Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Yumaklı: "Büyükbaş kurbanlıklarda 1 milyon 202 bin, küçükbaşlarda ise 3 milyon 761 bin sayısındayız"
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:48:13
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Büyükbaş kurbanlıklarda 1 milyon 202 bin sayısındayız. Bu geçtiğimiz yıl sevk edilen, kesilen hayvanların yüzde 45 üzerinde. Küçükbaş hayvan sayısı 3 milyon 761 bin. Bu da geçtiğimiz yıl kesilen hayvanların yüzde 51 üzerinde" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ankara Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu’nu ziyaret ederek, Kurban Bayramı öncesi yapılan denetimleri yerinde inceledi. Denetimlere Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen ile Ankara İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Dallı da katıldı. Yumaklı, denetimlerin yanı sıra küçük ve büyükbaş hayvan sayılarına, veteriner hekimlere ve ‘Tarım Cebimde’ uygulamasına dair açıklamalarda bulundu. "Hayvanların küpelerinden çok titiz bir inceleme ve denetim yapılıyor" Hayvancılık yol haritasının en önemli unsurlarından birinin hayvan hastalıklarıyla mücadele olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, "Bu yüzden bütün Türkiye çapında 8 Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu açmaya karar verdik. Bunlardan 5 tanesini açtık, geri kalan 3 tanesini de açmaya devam edeceğiz. Kurban Bayramı’na günler kaldı. Arkadaşlarımız yoğun hayvan hareketlerinin olduğu bu noktada, özellikle hayvanların çok sağlıklı bir şekilde dini vecibelerini yerine getirecek olan vatandaşlarımıza ulaşması için gece gündüz gayret ediyorlar. 43 ilin bağlantı noktası olan Ankara Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu’ndayız. Arkadaşlarımız özellikle büyük şehirlere başta olmak üzere tüm şehirlerimize gerçekleştirilen hayvan nakillerini bu istasyonlarda denetliyorlar. Gelen bütün kamyonların içerisindeki hayvanların küpelerinden genel sağlık durumlarına kadar, evraklarına, sertifikalarına kadar çok titiz bir inceleme ve denetim yapıyorlar" diye konuştu. "Büyükbaş kurbanlıklarda 1 milyon 202 bin, küçükbaşlarda ise 3 milyon 761 bin sayısındayız" Yumaklı, Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla Bakanlık bünyesindeki bütün veteriner hekimlerin 7 gün 24 saat görevlerinin başında olduğunu belirterek, "Maalesef ki kafa karıştırıcı dezenformasyonlarla karşılaşıyoruz. Herhangi bir şekilde kurbanlık hayvan arzında bir problem yok. Büyükbaş kurbanlıklarda 1 milyon 202 bin sayısındayız. Bu geçtiğimiz yıl sevk edilen, kesilen hayvanların yüzde 45 üzerinde. Küçükbaş hayvan sayısı 3 milyon 761 bin. Bu da geçtiğimiz yıl kesilen hayvanların yüzde 51 üzerinde. Büyük şehirlere sevkiyatlar devam ediyor. İstanbul’un Avrupa yakasına da bayram boyunca devam edecek bu sevkiyatlar" dedi. Bakan Yumaklı, son dönemde yurt genelinde lokal ve kontrolsüz yağışların etkili olduğunu belirterek, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) gerekli tüm tedbirleri aldığını ancak vatandaşların uyarıları dikkate almasının önem taşıdığını söyledi. Yumaklı, Kurban Bayramı’nın sağlık, huzur ve barış getirmesi temennisinde de bulundu. Sırasıyla incelemeye giren kamyonlardaki büyükbaş hayvanları denetleyen Bakan Yumaklı, ‘Tarım Cebimde’ uygulaması sayesinde vatandaşların büyükbaş ve küçükbaş hayvanların küpe numarasını sorgulayarak, hayvanın türü, doğum tarihi, cinsiyeti ve aşılama bilgileri gibi tüm detaylara ulaşabildiğini dile getirdi. Şahsi telefonuyla ‘Tarım Cebimde’ uygulamasını kullanan Yumaklı, uygulamanın kurban pazarlarında da güvenli alışveriş için kullanılabileceğini ifade etti.
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:38
Bakan Uraloğlu: "AUS Merkezimizde bayram trafiğini anlık olarak takip edeceğiz"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karayolu ağımızın kritik noktalarındaki sensör, kamera ve sistemlerden elde edilen veriler AUS merkezimiz üzerinden anlık olarak koordine edilecek" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayollarında Kurban Bayramı süresince uygulanacak tedbirlere ilişkin açıklamada bulundu. Uraloğlu, Kurban Bayramı tatili süresince karayollarındaki trafik yoğunluğunun Akıllı Ulaşım Sistemleri üzerinden anlık olarak takip edileceğini bildirdi. Trafiğin yoğun olduğu güzergahlarda turuncu ekiplerin 7 gün 24 saat esasına göre görev yapacağını belirten Uraloğlu, yol güvenliği için gerekli tedbirlerin alındığını ifade etti. Bayram döneminde oluşabilecek trafik yoğunluğuna karşı ulusal karayolu ağında gerekli planlamaların yapıldığını kaydeden Uraloğlu, "En yoğun seyahatin gerçekleştiği güzergahlarda Turuncu Ekiplerimiz 7/24 esasına göre çalışmalarını sürdürecek. Ülke genelindeki 18 bölge müdürlüğümüz, 123 şube şefliğimiz, 16 tünel bakım işletme şefliğimiz, 25 otoyol bakım işletme şefliğimiz ve 17 yap-işlet-devret bakım işletme şefliğimizde kesintisiz denetim ve takip faaliyetlerimize devam ediyoruz" ifadelerine yer verdi "Bayram trafiği AUS Merkezi üzerinden anlık takip edilecek" Karayolları Genel Müdürlüğü Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) Merkezi’nde bayram süresince anlık izleme ve takip yapılacağını belirten Uraloğlu, "Karayolu ağımızın kritik noktalarındaki sensör, kamera ve sistemlerden elde edilen veriler AUS merkezimiz üzerinden anlık olarak koordine edilecek" dedi. "Zorunlu olmadıkça yol çalışmalarına ara verilecek" Yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarının devam ettiği kesimlerde gerekli trafik işaretlemelerinin yapıldığını ifade eden Uraloğlu, mevcut levha ve işaretlerin de yeniden gözden geçirildiğini söyledi. Bakan Uraloğlu, "Bayram tatili süresince yol yapım, bakım ve onarım çalışması yürütülen kesimlerde zorunlu olmadıkça çalışmalara ara vereceğiz" diye konuştu. "Trafik işaretleri ve levhalardaki eksiklikler giderildi" Karayolu ağında yapılan kontroller kapsamında trafik işaret levhaları, oto korkulukları, sinyalizasyon sistemleri ve kenar dikmelerindeki eksikliklerin tamamlandığını belirten Uraloğlu, "Kirlenen levhaların temizliğini gerçekleştirdik, görünürlüğü azalan trafik işaretlerini yeniledik. Aşırı yağış nedeniyle oluşabilecek su taşkınlarına karşı gerekli uyarı levhalarını yerleştirdik. Heyelan ve yol daralması gibi durumların yaşandığı kesimlerde ise sürücüleri yönlendirecek trafik işaretlemelerini tamamladık" bilgilendirmesinde bulundu. "Trafik güvenliği hepimizin ortak sorumluluğu" Bayram tatilinde vatandaşların huzur içinde seyahat etmeleri için gerekli tedbirlerin alındığını ifade eden Uraloğlu, sürücülerin de trafik kurallarına hassasiyetle uyması gerektiğini vurguladı. Uraloğlu, "Trafik güvenliği hepimizin ortak sorumluluğu. Hız sınırlarına uymak, emniyet kemeri kullanmak ve sürüş sırasında cep telefonu kullanmamak hayati önem taşıyor" açıklamasında bulundu. Sürücülerin yol yapım ve bakım çalışmalarının sürdüğü kesimlerdeki uyarı levhaları ile işaretçilere dikkat etmelerinin önemine işaret eden Uraloğlu, tatil gidiş ve dönüşlerinde aynı gün ve saatlerde oluşan yoğunluğun bazı güzergahlarda trafik yükünü artırdığını belirtti. Bakan Uraloğlu ayrıca vatandaşların yol durumundaki anlık değişiklikleri Karayolları Genel Müdürlüğü’nün resmi internet sitesindeki ’Yol Durumu’ bölümünden takip edebileceğini söyledi.
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:35
Bakan Göktaş, Uluslararası Aile Günü’nü kutladı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı paylaşımla 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü’nü kutladı. Bakan Göktaş, sosyal medya hesabından ‘Büyük Türkiye ailemizin 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü kutlu olsun’ notuyla yaptığı paylaşımla Uluslararası Aile Günü’nü kutladı. Bakan Göktaş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 15 Mayıs Uluslararası Aile Günü’nü büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz. Yapılan araştırmalar da açıkça gösteriyor ki, toplumumuzu en çok mutlu eden değerlerin başında her şeyden öte yine ailemiz geliyor. Biz de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuz doğrultusunda mayıs ayının son haftasını Milli Aile Haftası ilan ederek, bu kutsal yapıyı korumak ve güçlendirmek için tarihi bir seferberlik başlatıyoruz. Çünkü güçlü aile, güçlü toplumun; güçlü toplum ise güçlü Türkiye’nin temelidir."
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:22
Avukat Özgül’den araç kazaları hakkında kritik uyarı: "EKSİST sistemiyle hem hasar bedeli hem de değer kaybı aynı anda değerlendiriliyor"
Avukat Handan Sayan Özgül, trafik kazaları sonrası hasar ve araç değer kaybı süreçlerinde değişikliğe gidileceğini belirterek, "EKSİST sistemi devreye giriyor. EKSİST sistemiyle merkezi atamayla atanan eksperler hem hasar bedelini hem de değer kaybını aynı anda değerlendiriyor" dedi. Trafik kazaları sonrası hasar ve araç değer kaybı süreçlerinde 1 Temmuz itibarıyla yeni bir uygulamaya geçilmesinin planlandığı belirtildi. Yeni sistemle eksper atamalarının dijital ortamda otomatik yapılması, başvuruların ise daha şeffaf şekilde takip edilmesi hedefleniyor. Konuya ilişkin İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulunan Avukat Handan Sayan Özgül, yeni düzenlemeyle eksper atama ve takip sisteminin devreye gireceğini ve bu sistemle merkezi atamayla atanan eksperlerin hem hasar bedelinin hem de değer kaybının aynı anda değerlendirileceğini belirtti. Bu sistemin adının Eksper Atama ve Takip Sistemi (EKSİST) olduğunu dile getiren Özgül, eksperlerin merkezi atamayla seçileceğini, sigorta şirketi veya araç sahibinin eksper belirlemesinde hiçbir rol oynamayacağını sözlerine ekledi. "EKSİST sistemiyle hem hasar bedeli hem de değer kaybı aynı anda değerlendiriliyor" EKSİST’in kaza sonrası hasar ve araç değer kaybını bir arada götüreceğini belirten Özgül, "Şu anki düzende bir kaza yaptığınızda öncelikle aracınızı tamir ettiriyorsunuz. Daha sonra ‘aracımın ikinci el piyasası düştü’ diyerek değer kaybı talebinde bulunuyorsunuz. Avukatla veya kendiniz başvuruda bulunabiliyordunuz. Yeni sistemde ise süreç tamamen değişiyor. 1 Temmuz tarihi itibarıyla mevcut düzen kökten büyük bir değişikliğe maruz kalıyor. EKSİST sistemi devreye giriyor. EKSİST sistemi sayesinde merkezi atamayla atanan eksperler hem hasar bedelini hem de değer kaybını aynı anda değerlendiriyor. Tek bir dosya açılıyor. Tek bir dosya içerisinde değer kaybınızı alıyorsunuz, hasar bedelinizi alıyorsunuz. Ayrıca bir başvuruya gerek kalmıyor. EKSİST sistemi ile merkezi atamayla eksperler atanacak, sigorta şirketi veya araç sahibi eksper belirlemesinde hiçbir rol oynamayacak" diye konuştu. "Böylece daha şeffaf, daha tarafsız bir sistem izlenecek" Bu sistemle eksperlerin merkezi sistemle atanacağını ve bu şekilde tarafsızlık sağlanacağının altını çizen Özgül, "Mevcut düzende eksper belirlemesinde sigorta şirketlerinin etkisi olabiliyordu ama yeni düzenlemede kesinlikle merkezi sistemle atanacak, taraflar müdahale edemeyecek. Böylece daha şeffaf, daha tarafsız bir sistem izlenecek. Yeni düzenlemede hasar miktarı, trafik sigortası maddi teminat tutarının yüzde 10’unu aşıyorsa eksper ataması zorunlu hale geldi. 2026 için bu rakam 40 bin liradır. 40 bin lira ve üzeri bütün hasarlar için eksper ataması zorunlu hale geldi. Daha alt miktardaki hasarlar için eksper ataması zorunlu değil, taraflar kendi aralarında anlaşabilecekler" şeklinde konuştu. "3 iş günü içerisinde hem sigorta şirketi hem de araç sahibi itiraz edebiliyor" Kaza raporu hazırlandıktan sonra EKSİST’in devreye gireceğini vurgulayan Özgül, "Yeni sistemle rapor hazırlandıktan sonra rapora 3 iş günü içerisinde hem sigorta şirketi hem de araç sahibi itiraz edebiliyor. İtiraz üzerine merkezi sistemden yeni bir eksper atanıyor. Bunun hazırladığı rapor da beğenilmezse yine itiraz yolu açık. Hakem eksper atanıyor. Hakem eksperin belirlediği rapor artık bağlayıcı hale geliyor. İlk eksperin ücreti, sigorta şirketi tarafından ödeniyor. Daha sonraki eksper ücretleri ise vatandaşlar tarafından ödenecektir. Bunların hazırladığı raporlar her ne kadar bağlayıcı olsa da hakem eksper özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlığı tamamen bitiriyor diyemeyiz. Yine taraflar bunun eksik veya fazla olduğunu iddia edip dava yoluna gidebilir" dedi. "Yeni uygulamada hedef aslında yeni bir değer kaybı başvurusuna gerek olmaması" Bu uygulamayla hem hasar hem de araç değer kaybının tek dosyada birleştirileceğini ve daha sade bir hale getirileceğini söyleyen Özgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yeni uygulamada hedef aslında yeni bir değer kaybı başvurusuna gerek olmaması. Yani hem hasarın hem de değer kaybının tek dosya içerisinde görülmesi. Ancak hem eksik ödenme halinde, hem kusur durumu belirlenemezse, hem de aracın olay yerini terk etme durumu söz konusuysa mutlaka bir avukat desteği gerekecek. Burada avukatlar davalarını hem sigorta tahkim komisyonuna hem de adli yollara götürebilirler. Yeni sistemin ülkemize hayırlı olmasını istiyorum. Uyuşmazlıklar mutlaka azalacaktır ama son bulmayacaktır. Hukuki desteğe her zaman ihtiyaç olacağını düşünüyorum."
03 Mart 2026 Salı - 13:01
MHP lideri Bahçeli: "ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayr-i meşrudur. Bu saldırganlık gayr-i hukukidir" dedi.
03 Mart 2026 Salı - 12:31
AK Parti Sözcüsü Çelik: "(İstanbul’da öğretmenini öldüren öğrenci olayı) olay tüm boyutlarıyla incelenmektedir"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "İstanbul’da bir lisemizde gerçekleşen lanetli bir saldırı sonucu öğretmenimiz Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti. Olaya ilişkin ilgili kurumlarımız derhal soruşturma başlatmıştır, olay tüm boyutlarıyla incelenmektedir" dedi. Sözcü Çelik, İstanbul’da bir lisede 17 yaşındaki öğrencisi tarafından öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik olayına ilişkin açıklama yaptı. Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda olaya ilişkin soruşturma başlatıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "İstanbul’da bir lisemizde gerçekleşen lanetli bir saldırı sonucu öğretmenimiz Fatma Nur Çelik hayatını kaybetti. Çok üzgünüz. Olaya ilişkin ilgili kurumlarımız derhal soruşturma başlatmıştır, olay tüm boyutlarıyla incelenmektedir. Bu menfur saldırıyı gerçekleştiren cani hukuk önünde hesap verecektir. Fatma Nur öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Mekanı cennet olsun. Değerli ailesinin, tüm eğitim camiamızın ve milletimizin başı sağ olsun. Yaralanan öğrencimize ve öğretmenimize de acil şifalar diliyoruz."
03 Mart 2026 Salı - 12:03
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e yükselmiştir" dedi. Yılmaz ayrıca, "Son dönemde bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin geçici nitelikteki etkilerini sınırlamaya yönelik çalışmalarımıza da ilgili tüm kurumlarımızla eşgüdüm içinde devam edeceğiz" açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, resmi sosyal medya hesaplarından şubat ayı enflasyonu ile ilgili açıklamada bulundu. Şubat ayı enflasyonunun hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, yıllık enflasyonun da yüzde 31,53’e yükseldiğini bildirdi. Aynı zamanda Yılmaz, şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanının, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklı olduğunu ifade etti. Öte yandan Yılmaz, enflasyonla mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı. "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti" Ekonomi programının temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı bir yaklaşımla yollarına devam ettiklerini belirten Yılmaz, "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e yükselmiştir. Şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanı, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklıdır. Buna rağmen hizmet kalemindeki fiyat artışı geçen aya göre zayıflayarak, yıllık bazda düşüş eğilimini sürdürmüştür. Temel mal enflasyonunda ise olumlu görünüm devam etmiş, geçen aya göre fiyat seviyesinde yüzde 1 oranında düşüş kaydedilmiş, yıllık temel mal enflasyonu yüzde 16,57’ye gerilemiştir" diye konuştu. "Enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz" Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Yıllık enflasyonun baz etkisiyle sınırlı ve geçici artış göstermesi; mevsim şartları kaynaklı bir gelişme olup, dezenflasyon programımızın ana istikametini değiştiren nitelikte değildir. Mevsimsel şartların aylık bazda olumsuz etkileri olsa da, yıllık bazda gıda ve enerji kanalı ile olumlu etkide bulunması öngörülmektedir. Bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikamızın yanı sıra; sosyal konut, gıda, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda hayata geçirdiğimiz arz yönlü adımlarımızla enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz. Son dönemde bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin geçici nitelikteki etkilerini sınırlamaya yönelik çalışmalarımıza da ilgili tüm kurumlarımızla eşgüdüm içinde devam edeceğiz."
03 Mart 2026 Salı - 12:02
Bakan Fidan'dan savaş açıklaması: "Vatandaşlarımızdan ölü veya yaralı yok"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Çatışma bölgelerindeki vatandaşlarımızı yakından izliyoruz. Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok" dedi.
03 Mart 2026 Salı - 11:53
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
03 Mart 2026 Salı - 11:49
MHP Genel Başkanı Bahçeli: İran’a yapılan mütehakkim ve mütecaviz saldırıları hiç tereddütsüz kınıyorum"
MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.- "Afganistan ile Pakistan arasındaki çatışmaların son bulmasını, küresel güçlerin dolduruşuna gelerek ilerletilen savaş ve çatışmaların yerini barış ve sükûnet ortamına bırakmasını içtenlikle diliyorum" ANKARA (İHA) - Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi. MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi."ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi."Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu."Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu."Ölümden öte köy yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi."Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti."Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu."Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi."Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."
03 Mart 2026 Salı - 11:35
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in katledilmesi tam anlamıyla alçaklıktır"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir" dedi.MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu.MHP lideri Bahçeli, günümüz dünyasında kriz, kaos ve karmaşa halinin dünyanın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğünü ve körüklenen istikrarsızlık ateşinin yalnızca coğrafyalarının bacasını sarmakla kalmadığını ve geleceği de aşırılaşmış risk ve tehlikelerle kundaklamaya başladığını dile getirdi."ABD’nin İsrail’in tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırganlığı dengeleri sakatlayacak mahiyettedir ve gayri meşrudur"Bölgesel ve küresel tansiyonun çok yükseldiği bir dönemde Türkiye olarak sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmesinin politik ve diplomatik tutum tercihi olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Böylesi alacakaranlık dönemlerde duygusal tepkilere, duyumsal tepkimelere itibar ve ihtimam gösterilmemesi devlet ve millet aklının müşterek hassasiyeti olmalıdır. Bu kapsamda etrafında dolaştığımız asıl mevzumuzun tam ağırlık merkezine geldiğimiz takdirde mahut sıcak gelişmeler karşısındaki yorum ve değerlendirmelerimizi aklıselim bir siyasi ve ahlaki çerçevede yapmamız kaçınılmazdır. ABD’nin siyonizmin tahrik ve tertibine gelerek İran’a saldırması bölgesel ve küresel dengeleri sakatlayacak mahiyettedir. Bu saldırganlık gayri meşrudur. Bu saldırganlık gayri hukukidir. Bu saldırganlık gayri ahlakidir. Uluslararası hukuku takan ve tanıyan yoktur. Dünyada orman kanunlarının geçerli olmadığını iddia edecek bir akıl ve mantık sahibi hiç kimseden bahsedilemeyecektir. Hani müzakereler sürüyordu? Hani görüşmeler devam ediyor; anlaşmaya ve uzlaşmaya yakın olunduğu iddia ediliyordu?" ifadelerine yer verdi."Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır"İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in üst düzey görevli siyasetçi ve bürokratlarla toplantı halindeyken İsrail’in saldırması sonucu hayatını kaybetmesini alçaklık olarak nitelendiren Genel Başkan Bahçeli, "Casuslar İran’ın en kilit ve mahrem alanlarına kademe kademe sızmışlardır. Hain ve ajanlar içeride olunca kale kapısı kilit tutmamıştır. Siyonist eşkıyalık dürte dürte, ite ite ABD’yi İran’a saldırtmıştır. Müzakereler kisvesiyle İran’a tuzak kurulmuştur. Hamaney’in ölümünden sonra MOSSAD ajanlarının yıkıntılar altındaki anlık görüntüleri kayda alarak Netenyahu’nun ofisine göndermesi dehşet uyandıran bir organize saldırganlığın göstergesi değildir de nedir? İran’ın üst yönetimi ile askeri ve stratejik alt yapısı hedef alınmıştır. Tahran yönetimi evvelemirde istihbarat oyunlarına ve bu çerçevede ilerletilen operasyonlara boyun eğmek zorunda kalmıştır. Buradaki amacım ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yaptığı saldırıları detaylarıyla anlatmak değildir. Maksadımız, komşumuz İran’ı hedef alan çok boyutlu saldırılardan çıkarmamız gereken dersler olduğunu, tehdidin ne kadar yakınlaştığını ve acımasızlaştığını görmenin beka düzeyinde aciliyet arz ettiğini izah ve ifade etmektir" diye konuştu."Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak imkansızdır"İran’a gerçekleştirilen saldırıların ardından iç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değerinin çok daha iyi anlaşıldığı ve açıklığa kavuştuğunu belirten Bahçeli, "Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağrıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz? Vatan ve millet sevgisi konusunda, milli birlik ve kardeşlik bahsinde bizimle aşık atmaya, boy ölçüşmeye, rekabet etmeye, hatta kibirli bir üslupla ayar vermeye çalışan siyasi ucubeler, nasıl bir felaket ve fecaatin kıyısından döndüğümüzü daha ne zaman anlamayı düşünüyorsunuz? İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz?" açıklamasında bulundu."Ölümden öte köy yoktur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türk milletinin nerede bir haksızlık varsa karşısında durması ve nerede hukuksuzluk varsa itiraz etmesinin şanı ve şerefinin gereğinden dolayı olduğuna vurgu yaparak, "Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş; ‘Türkiye yeni İran’dır.’ İsrail’in cani Başbakanı; ‘hem Şii hem Sünni eksen tarafından tehdit altındayız’ açıklamasıyla şer korosuna katılmış. Bir başka Türk ve Türkiye düşmanı Rubin ise ‘Ankara 2036’da, Tahran 2026’daki gibi olacak mı?’ diye sorgulamış. ABD’nin bir emekli albayı ise ‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş. Madem böyle iddialar son günlerde yaygınlık kazandı, bizim de bu sapkın görüş ve tehditleri görmezden gelmemiz doğal olarak mümkün değildir. Diyorum ki, ölümden öte köy yoktur, zira ölürsek şehit, kalırsak gazi olacağımız tarihi ve manevi hakikat, aynısıyla da farz-ı ayndır" dedi.Konuşmasında, İran’ın dini lideri Hamaney ile birlikte hayatını kaybetmiş bütün isimlere Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz eden Bahçeli, İran halkına sabır ve baş sağlığı dilemeyi de ihmal etmedi."Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir"Pakistan ile Afganistan arasındaki çatışmaların son bulması, anlaşmasızların karşılıklı mutabakatla sonlandırılmasını temenni eden Bahçeli, "Coğrafyamızın her tarafında barış hakim olmalıdır. Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı ise çoktur. Dünyaya hakim ve hadim olması gereken tek gerçek barıştır. Afganistan ve Pakistan arasındaki çatışmaya, ABD-İsrail ortaklığının İran ile savaşına mutlak surette barışçıl çözüm stratejileriyle doğrudan müdahale edilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ve takdir edilecek yoğun diplomatik temaslarıyla barış ortamının yeşermesi samimi dileğimiz ve beklentimizdir. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz, olamaz. Barışmak yerine savaşmak cinayettir. Bu cinayete ortak olmak istemeyen her ülke barışçıl emel ve hedefler etrafında birleşmeli, sözleşmeli ve el ele vermelidir" ifadelerini kullandı.Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün mutlaka korunması gerektiğini, hangi etnik veya mezhebi gruba mensup olursa olsun İran halkının mensubiyet onuruyla tarihi, hukuki ve ahlaki mükellefiyetin gereğini yerine getirmesi gerektiğini de kaydetti."Anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir"Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti’nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu’nun asla terk edilmeyecek bir anayurt olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Bu anayurt politiğinin önünü açacak Terörsüz Türkiye hedefidir. İstiklal Savaşımızın stratejisi, bizi Anadolu’dan atmak ve dar bir alana sıkıştırmak isteyen müstevli güçlere karşı yine öncelikle Anadolu’nun kurtulması olmuştur. Bu itibarla; Bunca mücadelenin sonunda kurulan Cumhuriyetimiz ve siyasi başkentimiz Ankara bin yıllık Anadolu’daki Türk jeopolitiğinin hem gereği, hem muhteşem anısı, hem de mükâfatıdır" değerlendirmesinde bulundu."Ankara, çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir"Tarihin, yanlış zamanda doğru adım atanlarla, doğru zamanda yanlış adım atanları yaşadığı hezimetlere ve yıkımlara şahitlik ettiğini aktaran Bahçeli, "Kültürel anılarımızın hala taze olduğu, beşeriyetimizin hala yaşamaya devam ettiği bu topraklar ve insanlar ile bir gün yeniden kucaklaşma hayalini kurmak çok değerlidir ve tutkumuzdur. Ancak sanki hiç kaybedilmemiş gibi davranarak bir devletin siyasi ve felsefi sıklet merkezini hayali noktalar üzerinden okuyup değiştirmeye çalışmak başka bir şeydir. Bu nedenle, ‘yurtta sulh cihanda sulh’ kavramını ikame eden yeni jeopolitik pergelin, başkentimiz Ankara’ya konmasıyla doğmuş olmasına bağlamak tarihin akışına etki etmiştir. Unutmayalım ki Ankara, yeni devletimizin ilan edilmesinden 42 ay önce bu jeopolitiğin merkezi haline gelerek Kurtuluş Savaşı’nın yönetimini üstlenmiştir. Türk milleti politikasını, coğrafyasından önce oluşturmuştur. Ankara, yepyeni Türk devletinin etki ve kapsama çemberini belirlemek üzere, pergel ucunun, Ulus’taki Millet Meclisi kürsüsüne batırılmasıyla çizilen milli coğrafyanın yönetim merkezidir" ifadelerine yer verdi."Öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de budur"Başkent Ankara’nın yalnızca yönetim merkezi olmadığını aynı zamanda Anadolu jeopolitiğinin gerçeğinden doğmuş stratejik bir merkez de olduğunu belirten Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:"Tarihin derinlerinden beslenen ve ders çıkartan devlet ve yönetim aklının da merkezidir. Varlığı ve sürekliliği hem bugünümüzün ve gerçeğimizin, hem de hayallerimizin ve hedeflerimizin devamı mahiyetinde, aynısıyla da teminatıdır. Şartlar bir gün başka coğrafyaları yönetme imkânı verirse o anın koşullarına göre yeni bir jeopolitik oluşturma fırsatı doğabilir. Bugünkü gerçekler bize istesek de, istemesek de, hesaplarımızı ve adımlarımızı başka başkentlerden bakarak çözme imkanı vermemektedir. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin çekim alanına kapılarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği her şeyin önünde ve üstündedir. Türkiye mevcut ağırlığıyla bölgesindeki mazlumların güvencesidir. Türkiye’nin varlığı onların umut adası demektir. Ne var ki önce düşüneceğimiz, öncelikle müdafaa edeceğimiz Türkiye’nin güvenliği, bekası, iç barış ve huzur ortamıdır. İşte ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle yapmak istediğimiz de tam budur. Dünya’ya Ankara’dan bakmaktan, milli birlik ve kardeşliğimizi gözü kara biçimde savunmaktan başka seçeneğimiz yoktur."
03 Mart 2026 Salı - 11:31
Bakan Bolat: "Şubat ayında ihracatımız yüzde 1,6’lık artış ile 21,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir"
Bakan Bolat: "Şubat ayında ihracatımız yüzde 1,6’lık artış ile 21,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir"
03 Mart 2026 Salı - 11:14
Bakan Şimşek: "Şubatta aylık enflasyon yüzde 2,96 gerçekleşti"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Şubatta aylık enflasyon yüzde 2,96 gerçekleşti. Gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artması, yıllık enflasyonda geçici bir yükselişe neden oldu. Temel mal enflasyonu yüzde 16,6’ya geriledi" dedi. Bakan Şimşek, resmi sosyal medya hesabı üzerinden Şubat’ta aylık enflasyonun yüzde 2,96 gerçekleştiğini duyurdu. Gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artması, yıllık enflasyonda geçici bir yükselişe neden olduğunu belirten Şimşek, temel mal enflasyonunun yüzde 16,6’ya gerilediğini açıkladı. Aynı zamanda Şimşek, katılığın yüksek olduğu hizmet enflasyonunun ise son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40’ın altına indiğini bildirdi. "Şubatta aylık enflasyon yüzde 2,96 gerçekleşti" Bakan Şimşek, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Şubatta aylık enflasyon yüzde 2,96 gerçekleşti. Gıda fiyatlarının uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde artması, yıllık enflasyonda geçici bir yükselişe neden oldu. Temel mal enflasyonu yüzde 16,6’ya geriledi. Katılığın yüksek olduğu hizmet enflasyonu ise son 47 ayın en düşük seviyesi olan yüzde 40’ın altına indi. Bu görünüm enflasyonda aşağı yönlü eğilimin sürdüğüne işaret ediyor. Son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların, önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesini bekliyoruz. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalışıyoruz. Dezenflasyon sürecinin devamı için tüm politika araçlarımızı eşgüdüm içinde kullanıyoruz."
03 Mart 2026 Salı - 11:13
Başkent’in son bakır ustalarından Aytekin Küçük: "Bakıra talep çok ama yetişecek çırak yok"
Başkent’te yaklaşık 50 yıldır kalay ve bakır ustalığı yapan Aytekin Küçük, mutfakta kullanımı sağlıklı olduğu için bakıra talebin artmasıyla mesleğin ‘altın çağını’ yaşadığını ancak yetişecek çırak olmadığı için mesleğin bitme noktasına geldiğini ifade etti. Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Kale Mahallesi’nde kalaycılık ve bakırcılık mesleğini yaklaşık 50 yıldır icra eden Aytekin Küçük, baba mesleğini büyük bir işçilikle devam ettiriyor. Sağlıklı olduğu için mutfakta bakır kullanımının artmasıyla bakırcılık, en parlak dönemlerinden birini yaşıyor. Bakıra ve kalaya talebin artmasına rağmen çırak yetişmediği için bu meslek, kaybolmakta olan meslekler arasında yer alıyor. "Ustam, ölçü kullanmadan bakır yapacak kadar ustaydı" Baba mesleği olan kalaycılık mesleğine çocukluk yıllarında amcaları sayesinde başlayan kalay ustası Aytekin Küçük, "Belli bir zamana kadar çalıştıktan sonra amcam, ‘Seni başka birinin yanına verelim. Burada sadece kalaycılık öğreniyorsun’ dedi. Karşımızdaki dükkanda Kıvırcık Dursun diye çok değerli bir ustamız vardı. O, bu çarşıdaki çoğu ustanın ustasıdır. Amcam beni o ustanın yanına verdi ve orada çalışmaya başladım. Çok sinirliydi, yanında çalışılmıyor, bağırıyor ve haftanın üç günü sopayla dövüyordu. Ama onun yanında çalıştığım için gurur duyuyorum. Ondan dürüst işçilik, bakırcılık, kalaycılık, nikelaj ve parlatma öğrendim. Onun sayesinde el becerim çok gelişti. Ölçü kullanmadan bakır yapacak kadar ustaydı" dedi. "Koca Ankara’da bu mesleği yapan üç dört kişi kaldık" Kalaycılık mesleğinin tükenmekte olduğunu ve yeni ustaların artık çıkmadığını söyleyen Küçük, "Şu an bu meslek altın çağını yaşıyor. Biri gelse, öğrense biz de gurur duyarız. Koca Ankara’da üç dört kişi kaldık, beşincisi yok. Yapabilecek kapasitede adam da yok. Öğrenmiş olsalar meslek altın bilezik, her zaman kazanır. Parasız kalmazsın, bir şey üretir, yapar, bunu satar, cebine para girer ve çoluğunu çocuğunu geçindirir. Ama biri heveslenerek geliyor, ‘kaç para veriyorsun, kaçta başlayıp kaçta çıkacağım, cumartesi pazar tatil mi’ diye soruyor. Çıraklığımda gece yarılarına kadar çalıştığım zamanlar oldu. Biz bilmez miydik eve gitmeyi" diye konuştu. "Çoğu lokanta bakır kullanmaya başladı çünkü lezzet farkını gördüler" Mesleğin göründüğü kadar kolay olmadığı ve belli aşamaları olduğunu belirten Küçük, "Bakır, yer altından çıkan bir maden, kalay da yer altından çıkan bir maden. Ama sağlıklı. Herkes bunu bilmiyor, çoğu kişi kullanmıyor ve bakırın ne olduğunu bilmiyor. Mesela hepimizin evinde bulaşık makinesi var. Bulaşıklar yıkandıktan sonra koy bir leğen suya durula, bak nasıl köpük akıyor. Bu bakırı bulaşık makinesine koy, kendini karartır ama kesinlikle kalayını çıkaramaz. Sağlıklı olduğu için. İkisi de yer altından çıkan maden. O kadar sağlıklı. Eski adamlar mesela 100 yaşına kadar yaşıyorlar. Mesela köylerde adamlar bastonlarla yolda yürüyemiyor ama yine de sağlıklı. Ama bizim buradakiler de öyle sağlıklı değil. Yediğimiz doğal bir şey yok. Zaten çoğu lokantalar bile bakıra döndü. Niye? Lezzet farkını yakaladılar" şeklinde konuştu.
03 Mart 2026 Salı - 11:02
Bakan Şimşek: "Son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların, önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesini bekliyoruz. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırm
Bakan Şimşek: "Son iki ayda gıda fiyatlarında görülen yüksek artışların, önümüzdeki dönemde hava şartlarına bağlı olarak telafi edilmesini bekliyoruz. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan petrol fiyatlarının enflasyon etkisini sınırlandırmak üzere çalışıyoruz."
03 Mart 2026 Salı - 11:00
TVHB Başkanı Eroğlu: "Türkiye 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır"
Türk Veteriner Hakimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Türkiye, yaklaşık 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü ile ilgili yazılı açıklama yayımladı. Eroğlu, 3 Mart’ta Dünya Yaban Hayatı Günü’nün yeryüzündeki yaban hayvanları ve bitkilerin korunmasının önemini hatırlatmak, biyolojik çeşitliliğin değerini vurgulamak ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği konusunda küresel farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş uluslararası bir gün olduğunu ifade etti. Eroğlu, Türkiye’nin 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yaptığını belirtti. "Biyoçeşitlilik; temiz havanın, içilebilir suyun, verimli tarımın, sağlıklı hayvancılığın ve güvenli gıdanın ön şartıdır" Ali Eroğlu, şu ifadelere yer verdi: "Her yıl 3 Mart’ta kutlanan Dünya Yaban Hayatı Günü, yeryüzündeki yaban hayvanları ve bitkilerin korunmasının önemini hatırlatmak, biyolojik çeşitliliğin değerini vurgulamak ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği konusunda küresel farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş uluslararası bir gündür. Ormanlarda dolaşan bir memeli, gökyüzünde süzülen bir kuş, sulak alanlarda yaşayan bir amfibi ya da denizlerin derinliklerindeki bir balık türü; hepsi birlikte yaşamın büyük ağını oluşturur. Bu ağın herhangi bir halkasında meydana gelen kırılma, yalnızca doğayı değil, insan yaşamını da doğrudan etkiler. Çünkü doğa, insanın dışında değil; insanın içinde var olduğu çok bileşenli bir sistemdir. Sağlıklı ekosistemler için zengin bitki ve hayvan çeşitliliği, dengeli doğal döngüler ve sürdürülebilir kaynak kullanımıyla mümkündür. Biyoçeşitlilik; temiz havanın, içilebilir suyun, verimli tarımın, sağlıklı hayvancılığın ve güvenli gıdanın ön şartıdır. Aksi takdirde doğanın dengesi bozulduğunda türler yok olmakla kalmaz aynı zamanda insanlığın refahı, ekonomisi ve sağlığı da tehdit altına girer. Bugün dünya genelinde yaban hayatı ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Habitatların tahrip edilmesi, iklim değişikliği, kaçak avcılık, çevre kirliliği ve doğal kaynakların bilinçsiz kullanımı gibi olumsuzluklar pek çok türü yok olma riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Yaban hayatının korunması insan sağlığı açısından da kritik bir öneme sahiptir. Doğal yaşam alanlarının yok edilmesi ve insan-yaban hayatı etkileşiminin artması, zoonotik hastalıkların ortaya çıkma riskini ciddi şekilde artırmaktadır. Son yıllarda yaşanan küresel salgınlar, doğayla kurulan dengesiz ilişkinin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir. Bu nedenle insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan bütüncül yaklaşımlar artık mecburidir." "Türkiye 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır" Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi konum ve farklı iklim özellikleri sayesinde dünyanın önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Eroğlu, "Yaklaşık 780 bin kilometrekarelik geniş coğrafyasında yüzlerce memeli, kuş, sürüngen, amfibi ve balık türüne ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda ülkemiz göçmen kuşların kullandığı önemli göç yolları üzerinde yer almakta ve birçok tür için hayati bir geçiş noktası oluşturmaktadır. Anadolu’da yaşayan endemik türler ise bu toprakları dünyada biyolojik çeşitlilik açısından eşsiz kılmaktadır. Gelişen teknolojiler ve bilimsel araştırmalar doğamızın bilinmeyen yönlerini her geçen gün daha fazla ortaya çıkarmaktadır. Modern izleme yöntemleri sayesinde daha önce varlığı bilinmeyen türleri kayıt altına alınmakta, hatta neslinin tükendiği düşünülen bazı türlerin yeniden varlığı tespit edilmektedir" diye konuştu. "Yaban hayatı alanında daha fazla veteriner hekimin görev alması güçlü sonuçlar doğuracaktır" Yaban hayatının korunmasında birçok meslek grubunun önemli rol üstlendiğini belirten Eroğlu, "Bu süreçte veteriner hekimlerimiz özel bir sorumluluğa sahiptir. Veteriner hekimlerimiz; yaban hayvanlarının hastalıklarının teşhisi ve tedavisi, rehabilitasyon çalışmaları, tür koruma ve üretim projeleri ve zoonotik hastalıkların izlenmesi gibi alanlarda aktif görev almaktadır. İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan yaklaşımın sahadaki en önemli temsilcilerinden biridir. Türkiye’de yaban hayatının korunmasına yönelik önemli çalışmalar yürütülmektedir. Rehabilitasyon merkezleri, bilimsel araştırmalar ve koruma projeleri bu alanda önemli ilerlemeler sağlamaktadır. Ancak bu çalışmaların daha da güçlendirilmesi, uzman sayısının artırılması ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yaban hayatı alanında daha fazla veteriner hekimin görev alması ve bu alandaki akademik çalışmaların desteklenmesi, gelecekte çok daha güçlü sonuçlar doğuracaktır. Ekosistemlerin bozulması, türlerin yok olması ve doğal dengenin zarar görmesi; gıda güvenliğini, halk sağlığını, ekonomik istikrarı ve toplumsal refahı doğrudan tehdit etmektedir. Artık bu mesele, insanlığın kendi geleceğini güvence altına alma meselesidir. Yaban hayatını korumak yaşamın kendisini korumaktır. İnsan doğanın sahibi değil, onun emanetçisidir. Bu emaneti korumak ise hem bilimsel hem de vicdani bir görevdir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder