Yerel Haberler
Ankara
"Engelsiz Sahne" ile tiyatro herkes için erişilebilir olacak 14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:42:38 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, engelli bireyler için "Engelsiz Sahne" uygulaması kapsamında Türkiye’de ilk kez tiyatro oyunlarının erişilebilir formatta sahneleneceğini açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü iş birliğinde önemli bir erişilebilirlik çalışmasına imza atılıyor. "Engelsiz Sahne" uygulaması kapsamında Türkiye’de ilk kez tiyatro oyunlarının erişilebilir formatta sahneleneceği belirtildi. 16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü kapsamında hayata geçirilen uygulamayla 15-16 Mayıs tarihlerinde Devlet Tiyatroları’nın 11 ildeki sahnelerinde izleyiciler erişilebilir tiyatro deneyimi yaşayacak. "Erişilebilir Sahne" temasıyla sahnelenecek oyunlarda işitme engelli bireyler için Türk İşaret Dili çevirisi, görme engelli bireyler için ise sesli betimleme desteğinin sunulacağı ifade edildi. Böylece engelli bireyler, kültür ve sanat etkinliklerini diğer izleyicilerle birlikte eşit şartlarda takip edebilecek. Bunun yanı sıra etkinlik kapsamında ortopedik engelli bireyler de ücretsiz olarak tiyatro gösterimlerine davet edilirken, bu kişilere salonlarda belirli sayıda kontenjan ayrılacağı belirtildi. 11 ilde izleyiciyle buluşacak "Engelsiz Sahne" kapsamında "Dosya Kelebek" adlı ilk oyun, 15 Mayıs’ta Ankara Şinasi Sahnesi’nde sahnelenecek. Program kapsamında 16 Mayıs’ta Adana, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Ordu ve Sivas’ta da erişilebilir tiyatro oyunları seyirciyle buluşacak.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:21 Adalet Bakanı Gürlek:"Yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlarına yönelik 21 ilde 200 şüpheli şahsa yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyon düzenlendi" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen kapsamlı soruşturma kapsamında; yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlarına yönelik 21 ilde 200 şüpheli şahsa yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla, milletimizin huzuruna ve ekonomimize kasteden çok katmanlı bir suç organizasyonuna ağır bir darbe indirildiğini açıkladı. Bakan Gürlek sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları dedi: "Adana Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde yürütülen kapsamlı soruşturma kapsamında; yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlarına yönelik 21 ilimizde 200 şüpheli şahsa yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla, milletimizin huzuruna ve ekonomimize kasteden çok katmanlı bir suç organizasyonuna ağır bir darbe indirilmiştir. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, teknik ve fiziki takip çalışmaları ile elde edilen deliller neticesinde; yaklaşık 100 milyar TL ve 2 milyar dolar seviyesinde suç gelirinin finansal sistem içerisinde aklandığının tespit edilmesi, yürütülen mücadelenin boyutunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Adalet, İçişleri ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımızın omuz omuza, büyük bir eş güdüm içinde sergilediği kararlı duruş; finansal suç örgütlerine ve yasa dışı bahis şebekelerine karşı asla taviz vermeyeceğimizin en net göstergesidir. Bu sabırla ve büyük bir dikkatle yürütülen operasyon dolayısıyla Adana Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve Adana İl Emniyet Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın alın terini ve geleceğini hedef alan her türlü suç yapısıyla mücadelemizi, aynı sarsılmaz iradeyle sürdüreceğiz."
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:20 Belçika Başbakan Yardımcısı Prévot: "Gümrük Birliği güncellenmeli, 2026’nın ticareti 30 yıllık çerçeveyle yürütülemez" Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğini söyledi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, "İkili ticaret hacmimiz bugün 10 milyar dolara yaklaşmıştır. Ama hedefimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmaktır" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu’nda iki ülke arasındaki ticari iş birlikleri ele alındı. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot ve Voka Limburg Ticaret ve Sanayi Odası CEO’su Johann J.L. Leten’in katılımıyla düzenlenen Türkiye-Belçika Ekonomi Forumu’nda inşaat ve mühendislik, ulaştırma ve lojistik, dijitalleşme ve bilişim hizmetleri, temiz teknolojiler, gıda ve içecek, kimya ve ilaç ile finansal hizmetler sektörlerinde faaliyet gösteren Belçikalı firma temsilcileri ile ikili görüşmeler ele alındı. Programda konuşan Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Türkiye’ye gerçekleştirilen Belçika Kraliyeti Ekonomi Misyonu’nun bugüne kadar yurt dışından Türkiye’ye gelen en büyük ekonomik misyon olduğunu belirterek, bunun Belçika’nın Türkiye’ye verdiği önemin açık göstergesi olduğunu söyledi. Prévot, Türk makamlarının söz konusu heyeti "Türkiye’ye bugüne kadar gelen en büyük ekonomik misyon" olarak tanımladığını aktararak, "Bu gerçekten çok önemli bizim için. Bu elbette rastgele olmuş bir şey de değil. Gerçekten Belçika’nın Türkiye’ye verdiği önemi gösteriyor" dedi. Ekonomik ilişkilerin yalnızca ticaretten ibaret olmadığını vurgulayan Prévot, Belçika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe dayandığını ifade etti. İlk ticaret anlaşmasının 1838 yılında Belçika ile Osmanlı Cihan İmparatorluğu arasında imzalandığını hatırlatan Prévot, "Belçika o zaman sultanın sarayında aslında pek çok Avrupa ülkesinden önce mevcuttu. Biz bu tarihin üzerine yeni bir şeyler inşa ettik ve geleceği de bu temeller üzerinde beraber şekillendirmek istiyoruz" diye konuştu. "Anadolu, Türkiye ekonomisinin büyümesinde önemli rol oynuyor" Ankara’nın Türkiye’nin ikinci büyük ekonomik merkezi olarak iki ülke arasındaki diyaloğun derinleşmesi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Prévot, İstanbul’un Türkiye ekonomisindeki ağırlığına işaret ederek, ülkenin ekonomik dinamizminin Anadolu şehirlerinde de güçlü şekilde sürdüğünü söyledi. Prévot, "Türkiye’nin ekonomik hayatının yüzde 70’i Anadolu’da gerçekleşiyor. Anadolu’nun şehirlerinde, fabrikalarında, çiftliklerinde ve ihracat merkezlerinde Türkiye her gün ekonomisini geliştiriyor" ifadelerini kullandı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne teşekkür eden Prévot, Belçika’nın Türkiye’nin tamamıyla güçlü ortaklıklar geliştirmek istediğini belirterek, ekonomik misyonun uzun soluklu iş birlikleri kurulması açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti. "2026’nın ticareti 30 yıllık çerçeveyle yürütülemez" Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğini savunduklarını dile getiren Prévot, mevcut yapının günümüz ekonomik koşullarına cevap vermekte yetersiz kaldığını söyledi. Türk yetkililerle yaptığı görüşmelerde bu konuyu sık sık gündeme getirdiğini belirten Prévot, "Aslına bakarsanız bu Gümrük Birliği’nin yenilenmesinin zamanı geldi. Çünkü 2026’daki iş yapma şeklimizi 30 yıl önce hazırlanmış bir çerçeveyle yürütmemiz mümkün değil" dedi. Dünyanın büyük ölçüde değiştiğini ifade eden Prévot, iki taraf açısından da Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin fayda sağlayacağını vurgulayarak, mevcut sistemin yalnızca sınai malları kapsadığını, tarım alanını içermediğini ve bu nedenle modernizasyonun büyük önem taşıdığını söyledi. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet de Türkiye ile Belçika arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe dayandığını belirterek, "2023 yılında diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 185. yıl dönümü, 2024 yılında ise Türkiye-Belçika İş Gücü Anlaşması’nın 60. yılını idrak ettik. Tarihi bağlarımızdan güç alan ilişkilerimiz bugün siyasi, ekonomik, askeri, ticari, kültürel ve teknolojik alanlarda gelişerek yüksek seviyeli bir iş birliği niteliği kazanmıştır" ifadelerini kullandı. Belçika ile ilişkilerin karşılıklı saygı ve ortak menfaatler temelinde şekillendiğini vurgulayan Heybet, Avrupa’nın önemli ülkelerinden biri olan Belçika ile ilişkileri daha ileri seviyelere taşımaya büyük önem verdiklerini kaydetti. "Savunma sanayiinde önemli iş birliği potansiyeli bulunuyor" Türkiye ile Belçika’nın ticari ilişkilerden savunma sanayiine kadar geniş bir alanda ciddi iş birliği potansiyeline sahip olduğuna dikkati çeken Heybet, bu potansiyelin etkin şekilde değerlendirilmesinin yalnızca iki ülkenin ekonomik kalkınmasına değil, Avrupa’nın güvenlik ve istikrarına da katkı sağlayacağını ifade etti. Belçika ile askeri ilişkilerin NATO müttefikliği ve ortak güvenlik anlayışı temelinde güçlü şekilde sürdürüldüğünü belirten Heybet, "Bu adımla birlikte askeri iş birliği, savunma sanayii, savunma materyalleri ve sanayi alanındaki ortak çalışmaların daha ileri seviyelere taşınması hedeflenmektedir" dedi. "İHA ve dron teknolojilerindeki gelişim gurur verici" Heybet, Türkiye’nin özellikle inovasyon, ileri teknoloji, insansız hava sistemleri ve dron teknolojileri alanlarında son yıllarda önemli gelişim kaydettiğini belirterek, ülkenin üretim kapasitesinin savunma ve teknoloji alanındaki stratejik etkinliğini açık şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Belçikalı yetkililerin Türkiye’nin bu alandaki gelişimini yakından takip etmelerinin kendileri açısından ayrıca gurur verici olduğunu ifade eden Heybet, "Türkiye olarak NATO’nun kolektif güvenlik anlayışı çerçevesinde Belçika’yla yakın koordinasyon ve dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Hedefimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak" TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise, Türkiye ile Belçika arasında kökü tarihi temellere dayanan ilişkilerin olduğunu dile getirdi. İki ülke arasındaki ticaret hacmine de değinen Hisarcıklıoğlu, "İkili ticaret hacmimiz bugün 10 milyar dolara yaklaşmıştır. Ama hedefimiz 15 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmaktır. Bunu yapabilecek potansiyelimiz de var. Belçikalı firmaların Türkiye’deki yatırımları yaklaşık 5 milyar dolar seviyesindedir. Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 700 Belçikalı firma aynı zamanda bizim üyemizdir. Bu firmaların hak ve menfaatlerini korumak bizim sorumluluğumuzdur. Onların bir sıkıntıları olduğu zaman bize kolaylıkla müracaat edebilirler" diye konuştu. Belçika’daki Türk toplumunun iş dünyası, siyaset, akademi ve farklı alanlarda elde ettiği başarıları büyük bir gururla takip etiklerini kaydeden Hisarcıklıoğlu, bu başarıların iki ülke arasındaki dostluğun ve ortak değerlerin en güzel göstergesi olduğunu ifade etti. "Ziyaret Türkiye ile Belçika arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlayacak" Belçika heyetinin kalabalık bir iş dünyası heyetiyle Türkiye’yi ziyaret etmesinden büyük memnuniyet duyduklarını da kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Bu ziyaretin Türkiye ile Belçika arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde somut ve sonuç odaklı iş birliği projelerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunmaktadır. Özellikle savunma sanayii, teknoloji, lojistik, enerji ve sanayi alanlarında çok güçlü iş birliği fırsatları görüyoruz" ifadelerine yer verdi. İkili iş birliğinin yanı sıra, üçüncü ülkelerde birlikte geliştirilecek ortak projelerin ve yatırımların da büyük önem taşıdığını söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu iş birliklerinin her iki ülkenin ekonomik gücüne hem de Avrupa’nın rekabetçiliğine önemli katkı sağlayacağına vurgu yaptı. "Türkiye, yalnızca Belçikalı firmalar için değil, tüm Avrupa Birliği ülkeleri için güçlü ve güvenilir bir ortaktır" Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak açısından ‘Made in Europe’ yaklaşımının her zamankinden daha fazla önem taşıdığını söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu süreçte Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ilişkisinin stratejik bir değer taşıdığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, "Bu Türkiye’de yatırım yapmış olan Belçikalı firmalar açısından da çok önemlidir. Made in Europe’un Türkiye’yi de kapsaması, Türkiye’nin içinde olması. Türkiye, yalnızca Belçikalı firmalar için değil, tüm Avrupa Birliği ülkelerinin tedarik zincirleri açısından güçlü ve güvenilir bir ortaktır" şeklinde konuştu. "Belçika ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçleneceğine yürekten inanıyorum" Belçika ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilere de değinen Hisarcıklıoğlu, "Belçika ile Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine yürekten inanıyorum. Belirsizliklerin ve korumacılık eğilimlerinin arttığı günümüz dünyasında iş dünyaları arasındaki güçlü iş birliği her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda Belçika’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecine ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonuna verdiği desteği de son derece kıymetli buluyoruz. Bu süreçlerin her iki taraf için de yeni fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz" açıklamasında bulundu.
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "235 bin kadın üyemizle Türkiye’deki en fazla kadın üyeye sahip Konfederasyonuz"
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "235 bin kadın üyemizle Türkiye’deki en fazla kadın üyeye sahip Konfederasyonuz" Hak İşçi Sendikası Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Yüzde 9 civarındaki örgütlü kadının önemli bir kesimini HAK-İŞ temsil ediyor. 235 bin kadın üyemizle Türkiye’deki tüm işçi konfederasyonları içerisinde en fazla kadın üyeye sahip Allah’a çok şükür HAK-İŞ Konfederasyonu" dedi. HAK-İŞ Konfederasyonu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında ‘15. Uluslararası Kadın Emeği Buluşması’ etkinliği düzenledi. Programda İzmir, Van, Gaziantep, Trabzon, Samsun, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye genelinde kadın emekçilerle yapılan ve kadınların mesleki standartlarının ve sorunlarının ele alındığı saha araştırmasının sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. "235 bin kadın üyemizle Türkiye’deki tüm işçi konfederasyonları içerisinde en fazla kadın üyeye Konfederasyonuz" Program çerçevesinde bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Kayıtlı sistemimizde yaklaşık 7 milyon kadın çalışıyor. Bunların sadece 601 bini sendikalara üye. Bu 601 bin yüzde 10’u bile karşılamıyor. Bu yüzde 9 civarındaki örgütlü kadının önemli bir kesimini HAK-İŞ temsil ediyor. 235 bin kadın üyemizle Türkiye’deki tüm işçi konfederasyonları içerisinde en fazla kadın üyeye sahip Allah’a çok şükür HAK-İŞ Konfederasyonu. Bu 235 binin üzerine ev işçisine de dahil ettiğimiz zaman 350 bin kadını temsil eden HAK-İŞ’ten bahsediyoruz. Yani Türkiye’deki sendikalı kadın işçilerin yüzde 58’ini HAK-İŞ örgütlemiş durumda. Aynı zamanda Konfederasyonumuzda her üç işçiden birinin kadın işçilerden oluştuğunu da ifade etmek istiyorum. Bu bize büyük bir onur aynı zamanda büyük bir sorumluluk yüklemektedir" açıklamasında bulundu. "ILO’nun C-190 sayılı sözleşmesinin ülkemiz tarafından imzalanması konusunda bir kampanyamız var" HAK-İŞ sendikaların tüzüklerinde, kongrelerinde, yönetmeliklerinde ve hemen hemen bütün çalışmalarda kadınlarla ilgili olan yapılması gereken hususları çalıştıklarını ifade eden Arslan, HAK-İŞ olarak başka bir şey daha yapıyoruz. ILO’nun yüzüncü yılında gerçekleştirdiği bizim içinde çok kıymetli olan C-190 sayılı sözleşmenin ülkemiz tarafından imzalanması konusunda bir kampanyamız var. Sayın Bakanlıklarımızla beraber hükümetimizle birlikte bu özellikle C-190’nın imzalanması, onaylanması konusunda bütün siyasi partilerimizden, sivil toplum örgütlerinden destek istiyoruz. Çünkü dünyada ilk kez çalışma hayatına girmiş her işçinin haklarını koruyan bir sözleşmeden bahsediyorum. Şiddet ve tacizle mücadele sözleşmesi iş yerinde şiddet ve tacizle mücadele sözleşmesinin ülkemiz tarafından onaylanmasını Yine iş yerlerinde taciz ve şiddetin en büyük bedelini kadınlar ödüyor. Ve bu konuda da ciddi şekilde sorunlar yaşandığını görüyoruz. Sadece ülkemizde değil, bütün dünyada ne yazık ki en çok şiddet ve tacizin muhatabı kadınlar oluyor. O nedenle C-190’nın ülkemiz tarafından onaylanması hususundaki çabamızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. "Toplu sözleşmelerimize kadına şiddete karşı hüküm koyduk" Toplu sözleşmelerde de kadın haklarını kayıt altına aldıklarını belirten Arslan, "Konfederasyonumuzda çalışan bir kadın veya bir erkek aile içinde şiddete maruz kalıyorsa çevresinde bir kısım şiddet, tehdit ve benzeri durumlarda karşı karşıya kalmışsa burada çalışması herhangi bir sorun yok ama ailenin içerisinde çevresel etkilerle çalışmasının önü kapatılıyorsa, bu arkadaşımız bize gelip hedef tazminatını ve haklarını alarak iş yerinden ayrılma hakkını getirdik. Başka bir şehre, başka bir yere taşınma konusunda kendisine destek sağlayacağımızı daha sonra işler yoluna girdiği zaman tekrar gelip Konfederasyonumuzda iş başı yapması için de gereken kolaylıkları sağlama hususunda bir çaba sarkıtıyoruz. Yani sadece iş yerinde değil. Aile içerisinde ve çevresel başka faktörlerle şiddete maruz kalan, maruz kalma tehdidi altında bulunan kadın çalışanlarımıza da erkek çalışanlarımıza da aynı imkanı sağlamak gibi bir toplu sözleşmelerimize hüküm koyduk" ifadelerine yer verdi. "Kadınların çalışma hayatında daha güçlü şekilde yer alması için teşviklerin artırılması gerek" Kadınların çalışma hayatına katılımının artırılması gerektiğini vurgulayan Arslan, özellikle eğitim, mesleki gelişim ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Kadın istihdamının artırılması için kreş imkânlarının yaygınlaştırılması, iş-aile hayatını uyumlaştıracak sosyal politikaların geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, kadınların çalışma hayatında daha güçlü şekilde yer alması için teşviklerin artırılması gerektiğini de sözlerine ekledi. "Zulümle abat olanlar mutlaka berbat olacaklardır" Küresel ölçekte yaşanan insan hakları ihlallerine de değinen Genel Başkanımız Arslan, başta Filistin olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan zulümlere karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı. Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin insanlık vicdanını yaraladığını ifade eden Arslan, bölgede Sudan’dan Lübnan’a, Suriye’den Irak’a ve son olarak İran’a kadar uzanan gerilimlerin büyük acılara yol açtığını belirterek, zulmün kalıcı olmayacağını vurguladı. Arslan, "Hiçbir zulüm ebedi değildir. Zulümle abat olanlar mutlaka berbat olacaklardır. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de adaletsizliklerin bir sonu olacaktır. Önemli olan, haksızlık karşısında susmamak ve mazlumların yanında durmaktır" ifadelerini kullandı. HAK-İŞ olarak ülkemizin, bölgemizin ve küremizin bütün mağdur ve mazlumlarına karşı sorumluluğumuzun farkında olduğumuzu belirten Arslan, "Başta Filistin olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlere karşı sessiz kalmayacağız. Mazlumların yanında durmayı sürdürecek, imkanlarımız ölçüsünde dayanışma ve destek çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından program, ‘Türkiye Örgütlü Kadın Saha Araştırması Paneli’ ile devam etti. Panel çerçevesinde, ‘ Bakım Hizmetleri ve Ev İşçiliğinin Geleceği, İş Barışı ve Sosyal Adalet’, ‘Çalışma Hayatında İş, Aile ve Sosyal Yaşam Uyumu, Afet ve Kriz Süreçlerinde Kadın Temsil Gücü, ‘Dijitalleşme, Adil Geçiş ve Yeni İstihdam Modelleri, Sendikal İletişim, ‘Kayıt Dışı İstihdam, Güvencesizlik ve Sendikasızlaştırma, Göçmen Emeği’, ve ‘Örgütlü Kadın Anket Çalışması’ konu başlıkları ele alındı.
Alan şefi öğretmen artırımlı ek ders mücadelesini kazandı
05 Mart 2026 Perşembe - 13:50 Alan şefi öğretmen artırımlı ek ders mücadelesini kazandı Eğitim-Bir-Sen, Ankara’da bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde koordinatör ve alan şefi olarak görev yapan yüksek lisans mezunu öğretmenin ek ders ücretlerinin artırımlı ödenmesi talebinin idare tarafından ’fiilen derse girmediği’ gerekçesiyle reddedilmesi üzerine konuyu yargıya taşıdı. Açılan davada mahkeme, Eğitim-Bir-Sen üyesi öğretmen lehine karar verdi. Eğitim-Bir-Sen, bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde koordinatör ve alan şefi olarak görev yapan yüksek lisans mezunu öğretmenin ek ders ücretlerinin artırımlı ödenmesi talebinin idare tarafından ’fiilen derse girmediği’ gerekçesiyle reddedilmesi üzerine konuyu yargıya taşıdı. Ankara 7. İdare Mahkemesi, ek ders ücretlerinin artırımlı olarak ödenmesine ve geriye dönük eksik tutarların yasal faiziyle birlikte Eğitim-Bir-Sen üyesine verilmesine hükmetti. Mahkeme, toplu sözleşme hükümlerinin yalnızca derse girilen saatleri değil, yerine getirilen görev karşılığında ödenen ek ders ücretlerini de kapsadığını ortaya koydu. Mahkeme kararında, yaptığı işin niteliği gereği derse girme imkanı olmayan öğretmenler bakımından ’fiilen derse girme’ şartının aranamayacağı vurgulandı. Alan şefliği ve koordinatörlük görevini fiilen yürütmenin artırımlı ödeme için yeterli olduğu belirtildi. Lisans sonrası mesleki yetkinliğini artıran, yüksek lisans ve doktora yapmış öğretmenlere de ayrım yapılmadan artırımlı ek ders ücreti ödenmesinin anayasal eşitlik ilkesinin gereği olduğu kaydedildi. Mahkeme kararı gereği alan şefi Eğitim-Bir-Sen üyesi öğretmenin ek ders ücretleri artırımlı olarak ödenecek ve geriye dönük eksik tutarlar yasal faiziyle birlikte verilecek.
Büro Memur-Sen Başkanı Yazgan: "Kamuda şiddetin önlenmesi için tek yasa çıkarılmalı"
05 Mart 2026 Perşembe - 13:39 Büro Memur-Sen Başkanı Yazgan: "Kamuda şiddetin önlenmesi için tek yasa çıkarılmalı" Büro Memurları Sendikası (Büro Memur-Sen) Genel Başkanı Yusuf Yazgan, "bütün kamu görevlilerini kapsayan, caydırıcı tedbirler içeren, şiddeti katalog suç kapsamına alan düzenleme kaçınılmazdır" dedi. Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, Ankara’da bir otelde düzenlenen iftar programında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Programda konuşan Yazgan, çalışma hayatı, kamu personellerinin sorunu ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran-ABD-İsrail savaşının herkeste tedirginlik oluşturduğunu belirten Yazgan, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinerek, savaşın bir an önce bitmesi temennisinde bulundu. TÜİK’in önceki gün açıkladığı enflasyon rakamlarına göre 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,96 artış olduğunu da hatırlatan Yazgan, "Enflasyon rakamlarını ayrıntılı incelediğimizde en önemli artışların zorunlu tüketim ürünlerinde olduğunu görüyoruz. Kamu görevlileri ve emeklileri ekonomik açıdan zor şartlarda hayatlarını sürdürüyor. 2026 yılı ilk altı ayı için Hakem Kurulu’nun verdiği zam yüzde 11, iken; Ocak ayı enflasyonu yüzde 4,84, Şubat enflasyonu 2,9 olarak gerçekleşti. 6 aylık zammın neredeyse dörtte üçü iki ayda enflasyon karşısında erimiş oldu" şeklinde konuştu. "3600 ek gösterge birinci dereceye gelen bütün kamu görevlilerine verilmeli" Kamu görevlilerinin gündeminde olan başka bir konunun ise 3600 Ek Gösterge olduğunu belirten Yazgan, "3600 Ek Göstergenin teklifi de, toplu sözleşme kararı da Memur-Sen ve Büro Memur-Sen’e aittir. Toplu Sözleşmede mutabakat altına aldığımız bu konuda gerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız gerekse Sayın Cumhurbaşkanımız bu talebimizin hayata geçirilmesi sözünü vermiştir. Yasama yılı bitmeden bu konuda yasal düzenlemenin yapılarak verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Geçinemeyen emeklinin maaşı kiraya yetmiyor" Emeklilerin durumuna da dikkat çeken Yazgan, "Emeklilerimizin yıllarca hizmet verdikten sonra aldıkları maaş, değil geçinmek kirayı karşılayamayacak seviyededir. Emeklilerimizin maaşlarında artış yapılmalı, insan onuruna yaraşır bir yaşam hakkına sahip olmaları sağlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Büyük şehirlerdeki memurların kira bakımından zorluk yaşadığını belirten Yazgan, özellikle turistik bölgelerde kiralık ev bulmanın imkansız olduğunu ifade etti ve kamu görevlilerine lojman desteğinin yanı sıra kira yardımı yapılması talebini dile getirdi. "Kamuda şiddetin önlenmesi için tek yasa çıkarılmalı" Kamuda şiddetin kanayan bir yara olduğunu da belirten Yusuf Yazgan, şiddeti önlemek için bütüncül bir şiddetle mücadele yasası çıkarılması gerektiğini kaydetti. Meslek gruplarına yönelik düzenlemelerin şiddeti önleyemediğini belirten Yazgan, "Meslek gruplarına yönelik çıkarılan şiddetle mücadele yasaları, diğer kamu görevlilerine yönelik, ‘daha az değerli’ algısını oluşturmaktadır. Bu ayrımcılığa son verilerek bütün kamu görevlilerini kapsayan, caydırıcı tedbirler içeren, şiddeti katalog suç kapsamına alan düzenleme kaçınılmazdır. Bu caydırıcı tedbirlerin başında da tutuklu yargılama gelmelidir" şeklinde konuştu. Yazgan ayrıca, İstanbul Çekmeköy’de, bir öğrencinin bıçakla yaralaması sonrası hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet, yaralı öğretmen ve öğrenciye de acil şifalar diledi. "Her zaman Cumhurbaşkanımızın yanındayız" ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşa da değinen Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, "Ortadoğu’da yanan ateş, dünyayı ısıtmaya da yakmaya da yetiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımızın bu ateşin ülkemize sıçramaması yaptıkları çalışmaları takdirle karşılıyoruz. Katil ve terörist devlet İsrail, arzı mevud hayaliyle bölgeyi sürekli ateşe atmaktan vazgeçmelidir. İşgal ettiği toprakları gerçek sahiplerine bırakmalıdır. Sömürge devletler ellerini bölgeden çekmedikçe bölgemizde oyunlar da savaşlar da eksik olmayacaktır. Bir gün sıranın bize gelmesini istemiyorsak; birlik ve beraberliğimizi artırmalı, kenetlenmeliyiz. İçimizdeki hainlere fırsat vermemeliyiz. İç ve dış her türlü tehdide karşı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında ve destekçisi olduğumuzu bir kez daha dile getiriyoruz. Sendikal mücadelemiz kendi mecrasında yürürken, milli konulardaki duruşumuz nettir. Her zaman milli idare ve iradenin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın yargılanmasına başlandı
05 Mart 2026 Perşembe - 13:05 Eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın yargılanmasına başlandı Ankara’da eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından yargılanmasına başlandı. Ankara 79. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Murat Çakır, eski eşi D.S. ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, tutuklu sanık Çakır’a söz verdi. Çakır, olay günü eski eşiyle tesadüfen karşılaştığını söyleyerek, "Konuşmak istedim, bana hakaret ve küfürler etti. Ben de bunu yapmamasını rica ettim. Silahımı gösterdim. Biraz yürüdük, silahımı çıkardım. Kimsenin yaklaşmasını istemiyordum. Tek isteğim eşimle konuşmaktı. Zarar verme kastım yoktu. Gözaltına alınırken silahımı kendim verdim, direnç göstermedim" diye konuştu. "’Seni öldüreceğim’ dedi" Müşteki kadın D.S. ise sanığın iddialarını reddederek, küfür etmediğini ve tahrik etmediğini öne sürdü. D.S., "Elinde evraklar vardı, ‘Seni nasıl buldum ama’ dedi. Bana ‘Seni öldüreceğim’ dedi. Yakamdan tutup silahla götürdü. Etraftakiler çok yalvardı" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanığın ’ruhsatsız silah bulundurma’ ile ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yargılandığını ancak eylemin boşandığı eşe karşı "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu da oluşturabileceğini belirterek, dosyada görevsizlik kararı verilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, eylemin "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturabileceği değerlendirmesiyle görevsizlik kararı vererek, dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 9 Ekim 2025 tarihinde meydana gelen olayda D.S., boşandıktan sonra kimliğini değiştirmek için gittiği nüfus müdürlüğünün bulunduğu kaymakamlık binasından çıktığı sırada eski eşi Murat Çakır tarafından rehin alındı. Çakır, kaymakamlık binasının yanındaki boş araziye götürdüğü D.S.’nin başına tabanca dayayıp, tehdit etti. Çakır, Pursaklar Kaymakamının ikna çabaları sonucunda silahı bırakıp, teslim oldu. Gözaltına alınan Çakır, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlandı. Sanık Çakır hakkında ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından 13 yıl 6 aya kadar hapis talebiyle iddianame hazırlandı. İddianame 79. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilerek, dava açıldı.
Sincan’a ikinci bebek kütüphanesi geliyor
05 Mart 2026 Perşembe - 12:27 Sincan’a ikinci bebek kütüphanesi geliyor İlçeye 8 kreş, 7 anne çocuk oyun evi kazandıran Sincan Belediyesi, ikinci bebek kütüphanesini hizmete açmak için gün sayıyor. Sincan Belediyesi, 0-3 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine yönelik bir projeyi daha hayata geçiriyor. İlki Atatürk Mahallesi’nde 2020 yılında hizmete giren bebek kütüphanesinin ikincisi Akşemsettin Mahallesi’ne yapılıyor. Bebek kütüphanesinde minikler eğlenceli ve öğretici etkinliklerle hem keyifli vakit geçirecek hem de gelişimlerine katkı sağlayacak. Yeni bebek kütüphanesi de ilki gibi 0-3 yaş grubundaki çocuklar ve annelerine hizmet verecek. Anneler çocuklarıyla birlikte bebek kütüphanesine giderek, öğretmenler eşliğinde eğitici ve öğretici etkinliklere katılabilecek. Modern ve güvenli bir şekilde tasarlanan kütüphanede yaş gruplarına uygun kitaplar, materyaller, oyun alanları, oyuncaklar yer alacak. Öğretmenler eşliğinde düzenlenecek programlarla minikler eğlenerek öğrenecek. Akranlarıyla iletişim kuran çocukların dil ve konuşma becerileri gelişecek. Çeşitli atölyelerle ince ve kaba motor becerileri gelişecek. Yeni bebek kütüphanesi hem çocukların kitaplarla erken yaşta bağ kurmasına katkı sağlayacak hem de anneler sosyal hayata daha aktif katılım sağlayacak. Bebek kütüphanesinde anneler için de etkinlikler, çeşitli söyleşiler düzenlenecek. Aile danışmanlık hizmetiyle anneler, aile ve çocukla ilgili sorunları uzman psikologlarla birebir görüşebilecek.
Bakan Memişoğlu: "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz"
05 Mart 2026 Perşembe - 12:23 Bakan Memişoğlu: "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Yerli üretimi desteklemeye devam edeceğiz. Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tıbbi cihaz sektörü temsilcileriyle iftar yemeğinde bir araya geldi. Programda konuşan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde iyi bir noktada olduğunu anlatarak, "Çevresinde birçok ateş çemberiyle birçok çatışmanın ve huzursuzun olduğu bir yerde gerçekten vaha gibi, çatışmanın olmadığı ve öngörülebilir bir ülkeyiz şu anda. Demokratik bir ülkeyiz. O nedenle dünyanın şu andaki kargaşasındaki bu durumdan böyle stabil olan, öngörülebilen, demokrasi içinde olan ve sağlık çalışanıyla, altyapısıyla dünyaya örnek olabilecek bir ülkede çok iyi şeyler yapabiliriz. Dünyanın bugün yatırımcı kuruluşları Türkiye’yi merkez olarak seçmiş veya seçmeye devam edecekler diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz" Yerli üretimin önemini vurgulayan Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye sadece bir pazar değil. Onların ortağı olabilecek kapasiteye ulaştığını onlara inandırmamız ve onların da yatırımı Türkiye’ye daha çok yapmasını sağlamamız lazım. Aynı zamanda yerli üretim olarak da onlar kadar kaliteli, onlar gibi dünyaya networkünü ulaştırabilen markalar oluşturmamız lazım. Çünkü ben eminim sağlık sektörü bunu başarabilecek hem insan gücüne sahip hem de altyapıya sahip. Bugün savunma sanayiinin gelişmesi bizim için de bir fırsat. Çünkü sağlıktaki ürünlerin birçoğuna benzer şekilde savunma sanayii bunları geliştirmiş durumda. Onun için biz bu konuda yerli üretimi de desteklemeye devam edeceğiz. Yerli üretimin kalitelisini ve iyi niyetlisini destekleyeceğiz."
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız"
05 Mart 2026 Perşembe - 12:08 Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, resmi sosyal medya hesabından Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne ilişkin son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında açıklamada bulundu. Keçeli, son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne aykırı yönde yapılan açıklamaları ciddiyetsiz, talihsiz ve zamansız bulduğunu ifade etti. Keçeli, son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her fırsatta NATO müttefiki Yunanistan ile ikili ilişkileri zehirlemeye çalışan bazı çevrelerin yeni bir oldubitti girişiminde bulunmasının şaşırtıcı olmadığını da belirtti. "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Keçeli, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz. 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayriaskeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır. Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan’la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldubitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir. Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken, bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir. Bilinmesini isteriz ki Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatan ve garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup, başka hiç kimseye muhtaç değildir. Bölgemizde yaşanan gelişmeler barış ve istikrara olan samimi bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İç politikaya yönelik saiklerle mesnetsiz iddialarda bulunmayı ve ülkemiz aleyhine dezenformasyon yapmayı adet haline getiren çevrelere, oldubittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor ve kendilerini sağduyuya davet ediyoruz."
Gölbaşı’nda miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık anlatıldı
05 Mart 2026 Perşembe - 11:48 Gölbaşı’nda miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık anlatıldı Ankara Üniversitesi Gölbaşı Anaokulu okul öncesi öğrencileri, Gölbaşı Belediyesi Atık Getirme Merkezi’ni ziyaret etti. Merkezde miniklere geri dönüşüm ve sıfır atık konusunda bilgi verildi. Gölbaşı Belediyesi tarafından çöp ayrıştırma ve atıkların ekonomiye geri kazandırılması amacıyla kurulan Sıfır Atık Merkezi, öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. Ankara Üniversitesi Gölbaşı Anaokulu okul öncesi öğrencileri, Gölbaşı Belediyesi Atık Getirme Merkezi’ni ziyaret etti. Ziyarette minik öğrenciler, merkezde oluşturulan farklı atık toplama bölmelerini gezerek, geri dönüşüm süreçleri hakkında bilgi edindi. Merkez içerisinde yer alan cıva içeren atıklar, pil atıkları, tekstil atıkları, ahşap atıkları, plastik atıkları, metal atıkları, cam atıkları, kâğıt ve karton atıkları, karışık ambalaj atıkları, yıkıntı atıkları, evlerden kaynaklı tehlikeli maddeler, atık ilaçlar, elektrikli ve elektronik atıklar ile bitkisel atık bölmelerini inceleyen öğrencilere yetkililer tarafından atıkların nasıl ayrıştırıldığı ve geri dönüşüme kazandırıldığı anlatıldı. Öğrenciler, ayrıca atık malzemelerin toplandığı alanları ve organik atıkların kompost makinesinde geri dönüştürüldüğü bölümleri de gezdi. Ziyaret sırasında öğrencilere belediye çalışanlarının emeğiyle atık malzemeler kullanılarak hazırlanan uçak, fincan ve kayık gibi maketler üzerinden geri dönüşümün önemi anlatıldı. Programda Sıfır Atık Eğitim Merkezi’ni de ziyaret eden öğrenciler, izledikleri animasyon filmiyle iklim krizi ve kuraklık konusunda bilgilendirildi. "Çocuklarımızı bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğu" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, çocukların küçük yaşta çevre bilinci kazanmasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Doğayı koruma bilincinin küçük yaşlarda kazanılması geleceğimiz açısından son derece önemli. Atıkların ayrıştırılması, geri dönüşümün hayatımızın bir parçası haline gelmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması konusunda çocuklarımızı bilinçlendirmek hepimizin sorumluluğu. Bu nedenle Sıfır Atık Merkezimizi sadece bir toplama alanı olarak değil, aynı zamanda bir eğitim ve farkındalık merkezi olarak görüyoruz. Çocuklarımızın burada gördükleri ve öğrendikleri bilgiler, onların hem günlük hayatlarında hem de gelecekte çevreye daha duyarlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacaktır. Gölbaşı Belediyesi olarak çevreyi koruyan, sürdürülebilir ve bilinçli bir toplum oluşturmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.