Yerel Haberler
Sivas
25 Nisan 2026 Cumartesi - 17:43 Uzmanı tanımladı, "Veteriner hekimler gıda zincirinin temel taşı konumundadır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Atalay Uslu, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, veteriner hekimlerin gıda zincirir temel taşı olduğunu söyledi. Veteriner hekimliğin toplum sağlığı ve gıda güvenliği açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Prof. Dr. Uslu yaptığı açıklamada, "Her yıl Nisan ayının son cumartesi günü kutlanan Dünya Veteriner Hekimler Günü, yalnızca hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve gıda güvenliğini de koruyan, veteriner hekimlerin önemini hatırlatan özel bir gündür. Günümüzde gıda, sadece bir tüketim unsuru değil; ülkelerin ekonomik, sosyal ve hatta politik dengelerini etkileyen stratejik bir ürün haline gelmiştir. Bu nedenle güvenli, sürdürülebilir ve yeterli gıda üretimi her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Gıda Zincirinin Temel Taşı: Veteriner Hekimler Veteriner hekimliğin gıda üretim sürecindeki kritik rolüne değinen Prof. Dr. Uslu, "Veteriner hekimler, hayvansal üretimin her aşamasında aktif rol alarak gıda zincirinin temel taşı konumundadır. Çiftlikten sofraya uzanan süreçte hayvan sağlığını koruyan, hastalıkları önleyen ve üretim standartlarını denetleyen veteriner hekimler, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmanın güvencesidir. Özellikle hayvanlardan insanlara bulaşabilecek hastalıkların kontrolünde üstlendikleri rol, halk sağlığının korunmasında ne kadar kritik bir görev üstlendiklerini açıkça göstermektedir." dedi. Sürdürülebilir Üretimde Veteriner Hekimlerin Önemi Veteriner hekimliğin gıda üretimindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Uslu, artan dünya nüfusu ve değişen tüketim alışkanlıklarının gıda üretiminde verimliliği artırma ihtiyacını beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu noktada veteriner hekimlerin; bilimsel bilgi, teknoloji ve etik sorumluluk çerçevesinde üretimin sürdürülebilirliğini sağladığını belirten Prof. Dr. Uslu, antibiyotik kullanımı, hijyen standartları ve hayvan refahı gibi alanlarda yürüttükleri çalışmaların hem gıda kalitesini yükselttiğini hem de toplum sağlığını güvence altına aldığını vurguladı. Dünya Veteriner Hekimler Günü Mesajı Son olarak Dünya Veteriner Hekimler Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Uslu, insanlığın sağlıklı geleceği için büyük bir özveriyle görev yapan tüm veteriner hekimlerin bu özel gününü kutladığını ifade etti. Veteriner hekimlerin gıda güvenliği, halk sağlığı ve sürdürülebilir yaşam açısından vazgeçilmez bir meslek grubu olduğunu bir kez daha dile getirdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58 Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
Eski Sivassporlu futbolculara vergi şoku!
07 Kasım 2025 Cuma - 15:22 Eski Sivassporlu futbolculara vergi şoku! Özbelsan Sivasspor’un eski futbolcuları Claudemir, Serhiy Rybalka ve Petar Skuletic’in vergi borçlarını ödemediği ortaya çıktı. Sivas Vergi Dairesi, üç futbolcu için ödeme emri çıkararak gazetede resmi ilan yayımladı. Futbol piyasasında sporculara yönelik takibatlar sürerken, borçları bulunan isimlere tebligatlar gönderilmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Sivasspor’dan ayrılan üç futbolcuya da vergi borcu bildiriminde bulunuldu. Ancak yapılan tebligatlar adreslerinde bulunamayan futbolculara ulaştırılamadı. Claudemir’in 2020-2021 sezonunda, Serhiy Rybalka’nın da aynı dönemde Sivasspor ile yollarını ayırdığı, Petar Skuletic’in ise 2019-2020 sezonunda takımdan ayrıldığı öğrenildi. Resmi tebligat yerine geçecek Sivas Defterdarlığı Site Vergi Dairesi Müdürlüğü, üç futbolcuyla ilgili yasal süreci başlattı. 7 Kasım tarihli resmi ilanda, mükelleflerin bir ay içinde vergi dairesine başvurmaları halinde tebligatın elden yapılacağı, aksi halde ilanın tebliğ hükmünde sayılacağı belirtildi. İlanda, Brezilyalı orta saha oyuncusu Claudemir’in 2021 yılına ait 1 milyon 131 bin 93 lira ana borcu olduğu belirtildi. Ukraynalı orta saha oyuncusu Serhiy Rybalka’nın da yine aynı döneme ait toplam 625 bin 924 lira vergi borcu olduğu ifade edildi. Sırp forvet Petar Skuletic’in ise 2020 yılına ait 689 bin 897 lira vergi borcu olduğu belirtildi.
Uzmanı uyardı, yapay zekada insanı etkileşimin azalması ciddi sonuçlar doğurabilir
07 Kasım 2025 Cuma - 13:33 Uzmanı uyardı, yapay zekada insanı etkileşimin azalması ciddi sonuçlar doğurabilir Yapay zekâ teknolojileri özel eğitimde yeni ufuklar açarken, uzmanlar insan unsurunun geri planda kalmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Özel Eğitim Uzmanı Sema Yıldız Dogan, yapay zekânın öğrenme süreçlerine büyük katkılar sağladığını, ancak etik riskler ve insani etkileşimin azalmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Yapay zekâ (YZ) teknolojileri, son yıllarda özel eğitim alanında hızlı bir şekilde yaygınlaşmaya başladı. Öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre uyarlanabilen yapay zekâ tabanlı sistemler, öğrenme güçlüklerini azaltarak eğitimde önemli kolaylıklar sunuyor. Sema Yıldız Dogan, yapay zekânın otizm spektrum bozukluğu (OSB), özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşayan öğrencilerin eğitiminde etkin bir şekilde kullanılmaya başlandığını ifade etti. "Önemli rol oynuyor" Dogan, "Yapay zekâ, öğrencinin hızına, seviyesine ve öğrenme biçimine göre içerik sunarak öğrenme güçlüklerini azaltıyor. Çeviri ve sesli okuma yazılımları, çok dilli sınıflarda veya okuma güçlüğü yaşayan öğrenciler için büyük kolaylık sağlıyor. Özellikle otizmli öğrencilerin sosyal iletişim ve ifade becerilerini geliştirmede önemli rol oynuyor" dedi. "Fırsat eşitliğini zedeliyor" Dogan, bu yeniliklerin beraberinde dikkat edilmesi gereken riskler getirdiğine de dikkat çekerek, "Özel gereksinimli öğrencilerin kişisel bilgileri en yüksek düzeyde korunmalı. Yapay zekâ sistemleri, sınırlı ve tek tip verilerle beslendiğinde bazı öğrenci gruplarını dezavantajlı duruma düşürebiliyor. Kırsal bölgelerdeki altyapı yetersizlikleri, bu teknolojilere erişimi kısıtlayarak eğitimde fırsat eşitliğini zedeliyor" dedi. Dogan, ayrıca Yapay zekanın, bilişsel becerilere odaklandığını ancak empati, duygusal destek ve sosyal etkileşim gibi insani yönleri henüz taklit edemediğini ifade etti. "Etik sınırlar içerisinde kullanmalı" Eğitimde teknolojik dönüşümün merkezinde insan dokunuşunun her zaman yer alması gerektiğini vurgulayan Dogan, "Yapay zekâ, özel eğitimde devrim oluşturabilecek güçte. Ancak bu teknolojiyi insanı dışlamadan, etik sınırlar içinde kullanmak zorundayız" diye konuştu.
Uyku problemine karşı duyarsız  kalamadı,  Sivas’ın doğal taşları ile radyasyon savar yastık geliştirdi
07 Kasım 2025 Cuma - 11:39 Uyku problemine karşı duyarsız kalamadı, Sivas’ın doğal taşları ile radyasyon savar yastık geliştirdi Sivas’ta yaşayan Yıldıray Aluç, kentte bulunan doğal mineralleri ve bitkileri değerlendirerek elektromanyetik alanı soğuran özel bir yastık geliştirdi. Aluç’un geliştirdiği bu yastık, kullanıcıların daha kaliteli ve rahat bir uyku uyumasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Sivas’ta yaşayan Jeoloji Mühendisi Yıldıray Aluç, doğada bulunan minerallerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırırken dikkat çekici bir buluşa imza attı. Sivas’ta bol miktarda bulunan manyetik, barit ve grafit gibi mineralleri, aromatik bitkiler ve doğal koku-nem alıcı tabletlerle bir araya getirerek, elektromanyetik alanı soğuran bir yastık tasarladı. Aluç, bu malzemelerin bir araya getirilmesiyle gün içinde elektromanyetik alana maruz kalan kişilerin dinlenme sürecinde rahatlamasını amaçlıyor. Özellikle cep telefonları, modemler ve diğer elektronik cihazların oluşturduğu radyasyondan insanların daha az etkilenmesini hedefleyen Aluç, yastığın astar kısmına içerisine mineralleri koyduğu özel cepler dikiyor ve cep sayısını talebe göre değiştirilebiliyor. Yıldıray Aluç, deneme amaçlı bir cep telefonu yastığın içine yerleştirilip arandığında ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ uyarısı aldığını söyleyerek, "Bu sonuç, yastığın elektromanyetik alanı etkin şekilde engellediğini gösterdi. Yastığı kullananlar ise daha rahat uyuduklarını söylüyorlar" dedi. "İnsanlar uyuyamıyor" İnsanların hizmetine sunmak için böyle bir çalışma yaptıklarını belirten Yıldıray Aluç, "Sivas’ta bulunan bitki ve minareleri insanlar için nasıl kullanırız diye düşündüm. Daha sonra bu mineral ve bitkilerin elektromanyetik alan ve manyetik alan soğurucu özelliği olduğunu fark ettik. Bu sonuca ise yapılmış bilimsel çalışmalar ve kendi denemelerimiz ile anladık. Bunu da insanların hizmetine sunmak için böyle bir çalışma yaptık. İnsanlar, gün içerisinde çalışıyor ve akşam evlerine yorgun bir şekilde dönüyorlar. Gün içerisinde internet ağına, modemlerin ve cep telefonların elektromanyetik alanlarına maruz kalıyorlar. Eve geldikleri zaman uykuya dalamama problemleri oluyor. Uyduklarında ise uykularını alamıyorlar. Bizde bunların önüne geçmek için doğada bulunan minerallerin elektromanyetik alan ve manyetik alan özelliğinden faydalanarak bir yastık yaptık. Yastığın içerisine Sivas’ta bol bulunan manyetit ve barit bulunuyor. Elektromanyetik alanı soğurması içinde özel bir kumaş kullanıyoruz. Ama Sivas’ta bulunan bazı minareler bunu doğal olarak önleyebiliyor" dedi. "Elektromanyetik alandan etkilenmiyorsunuz" Yastığı kullananların rahat uyuduğunu söyleyen Aluç, "Yastığı yaparken ise önce astarımızı diktik. Astarın içerisine ise cepler diktik. Cep sayısı kişiye göre değişebilir. Ceplerin içerisini ise minareler ile doldurduk. İçerisine koku ve nemi alması için de bir ürün koyduk. Bu işlemleri yaptıktan sonra doğal radyasyon emici olan yünümüzde yastığın içerisine doldurduk. Denemek amaçlı telefonumuzu yastığın içerisine koyduk ve telefonla arama yaptığımızda ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ dedi. Ek olarak ise madenden yapılan kumaşı astara komple kaplıyoruz. Bu sayede elektromanyetik alandan etkilenmiyorsunuz. Çocuklar radyasyondan etkilenmesin diye beşiklerin üzerine de kullanılabilir. Radyasyona bağlı kalınarak çalışan bazı işlerde, kişiler buna uygun kıyafet dikilebilir. Yastığı kullananlar ise daha rahat uyuduklarını söylüyorlar" diye konuştu.
Türkiye’de sezonun son patatesleri Sivas’ta sökülüyor
07 Kasım 2025 Cuma - 11:07 Türkiye’de sezonun son patatesleri Sivas’ta sökülüyor Türkiye’nin patates ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan ve mevsimsel şartlar gereği en geç sökümün yapıldığı iller arasında yer alan Sivas’ta işçilerin patates sökme mesaisi sürüyor. Türkiye’nin tohumluk patates üretiminde ilk, toplam üretimde ise 6’ncı sırada yer alan Sivas’ta patates sökümü sürüyor. Her yıl mayıs ayında toprakla buluşturulan ve çiftçiler tarafından özenle yetiştirilen patateslerin sökümü eylül ayı sonu itibarıyla başladı. Kent genelinde 110 bin dekar alanda ekilen patateslerin sökümü, yağışlar nedeniyle kasım ayı ortalarına kadar sürecek. 87 bin dekar yemeklik, 23 bin dekarlık alanda ise tohumluk patates üretilen Sivas’ın ilk 5 içerisinde yer alması bekleniyor. "Bu sene yağışlardan dolayı biraz daha uzun sürebilir" Sivas’ta yaşayan ve 30 yıldır çiftçilik yapan Mustafa Koç, "Bu yılki verim, 2024’e nazaran biraz düşüş var. Tüm çiftçi arkadaşlarımız bundan etkilendi. Rekolte düşüklüğü yazın gündüz ve gece ısı değişikliğine bağlıyoruz. Sivas’ta patates hasadı 9’uncu ayın 20’si gibi başlıyor, 11’inci ayın 20’sine kadar sürüyor. Bu sene yağışlardan dolayı biraz daha uzun sürebilir. Yağmur yağdığında söküm olmuyor, haliyle geciktiriyor. Ben yaklaşık 60 dönüm yer ekiyorum. 100 ila 110 ton ürün çıkacak gibi görünüyor" dedi. Çiftçilerin ve işçilerin patates söküm mesaisi, dron ile havadan görüntülendi.
Sivasspor Başkanı Gökhan Karagöl istifa etti
06 Kasım 2025 Perşembe - 17:56 Sivasspor Başkanı Gökhan Karagöl istifa etti Trendyol 1. Lig takımlarından Özbelsan Sivasspor’da kulüp başkanı Gökhan Karagöl, görevinden ayrıldığını duyurdu. Başkan Karagöl, yaptığı açıklamasında Sivasspor’u her zaman destekleyeceğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı: "Değerli Sivasspor camiasına, taraftarlarımıza ve kamuoyuna, Büyük bir onurla yürüttüğüm Sivasspor Kulüp Başkanlığı görevimden ayrılma kararı aldığımı üzülerek kamuoyuna duyuruyorum. Bu göreve başladığım günden bu yana tek amacım; Sivasspor’u hak ettiği yerlere taşımak, bu şehrin adını gururla temsil eden bir kulüp olarak Türk futbolundaki saygın konumunu güçlendirmekti. Bizler hiçbir kişisel menfaat gözetmeden, sadece bu arma için çalıştık. Tüm zorluklara rağmen Sivasspor için mücadele etmek, bu camiaya hizmet etmek benim için büyük bir gururdu. Bugün geriye dönüp baktığımda; yaptıklarımızın, alınan yolun ve kurulan yapının geleceğe ışık tutacağına inanıyorum. Ancak geldiğimiz noktada, hem kişisel olarak hem de kulübümüzün menfaatleri açısından, bu görevi devretmenin daha doğru olacağı kanaatine vardım. Bu süreçte yanımda olan yönetim kurulu arkadaşlarıma, teknik ekibimize, futbolcularımıza, kulüp çalışanlarımıza ve her koşulda desteğini esirgemeyen büyük Sivasspor taraftarına yürekten teşekkür ediyorum. Sivasspor benim için sadece bir kulüp değil, bir aidiyet, bir emanet, bir gönül meselesidir. Görevim bugün sona eriyor olsa da, bu arma için duyduğum sevda ve sorumluluk ömür boyu sürecektir."
Sivas’ta minikler turşu kurup tarhana paketledi
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:00 Sivas’ta minikler turşu kurup tarhana paketledi Sivas’ta ilkokul öğrencileri "Lider Çocuk Tarım Kampı Programı" kapsamında tarhana paketleyip turşu yapmayı öğrendiler. Sivas’ta Süleyman Sami Kepenek İlkokulu 4. Sınıf öğrencileri Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen "Lider Çocuk Tarım Kampı Programına" katıldı. Toplamda 22 öğrencinin katıldığı 2025 yılı kamp programın teması Tarım Ve Orman Bakanlığı tarafından "Uluslararası Kooperatifler Yılı" olarak belirlendi. Kampın ilk gününde çocuklara Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğü personelleri tarafından kooperatifler hakkında bilgiler verildi. Eğitimin ardından Sivas Karınca Kadınlar Kooperatifine götürülen çocuklar Kooperatif hakkında bilgiler aldıktan sonra tarhana paketleme ve lahana turşusunu yapmayı öğrenerek güzel vakit geçirdiler. Kampın ikinci günün de ise Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürlüğü personelleri tarafından İl Müdürlüğü toplantı salonunda Tarım odaklı faaliyetlerle çocuklara üretimin, paylaşımın ve iş birliğinin önemi hakkında eğitimler verildi. Kapanış programında, Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan ve İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, öğrencilerle bir araya gelerek katılım belgeleri ve çeşitli hediyeler taktim etti.
Basit gibi görünen semptomlar, kanserin habercisi olabilir
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:15 Basit gibi görünen semptomlar, kanserin habercisi olabilir Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yayla Yerlikaya, öksürük ve balgam gibi basit görünen semptomların akciğer kanserinin habercisi olabileceğini belirterek, erken tanının her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de hayat kurtarabileceğini vurguladı. Kasım ayı, Türkiye’de akciğer kanserine dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul ediliyor. Akciğer kanseri ise akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ve diğer organlara yayılabilen ciddi bir hastalık olarak biliniyor. Genellikle erken evrelerde belirti vermediği için geç fark ediliyor ve bu durumda tedavi şansını azaltıyor. En önemli risk faktörü sigara kullanımı olsa da, sigara içmeyen kişilerde de bu hastalık görülebiliyor. Pasif içicilik, hava kirliliği, genetik yatkınlık ve bazı kimyasal maddelere uzun süreli temas ileri yaşta akciğer kanseri riskini artıran diğer etkenler arasında bulunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yayla Yerlikaya, öksürük ve balgam çıkarma gibi basit görünen semptomların kanserin belirtisi olabileceğini söyleyerek, "Bu hastalık, hem dünyada hem de ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Ne yazık ki genellikle erken evrede belirti vermediği için geç tanı alabilmekte ve bu da tedavi şansının azalmasına sebep olabilmektedir" dedi. "Erken evrede belirti göstermiyor" Akciğer kanserinin büyük bir kısmını sigara ile ilişkili olduğunu söyleyen Büşra Yayla Yerlikaya, "Bu hastalık, hem dünyada hem de ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Ne yazık ki genellikle erken evrede belirti vermediği için geç tanı alabilmekte ve bu da tedavi şansının azalmasına sebep olabilmektedir. Akciğer kanserlerinin büyük kısmı, neredeyse yüzde 85-90 kadarı bilindiği üzere sigarayla ilişkilidir. Günde içilen sigara sayısı ve kullanım süresi arttıkça risk de katlanarak artar. Ancak hiç sigara içmeyenlerde de pasif içicilik de en az aktif içicilik kadar önemli bir faktördür. Elektronik sigaralar ya da ısıtılmış tütün ürünleri de sanıldığı gibi güvenli değildir. Nikotin içerdikleri için bağımlılığı sürdürürler ve ekstra pek çok kimyasal daha içerirler. Uzun vadeli zararları henüz tam olarak bilinmemektedir" dedi. "Erken tanı hayat kurtarıyor" Özellikle sigara içen bireyde öksürük gibi belirtiler varsa bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten, "Akciğer kanserinin en sık belirtileri ise uzun süren öksürük, balgamda kan, nefes darlığı, kilo kaybı ve göğüs ağrısıdır. Özellikle sigara içen birinde yeni başlayan ya da karakteri değişen öksürük varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken tanı her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de hayat kurtarır. 50 yaş üzeri ve uzun süre özellikle 20 paket yıl ve daha fazla sigara içmiş kişilerde düşük doz tomografi ile tarama yapılması, hastalığın erken evrede erken tanı sağlar ve tedavi şansını ciddi şekilde artırır. Sigarayı bırakmak her yaşta faydalıdır. Bıraktıktan sonraki on yıl içinde akciğer kanseri riski büyük oranda azalır. Çalışmalar 10 yıl sonra yüzde 50, 15 yıl sonra ise yüzde 90’a kadar akciğer kanseri riskinin azaldığını göstermiştir. Sigara içen bireylerde sabahları balgam ve öksürükler mevcut oluyor. Bu durumlarda balgamın karakter değiştirmesi ve artması önemli bir belirti olabiliyor" diye konuştu.
Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor"
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:26 Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor" Dijitalleşmenin hızla arttığı günümüzde bireylerin dijital dünyayla olan ilişkilerini kontrol altına almaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin teknoloji kullanımını sınırlayarak dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu ve sosyal ilişki problemlerine karşı koruma sağladığını vurguladı. Günümüzde teknolojinin hayatın her alanına girmesiyle birlikte dijital bağımlılık oranı da giderek artıyor. Sosyal medya, akıllı telefon ve dijital oyunlara aşırı maruz kalmanın bireylerde dikkat dağınıklığı, odaklanma bozukluğu, uyku sorunları ve sosyal ilişkilerde kopukluk gibi problemlere yol açabiliyor. Özellikle yatak odasında telefon ve tablet bulundurmak, melatonin hormonunun yeterince salgılanamamasına neden olarak uyku kalitesini düşürüyor. Ayrıca sürekli bildirimlere maruz kalmak, kişilerin sabırsızlık, acelecilik ve dürtüsel davranışlar sergilemesine yol açabiliyor. Bu durum da dijital farkındalığın önemini daha da artırıyor. Bu sorunların önüne geçebilmek için önerilen ‘dijital diyet’, bireyin dijital temasını sınırlı, bilinçli ve amaçlı bir şekilde yönetmesini sağlayan bir yöntem olarak öne çıkıyor. Dijital diyet ise bireylerin gün içerisinde ne kadar süreyle, hangi amaçla ve kimlerle dijital etkileşimde bulunduğunu fark etmesini hedefliyor. Bu süreç, dijital araçların gereksiz kullanımını azaltarak daha dengeli ve sağlıklı bir yaşam alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyor. Bilimsel araştırmalar, dijital diyet uygulayan bireylerde farkındalık seviyesinin yüzde 30 ila 35 oranında arttığını ve buna bağlı olarak yaşam kalitesinin yükseldiğini gösteriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin üç aşaması olduğunu ve ilk olarak haftalık farkındalık çalışması yapılması gerektiğini söyleyerek, dijital yaşam risk haritasının çıkarılması gerektiğini söyledi. "Çeki düzen gerekiyor" Zayıflamak için beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi etkenlere dikkat edildiğini ve dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı da diyet yapılması gerektiğini söyleyen Tuncay Dilci, "Yoğun bir dijitalizm çağı içerisindeyiz ve hiç beklemediğimiz yeni bir yaşam dönüşümüyle dijital sosyalizme giden bir boyutun içerisindeyiz. Bu noktada dijital diyet; bireyin yaşamını kontrol altına alabilmek adına dijital temas alışkanlıklarını kontrollü, amaçlı ve bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayan süreçtir. Bu anlamda sınırlı ve sorumlu davranabilen bir takım uygulama silsilelerini ifade etmektedir. Bir nevi halk arasındaki perhiz yapma gibidir. Nasıl ki zayıflamak veya sağlık için doğru beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi alışkanlıklarımızı kontrol altına almak zorundaysak, aynı şekilde dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı kendi yaşamımızı minimalize etmek ve bu minimum uygulamalar içerisinde her türlü temas alışkanlıklarımıza çeki düzen vermek gerekir. Dijital diyetin amacı; dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi gibi sorunlara karşı daha farkında hareket etmek. Bunun dışında sosyal ilişkilerimizi sabote ettiği için bu konuda yine bir farkındalık oluşturmak. En önemlisi de uyku. Özellikle dijital nesnelerin zorunlu kullanımı ve yatak odasında kalmasından dolayı melatonin hormonunun yeterince üretilememesinden kaynaklı sağlıksız bir durumla karşı karşıyayız. Yine zihinsel yorgunluğun ortaya koymuş olduğu bir takım odaklanma problemleri, ilişki, iletişim sorunlarından bahsedebiliriz. Zorunlu dijital nesne kullanımından kaynaklı en büyük sorunlardan bir tanesi de sabırsızlık, acelecilik ve dürtü bozukluğu ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla insanların bu hal ve hareketlerine çeki düzen vermesi gerekiyor" dedi. "Farkındalık çalışmaları gerekiyor" Kişi sorun yaşıyorsa profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Dilci, "Dijital diyetin üç aşaması var. İlk olarak yapmamız gereken şey haftalık farkındalık çalışması. Bir hafta boyunca nelerle temas halindeyiz, hangi amaçla giriyoruz, ne kadar düzeyde giriyoruz ve kimlerle muhatap oluyoruz? Bunların süresiyle birlikte dijital yaşam risk haritamızı çıkarmamız gerekiyor. İkinci aşama ise sınırlama evresi. Gereksiz ve amaçsız 5 saatin üzerinde temas halindeysek gerçekten ciddi bir dijital yaşam sorunumuz var demektir. Üçüncüsü ise sessiz moda almak. Dijital nesnenin herhangi bir şekilde uyarıcı niteliği olan imge, simge, ses ve mesajları sessize alarak biz istediğimiz zaman bakabileceğimiz moda getirmek. Yani farkındalıktan kurtuluşa doğru evirilen yeni bir yaşam biçimine dönük süreçleri başlatmamız ve bunun bir yaşam kültürü haline gelmesi. Bu konuda başa çıkma sorunu veya dijital diyet dediğimiz uygulamaları aşamalı bir şekilde gerçekleştirmekte sorun yaşıyorsak profesyonel bir destek almak gerekir" diye konuştu. "Yaşam kalitesi artacaktır" Dijital diyetle yaşam kalitesinin arttığını ifade eden Dilci, "Bu konuda yapılan birçok çalışma var. Dijital diyetle ilgili yapılan çalışmalarda yüzde 30 ila yüzde 35 arasında kişinin farkındalığı arttığı ve bu farkındalığa bağlı olarak da yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür. Daha mutlu, nezih bir yaşam sürdüğü ve dijital nesneleri de daha sağlıklı ve kontrollü kullanma becerisinin arttığı yönünde sonuçlar bilimsel ve deneysel çalışmalara yansımıştır" şeklinde konuştu.