Yerel Haberler
Van
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:32 Vanlı annelerin evlat nöbeti devam ediyor Van’da çocukları terör örgütü tarafından dağa kaçırılan ailelerin DEM Parti il binası önündeki evlat nöbeti kararlılıkla devam ediyor. Ellerinde Türk bayrakları ve çocuklarının fotoğraflarıyla parti binası önüne gelen aileler, terör örgütüne ve destekçilerine tepki göstererek çocuklarına "teslim ol" çağrısında bulundu. "Kefenimizi boynumuza sararak bu yola çıktık" Eylemde aileler adına açıklamalarda bulunan ve kızı Şeyma için nöbet tutan anne Nazlı Sancar, yıllardır süren mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. Sancar, "2019’dan beri yılmadan, usanmadan; yaz, kış, yağmur, çamur demeden biz bu haklı mücadelemizden vazgeçmedik. Biz kefenimizi boynumuza sararak bu yola çıktık. Korkmadan, geri adım atmadan bu haklı mücadelemizi son nefesimize kadar devam ettireceğiz" dedi. "DEM Parti önüne gideceğiz" Seslerini daha gür duyurmak için Ankara’ya gideceklerini belirten Sancar, "Biz artık bu saatten sonra bütün anne ve babalar olarak Ankara’ya, DEM Parti önüne gideceğiz. Orada haklı mücadelemize yine devam edeceğiz. Çünkü durmayacağız. Artık kimse bize sahip çıkmıyor, kimse yanımıza gelmiyor. Bizim yaptığımızı bugüne kadar kimse yapmadı. Biz kefenimizi boynumuza sararak bu yola çıktık. Ne olursa olsun biz hiçbir şeyden korkmadan, geri adım atmadan bu yola çıktık" ifadelerini kullandı. "Bizi sahipsiz bırakmasınlar" Devlet büyüklerine seslenerek destek taleplerini yineleyen anne Sancar, "İçişleri Bakanımızdan, Cumhurbaşkanımızdan, ilk günden beri yanımızdalar yine bize sahip çıkmalarını istiyoruz. Bizi sahipsiz bırakmasınlar. Çünkü bu bir evlat mücadelesidir, bunun ötesi yoktur. Canımız, ciğerimiz yanıyor" şeklinde konuştu. "Kaleminizi kırdılar, siz silahlarını kırın" Kızı Şeyma’ya seslenen Nazlı Sancar, "Şeyma kızım, eğer beni duyuyorsan, görüyorsan Allah rızası için bir telefon aç. Seni çok özledim. Dağdaki bütün çocuklara sesleniyorum; gelin devlet güçlerimize teslim olun. Bu mücadele oradaki bir kuru silahla devlet kuramazlar. Kaleminizi kırdılar ama siz onların silahını kırın. Gelin, kaldığınız yerden hayatınıza devam edin. Biz burada hasretle, özlemle sizi bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Başka annelerin evi yıkılmasın" Eylemin sadece kendi evlatları için olmadığını belirten Sancar, "Bu mücadele sadece Şeyma için değil; bütün dağdaki çocuklar, torunlarımız, komşularımız, herkes içindir. Benim evim yıkıldı, başka annelerin evi yıkılmasın, gözyaşı dökmesinler. Yeter artık, edi besse (artık yeter) diyoruz" dedi.
Van Gölü’nün oluşumu ve inci kefalinin mücadelesi
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:35 Van Gölü’nün oluşumu ve inci kefalinin mücadelesi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "Eğer değerli, ekonomik olarak para eden bir türseniz maalesef başınız belada çünkü talipliniz çok oluyor. Hele de ekonomik olarak bir getiri getiriyorsanız daha da bir başınız belada. Çünkü sizi avlamak isteyen insan sayısı, avcı sayısı çok fazla" dedi. Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle bu yıl 3’üncüsü düzenlenen "Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi" Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ev sahipliğinde yapıldı. 100’e yakın bilim adamı ve 300’e yakın kişinin katıldığı kongrede 14 oturum gerçekleşti. Oturum başkanlığını Van YYÜ Yaban Hayvanlarını Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan’nın yaptığı dördüncü oturumunda Van YYÜ Su ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, ‘İnci kefalinin koruma çalışmalarında yerel kültürüne yeri ve Van’da inci kefalinin serüveni’ hakkında sunum yaptı. "Van Gölü’nün oluşumu" Van Gölü özel bir eko sistem, özel olmasa oluşumda olmuyor. Çünkü yaklaşık 1 milyon yıl önce Türkiye’nin olduğu yerde Anadolu iç gölü denilen bir göl var. Bu günkü Tuz Gölü Anadolu iç gölünün son kalıntılarını oluşturuyor. Yaklaşık 800 bin yıl önce Nemrut volkanı patlayınca bu günkü Van Gölü dediğimiz göl oluşuyor. Van Gölü ilk oluştuğunda tamamen tatlı su gölüdür. Kenarına gidip doya doya su içebileceğiniz bir göl. Van Gölü zaman içerisinde birçok süreçten geçiyor. 100 bin yıl önce Tatvan açıklarında küçücük bir su kitlesi olarak kalıyor. Bu gün su altında olan yerlerde insanlar şehirler kuruyor, kaleler inşa ediyor, yerleşim birimleri inşa ediyor. Sonra göl bir yükseliyor ta Erek Dağı’nın eteklerine kadar çıkıyor. Bu günkü Van Gölü kenarında gördüğümüz Muradiye ovası olsun, veya daha geriye gidersek Muş ovası olsun hepsini su tesviye ediyor. Zaten o kadar büyük alanları sudan başka hiçbir şey tesviye edemez. Van Gölü dediğimiz zaman aklımıza gelen şekil aslında son 6 bin yılda oluşmuş bir şekil. Rahva düzlüğünün oldu yer, Nemrut volkanı patlayınca burada inci kefalleri hapsoluyor. Yani dışarıya hiç çıkışı yok. Van Gölü bir balığının hiç yaşamak istemeyeceği bir eko sistem. Yani bir Sibirya’yı düşünelim, birde Antalya’yı düşünelim. Bir insana desek Sibirya’da mı yaşarsın? Antalya’da mı? Her herhalde çok maceraperest, aksi bir adam değilse Antalya diyecektir. İşte Van Gölü aslında balıkların Sibiryası. Çünkü balıklar pH 6.5 ile 8’i genelde ağırlık olarak tercih ederler. Fakat Van Gölü’nde pH 9.2 ve kimi yerlerde pH 10.2’ye yanaşıyor. İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında adapte olur fakat yüzbinlerce yıl öncesinde köken olarak tatlı su balığı dolayısıyla üremek için tatlı suya ihtiyaç duyuyor. Yani inci kefalinin aslında yaşam alanı tatlı su. Dolayısıyla tatlı su olan her yerde yaşar ve ama lütfen Van Gölü’nden çıkartıp ta başka hiçbir göle götürmeyelim. Burdur’a götürmeyelim, başka yere götürmeyelim. Çünkü balıkla beraber neyi götürdüğümüzü bilmiyoruz. Elimizle beraber bir şeyleri taşımış olmayalım" diye konuştu. "İnci kefali derya kuzusu kadar değil ama hamsi kadar da küçük bir balık değil" Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, "İnci kefali derya kuzusu kadar değil, ama hamsi kadar da küçük bir balık değil. Van Gölü tuzlu ve sodalı, inci kefali Nisan ve Temmuz aylarında akarsulara göç etmek zorunda. Eğer değerli, ekonomik olarak para eden bir türseniz maalesef başınız belada çünkü talipliniz çok oluyor. Hele de ekonomik olarak bir getiri getiriyorsanız daha da bir başınız belada. Çünkü sizi avlamak isteyen insan sayısı, avcı sayısı çok fazla. İnci kefali Nisan ayından itibaren akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. 20-30 kilometre yukarılara doğru çıkıyor. Yumurtasını bırakıp geri dönüyor. Taki 2 binli yıllara kadar. 2 binli yılarda dere ağızları kiraya verildi. Trabzon’dan 20-30 tane büyük gırgır teknesi getirildi ve inci kefali bitme noktasına geldi. Bizim hikayelerimiz gelende kötü sonla bitiyor. Evliye Çelebi seyahat namesinde Erek Dağı’ndaki devasa ormanlardan bahsediyor. Trabzon’un derelerindeki 2-3 kiloluk kırmızı beneklilerden bahsediyor. Ama bugün bir hayal gibi bunları dinliyoruz. O noktada Prof. Dr. Mustafa Sarı hoca 25 yıl süren bir çalışma gerçekleştiriyor. Bilinç oluşturuyor ve koruma çalışmaları başlayınca balıklar geri dönüyor" şeklinde konuştu. "Van Gölü’nün kıyı uzunluğu girinti ve çıkıntılar ile beraber nerdeyse 600 kilometre" Doğal kaynakları korumadaki en büyük sorumluluklardan birisinin alanın çok çok büyük olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Akkuş, "Van Gölü kıyı uzunluğu karayolu ile değil girinti ve çıkıntılar ile beraber nerdeyse 600 kilometre. Üreme dönemi geldiği zaman siz her bir noktada avcılık yapabilirsiniz. Çünkü balık kıyıya yaklaşıyor, kıyıdan doğru göç hareketleri başlıyor, 600 kilometrenin her bir noktasında avcılık yapabilirsiniz. Balık akarsuya giriyor, 20 kilometre yukarıya çıkıyor, 111 tane dere var ve bu sefer alan hepten genişliyor. Gece olduğu zaman siz 1 kilometre ilerini göremiyorsunuz. Her 500 metreye 7/24 saat esasına göre de ne bir asker dikebilirsiniz, ne bir polis dikebilirsiniz. Bu gün koruma çalışmaları başladıktan sonra Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 7/24 saat esasına göre Van Gölü’ne dökülen derelerin hepsinde nöbet tutuyor. Fakat siz 23 saat bekleyin, 1 saatliğine ayrılıyorsunuz kaçak avcı o saati bekliyor. Siz aşağıya gidiyorsunuz, kaçak avcı yukarı gidiyor. Siz yukarı gidiyorsunuz, kaçak avcı aşağı gidiyor. Bizim koruma çalışmalarında aslında şu soruyu sormamız gerekiyor. Bundan 100 yıl önce ne bu kadar iletişim vardı ne bu kadar ulaşım vardı, ne bu kadar jandarma ve polis vardı. Peki bu kaynaklar niye yok olmuyordu. Elbette insan nüfusu arttı. Kirlilik ve buna benzer etkenleri sayabiliriz ama biz doğadaki belli değerlerimizi kaybettik. Dolayısıyla bizim yerel kültürümüzde balığı sahiplenmeyi yer etmesini artırmamız lazım. Bu noktada biz Van Gölü’ne dökülen en büyük akarsulardan birisi olan Deliçay çevresindeki köylerde inci kefalinin yerel kültürdeki yeri nedir sorusunu sorduk. İnci kefali halkın günlük yaşamında önemli bir ekonomik kaynak olarak yer bulmuş olsa da kültürel hafıza, geleneksel bilgi aktarımı ve sembolik değer açısından ciddi bir eksiklikle karşı karşıyadır. Anket bulguları bu türün yöre halkının bilinç altında yalnızca geçim aracı olarak yer aldığını, ancak toplumsal anlatılarda, şarkılarda, masallarda yada görsel temsillerde kendine yer edinemediğini göstermektedir. İnci kefali göçü gibi dünya çapında nadir görülen doğal olaylardan biri. Yerel halk tarafından yeterince gözlemlenmemekte, tanıtılmamakta ve çocuklara aktarılmamakta. Bu durum, doğal bir zenginliğin kültürel sahiplenme sürecinden dışlandığını ve sürdürebilir koruma yaklaşımlarının zayıf kaldığını göstermektedir. Özetle inci kefali bölgede yaşamakta, fakat hafızalarda ve kimlikte yaşamamaktadır. Sonuç olarak aslında Deliçay özelinde inci kefalin bölge kültüründeki yerini artırmamız, gerekiyorsa ona kutsallık katmamız. Bununla ilgili bol bol hikayeler yazmamız lazım. Toplumun sahiplenmediği değerleri polisle, askerle, kolluk kuvvetleri ile belli bir noktaya kadar koruyabiliyorsunuz. Fakat bugün Bendimahi çayı kenarındaki yerleşim yerlerinin evleri su kenarında. Adam camdan elini ı-uzatsa balığı alacak. Bu nedenle birçok mahalle su kenarında kurulmuş. Dolayısıyla siz askerle, polisle belli bir yere kadar koruya biliyorsunuz belli bir noktadan öteye geçmemiz için bunu kültürde yer ettirmemiz gerekiyor" diyerek sunumunu tamamladı.
Keşiş Gölü ziyaretçilerini ağırlamaya başladı
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:13 Keşiş Gölü ziyaretçilerini ağırlamaya başladı Van’ın Gürpınar ilçesi sınırları içerisindeki Erek Dağı eteklerinde yer alan ve sarı çiçeklerle bezenen 2 bin 400 rakımlı Keşiş Gölü ve yaylası ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Kuh, Kozan ve Erek Dağı arasındaki vadide yer alan 4 kilometrekarelik Keşiş Gölü ve çevresi, dağ ve yayla turizmi için vazgeçilmez mekanların başından geliyor. Urartu Kralı II. Rusa tarafından tarım arazilerinin sulanması amacıyla yaptırılan 2 bin 700 yıllık Keşiş Gölü, aynı zamanda çok gelişmiş bir mühendislik ürünü olarak biliniyor. Rengarenk çiçeklerin açıldığı ve temiz havasıyla ziyaretçilerini kendisine hayran bırakan Keşiş Gölü ve çevresi, özellikle göçerlerin vazgeçilmez mekanları arasında yer alıyor. Gürpınar ilçesi sınırları içerisindeki Erek Dağı eteklerinde yer alan ve sarı çiçeklerle bezenen 2 bin 400 rakımlı Keşiş Gölü (Turna), doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini karşılıyor. İlçe merkezine 35 kilometre uzaklıkta yer alan göl, yeşilin, mavinin ve sarı çiçeklerin buluştuğu eşsiz manzarasıyla bugünlerde doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Çok sayıda farklı kuş ve canlı türlerine de ev sahipliği yapan Keşiş Gölü, kentin yoğunluğundan ve iş hayatının stresinden uzaklaşmak isteyenlerin uğrak noktası oldu. Gelen ziyaretçiler doğayla iç içe zaman geçirerek eşsiz manzaranın tadını çıkarıyor. "Şehrin stresinden kaçan kendini doğaya atıyor" 100 kişilik doğa tutkunu grupla Keşiş Gölü’ne geldiklerini ifade eden Vadi Doğa Kulübü Başkanı Ömer Demez, "Bugünkü rotamız keşiş Gölü, 2400 rakımda bulunan Urartular döneminde yapılan ve Van’ın tarım alanında sulamak amacıyla kullanılan gölün yanındayız. Geniş bir kitle ile bugünkü gezimize çıktık. 100 kişilik grupla buradayız. Daha sonra keşiş vadisinde doğru yürüyeceğiz güzel bir kanyondur. Kanyonun içerisinde sodalı su kaynağı var oraya gideceğiz. Buradaki gezimizden sonra tekrar buraya geleceğiz. Bazı eğlenceler, oyunlar, halaylar çekip akşam Van’a döneceğiz. Doğa gezilerine ilgi arttı. Taleplere cevap vermeye çalışıyoruz. Önceki yıllarda insanlar doğaya nadir olarak çıkıyordu. Artık şehir stresi insanları bunalıma sokunca artık kendilerini doğaya atmakta buluyor. Biz de onlara çare olmaya çalışıyoruz" dedi.
Muradiye şelalesi ile balık bendi ziyaretçilerini ağırlıyor
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:08 Muradiye şelalesi ile balık bendi ziyaretçilerini ağırlıyor Van’da üçüncü düzenlenen 3’üncüsü düzenlenen "Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi" sonrası katılımcılar Erciş balık bendi ile Muradiye Şelalesi’ni gezdi. Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü’nün desteğiyle bu yıl 3’üncüsü düzenlenen "Ulusal Yaban Hayvanları Kongresi" Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ev sahipliğinde yapıldı. 100’e yakın bilim adamı ve 300’e yakın kişinin katıldığı kongrede 14 oturum gerçekleşti. Kongre sonrası katılımcılar Erciş balık bendi işe Muradiye Şelalesi’ni gezdi. Katılımcılar, ilk önce Van YYÜ Yaban Hayvanlarını Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan’ın nezaretinde Erciş balık bendini ziyaret ettiler. Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan ve her yıl 15 Nisan-15 Temmuz tarihleri arasında üremek amacıyla sürüler halinde gölü besleyen akarsulara akın eden binlerce inci kefalinin neslini korumak amacıyla av yasağı uygulanıyor. Yumurtalarını bırakmak için suyun akışının tersine doğru giden inci kefalinin görsel şölenin en güzel izlendiği yerlerden biri olan Erciş balık bendine gelen katılımcılara burada balığın göçü hakkında Van YYÜ Su ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş tarafından bilgi verildi. Burada balıkların göçü ve çekilen fotoğraflarının ardından Muradiye Şelalesi’ni geçildi. Her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip olan şelaleye hayran kalan katılımcılar bol bol fotoğraf çekti. "Dolu dolu zevkli bilimsel çalışma oldu" Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi olarak çalıştayın ilkini 2015 yılında yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Lokman Aslan, ikincisini 2020’de ve üçüncüsü ise 22 Mayıs 2025’te yaptık. Tarım e Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü’nün desteklediğini Van YYÜ’ün ev sahipliğinde biri Nahçıvan olmak üzere 18 üniversite ilen 300 katılımcı 100 bilim adamının katıldı. Kongreye 80 sunum yapıldı. Burada yaban hayat tartışıldı. Dolu dolu zevkli bilimsel çalışma oldu. Kongre sonrası katılımcılar ile birlikte kültür ve tarih yönünden zengin bir coğrafyaya sahip olan Van Gölü havzasını geziyoruz. Van Gölü havzası ülkemizin üçte bir sulak alanlarına sahip. Bu mevsimde inci kefalinin göçü ile Muradiye şelalesini gezdik. Katılımcılar balıkların göçü ile şelaleyi çok beğendi " dedi.
Keşiş Gölü ziyaretçilerini ağırlamaya başladı
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:05 Keşiş Gölü ziyaretçilerini ağırlamaya başladı Van’da Erek Dağı’nın doğusunda bulunan ve Urartular döneminden kalan Keşiş Gölü ve yaylası, doğal güzelliği ile ziyaretçilerini adeta mest ediyor. Kuh, Kozan ve Erek Dağı arasındaki vadide yer alan 4 kilometrekarelik Keşiş Gölü ve çevresi, dağ ve yayla turizmi için vazgeçilmez mekanların başından geliyor. Urartu Kralı II. Rusa tarafından tarım arazilerinin sulanması amacıyla yaptırılan 2 bin 700 yıllık Keşiş Gölü, aynı zamanda çok gelişmiş bir mühendislik ürünü olarak biliniyor. Rengarenk çiçeklerin açıldığı ve temiz havasıyla ziyaretçilerini adeta büyüleyen Keşiş Gölü ve çevresi, özellikle göçerlerin vazgeçilmez mekanları arasında yer alıyor. Gürpınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan Erek Dağı eteklerinde yer alan ve sarı çiçeklerle bezenen 2 bin 400 rakımlı Keşiş Gölü (Turna), doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini karşılıyor. İlçe merkezine 35 kilometre uzaklıkta yer alan göl, yeşilin, mavinin ve sarı çiçeklerin buluştuğu eşsiz manzarasıyla bugünlerde doğaseverlerin ilgisini çekiyor. Çok sayıda farklı kuş ve canlı türlerine de ev sahipliği yapan Keşiş Gölü, kentin yoğunluğundan ve iş hayatının stresinden uzaklaşmak isteyenler, doğayla iç içe zaman geçirerek eşsiz manzaranın tadını çıkarıyor. "Şehrin stresinden kaça kendini doğaya atıyor" 100 kişilik bir doğa severle Keşiş Gölü’ne geldiklerini ifade eden Vadi Doğa Kulübü Başkanı Ömer Demez, "Bugünkü rotamız keşiş Gölü, 2400 rakımda bulunan Urartular döneminde yapılan ve Van’ın tarım alanında sulamak amacıyla kullanılan gölün yanındayız. Geniş bir kitle ile bugünkü gezimize çıktık. 100 kişilik grupla buradayız. Daha sonra keşiş vadisinde doğru yürüyeceğiz güzel bir kanyondur. Kanyonun içerisinde sodalı su kaynağı var oraya gideceğiz. Buradaki gezimizden sonra tekrar buraya geleceğiz. Bazı eğlenceler, oyunlar, halaylar çekip akşam Van’a döneceğiz. Doğa gezilerine ilgi arttı. Taleplere cevap vermeye çalışıyoruz. Önceki yıllarda insanlar doğaya nadir olarak çıkıyordu. Artık şehir stresi insanları bunalıma sokunca artık kendilerini doğaya atmakta buluyor. Bizde onlara çare olmaya çalışıyoruz" dedi.
Van’da polen yoğunluğu alerjik hastaları tehdit ediyor
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:18 Van’da polen yoğunluğu alerjik hastaları tehdit ediyor Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, doğanın canlanmasıyla birlikte Van’da polen yoğunluğunda ciddi artış yaşandığını belirterek, özellikle alerjik bünyeye sahip vatandaşların dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, özellikle kavak ağaçlarından yayılan polenler Van’da alerjik rahatsızlığı bulunan vatandaşların sağlığını tehdit ediyor. Kavak ağacı popülasyonunun fazla olması nedeniyle kent merkezine adeta polen yağıyor. Genellikle sabah saatlerinde ve rüzgârlı havalarda yayılan polenler, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, polenlerin yoğunlaştığı bu dönemde özellikle saman nezlesi, göz nezlesi ve astımı olan hastaların maske ve gözlük gibi önlemler almasını öneriyor. Dışarı çıkmak zorunda kalanların eve döndüklerinde duş almaları ve dışarıda giyilen kıyafetleri değiştirmeleri tavsiye ediliyor. "En çok etkilenen organlar solunum yolları, cilt ve gözlerdir" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, polen sezonunun başlamasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip hastalarda çeşitli şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti. Bu şikayetlerin hafiften ağıra değişebildiğini ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Dr. Atlı, "Polen alerjisi olan hastalarımızda alerjen kaynağını sadece çiçeklerle sınırlı görmemek gerekir. Van’ın coğrafi yapısı nedeniyle, merkez ve ilçelerde yoğun olarak yetişen kavak ağaçlarıyla birlikte çimen ve yabani otlardan salınan polenler de alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır. Bu mevsimde en çok etkilenen organlar solunum yolları, cilt ve gözlerdir. Hastalarımız; kaşıntı, öksürük, hırıltılı solunum, gözde kızarıklık ve kaşıntı, burun tıkanıklığı gibi şikayetlerle başvurabiliyor" dedi. "Evlerin havalandırılması günün geç saatlerine bırakılmalı" Özellikle astım hastalarının bu dönemde çok daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Atlı, "Polen yoğunluğu, astımı mevsimsel olarak kötüleştirebilir. Bu da solunum yetmezliğine, artan acil servis ve poliklinik başvurularına yol açmaktadır. Bu durum, günlük pratiğimizde poliklinik yoğunluğunu da artırıyor. Astım, ürtiker ve saman nezlesi hastalarımızın tedavilerini aksatmadan sürdürmeleri son derece önemlidir. Maske ve koruyucu gözlük kullanımı, dış ortamda giyilen kıyafetlerin eve girer girmez değiştirilip yıkanması, mümkünse duş alınması önerilmektedir. Sabah saatlerinde polen yoğunluğu daha fazla olduğundan, evlerin havalandırılması günün daha geç saatlerine bırakılmalıdır" diye konuştu. Göz, burun, solunum yolları ve cildin temel olarak etkilendiğini ifade eden Atlı, tedavi sürecinin şikayetlerin yoğunlaştığı organa göre şekillendirildiğini belirtti. Atlı, özellikle geçmeyen kaşıntı, göz yaşarması, öksürük, hırıltılı solunum, boğazda yanma ve nefes darlığı gibi şikayetleri olan vatandaşların mutlaka polikliniklerine başvurmaları gerektiğini söyledi.