Yerel Haberler
Trabzon
Trabzonsporlu Paul Onuachu, kariyerinde ilk kez 6 maç üst üste gol attı 28 Şubat 2026 Cumartesi - 12:07:26 Trabzonspor’un Nijeryalı golcüsü Paul Onuachu, bu sezon gösterdiği etkileyici performansla Süper Lig’de gol krallığı yarışının zirvesinde yer alıyor. Bordo-mavili formayla çıktığı son 6 maçta üst üste fileleri havalandıran Onuachu, kariyerinde ilk kez bu kadar uzun bir gol serisi yakalayarak bir ilke imza attı. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında sahasında Fatih Karagümrük’ü 3-1 mağlup eden Trabzonspor’da takımın golcü oyuncusu Paul Onuachu, karşılaşmada 1 gol kaydederken, üst üste 6 maçta gol atarak kariyerinde bir ilki başardı. Bu sezon cezası ve Afrika Uluslar Kupası’na katılması nedeniyle 3 lig maçında takımdan uzak kalan, Beşiktaş, Gençlerbirliği ve ligin ikinci yarısında oynanan Kocaelispor maçında forma giyemeyen oyuncu, 2-1 galip gelinen 19. haftadaki Kasımpaşa maçı ile 1-1 beraberlikle tamamlanan 20. haftadaki Antalyaspor karşılaşmasında birer, 21. haftada 3-0 kazanılan Samsunspor müsabakasında da iki gol kaydetti. Trabzonspor’un 22. haftada Fenerbahçe’ye 3-2 yenildiği karşılaşma ile 2-1 kazanılan Gaziantep FK ve Fatih Karagümrük maçlarında 1’er kez rakip fileleri havalandıran Nijeryalı oyuncu, son 6 maçta 7 gole imza attı. Trabzonspor’da gol krallığı yolunda Onuachu, bu sezon Süper Lig’de oynadığı 21 maçta 18 gol atarak gol krallığı yarışında ilk sırada bulunuyor. Nijeryalı futbolcu, Ziraat Türkiye Kupası’nda ise forma giydiği 2 maçta 1 gol kaydetti. Karadeniz ekibiyle bugüne kadar çıktığı 48 maçta ise 36 gol ve 6 asist yapan Onuachu, Trabzonspor kariyerini gol krallığıyla süslemeyi hedefliyor. Üst üste gollerle seri oluşturdu Onuachu, Süper Lig’de üst üste 6 maçta gol atma başarısı göstererek kariyerine yeni bir başarı ekledi. Bu seride toplamda 7 gole imza atan Nijeryalı forvet, Trabzonspor’un hücum gücünde belirleyici rol oynamaya devam ediyor. Bordo-mavililerde Onuachu’nun etkisi sadece gollerle sınırlı değil. Fiziksel üstünlüğü ve hava toplarındaki etkinliğiyle takımın hücum organizasyonlarında kilit rol oynayan golcü oyuncu Trabzonspor’un üst sıralardaki başarısındaki en önemli kozlardan biri olmaya devam ediyor.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:33 Savaşçıların zırhından düğünlerin baş tacına Savaş meydanlarında zırh olarak kullanılan binlerce yıllık örgü tekniği, bugün Karadeniz’de altınla buluşarak mücevhere dönüşüyor. Kökeni İskitler dönemine kadar uzanan Trabzon hasırı, 50 bine varan ilmekle tamamen el emeğiyle örülerek Türkiye’de özgün üretim tekniğine sahip nadir takılar arasında gösteriliyor. Türkiye’nin en köklü el sanatları arasında yer alan Trabzon hasırı, binlerce yıllık geçmişi ve tamamen el emeğine dayanan üretim tekniğiyle mücevher sektöründe ayrıcalıklı konumunu sürdürüyor. Kökeninin İskitler dönemine kadar uzandığı belirtilen örgü tekniği, ilk olarak zırh yapımında kullanıldı ve zamanla ustalar tarafından estetik bir forma dönüştürülerek takıya uyarlandı. Tarihte savaşçıları koruyan metal örgü sistemi, Trabzon’da altının tel haline getirilip ilmek ilmek örülmesiyle "altın kumaş" formuna dönüştü. Sabır ve ustalık gerektiren yapısıyla yüzyıllardır varlığını koruyan Trabzon hasırı, uzun yıllar boyunca özellikle Karadeniz düğünlerinin vazgeçilmez takıları arasında yer alıyor. Dayanıklılığıyla bilinen Trabzon hasırı, zırh örgüsünden gelen sağlam yapısı sayesinde defalarca işlenebiliyor, yenilenebiliyor ve uzun süre formunu koruyor. Düğün takısı olmaktan çıkıp günlük kullanıma uyarlandı Son 10-15 yılda geliştirilen yeni tasarımlarla birlikte hasır, yalnızca düğün takısı olmaktan çıkarak günlük kullanım alanında da yaygınlaştı. Bileklik, kolye, küpe ve yüzük gibi farklı modellerle modern çizgi kazanan ürünler, farklı yaş gruplarına hitap etmeye başladı. Trabzon hasırının üretim süreci ise tamamen el emeğine dayanıyor. Altın önce tel haline getiriliyor, laboratuvar analizlerinden geçiriliyor ve ardından örücü kadınlara teslim ediliyor. Bir haftayı bulan süreçte 10 bin ile 50 bin arasında ilmek atılarak altın adeta kumaş gibi örülüyor. Her ürün farklı ellerden çıktığı için her birinin kendine özgü bir hikayesi bulunuyor. Altın ilmekler fiyatı otomobillerle yarışıyor Binlerce yıllık geçmişi olan Trabzon hasırı, bugün yalnızca kültürel miras olarak değil, ekonomik değeriyle de gündeme geliyor. Gram altındaki yükselişle birlikte Trabzon hasırı setlerinin fiyatı milyon liraları bulurken, bazı özel tasarım ürünler otomobil fiyatlarıyla yarışır seviyeye ulaşıyor. Yüksek gramajlı ve çok sıralı özel üretim takımları 1 milyon liranın üzerine çıkarken, bazı koleksiyon ve özel sipariş ürünlerde rakamın birkaç milyon liraya kadar ulaşıyor. Bu seviyedeki fiyatlar, sıfır kilometre birçok otomobilin bedeline yaklaşıyor. Özellikle Karadeniz düğünlerinin vazgeçilmez takısı olan Trabzon hasırı, son yıllarda yatırım aracı olarak da değerlendirilmeye başlandı. Dayanıklı yapısı sayesinde defalarca işlenebilmesi ve değer kaybının sınırlı olması, ürünü sadece estetik bir aksesuar olmaktan çıkarıp ekonomik bir enstrümana dönüştürüyor. "Trabzon hasırı Türkiye mücevher sektörünün ağır abisidir" Altın işletmecisi Fatih Yılmaz Akdin, düğünlerin en çok aranan takısının Trabzon hasırı olduğunu belirterek, "Trabzon hasırı Türkiye mücevher sektörünün ağır abisidir. Türkiye’de ayrı bir yeri vardır çünkü üretim tekniği tamamen bize has, bu topraklara ait bir tekniktir. Türkiye’nin tek orijinal takısı diyebilirim. Bir sürü unvanı var ama en önemlisi binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmasıdır. Bu sanatın kökeni İskitler dönemine kadar dayanıyor. O dönemlerde zırh örücülüğünde kullanılan örgü tekniği, zamanla ustalar tarafından takıya dönüştürülmüş ve Trabzon’da bambaşka bir kimlik kazanmıştır. Bugün Trabzon hasırı düğünlerin en çok aranan takısıdır. Ancak biz yaklaşık 10-15 yıldır bunu sadece düğün takısı olmaktan çıkarmak istedik. Günlük hayatta da herkesin Trabzon hasırı kullanmasını hayal ettik ve tasarımlarımızı buna göre geliştirdik. Şu anda günlük kullanım takıları arasında en üst sıralarda yer alıyor. Trabzon hasırı çok dayanıklıdır. Zırh örücülüğünden geldiği için sağlamdır, defalarca işlenebilir, yenilenebilir ve kolay kolay bozulmaz" dedi. "Her ilmekte bir hayat izi vardır" Üretim aşamasında siyanür kullanmadıklarını vurgulayan Akdin, çevre dostu yöntemler geliştirdiklerini söyledi. Üretimlerinin tamamen el emeğine dayandığını söyleyen Akdin, "Bizim üretimimiz tamamen el emeğine dayanır. Örücü kadınlarımız bir ürünü yaklaşık bir haftada örer. 10 bin, 20 bin hatta 50 bine kadar ilmek atılır. Öncesinde altını tel haline getiririz, laboratuvar analizlerine tabi tutarız. Daha sonra örücülerimiz bu telleri adeta kumaş gibi örer. Ortaya çıkan telli kumaş, tasarım ve kilit sistemleriyle işlenerek mücevhere dönüşür. Her ürün farklı ellerden çıktığı için her birinin ayrı bir hikayesi vardır. Her ilmekte bir hayat izi vardır. Zaten markamız da bu hikâyelerden doğdu. Geçmişte örücülerimizin çoğu evlerinden çalışıyordu. Hala evinde çalışan kadınlarımız var ama yaklaşık yedi yıl önce sosyal haklara sahip örücülük projesini hayata geçirdik. Sigortalı çalışma sistemi kurduk, erken emeklilik hakkından faydalanan örücülerimiz oldu. Şu an üretimde çalışanların yaklaşık yüzde 90’ı kadın. Atölye kısmında eskiden sadece erkekler çalışırdı. Ancak kurduğumuz sistem ve geliştirdiğimiz üretim prosedürleri sayesinde kadınları da bu alanda yetiştirdik. Artık atölyede de kadın çalışanlarımız var. Üretim aşamalarında da önemli değişiklikler yaptık. Kuyumculuk sektöründe bazı aşamalarda siyanür kullanılır. Biz üretimimizde siyanür kullanmıyoruz. Renk verme ve temizlik aşamalarında çevre dostu yöntemler geliştirdik. Lazer kaynak sonrası oluşan kararmaları kimyasalla değil, geleneksel yöntemlerden ilham alarak temizliyoruz. Annemin iplikleri limon, karbonat ve tuzla temizleme yönteminden esinlenerek bunu kendi üretimimize uyarladım. Almanya’dan getirdiğimiz makinelerle de süreci daha sağlıklı hale getirdik" şeklinde konuştu. "Bu iş bizim için yemek içmek gibi bir şey artık" Altın örücülüğü yapan Hülya Özkara, "En ham hali bizim elimizden geçiyor atölyeye veriyoruz atölye işliyor ve vitrine giriyor. Bu iş gerçekten zor. Ben 25 senedir yapıyorum. Aslında bu mesleği sürdüren çok kişi yok ve arkamızdan gelen genç nesil de yok. Ben annemden öğrendim hasırı ama ardımızdan gelen kimse yok. Halk eğitimlerde kurslar var ama oradan öğrenenler çok verimli olmuyor. Çünkü işin inceliğini tam olarak öğrenemiyorlar. Tam anlamıyla bir meslek olarak görmüyorlar. Yeni nesil genelde ‘öğreneyim, hemen para kazanayım’ düşüncesinde. Oysa bu meslek, incelikleriyle birlikte öğrenilmesi gereken bir iş. Sadece tepe kırmak ya da altın deliğini görmek değil mesele. İşin çok daha ince detayları var. Bu iş bizim için yemek içmek gibi bir şey artık. Çünkü öğrendik ve biliyoruz. Yeni öğrenenler için zor ama biz severek yapıyoruz. Sevilmeden yapılacak bir iş değil aslında. Bu iş ne bir dantel ne de bir iğne oyası. Kendine has çok ayrıcalığı ve ince noktası var" diye konuştu. "Eğer maddi olarak düşünürsen bu işi yapamazsın, çünkü sevmek lazım" 22 yıldır Trabzon hasırı örücülüğü yaptığını kaydeden İlknur Mazlum, "Biz bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz. Sevmeyince yapılacak bir iş değil. İşin süresi de değişiyor. Bir haftada biteni var, on günde biteni var, bir ayda biteni var hatta üç günde bitirdiğimiz de oluyor. Eğer maddi olarak düşünürsen bu işi yapamazsın, çünkü sevmek lazım. Maddiyatı da var elbette ama sevmeden olmaz. Ben çok seviyorum gerçekten çok güzel bir şey. Ürüne başlayıp son aşamaya geldiğimde şöyle bakıp ‘bunu ben mi yaptım’ diye gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı.
27 Şubat 2026 Cuma - 23:18 Fatih Tekke: "Bir oyun inşa etmek kolay değil" Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Fatih Karagümrük karşısında galip geldikleri için mutlu olduklarını belirterek, bir oyun inşa etmenin kolay olmadığını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Trabzonspor, sahasında Fatih Karagümrük’ü 3-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, açıklamalarda bulundu. Galibiyetten dolayı mutlu olduklarını belirten Tekke, "Galip geldiğimiz için mutluyuz, güzel bir akşam oldu bizim için. İlk yarıda çalıştığımız pozisyondan güzel bir gol bulduk. Ama ilk yarıya baktığımızda iyi değildik, istediklerimizi yapamadık. İkinci yarıda ise oyuncularımız çok iyiydi. İyi mücadele ettiler. Hak ederek kazandık" dedi. "Kupada yolumuza devam etmek istiyoruz" Takımdaki sakatlıklara da değinen Tekke, "Ziraat Türkiye Kupası’nda Başakşehir ile çok önemli bir maçımız var. Kolay bir maç değil. Kupada yolumuza devam etmek istiyoruz. Çok zor bir maç olacak ama biz yolumuza devam etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Ön alan baskısı yapmaya çalışan bir takımız" Son haftalardaki formasyon tercihleriyle ilgili değerlendirmelere yanıt veren Tekke, "Üçlü oynamak şu an bize uygun değil ama oynadığımız anlar var. Ön alan baskısı yapmaya çalışan bir takımız. Risk aldığımız anlar var. Bir oyun inşa etmek kolay değil. Bunu deneyen bir takımız. Rakibin baskı yapmasını engelleyen oyunlarımız ve formasyon içerisinde konumlanmalarımız var. Bunu bir kostüm giymeye benzetiyorum. Ne giyeceğinize karar vermek gibi bir şey. Formasyonlar içindeki anlar benim için çok önemli" şeklinde konuştu. "İlk yarıdaki oyunumuzla yuhalanmayı hak ettik" Taraftarın maça ilgisiyle ilgili de değerlendirmede bulunan Tekke, "Fatih Karagümrük karşısında ilk yarıdaki oyunla yuhalanmayı hak ettik. Oyuncularımızla birlikte bir hikaye yazmaya çalışıyoruz. Bunun için desteğe ihtiyacımız var. Bu takım mükemmel bir takım değil ama çok önemli işler yaparak buralara kadar geldiler. Taraftarımızın onlara vereceği duygu ve anlar çok önemli. Bana kızabilirler ama onlara kızmasınlar. Onların itici gücü bizim için çok önemli. Bize değil, Trabzonspor’a destek versinler. Çünkü bu çocuklar desteği hak ediyor" ifadelerini kullandı.
Trabzon’un sevimli karacası ‘Pınar’ sığındığı işletmenin maskotu haline geldi
24 Eylül 2025 Çarşamba - 09:16 Trabzon’un sevimli karacası ‘Pınar’ sığındığı işletmenin maskotu haline geldi Trabzon’da yıllar önce kızını amansız bir hastalık sonucu kaybeden Şaban Okur, "Elif’in Yeri" ismini verdiği işletmede hem onun anısını yaşatıyor hem de beklenmedik bir misafire ev sahipliği yapıyor. 3 ay önce bulduğu yavru karacaya sahip çıkarak bakımını üstlenen Okur’un "Pınar" ismini verdiği karaca, işletmenin maskotu haline geldi. Şaban Okur’u Türkiye, kızı Elif Okur’un tedavi sürecinde tanıdı. 2008 yılında henüz 9 yaşındayken Elif’in leğen kemiğinde tümör tespit edildi. Ailesi, Elif’in tedavisi için Trabzon’dan İstanbul’a taşındı. O dönemde ünlü komedyen Cem Yılmaz, konuk olduğu bir yarışmada Elif’in tedavisi için yarıştı. Cem Yılmaz’ın hastanede de ziyaret ettiği Elif’in tedavisi için Türkiye’nin her yerinden destek geldi ancak 2010 yılında Elif yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kızının kaybıyla yıkılan Şaban Okur, bir süre sonra memleketi Trabzon’a dönerek bir işletme açtı. İsmini "Elif’in Yeri" koyan Şaban Okur, şimdilerde ise beklenmedik bir misafire ev sahipliği yapıyor. 3 ay önce bahçesinde ağlama sesi duyan Şaban Okur, dışarı çıktığında yavru bir karaca ile karşılaştı. Annesi tarafından terk edildiği düşünülen minik karacayı alarak bakımını üstlenen Şaban Okur, ona "Pınar" adını verdi. Şaban Okur, karacayı sahiplendikten sonra yasal süreçleri de başlattı. Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü ile iletişime geçti ve Pınar için resmi anlamda "bakıcı annelik" belgesi aldı. Böylece Pınar’ın işletmede kalması, yasalarla da güvence altına alındı. Pınar ise işletmenin adeta bir üyesi haline geldi. Gelen misafirlerin masalarını gezen Pınar, ikram edilen yiyeceklerden tadıyor. En çok fındık yemeyi seven karaca ile karşılaşan müşteriler şaşkınlığını gizleyemiyor. "O bize bir arkadaş oldu, biz de ona arkadaş olduk" ‘Pınar’ isimli karacanın kendisine arkadaş olduğunu belirten Şaban Okur, "Bir gün bahçede karaca yavrusunun ağladığını fark ettik. Yanına gidip aldık ve 3 aydır bizimle duruyor. Bizimle yatıp kalkıyor. Artık evcilleşti. İşletmemizin de maskotu oldu. Misafirlerimizin de ilgisini çekti. 3 aydır sütle besliyoruz. Artık kendi ihtiyacını görebiliyor. Bahçeye gidip otluyor. Ayrıca fındığı da çok seviyor. İşletmeden dışarı çıkmıyor. Huylandığı zaman yerine gidiyor ve oradan çıkmıyor. Bana çok alıştı. Ben olmadığım zaman ağlıyormuş. İsmini Pınar koyduk. Öylesine koyduğumuz bir isimdi. O bize bir arkadaş oldu, biz de ona arkadaş olduk. Böyle bir birlikteliğimiz oluştu. Annesini göremedik. Orman Bölge Müdürlüğü ile görüştük, bakıcı annelik verdiler. Şu an biz bakıyoruz. İlerleyen zamanlarda Doğa Koruma ekipleri gelip alır. Az daha büyüdüğünde müşterilere servis açacak" dedi. "İlk kez bir işletmede karaca ile karşılaşıyoruz" İşletmeye gelen Erdem Yazıcı ise, "Bu işletmeye zaman zaman gelip yemek yiyoruz. İlk kez burada karaca gördüm. Buranın maskotu oldu. İnsandan kaçmıyor" diye konuştu. Emin Ocak isimli müşteri ise, Pınar’ın insanlara çok yakın olduğunu kaydederek, "Karacamız çok güzel. Şaban Bey’in burada daha önce çok güzel kedileri vardı. Burada sürekli hayvan popülasyonu ile karşılaşıyoruz. Bu akşamki sürprizimiz güzel bir karaca oldu. Geldiğimizden beri onu izliyoruz. İnsanlara çok yakın. Fındık toplarken biz de bahçemizde görüyorduk ama ilk kez bir işletmede karaca ile karşılaşıyoruz" ifadelerini kullandı.
Doğu Karadeniz bölgesinde kanser türleri cinsiyete göre değişiyor
23 Eylül 2025 Salı - 09:08 Doğu Karadeniz bölgesinde kanser türleri cinsiyete göre değişiyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kanser türleri cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Erkeklerde akciğer ve bronş kanseri, kadınlarda ise meme kanseri en yaygın görülen kanser türü olarak öne çıktığı belirtildi. İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Doğu Karadeniz illerinde yapılan değerlendirmelerde, erkeklerde akciğer ve bronş kanseri yaklaşık yüzde 27,4 oranla ilk sırada yer alıyor. Bu türü yüzde 9,3 ile mide kanseri, yüzde 8,6 ile prostat kanseri, yüzde 6,9 ile mesane kanseri ve yüzde 6,2 ile kolorektal (kalın bağırsak) kanserleri takip ediyor. Kadınlarda ise en sık görülen kanser türü yaklaşık yüzde 18 oranla meme kanseri oldu. Onu yüzde 10,4 ile mide kanseri, yüzde 8 ile kolon kanseri, yüzde 6 ile kemik iliği (lenfoma vb.) kanserleri ve yüzde 4,6 ile tiroit kanseri izliyor. Akciğer-bronş kanserleri ise kadınlarda yaklaşık yüzde 4,4 oranında görülüyor. Türkiye genel verileri ile kıyaslandığında, Karadeniz Bölgesi’nde erkeklerde en yaygın üç kanser türü; akciğer, prostat ve kolorektal kanserler olarak sıralanırken, kadınlarda meme, kolorektal ve mide kanserleri öne çıkıyor. Tiroit kanseri bölgede daha sık görülüyor Özellikle Doğu Karadeniz’e özgü bazı kanser türlerinde dikkat çekici artışlar gözleniyor. Tiroit kanseri, Karadeniz Bölgesi’nin tamamında Türkiye ortalamasına kıyasla daha yüksek oranlarda görülüyor. Uzmanlar bu durumu genetik yatkınlık, bölgedeki iyot eksikliği bağlıyor. Trabzon gibi illerde ise tiroit ve kemik iliği kanserlerinin diğer bölgelere göre daha dikkat çekici oranlara ulaştığı bildiriliyor.
Avrasya Üniversitesinde 2025/2026 Akademik Yılı törenle başladı
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:56 Avrasya Üniversitesinde 2025/2026 Akademik Yılı törenle başladı Avrasya Üniversitesi 2025/2026 Akademik Yılı üniversitenin Ömer Yıldız Yerleşkesinde gerçekleşen törenle başladı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kanuni Mehteran Takımının konseri ile başlayan törene üniversitenin yeni öğrencileri aileleri ile birlikte katıldı. Açılış programında Avrasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahir Kadakal öğrencilere ve ailelerine seslendi. Kadakal konuşmasında "Avrasya Üniversitesi, kurulduğu günden bu yana bölgenin tek vakıf üniversitesi olmanın sorumluluğunu büyük bir gururla taşımaktadır. Bugün, 16 binden fazla mezunuyla sadece Trabzon’un değil, Karadeniz Bölgesi’nin de yükseköğretimde gurur kaynağı haline gelmiştir. Trabzon, tarihi ve kültürel zenginlikleri, doğası ve yaşam kolaylıklarıyla öğrencilerimiz için ayrıcalıklı bir şehirdir. Şehir merkezine ve denize yakın beş farklı yerleşkemiz, tamamının şehirlerarası yol üzerinde bulunması sayesinde öğrencilerimize ulaşım ve yaşam kolaylığı sunmakta; bu da üniversitemizi tercih eden gençler için önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Avrasya Üniversitesi, her geçen gün gelişen vizyonu, güçlü akademik kadrosu ve özverili idari personeliyle, öğrencilerine yalnızca bilgi değil, aynı zamanda geleceğe güvenle bakabilecekleri bir donanım kazandırmayı hedeflemektedir. Bu vesileyle, üniversitemize yeni katılan öğrencilerimize de hoş geldiniz diyor, başarılarla dolu bir eğitim hayatı diliyorum. Sizler Avrasya ailesinin en değerli parçalarısınız; geleceğiniz bizim en büyük gururumuz olacaktır" dedi. Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız ise "Yeni bir akademik yıl; yeni umutların, yeni hedeflerin, yeni başarıların başlangıcıdır. Üniversitemizi tercih ederek aramıza katılan değerli öğrencilerimizi en içten duygularımla kutluyorum. Sizlerin heyecanı, azmi ve idealleri, bizlere geleceğe dair güven veriyor. Sizleri bu süreçte sabır ve fedakârlıklarıyla destekleyen ailelerinize de gönülden teşekkür ediyorum. Emin olunuz ki, Avrasya Üniversitesi olarak evlatlarınızı en iyi şekilde yetiştirmek için tüm imkânlarımızı seferber edeceğiz. Kuruluşumuzdan bu yana kısa sürede önemli mesafeler kat ettik. Bugün geldiğimiz noktada pek çok fakültemiz, programımız ve binlerce öğrencimizle Karadeniz Bölgesi’nin tek vakıf üniversitesi olarak eğitim-öğretime hizmet vermekten gurur duyuyoruz. Ancak bizler için başarı hiçbir zaman durağan değildir; her yeni hedef, yeni bir sorumluluk anlamına gelir. Bu çerçevede, bölgemiz ve ülkemiz için son derece önemli gördüğümüz Diş Hekimliği, Hukuk ve Eczacılık Fakülteleri’nin kurulabilmesi adına çalışmalarımız devam ediyor. Bu fakülteleri de üniversitemize kazandırabilirsek, Avrasya Üniversitesi yalnızca bölgemizin değil, ülkemizin de en güçlü vakıf üniversitesi olma yolunda çok büyük bir adım atacaktır. Sevgili öğrenciler, Yeni yolculuğunuza başlarken sizlere tavsiyem; çok çalışın, üretin, araştırın ve geleceğe dair hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Üniversitemizin kapıları sizlere her zaman açıktır. Akademisyenleriniz ve bizler, sizlerin yanında olmaktan gurur duyacağız" diye konuştu. Törenin sonunda Avrasya Üniversitesine yeni katılan öğrencilere Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Özoran tarafında öğrenci andı okutuldu.
Hasan Melek son yolculuğuna uğurlandı
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:36 Hasan Melek son yolculuğuna uğurlandı Hayatını kaybeden Trabzon’un eski belediye başkanlarından Hasan Melek son yolculuğuna uğurlandı. Trabzon’da 1980-1984 yılları arasında Belediye Başkanlığı görevinde bulunan ve 99 yaşında vefat eden Hasan Melek için Atatürk Alanı’ndaki tarihi belediye binası önünde tören düzenlendi. Törene Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra ilçe belediye başkanları, eski milketvekilleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Hasan Melek’in ailesi, sevenleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende konuşan Başkan Genç, "Bu şehre güzel hizmetler yapmış ve iz bırakmış bir büyüğümüzü ebedi aleme uğurluyoruz. Geçen yıl aynı gün, şu anda sene-i devriyesi nedeniyle kabrinden döndüğümüz Orhan Karakullukçu başkanımızı uğurladık. Şimdi Hasan Melek abimizi, başkanımızı uğurluyoruz. Cenabı Allah gani gani rahmet eylesin. Onlar Trabzon milliyetçisi olan, bu şehri her zaman çok seven, şehrine değer kazandırmak için sadece vazife sürecinde değil ömrü boyunca çalışan, gayret eden büyüklerimizdi. Hepsinin tecrübesinden istifade ettik. Hasan Melek ağabeyimizle çok şeyler paylaştık. Çok nasihatlerini aldık" diye konuştu. Tören sonrası Melek’in cenaze namazı İskenderpaşa Camii’nde öğle namazını müteakip kılınırken, cenaze namazının ardından Sülüklü Mezarlığı’nda toprağa verilecek.