Yerel Haberler
YEREL HABERLER
Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler 04 Mart 2026 Çarşamba - 18:02:03 Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:05 Arnavutköy’de, ARKENT’le İmrahor’da kentsel dönüşüm hızlanıyor İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında İmrahor Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje için protokol imzaları atıldı. 1-7 Mart Deprem Haftası’nda gerçekleştirilen imza töreniyle birlikte mahallede güvenli ve modern yaşam alanlarının inşa edilmesi hedefleniyor. Arnavutköy Belediyesi iştiraki Arkent A.Ş. tarafından yürütülen İmrahor Mahallesi Kentsel Yenileme Projesi’nin protokol imza töreni Nuri Pakdil Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Programa Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere ve hak sahipleri katıldı. İmrahor’da 119 bağımsız bölüm yapılacak İmzalanan protokol kapsamında İmrahor Mahallesi’nde bulunan 10367 ada 1 parselde önemli bir proje hayata geçirilecek. Toplam 8 bin 213 metrekare arsa alanı üzerinde yükselecek projede 17 bin 186 metrekare inşaat alanı bulunacak. Proje kapsamında 119 bağımsız bölüm inşa edilerek mahalleye güvenli ve modern yaşam alanları kazandırılacak. "Deprem değil, tedbirsizlik öldürür" Törende konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşadığını belirterek, "Bugün 1-7 Mart Deprem Haftası. Depremi en acı şekilde yaşayan toplumlardan biriyiz. Kısa süre önce Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadık. Ben yüksek mimar bir kardeşiniz olarak o depremde ikinci gün Hatay’ın Kırıkhan ilçesine gittim. Enkazdan hayatını kaybeden vatandaşlarımızı çıkardık, yardım çalışmalarına katıldık. Orada gördüğümüz şey şuydu: Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür. Evlerimizi ve iş yerlerimizi yenileyerek depreme hazırlıklı olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Kentsel dönüşümün hem can güvenliği hem de şehirlerin geleceği için önemli olduğunu ifade eden Candaroğlu, "Arnavutköy Belediyesi olarak yaklaşık bir buçuk yıl önce Arkent şirketimizi kurduk. Amacımız vatandaşlarımız ile müteahhitler, kurumlar ve kamu arasında köprü olmaktı. Bugün hamdolsun vatandaşlarımızın desteğiyle çığ gibi büyüyen bir süreç var. Yaklaşık 10 adada maliklerle yüzde yüz anlaşma sağladık. Hiçbir adada pay satışına gitmeden bu süreci yürütüyoruz" diye konuştu. Arnavutköy genelinde 13 adada bin 222 bağımsız bölüm Arnavutköy’de yürütülen kentsel yenileme çalışmalarının yalnızca İmrahor ile sınırlı olmadığını belirten Başkan Candaroğlu, "Bu proje mahallemize değer katacak. Hemşehrilerimize güvenli ve modern yaşam alanları sunacak ve geriden gelen vatandaşlarımıza da örnek olacak. İmrahor Mahallesi’nde sözleşmesini imzaladığımız 10 yapı adasında yaklaşık 763 konut ve 185 ticari bağımsız bölüm olmak üzere toplam 948 bağımsız bölüm üretimine başlanmış durumda. Bunun yanı sıra Haraççı Mahallesi’nde belediyemize ait alanlarda 3 yapı adasında yaklaşık 256 konut ve 18 ticari bağımsız bölüm planlanıyor. Böylece iki mahallede toplam 13 yapı adasında 1.019 konut ve 203 ticari alan olmak üzere toplam bin 222 bağımsız bölümü Arnavutköy’e kazandıracağız" dedi. "Vatandaş talebi her geçen gün artıyor" Projenin her geçen gün vatandaşların ilgisini çektiğini söyleyen Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere, "Bu çalışmalara öncelikle belediyemize ait arsalar üzerinde örnek projeler geliştirerek başladık. Bakanlık protokolü kapsamında ruhsat süreçleri yürütüldü. Daha sonra vatandaşlarla anlaşmalar yaptık. Yapılan projeleri ve inşaatların hızını gören vatandaşlarımızın talepleri arttı. Şu anda sürekli olarak ofisimize başvurular geliyor. Talep gelen bölgelerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün imzasını attığımız ada da talep gelen yerlerden biri" diye konuştu. "Van depremini yaşadım, dönüşüm önemli" Projede yer alan hak sahiplerinden Ahmet Çok ise geçmişte hissedarlar arasında mahkeme süreçleri yaşandığını ancak sürecin anlaşmayla sonuçlandığını belirterek, "Hisseler nedeniyle bir süredir mahkeme süreçleri vardı. Ancak çoğunluk sağlanınca dava geri çekildi. Bugün de imza töreni için bir araya geldik. Ben Van depreminde bulunmuş bir insanım. Depremi birebir yaşayan biriyim. Allah kimseye yaşatmasın. Bu yüzden bu tür dönüşümler çok önemli. Kendi dönüşümümüzün yapılması bizim için çok değerli" dedi. "Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak" Projenin Arnavutköy için önemli bir adım olduğunu söyleyen hak sahiplerinden Mustafa Ateşoğlu ise, "Başkanımızın ve Arkent yönetiminin vizyonuyla ortaya çıkan bu proje bizim için çok değerli ve anlamlı. Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak, yeni bir yol haritası oluşturacak bir çalışma. Böyle bir projenin parçası olduğumuz için memnunuz. Arnavutköy Belediyesi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Program, protokol imzalarının atılması ve hak sahipleriyle yapılan görüşmelerin ardından sona erdi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:57 Fırat Üniversitesi’nde 6 Şubat depremi, sergi ve konferansla ele alındı Fırat Üniversitesi’nde ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ grafik tasarım sergisi ve ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı düzenlendi. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde 1-7 Mart Deprem haftası nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu çerçevede İletişim Fakültesi’nde Mersin Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar tarafından ‘Zamanın Kırıldığı An 6 Şubat’ adlı grafik tasarım sergisi düzenlendi. Aynı zamanda Öğr. Gör. Dr. Gülten Acar tarafından deprem konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ‘Afet Dönemlerinde Dezenformasyon’ konferansı verildi. Önce sergiyi gezen öğrenciler ve akademisyenler ardından konferansı dinledi. Deprem döneminde yaşanan dezenformasyonlar hakkında öğrencilere deneyimlerini ve çalışmalarını aktaran Acar, daha sonra öğrencilerden gelen soruları cevapladı. Öğr. Gör. Dr. Hacı Mehmet Acar, "Ben Fırat Üniversitesi’nin çok eski bir öğrencisiyim. Ön lisans ile başladığım üniversitede doktora yaparak tamamlamıştım. Mersin Üniversitesi’nde görev yapıyorum ama burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Sergimiz 6 Şubat depremlerini konu edinen bir grafik tasarım sergisi. Tipografiyi ön plana alan bir sergi, teknik olarak ise karışık olarak yapıldı. Serginin amacı, bilindiği üzere deprem ülkesiyiz. Depremle alakalı bir farkındalık oluşturmak, yaşadığımız acıları unutmamak ve bundan sonra benzer acıları yaşamamak adına, bu konuya dikkat çekmek istedim" dedi. Depremle yıllardır karşı karşıya olduklarını aktaran Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Recep Bağcı, "Yılların birikimi bizim neslin üzerinde geçiyor. Deprem haftası münasebetiyle düzenlenen programda emeği geçen hocalarımıza teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Afetlerde dezenformasyon konusuna olan ilgisini anlatan Mersin Üniversitesi akademisyeni Dr. Gülcan Acar, "Doktora tezimde, afet dönemlerinde habercilik gündem belirleme kuramına çalıştım. Dezenformasyon süreciyle ilgili olarak da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının düzenlediği ‘Eğiticilerin eğitim’ programlarına katıldım. Dezenformasyon konusunda çeşitli eğitimler aldım. Deprem konusu da dezenformasyonun çok yaygın olduğu bir alan olduğu için bu konuda bir farkındalık oluşturulması gerektiğini düşündüğüm için sizlerle bir araya geldim" sözlerini kullandı.
Aydın’da 16 yıl önce kaybolan kardeşler için kazı çalışması başlatıldı
03 Mart 2026 Salı - 20:28 Aydın’da 16 yıl önce kaybolan kardeşler için kazı çalışması başlatıldı Aydın’da 25 Aralık 2009 tarihinde işe gitmek için evden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamayan iki kardeşin öldürülüp gömülmüş olma ihtimali üzerine dedektör köpekler ile kazı çalışması başlatıldı. Efeler ilçesinde gıda toptancılığı yapan Kenan (36) ve Sinan (28) Demirhoş kardeşler, 25 Aralık 2009 tarihinde işe gitmek için evden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamadı. Ailenin kayıp başvurusu üzerine çalışma başlatan polis, iki kardeşin evden ayrıldığı aracı Ata Mahallesi’nde terk edilmiş vaziyette buldu. 16 yıldır kardeşlerin izine rastlanamazken, anne Ümmü ve baba Mustafa Demirhoş çocuklarından ümidini kesmedi. Dosyayı yeniden açan Aydın İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, iki kardeşin öldürüldükten sonra gömülmüş olma ihtimali üzerine farklı adreslerde kazı çalışması başlattı. Dedektör köpeklerin de kullanıldığı bugünkü kazılarda herhangi bir sonuca ulaşılamadığı öğrenildi. Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "25.12.2009 tarihinden itibaren kayıp şahıs olarak aranan Kenan ve Sinan Demirhoş isimli şahısların bulunmasına yönelik Asayiş Şube Müdürlüğü personelimizce yapılan çalışmalarda bahse konu şahısların öldürülüp gömülmüş olabileceği değerlendirilmiş, 03.03.2026 tarihinde ilimizde bulunan farklı adreslerde iş makineleri ve dedektör köpek ile birlikte kazı çalışmalarına başlanmıştır" denildi.
İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor
03 Mart 2026 Salı - 20:18 İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor Düzce’de otomotiv sektörü 2026 yılına durgunlukla başlarken, sektör temsilcileri yatırımcıların farklı alanlara yönelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendiriyor. Düzce’de uzun yıllardır galericilik yapan İhsan Açıkgöz, 2026 yılı itibariyle otomotiv piyasasında yaşanan durgunluğa ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalardaki yön değişimlerinin sektörü doğrudan etkilediğini belirten Açıkgöz, araç alım satımında ciddi bir yavaşlama yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda kripto para borsalarındaki yükseliş dönemini hatırlatan Açıkgöz, "Kripto para artarken herkes o işin uzmanıydı. Ardından araç fiyatları yükseldi, bu kez herkes araç satış uzmanı oldu. Şimdi ise altın ve gümüş yükseliyor, herkes bu alanın uzmanı kesildi" dedi. 30 yılı aşkın süredir galericilik yaptıklarını belirten Açıkgöz, çok iyi ve çok kötü piyasa dönemleri gördüklerini vurguladı. "Araç satışı eş-dost üzerinden dönüyor" Mevcut dönemde araç alım satımının büyük ölçüde tanıdık çevre üzerinden gerçekleştiğini söyleyen Açıkgöz, şehir dışından araç alımının ciddi oranda azaldığını kaydederek, "İnsanlar artık ’Arabamı satayım’ diye galerilere koşmuyor. Sadece eş, dost ve tanıdık vasıtasıyla alım satım yapılıyor. Şehir dışından araç almaya kimse sıcak bakmıyor. Çünkü dışarıdan alınan araçlarda yaşanan sorunlar güveni zedeledi. Bu nedenle alışveriş daha çok bilindik çevrede dönüyor" diye konuştu. Altın ve gümüş yatırımı araç satışını etkiliyor Araç satışlarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yatırım tercihlerindeki değişim olduğunu belirten Açıkgöz, vatandaşların birikimlerini otomobile bağlamak yerine altın ve gümüşe yöneldiğini söyleyerek, "Altın ve gümüş sürekli yükseliyor. İnsanlar parasını faize ya da kıymetli metallere yatırıyor. Yüksek faiz oranları da piyasayı etkiliyor. Çoğu esnaf şu an kâr etmiyor, sadece günü kurtarıyor. Ancak müşteri portföyü güçlü olan işletmeler ayakta kalabiliyor" şeklinde konuştu. "Savaş bitmeden piyasaların düzelmesini beklemek yanlış" Altın ve gümüş fiyatlarındaki yükselişi de küresel gelişmelere bağlayan İhsan Açıkgöz, piyasaların normalleşmesi için uluslararası gerilimlerin sona ermesi gerektiğini savunarak, "Altın ve gümüş savaş odaklı yükseliyor. Ne zaman savaşlar biter, o zaman bu emtialarda gerileme olur. Ardından araç ticareti, arsa ve konut piyasası yeniden hareketlenir. Ancak savaşlar bitmeden eski düzenin geri gelmesini beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.
Başkan Er, vatandaşların mahalle bakkallarına ve fırınlarına olan borçlarını kapattı
03 Mart 2026 Salı - 20:15 Başkan Er, vatandaşların mahalle bakkallarına ve fırınlarına olan borçlarını kapattı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, mübarek Ramazan ayında Osmanlı’dan miras kalan zimem defteri geleneğini sürdürerek, ihtiyaç sahibi vatandaşların mahalle bakkallarına olan borçlarını kapattı. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Osmanlı döneminde Ramazan aylarında maddi durumu iyi olanların bakkal esnafının veresiye defterlerini rastgele sayfalar seçerek satın alıp borçlarını silme geleneğini sürdürdü. Kentte ihtiyaç sahiplerinin yoğunlukta yaşadığı mahallelere giden Başkan Er, zimem defteri geleneği kapsamında ihtiyaç sahiplerinin bütün borçlarını kapattı. Bakkalların mahalle için önemli yerler olduğunu dile getiren Başkan Er, "3,5 sene bakkallık yaptım. Mahalle bakkalı çok önemli; mahallenin en güvendiği yerdir. Bakkal, o mahallenin ağabeyidir, amcasıdır, kardeşidir, evladıdır. Gelir derdini sana anlatır. Aileler çocuklarını bakkala emanet ederlerdi. Ben bakkallık yaparken aileler çocuklarını getirirlerdi. Benim matematiğim çok iyiydi. Çocuklara ders çalıştırırdım" dedi. Ziyaretinde bakkallardan borç defterlerini isteyen Başkan Sami Er, "Osmanlı’da zimem defteri geleneği vardır. Hali vakti yerinde olan insanlar bakkala gider, mahallelinin ne borcu varsa bir sayfayı açar öderdi. Biz sadece bir sayfayı değil, bütün borç defterini kapatacağız. Bakkala borcu olan mutlaka ihtiyaç sahibidir. Biz o borçları kapatmaya geldik. Büyükşehir Belediyemizin de imkânları var ama hayır sahipleriyle vatandaşlar arasında bir köprü oluşturuyoruz" diye konuştu. Hayırseverler ile ihtiyaç sahibi vatandaşlar arasında köprü görevi üstlenen Büyükşehir Belediyesi, bakkallara ve fırınlara borçlu olan ihtiyaç sahibi vatandaşların borçlarını kapatmak isteyen hayırseverlerin de desteklerini bekliyor.
İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor
03 Mart 2026 Salı - 20:05 İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor Düzce’de otomotiv sektörü 2026 yılına durgunlukla başlarken, sektör temsilcileri yatırımcıların farklı alanlara yönelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendiriyor. Düzce’de uzun yıllardır galericilik yapan İhsan Açıkgöz, 2026 yılı itibariyle otomotiv piyasasında yaşanan durgunluğa ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalardaki yön değişimlerinin sektörü doğrudan etkilediğini belirten Açıkgöz, araç alım satımında ciddi bir yavaşlama yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda kripto para borsalarındaki yükseliş dönemini hatırlatan Açıkgöz, "Kripto para artarken herkes o işin uzmanıydı. Ardından araç fiyatları yükseldi, bu kez herkes araç satış uzmanı oldu. Şimdi ise altın ve gümüş yükseliyor, herkes bu alanın uzmanı kesildi" dedi. 30 yılı aşkın süredir galericilik yaptıklarını belirten Açıkgöz, çok iyi ve çok kötü piyasa dönemleri gördüklerini vurguladı. "Araç satışı eş-dost üzerinden dönüyor" Mevcut dönemde araç alım satımının büyük ölçüde tanıdık çevre üzerinden gerçekleştiğini söyleyen Açıkgöz, şehir dışından araç alımının ciddi oranda azaldığını kaydederek, "İnsanlar artık ’Arabamı satayım’ diye galerilere koşmuyor. Sadece eş, dost ve tanıdık vasıtasıyla alım satım yapılıyor. Şehir dışından araç almaya kimse sıcak bakmıyor. Çünkü dışarıdan alınan araçlarda yaşanan sorunlar güveni zedeledi. Bu nedenle alışveriş daha çok bilindik çevrede dönüyor" diye konuştu. Altın ve gümüş yatırımı araç satışını etkiliyor Araç satışlarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yatırım tercihlerindeki değişim olduğunu belirten Açıkgöz, vatandaşların birikimlerini otomobile bağlamak yerine altın ve gümüşe yöneldiğini söyleyerek, "Altın ve gümüş sürekli yükseliyor. İnsanlar parasını faize ya da kıymetli metallere yatırıyor. Yüksek faiz oranları da piyasayı etkiliyor. Çoğu esnaf şu an kâr etmiyor, sadece günü kurtarıyor. Ancak müşteri portföyü güçlü olan işletmeler ayakta kalabiliyor" şeklinde konuştu. "Savaş bitmeden piyasaların düzelmesini beklemek yanlış" Altın ve gümüş fiyatlarındaki yükselişi de küresel gelişmelere bağlayan İhsan Açıkgöz, piyasaların normalleşmesi için uluslararası gerilimlerin sona ermesi gerektiğini savunarak, "Altın ve gümüş savaş odaklı yükseliyor. Ne zaman savaşlar biter, o zaman bu emtialarda gerileme olur. Ardından araç ticareti, arsa ve konut piyasası yeniden hareketlenir. Ancak savaşlar bitmeden eski düzenin geri gelmesini beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.
10 bin kişi deniz kenarında iftarda buluştu
03 Mart 2026 Salı - 20:09 10 bin kişi deniz kenarında iftarda buluştu Mersin’in Erdemli ilçesinde vatandaşlar, Erdemli Belediyesi’nin geleneksel iftar sofrasında bir araya geldi. Ramazan ayı dolayısıyla tüm Türkiye’de olduğu gibi Erdemli’de de binlerce kişi iftar için aynı sofrada buluştu. Deniz kenarında kurulan sofralarda yaklaşık 10 bin kişi ellerini semaya kaldırarak dua edip, oruçlarını birlikte açtı. İftar öncesi vatandaşlar davul, zurna ve maniler eşliğinde iftara çağrıldı. Dr. Devlet Bahçeli Meydanı’nda yoğun katılımın olduğu programda meddah, Nasrettin Hoca, İbiş, semazen, kum sanatı, Hacivat ve Karagöz, ateşbaz gösterileri ve konser yer aldı. Çocuklar için kurulan oyun parkurunda çeşitli geleneksel gösteriler sahnelenirken, yüz boyama ve balon dağıtımı yapıldı. Birlik ve beraberlik içerisinde iftar yaptıkları için çok mutlu olduğunu ifade eden Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, "11 ayın sultanı Ramazan ayında bugün Devlet Bahçeli Meydanı’nda vatandaşlarımızla birlikte iftar soframızda buluşuyoruz. 10 bin vatandaşımız bugün bizimle birlikte aynı sofrada iftarını açacak. Ben bugün bu iftar soframıza icabet eden vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Yoğun ilgi gösteren Erdemli’nin Erdemli insanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu. Toplu bir şekilde iftar yaptıkları için memnun olduğunu ifade eden Ayşe Tezcan, "Her gün aynı evde yalnız başımıza iftar açıyorduk. Bugün dedik kalabalık toplu olarak iftarımızı açalım. Hep birlikte Ramazan’ın maneviyatını yaşıyoruz" dedi. Ramazan’ın atmosferinin böyle bir iftarda daha iyi yaşandığını ifade eden Ali Yavuz da, "İlk önce belediye başkanına çok teşekkür ederim bu iftarı hazırladığı için. Ben Kütahya’dan geliyorum şu an. Gerçekten çok güzel, manevi bir duygu var burada. Buradaki insanlar birbirine kaynaşmış bir şekilde çok güzel. Buranın iftarı güzel, birbiriyle tanışması güzel. Teşekkür ederim başkana" diye konuştu. İftar sofrasını hazırlayanlara teşekkür eden Yasemin Bozkır ise, "Hazırlayan, sunan herkese, belediye başkanına teşekkür ediyoruz ama tabii evle buranın arası çok farklı. Buranın atmosferi daha güzel. Birlik, kardeşlik bağımız çok güzel" dedi. Birlik beraberlik içerisinde güzel bir iftar yaptıklarını ifade eden Hüseyin Bakkal, "Mustafa Kara başkanımdan Allah razı olsun. Ramazan’a yakışır birlik beraberlik içerisinde böyle güzel sofra kurduğu için gönül sofrası kurduğu için tekrardan teşekkür ediyorum. Burada toplu yemekler, toplu halde iftar açmak eski bir gelenektir. Ramazan’ın ruhuna yakışır bir şey. Onun için tekrardan teşekkür ediyorum böyle bir organizasyon için" şeklinde konuştu.
Zeytinburnu’nda cesetleri bulunan anne ve kızın cenazeleri Adli Tıp Kurumu’ndan alındı
03 Mart 2026 Salı - 20:10 Zeytinburnu’nda cesetleri bulunan anne ve kızın cenazeleri Adli Tıp Kurumu’ndan alındı İstanbul Zeytinburnu’nda denize atlamaları sonucu hayatını kaybeden anne ve kızının cenazeleri aile yakınları tarafından Adli Tıp Kurumu morgundan alındı. Olay, dün akşam saat 22.00 sıralarında Zeytinburnu’nda bulunan Kazlıçeşme Sahili’nde yaşandı. Balık tutmaya gelen vatandaşlar denizde gördükleri hareketsiz halde duran insan bedeni sonrası polise ihbarda bulunmuş, olay yerine gelen polis ekiplerinin yaptığı inceleme sonrası, denizden çıkartılan cesedin 8 yaşındaki H.İ.Ş.’ye ait olduğu ortaya çıkmıştı. İlk cesedin bulunmasından 1 saat sonra sahil güvenlik ekiplerinin yaptığı geniş kapsamlı arama sonucu anne Fatma Nur Çelik isimli şahsın (30) de cesedine ulaşıldı. Olay yerinde bulunan görgü tanıklarının ifadelerine göre önce annenin, daha sonra ise kızının denize atlayarak hayatını kaybettiği iddia edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken cenazeler otopsi işlemlerinin tamamlanması için Adli Tıp morguna kaldırıldı. Bugün ise otopsisi tamamlanan anne ve kızının cenazesi aile yakınları tarafından teslim alındı. "3 senedir anne ve kızın sesini duyurmaya çalışıyoruz" Avukat Buse Naz Güneş yaptığı açıklamada, "Ben kendisini 3 yıl önce bir dernek aracılığıyla tanıdım. 3 senedir anne ve kızın sesini duyurmaya çalışıyoruz. Soruşturma aşamasında zaten çok büyük sorunlarla karşılaştık. Dosyayı üstlendik, kovuşturma aşamasındaydık. Zaten hala çok şaşkınım. Sanıyorum 1 hafta önce çocuğunu kendisi bir özel hastaneye yatırmıştık bir süre tedavi alması için. Çünkü çocuk artık yaşadığı travmalardan ve ihmallerden kaynaklı olarak yemeden içmeden kesilmişti. Zar zor şırıngayla artık birkaç damla su verilecek şekilde bekleniyordu. Bu sebeple öncelikle acil bir şekilde bir özel hastaneye yatışı yapıldı. Burada kısa bir tedavi görüldü ilk müdahale olarak. Daha sonra bu çocuğun psikolojik açıdan destek alması gerektiği için tam teşekküllü bir hastaneye yatışının yapılması konusunda zaten biz haftalardır belki yetkililerle iletişim halindeyiz" şeklinde konuştu. "Avukatı olarak değil 3 senedir tanıdığım bir dostum için konuşuyorum" Çocuğun önceki süreçte neşeli bir yapısı olduğuna değinen Güneş, "Ben bunu şu an avukatı olarak değil 3 senedir tanıdığım bir dostum için konuşuyorum. O yüzden cümlelerim çok profesyonel gelmeyebilir ama gerçekten 7 yaşında bir çocuk, neşeyle bana sarılan, hayata böyle çok bağlı olan, çok zeki olan, çok akıllı bir çocuktu kendisi" ifadelerini kullandı. "Şüpheli olmayan tek şey bir karanlığın el birliğiyle anne ve çocuğu aldığıdır" "Babası bir gün bile ne gözaltına alındı ne tutuklu yargılandı" şeklinde açıklamasına devam eden avukat, "Bir gün bile hapis yüzü görmedi. Ben ifadeye çağrılacağını düşünmüyorum şu an. Zaten biz şüpheli bir ölüm olduğunu belirtiyoruz ancak ben de henüz raporlara ulaşamadım. İntihar olup olmadığı ile ilgili veya arkasında başka bir şey olup olmadığı ile ilgili net bir şey söyleyemiyoruz. Şu an şüpheli bir ölüm var ama şüpheli olmayan tek şey bir karanlığın el birliğiyle anne ve çocuğu aldığıdır" dedi. "Anne 3 sene boyunca inanılmaz bir mücadele verdi" Açıklamasına devamında Avukat Güneş, "Anne, biz ilk tanıştığımızda kendisi de çok daha dirayetliydi. Bu 3 sene boyunca inanılmaz bir mücadele verdi. Tek başına, yanında hiç kimse yoktu, tek başına mücadele verdi ve bu süreçte oldukça yıprandı. Kendisini zaten bildikleri için çocuğuyla korkuttular. Sürekli adliye önünde eylem yaptığı esnada bu eylemlere devam edersen bak çocuğu ihmal ediyor olursun, işte çocuğun elinden alınır gibi şeylerin kendisine gayri resmi yollarla söylendiğini bize söylüyordu. Sürekli korkutulmaya, sindirilmeye çalışılıyordu" dedi.