Yerel Haberler
Sivas
Geleceğin öğretmenleri bu akademide yetişiyor 27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:40:11 Sivas’ta öğretmen adaylarının mesleki yeterliliklerini artırmak ve eğitim kalitesini yükseltmek amacıyla kurulan Milli Eğitim Akademisi düzenlenen törenle açıldı. Sivas’taki modern eğitim merkezinde 656 öğretmen adayı eğitim almaya başlarken, akademinin bölge genelindeki eğitim altyapısına önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Sivas’ta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Milli Eğitim Akademisi’nin açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Açılış programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törene AK Parti TBMM Grup Başkanı ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, il protokolü ve öğretmen adayları katıldı. Öğretmen adaylarının mesleğe başlamadan önce yeterliliklerini artırmak, hizmet içi eğitimlerle öğretmen ve yöneticilerin gelişimini desteklemek amacıyla kurulan Milli Eğitim Akademisi, 7 ilde 12 merkezle faaliyetlerine başladı. Bu kapsamda Sivas’ta 656 öğretmen adayı eğitim almaya başladı. Sivas’taki akademi, 11 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olup ek bina ile birlikte 18 derslik, 121 konaklama odası, spor salonları, mescit ve yemekhane gibi donatılara sahip bulunuyor. Toplam 36 eğitim personelinin görev yapacağı merkez, öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri ile çeşitli akademik faaliyetlere ev sahipliği yapacak modern bir eğitim kurumu olarak öne çıkıyor. Sadece Sivas’a değil, bölge genelindeki eğitim altyapısına da katkı sağlaması hedeflenen akademi ile Türkiye’de eğitim kalitesinin artırılması ve nitelikli öğretmen ile yönetici yetiştirilmesi amaçlanıyor. "Öğretmen adaylarımıza başarılar diliyorum" Sivas’a önemli bir eğitim merkezi kazandırıldığını söyleyen Abdullah Güler, "Öğretmenlik Meslek Kanunu 2024 yılı itibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek, yasallaşmış oldu. Tabi bu kanunun hedeflerinden biri ise ülkemizin farklı bölgelerinde kıymetli öğretmen adaylarımızın yetiştirileceği hem de bir kariyer mesleği olan öğretmenliğin, meslek içi eğitimlerinden dönemsel anlamda yapılacak merkezlere ihtiyaç vardır. Bu akademi merkezli eğitiminde kadim şehrimiz Sivas’ın da akademi merkezi olmasından doğal bir durum yoktur. Bu eğitim merkezinin ilimize kazandırılmasında emeği geçen başta cumhurbaşkanımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Şehrimize önemli bir merkezi kazandırmış olduk. Burada birçok öğretmen adayımız yetişecekler. Onlar da evlatlarımızı yetiştirecek. Ben buradan yetişecek öğretmen adaylarımızın gelecek nesillerdeki eğitim camiamıza daha farklı bir ivme kazandıracağını düşünüyorum. 7 ilimizde 12 merkezli bu eğitim faaliyetleri başladı. Sivas’ımızda da 13 Nisan itibari ile 656 öğretmen adayımız gelerek eğitim almaya başladı. Bu yılın sonuna kadar bu eğitim faaliyetleri devam edecek. Öğretmen adaylarımıza başarılar diliyorum" dedi. "Adayları mesleğe hazırlamak için kuruldu" Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, öğretmen adaylarını en iyi şekilde yetiştirmek için bu merkezin kurulduğunu belirterek, "Milli eğitim akademileri öğretmen adaylarının en iyi şekilde mesleği hazırlamak ve görevi Öğretmen ve personelimizi mesleki gelişimi desteklemek için kurulmuştur" diye konuştu. Konuşmaların ardından dualar okunarak, kurdele kesimiyle birlikte Sivas Milli Eğitim Akademisi’nin açılışı gerçekleştirildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 10:57 STSO Başkanı Zeki Özdemir, meslek odaları başkanlarıyla bir araya geldi Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir ve Meclis Başkanı Osman Yıldırım, meslek odası başkanlarıyla bir araya geldi. Sivas’ın iki önemli sivil toplum kuruluşu olan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, şehir ekonomisini canlandırmak ve esnafa daha iyi hizmet sunmak adına güç birliği mesajı verdi. Odaların Yönetim Kurulu Üyelerinin de yer aldığı toplantıda; esnaf ve sanatkârların güncel sorunları, merkez ve ilçelerdeki sektörel gelişmeler, üretim ve istihdamın artırılmasına yönelik çalışmalar ile önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalar ele alındı. "Sivas her şeyin en güzeline layık" STSO Başkanı Zeki Özdemir, seçimlerin ardından güven tazeleyen ve yeni seçilen Oda başkanlarını ve yönetimlerini tebrik ederek, görevlerinde başarılar diledi. Özdemir, "Şehrimiz adına yapılabilecek en güzel çalışmaları ortak akılla hayata geçirip, Sivas’ımızı hep birlikte daha ileriye taşıyalım" ifadelerini kullandı. Sivas’ın gelişimi için çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Özdemir, kentin iki önemli kurumu olan Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin el ele verdiğini belirterek, "Sivas her şeyin en güzeline layık. İş insanımıza, tüccarımıza ve esnafımıza en iyi hizmeti sunmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz" dedi. "Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" STSO Meclis Başkanı Osman Yıldırım ise, meslek odaları arasındaki iş birliği ve istişare kültürünün güçlenerek devam etmesinin Sivas’ın ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Yıldırım, "Ortak akıl ve güçlü iletişimle hareket ettiğimiz sürece şehrimiz adına daha verimli sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. İş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekilen toplantıda, kurumlar arası güçlü iletişimin sürdürülmesinin şehir ekonomisine sağlayacağı katkılar ele alındı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, yerel üretimin güçlendirilmesi ve ticari hayatın canlandırılmasına yönelik atılabilecek adımlar üzerinde duruldu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 10:55 Uzmanı uyardı: "Teknolojinin masum olmayan yüzü çocukları olumsuz etkiliyor" Artan teknoloji kullanımıyla birlikte çocukların radyofrekans, radyasyon ve manyetik alan etkilerine daha yoğun şekilde maruz kaldığına dikkat çeken Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, kontrolsüz ve uzun süreli cihaz kullanımı, çocukların hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti. Son yıllarda çocuklar akıllı telefon, tablet ve benzeri teknolojik cihazları çok daha aktif bir şekilde kullanmaya başladı. Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu cihazların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı, çocukların daha fazla radyofrekans ve elektromanyetik alanlara maruz kalmasına neden olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin özellikle gelişim çağındaki çocukların bu tür maruziyetlerden uzun vadede olumsuz etkilenebileceğini söyleyerek, manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden oluşan etkilerin tamamen masum olmayabileceğini ve Avrupa Birliği manyetik alan ve maruziyet ölçüm ve standartlarının önemli olduğunu ifade etti. Büyüme ve gelişme çağındaki çocukların bu tür elektromanyetik alanlara nasıl tepki verdiğinin kapsamlı çalışmalarla ortaya konulması gerektiğini söyleyen Şahin, çocuk sağlığı açısından teknolojinin etkilerinin ölçülebilir ve denetlenebilir mekanizmalarla sistematize edilmesinin önemine vurgu yaptı. Şahin, manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurması gerektiğini de söyleyerek, "Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu. "Maruz kalınan radyofrekans ciddi boyutlara ulaşabiliyor" Özlem Naciye Şahin, çocuk sağlığı için yayılan radyasyonun denetlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Bizim ülkemizde de özellikle bu radyoaktif alanların veyahut elektromanyetik alanların ölçülebilir olup olmadığı bakılması gerekiyor. Bunların Wi-Fi, VPN ve çocukların kullandığı akıllı telefonlar evin içindeki mikrodalgalar, radyofrekans sinyalleri ve diğer teknolojik unsurlar üzerinden büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarımızı nasıl etkilediğine dair bizim pek çok sonuca ulaşıyor olmamız gerekiyor. Pek çok çalışmalarla bunun desteklenmesi lazım çünkü çocuk sağlığı üzerine teknoloji kesinlikle ölçülebilir denetlenebilir bir takım mekanizmalarla sistematize edilmesi gerekiyor. Teknolojinin hayatımıza girmesi gördüğünüz gibi hayatı çok daha iyi hale getirmedi ve daha dramatik hale getirdiğini söyleyebiliriz. Teknoloji ortaya çıktı ama kanser gibi hastalıklar azalmadı. Ölçülebilirliği arttı belki ama insan vücuduna olan etkisi de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Zararlı moda geçtiğinde bu cihazların artık ısı da ürettiğini biliyoruz ama hepimizde biliyoruz ki en iyi telefon da olsa ısınabiliyor. Demek ki Wi-Fi’sini kullandığımız bir telefon ısınmaya başladığında maruz kaldığımız manyetik alan, yani radyofrekans alanı çok ciddi boyutlara ulaşıyor olabilir. Çünkü cihaz ısı yaymaya başladığında bunun tehlikeli hale gelebileceğini düşünmeliyiz" dedi. "Dramatik etkilerini göz önünde bulundurmak gerekir" Şahin, 11 yaş altında ki bir çocuğun neyin suç olup olmadığını anlamayacağını belirterek, "Bu manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Çocuklar gelişimsel dönemdedir. Yapılan çalışmalarla anlık verileri değerlendirebiliriz ancak uzun dönem etkiler de son derece önemlidir. İnternetin hayatımıza girmesini 20 yıl olarak düşünsek bile biz o dönemde bugünkü çocuklar kadar yoğun ve aktif kullanım yapmıyorduk. Bu durumun yalnızca bizim ülkemize mi ait olduğu yoksa dünyanın diğer bölgelerinde de benzer şekilde mi yaşandığı araştırılmalıdır. Bu konu sadece sosyal ve kültürel bir mesele değildir. Anadolu’nun köklü bir kültürel geçmişi vardır ancak teknolojinin etkisiyle bu durum daha farklı ve daha dramatik bir hal almıştır. 11 yaş altındaki bir çocuk, istismarın ne olduğunu tam olarak bilmez. Kendisine yapılan bir davranışın kötü niyetli olup olmadığını ayırt edemez. Neyin suç, neyin suç olmadığını çoğu zaman anlayamaz. Bu durum belirli bir yaşa kadar böyle devam eder" diye konuştu. "Zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir" Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünülmesi gerektiğini ifade eden Şahin, "Bu tür olayların okul ortamlarında da yaşanıyor olması yalnızca denetimsizlikle açıklanamaz. Bu yaş grubu her geçen yıl daha yıkıcı durumlarla karşı karşıya kalmakta ve çoğu zaman kendileri de mağdur olmaktadır. Bu nedenle konuya sadece okul çerçevesinde değil, çocukların kullandığı akıllı tablet gibi cihazların manyetik alan ölçüm ve kalibrasyonlarının Avrupa Birliği’nde olduğun gibi kablosuz ağ bağlantısının hizmet standartlarına uygun olup olmadığına da bakarak, daha geniş bir açıdan bakmak gerekir. Suç işleyen çocukların da aslında çoğu zaman bir sürecin mağduru olduğu görülmektedir. Bu süreçte çocuklar farklı olumsuz etkilere maruz kalabilmekte, hatta bazı durumlarda zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir. Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünmek gerekir. Bu yüzden kullanılan teknolojilerin çok iyi denetlenmesi, toplumun ve özellikle çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların oluşturulması önemli olduğunu" şeklinde konuştu.
Boynunu eğen günebakanlar, üreticinin yüzünü güldürdü
17 Ekim 2025 Cuma - 11:10 Boynunu eğen günebakanlar, üreticinin yüzünü güldürdü Sivas’ta ilkbahar aylarında toprakla buluşan ayçiçeklerin hasadı başladı. Verimin yüksek olması çiftçinin yüzünü güldürürken, rekoltenin yüksek olması bekleniyor. İç Anadolu Bölgesi’nin tahıl ambarı olarak bilinen Sivas’ta, alternatif tarım ürünlerine olan ilgi her geçen yıl artıyor. İlkbahar aylarında toprakla buluşturulan ve yaz boyunca sarı örtüsüyle geniş arazileri süsleyen ayçiçeklerinin hasadı başladı. Uzun bir emeğin ürünü olan ayçiçekleri, bu yıl yağışların zamanında ve yeterli miktarda gelmesi sayesinde sağlıklı bir şekilde olgunlaştı. Hasadı yapılan ayçiçekleri çerezlik ve yağ üretiminde kullanılacak. Merkeze bağlı Hayırbey köyünde çiftçilik yapan Mustafa Koç, verimin bu sene çok iyi olduğunu söyleyerek, yaklaşık 620 dönümlük alanda üretimi yaptıkları çerezlik ayçiçeklerinde, dönüm başına yaklaşık 300 kilogram rekolte elde etmeyi beklediklerini vurguladı. "Hasat benim yüzümü güldürdü" Mustafa Koç, bekledikleri verimi aldıklarını belirterek, "Çekirdeğin dalında kurumaya bıraktık, o yüzden de biraz geç başladık. Zor bir süreçti bizim için. Beklediğimiz verimi de alıyoruz. Şu anda çekirdeğin kalitesi ve verimi çok güzel. Bizde hijyen kurallarına çok önem veriyoruz. Kurutma işlemini yerde karıştırma işlemleri yapmayalım diye dalında kurumasını bekledik. Dönümüne 300 kilogram rekolte bekliyoruz. 620 dönümlük bir alanda üretim yaptık. Vahşi sulama dediğimiz sulama yöntemleri kullanmadık. Damlama sulama yöntemi ile sulama yaptık. Çekirdek tüketiciye karşı iyi fiyat ediyor ama çiftçiye karşı değil. Herkes iyi bir fiyat beklemesin, kalitesine göre fiyat biçilsin. Kaliteli çekirdek iyi para yapsın, kalitesiz çekirdek de çok pahalıya satılmasın. Bu sene hasat benim yüzümü güldürdü. Ürünü yetiştirme aşamasında çok yıprandık. İnsanlar küçücük bahçelerinde damlama sulama yaparken biz 620 dönümlük tarlanın 400 dönümüne damlama sulama sistemi kurduk. Bu boruları sermesi, toplaması, filtrelerinin değiştirilmesi inanılmaz bir zorluk çektik. 3 kişinin yapabileceği bir iş değildi ancak özel hayatımızdan ve kendimizden çok fedakarlık verdik" dedi. "Verim geçen seneye göre daha iyi" Çiftçi Ferhat Koç ise ilkbaharda mevsiminden beri uğraştıklarını söyleyerek, "Ekimini ve biçimini de kendilerinin yaptığını ifade ederek, "Çok şükür hasada başladık. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Çocuğa bakar gibi bakıp büyüttük. Verim geçen seneye göre daha iyi, fiyatlar da güzel. Nisan 15’den bu yana bu tarlada uğraşıyoruz" diye konuştu.
STSO’dan sürdürülebilir enerjiye yatırım
16 Ekim 2025 Perşembe - 16:41 STSO’dan sürdürülebilir enerjiye yatırım Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir, "Sivas’ın özellikle güneş enerjisi bakımından ülkemizin en elverişli birkaç ilinden biri olması, uzun güneşlenme süresi ve coğrafi konumu, yenilenebilir enerji yatırımları için şehre önemli bir avantaj sağlamaktadır" dedi. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) ile Sivas’ta faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketi iş birliğinde STSO Konferans Salonu’nda düzenlenen ’Enerji Buluşması’nda, sektör uzmanları tarafından enerji sektöründeki dönüşüm, yenilenebilir kaynakların yükselişi ve güncel düzenlemeler ele alındı. Programda Türkiye’nin düşük karbonlu kalkınma hedefleri doğrultusunda atılması gereken adımlar da masaya yatırıldı. "Sivas enerji yatırımları açısından cazip" STSO Başkanı Özdemir, kentin yenilenebilir enerji konusunda Türkiye’nin önde gelen illerinden birisi olduğunu belirterek, "Enerji, kuşkusuz tüm dünyayı ve üzerinde yaşayan herkesi ilgilendiren en önemli konuların başında geliyor. Gün geçtikçe artan enerji ihtiyacının farkındayız ve bu konuda önlemler almak için tüm dünya yoğun bir çaba içerisinde. Ancak burada önemli olan yalnızca enerji üretim miktarını artırmak değil, aynı zamanda tüketim sırasında karbon salınımını da kontrol altında tutabilmek, yani çevresel sürdürülebilirliği sağlamak. Dolayısıyla bu konu, iki yönüyle ele alınması gereken stratejik bir mesele. İşte biz de bu farkındalığı artırmak amacıyla bu programı düzenledik. Sivas, enerji yatırımları açısından özellikle yenilenebilir enerji alanında Türkiye’nin öne çıkan illerinden biri konumunda. Sivas’ın özellikle güneş enerjisi bakımından ülkemizin en elverişli birkaç ilinden biri olması, uzun güneşlenme süresi ve coğrafi konumu, yenilenebilir enerji yatırımları için şehre önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu da Sivas’ı enerji yatırımları açısından cazip ve stratejik bir merkez haline getiriyor. Enerjiden söz ederken yalnızca üretimi değil, tüketimi de düşünmek gerekiyor. Bugünkü gündemimizin önemli başlıklarından biri de bu noktada devreye giriyor; elektrikli araçlar ve şarj altyapısı. Yani enerji, hem üretirken hem de tüketirken kazanç sağlayabileceğimiz çok boyutlu bir alan" dedi. Programa STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, firma temsilcileri, Sivas Ticaret ve Sanayi Odası üyeleri ile enerji danışmanlık firmalarının temsilcileri katıldı.
Cuntacılar cezaevine dönüştürmüştü, Numan Efendi Kütüphanesi olarak hizmete açıldı
16 Ekim 2025 Perşembe - 12:59 Cuntacılar cezaevine dönüştürmüştü, Numan Efendi Kütüphanesi olarak hizmete açıldı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, çocukların ve gençlerin kültürel kapasitelerinin arttırılmasına dönük yürütülen tüm çalışmalara destek olmaya devam edeceklerini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy Sivas’ta bir dizi açılış ve ziyaretlerde bulundu. Sivas Valiliğini ziyaret edip Vali Dr. Yılmaz Şimşek’ten brifing alan Ersoy, Sivas Belediye Başkanlığını da ziyaret edip başkan Dr. Adem Uzun ile görüştü. Ardından, Abdülhamit han döneminde inşa ettirilen Hamidiye mektebi 1961 yılında Cunta yönetimi döneminde cezaevine dönüştürülmüştü, 2021 yılında müze şimdi ise önce müze, bugün düzenlenen törenle, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ‘un da katılımıyla, Numan Efendi Kütüphanesi olarak hizmete açıldı. Açılış törenine ayrıca Sivas Valisi Dr. Yılmaz Şimşek, AK Parti Grup Başkanı Sivas Milletvekili Abdullah Güler, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ve diğer il protokolü katıldı. 30 bin kitap yer alacak Numan Efendi Kütüphanesi’nin açılış töreninde konuşan Ersoy, açılışı yapılan kütüphanede 30 bin kitabın yer alacağını belirtip, "Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Sivas Numan Efendi Halk Kütüphanesi de geçmişin güçlü mirasını geleceğe taşımak adına atılmış önemli bir adımdır. Bakanlık olarak, bu kadim mirası geleceğe taşımak, bilgiye erişimi kolaylaştırmak ve her yaştan vatandaşımızı kütüphanelerle buluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Geçmişte Sanayi Mektebi olarak kullanılan bu tescilli yapı, Bakanlığımız tarafından yürütülen itinalı çalışmalar sonrasında Sivas Numan Efendi Halk Kütüphanesi olarak yeniden hizmete kazandırılmıştır. Bin 483 metrekare alana sahip olan bu son derece özel ve nitelikli yapı; 250 kişilik oturma kapasitesi, 50 kişilik konferans salonu, kent arşivi, multimedya salonu, engelsiz erişim alanı ve eğitim alanlarıyla çok yönlü bir hizmet sunacaktır. Kompakt arşiv sistemiyle birlikte 30 bin kitaplık koleksiyon kapasitesi bulunmaktadır" dedi. Gençlerin kültürel kapasitelerinin arttırılmasına dönük çalışmalar desteklenecek Ersoy, çocukların ve gençlerin kültürel kapasitelerinin arttırılmasına dönük yürütülen tüm çalışmalara destek olmaya devam edeceklerini kaydedip şunları söyledi. " Gençlerimizin kültür ve sanat dünyasına dahil olmaları için müzeleri, kütüphaneleri, sanat merkezlerini, sergi ve sinema salonlarını, kütüphaneleri daha da yaygınlaştıracağız. Çocuklarımızı kitapla buluşturmak, zamanlarını kütüphanelerde daha nitelikli geçirmelerini; sanatla, edebiyatla, sinemayla, müzikle, düşünceyle temaslarını sağlamak bizi hem heyecanlandırıyor hem de gururlandırıyor. Bunun için çocuklarımız ve gençlerimizin kültürel kapasitelerinin arttırılmasına dönük yürütülen tüm bu çalışmalara destek olmaya devam edeceğiz" Darbeciler cezaevine dönüştürmüştü Açılışı yapılan kütüphanenin yer aldığı bina 1902 yılında Sivas Valisi Reşid Akif Paşa tarafından Abdülhamit hana izafeten Hamidiye Mektebi olarak inşa edilmişti. 1961 yılından darbe yönetimi tarafından yarı açık ceza evi olarak kullanılmaya başlamıştı. Bina 2021 yılında ise Sanayi Mektebi Müzesine dönüştürüldü. Şimdi ise Numan Efendi Kütüphanesi olarak hizmet açıldı. Numan efendi kimdir Sivas’ın Sarı Hatip Oğulları ailesine mensup olan Numan Efendi (1768-1883), Sivas’ta dünyaya geldi. Döneminde Sivas müftülüğü yaptı. Sivas’ta ‘Yılancık Baba’ veya ‘Yılancık Evliyası’ olarak bilinir. Rivayete göre; Sivas’ta dolaştığı bir gün yılanlar çevresini sarar. Ancak yılanlar ona zarar vermez. Yılancık ismi bu rivayetten gelmektedir. Yöre halkı, türbenin yılancık hastalığını iyileştirdiğine inanmaktadır.
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor"
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:30 Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor" Sivas Medicana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ, dünyada her 8 ila 10 kadından birinde kanser görüldüğünü ve kansere yakalanmış 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görüldüğünü söyleyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünyada her 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor ve kansere yakalanan her üç kadından biri ise meme kanseri ile mücadele ediyor. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle her yıl ekim ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak belirleniyor ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Sivas Medicana Hastanesi ve Sivas Belediyesi iş birliğiyle ‘Bir Sonraki Durak Mamografi’ adlı farkındalık projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında otobüs durakları pembeye boyanarak, vatandaşlarda erken tanı bilinci oluşturulması hedeflendi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ ise meme kanserinin kadınlarda hem en sık görülen hem de en çok ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirterek, "Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor. Kansere yakalanmış her 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görülüyor" dedi. "Farkındalık çok önemli" Celal Alandağ, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak,"Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Maalesef hem sıklık olarak hem de en çok ölüme neden olan kanserlerden bir tanesi. Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından 1 tanesinde kanseri görüyoruz ve kansere yakalanmış her 3 kadından 1 tanesinde de bu meme kanserini görüyoruz. Meme kanserine farkındalık ayı çok önemli. Daha öncelerde meme kanserine farkındalık günü vardı daha sonra haftası oldu ve en sonunda da ayı olarak bunu belirlediler. Henüz toplumda farkındalık istenilen düzeyde değil. Meme kanseri taraması yeteri kadar yapılmıyor, erken teşhis çok önemli. Kanseri erkenden teşhis ettiğimiz zaman bunun evresi hastanın yaşam süresini çok belirliyor. Örneğin erken evre diye adlandırdığımız evre 1,2,3 hastalarımızda 6 ay ila 1 yıl kadar tedavi aldıktan sonra tamamen düzelip hastayı sadece kontrollere çağırırken 4. evre hastalık olduğu zaman hastanın ömür boyu tedavi alması gerekiyor. Erken dönemde hastalığı tespit ettiğimiz zaman, yeni koruyucu tedavilerle tedavi edebiliyoruz. Bunun içerisinde ameliyat, kemoterapi, hormonel tedavi, akıllı ilaçlar ve ışın tedavisi gibi tedavi yöntemleriyle hastalık yüzde 90 oranında tekrarlamıyor" dedi. "Projeler üretildi" Alandağ, yılda bir kez muayene yapılması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlara meme kanseri teşhisi konulduğu zaman erken evrede ise çokta korumalarına gerek yok. Yeni tedavilerle yüzde 90 oranında hayat boyu kurtulabilirler. İleri seviyede bir kanser evresi tespit edildiyse o zaman bu hastaların ömür boyu yüzde 100 iyileşme şansı yok ve hayat boyu tedavi almak zorundalar. Meme kanserinin taraması özellikle 40 yaşından sonra Mamografi ile birlikte taramalar öneriyoruz. Ancak 30 yaşından sonra her kadının bu kansere karşı farkındalığının olması ve kendi kendine meme muayenesini yapabilmesi lazım. Yılda bir de hekim eşliğinde meme muayenesinin yapılması lazım. Medicana hastanesi ve Sivas Belediyesinin yapmış olduğu bir proje ’Bir sonraki durak Mamografi’ projesi Mamografi meme kanserinin taramak için en sık kullanılan yöntem. Dolayısıyla Medicana Hastanesi de Türkiye genelinde bazı illerde farkındalık oluşturmak için böylesi projeler üretildi. Farkındalık oluşturulduğu zaman 1 kişide bile kanserde erken teşhis edilse bu çok önemlidir" diye konuştu.
Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor"
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:28 Uzmanı açıkladı: "Erken teşhis ve farkındalık hayat kurtarıyor" Sivas Medicana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ, dünyada her 8 ila 10 kadından birinde kanser görüldüğünü ve kansere yakalanmış 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görüldüğünü söyleyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını söyledi. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünyada her 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor ve kansere yakalanan her üç kadından biri ise meme kanseri ile mücadele ediyor. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan meme kanseri, erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle her yıl ekim ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak belirleniyor ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli projeler gerçekleştiriyor. Bu duruma dikkat çekmek isteyen Sivas Medicana Hastanesi ve Sivas Belediyesi iş birliğiyle ‘Bir Sonraki Durak Mamografi’ adlı farkındalık projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında otobüs durakları pembeye boyanarak, vatandaşlarda erken tanı bilinci oluşturulması hedeflendi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Celal Alandağ ise meme kanserinin kadınlarda hem en sık görülen hem de en çok ölüme neden olan kanser türü olduğunu belirterek, "Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından biri kansere yakalanıyor. Kansere yakalanmış her 3 kadından 1’inde ise meme kanseri görülüyor" dedi. "Farkındalık çok önemli" Celal Alandağ, kanserde erken teşhisin önemine vurgu yaparak,"Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Maalesef hem sıklık olarak hem de en çok ölüme neden olan kanserlerden bir tanesi. Dünyada ortalama 8 ila 10 kadından 1 tanesinde kanseri görüyoruz ve kansere yakalanmış her 3 kadından 1 tanesinde de bu meme kanserini görüyoruz. Meme kanserine farkındalık ayı çok önemli. Daha öncelerde meme kanserine farkındalık günü vardı daha sonra haftası oldu ve en sonunda da ayı olarak bunu belirlediler. Henüz toplumda farkındalık istenilen düzeyde değil. Meme kanseri taraması yeteri kadar yapılmıyor, erken teşhis çok önemli. Kanseri erkenden teşhis ettiğimiz zaman bunun evresi hastanın yaşam süresini çok belirliyor. Örneğin erken evre diye adlandırdığımız evre 1,2,3 hastalarımızda 6 ay ila 1 yıl kadar tedavi aldıktan sonra tamamen düzelip hastayı sadece kontrollere çağırırken 4. evre hastalık olduğu zaman hastanın ömür boyu tedavi alması gerekiyor. Erken dönemde hastalığı tespit ettiğimiz zaman, yeni koruyucu tedavilerle tedavi edebiliyoruz. Bunun içerisinde ameliyat, kemoterapi, hormonel tedavi, akıllı ilaçlar ve ışın tedavisi gibi tedavi yöntemleriyle hastalık yüzde 90 oranında tekrarlamıyor" dedi. "Projeler üretildi" Alandağ, yılda bir kez muayene yapılması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlara meme kanseri teşhisi konulduğu zaman erken evrede ise çokta korumalarına gerek yok. Yeni tedavilerle yüzde 90 oranında hayat boyu kurtulabilirler. İleri seviyede bir kanser evresi tespit edildiyse o zaman bu hastaların ömür boyu yüzde 100 iyileşme şansı yok ve hayat boyu tedavi almak zorundalar. Meme kanserinin taraması özellikle 40 yaşından sonra Mamografi ile birlikte taramalar öneriyoruz. Ancak 30 yaşından sonra her kadının bu kansere karşı farkındalığının olması ve kendi kendine meme muayenesini yapabilmesi lazım. Yılda bir de hekim eşliğinde meme muayenesinin yapılması lazım. Medicana hastanesi ve Sivas Belediyesinin yapmış olduğu bir proje ’Bir sonraki durak Mamografi’ projesi Mamografi meme kanserinin taramak için en sık kullanılan yöntem. Dolayısıyla Medicana Hastanesi de Türkiye genelinde bazı illerde farkındalık oluşturmak için böylesi projeler üretildi. Farkındalık oluşturulduğu zaman 1 kişide bile kanserde erken teşhis edilse bu çok önemlidir" diye konuştu. (YÇ-GF-
Osman Zeki Korkmaz: "Sivasspor’un hedefi play-off oynamak"
15 Ekim 2025 Çarşamba - 18:08 Osman Zeki Korkmaz: "Sivasspor’un hedefi play-off oynamak" Özbelsan Sivasspor Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz, "Asıl hedefimiz play-off’un içinde olmak öncelikli hedefimiz. Birinci sırada olabilir, 5. sırada veya 7. sırada olabilir ama play-off’un içinde olacağız" dedi. Trendyol 1. Lig’in 10. haftasında deplasmanda Ankara Keçiörengücü ile karşılaşacak olan Sivasspor bu maçın hazırlıklarına devam ediyor. Sivasspor Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz, antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli arayı günde çift antrenman yaparak değerlendirdiklerini söyleyerek sözlerine başlayan Korkmaz, "Deplasmanda oynayacağımız Keçiörengücü karşılaşmasının hazırlıklarını yine tesislerimize başladık. Uzun bir zaman sonra tam kadroya yakın bir kadroyla hazırlıklara başladık. Sakatlıktan dönen oyuncularımız var biliyorsunuz. Badji uzun bir sakatlıktan geri döndü. Bugünden itibaren biraz daha maç için özel taktiksel antrenmanlar olacak. Geçtiğimiz döneme kısa bir özetlersek hepinizin malumu olduğu gibi beklenmedik. Hiçbirimizin istemediği ve memnun olmadığı bir lig başlangıcı ilk dört hafta oldu. Daha sonra toparlanan, biraz daha olgun oyun oynayan bir Sivasspor var. Rakibe fazla pozisyon vermeden, gol fırsatı vermeden oynuyoruz. Tüm Sivaslıların, Sivasspor’u yürekten seven insanların beklediği gibi de bizim de gördüğümüz gibi asla es geçmiyoruz. Bundan sonra artık üzerine koyarak gidecek bir Sivasspor olacaktır" diye konuştu. "Sakat futbolcularımız döndü" Takımdaki sakatların durumu ve hafta sonu oynanacak Ankara Keçiörengücü maçı ile ilgili yöneltilen soruya Korkmaz, "Badji sakatlıktan geri döndü. Avramovski ile Charisis’in durumu iyi. Memnun olduğumuz konu 15 gündür de yoğun çalışıyoruz, ritimleri arttı. En azından Charisis ile Avramovski daha formda olacaklar bu maçta. Bu iki isim hücum omurgasının kritik oyuncuları. Keçiören maçına özel söylemeyeceğim, bundan sonra her maç için değil Sivasspor’un hedefi içeride ya dışarıda maçı kazanmaktır. 5 hafta sonra da sorsanız aynı soruyu aynı şeyi söyleyeceğim size. Biz her maça nasıl kazanırız parolasıyla çıkıyoruz. Bizim hedefimiz maçı kaybetmeden bitirmek değil, maçı kazanmak" yanıtını verdi. "Play-off’un içinde olacağız" Bir gazetecinin, "Sivasspor’un hedefi bu sezon ki hedefi ne?" şeklindeki sorusuna Korkmaz, "Sezon başı aslında kurgularken ki hedefimiz hep aynı şeyi söyleyemiyorum ama kulübün ekonomisini toparlamakta çünkü bakın bu yanlış anlaşılmasın Süper Lig’den düşen bir kulüp ve Süper Lig’den düşen kontratlar onun ağırlığı vardı üzerimizde. Bu şu anki kurduğumuz kadroyla aslında o ağırlığı bayağı hafiflettik. Umarım bunu sezon sonuna kadar böyle devam ettirebiliriz. Devre arası transfer dönemiyle beraber. Asıl hedefimiz play-off’un içinde olmak öncelikli hedefimiz. Şimdi o olgunluğu sağlarsak oraya geldikten sonra tekrar hedefi revize edebiliriz ama şu anki önceliğimiz play-off’un içinde olmak. Böyle şeyler kesin konuşulmaz futbolu nereye getireceği belli olmaz takımlara ama benim naçizane bir teknik adam olarak bu kadroda gördüğüm şey bu potansiyel yüksek fazlasıyla var. Birinci sırada olabilir, beşinci sırada veya yedinci sırada olabilir ama play-off’un içinde olacağız" diye konuştu. Çalışmalar tam gaz Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesisleri’nde Teknik Direktör Osman Zeki Korkmaz ve yardımcıları yönetiminde gerçekleştirilen antrenman yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Koşu ile başlayan antrenman ısınma çalışmaları ile devam etti. Daha sonra 5’e 2 top kapma çalışması yapan kırmızı-beyazlılar, yarım sahada çift kale maçla idmanını tamamladı.