Yerel Haberler
Adana
Kepme: "Finlandiya ve ülkemiz arasında bir ilke imza atmaktan onur duyuyoruz" 23 Mart 2026 Pazartesi - 14:52:11 İstanbul Lider Koleji İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme, Finlandiya’nın uygulamalı bilimler alanındaki üniversitelerinden olan Laurea’dan akademisyen heyetinin ilk kez Türkiye’de öğrencilere ‘kabul sınavı’ yapacağını açıklayarak, süreçten memnuniyet duyduğunu söyledi. Finlandiya’nın dünyaca ünlü üniversitelerinden Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, öğrenci seçimi süreci kapsamında ilk kez Türkiye’ye bir heyet göndererek fiziksel sınav gerçekleştirecek. Bu sınav İstanbul Lider Koleji iş birliğiyle gerçekleşecek. İlk 30 öğrencinin sınav ücreti ev sahibinden Böylece Türkiye’den Finlandiya’da eğitim almak isteyen öğrenciler, Laurea’nın öğrenci kabul sürecine kendi ülkelerinde, daha erişilebilir şartlarda katılma imkanı bulacak. İstanbul Lider Kolejleri’nin sunduğu destek kapsamında ise sınava başvuran ilk 30 öğrencinin sınav giriş ücretleri kolej tarafından karşılanacak. Başvurular başladı Laurea’nın resmi duyurularına göre Türkiye başvuru dönemi 18 Mart- 1 Nisan tarihleri arasında açık olacak. Adayların başvuru evrakını sisteme yüklemeleri için son tarih ise 8 Nisan. Uygun bulunan adaylara sınav davetleri daha sonra iletilecek ve giriş sınavları 21-24 Nisan tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek. Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi; İşletme Yönetimi, İşletme Bilişim Teknolojileri ve Sağlık Hizmetleri alanlarında Türkiye’den başvurular kabul ediyor. Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’ndeki bu bölümler Türkiye’de İşletme, Yönetim Bilişim Sistemleri ve Hemşirelik bölümlerine denk geliyor. Sınavın Türkiye ayağı Ankara’da Başvuru sürecinde öğrencilerden lise transkripti, lise diploması ya da mezuniyet durumunu gösteren resmi belge ve en az IELTS 6.0 veya eşdeğeri bir İngilizce yeterlilik sonucu talep ediliyor. Sınav süreci, teorik değerlendirme ve mülakat olmak üzere iki temel aşamadan oluşuyor. Laurea’nın ilgili sayfalarında, Türkiye uygulamasında sınavların Ankara’da yapılacağı ve yalnızca uygun bulunan adayların sınava davet edileceği belirtildi. "Finlandiya ve ülkemiz arasında bir ilke imza atmaktan onur duyuyoruz" İstanbul Lider Kolejleri İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme de sürece ilişkin değerlendirmesinde bu iş birliğinin yalnızca akademik bir sınav organizasyonu olarak değil, öğrencilerin küresel geleceklerine dokunan stratejik bir adım olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Kepme, "Sektörle iç içe, uluslararası ölçekte güçlü bir eğitim modeli sunan Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin Türkiye’ye ilk kez bir heyet göndererek öğrenci kabul sınavı yapacak olması, eğitim dünyamız adına son derece kıymetli bir gelişmedir ve Türkiye’de bir ilktir. Gençlerimizin uluslararası eğitim fırsatlarına doğrudan erişebilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle ilk 30 öğrencinin sınav giriş ücretlerini karşılayarak öğrencilerimizi bu yolculukta somut biçimde desteklemek istedik. İstanbul Lider Koleji olarak gençlerimizin hayallerini ve hedeflerini desteklemek için ulusal ve uluslararası iş birliklerimize devam edeceğiz" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:40 Petrol yerine nişasta: 180 günde biyobozunabilen plastik alternatifi Adana merkezli Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyoplastik ham maddelerle plastik kirliliğine çevreci bir alternatif sunuyor. Bitki bazlı biyopolimerlerden üretilen ürünler 180 gün içinde doğada çözünerek gübreye dönüşebiliyor. Bu ürünler, EN 13432 standardına uygun olarak doğada tamamen biyolojik olarak çözünüyor ve mikroplastik oluşumuna yol açmıyor. Biyoplastikler, geleneksel plastiklerden çevresel etkileri bakımından ayrışırken, plastik türleri arasındaki farkların doğru anlaşılmasının önemi de giderek daha fazla gündeme geliyor. Plastik atıkların çevreye verdiği zarar her geçen gün daha fazla gündeme gelirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan’ın tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelere ilişkin yaptığı son açıklamalar, çevreci alternatifler açısından önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Turan, yönetmelik taslağında biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilerek muaf tutulmasının planlandığını belirtirken, planlanan düzenlemenin Sıfır Atık yaklaşımı ve döngüsel ekonomi hedefleri çerçevesinde, petrol bazlı ve oksobozunur plastiklerden biyobozunur plastiklerin ayrı tutulmasını öngördüğünü ifade etti. Bu yaklaşım, sektör temsilcileri tarafından "her plastik aynı değildir" anlayışının mevzuata yansıması olarak değerlendirilirken; petrol bazlı plastiklerin doğada yüzlerce yıl kalabildiği, oksobozunur plastiklerin ise parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak çevreye kalıcı zarar verebildiği hatırlatılıyor. Nişasta bazlı biyoplastiklerin uygun şartlar altında tamamen biyolojik olarak çözünerek doğaya geri dönebildiği vurgulanıyor. Bu da sürdürülebilir malzeme geliştiren sektörler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Plastik kirliliğine sürdürülebilir çözüm Sunar NP tarafından mısır nişastasından üretilen biyopolimerler, kısa sürede doğada biyolojik olarak çözünerek plastik kirliliğine karşı sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Bu kapsamda, biyobozunur plastiklerin mevzuatta ayrı bir kategoride ele alınması ve teşvik edilmesi yönündeki yaklaşımın hem çevresel etkilerin azaltılması hem de yerli ve yenilikçi üretim kapasitesinin desteklenmesi açısından kritik bir adım olduğu vurgulanıyor. Bu yaklaşım sayesinde karbon ayak izinin düşürülmesine ve ithal petrokimya bağımlılığının azaltılmasına da katkı sağlanıyor. Avrupa Birliği’nde uygulanan bu yaklaşımda, biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler kullanım alanlarına göre ayrıştırılarak özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ürünlerde teşvik ediliyor. Bu sayede hem atık yönetimi süreçleri daha verimli hale getiriliyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. "Çevre dostu ürünler, yaygınlaşmalı" Bakanlığın tek kullanımlık plastiklere yönelik planladığı düzenlemeye dair görüşlerini paylaşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, bu yaklaşımı desteklediklerini belirterek, "Biyobozunur alternatiflerle tek kullanımlık plastiklerin aynı yönetmeliğe tabi olmaması son derece kritik bir önem taşıyor. Yönetmeliğin bunu açık ve net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm plastiklerin aynı olmadığı gerçeği doğrultusunda biyobozunur plastiklerin diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyor. Çevre dostu ürünlerin yaygınlaşması, doğanın korunması ve sürdürülebilir üretim açısından büyük önem taşıyor" dedi. Çomu ayrıca, oksobozunur plastiklerin aksine biyoplastiklerin mikroplastik oluşumuna yol açmadığını ve çevresel etki profillerinin farklı olduğunu vurguladı. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, mısır nişastasından üretilen biyoplastik ürünlerin plastik sektöründe çevreci bir dönüşümün parçası olduğunu belirterek ürünün geliştirilme sürecini de anlattı. Çomu, ürünlerin TÜV sertifikalı olduğunu ve Türkiye’de biyoplastik alanında ilk nişasta bazlı üretici olduklarını ifade etti. Ayrıca Avrupa Birliği’nin Packaging and Packaging Waste Regulation çerçevesinde biyoplastiklerin yasal olarak tanımlanması ve teşvik edilmesinin önemli bir örnek olduğunu söyledi. "Bu ürünün geleceği olduğunu yıllar önce gördük" Çomu, biyoplastik çalışmalarının temellerinin yaklaşık 15 yıl önce atıldığını belirterek, şirket mühendislerinin dünyadaki nişasta bazlı ürünleri incelemesiyle sürecin başladığını söyleyerek, "O dönemde dünyada nişasta bazlı ürünlerden neler üretildiğini araştırmaya başladık. Rakiplerimizin bu ürünleri ürettiğini mühendislerimiz fark etti. 2012–2013 yıllarında AR-GE yöneticimizle babam arasında geçen bir görüşmede ’bu ürünün geleceği var, yatırım yapmalıyız’ fikri ortaya çıktı. Sonrasında yaklaşık 4–5 yıl boyunca tesislerde sadece bu ürünlerin kombinasyonları üzerine çalıştık" dedi. "Birçok plastik ürünün çevreci alternatifi üretilebiliyor" Biyopolimerlerin birçok farklı sektörde kullanılabildiğini ifade eden Çomu, ürünlerin plastik içindeki biyolojik oranı artırarak çevresel etkiyi azalttığını belirtti. Mustafa Nuri Çomu, "Termoplastik nişasta ve termoplastik nişasta içeren biyoplastik hammaddeleri üretiyoruz. Bu malzemeler biyoplastik formülasyonlarında biyobazlı içeriği artırmak amacıyla kullanılıyor. Bu hammaddelerle tek kullanımlık poşetler, kargo poşetleri, çöp torbaları, çatal-kaşık gibi ürünler, kulak çöpleri, içecek karıştırıcıları, pipetler, çeşitli ambalaj malzemeleri, tarım sektöründe kullanılan örtü filmleri ve hatta 3D yazıcı filamentleri üretilebiliyor" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de ham maddeden üretim yapan tek üreticiyiz" Türkiye’de nişasta bazlı biyoplastik ham maddesini üreten tek entegre üretici olduklarını vurgulayan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, üretimin büyük bölümünün ihracata yönelik olduğunu söyledi. Çomu, "Türkiye’de nişastadan, bu ürünü ham maddeden başlayarak üreten tek entegre üreticiyiz. Şu anda ağırlıklı olarak ihracata çalışıyoruz. Avrupa, Çin, Uzak Doğu ve Güney Amerika’da bu ürünler regülasyonlarla destekleniyor. Devletler petrol bazlı plastikleri yasaklayarak veya ek ücretler getirerek bu ürünlerin kullanımını teşvik ediyor" ifadelerini kullandı. "Devlet politikalarıyla kullanım hızla artabilir" Türkiye’de benzer teşvik mekanizmalarının devreye alınması halinde biyoplastik kullanımının hızla yaygınlaşabileceğini belirten Çomu, birçok zincir marketin bu ürünleri kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Türkiye’deki ambalaj üreticilerinin ise biyoplastik ambalajlar ve tek kullanımlık ürünleri halihazırda ağırlıklı olarak ihracat için ürettiğini ifade etti. Çomu, "Eğer bu yönde bir politika uygulanırsa birçok zincir market bu ürünleri kullanmaya hazır. Biz de bu konuda üretimlerimizi sürdürüyoruz. 2020 yılından bu yana Avrupa’da da birçok iş ve sürdürülebilirlik ödülü aldık" dedi. Çomu ayrıca Türkiye’nin iklim politikaları açısından önemli bir döneme girdiğini belirterek, "Türkiye’nin COP31 yılı olması nedeniyle çevre ve sürdürülebilirlik alanında atılacak adımlar uluslararası ölçekte de büyük önem taşıyor. Biyobozunur ve bitki bazlı ürünlerin teşvik edilmesiyle Türkiye bu alanda öncü ülkelerden biri olabilir. Biz de Sunar Yatırım olarak bu dönüşümü sonuna kadar desteklemeye ve katkı sunmaya hazırız" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:17 80 yaşında Çukurova kamışlarını sanata dönüştürüyor ADANA (İHA) – Adana’da 80 yaşındaki ney ustası Çukurova’nın sazlıklarından topladığı kamışları atölyesinde sanata dönüştürüp gelecek nesillere aktarıyor. Kozan ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Yunus Can, Çukurova’nın sazlıklarından topladığı kamışları evinin bodrum katındaki atölyesinde neye dönüştürerek yarım asra yaklaşan emeğini sürdürüyor. Kozan’ın ilk ney ustası olan Can, hem üretim yapıyor hem de yetiştirdiği öğrencilerle unutulan sanatını geleceğe taşıyor. Ney ile tanışmasının 20-25 yıl öncesine dayandığını anlatan Can, "Bir arkadaşımın evinde bir ney metodu gördüm. İçinde bir Muş türküsü dikkatimi çekti. O kitabı aldım. Metot, rahmetli Süleyman Evgüner’e aitti. Oradan neyin nasıl yapıldığını, nasıl üflendiğini, nasıl çalındığını öğrendim. ’Ben bunu yaparım’ dedim ve kamış toplamaya başladım" dedi. "Her kamış ney olmaz" Ney yapımının sabır ve titizlik istediğini vurgulayan Can, "Her kamış neye gelmez. Kamışların boğum aralıklarının birbirine yakın ve dengeli olması gerekir. Tarladan kesip getiriyoruz ama hemen olmuyor. En az bir yıl kuruması gerekiyor. Bizim bölgemiz sıcak olduğu için bazen altı ay da yeterli oluyor. Kuruduktan sonra dış kabuğunu temizliyoruz, içini açıyoruz ve neyin yapım aşamasına geçiyoruz" diye konuştu. Can, 24 çeşit ney bulunduğunu belirterek, her birinin ayrı bir ölçü ve ses karakterine sahip olduğunu ifade etti. "Neye rağbet az, fakat gönül verenler var" Kozan’da ney yapımını başlatan isim olduğunu dile getiren Yunus Can, bilgisini öğrencileriyle paylaştığını ve sanatın gelecek nesillere aktarılması için bilgiyi kendine saklamadığını ifade ederek, "Bu birikim sadece benimle gitmesin istedim. Birçok kişiye öğrettim. Şimdi burada yapan birkaç arkadaşımız var. Takıldıkları yerde hala yardımcı oluyorum. Toplanırız, meşk yaparız. Ama gençler biraz uzak. Neye rağbet az, fakat gönül verenler var" dedi. "Kozan için büyük bir değer" Neyle Yunus Can öğretmeni sayesinde tanıştığını belirten Zahit Emre Sönmez ise uygun vakitlerinde ney üflediğini söyleyerek, "Yunus hocamla yıllar önce tanıştık. Neylerinden aldık, birlikte meşk yaptık. Ney yapımı gerçekten zor bir iş. Ben de denemeler yaptım ama kolay değil. Kozan’da böyle bir atölyenin ve böyle bir ustanın olması büyük bir avantaj. Değerinin bilinmesi ve desteklenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
ATDSK hedef büyüttü
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:21 ATDSK hedef büyüttü Adana Tenis, Dağ ve Su Sporları Kulübü (ATDSK) Başkanı Ali Refah Keskin, son 5 yıldır uyguladıkları ‘İtalyan Modeli’ ile tenisteki başarıyı artırdıklarını, ‘Marka şehir Adana’ hedefiyle Adana’yı teniste ‘1’ numara yapmak, teniste Avrupa ile Asya arasındaki merkez haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. ATDSK Başkanı Ali Refah Keskin, Adana Tenis İl Temsilcisi Abdullah Taş ile birlikte yaptığı basın toplantısında kurulduğu 1969 yılından bu yana Türk tenisine milli tenisçiler yetiştiren kulübün misyonunu, başarılarını vurguladı, geleceğe dönük vizyon çizdi. Önceki gün yaşamını yitiren TSYD Adana eski Şube Başkanı Kerim Hoşfikirer’i anarak konuşmasına başlayan Başkan Keskin, lisanslı sporcu sayıları, başarılar, Türk tenisine hizmet yolunda son 8 yılda yapılan yatırımları ve yapmayı planladıkları projeleri dile getirdi. 12, 14,16 ve 18 yaşta bir yılda 5 tenisçiyi milli takıma veren Türkiye’deki tek kulüp olduklarını, İtalyan modeli sonrası 14 oyuncuyu milli takıma verdiklerini hatırlatan Keskin, Çukurova Üniversitesi ile birlikte yapmayı planladıkları proje çerçevesinde üniversite öğrencilerine istihdam müjdesi verdi. "Öğrenciler staj yaparken para kazanmalarını sağlayacağız" Rektörlük ile yapacakları görüşmede, üniversite bünyesinde atıl durumda bulunan tenis kortlarını Adana’ya kazandırmak, bununla birlikte ÇÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerini geleceğin eğitimli antrenörleri olarak Türk tenisine kazandırmak ve onlara istihdam sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Keskin, "Çukurova Üniversitesi’nde 5-6 yıldır kullanılmayan kortları aktif hale getirmek, orada altyapıdan itibaren sporcular yetiştirirken, tüm Adana’nın da kullanımına açmak istiyoruz. Yine üniversitemizin Spor Bilimleri Fakültesi’nde okuyan öğrencilerden, 3’üncü sınıftan itibaren branş olarak tenis antrenörlüğünü seçtiklerinde onları kortlarımızda iş imkanı verip, en az asgari ücretle çalışmalarına, staj yaparken kazanmalarına imkan sağlayacağız. Bu öğrencilerimiz tenis derslerini alırken, kortlarda da uygulamanın içerisinde olacak ve mezun olduklarında hem alaylı, hem mektepli vasıflı tenis antrenörü olarak sisteme dahil olacaklar" dedi. "Marka şehir Adana" Uluslararası Tenis Federasyonu’nun, Avrupa ile Asya arasında köprü konumdaki Türkiye’yi önemsediğine dikkat çeken ATDSK Başkanı Keskin, ‘Marka Şehir Adana’ hedefiyle tenis sporu aracılığıyla Adana’ya hizmet etmek istediklerini söyledi. Bu çerçevede 28 dönümlük arazide tenis ve padel tenis yatırımı yapmak için proje hazırladıklarını açıklayan Keskin, "Biz ATDSK olarak ay yıldızlı bayrağımıza hizmet için çok büyük yatırımlar yaptık. Bunu büyütmek ve marka şehir Adana’yı National Traning Center (NTC-Ulusal Kamp Merkezi) yapmak istiyoruz. Uluslararası Tenis Federasyonu’nun kriterlerini yerine getirip, yılda 10 ay tenis oynama iklimine sahip Adana’ya NTC’yi kazandırmak istiyoruz. Bu merkezle birlikte Adana sadece Türkiye’nin değil, Avrupa ile Asya arasında tenisin merkezi olacak. Bu tesislerde düzenleyeceğimiz 75 bin, 150 bin, 250 bin dolarlık uluslararası turnuvalarla dünya sıralamasında ilk 100’lerde yer alan tenisçileri Adana’da misafir edeceğiz. Milli takım oyuncularımız bu merkezde antrenmanlarını yapacaklar, geleceğin şampiyon raketlerini bu tesisimizde yetiştirmeye devam edeceğiz. Adana’yı sadece Türkiye’nin değil, bölgemizdeki ülkeler bazında tenis merkezi yapma hayalimiz var. Bu hayalimizi, bu büyük projemizi bakanlığımız, federasyonumuz, Adana’mızın birbirinden kıymetli yöneticilerinin de desteğiyle birlikte gerçek olacak" diye konuştu. "Entegre tesis sayısı artacak" Adana Tenis İl Temsilcisi Abdullah Taş ise ATDSK’nın İtalya partnerliği ile teniste sistemin yerleştiğine şahit olduğunu belirterek, "Bizim mevki ve makamımız ne olursa olsun ortak paydamız Adana ve Türk tenisi. Bu doğrultuda Türkiye’nin 1 numaralı kulübü ATDSK ile birlikte Türk tenisine hizmet için çalışıyoruz. Bu amaç ve hedef doğrultusunda biz lobi oluşturur, güçlü bir şekilde Ankara’da işleri takip edersek önemli adımlar atar, önemli kazanımlar elde edebiliriz. Çukurova Üniversitesi’nde atıl tesisleri de çalışır hale getirdiğimizde ve burada yeni sporcular yetiştiğinde Türkiye’ye daha fazla fayda sağlanacaktır. Entegre tesis sayısını yükselttiğimizde, sistemli çalışmayla, kurumsal yapıyla teniste kazanımlarımız artacaktır" dedi.
Adana’da doğaya 500 keklik salındı
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:13 Adana’da doğaya 500 keklik salındı Adana’nın Kozan ilçesine bağlı Salmanlı Mahallesi’nde keneyle doğal yollarla mücadele kapsamında 500 kınalı keklik doğaya salındı. Doğal dengeyi koruyarak zararlı böcek, çekirge ve kenelerin sayısını azaltmayı amaçlayan uygulama çerçevesinde, Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerinin koordinesinde mahalle halkının da katılımıyla Üğlük Tepesi’nde keklik salım etkinliği düzenlendi. Etkinliğe İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yasin Sevinç, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefi Vahap Avcı, Kozan Orman İşletme Müdürü Mahmut Menziletoğlu, Salmanlı Mahalle Muhtarı İlyas Köse, Velicanlı Muhtarı Hatice Akkaya ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Amacımız suçu önlemek" Salmanlı Mahalle Muhtarı İlyas Köse yaptığı açıklamada, "Kene ve çekirge istilası nedeniyle bu talepte bulunduk. Sağ olsunlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğimiz 500 keklik salımı yaptı. Kekliklerin korunması için ormanlık alanlarda güvenlik kameraları ve fotokapanlar bulunuyor. Bizim amacımız suçlu yakalamak değil, suçu önlemek. Mahallemize hayırlı olsun" dedi. "Çekirge istilası büyük sorun" Mahalle sakinlerinden Fazıl Köse ise "Eskiden çocukken sabahları keklik sesleriyle uyanırdık. Şimdi yeniden bu sesleri duymak çok güzel. Keneyle çok fazla sorunumuz yok ama çekirge istilası bu bölgede ciddi sorun oluşturuyor. Destek veren herkese teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Doğaya salınan kekliklerin, özellikle yaz aylarında artan zararlı böcek ve haşerelerle biyolojik mücadeleye katkı sağlaması bekleniyor.
3 yıl önce eşi terk etti, şimdi de ev sahibi sokağa attı
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:40 3 yıl önce eşi terk etti, şimdi de ev sahibi sokağa attı Adana’da 3 yıl önce 6 çocukla birlikte eşinin terk ettiği Bayram Güzeloğlu, ev sahibinin sokağa atmasından dolayı üniversite yerleşkesinde ormanlık alanda yaşıyor. Plastik atık toplayarak geçimini sağlayan Bayram Güzeloğlu (54), 3 yıl önce eşi Serap B. tarafından terk edildi. Serap B., 6 çocuğunu da bırakarak evi terk etti. Çocuklarına hem anne hem baba olan Güzeloğlu, 2 hafta önce de merkez Yüreğir ilçesi 19 Mayıs Mahallesi’nde kirada oturduğu evden çıkarıldı. Gidecek yeri olmayan Güzeloğlu, 14 yaşındaki oğlu Mehmet Güzeloğlu ile birlikte Çukurova Üniversitesi Yerleşkesi’nde ormanlık alana çadır kurarak, burada yaşamaya başladı. Bayram Güzeloğlu, "Ev sahibine aylık düzenli olarak 5 bin lira kiramı ödüyordum. Bir gün gelip evi sattığını söyleyip, evden çıkmamı istedi. Ben de gidecek yerim olmadığını söyleyince daha ay dolmadan beni sokağa attı. Çocukla birlikte çadır alıp, ormanlık alana çadır kurup, burada yaşamaya başladık. Hava çok sıcak, burada yaşamak çok zor oluyor ama mecbur kaldık" dedi. Eşinin de kendisini 6 çocukla birlikte 3 yıl önce terk ettiğini anlatan Güzeloğlu, şöyle devam etti: "Eşim beni ve 6 çocuğumu terk edip başka bir adamla gitti. Beni bir tarafa bırakın, çocukları bile hiç düşünmedi. Bu yaşadıklarıma çok üzülüyorum ama elimden bir şey gelmiyor." Mehmet Güzeloğlu ise çadırda yaşamanın zor olduğunu, geceleri korktuklarını söyleyerek, "Önce annem terk etti, şimdi sokakta kaldık. Annem gideli 3 yıl oldu, hiç görüşmedik. Onu özlüyorum ama o bizi hiç aramıyor. 3 yıldır hiç görüşmedik" diye konuştu.
Kozanlılar Türk bayraklarıyla şehitleri andı
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 01:04 Kozanlılar Türk bayraklarıyla şehitleri andı Adana’nın Kozan ilçesinde, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla düzenlenen anma programında vatandaşlar tek yürek oldu. Hain darbe girişiminin 9. yıl dönümünde gerçekleştirilen etkinliklerde yüzlerce vatandaş ellerinde Türk bayraklarıyla caddeleri doldururken jandarma, orman yangın söndürme ekipleri, zabıta ve polis timleri de korteje sirenleri ile eşlik etti. Anma etkinlikleri, Bayraklı Demokrasi Yürüyüşü ile başladı. Yürüyüşe Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü, Belediye Başkanı Mustafa Atlı, 15 Temmuz’da şehit olan Özel Harekat Polisi Aytekin Kuru’nun babası Süleyman Kuru, 15 Temmuz Gazisi Oğuzhan Konuralp, şehit aileleri, ilçe protokolü ve yüzlerce vatandaş katıldı. Türk bayrakları ve mehteran takımı eşliğinde marşlarla yürüyen vatandaşlar, 15 Temmuz Türk Büyükleri meydanında bir araya geldi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Ardından İlçe Müftüsü Mustafa Kaya, ülkemizin birlik ve bütünlüğü için dua etti; şehitlerin kahramanlıklarına ve vatan sevgisine vurgu yaptı. Darbe girişimi gecesini anlatan sinevizyon gösterimi katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi. 15 Temmuz gecesi Ankara’da Özel Harekat Daire Başkanlığı’na düzenlenen hain saldırıda şehit düşen Kozanlı Özel Harekat Polisi Aytekin Kuru ve aynı saldırıda gazi olan Oğuzhan Konuralp’in biyografileri de okundu. Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı programda yaptığı konuşmada, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni hatırlatarak şunları söyledi: "15 Temmuz, ihanetten sonra yazılan bir kahramanlık destanıdır. Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana bu topraklarda isimleri değişse de ihanet şebekelerinin amaçları değişmemiştir. Ancak milletimiz hainlere gereken cevabı vererek demokrasi dersi vermiştir. Bugün bu vatan topraklarında özgürce yaşıyorsak, bunu Aytekin Kuru’lara, Ömer Halisdemir’lere ve nice şehitlerimize borçluyuz" dedi. Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü ise, "Türk milleti, bayrak, vatan ve demokrasi söz konusu olduğunda hiçbir tereddüt göstermeden canını ortaya koymuştur. Kozan da o gece iradesini en güçlü şekilde göstermiştir" ifadelerini kullandı. Program, mehteran takımının gösterisiyle sona erdi. Etkinliklere ilçe protokolü, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, muhtarlar, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program kent geneli okunan sela ile son buldu.
Adana’da ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu, şehitler anıldı
15 Temmuz 2025 Salı - 23:55 Adana’da ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu, şehitler anıldı Adana’da hain darbe girişimin 9. yıl dönümünde ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu. Milli İradeye Saygı Platformu’nun katkılarıyla 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde Uğur Mumcu Meydanı’nda demokrasi nöbeti tutulmaya başlandı. Meydana yerleştirilen dev sahnede 15 Temmuz’un yıl dönümü nedeniyle kısa film gösterimi yapıldı. Film gösteriminin ardından 15 Temmuz şehitleri için Kur’an-ı Kerim okundu. Adanalılar meydanı doldurdu Programda konuşan Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, "Adana’da milletin memlekete vatana bayrağa istiklale istikbale sahip çıktığı meydanda 15 Temmuz’un 9. yıl dönümünü kutluyoruz. Aynı şuurla aynı heyecanla ve aynı duygularla bu meydandayız. Sıcak iklim şartlarına rağmen Adanalılar meydanı doldurmuş durumda. Coğrafyamız kan gölü. Bizi bu topraklardan atmayı emel edinenler var. Bu millet üzerinde oyunlar bitmiyor. Bu vatan bizimdir ve bizim kalacak. Bu şuuru gençlere aktarmamız lazım" dedi. "Bu necip millet 15 Temmuz’da destan yazdı" Milli İradeye Saygı Platformu Başkanı Zeki Kıvanç, "Bu milleti kimse bölemez, parçalayamaz, ele geçiremez. Bu necip millet 15 Temmuz’da Çanakkale’deki gibi, Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi destan yazdı. İman gücüyle bütün planları alt üst etti. Cenab-ı Allah bu aziz milleti var etsin" ifadelerini kullandı. "O gecenin ruhuyla nöbete devam ediyoruz" Milli İradeye Saygı Platformu Başkan Yardımcısı Mustafa Karslıoğlu, "Milli İradeye Saygı Platformu o gecede yine bu meydanda saat 23.30’da kurulmuştu. Bu platform 9 yıldır bu meydanlarda nöbet tutmaya devam ediyor. Allah bize o günleri bir daha yaşatmasın. Temmuz’un sıcağında meydan tıklım tıklım. Vatandaşlarımızla, bürokrasimizle, iş dünyamızla yine o gecenin ruhuyla nöbete devam ediyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’da yaptığı konuşma sinevizyondan izlendi. Etkinlikte çeşitli şarkılar ve ilahiler seslendirilerek, şiirler okundu.