Yerel Haberler
Sivas
Sivas da su samuru ailesi görüntülendi 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:51:45 Sivas’ta Kızılırmak kenarında yürüyüş yapan bir vatandaş, nadir görülen su samurlarıyla karşılaştı. O anlar cep telefonu kamerasına yansıdı. Sivas’ta doğada yürüyüş yapan Ebubekir Tağzade Türkiye’nin en uzun nehri olan Kızılırmak kıyısında nadir görülen su samurlarını görüntüledi. Tarihi Eğri Köprü üzerinde yürüyüş yaptığı sırada su yüzeyinde hareketlilik fark eden Tağzade, bir süre sonra su samurlarını gördü. Son günlerde etkili olan yağışlar ve kış mevsiminin sert geçmesiyle birlikte Kızılırmak’ta su seviyesinin gözle görülür seviyede arttığı gözlemlendi. Artan su seviyesiyle birlikte bölgede doğal yaşamın daha görünür hale geldiği ifade eden Tağzade, nadir görülmeleri nedeniyle dikkat çeken su samurları, cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Su samurları daha sonra su yüzeyinde dolaştıktan sonra gözden kayboldu. "Nadir görüldükleri için ben de kayda aldım" Sivas’ta bu tür hayvanların popülasyonun artmasının kendisini mutlu ettiğini ifade eden Tağzade, "Doğada yürüyüş yapmak için Türkiye’nin en uzun nehri olan Kızılırmak kenarındaydım. Sivas’ta çok nadir görülen su samurlarıyla karşılaştım. Son günlerde yağışların artması kışın çetin geçmesinden dolayı su seviyesi Kızılırmak da ciddi ölçüde artmıştı. Bende yürüyüş yaparken Eğri Köprü üzerinde su samurlarını gördüm. Nadir görüldükleri için ben de kayda aldım. Nesli tükenme tehlikesi olan bu tür hayvanların Sivas’ta popülasyonunun arttığını görmek çok sevindirici bir durum. Böylesi hayvanları korumak ve doğamıza sahip çıkmak gerekiyor" dedi.
Kendi gen jenerasyonu ile çiftleşmeyen Anadolu’nun Aslanı Kangallar, neslinin saflığını titizlikle koruyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:43 Kendi gen jenerasyonu ile çiftleşmeyen Anadolu’nun Aslanı Kangallar, neslinin saflığını titizlikle koruyor Anadolu’nun Aslanı Kangal köpekleri, çiftleşme konusunda gösterdikleri titizlikle dikkat çekiyor. Uzman kangal yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, kangalların eş seçiminde kurtlar gibi davrandığını, neslin saflığını korumak için kilometrelerce uzaktaki doğru eşi bile bulduklarını söyledi. Sivas’ın simgesi ve Türkiye’nin milli değeri olan Anadolu’nun Aslanı Kangal köpekleri, yalnızca gücü, cesareti ve sadakatiyle değil, aynı zamanda karakterleri ve eş seçimindeki titizlikleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Kangal köpekleri, neslinin saflığını ve ırkın devamlılığını korumak adına çiftleşme konusunda olağanüstü bir seçicilik sergilerken, kendi gen jenerasyonu, birlikte büyüdüğü diğer yavrular, sokak köpekleri veya melezlerle çiftleşmeyi de kesinlikle reddediyor. Birden fazla köpeğin bulunduğu bir ortamda bile kangallar, en baskın, en güçlü ve en uygun eşi seçerek ırkın devamlılığını güvence altına alıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzman kangal yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, kangalların ırkın devamlılığını koruma bilinciyle hareket ettiğini belirterek, bu özelliklerin sadece kangal köpeklerinde bulunduğunu vurguladı. "Baskın erkeği görür ve eşini seçer" Hüseyin Yıldız, kangalların ırklarının devamlılığını korumak için eş seçimi yaptıklarını belirterek, "Daha güçlüsü daha lider olanı bir arada çok şeyi birlikte yaşayanlar genelde birbirilerini eş anlamda seçmeye başlıyorlar. Yani bir kurt gibi düşünün bunları. Kurtların zaten evcil yapıları ve karakterleri tamamen aynıdır. Birileri dağda yaşar, birileri bizle yaşar. Yani bunlar kesinlikle eş seçimi yapıyorlar. Çok doğru bir ırkı ve kangalı kilometrelerce uzakta bulur ve onunla da eş olur. Böyle bir karaktere sahiptir. Sokak canlıları ile melezlerle asla eş olmaz ve bu ırkın neslin devamlılığını bozmaz. Güç yetileri güçlü olan ve ırkı tanıyan bir anne mutlaka bu erkeğin seçimini yüzde yüz yapar. Yani kendi bu seçimini belirler. 20 tane köpeğin arasında en baskınını en güçlüsünü, lideri ve ırkın devamlılığını sağlayabilmek için ırka format atmak adına en uygun eşi bulur ve yavrularını alır. Çünkü bir anne içinde gururdur. Kendi aralarında o gücü, o baskın erkeği rahatlıkla görür seçimini yapar ve onunla eş olur" dedi. "Kardeşleri ile eş olmazlar" Yıldız, kangalların eşlerini kıskanabileceğini söyleyerek, "Kangal ırkı safkanlığını o kadar çok ortaya çıkaran bir karakter ki bir bakarsınız bir arada yaşadığı çok baskın olmuş ama aynı ortamda bulunmuş bir köpekle de eş olmayabilir. Onu çünkü kardeş olarak da benimseyebilir. Bunlar kardeşleri ile de eş olmaz. Baba kız, anne oğul eş olmaz. Bu özellik sadece kangal köpeğinde vardır. Kangalın dışında bir köpekte bu özellik bulunmaz. Kangallar genetiğine uygun hareket eder. Kangalın olmazsa olmazları sizlere yapısıyla, karakteriyle, görüntüsü ile kendisini her yönüyle gösterir. Yani kangal köpeği evindekine, yanındakine, çocuğuna ve dışarda koruması gerektiğine inanılmaz sadık bir ırktır. Diğer köpeklerden kangalı ayrı tutan bir özellik daha var. Diğer köpeklerde çobanlık görevi yapabilir ama kurdu boğamaz. Kangal köpeği kadar doğada dışarıda yaşanan olumsuzluğu olumlu hale çeviremez. Kangal köpeklerinde inanılmaz bir seviyede kıskanma olayı vardır. Dişi kangal erkeğini ölümüne kıskanır, dışarıdaki köpeklerin yaklaşmasına müsaade etmez. Eş bulmayı dişi yapar ama eş bulmaya da erkek itibar gösterir. Dişi erkeğini seçmeye gittiğinde mutlaka erkeğinin de gücüne bakar" diye konuştu.
Dünyadaki Mars’ta avlanan 13 avcı, muhtardan kaçamadı
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:53 Dünyadaki Mars’ta avlanan 13 avcı, muhtardan kaçamadı Dünyadaki Mars olarak adlandırılan Eğribucak kayalıklarında kaçak avlanan 13 avcı muhtarın radarına takıldı. Süresiz olarak avlanmaya yasak olan bölgede avlanan avcılara işlem yapıldı. Edinilen bilgilere göre olay, merkeze bağlı Eğribucak köyü sınırları içerisindeki jeoparkta yaşandı. Kent merkezine 23 kilometre uzaklıkta bulunan ve ilginç yapısıyla dikkatleri üzerine toplayan Eğribucak Kayalıkları’ndan silah sesleri yükseldi. Durumu fark eden köylüler, köy muhtarı Fatih Durna’ya haber verdi. Araziye çıkarak avcıları görüntüleyen muhtar, durumu Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Kızıl rengi ve kayalık yapısı ile Mars gezegenine benzetilen ve ‘Dünyadaki Mars’ olarak da anılan kayalıklarda avlanan kaçak avcılara jandarma ve Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince işlem yapıldı. "Burası süresiz olarak avlanmaya yasak" Köy çevresinde dağ keçisi popülasyonunun olduğunu söyleyen Eğribucak köyü muhtarı Fatih Durna, "Komşum ‘Muhtarım araziden silah sesi geliyor’ dedi. Bunun üzerine aracımla araziye çıktım. Burada avlanan 13 kişi tespit ettim. İl dışından gelen avcılar kaçak avlanıyordu. Bizim burası süresiz olarak avlanmaya yasak. Nedeni de dağ keçilerinin olması. Vatandaşları ikaz etmeme rağmen terk etmediler. Bunun üzerine jandarma ve Milli Parklar ekiplerine haber verdim. Sağ olsunlar onlar da kısa sürede gelerek gerekli işlemleri yaptılar" dedi.
Dünya’daki ’Mars’ta avlanan 13 avcı, muhtardan kaçamadı
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:51 Dünya’daki ’Mars’ta avlanan 13 avcı, muhtardan kaçamadı Dünya’daki Mars olarak adlandırılan Eğribucak kayalıklarında kaçak avlanan 13 avcı muhtarın radarına takıldı. Süresiz olarak avlanmaya yasak olan bölgede avlanan avcılara işlem yapıldı. Edinilen bilgilere göre olay, merkeze bağlı Eğribucak köyü sınırları içerisindeki jeoparkta yaşantı. Kent merkezine 23 kilometre uzaklıkta bulunan ve ilginç yapısıyla dikkatleri üzerine toplayan Eğribucak Kayalıkları’ndan silah sesleri yükseldi. Durumu fark eden köylüler, köy muhtarı Fatih Durna’ya haber verdi. Araziye çıkarak avcıları görüntüleyen muhtar, durumu Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Kızıl rengi ve kayalık yapısı ile Mars gezegenine benzetilen ve ‘Dünyadaki Mars’ olarak da anılan kayalıklarda avlanan kaçak avcılara jandarma ve Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerince işlem yapıldı. "Burası süresiz olarak avlanmaya yasak" Köy çevresinde dağ keçisi popülasyonunun olduğunu söyleyen Eğribucak köyü muhtarı Fatih Durna, "Komşum ‘Muhtarım araziden silah sesi geliyor’ dedi. Bunun üzerine aracımla araziye çıktım. Burada avlanan 13 kişi tespit ettim. İl dışından gelen avcılar kaçak avlanıyordu. Bizim burası süresiz olarak avlanmaya yasak. Nedeni de dağ keçilerinin olması. Vatandaşları ikaz etmeme rağmen terk etmediler. Bunun üzerine jandarma ve Milli Parklar ekiplerine haber verdim. Sağ olsunlar onlar da kısa sürede gelerek gerekli işlemleri yaptılar" dedi.
Kanser karşı verdiği mücadeleyi kazandı, İstanbul’un kalabalığından kaçıp Sivas’ta tekrardan hayata tutundu
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:59 Kanser karşı verdiği mücadeleyi kazandı, İstanbul’un kalabalığından kaçıp Sivas’ta tekrardan hayata tutundu Kanseri yenen Ahmet Soner, doktorunun "stresten uzak bir şehirde yaşamalısın" tavsiyesi üzerine eşinin de ısrarıyla doğup büyüdüğü İstanbul’u geride bırakıp memleketi Sivas’a taşındı. İstanbul’da yaşayan 39 yaşındaki Ahmet Soner, 2015 yılında yakalandığı testis kanserini yenerek sağlığına kavuştu. Hastanede tek başına öğrendiği kanseri ailesinin ve eşinin destekleriyle atlatan Soner, doktorlarının hastalığın tekrarlama riskinin olduğunu ve bu yüzden stresten uzak bir yerde yaşaması gerektiği yönündeki tavsiyesi üzerine, eşi Duygu Soner’in ısrarıyla memleketi Sivas’a taşındılar. Yaklaşık bir yıldır Sivas’ta yaşayan çift, doğal yaşam ile iç içe olmak için köyleri geziyor. Gezdikleri köylerde çektikleri görüntüleri sosyal medyada paylaşan çift, köylüler tarafından ilgiyle karşılanıyor. Soner çifti hem bu sayede stres atıyor hem de yeni dostluklar kuruyor. "Ölümün kıyısından döndüm" Kanser teşhisin hastanede tek başına öğrendiğini ifade eden Ahmet Soner, "İstanbul’da doğdum ve büyüdüm ancak aslen Sivaslıyım. İstanbul’da birçok şirkette muhasebe personeli olarak çalıştım. 2015 yılında bana ilk olarak apandisit teşhisi konulmuştu, daha sonra doktorlarım incelemelerinden sonra bana testis kanseri teşhisi konuldu. Kanser olduğumu, bu teşhisin bana konulduğunu hastanede tek başımayken öğrendim ve bu da bende çok büyük bir psikolojik yıkım oluşturdu. 2015 yılının Ocak ayında ameliyat oldum ve Mart ayında da kemoterapi tedavisine başlandım. Benim için çok zor bir süreçti. Bu süreçte ailem, eşim ve sevdiklerim hep yanımdaydılar, bana destek oldular. Ölümün kıyısından döndüm. 2015 yılının Ağustos ayında tedavim bitti. Yaklaşık 10 sene oldu ve her sene rutin kontrollerim devam ediyor. Doktorum her kontrolümde bana sürekli, bu kanser türünün tekrarlama durumu yüksek, bu hastalık seninle ömür boyu devam edecek diyordu. Bu kanser sürecinden sonra doktorum her kontrole gittiğimde stresten uzak, daha temiz havaya sahip doğal bir yerde yaşaman lazım önerisinde bulunuyordu. Ben de her seferinde doktoruma bunu İstanbul’da nasıl başaracağım diye soruyordum. Bu durum üzerine memleketim Sivas’a taşınmaya karar verdik. Bir hafta içerisinde karar verdik ve aynı hafta içerisinde de taşındık" diye konuştu. "Eşimle birlikte Sivas’ın köyleri gezmeye başladık" Köyleri gezip çekim yaptıklarını ve yeni insanları tanıdıkça bundan mutlu olduklarını belirten Soner, "Buraya geldiğimiz için çok mutluyuz. Sivas’ımız çok güzel bir şehir, doğal, havası temiz, stresten uzak ve İstanbul kadar kalabalık değil. Eşimle birlikte Sivas’ın köyleri gezmeye başladık. Köylerde de çekimler yapıyoruz. Köylerden yaptığımız birkaç paylaşımdan sonra köylülerin bize karşı çok fazla ilgisi oldu. Herkes bizi evine ve köyüne davet etmeye başladı. Biz de fark ettik ki bundan mutlu oluyoruz ve stres atıyoruz. Benim hastalığımın tekrarlamasındaki en başlıca faktör stres. Sivas’a gelip de bu paylaşımları yaptığımızda da bu stresi attığımızı fark ettik. Yeni insanlarla tanışıyoruz ve bu da bize çok iyi geliyor" diye konuştu. "İstanbul’un kalabalığından sonra burası bize çok iyi geliyor" Eşinin sağlık sorunları nedeniyle Sivas’a taşındıklarını ifade eden Duygu Soner, "Eşim kansere yakalandığında biz daha yeni evlenmiştik, kızımız daha 11 aylıktı. Çok zor bir süreç geçirdik, ben de bu sırada daha 21 yaşındaydım. Birbirimize destek olarak bu süreci atlattık. Buraya taşınmamızın nedeni eşimin sağlık durumu. Stresten uzak kalması gerekiyordu, orada işi çok yoğundu, yollarda işe gidip gelirken de çok fazla stres yaşıyordu. Bu yüzden biz de buraya taşındık. Eşim Ege’ye taşınmayı çok istiyordu, ben de daha çok Anadolu insanlarının sıcakkanlı olduğunu bildiğim için kendi memleketi olan Sivas’a taşınmayı istedim. Yazın ailelerimiz gelir gider, onlarla görüşürüz sıkıntı olmaz dedim ve burayı tercih ettik. Doğru bir tercih yaptığımızı düşünüyorum. Yaklaşık bir yıldır buradayız ve eşim de bu stresten uzaklaştı. Doğada video çekmeyi eşim teklif etti, bunu sosyal aktivite haline getirelim hem de insanlar memleketlerini görsünler, hasret gidersinler dedi. Köylerde insanlar bizi çok samimi ve güler yüzlü bir şekilde karşılıyor. Bu durumdan çok memnunuz. İstanbul’un kalabalığından sonra burası bize çok iyi geliyor" dedi.