Yerel Haberler
Yalova
Çiftlikköy Belediyesi’nin işgaliye bedelini 23 gram altın karşılığı aldığı iddiası 07 Mart 2026 Cumartesi - 13:21:57 Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde lunapark işletmeciliği yapan Celal Balcı, 2024 yılında 60 bin liralık işgaliye bedelini talep üzerine 23 gram altın karşılığında verdi. 2024 yılına ait gecikme faizleriyle 113 bin 273 TL işgaliye borcu olduğuna yönelik yazı gönderilen ve tahliyesi istenen esnaf şok yaşadı. Balcı, Belediye Başkanı Adil Yele ve 3 belediye çalışanı hakkında suç duyurusunda bulundu. Sahil Mahallesi Mokamp’ta 2013 yılından bu yana lunapark işletmeciliği yapan Celal Balcı, 2024 yılında kendisinden 60 bin TL olan işgaliye bedeli yerine 23 gram altın istendiğini fakat bunu vermesine rağmen borç ve tahliye yazısını kendisine ulaştığını söyledi. 113 bin 273 TL işgaliye borcu çıkarılan esnaf 30 gün içinde yeri boşaltılması talep edildi. Balcı, durumu belediyeye bildirse de sonuç alamadı. Başkan doğum ve düğünlerde takı olarak kullanacak denildi Yaşadığı olayı anlatan Balcı, "2024 yılında belediye başkanının yanına yaz sezonu sözleşmesi yapmak adına, fiyat belirlenmesi için gittim. Orada projesinin olduğunu ama daha henüz projenin şekillenmediğini proje oluşturduktan sonra tekrar görüşeceğini söyledi. Ben de kendisine projenin kenarında köşesinde yer almak istediğimi söyledim. Bunu da düşüneceğini söyleyince fiyat belirlemesine geçti. İşte enflasyon oranları şey yapalım derken 60 bin lira karşılığında biz uzlaştık. Birkaç gün sonraydı zabıtadan Haluk Aydın yanıma geldi kendisi işte belediye başkanının doğumlarda, düğünlerde ikram ettiği gram altınlar olduğunu, belediyenin borcundan dolayı bunu cebinden karşıladığını, bu da birazcık külfet geldiğini söyledi. Bu ödemeyi sen bize altın olarak yapabilir misin? Sen bu güzelliği yaparsan başkan da bunun altında kalmaz. Sana da burada küçükte bir alan bırakacağını söyleyince ben de kabul ettim" dedi. 23 gram altını teslim etti Zabıta Müdürlüğü’nde 2024 yılı sözleşmesini imzaladıklarını belirten Balcı, "Haluk Aydın 60 bin lira karşılığında, 23 gram altın olduğunu söyledi. Ben sözleşmeyi aldım, yanından ayrıldım. Daha sonrasında Kurban Bayramından sonraydı. Yalova’da bir kuyumcudan ben bu altınları satın aldım. Haluk Aydın’a bunu teslim edecektim ama Haluk Aydın o gün izne çıkmış, memleketine gidiyormuş. Ben daha sonrasında başkanlık makamındaki görevli personel Barış Sarısoy’a bunu teslim ettim. Ettiğimde de bu benim işgaliye bedelimin olduğunu, bununla ilgili haberinizin olduğunu, zabıtanın da bilgisinin olduğunu falan söyledim. Yanımdan ayrıldım" diye konuştu. Defalarca talep etti, makbuz verilmedi Balcı, 2025 yılı haziran ayı başında belediyeden yazı geldiğini ve 30 gün içinde tahliye istendiğini dile getirdi. İtiraz ettiğini fakat olumsuz yanıt aldığını anlatan Balcı, şöyle konuştu: "Bunlar olurken 2024 senesinde yaz sezonu bittiğinde ben bu Haluk Aydın’a sözlü olarak hani ben bu parayı ödedim ama bana bunun karşılığına makbuz vermediniz diye söyledim. ‘Şu an işte atamalar gerçekleşiyor, işte yer değişiklikleri falan yapılıyor. O yüzden biraz zaman ver, biz sana makbuzu vereceğiz’ dedi, öteledi. 2025 şeyine geldiğimiz zaman yine söyledim. Gelir emlak, gelir şefliğinden alabilirsin dediler. Gelir şefliğine gidiyorum, sözleşmemi gösteriyorum. Bunun sözleşmenin makbuzunu vermediler. Orada bana bu konu zabıta müdürlüğüne ait işgali şeyleri, bu konu bizimle alakalı değil. Siz bunu zabıtadan almanız gerekir diye söylediler. Zabıtaya gidiyorum. Yine cevap yok. Mesela resmi olarak ben dilekçeler yazdım. Makbuzumu istediğime dair. Resmi olarak yazdığım dilekçeler evrak kayıta veriyorum ama bana geri dönüş yapılmıyor. Cevap yazmıyorlar." 113 bin lira borç çıkardılar Daha sonrasında belediyeden arandığını ve 113 bin lira kendisin borç çıkartıldığını ifade den Balcı, "Encümen kararında 113 bin lira gibi bir borç çıkartılmış. 2024 Sözleşmesi diye yazılmış. Dedim ki benim 2024 Sözleşmem zaten 60 bin lira. Bu 113 bin lira bu nerede çıkıyor onu bilemedim dedim. Hatta 2024 senesinde ilgili ben dedim dilekçeler verdim. Makbuz istediğime dair. Benden makbuzlarımın evrak kayıt numaralarını istedi. Kendisine verdim. Evrak kayıttan çıkarttılar. Evet istediğimi beyan etmişim. Bana bu sefer baskı şu şekilde işte kaymakamlık oraya gelecek. Emniyeti oraya taşıyacak. Makinelerin Kaldıracaklar, bak orada malından dolacaksın, bir de orada yapılan hizmetten dolayı sana ayrıyeten de takip kesilecek, çok paran gidecek, sen hiç bu konulara girme, makinelerini bir an önce kaldır diye böyle de bir baskı yaptılar bana" ifadesini kullandı. Geriye dönük işlem yapıldı. Balcı, çıkarılan borç ile ilgili detay bilgi talep ettiğini dile getirerek, "Borç dökümünü çıkarttım zabıtadan. Borç dökümünde tahakkukun 2025 ama son ödeme tarihinin 2024 olduğu yazıyor. Geriye dönük işlem siz nasıl yapabiliyorsunuz. 2024 sözleşmesine 2025’te mi giriyorsunuz? Bunun nasıl olduğunu, usule aykırı olduğunu, bunun bana bir açıklamasının yapılmasını istedim fakat bununla ilgili de bir cevap verilmedi. Ve arkasından da şimdi de tahliye işlemini başlattılar ve benim makinelerimi kaldırdılar. Savcılığa suç duyurusunda bulundum. Valiliğe de idari soruşturulması için de gereken başvuruyu yaptım. Valilik olayın incelenmesi için kaymakamlığa bildirdi. Kaymakamlık beni aradı. Gittim oraya ifademi verdim. Bekliyorum artık ne olacaksa" dedi. Öte yandan, Çiftlikköy Belediyesi’nin de olayla ilgili yasal süreç başlattığı ve suç duyurusunda bulunduğu öğrenildi.
06 Mart 2026 Cuma - 14:30 Yalova’da eşini sokak ortasında öldüren zanlı hakim karşısında Yalova’nın Altınova ilçesinde eşini tabancayla göğsünden ve kafasından vurarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Altınova’da 6 Ekim 2025 tarihinde boşanma aşamasında oldukları ve ayrı yaşadıkları öğrenilen 39 yaşındaki Belgin A. ile eşi Özgür A. (43) arasında sokak ortasında tartışma yaşandı. Özgür A., burada eşini göğsü ve başından tabancayla ateş ederek vurdu. Belgin A., olay yerinde yaşamını yitirdi. Olay sonrasında kaçan cinayet zanlısı koca Çiftlikköy ilçesinde yakalandıktan sonra tutuklanırken öldürülen eşin cenazesi ise Kocaeli ilinde toprağa verilmişti. Eşini öldüren cinayet zanlısı Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarılanmasına başlandı. Hakkında "kadına ve eşe, karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve "kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri bulundurma" suçundan da 3 yıla kadar hapis cezası istenen sanık Özgür A. duruşmada hazır bulundu. Özgür A., 2017 yılında tanıştığı eşi Belgin A’nın 2019 yılında cezaevine girdiğini ve 7 yıl boyunca ona baktığını söyledi. Sanık eşinin psikolojisinin bozuk olduğunu ilaç kullandığını belirtti. Özgür A., eşinin cezaevinden çıktıktan sonra Diyarbakır’a gittiklerini sonrasında da Yalova’ya geri döndüklerini ve Çiftlikköy’de ev tuttuklarını anlattı. Sanık Rus olan eski eşi nedeniyle karısıyla tartıştığını anlattı. Olaydan bir gün önce eşinin babasının evine gittiğini, babasının hastaneye götürmesinde eşlik etmek istediği için tartıştıklarını kaydetti. Özgür A., eşiyle çok sık tartışsalar da yine de barıştıklarını belirtti ve eşinin kendisini sevdiğini ifade etti. Cinayette kullanılan tabancanın eşine ait olduğunu belirten Özgür A., "Silah 5-6 senedir bendeydi. Belgin cezaevine girdikten sonra bana verdi. Bende kaldı o silah. ’Belgin bunu ne diye alıyoruz’ dediğimde ’Tedbir amaçlı bulunsun’ dedi. Silah çalışıyor mu, çalışmıyor mu haberim yok. Ben zaten silahla ateş etmesini bilmeyen biriyim" dedi. Cinayet anını anlattı Olay günü sabahında eşinin babasını hastaneye götüreceğini bildiği için evin önüne geldiğini kaydeden Özgür A., şunları kaydetti: "Beni görünce ’ben de geliyorum’ dedim. Orada yine hakaretler, küfürler etmeye başladı. ’Belgin yeter artık. Beni sen çağırdın buraya bir yuva kuralım diye. Niye böyle yapıyorsun?’ deyince bir daha küfür etmeye başladı. O anda dayanamadım zaten. Silahım poşetin içinde değildi, çantanın içindeydi. Çıkardım, ’Belgin ölmemizi mi istiyorsun. Gel beraber ölelim’ dedim. Doğrulttum ona, tetiğe basınca ilk patlamadı. Bir mermi dışarı atmış. Kurdum ateş ettim bende. Ondan sonra Belgin arabalarının yanında duran 2 kişiye doğru koşmaya başlayınca polisi ara dedi. Ben de o anda koşmaya başladım. Değmiş mi değmemiş mi haberim yok. Çünkü koşmaya başladı. Belki o silahın sıcaklığından mı artık bilmiyorum. Belgin o anda yere düşünce gözü açıktı, bana doğru baktı. Ben de yanına gidince bir şeyler fısıldamaya başladı. Gene orada bir hakaret etti, özür dedi. O anda ben de bir el ateş ettim rastgele. Ondan sonra köşeyi döndüm kaçtım gittim." Sanık eşinin önceki evliliğinden olan kızıyla ilgili cinsel taciz olayından takipsizlik verildiğini, müşterek çocukları Y.A’ya ise anne ve babasının baktığını anlattı. Mahkemede dinlenen Belgin A’nın babası A.K, hastaneye kızıyla gideceği için önceden çalıştığı kahvehanede beklediğini belirterek, "Bekledim bekledim gelmedi. Şüphelendim, canım sıkıldı. Telefon açtım geline. ’Baba buraya polisler geldi, bir sıkıntı var. Hemen gel’ dedi. Kızımı vurdular. Onunla hastaneye gidecektik. Benim yanıma geliyordu. Önüne çıktı bu, onu sokakta vurdu. Onunla Gölcük’e gidecektik hastaneye. Sokaktan geçerken sokak ortasında öldürdüler" diye konuştu. Belgin A’nın kardeşi T.K. ise müşterek çocuk Y.A’nın aslında Özgür A.’dan olmadığını ileri sürdü. Sanığın Diyarbakır’daki çocuğu göstermediği için kardeşi ile tartıştığını belirterek, "Ablam Diyarbakır’da bununla beraber kalmak istemedi. Çünkü sürekli ablamı tehdit ediyor. Ablamın bundan boşanmasını istemesinin nedenlerinden bir tanesi de ablamın ilk eşinden olan kızı M.M’dir. Kendisi ablam cezaevindeyken M.M. ile gönül ilişkisi vardı. Ablam bunu öğrenince onunla birlikte olmadı. Hatta cinsel istismarda bulunduğunda M.M. şikayet ediyor. Bunun polis karakolunda kayıtları da mevcut. Ablam bu yüzden ayrılmak istiyor. Kendisi saplantılı biri" dedi. Olayla ilgili görgü tanıklarının da dinlendiği duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
Diyetisyen Üstün, fazla tuz tüketiminin zararlarına dikkati çekti
27 Mayıs 2024 Pazartesi - 11:58 Diyetisyen Üstün, fazla tuz tüketiminin zararlarına dikkati çekti Yalova Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Gülhanım Kaya Üstün, fazla tuz tüketiminin zararlarına dikkati çekti. Diyetisyen Üstün, tuzun insan sağlığı için önemine vurgu yaparken fazla tüketiminin ise zararlarından bahsetti. Dünya Tuza Dikkat Haftası çerçevesinde açıklamada bulunan Üstün, tuzun fazla tüketimini istemediklerini dile getiren Üstün, “Özellikle böbrek sağlığı için birçok hastalığı tetiklediği için tuzun fazla tüketimini istemiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün de önerdiği 5 gramdan daha fazla tüketimi istemiyoruz. Çalışmalara baktığımızda Türkiye’de bu 10 gramın da üstünde maalesef. Bizim tükettiğimiz ekmeler de aslında tuzlu. Genel politika olarak tuz miktarını azaltmak önemli. 5 gram tuz dediğimiz bir tepeleme çay kaşığı ya da bir silme tatlı kaşığı kadar tuz miktarıdır, geçmemiz gerekir gün içinde” dedi. Yemeklerden ziyade gizli tuz kaynaklarının olduğuna vurgu yapan Üstün, şöyle konuştu: “Mesela paketli, ürünlerde içerik olarak baktığımızda monosodyum glutamat gibi içinde sodyum geçen katkı maddeleri bizim için sodyum kaynağıdır. Aslında tuz tüketiminde aşırı sodyum alınımı istemeyiz. Onun için buna da dikkat etmek gerekir. Kişi bazen yemeklerde tuza dikkat eder ama işte salamura ürünler ya da paketli ürünlerin tüketimini aşırı tutarsa bu da aslında fazla tuz alımını tetikler. O yüzden de buna dikkat etmek gerekiyor.” İyotlu tuzun önemli bir mineral olduğunu da belirten Üstün, “Özellikle çocukluk döneminde büyüme gelişmek için, beyin yapısındaki dallanma için oldukça önemli. O sebeple iyodun yeterli alınımını önemsiyoruz. Bunun için iyotlu tuz kullanımını öneriyoruz. Bazı tuz türlerinde maalesef iyot bulunmuyor. Biz paketli iyotlu tuz kullanımını öneriyoruz. Evdeki tuz kutularımızın da cama değil de ışık geçirmeyen, seramik kutularda olması lazım. Çünkü ışıkla birlikte iyotta kayıplar olabiliyor. Biz besin değeri kaybı olsun istemiyoruz, özellikle iyodun kaybını istemiyoruz. Bu sebeple tuzu muhafaza ederken de daha koyu renkli paketlerde almak, seramik kavanozlarda saklamak önemli. Tuz bizim için temelde iyot açısından önemli” diye konuştu.
Türk Mutfağı Haftası Yalova’da coşkuyla kutlandı
26 Mayıs 2024 Pazar - 10:07 Türk Mutfağı Haftası Yalova’da coşkuyla kutlandı Yalova’da Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen programlarda birbirinden farklı yöresel ürünler sergilendi. 15 Temmuz ve Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen sergide, Türkiye’nin dört bir yanına ait lezzetler Yalovalılar ile buluşturuldu. Etkinliğin açılış konuşmasını Yalova İl Kültür ve Turizm Müdürü Ziya Karatekin yaptı. Karatekin, konuşmasında turizmin hızla büyüyen bir sektör olduğunu ve kültürler arası alışverişi artırdığını belirtti. Kültürlerin toplumların kartvizitleri olduğunu vurgulayan Karatekin, Türk mutfağının tarihi süreçte çeşitli coğrafyalardan beslenerek zenginleştiğini ifade etti. Karatekin, "Türk mutfağı dediğimiz zaman, Orta Asya’dan başlayarak bugünkü Rusya, Balkanlar, İran, Ortadoğu ve Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyanın içinde yoğrulmuş zengin bir mutfağı düşünmek gerekiyor" dedi. Yalova’nın, tarih boyunca çeşitli kültürleri bünyesinde barındırmış butik ama dinamik bir şehir olduğuna dikkat çeken Karatekin, 93 Harbi’nden Osmanlı-Rus savaşlarına, Balkanlardan göçlerden ve 20. yüzyılın ikinci yarısında Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli bölgelerinden gelen insanlarla oluşan bu kültürel çeşitliliğin, Yalova’nın mutfak kültürünü de zenginleştirdiğini belirtti. Etkinlikte ayrıca, öğretim üyesi Gülsüm Yurtseven’in, Yalova’nın köylerini dolaşarak yaptığı doktora çalışmasından da söz edildi. Karatekin, bu çalışmanın sonuçlanmasıyla Yalova’nın gastronomi alanında daha kapsamlı ve vizyoner değerlendirmeler yapabileceğine inandığını belirtti. Karatekin, "Yalova, çeşitlilik içeren mutfak kültürüyle farklı bir konseptin öncülüğünü Etkinlikte emeği geçen tüm kurum, kuruluş, dernek ve kooperatiflere teşekkür eden Karatekin, sergideki stantları ziyaret edeceklerini ve bu kültürel zenginliğin güzelliklerini hep birlikte göreceklerini söyledi. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte, YAFEM tarafından gerçekleştirilen folklör gösterileri büyük alkış aldı. Etkinliğe Yalova Vali Vekili Bahattin Atçı, Yalova İl Kültür ve Turizm Müdürü Ziya Karatekin ve İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar katıldı.
Psikolog Meral’den öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyeler
25 Mayıs 2024 Cumartesi - 13:03 Psikolog Meral’den öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyeler Yalova İl Sağlık Müdürlüğü Merkez Toplum Sağlığı Merkezi Psikoloğu Aslıhan Meral, yaklaşan Liselere Geçiş Sınavı (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde öğrencilere sınav stresi yönetimiyle ilgili tavsiyelerde bulundu. 2 Haziran Pazar günü yapılacak LGS, 8-9 haziran tarihinde yapılacak YKS sınavı öncesi öğrencilere tavsiyelerde bulunan Psikolog Aslıhan Meral, "Önümüzde hem Lise Giriş Sınavı, sonraki hafta üniversite giriş sınavları var. Çocukların heyecanlı anları, son bir hafta kaldı. Kalan bu son bir haftayı değerlendirin. Mümkün olduğunca kaygılarını yönetmeleri, hafif tempolu bir egzersiz, yürüyüş yapmaları onlara iyi gelecektir” dedi. “Kendi potansiyelimizi ortaya çıkaracak düşüncelere yönelmek iyi olacaktır” Kaygıyı yönetmek için pozitife odaklanmak ve düşünce içeriğini birazcık daha istemli bir şekilde pozitife doğru yöneltmenin iyi geleceğine vurgu yapan Meral, “Kendi potansiyelimizi ortaya çıkaracak düşüncelere yönelmek iyi olacaktır. Nefes egzersizleri de öneriyoruz. Hem sınav öncesinde hem sınav esnasında nefeslerini kontrol ederek kendilerini sakinleştirebilir beyinlerine her şey yolunda, her şey iyi gidiyor mesajını canlandırabilirler, sakin bir nefesle” diye konuştu. “Sonuca değil sürece odaklanmaları aileler için kritik noktalardan” Meral, bu süreçte ailelerin kaygılarını yönetmelerinin de önemli olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu: “Ailelerin bu dönemdeki kaygılarını biliyorum, anlayabiliyorum. Aileler kendi kaygılarını mümkün olduğunca yönetmeleri çocuklara iyi gelecektir. Sınava yükledikleri anlamı birazcık daha işlevsel bir yere çekmek, bunun hayatın bir sonu olmadığı, sadece uzun yaşam döneminin küçük bir parçası olduğu, sonuca değil sürece odaklanmaları aileler için kritik noktalardan. Çocuklarına rol model olmak, sorumluluklarını yerine getirmek, kendi sorumluluklarıyla ilgili pozitif bir algıyı çocuklara yansıtmak onların da kendi sınavlarıyla ilgili, pozitif algısının oluşmasına yarayacaktır. Okunmuş pirinçle ilgili bir şey diyemiyorum ama işe yarayacağını düşündükleri, onları sakinleştirecek her şeye açık olmalıyız.” “Hafif egzersizler yapmak, keyifli vakit geçirmek de iyi gelecektir” Öğrencilere sınavdan bir gece önce mümkün olduğunca yaşam rutinlerini bozmasını öneren Meral, “Tabi erken uyumak, erken uyanmak, yemeleri, içmeleri, rutini sürdürmek önemli. Adeta bir deneme sınavına gider gibi rahat, günlük kıyafetleriyle yaşamın olağan bir parçasını yapmaya gittiklerini, hissetmeleri çocuklara iyi gelecektir. Tabi ki sınav salonuna erken gitmek, belgelerini kontrol etmek yapacakları şeylerden ama bir gün öncesinde artık sınavla ilgili bir çalışma yapmamak, dinlenmeye geçmek, kafayı boşaltmak dediğim gibi yürüyüşler, hafif egzersizler yapmak, keyifli vakit geçirmek de iyi gelecektir” ifadesini kullandı. “İstediğimiz üniversiteye gitmesek bile tekrar sınava girme şansı var” Meral, sınavda beklenen sonuç gelmediğinde, sınavı kazanamadığında veya istediği yere yerleşemediğinde, her şey bitecek algısının çocukları, gençleri, öğrencileri daha çok kaygıya sürükleyebileceğine dikkati çekti. Aynı zamanda ailelerini de onlarla birlikte kaygı yaşayabileceğini söyleyen Meral, şunları kaydetti: “Dolayısıyla her şey bitmiş değil, bu bir öğrenme süreci. Sınav da bir öğrenme süreci. Güzel olan taraf öğrendiğimiz her şey bizimle kalmaya devam ediyor. Bu bir donanım, bilgi birikimi oluyor ve sonraki aşamalarda bu öğrendiklerimizi yeniden kullanabiliyoruz. İstediğimiz liseye gitmesek bile lise eğitimi boyunca edindiğimiz bilgileri kullanarak üniversite sınavında kullanacağız. İstediğimiz üniversiteye gitmesek bile tekrar sınava girme şansı var. Veya tekrar bu bilgileri kullanma şansı var. Yaşam boyu gelişim dediğimiz şey de tam olarak böyle bir şey. Hep gelişiyoruz, hep öğreniyoruz, tek bir sınavla hayatımız bitmiyor veya kurtulmuyor.”
Semiha Sözer cinayetini bilirkişi raporu ortaya çıkardı
24 Mayıs 2024 Cuma - 13:54 Semiha Sözer cinayetini bilirkişi raporu ortaya çıkardı Yalova’da 24 Ocak 2023 tarihinde fotoğraf çektirmek için çıktığı kayalıklardan düşerek ölen Semiha Sözer’in cinayete kurban gittiğini ortaya çıkaran bilirkişi raporunun detayları belli oldu. 16 Mayıs’ta “eşe karşı kasten öldürme” suçundan tutuklanan kocanın rapora göre eşini arkasından ittiği üzerinde durulduğu belirtildi. Zanlının olaydan bir gün önce Siirt’te yüksekten düşme sonucu ölüm haberini okuması ise kanları dondurdu. Altınova ilçesi Soğuksu köyü Ballıkaya mevkiinde 24 Ocak 2023 tarihinde Semiha Sözer (33), yanında eşi E.N.S. (41) varken yaklaşık 20 metre yükseklikteki kayalıklardan düşmesi sonucunda olay yerinde hayatını kaybetmişti. E.N.S. ifadesinde, olayın kaza sonucu olduğunu söylemişti. Olaydan bir gün önce Siirt’te yüksekten düşme sonucu yaşanan ölümlü kaza haberini cep telefonundan okuduğu belirlenen zanlının akrabalarının aksine eşiyle mutlu bir evlilik yaşadığını söylemesi şüpheleri arttırdı. Bunun üzerine Yalova Cumhuriyet Savcılığı ve jandarma ekipleri soruşturmayı derinleştirdi. Şüpheliyi teknik ve fiziki takibe alan ekipler, son çare olarak Gaziantep’te 2020 yılında balkondan düşerek hayatını kaybeden Duygu Delen’in bilirkişi heyetine başvurdu. Heyet bölgede yaptığı detaylı incelemede olayın intihar ya da kaza sonucu olmadığını, maktulün itilmek suretiyle ölümüne sebebiyet verildiği kanaatine vardı. Bilirkişi raporunda, Semiha Sözer’in kayalıklarda bulunduğu yer ile düştüğü yer arasında fark olduğu belirtildi. Raporda ayrıca Semiha Sözer’in kafatasındaki ve elindeki kırıkların oluş şekli itibarıyla arkadan hızlı bir şekilde itildiğinin değerlendirildiği, maktulün bulundukları 1 metrelik düz alandan ancak koşarak atlaması halinde bulunduğu yere düşebileceği belirtildi. Raporda Semiha Sözer’in elbiselerinde herhangi bir sürüklenmeye bağlı bir ipucunun da bulunmadığına yer verildi. Öte yandan ekipler, olay öncesinde zanlının eşini aldattığına dair herhangi bir bulguya rastlamadı. 2022 yılında evlenen çiftin şiddetli geçimsizlik yaşadığı da öğrenildi. Zanlı E.N.S.’nin eşine çocuk istemediğine dair telefon mesajları gönderdiği de belirlendi.