Yerel Haberler
Ankara
KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel: "Bizler devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız" 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57:30 Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Genel Başkanı Ali Adıgüzel, "Bizler kamu yatırımlarını gerçekleştiren, devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız. Ancak sektörümüzün yaşadığı yapısal sorunları da görmezden gelemeyiz" dedi. KAMİAD 2. Olağan Genel Kurul Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Genel Kurul divan üyelerinin seçimiyle başlayan toplantıda, KAMİAD’ın kuruluş vizyonunun ve geleceğe dair stratejilerini aktaran video gösterimi yapıldı. Genel Kurul Toplantısı çerçevesinde KAMİAD Genel Başkan Yardımcısı Hatice Kesin, 2023-2026 dönemi faaliyet raporunu ve gelecek döneme ilişkin hedefleri kurula sundu. Gelen Kurul, KAMİAD Saymanı Mehmet Ali Güneş tarafından geçmiş dönem gelir-gider tablosunu ve gelecek dönemde tahmini bütçe beklentilerini aktarmasıyla devam etti. Divan Kurulu heyetinin gerçekleştirdiği oylamayla birlikte Ali Adıgüzel, oy birliğiyle yeniden KAMİAD Genel Başkanlığı’na seçildi. "Sektörümüzün temel problemlerini, ilgili tüm kurumlarda güçlü bir şekilde gündeme taşıdık" Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren KAMİAD Genel Başkanı Adıgüzel, KAMİAD’ın yalnızca bir dernek olmadığını, sektörün sorunlarını dile getiren, çözüm üreten, kamu nezdinde görüşleri dikkate alınan, güçlü bir sivil toplum örgütü olduğunu dile getirdi. Adıgüzel, göreve geldikleri ilk günden itibaren yalnızca sorunları konuşan değil, çözüm için mücadele eden bir anlayış ortaya koyduklarını da belirterek, "1. Olağan Genel Kurulumuz ile göreve gelmiş Yönetim Kurulumuz ile birlikte; ek fiyat farkı, süre uzatımı, tasfiye hakkı, sicil affı, hak ediş süreçleri ve mevzuatsal sorunlar başta olmak üzere, sektörümüzün temel problemlerini, ilgili tüm kurumlarda güçlü bir şekilde gündeme taşıdık. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere; Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki tüm siyasi partilerimizle, ilgili diğer bakanlıklarımızla ve bürokratik yapılarla çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. Kamu İhale Kurumu nezdinde yürüttüğümüz temaslarla; sektörümüzün sorunlarını teknik raporlarla anlattık, çözüm önerileri sunduk. Sadece Ankara’da değil; Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleştirdiğimiz ‘KAMİAD Türkiye Buluşmaları’ ve ’Şehir Toplantıları’yla üyelerimizle birebir temas kurduk" açıklamasında bulundu. "İş makinelerimizle, teknik ekiplerimizle, mühendis kadrolarımızla afet bölgelerinde aktif görev aldık" Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremleri sonrasında ise KAMİAD olarak yalnızca konuşan değil, sahada olan bir yapı olduklarını ifade eden Adıgüzel, "İş makinelerimizle, teknik ekiplerimizle, mühendis kadrolarımızla ve sosyal destek organizasyonlarımızla afet bölgelerinde aktif görev aldık. 6 Şubat depreminin ardından; ülkemizde ilk defa bir sivil toplum kuruluşu olarak; 30 kişilik bir Teknik eleman kadromuzla, Çevre Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda; Hatay bölgesinde 8 gün boyunca hasar tespit çalışmalarına katkı sunduk" diye konuştu. "Ülkemize ekonomik avantaj sağlayacak ortak satın alma ve tedarik modelleri oluşturacağız" Adıgüzel, yeni döneme girerken önlerinde çok daha büyük hedeflerin olduğunu sözlerine ekleyerek, "Hazırladığımız 2026-2028 Stratejik Master Plan doğrultusunda; Türkiye genelinde nitelikli üye kazandırma çalışmaları yaparak, illerde şubeleşme çalışmalarına başlayacağız. Dijital üyelik sistemi ve KAMİAD mobil uygulamasını hayata geçirerek üyeler arası işbirliğini ve ticareti arttıracağız. Hukuki danışmanlık ve tahkim merkezi oluşturacağız. İhale takip ve analiz platformumuzu devreye alacağız. KAMİAD Türkiye Buluşmalarını daha geniş kapsamlı hale getireceğiz. Üniversiteler ve teknik kuruluşlarla ortak projeler geliştireceğiz. Kamu ve özel sektör iş birliklerini daha ileri seviyeye taşıyacağız. Ülkemize ekonomik avantaj sağlayacak ortak satın alma ve tedarik modelleri oluşturacağız. Üyelerimiz ve aileleriyle birlikte tatil programları düzenleyerek birlik ve beraberliğimizi arttıracağız" ifadelerine yer verdi. "Bizler, devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız" Gelecek dönemde en büyük hedeflerimizden birinin mesleki itibarın güçlendirilmesi olduğunun altını çizen Adıgüzel, "Bizler kamu yatırımlarını gerçekleştiren, devletimizin yükünü omuzlayan, ülkenin kalkınma projelerinde aktif görev alan insanlarız. Ancak sektörümüzün yaşadığı yapısal sorunları da görmezden gelemeyiz. Finansmana erişim zorlukları, artan maliyetler, hak ediş süreçleri, yüksek enflasyon ve mevzuatsal problemler sektörümüz üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Bizler devletimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Fakat sektörümüzün sorunlarını dile getirmekten ve çözüm talep etmekten de asla geri durmayacağız. Çünkü güçlü bir kamu yatırımı sistemi, güçlü yüklenicilerle mümkündür" şeklinde konuştu. Program, KAMİAD Başkanı Ali Adıgüzel’in konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:49 Sınır dışı beklerken kırmızı bülten ortaya çıktı İnterpol tarafından kırmızı bültenle arandığı belirlenen Irak uyruklu Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheekho, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı emriyle gözaltına alındı. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı İnterpol tarafından kırmızı bültenle arandığı belirlenen Irak uyruklu Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheekho, gözaltına aldı. 37 yaşındaki Sheekho ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçlaması kapsamında çıkarıldığı Eskişehir Nöbetçi 2. Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklandı. Hakkında giriş yasağı ve genel güvenlik (G-87) tahdit kodu bulunan Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheekho, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Şüpheli 13 Mayıs’ta sınır dışı edilme işlemleri için Düzensiz Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi’ne (GÖKSEM) teslim edildi. Ancak şüpheliyle ilgili yürütülen incelemede, Irak adli makamlarının talebi üzerine Interpol Genel Sekreterliği tarafından hakkında kırmızı bülten düzenlendiği tespit edildi. Başsavcılıkta ifadesi alınan şüpheli hakkında, kırmızı bülten içeriği ve dosya kapsamındaki bilgiler birlikte değerlendirildi. Savcılık, Irak uyruklu şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren olgular ve tutuklama nedenleri bulunduğu kanaatine vardı. Şüpheli, 15 Mayıs’ta tutuklanması talebiyle Eskişehir Nöbetçi 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi. Suhail Mohammed Salemm Mahmood Sheekho ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçlaması kapsamında çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. (FÇ-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:28 MİT’ten casusluk ağına operasyon: 7 tutuklama Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT), Türkiye aleyhine istihbarat faaliyetleri yürüttüğü belirlenen uluslararası bir casusluk ağını çökertti. Ankara merkezli 4 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, şebeke lideri B.E.’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi gözaltına alınarak tutuklandı. MİT’in yürüttüğü istihbari çalışmalar sonucunda iki farklı yabancı istihbarat servisine çalışan ajanlık ağında yer alan 9 kişi tespit edildi. MİT’in, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü özel ekipleriyle koordineli yürüttüğü soruşturma kapsamında operasyon düzenlendi. Şebekede yer aldığı belirlenen 2 kişinin ise başka suçlardan dolayı cezaevinde bulunduğu öğrenildi. Casusluk suçundan yargılanmak üzere adli mercilere sevk edilen 7 kişi tutuklandı. Yürütülen soruşturmada B.E. ve ajanlık şebekesi içinde yer alan kişiler, Türkiye’de sivil toplum kuruluşları, dernekler, etnik gruplar ve kamu görevlilerine yönelik hassas bilgileri topluyor ve yabancı istihbarat servislerine aktardığı anlaşıldı. Şebeke içindeki kişilerin şüpheli aktiviteleri MİT’in dikkatini çekerken kapsamlı bir istihbarat operasyonu başlatıldı. B.E. ve örgütün diğer üyelerinin faaliyetleri, fiziki gözetim, siber izleme ve teknik dinleme yöntemleriyle sistematik bir şekilde takip edildi. Zaman içinde, şebekenin yabancı servislerle kurduğu iletişim hatları, raporlaşma yöntemleri, ödeme mekanizmaları ve görev talimatları tamamen kayıt altına alındı. B.E.ve yönettiği ağ, uzun süre kendi faaliyetlerinin gizli ve kontrol altında olduğunu sanarak casusluk faaliyetlerine devam etti. MİT’in, uzun süren istihbari çalışmaları neticesinde, Türkiye aleyhine casusluk faaliyetleri yürüten şebekenin merkezindeki B.E. başta olmak üzere şebekenin örgütsel yapısının tamamı deşifre edildi. ’MİT’ten büyük zafer’ Bu operasyonla yalnızca şebeke üyelerinin kimlikleri değil, aynı zamanda yabancı istihbarat servisinin Türkiye’deki ağ yapısı, iletişim protokolleri ve stratejik hedefleri de ortaya çıkarıldı. MİT, operasyon sürecinde elde ettiği bilgilerle hem ulusal güvenliğin korunmasını sağladı hem de yabancı servislerin yöntemlerini detaylı şekilde analiz etti.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:14 "16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü" somut projelerle karşılanıyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son gününün Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile "16 Mayıs Ulusal Erişilebilirlik Günü" ilan edildiğini belirterek, bu günü sokakta, dijital dünyada, sanatta ve sporda engelleri kaldıran somut projelerle karşıladıklarını bildirdi. Bakan Göktaş, 2005 yılında yürürlüğe giren Engelliler Hakkında Kanun kapsamında kamu binaları, açık alanlar, toplu taşıma araçları ile bilgi ve iletişim sistemlerinin erişilebilir hale getirilmesinin zorunlu olduğunu hatırlattı. Bu kapsamda kurulan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonları tarafından bugüne kadar 4 bin 149 bina, açık alan ve toplu taşıma aracına "Erişilebilirlik Belgesi" verildiğini aktaran Göktaş, "Şehirlerimizi herkes için erişilebilir hale getirmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020 yılını "Erişilebilirlik Yılı" ilan etmesiyle birlikte eğitim, uygulama ve farkındalık çalışmalarının hız kazandığını ifade eden Göktaş, Bakanlık tarafından geliştirilen Erişilebilirlik Değerlendirme Modülü (ERDEM) sistemi sayesinde binaların erişilebilirlik durumunun dijital ortamda değerlendirilebildiğini, "Erişilebilirlik Logosu"nun kullanım alanının da genişletildiğini söyledi. Farklı bakanlıklarla ortak çalışmalar yürüttüklerini belirten Göktaş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yapılan çalışmalar kapsamında 5 büyük havalimanının daha "Erişilebilirlik Belgesi" aldığını, böylece belgeye sahip havalimanı oranının yüzde 90’a yaklaştığını kaydetti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen "Bulut Kent Bilgi Sistemi" sayesinde erişilebilir alanlar ve park yerlerinin dijital haritalarda görüntülenebildiğini aktaran Göktaş, bankacılık hizmetlerinde erişilebilirliği artırmak amacıyla da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Türkiye Bankalar Birliği ile ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Göktaş, 2026 yılı sonuna kadar mobil ve internet bankacılığı hizmetlerinin daha erişilebilir hale getirilmesinin planlandığını belirterek, "2027 yılı ikinci çeyreğine kadar ise sadeleştirilmiş dilin bankalar nezdinde sistemlere entegre edilmesi ve uygulamaya alınmasına ilişkin operasyonel süreçlerin tamamlanmasını planladık" diye konuştu. "Web Siteleri ve Mobil Uygulamaların Erişilebilirliği" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kamuya açık dijital platformların erişilebilir hale getirilmesinin hukuki zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Göktaş, bu kapsamda Bakanlık bünyesinde İzleme ve Danışma Komisyonları oluşturulduğunu, erişilebilirlik standartlarına ilişkin rehber ve kontrol listelerinin yayımlandığını söyledi. "Erişilebilir Sahne" projesinin başlatıldığını belirten Göktaş, 11 ilde sahnelenen tiyatro oyunlarının işaret dili ve sesli betimleme desteğiyle erişilebilir hale getirildiğini açıkladı. Projeyle engelli bireylerin diğer izleyicilerle birlikte aynı ortamda ve eşit şartlarda tiyatro deneyimi yaşayabilmesinin amaçlandığını ifade etti. 81 ilde valilerin başkanlığında kamu kurumları, üniversiteler ve belediyelerin katılımıyla erişilebilirlik toplantıları düzenlendiğini kaydeden Göktaş, bugüne kadar 30 binden fazla yönetici ve teknik personele erişilebilirlik eğitimi verildiğini bildirdi. Toplumsal duyarlılığı odağına alan kamu spotlarının tüm mecralarda paylaşıldığını belirten Göktaş, "Bakanlık olarak gayemiz; her bir ferdimizin kimsenin desteğine ihtiyaç duymadan hayatın her alanında var olabildiği, tam anlamıyla engelsiz bir Türkiye’dir. Bizler, zihinlerdeki kalıpları yıkarak Türkiye’yi her noktada erişilebilir kılana dek bu kararlı yürüyüşümüzü azimle sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
DMM: "İran sınırından Türkiye’ye kaçak giriş yapıldığı iddiasıyla paylaşılan görüntüler dezenformasyon içermektedir"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 14:44 DMM: "İran sınırından Türkiye’ye kaçak giriş yapıldığı iddiasıyla paylaşılan görüntüler dezenformasyon içermektedir" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından yapılan açıklamada, "Bazı sosyal medya hesaplarında, İran sınırından Türkiye’ye kaçak giriş yapıldığı iddiasıyla paylaşılan görüntüler dezenformasyon içermektedir" ifadeleri kullanıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından İran sınırından Türkiye’ye kaçak giriş yapıldığı iddiasıyla paylaşılan görüntülere ilişkin açıklama yapıldı. Merkezin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görüntülerin eski olduğu belirtilerek, "Bazı sosyal medya hesaplarında, İran sınırından Türkiye’ye kaçak giriş yapıldığı iddiasıyla paylaşılan görüntüler dezenformasyon içermektedir. Görüntülerin, zamanı ve yeri belirsiz eski çekimler olduğu; son yaşanan bölgesel gelişmeler sonrası yeniden kasıtlı olarak dolaşıma sokulduğu tespit edilmiştir. Türkiye sınır hattıyla bağlantısına dair herhangi bir somut veri bulunmamaktadır. Bu tür paylaşımlar sınır güvenliğini hedef alarak kamuoyunda olumsuz algı oluşturmayı amaçlamaktadır. Türkiye’nin hudut güvenliği 7 gün 24 saat esasına dayalı olarak çok katmanlı sistemlerle kesintisiz şekilde sağlanmaktadır. Asılsız iddialara itibar edilmemesi, yalnızca resmi makamların açıklamalarının dikkate alınması önemle rica olunur" açıklamasında bulunuldu.
Belediye otobüsünü ateşe veren sanık hakkında 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:52 Belediye otobüsünü ateşe veren sanık hakkında 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı Ankara’da bindiği belediye otobüsünde sürücü kabinine benzin dökerek ateşe veren ve şoför M.D.’nin yaralanmasına neden olan Alparslan K. hakkında, "kamu malına zarar verme" ve "kasten yaralama" suçlarından 9 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede Alparslan K. hakkında, ’Mala zarar verme’ ve ’Kasten yaralama’ suçlarından 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianameye göre Alparslan K., otobüs Ulus Heykel durağına yaklaşırken yanında getirdiği yazılı kağıtları araç içinde asmaya başladı. Ardından şişe içindeki benzini şoför kabinine ve M.D.’nin üzerine döküp ateşe verdi. Şoför M.D., aracı durdurup inerken çevredekilerin yardımıyla yangın söndürme tüpüyle alevleri söndürüldü. Olayda M.D.’nin yüzü ve vücudunda kısmi yanıklar oluşurken, araçta da hasar meydana geldi. Hazırlanan iddianame kapsamında ifadesi alınan Alparslan K., pet şişeye benzin doldurup otobüse bindiğini söyledi. "Amacım şoförü yakmak değil, çip için sesimi duyurmaktı" Otobüsün içerisine 270 sayfalık dilekçe yapıştırdığını ifade eden sanık, "Bunu yapma sebebim belediye otobüslerinde otobüs içinin kamera kaydı yapılmasıdır. Benim kolumda çip vardır. Bunun ile ilgili defalarca müracaat yaptım. Başvurularıma herhangi bir cevap alamadığım için bu eylemi gerçekleştirdim. Ulus’ta otobüs durağında araç durduğu zaman elimdeki benzin dolu şişeyi çıkartıp şoförün sol tarafına doğru döktüm. Daha sonra şoföre dönüp ‘Kaç abi, seninle meselem yok’ dedim. Zarar verecek olsam zaten zarar verebilecek durumdaydım. Benim önümden geçerken kolumu tuttu. Ben bu sırada çakmağı çakmaya çalışıyordum. Şoförün üstü alev aldı. Ayrıca otobüsün şoför koltuğu da alev aldı. Şoför, üstü yanar vaziyette dışarı çıktı. Oradan gelen vatandaşlar otobüsteki yangını söndürdü. Benim şoförü öldürmeye yönelik eylemim olmamıştır. Kendisiyle herhangi bir derdim de yoktur. Amacım ameliyatta koluma çip takılması nedeniyle sesimi duyurabilmektir" ifadelerinde bulundu. ’Olayın geçmişi’ Olay 25 Şubat 2025’te meydana geldi. Ulus-Kızılay-Ankara Şehir Hastanesi hattında çalışan M.D.’nin kullandığı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ait 06 BD 4387 plakalı EGO otobüsüne binen Alparslan K., aracın sürücü kabini ve şoförün üzerine benzin dökerek ateşe verdi. Yangın söndürme tüpüyle yangını söndüren şoför M.D.’nin el ve yüzünde kısmi yanıklar oluşurken, otobüste ise hasar oluştu. Çok sayıda suç kaydı bulunan ve psikolojik sorunları olduğu ileri sürülen Alparslan K., polis ekiplerince gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen Alparslan K. çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı. Hastaneye kaldırılan otobüs şoförü M.D. ise tedavisinin ardından taburcu edildi.
AK Parti Ankara İl Başkanlığı’ndan 28 Şubat’ın yıl dönümünde açıklama
28 Şubat 2026 Cumartesi - 11:53 AK Parti Ankara İl Başkanlığı’ndan 28 Şubat’ın yıl dönümünde açıklama AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, 28 Şubat’ta yaşananlara ilişkin, "27 Mayıs, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur. 28 Şubat, sonuçları nesillere sirayet eden hesaplı bir şekilde kullanılmış bir darbeydi" dedi. 28 Şubat Darbesi’nin üzerinden 29 yıl geçti. AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, konuya ilişkin AK Parti Ankara İl Başkanlığı önünde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Güngör, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse 28 Şubat’ın da darbe girişimi olduğunu belirtti. O dönemde yaşanan olayların demokrasiye ağır bir darbe olduğunu ifade eden Güngör, milletin iradesine tanklarla yüründüğünü, seçilmiş Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne zorla görevden el çektirildiğini vurguladı. 28 Şubat’ta yaşananların ‘postmodern darbe’ olarak ifade eden Güngör, 28 Şubat ve benzeri darbelerin karşısında milletçe durduklarını söyledi. "15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur" 28 Şubat’ta yaşananların Türk milletine ve hükümetine darbe girişimi olduğunu ve AK Parti olarak bu zihniyetin karşısında durduklarını belirten AK Parti Ankara İl Başkan Yardımcısı Cemal Güngör, "28 Şubat postmodern darbesinin 29’uncu yılındayız. 27 Mayıs, 12 Eylül, 27 Nisan ve 15 Temmuz neyse, 28 Şubat’ta odur. 28 Şubat, sonuçları nesillere sirayet eden hesaplı bir şekilde kullanılmış bir darbeydi. 28 Şubat, bu ülkenin insanının milli ve manevi değerlerine hedef almış bir pusudur. Millet iradesine karşı tanklar seçilmiş; başta başörtülü bacılarımızın, kardeşlerimizin, kızlarımızın, halalarımızın, teyzelerimin yaşantısına yönelik büyük bir zulüm başlatılmıştır. Bu ülkenin vatandaşları, inançlarından dolayı iş yerlerine sokulmamıştır. AK Parti olarak 28 Şubat benzeri bütün darbeci girişimlerin karşısında olduğumuzu buradan bir kez daha ilan ediyoruz" diye konuştu. "Milletimizi, hak ettiği demokratik bir ortama kavuşturduk" 28 Şubat’tan sonrasında AK Parti iktidarı döneminde Türk milletinin hak ettiği demokratik hakları verdiklerini ifade eden Güngör, "İktidarımız döneminde attığımız adımlarla, milli iradeyi yeniden inşa ederek ülkemizi ve milletimizi hak ettiği demokratik bir ortama kavuşturduk. Maalesef iktidarımız döneminde atılan adımları görmezden gelerek hak ve özgürlükler noktasında kaydedilen ilerlemeye rağmen çürümüş zihniyete tanıklık ediyoruz" şeklinde konuştu.
AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "28 Şubat’ı özlemle ananlar istedikleri kadar eski günleri arasınlar"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:40 AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "28 Şubat’ı özlemle ananlar istedikleri kadar eski günleri arasınlar" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "28 Şubat’ı özlemle ananlar istedikleri kadar eski günleri arasınlar; Türkiye, özgürlükleri kısıtlayan değil, özgürlükleri genişleten bir anlayışla yoluna devam ediyor" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, 28 Şubat darbesinin 29’uncu yıl dönümü çerçevesinde sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Ala, 28 Şubat sürecinin Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini belirterek, sürecin, milletin iradesine pranga vurmayı hedefleyen vesayet odaklarının en acımasız dönemlerinden biri olduğunun altını çizdi. Ala, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "O dönemde, ‘bin yıl sürecek’ denilen zulüm düzeni, sadece siyaseti değil, sokakta yaşayan insanımızın inancını, kıyafetini, vicdanını da hedef aldı. İşte tam da bu karanlık tablonun ortasında, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve onun ardında yürüyen milyonlar dimdik ayakta durdu. Haksızlığa boyun eğilmedi, milletin iradesi vesayete teslim edilmedi. Ve o dirayetli duruş sayesinde, 28 Şubat’ın karanlık gölgesi 2010 yılında tarihin çöplüğüne gömüldü. Bin yıl sürecek denilen zulmü on yılda yıkan irade, işte budur. Din ve vicdan özgürlüğünün önündeki tüm engeller teker teker kaldırıldı. Çünkü bu millet, kendisine zincir vuranlara değil, zincirleri kıranlara inandı. 28 Şubat’ı özlemle ananlar istedikleri kadar eski günleri arasınlar; Türkiye, özgürlükleri kısıtlayan değil, özgürlükleri genişleten bir anlayışla yoluna devam ediyor." Gençlerin bugün özgürce okullarına gittiğini, kadınların başı dik bir şekilde iş hayatında yer aldığını ve inancını yaşamak isteyen hiç kimsenin önünde bir engel bulunmadığını ifade eden Ala, Türkiye’de artık, milletin iradesi hüküm sürdüğünü dile getirdi.
Palandöken: "Tarımsal analiz yapılıp bölge haritaları çıkarılmalı"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:36 Palandöken: "Tarımsal analiz yapılıp bölge haritaları çıkarılmalı" Tarımsal ürünler, et, bakliyat, meyve ve sebze olmak üzere gıda ürünlerindeki enflasyonu düşürmek için üretimin desteklenmesi gerektiğini söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tarımsal analiz yapılıp bölge haritaları çıkarılmalı" dedi. Tarladan sofraya gelinceye kadar en önemli unsurun lojistik desteği olduğunu belirten Palandöken, "Lojistik destekleri yaptığınız zaman, üretim merkezinden, nihai tüketim merkezine veya sofranıza gelinceye kadarki aracıların fiyat artıranların önüne geçilmesi lazım. Yani taşımadaki zayiat yönünden ürünün muhafazasının zorluğu, araçların donanımlı olmamasından kaynaklanan maliyetlerin artması. Bireysel işletmelerde çiftçiye verilecek destekler, gübreler vs. özendirici olmalı. Bu bilinç yerleşmediği sürece de mücadele etmek çok zor. Evinin yanında maydanozunu, soğanını veya meyve ağacını yetiştirip belirli katkı sunacak kadar meyve almasını o şehirde onların satılmasıyla bir gelir elde etmesindeki kazancının yükseltilmesi lazım. Belirli yaş gruplarının buna teşvik edilmesi lazım" diye konuştu. Üreticinin kazancının artırma yollarının seçilmesi gerektiğini vurgulayan Palandöken, "Köyde yaşayan sayısı yüzde 20’lerde. Herkes şehirde daha sosyal yetkinliği olan bölgelere yerleşmiş. Yani kendi arazisinde kazanacağından daha az kazanmasına rağmen büyük şehirleri tercih ediyor. Onun için bireysel işletmelere ağırlık verilmeli. Yani insanların bir iki tane koyunu, beş olmasını sağlamalı. İneğinin, büyükbaş hayvanın muhafazasını ekilecek alanların girdilerinin tamamını destekleseniz enflasyondaki düşüşü sağlamış olacaksınız. Yani üretimdeki kazançlarını artırma yollarının seçilmesi lazım" ifadelerini kullandı. "Zeytin alanlarına sahip çıkalım" Vatandaşın en çok kırmızı et, beyaz et ve bakliyat fiyatlarından rahatsız olduğuna işaret eden Palandöken şunları kaydetti, "İnsanların rahatsızlığı en çok tüketimdeki fiyat farkının aralığı görülen kalemler. Onun için bunları mahallinde üretip en yakın oturdukları yere, yakın bölgelerde üretimi artırdığımız sürece bunlar ortadan kalkacak. Aynı şekilde ekim arazilerindeki ayçiçeği yağı, zeytin ağacı, zeytin yağı fiyatlarının yüksekliğinden millet şikayet ediyor ama maalesef buralar konuta açıldığı için bu verimlilikte insanlar yararlanması veyahut kardan daha ziyade yapmış olduğu emeğin karşılığını alamamasından kaynaklı bir haksız rekabetle karşı karşıya kalıyor." "Hal yasası ve perakende sektöründe düzenlemeler yapılmalı" Hal yasasındaki ve perakende sektöründeki düzenlemelerin birleştirilmesi gerektiğini söyleyen Palandöken, "Yeni bir düzenleme yapılması lazım. Hem hal yasasında hem de perakende sektöründeki düzenlemeler birleştirildiği zaman o bölgedeki harita çıkarıldığı zaman eminim ki artık fiyat yüksekliğinden şikayet son derece azalacak. Rekabet oluşacak. İnsanlar gördükçe bu karlılığı üretime hız verilecek. Üretim olmayan bir yerde bu kadar süratli bir şehirleşme ve tüketim olduğu sürece fiyatları regüle etmenin veya düşürmenin çaresi, polisiye tedbirlerle de mümkün değil" dedi.
Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:34 Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği Hamilelik ve emzirme sürecinin vücutta bıraktığı değişimlerin tek bir bütünsel cerrahi planlama ile düzeltilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, toplumda ‘mommy makeover’ olarak bilinen anne estetiği hakkında merak edilenleri paylaştı. Doğum sonrası karın, meme ve vücut hatlarında oluşan değişimlerin tek bir anestezi altında gerçekleştirilen kombine estetik cerrahi uygulamalarla planlandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, bu cerrahi planlamayla iyileşme sürecinin daha verimli yönetilebildiğini ve kadının kendisini fiziken ve ruhen iyi hissetmesine destek olmanın amaçlandığını söyledi. Dal, "Doğum sonrası en sık karşılaşılan sorunlar arasında karın kaslarında ayrışma, memelerde sarkma ve hacim kaybı ile bölgesel yağlanmalar yer alır. Anne estetiği ile gevşeyen karın bölgesi sıkılaştırılır ve karın duvarı güçlendirilir. Böylece yalnızca estetik bir iyileşme değil, duruş bozukluğuna bağlı bel ve karın ağrılarında da azalma sağlanabilir. Meme dikleştirme, küçültme ya da silikon protez uygulamaları ile daha dik ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Liposuction sayesinde ise bel, basen ve karın yan bölgeleri şekillendirilerek daha orantılı bir vücut formu oluşturulur" ifadelerini kullandı. Kişiye özel planlanmalı Aynı anda tüm işlemlerin uygulanması iyileşme sürecine dair zaman yönetimi açısından avantaj sağlayabilse de her hasta için uygun olamayacağını belirten Dal, "Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler mutlaka detaylı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilmelidir. Genel anestezi altında yapılan ve ortalama 4-6 saat sürebilen bu ameliyatlarda, hastanın genel sağlık durumu büyük önem taşır. Uzun süren cerrahiler anestezi risklerini artırabileceği gibi iyileşme sürecini de zorlaştırabilir. Bu nedenle bazı hastalarda işlemler iki aşamalı planlanabilir. Yoğun sigara kullanımı da yara iyileşmesini olumsuz etkileyebileceğinden ameliyat öncesi mutlaka hekimle paylaşılmalıdır" açıklamasında bulundu. Doğum sonrası hormonların dengelenmesi, meme dokusunun hacim değişikliklerinin tamamlanması ve karın bölgesinin toparlanması sonrası ameliyatın uygun olduğunun altını çizen Dal, "Daha kalıcı ve öngörülebilir sonuçlar elde edebilmek için ameliyatın doğumdan en az 6 ay sonra planlanması önerilir. Emzirme bittikten sonra ise en az 3-6 ay geçmesi beklenmelidir. Yakın zamanda yeniden gebelik planlayan kadınlara karın germe ve meme ameliyatları önerilmez. Çünkü yeni bir gebelikte karın kasları yeniden gevşeyebilir, meme hacmi değişebilir ve tekrar sarkma oluşabilir" diye konuştu. İyileşme süresi 2 hafta Dal, ameliyat sonrası iyileşme sürecine dair şu ifadeleri kullandı: "Sadece meme ameliyatı veya düşük hacimli liposuction uygulanan hastalarda genellikle 1 gece yatış yeterlidir. Karın germe ameliyatı eklenen hastalar ise çoğunlukla 2 gece hastanede takip edilir. İlk günlerde özellikle karın germe sonrası ağrı daha belirgin olabilir. Bu nedenle ağrı kontrolü sağlanmadan taburculuk önerilmez. Ortalama 1. haftada drenler alınır ve eriyen dikişler kullanıldığı için ayrıca dikiş alma işlemi gerekmez. Hastalar yaklaşık 2 hafta içinde günlük ve sosyal yaşamlarına büyük ölçüde dönebilir. 3. haftada seroma kontrolü, 3. ayda ise yara iyileşmesi ve iz değerlendirmesi yapılır. Uygun bakım ve düzenli kontrollerle iyileşme süreci genellikle kontrollü ve konforlu ilerler."