Yerel Haberler
Sivas
Maaşları ödenmeyen termik santral işçileri Ramazan ayında mağdur oldu 06 Mart 2026 Cuma - 20:49:35 Torku’nun iştiraki olduğu Konya Şeker tarafından işletilen Kangal Termik Santrali’nde çalışan işçiler, maaşlarının ödenmediği gerekçesiyle eylem yaptı. Filtresiz bacalarıyla ve neden olduğu çevre kirliliğiyle ülke gündemine gelen Kangal Termik Santrali, bu kez de işçi eylemleriyle gündem oldu. İşverenin zam oranına razı gelen işçiler şimdide maaşlarını alamadıkları için eylem yaptı. İdare binası önünde toplanan işçiler, günler geçmesine rağmen maaşlarının ödenmemesini protesto etti. İşçiler adına konuşan TES-İŞ Sivas Şube Başkanı Hakan Korkmaz, "Bir işletmenin ekonomik zorluklar yaşaması mümkün olabilir ancak bu zorlukların bedelini işçilerin ödemesi kabul edilemez. İşçiler ay boyunca emeklerini ortaya koymuş, görevlerini yerine getirmiş ve üretimin devam etmesini sağlamıştır. Buna rağmen maaşların ödenmemesi ya da eksik ödeme teklif edilmesi çalışanların geçimlerini doğrudan etkilemektedir. İşçi emeği her şeyden önce gelir. İşçilerin aileleri, çocukları ve geçim sorumlulukları bulunmaktadır. Maaşların ödenmemesi yalnızca bir ödeme gecikmesi değil, aynı zamanda yüzlerce ailenin yaşamını zorlaştıran bir durumdur. Bu nedenle Konya Şeker yönetiminin çalışanlarının emeğine saygı göstererek maaş ödemelerini eksiksiz ve zamanında gerçekleştirmesi gerekmektedir. İşçilerin hak ettiği ücretin verilmesi hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluktur. Çalışanların alın terinin karşılığı geciktirilmemeli ve mağduriyet bir an önce giderilmelidir" dedi. Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan Kangal Termik Santrali, 8 Şubat 2013 tarihinde özelleştirilerek Torku’nun iştiraki olduğu Konya Şeker’e devredildi. Yıllık 1 milyon 908 bin 229 MWh elektrik üretim gücüne sahip olan santral, 2020 yılında filtresiz bacalarıyla gündem oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla santralde üretim 1 Ocak 2020 tarihinde filtre ile ilgili şartları sağlayamadığı gerekçesiyle durduruldu. Bacalarda gerekli filtre işlemlerinin tamamlanmasıyla 30 gün sonra tek türbinde, 6 ay sonra ise tam kapasite olarak elektrik üretimine yeniden başlandı. Termik santralde kullanılan kömürlerin atığı olan küller, çevre köylerin sınırları içerisinde biriktirildi. Yıllar içerisinde açıkta biriktirilen küllerden adeta kül dağı oluşurken, kül tabakası rüzgârlı havalarda çevreye yayılarak köyleri tehdit ediyor. Santralde yaklaşık 800 işçi çalışıyor.
06 Mart 2026 Cuma - 16:01 STSO Başkanı Özdemir: "Sivas’ta üretilen ürünler AB ürünü etiketiyle dünya pazarına açılabilir" STSO Başkanı Zeki Özdemir, Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin parçası olarak tanınmasının Sivas sanayisi için önemli fırsatlar oluşturacağını söyledi. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Türkiye’nin Avrupa değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınmasının ve gümrük birliği kapsamında Türk ürünlerinin AB menşeli kabul edilmesinin stratejik bir gelişme olduğunu vurguladı. Başkan Özdemir, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ve ticari diplomasi trafiğinin somut sonuçlar verdiğini belirterek, AB’nin Sanayi Hızlandırma Yasası ve AB Ürünü Made in EU politikası çerçevesinde Türkiye ile gümrük birliğinin tanınmasının hem Türkiye hem de Avrupa ekonomisi için olumlu bir adım olduğunu ifade etti. Özdemir, bu kararın ticari ilişkilerin derinleşmesine ve sanayi üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağını söyledi.Türkiye’nin özellikle otomotiv başta olmak üzere birçok kritik üretim alanında Avrupa tedarik zincirlerinin güvenilir bir parçası olduğunu belirten Özdemir, söz konusu gelişmenin sektörel bağları daha da güçlendireceğini dile getirdi. Özdemir, kararın Sivas açısından da önemli fırsatlar barındırdığını belirterek, kentin güçlü sanayi altyapısı ve üretim kabiliyetiyle dikkat çektiğini ifade etti. Demir-çelikten makine imalatına, savunma sanayisinden doğal taş ve mermer sektörüne kadar geniş bir üretim yelpazesine sahip olan Sivas’ta üretilen birçok ürünün Avrupa standartlarında AB ürünü niteliğiyle dünya pazarlarına daha güçlü şekilde ulaşabileceğini söyledi. Sivas’ın organize sanayi bölgeleri, üretim gücü ve lojistik avantajlarıyla Avrupa ile yürütülen ekonomik iş birliğinde önemli bir rol üstlenebileceğini kaydeden Özdemir, Sivas iş dünyasının üretim kapasitesini artırmaya, ihracatı çeşitlendirmeye ve Avrupa pazarlarıyla bağlantılarını güçlendirmeye devam edeceğini belirtti.
06 Mart 2026 Cuma - 15:09 Kutsal emanetler Sivas’ta sergilendi, görmek isteyen vatandaşlar uzun kuyruk oluşturdu Sivas’ta açılışı yapılan ve ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan ‘Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi’ yoğun ilgi gördü. Ramazan ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Milli Saraylar Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen ‘Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi’ Sivas’ta kapılarını açtı. İçerisinde 99 eserin bulunduğu sergiye vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Ramazan ayının manevi atmosferini kültürel mirasla buluşturmayı amaçlayan sergide, Kâbe örtüleri, Ravza-i Mutahhara örtüleri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) Saç-ı Şerifi ve Sakal-ı Şerifi’nin yanı sıra Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne taşınır vakıf kültür varlıkları yer aldı. Serginin açılışına Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun, Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Mehmet Ali Çalışkan ve protokol üyeleri katıldı. Açılışta konuşan Sivas Vakıflar Bölge Müdürü Mehmet Ali Çalışkan, "Türkiye’nin 6 vilayetinde yapılan bir sergi; vakıf sergileri ve kutsal eserler kapsamında en nadide eserlerimizi sergiliyoruz. Umarım tüm halk sergiye icabet edecektir. Sivaslı hemşehrilerimizi bekliyoruz" dedi. Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun ise, "Ramazan ayında kutsal emanetlerimizi şehrimizde sergilemekten gurur duyuyoruz. Kâbe’nin örtüleri, Peygamberimizin saçı şerifi ve vakıflar envanterinde bulunan pek çok eserin sergilenmesi bizim için büyük bir mutluluk" ifadelerine yer verdi. Vatandaşların sergiyi mutlaka ziyaret etmesi gerektiğine dikkat çeken Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, "Kutsal emanetler şüphesiz sadece Peygamber Efendimizin bize bıraktığı hatıralar değil, aynı zamanda kültürümüzün, inancımızın ve maneviyatımızın birer sembolü, birer işaretidir. Bize düşen görev ise bu eserleri korumak ve gençlerimize, çocuklarımıza en iyi şekilde aktarmaktır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından kurdeleyi kesen protokol üyeleri ve vatandaşlar, sergiyi gezdi. Açılışı yapılan sergide yer alan 99 eser, 6-8 Mart tarihleri arasında Şehit Ahmet Eyce Spor Salonu’nda 13.00 ila 23.00 saatleri arasında sergilenecek.
Bakan Yumaklı:  "Suya ulaşmak zorlaşacak "
22 Eylül 2025 Pazartesi - 18:01 Bakan Yumaklı: "Suya ulaşmak zorlaşacak " Sivas 4 Eylül Barajı ile Mansap Düzenlemesi ve Hafik Koç Regülatörü Temel Atma Töreni’nde konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, suya yarın bugünden çok ihtiyaç duyulacağını belirterek suya ulaşmanın zorlaşacağını söyledi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sivas’ta 4 Eylül Barajı ile Mansap Düzenlemesi ve Hafik Koç Regülatörü Temel Atma Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Yumaklı, Sivas’ta toplam 1,5 milyar lira maliyetli projelerin hayata geçirileceğini belirtip, "Bugün; 4 Eylül Barajı mansap düzenlemesi çalışmalarının ve şehrimizin içme suyu meselesini çözüme kavuşturacak ‘Hafik Koç Regülatörü ve İçme Suyu İsale Hattı’ işinin temellerini atacağız. Toplam 1,5 milyar lira maliyetle hayata geçecek bu yatırımların Sivas’ımıza hayırlı olmasını diliyorum. Suyun, her damlasında kıymet, her damlasında hayat vardır. Bugünün dünyasında bunun önemi daha da ortaya çıkmış durumdadır. Bakanlık olarak bizler de tarımsal politikalarımızı bu vizyonla oluşturuyoruz. Birçok farklı disiplinden binlerce çalışma arkadaşımızla, ülkemizin tarımsal üretimine, suyuna, ormanına, gıdasına yön veriyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak, tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak ve arazi toplulaştırması yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Amacımız, tarım arazilerinden en yüksek verimi alabilmek ve musluklara sağlıklı içme suyu ulaştırmak" dedi. "Çünkü suya yarın; bugünden daha çok ihtiyacımız olacak" Bakan Yumaklı, suya yarın bugünden daha çok ihtiyaç duyulacağını belirterek, "Aynı zamanda, yerleşim yerlerini ve tarım arazilerini taşkın riskine karşı korumayı hedefliyoruz. Diğer yandan, Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlattığımız Su Verimliliği Seferberliğini yürütüyoruz. Tüm bu çalışmaları, suyun her damlasına sahip çıkan, sürdürülebilir bir su yönetimi anlayışıyla yürütüyoruz. ‘Su’ ile ilgili dün ne yaptıysak, bugün de onun daha iyisini ve fazlasını yapmak için çalışıyoruz. Çünkü suya yarın; bugünden daha çok ihtiyacımız olacak" dedi. "Suya ulaşmak zorlaşacak" Yumaklı, gelecekte suya ulaşmanın daha da zorlaşacağını ifade ederek, "Bugün, su kaynakları üzerindeki baskı giderek artarken, yakın gelecekte, iklim değişikliğinin etkisiyle tüm dünyada suya ulaşmak daha da zorlaşacak. Su kaynaklarının artmadığı ama suya olan talebin devamlı arttığı günümüzde, Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği ‘Suyumuzu Korumakla Vatanımızı Korumak Arasında Fark Görmüyoruz’ anlayışıyla suyun her bir damlasına sahip çıkıyoruz. Yeni tesisleri hizmete alarak, suyumuzu insanımızla, bereketli topraklarımızla buluşturmaya devam ediyoruz. Son 23 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Bakanlık olarak suyumuza yön veren politikalar geliştirerek birçok projeyi hayata geçirdik" dedi. "Su ve sulama alanında 11 bine yakın projeye imza attık" Yumaklı, bakanlıklarının 11 bine yakın su ve sulama projesine imza attığını vurgulayarak, "Su ve sulama alanında 11 bine yakın projeye imza attık. Bin 802 baraj ve gölet inşa ettik. İçme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılamak için içme suyu tesislerini hizmete aldık. Taşkın kontrol tesisleri ve atık su arıtma tesisleri kurduk. Ayrıca yeraltı barajları inşa ettik. Sulama projelerimiz ile bereketli topraklarımızı suya kavuşturduk. Bugün de bu hizmetlere yenilerini eklemek üzere Sivas’ımıza geldik. Temelini atacağımız 4 Eylül Barajı Mansap Düzenlemesiyle; 4 bin 120 adet yapı ve 877 dekar tarım arazisi taşkın ve rüsubat zararlarından korunacak" şeklinde konuştu. Sivas’ın 2053 yılına kadar içme suyu ihtiyacı kalmayacak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, temeli atılan projelerin hayata geçirilmesi ile Sivas’ın 2053 yılına kadar içme suyu ihtiyacı kalmayacağını dile getirip şunları söyledi. "Bugün ayrıca Sivas’ın içme suyu meselesini çözüme kavuşturacak Hafik Koç Regülatörü ve İçmesuyu İsale Hattı’nın da canlı bağlantı ile temelini atacağız. Bu iletim hattı tamamlandığında, inşallah Sivas il merkezine yıllık 16,3 milyon metreküp su temini sağlayacağız. Böylece yaklaşık 390 bin kişilik içme suyu sağlanmış olacak. Bu tesisin yapılması ile Sivas il merkezinin 2053 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacı güvenceye alınmış olacak. Ardından Koç Regülatörü’nün yaklaşık 4 km membasında yapımı planlanan Koç Barajı ile yıllık 30,8 milyon metreküp içme suyu daha sağlanarak, Sivas il merkezinin 2070 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacı karşılanacak" Yapılan konuşmaların ardından Sivas 4 Eylül Barajı ile Mansap Düzenlemesi ve Hafik Koç Regülatörü Temel Atma Töreni gerçekleştirildi.
Bakan Yumaklı: "Sektörümüze yönelik bu dezenformasyonlar bizlerin moralini bozmuyor"
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:41 Bakan Yumaklı: "Sektörümüze yönelik bu dezenformasyonlar bizlerin moralini bozmuyor" Sivas’ta katıldığı bir toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sektöre yönelik dezenformasyonlara tepki gösterdi. Bakan Yumaklı, "Maalesef ki emeğe hiçbir saygısı olmayan, bu konularla ilgili düşünmek için 10 dakikasını bile ayırmayanlar her zaman olduğu gibi yapılanı ve gelişmeleri görmemekte ısrar ediyorlar. Onların işi olarak gördüğü dezenformasyonu da yanında getiriyor, bundan da vazgeçmiyorlar" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Sivas’a giden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sivas Tarım ve Orman Müdürlüğü’nü ziyaret etti. İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan’ı makamında ziyaret eden Bakan Yumaklı, yürütülen çalışmalar ile ilgili bilgiler aldı. Ziyaretin ardından Sektör Paydaşları Toplantısı’na katılan Bakan İbrahim Yumaklı, sektör temsilcileri ile bir araya geldi. "Ssılsız iddialar, yapılan birçok iyi çalışmayı da gölgede bırakıyor" Toplantıda konuşan Bakan İbrahim Yumaklı, tarım, orman ve su sektörünün stratejik konumuna dikkat çekerek, "Bu dönemde küresel ısınma ve iklim değişikliği, sektörü etkileyen en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Bizim ülkemizde de benzer şeyleri yaşamaya devam ediyoruz. Dün ve bir önceki gün Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 4 ilimizde çok şiddetli bir taşkın oldu. Aynı anda Antalya ve Muğla’da orman yangınları vardı. Geçtiğimiz nisan ayında zirai don vardı. Dönem içerisinde bazı illerimizi etkileyen kuraklıkla karşılaştık. Ülkemizin dört bir tarafında üreticilerimizle tarım, gıda, orman ve su alanındaki çalışmalarımıza devam ederken aynı zamanda bu tür riskleri de yönetmek durumunda kaldık. Maalesef ki emeğe hiçbir saygısı olmayan, bu konularla ilgili düşünmek için 10 dakikasını bile ayırmayanlar her zaman olduğu gibi yapılanı ve gelişmeleri görmemekte ısrar ediyorlar. Onların işi olarak gördüğü dezenformasyonu da yanında getiriyor, bundan da vazgeçmiyorlar. Allah’a şükür sektörümüze yönelik bu dezenformasyonlar bizlerin moralini bozmuyor. Her zaman bunu yaptılar. Ben buradaki ana temelin maalesef ki onların üretken tarım kesimini çok daha dikkate değer bulmadıkları için bunu yaptıklarını ve istedikleri gibi manipüle edecekleri için yaptıklarını düşünüyorum. Eğer emeğe saygı olsaydı bunları dezenformasyon şeklinde değil gerçekten herkese şifa olacak fikir ve düşünce seviyesinde tutabilirlerdi. Çiftçimizin alın teri ile yetiştirmiş olduğu ürünlere karşı yayılan yanlış bilgiler, hem onların emeklerini değersizleştiriyor hem de tüketicilerin kafasını karıştırıyor. Özellikle dijital platformlarda hızla yayılan bu asılsız iddialar, aslında yapılan birçok iyi çalışmayı da gölgede bırakıyor" ifadelerine yer verdi. "Yatırımlara ekstra teşvik ve destekler veriyoruz" Sektöre yönelik çalışmalardan bahsede Bakan Yumaklı, "Tarımsal üretimde suyu merkeze alan politikalar geliştiriyoruz. Bu kapsamda tarımsal üretim planlamasını devreye aldık. Artık hangi ürünü, nerede üreteceğiz, bunun planlamasını önceden yapıyoruz. Hayvansal üretimde de yeni bir yol haritasını geçen sene çizmiş ve bu kapsamda çalışmalara başlamıştık. Özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almasını sağlamak en önemli hedeflerimiz arasında. Üretim planlaması kapsamında; süt, besi, küçükbaş ve kanatlı üretim bölgeleri oluşturduk. Doğru yatırımın doğru yerde yapılmasını gerçekleştirmek de yine hedeflerimizden biriydi. Bunun için hayvancılıkta planlama kapsamına giren illerde yapılacak yatırımlara ekstra teşvik ve destekler veriyoruz. Doğru yatırımın doğru yerde yapılmasını gerçekleştirmek de yine hedeflerimizden biriydi. Bunun için hayvancılıkta planlama kapsamına giren illerde yapılacak yatırımlara ekstra teşvik ve destekler veriyoruz. Sivas da hem küçükbaş hem de besi üretim bölgesi olarak, bu avantajını inşallah önümüzdeki dönemde en iyi şekilde değerlendirecektir. Ayrıca Yeni Tarımsal Destekleme modelimiz ile tarımsal desteklerin yönlendirici etkisini daha da artırdık" dedi.
Bakan Yumaklı: "Tarımın, ormanın ve suyun olmadığı bir dünya, bizim dünyamız değildir"
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:02 Bakan Yumaklı: "Tarımın, ormanın ve suyun olmadığı bir dünya, bizim dünyamız değildir" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarımın, ormanın ve suyun olmadığı bir dünyanın bizim olamayacağını söyledi. Yumaklı Sivas ziyaretinde ilk olarak Sivas Valiliğini ziyaret etti. Burada anı defterini imzalayarak Vali Yılmaz Şimşek’ten brifing aldı. Yumaklı daha sonra, iş adamı Hulusi Şahin tarafından anne ve babasının adına temeli atılan, inşaat sürecinde Şahin’in vefat etmesi nedeniyle varisleri tarafından tamamlanan Bekir - Latife Şahin İlkokulu açılış törenine katıldı. Yumaklı burada yaptığı konuşmada, tarım ve gıda olmadan hayatın sürdürülemeyeceğine dikkat çekerek, "Öyle bir dünya insanlığın dünyası olmayacaktır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza tarımı ve ormanı sevdirmek, bugün artık milli bir görev, bir sorumluluk haline gelmiştir. Tarım olmadan gıdanın, gıda olmadan hayatın olamayacağı bilinciyle çocuklarımızı geleceğin dünyasına hazırlamak gerekiyor. Toprağı, ağacı, koyunu, kuzusuyla, tarımı ve hayvancılığı hayatlarının bir parçası yapacak kadar sevdirmek gerekiyor. Dahası, fidan dikme ve yetiştirme arzusunu çocuklarımıza ne kadar kazandırırsak, hep birlikte geleceğe daha güvenle bakacağımızdan şüphe duymuyorum. Dikecekleri her fidan, gelecek için yeni bir nefes, yeni bir umut olacaktır" dedi. Yeşil vatan vurgusu Bakan Yumaklı konuşmasında Yeşil Vatan vurgusu yaparak öğrencileri 11 Kasım’da Milli Ağaçlandırma Günü etkinliğine davet edip, "Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin’in desteğiyle, bu eğitim öğretim yılı ilk dersinin Yeşil Vatan olması bu anlamda çok manidardır. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu vesileyle, sizleri 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nü bir fırsata çevirmeye davet ediyorum. Çocuklarımız için 11 Kasım gününün, güzel bir ilk, bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Millet olarak sizlerle hayallerimiz büyüyor" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin gençlerle hayallerinin de büyüdüğünü ifade ederek sözlerine şu şekilde sürdürdü, "Yarınımızın Umut Tomurcukları Sevgili Öğrenciler, Millet olarak sizlerle hayallerimiz büyüyor, umutlarımız artıyor. Sizlere güveniyoruz. Sizler de köklü medeniyetimize güvenin ve ilhamınızı buradan alın. Bakın yaşadığımız Sivas, Milli Mücadele’nin ve cumhuriyetin ilk merkezidir. Milletimize vurulmak istenen prangalar, Aziz Atatürk ve arkadaşları öncülüğünde Sivas’ta yakılan işaret fişeğiyle parçalanmıştır. Dolayısıyla köklü tarihinize ve medeniyetinize güvenin ve sahip çıkın. Okula adım attığınız bugünden itibaren, hayatınızda yeni bir sayfa açıldığını eminim ki biliyorsunuz. Bu yeni sayfaları en güzel anılarla ve başarı dolu hikayelerle doldurmanızı temenni ediyorum." Törene ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Ak Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, milletvekilleri ve bürokratlar katıldı. Konuşmaların ardından 16 derslikli okulun açılış kurdelesi kesildi, okul gezildi. Bakan Yumakllı derslikleri gezerek minik öğrencilerle sohbet etti.
Dünyada eşi benzeri bulunmayan motifler takılarda yaşayacak
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:03 Dünyada eşi benzeri bulunmayan motifler takılarda yaşayacak Anadolu’nun önemli mimari yapılarından Divriği Ulu Camisi’nin motifleri, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü tarafından takılara işlenerek geleceğe aktarılıyor. UNESCO tarafından Türkiye’de koruma altına alınan ilk kültürel miras olan Sivas’ta Divriği Ulu Camisi’nin üzerindeki motifler 8 asırlık yapının yanı sıra Sivas takılarında da yaşatılacak. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü tarafından eşi benzeri bulunmayan bu motifler, "Bozkırda yükselen tarih Divriği Ulu Cami" adlı projeyle hem belgeleniyor hem de geniş kesimlere yayılarak geleceğe taşınıyor. Proje kapsamında caminin tarihçesi, kimler tarafından yapıldığı, motiflerin anlamları ve çeşitleri araştırıldı. Yapılan çalışmaların ardından motifler, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde vektörel olarak çizildi. Çizimler kuyumculuk atölyesi başta olmak üzere çeşitli atölyelere verilerek; küpe, broş, kolye ve benzeri takılar haline getirildi. Camide yer alan sekiz köşeli yıldız, hayat ağacı ve diğer motifler, anlamlarına uygun şekilde farklı tarzlarda aksesuarlara dönüştürüldü. Ortaya çıkan ürünler, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü ve Kültür-Sanat Merkezi bünyesindeki satış ofisinde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Burada vatandaşlar hazır ürünlerden alabilirken, kendi isteklerine göre sipariş de oluşturabiliyor. 8 asırlık motifler takılarda yaşayacak Sivas Olgunlaşma Enstitüsü Halk Bilimi usta öğreticisi Didem Gülle önemli bir kültür hizmeti olan projeleriyle ilgili yaptığı açıklamada, "Divriği Ulu Cami üzerindeki motiflerin belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması için biz böyle bir proje yaptık. Projemizin ismi bozkırda yükselen tarih Divriği Ulu Cami’ydi zaten. Proje kapsamında ilk olarak Divriği Ulu Cami hakkında veriler elde ettik. Divriği Ulu Camisi’nin tarihçesi, kimler tarafından yapıldığı, hangi motiflerin bulunduğu, motiflerin anlamları gibi şeyler araştırıldı. Daha sonra bunların vektörel çizimleri yapıldı. Vektörel çizimleri yapılan ürünler çeşitli atölyelere verilerek ürün haline getirildi. Kuyumculuk atölyesi bu atölyelerden bir tanesi. Anlamına uygun olarak Divriği Ulu Cami üzerinde bulunan sekiz köşeli yıldızı, hayat ağacı, bu gibi motifler kullanılarak çeşitli tarzda aksesuarlara dönüştürüldü. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü ve bize bağlı olarak çalışan Kültür ve Sanat Merkezi’mizde bulunan satış ofisinde de bu ürünlerimizin satışı yapılmaktadır. Burada ziyaretçilerimizi ağırlayarak tercih ettikleri ürün yapılmaktadır. Aynı zamanda beğenilerine göre sipariş de oluşturulabilmektedir. Divriği Ulu Cami üzerindeki motiflerin böyle takılara nakşedilmesi görenlerin beğenisini kazanıyor. İnsanlar bunları alıp üzerinde taşımak, kullanmak, hediye etmek için rağbet gösteriyor. Takılarımızın yapılması büyüklüğüne ve küçüklüğüne kullanılan malzemeye göre değişebilmektedir" dedi. Motiflerin dünyada eşi benzeri bulunmuyor Divriği ilçesinde 8 asır önce inşa edilen yapı, Anadolu Selçukluları’nın bitişik nizamda yapılan ve bir kadın ve bir erkek tarafından inşa ettirilen tek yapı. UNESCO tarafından Türkiye’de koruma altına alınan ilk eser olan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, eşsiz mimari özelliklerine rağmen baş mimarının yaptığı tek eser olarak biliniyor. Baş mimar Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’ın öncesinde ve sonrasında başka bir eseri bulunmuyor. İlk tecrübede ortaya çıkartılan ve aradan geçen 8 asıra rağmen benzeri dahi yapılamayan caminin gizemi çözülemiyor. Eserin en dikkat çekici özelliği ise üzerinde bulunan 10 binden fazla motifin hiçbirinin diğerine benzememesi ve hepsinin bilindik tekniklere aykırı olarak asimetrik olması.
CNC teknolojilerine inat el oymacılığını yaşatmaya çalışıyor
21 Eylül 2025 Pazar - 11:19 CNC teknolojilerine inat el oymacılığını yaşatmaya çalışıyor Sivas’ta bir caminin mihrabı, teknolojik makineler yerine tamamen el emeğiyle hazırlanıyor. CNC makineleriyle 1 ayda tamamlanabilecek minber, daha kıymetli olduğu için el oymasıyla yaklaşık 7 ayda tamamlanacak. Neolitik çağlardan bu yana yaşayan ahşap oymacılığı, gelişen CNC teknolojilerine rağmen yaşatılmaya çalışılıyor. Sivas’ta 20 yıldır ahşap oyma ustalığı yapan Süleyman Daştan’ın, CNC teknolojilerine inat mesleğini daha kıymetli olduğunu düşündüğü el işçiliğiyle sürdürüyor. CNC makineleriyle 1 ayda tamamlanacak bir iş 7 ay sürse de el işçiliğinden vazgeçmiyor. Daştan şu günlerde 3 buçuk metre yüksekliğe 2.5 metre de genişliğe bir cami mihrabı üzerinde çalışıyor. Daştan, mihrapta kullanılacak ithal çam üzerine yazdığı Kur’an harfli yazı ve desenleri tek tek elleriyle işliyor. Mihrapta işlenen her detay, geleneksel ahşap oyma sanatının inceliklerini taşıyor. "Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap" Süleyman Daştan, CNC ile 1 ayda tamamlanabilecek iş için 7 ay zaman harcadığını belirterek, "Sivas’ta bulunan bir caminin mihrabını yapıyorum. Şu anda ana gövdesini yapıyorum. Dünya genelinde sanat, kiliseler, katedraller ve kütüphanelerde zirve yapmıştır. Bizde de; ibadethanelerin ve camilerin dışındaki sanat pek de gelişmemiştir. Ben de ahşap oyma sanatıyla ilgili bugüne kadar edindiğim birikimimle, ibadethanelerimizde sanatı daha da zirveye ulaştırmak için çeşitli çalışmalar yapıyorum. Bu mihrapla yaklaşık 5 aydır uğraşıyorum. Şu anda birkaç ay kadar daha sürecek eksikleri var. Ben işlemlerini tamamen el oyması yapmıyorum, teknolojik lazerli CNC makineleri kullanmıyorum. Burada yapılmış bütün yazıları tek tek elimle işledim, yazdım. Teknolojik cihazlar kullanmadığımızda bitmesi zaman alıyor. Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap. Tamamen bitmesi yaklaşık 7 ayımızı alıyor. CNC makinelerle 1 ay kadar süren işi biz el oyması yaptığımız için 7 ay kadar sürüyor" diye konuştu. "Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz" Daştan, son yıllarda el işi ürünlerin daha çok rağbet gördüğünü ifade ederek, "Ahşabın kendine has bir sıcaklığı var. Mermer, polyester veya döküm gibi değil. El işi yapılmasının esere kattığı daha estetik bir görüntü var. Bu el işi oyma da ahşabın üzerine koyarak yaptığımız her desen işin güzelliğini artırıyor. İnsanların ilgisi bizim yaptığımız el oyması işlere daha çok. Son yıllarda da el oyması, el işi ürünlere daha çok rağbet görüyor. Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz. Eser, onu yapan kişiyle bağımsız değildir. Onu yapan kişi ruh halini, duygularını, hüznünü ve sevincini mutlaka esere yansıtır" dedi.
CNC teknolojilerine inat el oymacılığını yaşatmaya çalışıyor
21 Eylül 2025 Pazar - 11:01 CNC teknolojilerine inat el oymacılığını yaşatmaya çalışıyor Sivas’ta bir caminin mihrabı, teknolojik makineler yerine tamamen el emeğiyle hazırlanıyor, CNC makinalarıyla 1 ayda tamamlanabilecek minber, daha kıymetli olduğu için el oymasıyla yaklaşık 7 ayda tamamlanacak. Neolitik çağlardan bu yana yaşayan ahşap oymacılığı, gelişen CNC teknolojilerine rağmen yaşatılmaya çalışılıyor. Sivas’ta 20 yıldır ahşap oyma ustalığı yapan Süleyman Daştan’ın CNC teknolojilerine inat mesleğini, daha kıymetli olduğunu düşündüğü el işçiliğiyle sürdürüyor. CNC makineleriyle bir ayda tamamlanacak bir iş 7 ay sürse de el işçiliğinden vazgeçmiyor. Daştan şu günlerde 3 buçuk metre yüksekliğe 2.5 metre de genişliğe bir cami mihrabı üzerinde çalışıyor. Daştan, mihrapta kullanılacak ithal çam üzerine yazdığı Kuran harfli yazı ve desenleri tek tek elleriyle işliyor. Mihrapta işlenen her detay, geleneksel ahşap oyma sanatının inceliklerini taşıyor. "Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap" Süleyman Daştan, CNC ile bir ayda tamamlanabilecek iş için 7 ay zaman harcadığını belirterek, "Sivas’ta bulunan bir caminin mihrabını yapıyorum. Şuanda ana gövdesini yapıyorum. Dünya genelinde sanat, kiliseler, katedraller ve kütüphanelerde zirve yapmıştır. Bizde de; ibadethanelerin ve camilerin dışındaki sanat pek de gelişmemiştir. Ben de ahşap oyma sanatıyla ilgili bugüne kadar edindiğim birikimimle, ibadethanelerimizde sanatı daha da zirveye ulaştırmak için çeşitli çalışmalar yapıyorum. Bu mihrapla yaklaşık 5 aydır uğraşıyorum. Şu anda birkaç ay kadar daha sürecek eksikleri var. Ben işlemlerini tamamen el oyması yapmıyorum, teknolojik lazerli CNC makineleri kullanmıyorum. Burada yapılmış bütün yazıları tek tek elimle işledim, yazdım. Teknolojik cihazlar kullanmadığımızda bitmesi zaman alıyor. Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap. Tamamen bitmesi yaklaşık 7 ayımızı alıyor. CNC makinelerle 1 ay kadar süren işi biz el oyması yaptığımız için 7 ay kadar sürüyor" diye konuştu. "Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz" Daştan, son yıllarda el işi ürünlerin daha çok rağbet gördüğünü ifade ederek, "Ahşabın kendine has bir sıcaklığı var. Mermer, polyester veya döküm gibi değil. El işi yapılmasının esere kattığı daha estetik bir görüntü var. Bu el işi oyma da ahşabın üzerine koyarak yaptığımız her desen işin güzelliğini artırıyor. İnsanların ilgisi bizim yaptığımız el oyması işlere daha çok. Son yıllarda da el oyması, el işi ürünlere daha çok rağbet görüyor. Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz. Eser, onu yapan kişiyle bağımsız değildir. Onu yapan kişi ruh halini, duygularını, hüznünü ve sevincini mutlaka esere yansıtır" dedi.