Yerel Haberler
Van
03 Mayıs 2026 Pazar - 16:26 Van Gölü’nün incisi Çarpanak Adası için kritik uyarı Van Gölü’nün saklı cenneti Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarının hayranlığıyla değil, bilinçsiz ziyaretçilerin yaşattığı tahribatla gündemde. Özellikle bahar ve yaz aylarında artan insan trafiği, adadaki bin yıllık tarihi mirası ve hassas doğal dengeyi yok olma eşiğine getirdi. Van Gölü’ndeki dört büyük adadan biri olan ve üzerinde 9. yüzyıldan kalma Ktouts Manastırı’nı barındıran Çarpanak Adası, bugünlerde doğa tutkunlarını ve tarihçileri derin bir üzüntüye sevk ediyor. Baharın gelişiyle birlikte turizm hareketliliği hız kazanırken, kentin göz bebeği olan Çarpanak Adası başta olmak üzere birçok tarihi ve doğal alan yeniden yoğun ziyaretçi akınına uğrarken, bu ziyaretlerde ise tarihi yapılar ve ada sakinleri olumsuz yönde etkileniyor. Çarpanak Adası, son yıllarda artan insan faaliyetleri ve bilinçsiz kullanım nedeniyle hem doğal yapısını hem de kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Van Gölü üzerinde yer alan ve badem ağaçlarıyla ünlü ada, kontrolsüz ziyaretçi akını ve çevre kirliliği nedeniyle alarm veriyor. Ada üzerinde bulunan ve tarihi geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Ktouts Manastırı da ihmallerden nasibini alıyor. Bakımsızlık ve insan kaynaklı zararlar nedeniyle tarihi yapının her geçen gün biraz daha yıprandığı belirtiliyor. Kilise ile birlikte adanın müdavimleri olan martılar kontrolsüz ziyaretlerden etkilemiyor. "Çarpanak Adası’nda ekolojik ve kültürel yıkım" Çarpanak Adası’na kontrolsüz yapılan ziyaretlerle ilgili Vangölü Aktivistleri Derneği yönetimi yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Son dönemde Çarpanak Adası’na yönelik gerçekleştirdiğimiz saha gözlemleri ve adayı ziyaret eden duyarlı vatandaşlarımızdan gelen geri bildirimler, bölgemiz için endişe verici bir tabloyu ortaya koymaktadır. Yaptığımız araştırmalar ve yerinde incelemeler sonucunda ulaşılan tespitler şunlardır. Adanın en önemli sakinleri olan martıların ve göçmen kuşların kuluçka döneminde olduğu tespit edilmiştir. Ancak denetimsiz tekne seferleriyle adaya çıkan yoğun insan trafiği nedeniyle, binlerce kuş yumurtasının ezildiği ve üreme alanlarının tahrip edildiği raporlanmıştır. Kültürel Mirasın Korunmasızlığı: Adanın simgesi olan tarihi kilisenin (Ktouts Manastırı) duvarlarına yazılar yazıldığı, yapının fiziksel bütünlüğüne zarar verildiği ve adanın adeta bir ’piknik alanı’ gibi kullanılarak kirletildiği gözlemlenmiştir. Bölgeyi ziyaret eden ve doğaya duyarlı birçok vatandaşımız, adadaki bu başıboşluktan ve koruma kalkanı eksikliğinden derin üzüntü duyduklarını dile getirmektedir. Toplum, bu mirasın sahipsiz bırakılmamasını talep ediyor" denildi. "Acil eylem çağrımızdır" Açıklamanın devamında ise, "Adaya girişler kısıtlanmalı. Kuşların üreme dönemi boyunca adaya sivil tekne geçişleri ve ziyaretler acilen durdurulmalıdır. Ada, ’Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ statüsüne uygun şekilde 7/24 denetlenmeli, giriş-çıkışlar yetkili birimlerce kontrol altına alınmalıdır. Tarihi yapılar vandalizme karşı fiziksel önlemlerle bariyer, bilgilendirme levhaları gibi korunmalı ve verilen zararlar onarılmalıdır. Van Gölü’nün sessiz çığlığına kulak verin! Çarpanak Adası bir eğlence mekanı değil, yaşayan bir ekosistem ve bin yıllık bir tarihtir" ifadelerine yer verildi.
Van’da "İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı" kapılarını açtı
28 Haziran 2025 Cumartesi - 15:34 Van’da "İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı" kapılarını açtı Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu tarafından düzenlenen "İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı" Van’da ilk kez ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Van Kent Meydanı’nda kurulan fuarda, Türkiye genelindeki 64 Ceza İnfaz Kurumu İşyurdu Müdürlüğü’nün katılımıyla hükümlü ve tutuklular tarafından üretilen yüzlerce ürün sergileniyor. Gıda, tekstil, mobilya, el sanatları, ahşap ve deri ürünlerinden oluşan geniş ürün yelpazesi, hem tanıtım hem de satış amacıyla halkla buluşturuluyor. Cezaevlerinde yürütülen eğitim ve mesleki üretim faaliyetlerinin tanıtıldığı fuar, hükümlülerin üretim yoluyla topluma kazandırılmasını hedefliyor. Kaliteli ve ekonomik ürünler sayesinde vatandaşların yoğun ilgisini çeken fuar, her gün 12.00-21.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Bugün kapılarını açan fuar, 2 Temmuz’a kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Kırgız çocukların gösterisi sonrası bir konuşma yapan Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, İşyurtları Kurumu’nun el sanatları fuarına katılmaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Bu tür fuarları üretim, alın teri ve meslek edinme konusunda değerli bulduğunu ifade eden Vali Balcı, "Bu fuar, ülkenin üretimine katma değer sağlama konusunda çok anlamlı ve önemli bir çalışmadır. Ben bu vesileyle İşyurtları Kurumu Başkanımızı, ekip arkadaşlarını, İşyurtları Kurumlarından müdürlerini, ustalarını ve bu konuda çalışan, meslek edinen mahkumlara yürekten teşekkür ediyorum. Bu fuara ev sahipliği yapan Van Cumhuriyet Başsavcılığımıza, ekip arkadaşlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum. Bence güzel bir etkinlik olmuş" dedi. İşyurtları Kurumu Başkanı Hüsnü Gezginci ise yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmediklerini dile getirerek, "Aynı zamanda üretim gücümüzü nitelikli insan kaynaklarımızın potansiyelini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize olan bağlılığımızı ortaya koyan önemli bir adım daha atıyoruz. Bu fuar ceza infaz kurumlarımızda yürütülen üretim faaliyetlerinin toplumla buluştuğu toplumsal farkındalık, mesleki eğitim, sosyal sorumluluk değerlerinin görünür kılındığı önemli bir organizasyondur. İşyurtları Kurumu Adalet Bakanlığımıza bağlı özel bütçeli yapısı ile hükümlü ve çocuklara mesleki beceriler kazandırmak, üretim sürecinde aktif katılımlarını sağlamak ve onları topluma yeniden kazandırmak için yoğun çaba göstermektedir. Bugün ülkemizin dört bir yanında yayılmış 372 işyurdu müdürlüğümüz ile geniş ve etkin bir teşkilat yapısına sahibiz. Mobilya ve tefrişat alanında 55, metal işleri alanında 78, gıda ürünleri alanında 123, tarım alanında 113 ve hayvancılık alanında 20 farklı işyurdu müdürlüğümüzde üretim faaliyetlerini gerçekleştirmekteyiz" diye konuştu. Ceza infaz yasaların birincil amacının, hükümlülerin topluma kazandırılması olduğuna dikkat çeken Cumhuriyet Başsavcısı Harun Karahan da, "Ceza infaz yasalarımızın birincil amacı, hükümlü arkadaşlarımızın topluma kazandırılmasıdır. Bu kapsamda, Adalet Bakanlığı İşyurtları Kurumu Başkanlığımız, çeşitli iş kollarında hükümlü arkadaşlarımıza çalışma fırsatı sunmaktadır. Yine bu kapsamda, hükümlü arkadaşlarımız belirli bir meslek edinerek, kendilerini yeniden hayata hazırlama ve hayatlarını inşa etme fırsatı bulmaktadırlar. Bu vesileyle, onların topluma entegrasyonları kolaylaştırılmakta ve sağlanmaktadır. Bu fuarda gördüğünüz tüm ürünler, hükümlü arkadaşlarımızın el emeği ve göz nuruyla ortaya çıkmış eserlerden oluşmaktadır. Bizler buradan, tüm hükümlü arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Kurdele kesiminin ardından Van Valisi Ozan Balcı ve beraberindekiler stantları gezdi.
İçişleri Bakanı Yerlikaya: "Büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz"
27 Haziran 2025 Cuma - 20:44 İçişleri Bakanı Yerlikaya: "Büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz" İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, hiç kimsenin bu ülkenin huzurunu, birlik ve beraberliğini bozmayacağını belirterek, "Ay yıldızlı bayrağın gölgesinde, birliğimizden aldığımız güçle, kardeşliğimizden doğan inançla, büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Van’a gelen İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Evliya Çelebi MTAL Van Uygulama Oteli’nde düzenlenen kura ve anahtar teslim törenine katıldı. Törende, Erciş’te konutları daha önce kurası çekilmiş, 32 konutun anahtarları hak sahiplerine teslim edildi. "Van’da 2011’den bugüne 28 bin 353 konut ve bağımsız bölümü hak sahibi kardeşlerimize teslim etmiş bulunuyoruz" Törende bir konuşma yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 6 Şubat 2023 depreminin herkesin hafızasında derin izler bıraktığını belirtti. Bakan Yerlikaya, "O büyük felakette binlerce canımızı yitirdik. Göz yaşlarımız Fırat’a, Dicle’ye, Van Gölü’ne karıştı. Ama hamdolsun, millet olarak o gün bir kez daha gösterdik ki: Yıkılmadık, eğilmedik, asla yılmadık. Çünkü biz; 2200 yıllık devlet geleneğini, Anadolu’nun bin yıllık kardeşlik destanını kuşanmış bir milletiz. Tıpkı 2011 yılında Van’da yaşadığımız, o büyük depremde olduğu gibi. Yine dimdik durduk, birlik olduk. Devlet ve millet el ele verdik, yürek yüreğe verdik ve Van’ımızı yeniden ayağa kaldırdık. O günlerde, Van’da; 27 bin 702 konut, 3 bin 203 ahır ve 139 iş yeri yapılarak hak sahiplerine teslim edildi. 2020’de Başkale depreminde; 282 konut vatandaşlarımıza teslim edildi. Bugün ise burada, Çatak ve Başkale’de meydana gelen afetler nedeniyle yapımı tamamlanan 337 afet konutunun kurasını çekiyoruz. Ayrıca, Erciş’te konutları daha önce kurası çekilmiş, 32 hak sahibi kardeşimizin anahtarlarını teslim ediyoruz. Ve böylece, Van’da 2011’den bugüne; 28 bin 353 konut ve bağımsız bölümü hak sahibi kardeşlerimize teslim etmiş bulunuyoruz" şeklinde konuştu. "6 Şubat depremlerinin ardından tam 250 bin 536 bağımsız bölüm vatandaşlarımıza teslim edildi" Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş’ta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in teşrifleriyle büyük bir anahtar teslim törenine daha şahitlik ettiklerini dile getiren Yerlikaya, "6 Şubat depremlerinin ardından tam 250 bin 536 bağımsız bölüm vatandaşlarımıza teslim edildi. Bu, sadece Türkiye’nin değil, insanlık tarihinin gördüğü en büyük afet sonrası toparlanma hareketidir. Cumhurbaşkanımız’ın liderliğinde; ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, Türkiye’nin dört bir yanında yeniden imar, yeniden ihya seferberliği yürütüyoruz. Bugün bir kez daha haykırıyoruz: Aziz milletimizin ebedî yurdu hiçbir zaman sahipsiz kalmayacak! Bu topraklarda kimse yalnız, kimsesiz bırakılmayacak" diye konuştu. "Terörsüz bir Türkiye için, huzur dolu şehirler için, çocuklarımızın güvenli yarınları için, durmadan, usanmadan, canla başla çalışacağız" Hiç kimsenin kardeşliğe gölge düşüremeyeceğini ve bu toprakların huzurunu bozamayacağını ifade eden Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bahçesaray’dan yükselen söz, Fekiye Teyran’dan dökülen nefes, bu milletin irfanıdır, hikmetidir, birliğinin şiiridir. Ve biz, büyük bir inançla söylüyoruz: Terörsüz bir Türkiye için, huzur dolu şehirler için, çocuklarımızın güvenli yarınları için, durmadan, usanmadan, canla başla çalışacağız. Bu ülkede yaşayan herkesin; canı da, malı da, inancı da, kültürü de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvencesi altındadır. Ay yıldızlı bayrağın gölgesinde, birliğimizden aldığımız güçle, kardeşliğimizden doğan inançla, büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz. Bu büyük imar seferberliğini kararlılıkla yürüten, Türkiye Yüzyılı’nın mimarı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Bu yuvaların yapımında ve tamamlanmasında büyük gayretleri olan; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, AFAD’a, TOKİ’ye, Emlak Konut’a, Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne, alt yapı kuruluşlarımıza ve emek veren, çalışan tüm kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Afetlerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum." Tören, yapılan duanın ardından konut anahtarlarının teslimiyle sona erdi.
Van’da zorlu el ameliyatı: 10 saatlik mücadeleyle hayata tutundu
26 Haziran 2025 Perşembe - 15:14 Van’da zorlu el ameliyatı: 10 saatlik mücadeleyle hayata tutundu Ağrı’dan Van’a sevk edilen ağır el yaralanmalı hasta, 10 saat süren zorlu bir operasyonla ampütasyondan kurtarıldı. Ağrı’da ateşli silah yaralanması sonucu sağ elinde ciddi doku kaybı ve parçalanma meydana gelen hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanenin el cerrahisi kliniğinde gerçekleştirilen ameliyatla, sağ el bileği seviyesinden bütünlüğü bozulan ve tüm parmaklarında kan dolaşımı bulunmayan Sezgin Soray isimli 35 yaşındaki hasta, elini kaybetmekten son anda kurtarıldı. Ağrı ilinden 112 Acil Sağlık ekipleri aracılığıyla hastaneye getirilen hastanın, yapılan ilk değerlendirmede el bileği seviyesinden itibaren tüm el dokularının ağır hasar aldığı ve elin büyük kısmının hayati fonksiyonlarını yitirdiği tespit edildi. 10 saatten uzun süren ameliyatta önce ölü dokular temizlendi. Yaralanmanın en ağır olduğu üçüncü ve dördüncü parmaklar uzaklaştırıldı. Bu parmaklardan alınan kemik dokularla yeniden bir el iskeleti oluşturuldu. Ana damarlarla parmak damarları arasındaki boşluklar ise vücudun başka bölgelerinden alınan damar greftleriyle onarıldı. Parmaklara yeniden kan dolaşımı sağlanınca ameliyat başarıyla tamamlandı. "Yeni bir kemik iskeleti oluşturduk" Konuya ilişkin konuşan El Cerrahisi Op. Dr. Şuayıp Akıncı, yaklaşık 25 gün önce Ağrı ilinden hastaneye yönlendirildiğini belirtti. Dr. Akıncı, "Mesleği çobanlık olan hasta, dominant sağ elinden ateşli silah yaralanması nedeniyle 112 Acil Servis aracılığıyla hastanemize sevk edilmiştir. Hastayı değerlendirdiğimizde, sağ el bileği seviyesinden itibaren elin anatomik bütünlüğünün tamamen bozulmuş olduğunu tespit ettik. Bütün parmaklar yalnızca tendonlarla ön kola tutunur haldeydi ve parmaklarda kan dolaşımı yoktu. Sağ elin, bilek seviyesinden itibaren kaybedilme riski oldukça yüksekti. Hastayı acil olarak ameliyata aldık. Yaklaşık 10 saat süren operasyon sırasında öncelikle yaşamını yitirmiş, beslenmesi bozulmuş dokuları temizledik. Üçüncü ve dördüncü parmakların ileri derecede tahrip olması nedeniyle bu parmakları uzaklaştırmak zorunda kaldık" dedi. "Elinin büyük bir kısmının yaşaması sağlandı" Eli ve parmakları besleyen damarlar arasında ciddi boşlukların olduğunu anlatan Akıncı, "Bu boşlukları kapatmak amacıyla hastanın bacak ve ayak bölgelerinden damar greftleri aldık. Bu damarları kullanarak kan dolaşımını yeniden sağladık. Parmaklara kan akımının geri döndüğünü gözlemledikten sonra operasyonu sonlandırdık. Hasta, ameliyat sonrası el cerrahisi servisimizde takip altına alındı. Uygulanan tedaviyle hastanın elinin büyük bir kısmının yaşaması sağlandı. İyileşme sürecinde, fonksiyonlarını tekrar kazanabilmesi için bir dizi ek ameliyata daha ihtiyaç duyacaktır" diye konuştu. "Ellerimize gözümüz gibi bakmamız gerekir" Elin vücudun önemli bir uzvu olduğuna dikkat çeken Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ellerimizi yalnızca bir araç gibi değil, değerli birer uzuv olarak görmemiz gerekiyor. Öfke ya da anlık tepkilerle elimizle cama, duvara vurmak gibi davranışlar geri dönüşü olmayan ciddi hasarlara yol açabilir. Bu tür yaralanmaların önüne geçebilmek için toplum olarak bu konuda daha bilinçli olmamız, ellerimize adeta gözümüz gibi bakmamız gerekir." Yaylada çobanlık yaparken ateşli silah yaralanması sonucu sağ elinden yaralandığını ve ardından gözünü hastanede açtığını Sezgin Soray isimli hasta ise yapılan başarılı operasyonla elinin büyük bir kısmının kurtarıldığını belirterek, Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya ve ameliyatı gerçekleştiren ekibe teşekkür etti.
Van’da annelerin evlat nöbeti sürüyor
26 Haziran 2025 Perşembe - 13:29 Van’da annelerin evlat nöbeti sürüyor Van’da terör örgütü PKK tarafından çocuğu dağa kaçırılan anne Naciye Çiftçi, "Benim bir oğlum mezarda, bir oğlum dağda. Terörsüz Türkiye’ye çok sevinmişiz" dedi. Van’da terör örgütü PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan ailelerin başlattığı evlat nöbeti, 104’üncü haftaya girdi. Çocukları farklı tarihlerde terör örgütü PKK tarafından kaçırılan 35 aile, ellerindeki dövizlerle DEM Parti Van İl Başkanlığı binasına yürüyerek burada basın açıklaması yaptı. Parti ve PKK aleyhine sloganlar atan aileler, kararlı duruşlarını sürdüreceklerini belirtti. Eylemde kızının fotoğrafına bakarken gözyaşlarına hakim olamayan anne Nazlı Sancar, DEM Parti önündeki nöbetlerini kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti. Terörsüz bir Türkiye istediklerini vurgulayan Sancar, "Artık bu bölgede şehit gelmesini istemiyoruz. Asker, polisimiz ölmesin, artık anneler ağlamasın ve çocuklar dağlara gitmesin. Terörsüz Türkiye istiyoruz. Şuanda hepimiz bayram havası yaşıyoruz ve umutla bekliyoruz. İnşallah bütün anne ve babalar evlatlarına kavuşacak. 4 gözle çocuklarımızın yolunu gözlüyoruz" dedi. Vanlı annelerin eylemine Hakkari Şemdinli’den gelerek katılan Naciye Çiftçi ise "Oğlumu Şemdinli’de kaçırıp dağa götürdüler. 2 yıl onların içindeydi. Benim büyük oğlum Sami Çiftçi kardeşinin peşinden gitti. Sonra çocuk eve geldi. Bir gece bir grup PKK bizim evi sardı. Gece yarısıydı. Çoluk çocuğun içinde oğlumu evden alıp ahıra götürdüler ve elini kolunu bağlayarak infaz ettiler. Bende bir acılı anneyim. İki evlat acısı çekiyorum. Biri mezarda, biri dağda. Dağdakini de ölmüş mü kalmış mı onu da bilmiyorum. Bir oğlum 12 yıldır dağdadır. Diğeri 7 yıl önce şehit ettiler. 4 çocuk babasıydı. Ben oğlumu istiyorum. Çocuklarımızı kurtlara, kuşlara yem etmesinler. Biz evlatlarımızı istiyoruz. Onlardan mal, mülk, para istemiyoruz. 9 ay karnımızda taşıdığımız evlatlarımızı istiyoruz" ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye’ye çok sevindiklerini belirten Çiftçi, "İnşallah Allah’ın izniyle, devletin gücüyle biz evlatlarımıza kavuşacağız. Evlatlarımız gelip elimizin içine düşecekler. Rojhat oğlum beni duyuyorsan, yeter artık gel. Senin yerin orası değil. Senin yerin anne kucağıdır" diye konuştu.
İtalya’dan Van’a geldiler, doğaya kuş saldılar
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:01 İtalya’dan Van’a geldiler, doğaya kuş saldılar İtalya’dan yola çıkan Felix Puff ve Rebekka Moser, biyoçeşitliliğe dikkat çekmek için yaklaşık 6 bin kilometre yol katederek geldikleri Türkiye’de doğaya kuş saldı. İtalya’dan bisikletleri ile yola çıkan Felix Puff ve Rebekka Moser, biyoçeşitliliğe dikkat çekmek için yaklaşık 6 bin kilometre yol katederek farklı ülkelerden geçip Türkiye’ye geldi. İzmir’de tanıştıkları Lale Aktay, Van’a gittiklerinde Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan’ı ziyaret etmelerini istedi. Puff ve Moster geldikleri Van’da Prof. Dr. Lokman Aslan’ı ziyaret etti. İtalyan misafirlerini rehabilitasyon merkezinde ağırlayan Aslan, burada tedavi gören yaban hayvanları hakkında bilgi verdi. Tedaviye cevap vermeyen ve ölen hayvanların tahnitlerinin sergilendiği alanı da ziyaret eden Puff ve Moser, Aslan’ın kendilerine gösterdiği yakınlıktan dolayı teşekkür etti. Prof. Dr. Aslan, Puff ve Moser merkezden ayrılmadan kendilerine bir sürpriz yaptı. Tedavisi tamamlanan baykuşu birlikte doğaya bıraktılar. Kuzey İtalya’dan yola çıktılarını ifade eden Felix Puff, arkadaşı Rebekka Moser ile birlikte yaklaşık 6 bin kilometre yol katederek farklı ülkelerden geçip Türkiye’ye geldiklerini söyledi. Türkiye’nin güney bölgesinden Van’a geldiklerini ifade eden Felix Puff, "Yolculuğumuzun amacı tabiatın ve biyoçeşitliliğin korunması için ve halkın bilinçlenmesi için bisiklet ile yola çıktık. Buradan da Ardahan ve Artvin üzerinden Gürcistan’a geçeceğiz, oradan da Kazakistan, Türkmenistan’ı gezdikten sonra aynı güzergahı kullanarak döneceğiz" dedi. Prof. Dr. Lokman Aslan hocaya nasıl ulaştıklarını anlatan Felix Puff, "İzmir’de Lale Aktay hanımla tanıştık. Lale hanım da bizi Lokman hocaya yönlendirdi. Biz de Van’a gelip Lokman hocayla tanıştık. Van’a gelmişken burada farklı kuşlar (dikkuyruk) gibi diğer kuşları da göreceğiz. Lokman hocayı ziyarete geldik hiç beklemediğimiz büyük bir şansla karşılaştık. Kırmızı listede olan toy kuşunun doğaya salınmasına şahit olduk. Kesinlikle bunu makale gibi yazıp sosyal medya hesabımdan paylaşacağım. Ben biyoçeşitlilik uzmanı değilim ama Türkiye’yi zengin bir ülke bulduk. Bol ve çeşitli türler var. DKMP yetkililerin çalışması güzel. Yaptıkları işleri halkı bilinçlendirerek yapıyorlar. O da güzel bir şey" diye konuştu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Felix Puff arkadaşı Rebekka Moser ile birlikte İtalya’dan bisikletleri ile biyoçeşitliliğe dikkat çekmek için pedal çeviriyorlar. Van, biyoçeşitliliği yönünden çok zengin olduğu için de buraya geldiler. Van’a gelmişken bizim rehabilitasyon merkezimizi gezmek istediler. Felix Puff ve Rebekka Moser çok şanslı. Merkezimizde tedavisi tamamlanan toy kuşunu doğaya bırakacağımız güne denk deldiler. Toy kuşunu doğaya salmamızı yakından izlediler. Buraya gelmeden önce de merkezimizde tedavileri devam eden yaban hayvanları ve tahnitlerini yaptığımız hayvanları da görme imkanları oldu" dedi
İtalya’dan Van’a geldiler, doğaya kuş saldılar
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:57 İtalya’dan Van’a geldiler, doğaya kuş saldılar İtalya’dan yola çıkan Felix Puff ve Rebekka Moser, biyoçeşitliliğe dikkat çekmek için yaklaşık 6 bin kilometre yol katederek farklı ülkelerden geçip geldikleri Türkiye’de doğaya kuş saldılar. Felix Puff ve Rebekka Moser, biyoçeşitliliğe dikkat çekmek için bisikletleri yaklaşık 6 bin kilometre yol katederek farklı ülkelerden geçip Türkiye’de geldi. İzmir’de tanıştıkları Lale Aktay, Van’a gittiklerinde Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan’ı ziyaret etmelerini istedi. Puff ve Moster geldikleri Van’da Prof. Dr. Lokman Aslan’ı ziyaret ettiler. İtalyan misafirlerini rehabilitasyon merkezinde ağırlayan Aslan, burada tedavi gören yaban hayvanları hakkında bilgi verdi. tedaviye cevap vermeyen ve ölen hayvanların tahnitlerinin sergilendiği alanı da ziyaret eden Puff ve Moser, Aslan’ın kendilerine gösterdiği yakınlıktan dolayı teşekkür ettiler. Prof. Dr. Aslan, Puff ve Moser merkezden ayrılmadan kendilerine bir sürpriz yaptı. Tedavisi tamamlanan baykuşu birlikte doğaya bıraktılar. Kuzey İtalya’dan yola çıktılarını ifade eden Felix Puff, arkadaşı Rebekka Moser ile birlikte yaklaşık 6 bin kilometre yol katederek farklı ülkelerden geçip Türkiye’ye geldiklerini söyledi. Türkiye’nin güney bölgesinden Van’a geldiklerini ifade eden Felix Puff, "Yolculuğumuzun amacı tabiatın ve biyoçeşitliliğin korunması için ve halkın bilinçlenmesi için bisiklet ile yola çıktık. Buradan da Ardahan ve Artvin üzerinden Gürcistan’a geçeceğiz, oradan da Kazakistan, Türkmenistan’ı gezdikten sonra aynı güzergahı kullanarak döneceğiz" dedi. Prof.Dr. Lokman Aslan hocaya nasıl ulaştıklarını anlatan Felix Puff, "İzmir’de Lale Aktay hanımla tanıştık. Lale hanımda bizi Lokman hocaya yönlendirdi. Bizde Van’a gelip Lokman hocayla tanıştık. Van’a gelmişken burada farklı kuşlar (dikkuyruk) gibi diğer kuşları da göreceğiz. Lokman hocayı ziyarete geldik hiç beklemediğimiz büyük bir şansla karşılaştık. Kırmızı listede olan toy kuşunun doğaya salınmasına şahit olduk. Kesinlikle bunu makale gibi yazıp sosyal medya hesabımdan paylaşacağım. Ben biyoçeşitlilik uzmanı değilim ama Türkiye’yi zengin bir ülke bulduk. Bol ve çeşitli türler var. DKMP yetkililerin çalışması güzel. Yaptıkları işleri halkı bilinçlendirerek yapıyorlar. Oda güzel bir şey" diye konuştu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Felix Puff arkadaşı Rebekka Moser ile birlikte İtalya’dan bisikletleri ile beraber biyoçeşitliliğe dikkat çekmek için pedal çeviriyorlar. Van, biyoçeşitliliği yönünden çok zengin olduğu için de buraya geldiler. Van’a gelmişken bizim rehabilitasyon merkezimizi gezmek istediler. Felix Puff ve Rebekka Moser çok şanslı. Merkezimizde tedavisi tamamlanan toy kuşunu doğaya bırakacağımız güne denk deldi. toy kuşunun doğaya salmamızı yakından izledi. Buraya gelmeden öncede merkezimizde tedavileri devam eden yaban hayvanları ve tahnitlerini yaptığımız hayvanları da görme imkanları oldu" dedi