olan ailemizden birini kaybettik. Lütfen Hint aşıları durdurulsun. Çocuklarımızı bu ölümlerden sonra toparlamak çok zor oluyor" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden iddialara cevap Konu hakkındaki iddialara cevap veren Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz ise "Geçen yıl 25 bin kuduz aşısı yaptık. Bu sene de 3 bin 500 kuduz aşısı uyguladık. Aşıdan sonra alerjik reaksiyon gösteren hayvanlar olabiliyormuş. Bu şekilde reaksiyon gösteren 5-10 hayvan olmuş. Aşı, ishal yapabiliyormuş. Bunun sonrasında ölümler de olabiliyormuş. Tüm aşılarda böyle bir risk var. Bu reaksiyonların tedavileri de mümkün" ifadelerini kullandı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:15 Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi. Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Özgür, "Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor. Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler" dedi. "Ekran süreleri bu şekilde devam ederse 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak" Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, "Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor" diye konuştu. "Ekranın dibine girmeden 35-40 santim uzaktan izlenmeli" Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, "Miyop’un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10’unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi" şeklinde konuştu. "Bir gözde olan bozukluk anlaşılamayabilir, rutin muayene bu yüzden önemli" Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi: "Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:07 Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi. Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Özgür, "Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor. Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler" dedi. "Ekran süreleri bu şekilde devam ederse 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak" Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, "Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor" diye konuştu. "Ekranın dibine girmeden 35-40 santim uzaktan izlenmeli" Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, "Miyop’un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10’unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi" şeklinde konuştu. "Bir gözde olan bozukluk anlaşılamayabilir, rutin muayene bu yüzden önemli" Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi: "Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım."
Ormanlar için kırmızı alarm: Samsun’da tedbirler gözden geçirildi
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:53 Ormanlar için kırmızı alarm: Samsun’da tedbirler gözden geçirildi Samsun’da, orman yangınlarının önlenmesine yönelik alınacak tedbirlerin ele alındığı Orman Yangınlarını Önleme Komisyonu Toplantısı, Vali Orhan Tavlı’nın başkanlığında yapıldı. Toplantıda, son günlerde artan sıcaklıkların risk oluşturduğu uyarısı yapılarak, ormanları korumak için tüm vatandaşlara önemli sorumluluklar düştüğü vurgulandı. Toplantıda, yaz aylarında artan hava sıcaklıkları nedeniyle ortaya çıkabilecek orman yangınlarına karşı yürütülen önleyici çalışmalar değerlendirildi. "Yeşil Vatan’ı korumak zorundayız" Vali Orhan Tavlı, orman yangınlarının önlenmesinde toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü belirterek, "Yeşil Vatan’ımızın korunması ve yaşatılması hepimizin en büyük sorumluluğu ve önceliğidir" dedi. Vatandaşlara da önemli uyarılarda bulunulan toplantıda, şu çağrılar yapıldı: "Anız yakmayalım, ormanlık alanlarda ateş yakmayalım, izmarit atmayalım, atıkları doğaya değil çöp kutularına atalım, biçerdöver ve balya makinelerinde mutlaka su tankeri ve yangın söndürme cihazı bulunduralım, en küçük bir duman gördüğümüzde 112’yi hemen arayalım." Yetkililer, orman yangınlarına karşı duyarlı olunmasını ve kurallara uymayanların uyarılmasını istedi. Toplantıya Vali Yardımcısı Bilal Bozdemir ile ilgili kurum müdürleri katıldı.
Başkan Türkel: "Kent Lokantamız yoğun ilgi görüyor
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:02 Başkan Türkel: "Kent Lokantamız yoğun ilgi görüyor Samsun’un Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, bir süre önce ilçeye kazandırdıkları Matasyon Kent Lokantası’nın yoğun ilgi gördüğünü, ikinci bir kent lokantası ile halk et satış noktasının hizmete gireceğini söyledi. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’in ilçeye kazandırdığı Matasyon Kent Lokantası, hizmete girdiği günden itibaren vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Hasan Ali Yücel Gençlik Bilim ve Sanat Merkezi’nin girişinde yer alan lokanta, lezzetli ve ekonomik menüleriyle dikkat çekiyor. Lokantanın menüleri, merkezin mutfağında belediyenin usta aşçıları tarafından titizlikle hazırlanıyor. Öğrencilerin yanı sıra her kesimden ziyaretçilerini ağırlayan bütçe dostu lokanta, 12.00-16.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Başkan Türkel, Matasyon Kent Lokantası’nın ardından ikinci kent lokantası ile Samsun’un ilk halk et satış noktasını da vatandaşlarla buluşturuyor. Eski Down Park alanında bulunan Ömürevleri Kent Lokantası ile halk et yakında hizmete açılacak. Belediye Başkanı Serhat Türkel, halk odaklı hizmet anlayışıyla hareket ettiklerini belirterek, "Sosyal belediyecilik alanında, halkımıza en iyi hizmete sunmak için yüreğimizi ortaya koyarak çalışıyoruz. Kent lokantası yaşadığımız ekonomik şartlarda bir ihtiyaçtı. Sözünü vermiştik ve halkımız için hayata geçirdik. Aile bütçesine uygun seçkin menüleriyle, büyük ilgi görüyor. Yeni şubeler için yoğun talep var ve hizmeti Atakum geneline yaymak için uğraşıyoruz. İkinci şubemiz Ömürevleri Kent Lokantası ile Samsun’un ilk halk et satış noktası yakında hizmete giriyor. İlklere imza atmaya ve halkımız için canla başla çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Samsun SUKAY’da sezon renkli başladı: "Türkiye’de deniz üzerinde kurulan ilk ve tek tesis"
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:02 Samsun SUKAY’da sezon renkli başladı: "Türkiye’de deniz üzerinde kurulan ilk ve tek tesis" Türkiye’nin deniz üzerinde kurulan ilk ve tek kablolu su kayağı tesisi olan Samsun SUKAY’da 2025 sezonu heyecanla başladı. Eğlence ve adrenalin tutkunlarının buluşma noktası haline gelen tesis, su sporlarına ilgi duyan her yaştan sporcuyu ağırlıyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren ve Karadeniz’in üzerinde konumlanan SUKAY, su kayağı sporunu deneyimlemek isteyenlere hız ve becerinin buluştuğu bir ortam sunuyor. Profesyonel eğitmenler eşliğinde hizmet veren tesiste, hem yeni başlayanlar eğitim alabiliyor hem de profesyonel sporcular antrenmanlarını sürdürebiliyor. Su sporlarında Samsun’un markası oldu SUKAY, yalnızca bireysel sporculara değil, profesyonel takımlara da ev sahipliği yapıyor. 4 profesyonel takım ve 25 sporcusuyla çeşitli şampiyonalarda başarılar elde eden tesis, Türkiye şampiyonlukları ve bireysel madalyalarla kentin spor kimliğine katkı sağlıyor. Tesise olan ilgi her geçen yıl artarken, farklı illerden gelen sporcular da burada antrenman yapma imkânı buluyor. Başkan Doğan’dan davet: "SUKAY ile gurur duyuyoruz" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Sporun hemşehrilerimizin yaşamında daha fazla yer alması için şehrimizde çeşitli projeler yürütüyoruz. SUKAY tesisimiz, bu çabalarımızın en özel örneklerinden biri. Burada hemşehrilerimize spor ve aktivite imkânı sunuyor, hem sporcular yetiştiriyoruz hem de ulusal başarılar kazanıyoruz. Türkiye’de deniz üzerinde kurulu ilk ve tek tesis olma özelliğini taşıyan SUKAY’a herkesi bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Vali Tavlı: "15 Temmuz zaferi nesiller boyu şanla, şerefle ve gururla hatırlanacak"
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:38 Vali Tavlı: "15 Temmuz zaferi nesiller boyu şanla, şerefle ve gururla hatırlanacak" Samsun Valisi Orhan Tavlı, 15 Temmuz darbe girişiminin 8. yılında, hain kalkışmaya karşı göğsünü siper eden gazilerden Turan Ay’ı ziyaret etti. Vali Tavlı, "15 Temmuz zaferi; Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na, Kore’den Kıbrıs’a kadar tüm kahramanlık destanlarımız gibi milletimizin şanla, şerefle ve gururla hatırlayacağı bir zaferdir" dedi. Vali Orhan Tavlı, Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ve Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç ile birlikte 15 Temmuz Gazisi Turan Ay ve ailesini Bafra ilçesindeki evinde ziyaret etti. Ziyarette Kur’an-ı Kerim okundu ve şehitlerin ruhuna dua edildi. Vali Tavlı, 15 Temmuz gecesi kadın-erkek, genç-yaşlı demeden milletin tek yürek olarak sokaklara çıkarak darbeye karşı durduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "15 Temmuz gecesi kadınıyla erkeğiyle, 7’den 70’e tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkesinde kenetlenen ve tek yürek olarak hain darbe girişimini bir demokrasi zaferine dönüştüren aziz milletimiz birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunun bu topraklarda sonsuza dek var olacağını tüm dünyaya göstermiştir. Aziz milletimizin 15 Temmuz zaferi; Çanakkale, Milli Mücadele, Kurtuluş Savaşı, Kore, Kıbrıs ve terörle mücadele şehitlerimiz ve gazilerimizin zaferleri gibi Türk milletinin, aziz şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin bir zaferi olarak nesiller boyu şanla, şerefle ve gururla hatırlanacaktır." Ziyarette, Gazi Turan Ay ve ailesiyle yakından ilgilenen Vali Tavlı, tüm gazilere ve şehit yakınlarına şükranlarını sundu. Ziyaretin ardından günün anısına hatıra fotoğrafı çektirildi.
Samsun’da fazla kilo alarmı: Her 10 kişiden 6’sı obez ya da fazla kilolu
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:02 Samsun’da fazla kilo alarmı: Her 10 kişiden 6’sı obez ya da fazla kilolu Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Samsun’da yapılan vücut kitle indeksi(VKİ) ölçümleri, dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu. Kampanyanın 8’inci haftası itibarıyla il genelinde 143 bin 885 kişinin ölçümü yapılırken, bu kişilerin yüzde 63,5’inin fazla kilolu ya da obez(aşırı şişman) olduğu belirlendi. Kentin farklı noktalarında Samsun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan stantlarda vatandaşların kiloları ölçülüyor. 8 haftadır devam eden uygulamada 143 bin 855 kişinin kilosu ölçüldü. 8 haftanın verilerine bakıldığında ölçüm yapılan kişilerin yüzde 45,9’unu erkekler, yüzde 54,1’ini ise kadınlar oluşturdu. Katılımcıların yüzde 4,8’i zayıf, yüzde 31,7’si normal kilolu, yüzde 35,6’sı fazla kilolu, yüzde 27,9’u ise obez çıktı. Vücut kitle indeksi normalin üzerinde çıkan kişi sayısı ise 90 bin 884 olarak tespit edildi. Ölçüm sonuçlarına göre erkeklerde fazla kilolu olma oranı öne çıkarken, kadınlarda ise obezite oranının daha yüksek olduğu görüldü. "Bu ilimiz için alarm kabul edilebilir" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, "Sağlıklı beslenme çalışmaları kapsamında 8 haftadır ‘İdeal Kilonu Öğren’ sağlıklı yaşa kampanyası yürütüyoruz. Bu 8 haftalık süre içerisinde 143 bin 885 kişiyi tarttık. Kişileri bilgilendiriyoruz. Kilolarını öğrenerek sonrasında vücut kitle endekslerini hesaplayarak sağlık kuruluşlarına yönlendiriyoruz. Bizim halk sağlığı olarak felsefemiz güzel bir yaşamın anahtarı sağlık ve mutluluktur. Sağlığın anahtarı da sağlıklı beslenme ve fizik aktivitesidir. Obezite bütün hastalıkların öncüsüdür. Kanserden tutunda kronik hastalıkların tamamı. Obezite ile mücadele ettiğinizde aslında diğer kronik hastalıklarla da mücadele etmiş oluyorsunuz. Meydanlardayız. Dolayısıyla bizimle bu çalışmayı yürüten kişilerle bir aradayız. Bu çalışmada 3’te 2 oranından kilolu ve fazla kilolu tespit ettik. 3’te 1 oranında da normal kilolu tespit ettik. 140 bin kişinin yüzde 35’i normal kilolu ve zayıf çıktı. Diğer kalan yüzde 65’i kilolu ve fazla kilolu olarak tespit edildi. ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyası çerçevesinde yaptığımız bu etkinlik genel olarak Samsun’da kilolu ve fazla kilolu kişilerin oranının yüksek olduğunu gösterdi. Bu ilimiz için alarm kabul edilebilir. Bu nedenle herkesin çok dikkatli olması, obezite ile mücadelede bizlerle bu yolu yürümesi gerekiyor" dedi.
Akciğer sağlığı için erken tanı uyarısı: "Hayat kurtarıyor"
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:34 Akciğer sağlığı için erken tanı uyarısı: "Hayat kurtarıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, solunum yolu hastalıklarında erken tanının hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Geçmeyen öksürük ya da nefes darlığı gibi belirtiler ihmal edilmemeli. Erken tanı yaşam kalitesini artırır, gereksiz tedavilerin önüne geçer" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, özellikle çevresel etkenler, hava kirliliği, sigara kullanımı ve alerjenlerin solunum sistemini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti. Son yıllarda hem alerjik hem de kronik akciğer hastalıklarında artış yaşandığını ifade eden Uluışık, erken tanı ve koruyucu yaklaşımın halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. "En sık karşılaşılan solunum yolu hastalıkları" Toplumda yaygın olarak görülen bazı akciğer hastalıklarını sıralayan Uluışık, şu hastalıklara dikkat çekti: "Astım ve KOAH (Kronik obstrüktif akciğer hastalığı), zatürre (pnömoni), alerjik rinit ve alerjik bronşit, tüberküloz, bronşektazi, akciğer kanseri, uyku apnesi." "İnatçı öksürük varsa gecikmeyin" Solunum yolu hastalıklarının genellikle benzer semptomlarla ortaya çıktığını söyleyen Uluışık, "Geçmeyen ya da tekrarlayan öksürük, eforla artan solunum sıkıntısı, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, göğüs ağrısı ve sigara kullananlarda balgam artışı dikkat edilmesi gereken işaretlerdir. Bu tür belirtiler varsa gecikmeden bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir" diye konuştu. "Tanı ne kadar erken, başarı o kadar yüksek" Bahar aylarında artan polenlerin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uluışık, "Alerjik rinit, astım ve kronik öksürük gibi sorunlar başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Bu yüzden şikâyetler uzarsa mutlaka alerji ve solunum fonksiyon testleri yapılmalı. Erken tanı tedavi başarısını artırır, organ hasarını önler, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engeller" ifadelerini kullandı. "Basit önlemler hayat kurtarabilir" Göğüs hastalıklarından korunmak için alınabilecek önlemleri de sıralayan Uluışık, şunları önerdi: Sigara içmeyin, içilen ortamlardan uzak durun. Tozlu, kirli ya da kimyasal içerikli ortamlarda mutlaka maske takın. Polen sezonunda açık havada uzun süre kalmaktan kaçının. Evde nemi azaltın, küf oluşumuna karşı önlem alın. Grip ve zatürre aşılarınızı ihmal etmeyin. Düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın." Solunum ve alerjik hastalıkların yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da hayatı etkilediğine dikkat çeken Uluışık, bilinçli ve düzenli takip ile bu hastalıkların büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini vurguladı.