Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Pursaklar Belediyesinden Kurban Bayramı öncesi kesim provası
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:07:48
Pursaklar Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların kurban ibadetlerini sağlıklı, hijyenik ve düzenli bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla Gümüşoluk Kurban Satış ve Kesim alanında kapsamlı bir kesim provası gerçekleştirdi. Kurban Bayramı hazırlıklarını tamamlamak için çalışmalarını hızlandıran Pursaklar Belediyesi, kurban satış ve kesim alanında gerçekleştirdiği prova ile bayram süresince yürütülecek hizmetleri uygulamalı olarak test etti. Prova çalışmalarını yerinde inceleyen Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, vatandaşların huzurlu ve sorunsuz bir bayram geçirmesi için tüm hazırlıkları titizlikle sürdürdüklerini belirtti. "Bayram boyunca veteriner hekimlerimiz, zabıta ekiplerimiz, temizlik personelimiz sahada aktif olarak görev yapacak" Vatandaşların kurban ibadetlerini modern tesislerde rahat bir şekilde gerçekleştirebilmesi adına tüm hazırlıkları tamamladıklarını belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı sağlıklı, güvenli ve hijyenik şartlarda geçirebilmesi adına tüm ekiplerimizle sahadayız. Kurban satış ve kesim alanımızda gerçekleştirdiğimiz prova ile bayram sürecinde oluşabilecek aksaklıkları önceden tespit ederek gerekli tedbirleri alıyoruz. Özellikle hijyen konusunda çok hassas davranıyoruz. Bayram boyunca veteriner hekimlerimiz, zabıta ekiplerimiz, temizlik personelimiz sahada aktif olarak görev yapacak. İnşallah hep birlikte huzurlu, bereketli ve kardeşlik ikliminin hâkim olduğu güzel bir Kurban Bayramı yaşayacağız’’ dedi. Veteriner İşleri Müdürlüğü, Zabıta Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin hazır bulunduğu Gümüşoluk Kurban Satış ve Kesim alanında gerçekleştirilen provada, kurbanlık hayvanların sevki, kesim işlemleri, temizlik çalışmaları ve atık yönetimi gibi süreçler uygulamalı olarak test edildi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:52
İsrail’in Sumud Filosuna müdahalesine Türkiye’den tepki
Dışişleri Bakanlığı, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosuna İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen müdahaleyi kınayarak, olayın "yeni bir korsanlık eylemi" olduğunu bildirdi. Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosuna İsrail tarafından uluslararası sularda müdahale gerçekleştirildiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu müdahalenin "yeni bir korsanlık eylemi" teşkil ettiği vurgulanarak, "Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan Küresel Sumud Filosuna İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen ve yeni bir korsanlık eylemi teşkil eden müdahaleyi kınıyoruz" ifadelerine yer verildi. Filoda yaklaşık 40 ülkenin vatandaşlarının bulunduğu kaydedilen açıklamada, İsrail’in saldırıları ve sindirme politikalarının uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını engelleyemeyeceği belirtildi. Açıklamada, İsrail’in müdahaleye derhal son vermesi ve alıkonulan filo katılımcılarını şartsız olarak serbest bırakması gerektiği vurgulanarak, "Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri konusunda gerekli girişimlerde bulunulmakta ve diğer ülkelerle iş birliği halinde süreç yakından takip edilmektedir" denildi. Dışişleri Bakanlığı açıklamasında ayrıca, İsrail’in "hukuk tanımaz eylemlerine" karşı uluslararası topluma gecikmeksizin ortak ve kararlı tutum alma çağrısı yapıldı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:42
Bakan Kurum: "Yeni Fikirtepe’de depreme dayanıklı 11 bin 729 bağımsız bölümü daha tamamladık"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’mız ve Emlak Konut eliyle Yeni Fikirtepe’de depreme dayanıklı 11 bin 729 bağımsız bölümü daha tamamladık" dedi. 2005 yılında ‘Özel Proje Alanı’ olarak belirlenen, 2007’de ‘Kentsel Dönüşüm Alanı’ ilan edilen ve 2013 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla ‘Riskli Alan’ statüsü kazanan Fikirtepe’de özel sektör girdiği projeleri tamamlayamadı ve evleri yıkılan binlerce hak sahibi yıllarca mağduriyet yaşadı. 2021 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı el atarak, vatandaşın yıllarca süren mağduriyetine son vermek için Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ve Emlak Konut GYO harekete geçti. Proje alanı yüzde 55’i sosyal donatı alanlarından oluşacak şekilde planlandı. Emlak Konut Fikirtepe 1. Etap’ta 11 bin 729 bağımsız bölümü tamamladı. "Yeni Fikirtepe’de depreme dayanıklı 11 bin 729 bağımsız bölümü daha tamamladık" Sosyal medya hesabından paylaşım yapan ve teslimatların başladığını duyuran Bakan Kurum, "Kangrene dönmüştü, yıllardır çözülmeyeni çözdük. Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’mız ve Emlak Konut eliyle Yeni Fikirtepe’de depreme dayanıklı 11 bin 729 bağımsız bölümü daha tamamladık. 25 bine yakın vatandaşımızı afetlere dirençli konutlarımıza yerleştiriyoruz. Bugün itibarıyla teslimatlara başlıyoruz. Eğitim, sağlık ve spor tesisleri, camileri 120 bin metrekarelik millet bahçesi de kazandırdığımız Yeni Fikirtepe Projemiz milletimize hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Sosyal donatıları, millet bahçesiyle artık Yeni Fikirtepe Yeni Fikirtepe’ye 11 cami, 8 eğitim tesisi, 1 sağlık tesisi, 1 spor tesisi, sosyal ve kültürel tesis alanları ile yaklaşık 120 bin metrekarelik Millet Bahçesi kazandırıldı. Bu kapsamlı çalışma sayesinde bir yandan vatandaşın mağduriyeti giderilirken diğer yandan depreme dayanıklı, altyapısı güçlü, yeşil alanlarla donatılmış modern bir yaşam alanı oluşturuldu. Teslimatlar başladı Teslimat sürecinin başlamasıyla birlikte tüm hak sahipleri gayrimenkul bilgilerine, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı web sitesi üzerinden erişebilecek. Anahtar teslimleriyle ilgili süreci vatandaşlar Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ofisleri üzerinden yürütebilecek.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:39
Elazığ’da hastaları mağdur eden ve SGK’yi zarara uğratan çete çökertildi
Elazığ’da hastaları mağdur ederken Sosyal Güvenlik Kurumu’nu da (SGK) zarara uğratan bir çete, Sağlık Bakanlığı ve emniyet güçlerinin ortak çalışmasıyla çökertildi. Elazığ’da hastaları mağdur edip SGK’yi zarara uğratan çeteye yönelik operasyon düzenlendi. Sağlık Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre; Elazığ’da faaliyet gösteren 2 Bakım Merkezinin ortak hareket ederek yoğun bakım endikasyonu bulunmayan hastaları usulsüz şekilde yoğun bakım hastası gibi gösterdiği ve bu yöntemle Sosyal Güvenlik Kurumundan haksız ödeme aldığı tespit edildi. Yürütülen adli soruşturma kapsamında ayrıca ruhsatsız olduğu belirtilen bir yoğun bakım ünitesinde birtakım bulgulara ulaşıldı. Soruşturma kapsamında eş zamanlı operasyon kapsamında çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Ayrıca edinilen bilgiye göre, operasyon sürecinin temelini ise Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) Koordinatörlüğünün aylar öncesinden gerçekleştirdiği veri analizleri oluşturdu. REDES tarafından Elazığ’daki özel hastaneler ve yaşlı bakım merkezlerinin ortak hareket ettiğine yönelik risk tespitlerini içeren analiz raporu 20 Haziran 2025 tarihinde hazırlandı. Söz konusu rapor üzerine 26 Haziran 2025 tarihinde Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca müfettiş görevlendirmesi yapıldı. Müfettiş incelemeleri devam ederken, Jandarma birimlerince yürütülen adli soruşturmaya destek amacıyla REDES Koordinatörlüğünden ek bilgi ve belge talep edildi. REDES tarafından hazırlanan kapsamlı veri setlerinin ilgili mercilere iletilmesiyle operasyonun teknik altyapısına önemli katkı sağlandığı belirtildi. Yetkililer, adli süreçte ortaya çıkan diğer hususların da idari yönden incelenmesi amacıyla müfettişe ek görev verildiğini, inceleme ve değerlendirme çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
17 Şubat 2026 Salı - 21:20
İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, barışın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir"
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, dün olduğu gibi bugün de barışın, istikrarın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir" dedi. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile düzenlenen anlaşmaların imza töreni ve ortak basın toplantısında Türkiye’nin Afrika Boynuzu’na bakışını net ifadelerle ortaya koydu. Cumhurbaşkanımız, bölgenin meselelerine yine bölge ülkelerinin çözüm üretmesi gerektiğini, Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine asla rıza göstermeyeceğimizi vurguladı. Bu yaklaşım, Türkiye’nin adalet ve hakkaniyet merkezli dış politikasının en somut göstergesidir. Cumhurbaşkanımız, Etiyopya’da faaliyet gösteren 200’ü aşkın firmamızın 2,5 milyar dolara ulaşan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalı kardeşimize istihdam sağladığını ifade ederek, kalkınma odaklı iş birliğimizin her iki ülke için de kazanç ürettiğini belirtti" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’in Somaliland’ı tanımasının hiçbir faydası olmadığını söylediğini vurgulayan Duran, "Cumhurbaşkanımız ayrıca, Etiyopya’nın içinde bulunduğu coğrafyada devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiğimiz önemin altını çizdi. Türkiye olarak bölgenin yeterince acı çektiğini, yeni çatışmalara ve istikrarsızlıklara kapı aralanmaması gerektiğini açıkça ortaya koydu. Bu duruş, barıştan yana, ilkeli ve sorumlu bir diplomasi anlayışının tezahürüdür. Cumhurbaşkanımız, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na fayda sağlayacağını bir kez daha ifade etti. Ayrıca Etiyopya ile Somali arasında yürüttüğümüz Ankara sürecindeki yapıcı tutumlarından dolayı her iki tarafa da teşekkür ederek, Türkiye’nin barış ve ara buluculuk rolünü kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de barışın, istikrarın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edecektir" dedi.
17 Şubat 2026 Salı - 21:05
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar: "Kapsamlı yol haritası üzerinde mutabık kaldık"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Etiyopya ile somut projeler üretmeyi hedeflediklerini belirterek, "Mevcut iş birliğimizi derinleştirecek, yeni ortaklık alanlarını somutlaştıracak kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabık kaldık" dedi. Enerji alanında bölgesel ve küresel etkinliğini arttıran Türkiye, stratejik bir konumda bulunan Afrika Boynuzu’nda üst üste hamleler yapıyor. Çağrı Bey derin deniz sondaj gemisi petrol aramak üzere Somali’ye doğru yola çıkarken, Somali’nin komşusu Etiyopya ile de enerji alanında iş birliği anlaşması imzalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 11 yıl aranın ardından Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’nin daveti üzerine Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu İtefa ‘Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’na imza attı. Buna göre iki ülke elektrik, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında ortak projeler geliştirecek. Hidroelektrik santrali ekipmanlarının ve elektrik türbinlerinin üretimi ve kurulumuna yönelik iş birliği yapılacak. Başta elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörleri olmak üzere kamu kurumlarının ve özel şirketlerin enerji altyapı projelerine yönelik yatırımlar desteklenerek, ilgili kurumlar arasında bilgi ve tecrübe aktarımı sağlanacak. Ticarette 1 milyar dolar hedefi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Etiyopya ziyaretinde Türkiye-Etiyopya Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 9. Dönem Toplantısı için de imzalar atıldı. Eş başkanlar Bakan Bayraktar ile Etiyopya Maliye Bakanı Ahmed Shide, KEK tutanağını imzaladı. Tutanak ile ortak fayda ve kazan-kazan ilkeleri temelinde iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1 milyar dolara ulaştırılması yönündeki ortak hedef teyit edildi. Etiyopya’nın Dünya Ticaret Örgütü’ne katılım müzakereleri kapsamında Türkiye’nin Etiyopya ile müzakereleri tamamlayan ilk ülkelerden biri olduğu vurgulandı. İmzalanan tutanak çerçevesinde iki ülke, tarım, eğitim, sağlık, enerji ve madencilik, çevre ve şehircilik, ulaştırma, kültür ve turizm gibi alanlar başta olmak üzere geniş bir yelpazede mevcut iş birliği alanlarının derinleştirilmesi ve yeni iş birliği imkânlarının tespit edilmesine yönelik çalışmalar yapacak. Yatırım ortamının iyileştirilmesi, özel sektörler arası temasın artırılması ve gümrük alanında iş birliğinin güçlendirilmesi hususlarında da somut adımlar atacak. "Mevcut iş birliğimizi derinleştirecek, yeni ortaklık alanlarını somutlaştıracak kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabık kaldık" Bakan Bayraktar, Etiyopya ziyaretine ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Addis Ababa ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Etiyopya Başbakanı Sayın Abiy Ahmed Ali’nin başkanlığında gerçekleşen heyetler arası görüşmeye katıldık. Görüşmeler kapsamında Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Sayın Habtamu Itefa ile Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imza altına aldık. Elektrik üretiminden şebeke altyapısına, yenilenebilir enerji yatırımlarından hidroelektrik altyapı çalışmalarına kadar geniş bir alanda tecrübe paylaşımını güçlendirerek somut projeler üretmeyi hedefliyoruz. Ayrıca Türkiye-Etiyopya Karma Ekonomik Komisyonu’nun 9. Dönem Toplantı Tutanağı’nı, Türk tarafı eş başkanı olarak Etiyopya Maliye Bakanı Sayın Ahmed Shide ile birlikte imzaladık. Enerji ve madencilikten eğitime, sağlıktan ulaştırma ve tarıma, çevre, şehircilik, kültür ve turizme kadar geniş bir yelpazede mevcut iş birliğimizi derinleştirecek, yeni ortaklık alanlarını somutlaştıracak kapsamlı bir yol haritası üzerinde mutabık kaldık."
17 Şubat 2026 Salı - 20:46
Hazine ve Maliye Bakanlığı: "Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur"
Hazine ve Maliye Bakanlığı, son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiğini belirterek, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleştiğini, bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesinin öngörüldüğünü açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemeleriyle ilgili yapılan değerlendirmeler üzerine bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Son dönemde kamuoyunda Ocak 2026 dönemine ilişkin faiz ödemelerine dair yapılan değerlendirmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Ocak ayında gerçekleşen yüksek faiz ödemesi, borçlanma maliyetlerinde ani bir artıştan veya program dönemindeki faiz artışlarından kaynaklanmamaktadır. Ocak ayında yapılan faiz ödemesinin yüzde 53’ü 10 yıl önce ilk ihracı yapılan TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluşmaktadır. TÜFE’ye endeksli senetlerin özelliği kupon oranlarının düşük olması, ancak yıllar itibarıyla gerçekleşen enflasyon oranının ana paraya eklenmesidir. Biriken enflasyon farkı ise vade tarihinde toplu olarak ödenmektedir. Bu nedenle enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde vadesi gelen bu tür senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesi doğal bir sonuçtur" ifadelerine yer verildi. Son yıllarda yaşanan enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlemlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Dolayısıyla ocak ayındaki artış, mevcut dönemde faiz oranlarında ani bir yükselişe değil, geçmiş enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasına işaret etmektedir. Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamı nedeniyle TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artış gözlenmiştir. Ancak bu artış, yapısal bir faiz yükü değişiminden değil; geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel yansımasından kaynaklanmaktadır. Dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesi beklenmektedir. Nitekim göstergeler, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmemektedir: Faiz giderlerinin milli gelire oranı 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 4,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu oranın 2026 yılında yüzde 3,5’e gerilemesi, Orta Vadeli Program (OVP) dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülmektedir." 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçlarının kademeli olarak azaltılıp, 2024 yılından itibaren ise söz konusu senetlerin ihracına son verildiği kaydedilen açıklamada, "Faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı, 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 25,9 iken, 2026 yılında yüzde 19,9’a gerilemesi ve OVP dönemi sonunda yüzde 18,3 seviyesine düşmesi beklenmektedir. Faiz harcamalarının merkezi yönetim toplam harcamalarına oranı ise 2002-2025 döneminde ortalama yüzde 17,7 olarak gerçekleşmiş olup, 2026 yılında yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerilemesi öngörülmektedir. Kamu borçlanma stratejisi, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları dikkate alınarak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam edilmektedir. Bu kapsamda program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılından itibaren söz konusu senetlerin ihracına son verilmiştir" denildi.
17 Şubat 2026 Salı - 19:47
Bakan Göktaş oyun içerik üreticileriyle bir araya geldi
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul’da oyun içerik üreticileri ile bir araya geldi. Bakan Göktaş, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bugün, oyun içerik üreticileriyle bir araya gelerek dijital dünyadaki gelişmeleri ve risk alanlarını kapsamlı bir şekilde ele aldık. Onlardan gelen geri bildirimleri ve önerileri dikkatle dinledik. Çocuklarımızın hayatın her alanında olduğu gibi dijital platformlarda da huzurla ve güvenle var olmalarını istiyoruz. Bu kapsamda yasaklayan değil, yol gösteren ve denetleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Evlatlarımızın daha sağlıklı ve bilinçli şekilde büyüyebileceği güçlü bir dijital ekosistemi hep birlikte inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.
17 Şubat 2026 Salı - 17:24
Türkiye ile Suriye arasında sağlık işbirliği
Suriye Sağlık Bakanı Musab Nizal el-Ali Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu ziyaret etti.
17 Şubat 2026 Salı - 17:13
Eğitim-Bir-Sen: "Yılbaşı kutlamalarını hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ikiyüzlülük sergilemektedirler"
Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığının okullarda ramazan etkinlikleri düzenlenmesine ilişkin kararına karşı çıkan Eğitim Sen ve Eğitim-İş’e sert tepki göstererek, "Hristiyanlık ritüelleriyle bezeli yılbaşı kutlamaları söz konusu olduğunda, bunları büyük bir hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ise ‘eğitim pedagojik ilkelere göre yürütülmeli’ diyerek tam bir ikiyüzlülük sergilemektedirler" açıklamasında bulundu. Eğitim-Bir-Sen, Milli Eğitim Bakanlığının okullarda ramazan etkinlikleri gerçekleştirilmesi kararına karşı üyelerine görevleri yerine getirmeme çağrısı yapan sendikalara yazılı açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, her ramazan öncesi benzer reflekslerin devreye sokulduğu belirtilerek, "İdeolojik tutumu saplantı haline getiren malum sendikaların, daha ramazan gelmeden eski alışkanlığı depreşmiştir" ifadesi kullanıldı. Eğitim-İş’in ramazan etkinliklerine katılmama ve görevleri yapmama yönünde eylem kararı aldığı, Eğitim Sen’in ise söz konusu düzenlemenin laiklik ilkesine ve bilimsel eğitime aykırı olduğu iddiasında bulunduğu hatırlatılan açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi: "Bu sendikaların tavrı, toplumumuzun inanç ve değerlerine ne kadar uzak ve İslamiyete ne denli tahammülsüz olduklarının açık bir göstergesidir. İdeolojik körlükle malul bu mezkûr yapıların, dinî eğitim ve kurumlara duydukları nefretin nedeni, taşeronluğunu yaptıkları batılı misyonlardır. Hristiyanlık ritüelleriyle bezeli yılbaşı kutlamaları söz konusu olduğunda, bunları büyük bir hevesle destekleyenler, Ramazan ayı söz konusu olduğunda ise ‘eğitim pedagojik ilkelere göre yürütülmeli’ diyerek tam bir ikiyüzlülük sergilemektedirler. Bu ikiyüzlülükleri, milletimizin tarihine ve inancına yönelik gizleyemedikleri bir karşıtlığın tezahürüdür. İslam haricindeki tüm dinî inanışların korunması için rahatça cümle kuranların, milletimizin dinî değerleri ve ülkemizin kurumları söz konusu olduğunda hemen laiklik söylemine sarılarak yasakçı bir tutum benimsemeleri gerçek niyetlerini ortaya koymaktadır. ‘Bilimsellik, laiklik ve çağdaşlık’ gibi kavramlar, bu niyetlerini gizleyen bir paravan işlevi görmektedir. Milletimizi var eden inanç ve değerlerin öğrencilerimize aktarılmasına karşı canhıraş mücadeleye girenleri, eğitim çalışanları da milletimiz de affetmeyecektir. Üyelerini, milletimizin beklentisi doğrultusunda yapılan bir çalışmanın karşısında eyleme sevk edenler, ilkel ve sorumsuz sendikacılık anlayışına sahip olduklarını bir kez daha göstermişlerdir. Eğitim-Bir-Sen olarak, kurulduğumuz günden bu yana eğitimi, köhnemiş zihniyetin kısır tartışmalarından çıkarmanın, sivil ve bürokratik oligarşiden kurtarmanın mücadelesini verdik, vermeye de devam edeceğiz. İslami değer ve kavramlara olan tahammülsüzlük ve nefretlerini buldukları her fırsatta dile getirmekten geri durmayan bu sendikaları, içinde yaşadıkları toplumu tanımaya, inanç ve değerlerine saygılı olmaya davet ediyoruz."
17 Şubat 2026 Salı - 17:09
Başkent Ampute Futbol Gücü’nün, EAFF Avrupa Ligi’deki rakipleri belli oldu
Başkent Ampute Futbol Gücü Spor Kulübü, European Amputee Football Federation (EAFF) Avrupa Ligi’nde Olympigue de Marseille (Fransa) ve Footbal Club Crusaders (Ukrayna) ile yarışacak. Başkent Ampute Futbol Gücü Spor Kulübü EAFF Avrupa Ligi lansmanı ve fikstür çekimi öncesi bir araya geldi. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda 22-26 Nisan arasında yapılacak EAFF Avrupa Ligi öncesi fikstür çekimi yapıldı ve takımın hazırlıkları değerlendirildi. Avrupa Ampute Futbol Federasyonunun (EAFF) ilk kez düzenleyeceği Avrupa Ligi, 2026 yılında Başkent Ampute Futbol Gücü Kulübünün ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirilecek. EAFF Avrupa Ligi’nde Türkiye’yi, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’nin desteklediği Başkent Ampute Futbol Gücü temsil edecek. Turnuvada Türkiye, İspanya, Fransa, Polonya, İngiltere ve İtalya’dan olmak üzere toplam 6 takım mücadele edecek. Başkent Ampute Futbol Gücü Spor Kulübü, bugün çekilen kurada A Grubunda Olympigue de Marseille (Fransa) ve Footbal Club Crusaders (Ukrayna) ile yarışacak. Rahmi Özcan: "Ülkemizi temsil etmekten dolayı gururluyuz" Düzenlenecek organizasyonda Türkiye’yi temsil etmekten dolayı mutlu olduğunu belirten Türk Ampute futbolcu Rahmi Özcan, "Burada bulunmaktan ve ülkemizi temsil etmekten dolayı mutlu ve gururluyuz. Takım arkadaşlarımızla beraber bir yola çıktık. Başlangıç seviyesinde olmamıza rağmen 3 tane kupayla karşınızdayız. Öncelikle Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, Türkiye Kupası ve Süper Kupayı başkentimize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Engelsiz, başarıyla dolu yolculuğumuz esnasında Avrupa Kupası serüvenini bugün itibariyle başlatmış bulunuyoruz. Bu yıl Şampiyonlar Ligi’nde olduğu gibi Avrupa Ligi’nde de şampiyonluğu başkentimize getirebilmenin mutluluğunu yaşamak istiyoruz" diye konuştu. Düzenlenen kura çekimine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Başkent Ampute Futbol Gücü Spor Kulübü sporcuları katılım sağladı.
17 Şubat 2026 Salı - 17:01
Ankara’da tırın çarptığı yaşlı kadın hayatını kaybetti
Ankara’da Cebeci Tren İstasyonu’nun önünde tırın altında kalan yaşlı kadın hayatını kaybetti. Kaza, Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan Cebeci Tren İstasyonu’nun önündeki Talatpaşa Bulvarı’nda meydana geldi. Saat 14.00 sıralarında yolun karşısına geçmeye çalışan 76 yaşındaki F.A. isimli kadın, 74 BV 363 plakalı tırın altında kaldı. Görgü şahitlerinin ihbarı üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yapılan müdahalelere rağmen tırın altında kalan yaşlı kadının olay yerinde hayatını kaybettiği öğrenildi. Kazanın görgü şahidi Eyüp Acay, "Karşıya baktığımda tırın geçtiğini gördüm. 3 tane yaya vardı, 2 yaya bir adımla kurtardı. Diğer kadının elinde baston vardı, tır üstünden ezdi geçti kurtaramadı. Çok acı bir olay" dedi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
17 Şubat 2026 Salı - 16:40
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz. 81 vilayetin de potansiyelini harekete geçirerek topyekun kalkınmayı ve Türkiye Yüzyılı’na yürüme hedefimizi gerçekleştirebiliriz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ankara’da gerçekleştirilen ‘Valiler Buluşması’ programında konuştu. Yılmaz, konuşmasının öncesinde görevine yeni başlayan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye üstün başarı dileklerini iletti. Yılmaz, valilerin devletin il bazındaki temsilcileri olduklarını ve önemli bir temsil makamı olduklarını dile getirerek, "Valilik makamı vatandaşımızın, kurumların muhatap olduğu bir makam. Bir taraftan güvenlik ve asayiş konusundan çok önemli görevleri var. Bunların hepsi saygın ve çok önemli sorumluluklar. Valilerimize duyulan güven, sosyal sermaye ve aynı zamanda yerel kalkınma için de bize büyük bir fırsat veriyor. Toplumun tüm kesimlerinin güven duyduğu, koordinasyonu sağlayan bir makam olarak hem kamunun kendi içindeki koordinasyon hem de kamu, özel sektör, sivil toplum, üniversite gibi farklı aktörleri bir araya getirip ilin kalkınmasına odaklanma anlamında valilerimizin önemli bir konumu var. Ben buna ‘kalkınmacı vali’ diyorum. Protokolde, temsilde, güvenlikte önemli ama sonuçta bütün yaptıklarımız vatandaşımızın daha huzurlu, güvenli ve daha müreffeh bir şekilde hayatını sürdürmesi, ülkemizin üretim gücünü ve kalkınmasına güç vermek içindir" diye konuştu. "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz" Türkiye Yüzyılı vizyonunun hayata geçmesi için topyekun kalkınma kavramıyla hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Sadece metropol şehirlerin enerjisiyle Türkiye Yüzyılı’nı gerçekleştiremeyiz. Bu şehirlerimiz çok önemli ama sonuçta 81 vilayetimiz var, 81 vilayetin de potansiyelini harekete geçirerek topyekun kalkınmayı ve Türkiye Yüzyılı’na yürüme hedefimizi gerçekleştirebiliriz. Bu anlamda valilerimizden şunu bekliyoruz; hiçbir şey bilgisiz olmuyor. Bilenlerle bilmeyenler bir değil, en önemlisi ilimizi iyi tanımak" dedi. "Son 22-23 yılda dünya ekonomisi yüzde 3,5 büyürken, yıllık ortalama olarak biz yüzde 5,4 büyümüşüz" Dünyada güç dengelerinin değiştiğini ve bu durumdan kaynaklanan jeopolitik gerilimlerin olduğunu söyleyen Yılmaz, "Bölgesel bazda bu savaşları ve çatışmaları görüyoruz. Dünyamız şu anda içinde geçtiğimiz dönemde maalesef uluslararası kuralların ve kurumların zayıfladığı bir dönemden geçiyor. Herkesin gücü ile hareket ettiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun ekonomik yansımasına bakıldığında giderek her ülke kendi piyasasını, pazarını tarifelerle ve tarife dışı yöntemlerle koruyor. Bu dönemin şartları dünyadaki ekonomik büyümeyi ve ticareti aşağı çekmiş durumda. Dünya ticareti de büyümesi de tarihsel ortalamaların altında seyrediyor. Dünyada bir pandemi yaşandı, bunun etkileri hala devam ediyor. Bütün bu şartlar altında Türkiye olarak devam ediyoruz. Son 22-23 yılda dünya ekonomisi yüzde 3,5 büyürken, yıllık ortalama olarak biz yüzde 5,4 büyümüşüz. Bu önemli bir fark, dünyadan her yıl 1,9 puan daha yüksek bir büyüme hızımız olmuş. Bu da bizi bugün belli bir yere getirmiş durumda. 2002 yılında 238 milyar dolar olan ekonomik hacmimiz, tahmin olarak geçen yıl ki ekonomik büyüklüğümüz ilk defa 1,5 trilyon doları aştı. Oldukça önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış durumdayız. Türkiye 2002 yılında AB’nin kişi başına gelirinin yüzde 35’i civarındaymış. Bugün yüzde 70’i aşmış durumdayız. Henüz yüzde 100’üne gelemedik, Türkiye Yüzyılı’nda inşallah onu da yakalarız, gelişmiş ülkeler denilen sınıfta kalıcı bir şekilde yerimizi alırız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, siyasi istikrarı olmayan, iç cephesini güçlendirmemiş, kendi içinde öngörülebilirliği ortaya koymayan, yönetim kapasitesi zayıf ülkelerin dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde çok daha farklı sonuçlarla karşılaşabileceğini söyledi. Siyasi istikrarın her zaman önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Yılmaz, belirsizliklerin ve risklerin yükseldiği bu fırtınalı dönemde bir kat daha önemli olduğunu da belirtti. "Önceliklerimizi iyi tayin edelim ve kaynakları odaklayalım" Kaynakların tasarruflu ve verimli kullanılması gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Her valinin etki edebildiği belli kaynakları var. Önceliklerimizi iyi tayin edelim ve bu kaynakları odaklayalım. Sonuç alalım, o aldığımız sonuçlarla da daha iyisini yapalım. Belli bir kaynak var, kaynaklarımız sınırlı. Bunları çok sayıda projeye dağıtırsanız hiçbiri bitmez, hepsi zamana yayılır ve bir fayda üretemeyiz. Bu para basıp piyasaya dağıtmak gibi bir durum. Projeyi bitirirseniz bu bir fayda sağlamaya başlıyor. Özellikle kaynakları bitme aşamasına yakın projelere odaklayalım ki hemen bitsin, bir fayda üretsin, o gelen fayda ile de diğer projeleri bitirelim. Böylece verimlilik ve bereket artsın. Kaynağımızı çok sayıda projeye dağıtırsak hiçbiri bitmez, hiç birinden fayda elde edemeyiz ve zamanla kaynak maliyeti çok daha yükselmiş olur, verimlilik düşmüş olur" ifadelerine yer verdi. "Bir yörenin sadece kamu yatırımları ile kalkınması mümkün değil" Yatırım ortamının iyileştirilmesinin de beklentileri arasında olduğunu kaydeden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Valilerimiz kamu kaynaklarını iyi kullanacaklar, koordine edecekler ama bir yörenin sadece kamu yatırımları ile kalkınması mümkün değil. Bir taraftan da özel yatırımlar var, asıl üretken yatırımlar da özel yatırımlar. Buralarda da yatırım ortamı çok önemli. Bu süreçlerde yeni kalkınma ajansları gibi yeni yapılar da kurduk. Bu yapıları değerlendirelim, sadece kamu projeleri ile ilgilenmeyelim ve yatırımı cazip hale getirelim. Dünyada artık herkes bir rekabet içerisinde ve herkes yatırım almaya çalışıyor. Dolayısıyla uygun yatırım iklimi oluşturalım, bunun için de özel sektörle güçlü bir diyalog içinde olmamızda büyük fayda var."
17 Şubat 2026 Salı - 16:15
MİT Başkanı Kalın: "ABD-Çin rekabeti ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirdi"
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "ABD-Çin rekabeti; ABD’nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir" dedi. MİT’in 2025 yılına ait Faaliyet Raporu yayımlandı. Raporun sunuş kısmında MİT Başkanı Kalın, 2025’te dünyada ve Türkiye’de meydana gelen gelişmeler, Gazze’de kalıcı barışın tesisine yönelik çalışmalar, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin ekseninde yaşanan ticaret savaşları, MİT’in Suriye’nin yeniden inşasındaki bakış açısı ve Terörsüz Türkiye sürecinde üstlenilen göreve ilişkin değerlendirmede bulundu. Kalın, 2025 yılının savaş ve çatışmaların gölgesinde geçtiğini ve küresel norm ve değerlerin zedelendiğini, mevcut uluslararası düzenin krizlerin çözmede yetersiz kaldığını kaydetti. Geleneksel güvenlik tehditlerinin hibrit bir nitelik kazandığını kaydeden Kalın, belirsizlik ve kaosun etkisinin tüm dünyada daha görünür hale geldiğine dikkati çekti. "İsrail, Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam etmiştir" Gazze’de arabulucu ülkelerin desteğiyle yılın ortasında 60 günlük geçici ateşkes sağlandığını hatırlatan Kalın, "Kalıcı barışın tesis edilememesi nedeniyle bölgedeki insani yıkım derinleşmiş, İsrail’in Lübnan, Suriye, Yemen, İran’ı da hedef alacak şekilde saldırılarını genişletmesi Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam etmiştir" ifadelerini kullandı. "Savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir" Rusya-Ukrayna savaşına da değinen Kalın, "Eş zamanlı olarak Rusya-Ukrayna savaşı, Batı’nın askeri desteği ile Rusya’nın endüstriyel yıpratma stratejisi arasında bir kilitlenme noktasına ulaşmış; taraflar masada toprak tavizi ve güvenlik garantileri arasında sıkışırken, savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir" dedi. "ABD-Çin rekabeti ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirdi" Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ABD-Çin rekabetinin 2025’te daha de sertleştiğine işaret eden Kalın, şöyle devam etti: "Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ise ABD-Çin rekabeti; ABD’nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle ‘yeni soğuk savaş’ karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir. Darbe girişimleri ve iç çatışmalar nedeniyle siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem hammadde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtalarından biri olma özelliğini 2025’te de sürdürmüştür." "Türkiye 2025’te denge ve tahkimat dönemi yaşadı" Küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bir dönemden geçildiğini aktaran Kalın, "Türkiye; 2025 yılında hem dış politikada hem iç güvenliğinde stratejik bir ‘denge ve tahkimat’ dönemi yaşamıştır. Gazze ve Ukrayna gibi bölgesel krizlerde üstlendiği etkin arabuluculuk rolüyle diplomatik kapasitesini bir kez daha kanıtlayan ülkemiz, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun en kritik iç güvenlik ve toplumsal barış hedefi olan Terörsüz Türkiye sürecini derinleştirmiştir. 2025’in ilk çeyreğinde atılan önemli adımlar ve somut silah bırakma çağrılarıyla ivme kazanan Terörsüz Türkiye; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının da katkısıyla toplumsal bir mutabakata doğru ilerlemektedir. Terör kamburundan kurtulma yolunda mesafe kat eden ülkemiz Terörsüz Türkiye hedefiyle; yalnızca bir güvenlik başarısı değil küresel belirsizlikler çağında bölgesel istikrar sağlanması konusunda önemli bir stratejik kazanım da elde etmiş olacaktır" ifadelerine yer verdi. Küresel türbülansın iç güvenlik dengeleriyle iç içe geçtiği bir ortamda Milli İstihbarat Teşkilâtı’nın proaktif politikalar üreterek stratejik kararların uygulanmasına destek verdiğini vurgulayan Kalın, teşkilâtın klasik istihbarat yöntemlerini teknolojik kabiliyetlerle birleştiren hibrit bir çalışma anlayışı benimsediğini aktardı. MİT’in 2025 boyunca istihbarat diplomasisini etkin biçimde kullandığını belirten Kalın, "Ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için ‘Vatan İçin Her An Her Yerde’ şiarıyla çalışan Teşkilâtımız; 2025 yılı boyunca yasal yetkileri ve sorumlulukları çerçevesinde, çatışma bölgeleri başta olmak üzere millî güvenliğimizi ilgilendiren her alanda ülkemizin stratejik çıkarlarını gözeterek kritik görevler yerine getirmiş, istihbarat diplomasisini aktif şekilde kullanarak dış istihbaratta etkinliğini artırmış, farklı terör örgütleri ile mücadelesini eş zamanlı sürdürmüş, ülkemizi hedef alan casusluk girişimlerini deşifre ederek akamete uğratmıştır" değerlendirmesinde bulundu. MİT’in dış istihbaratta dünyanın her bölgesine ulaşma amacı ile vizyonunu geliştirdiğine dikkati çeken Kalın, "Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin servisleri başta olmak üzere birçok dost servis ile terörle mücadele, eğitim, teknik destek ve istihbarat paylaşımı gibi konularda iş birliğini geliştirmeyi de sürdürmüştür. Suriye krizinin başlangıcından çözümüne kadarki süreçte aktif rol alan MİT, 8 Aralık Devrimi’nin üzerinden geçen bir yılı aşkın sürede Suriye’ye bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmıştır. Öte yandan yeni bir devlet inşası sürecinde, Suriye’de ülkemiz aleyhine oluşabilecek yeni tehdit unsurları karşısında ön alıcı adımlar atılarak sınır bölgemizde millî güvenliğimize karşı yeni tehditlerin oluşmasının önüne geçilmiştir. Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini derinden etkileyen ve büyük bir insanlık dramına dönüşen Gazze’deki savaşın sonlandırılması adına kalıcı ateşkes, insani yardım, esir takası, Filistin İç Uzlaşısı ve İki Devletli Çözüm konularında ise Teşkilât olarak ilgili tüm aktörlerle yoğun bir istihbarat diplomasisi yürütülmüştür. Ateşkes müzakerelerinde yaşanan sorunların aşılmasında tüm taraflar arasında bir köprü görevi üstlenerek, müspet neticelere ulaşılmasına somut katkı sağlamıştır" dedi. FETÖ, DEAŞ ve casusluk faaliyetleriyle mücadele sürdü Kalın, FETÖ’nün yurt dışındaki faaliyetlerini engellemeye yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü, DEAŞ başta olmak üzere radikal örgütlerle mücadelede yurt içi ve yurt dışında çok sayıda örgüt mensubunun yakalanmasının sağlandığını belirtti. Hasım istihbarat servislerinin ve taşeron yapıların Türkiye aleyhine yürüttüğü faaliyetlerin 2025’te de akamete uğratıldığını ifade eden Kalın, teknik istihbarat kabiliyetlerinin büyük veri, yapay zekâ, uydu ve siber istihbarat alanlarında önemli bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kalın, MİT 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nun şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde hazırlandığını belirterek, kaynakların etkin ve verimli biçimde kullanıldığının açıkça ortaya konulduğunu ifade etti. Raporun "Faaliyetlere İlişkin Bilgi ve Değerlendirmelere ilişkin temel mali tablolara yönelik bilgilendirilen bölümde, MİT’in 2025 yılı bütçesinin başlangıç ödeneği 28 milyar 896 milyon 461 bin TL olduğu, yıl içerisinde gerçekleştirilen işlemler sonucunda ödenek toplamının 36 milyar 435 milyon 655 bin 383,93 TL, harcama toplamının ise 36 milyar 307 milyon 747 bin 195,81 TL olduğu kaydedildi.
17 Şubat 2026 Salı - 16:09
Uzmanından uyarı: "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi"
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, "İftarı tek bir öğünde tek bir seferde tüketip sonrasında ara öğün yapmak istemeyenler olabiliyor ama Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi" dedi. Sabri Ülker Vakfı, Ramazan ayında değişen öğün ve uyku düzeninin metabolizma ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri ile sahur ve iftar alışkanlıklarında doğru beslenme tercihlerine ilişkin merak edilen konularını ele aldı. Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirel, Ramazan döneminde dengeli ve yeterli beslenmenin önemine dikkat çekti. Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk, öğün saatlerinin geceye kayması ve öğün sayısının azalmasının metabolizma üzerinde değişikliklere yol açabileceğini belirten Demirel, sahur ve iftar öğünlerinin dengeli planlanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Bağışıklık sisteminin beslenme düzenini doğrudan etkilendiğine dikkat çeken Demirel vitamin, mineral ve protein açısından yeterli ve çeşitli beslenmenin enfeksiyonlara karşı direnci desteklediğini ifade etti. Demirel, sahur öğününün atlanmaması gerektiğini, sahurda tok tutan ve besin değeri yüksek gıdaların tercih edilmesinin gün içindeki enerji düzeyi açısından önemli olduğunu kaydetti. "Ramazan’da beslenme alışkanlıklarımız değişiyor" Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken en önemli şeyin, beslenme alışkanlığına diğer aylar kadar dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demirel, "Ramazan’da beslenme alışkanlıklarımız değişiyor, beslenme düzenimiz değişiyor. Uzun süreli bir açlık var. Bu yıl 12 saati aşan bir açlıkla Ramazan’da oruç ibadeti yerine getirilecek. Önceki yıllara göre süre birazcık daha kısaldı ama sonuçta daha sınırlı bir zaman diliminde besleneceğiz. Açlığın ve susuzluğun yanında besin çeşitliliğimiz de azalıyor, yediğimiz besin miktarları azalıyor. Zengin bir mutfak kültürümüz var, ön plana çıkan besinlerde değişiklik olabiliyor. Dolayısıyla bu değişimler bazen eğer sağlıklı tercihlerden yana olmazsak yorgunluk, halsizlik yapabiliyor. Bu durum konsantrasyonumuzu etkileyebiliyor, bağışıklığı düşürebiliyor. Bu nedenle Ramazan ayında sağlıklı beslenmek, en az diğer aylar kadar önemli. Sağlıklı beslenmenin sürdürülmesi hepimiz için kritik öneme sahip. Dikkat etmemiz gereken önceliklerden birisi, Ramazan ayında bir öğün düzeninin oluşturulması" diye konuştu. "Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi, araya ara öğünün eklenmesi" Ramazan’da süt, yumurta, et ve tavuk gibi zengin protein kaynaklarını tüketilmesinin uygun olacağını ifade eden Demirel, "İftarı tek bir öğünde, tek bir seferde tüketip sonrasında ara öğün yapmak istemeyenler olabiliyor ama Ramazan’da sağlıklı beslenmenin temel kriterlerden birisi sahurun ve iftarın yapılması, araya ara öğünün eklenmesi. Bunlar gerçekten önemli. Bu şekilde bir öğün düzeni oluşturulduktan sonra, o öğünlerde neler yediğimiz de önemli. Her birimizin yaşına göre, cinsiyetine göre ihtiyacı olan enerji var, ihtiyaç duyduğumuz besin öğeleri var ve bunları almamız gerek. Her bir besin grubundan ne kadar tüketmemiz gerektiğini zaten biliyoruz. Ramazan’da süre kısalınca, o besinleri tüketmekte zorlandığımız zamanlar olabiliyor. Dolayısıyla vücudumuzun normal çalışması için gerekli olan besinleri, 12 saatten birazcık daha az kalan süre içerisinde almaya çalışmamız oldukça önemli. Sağlıklı beslenmenin temel ilkelerinden birisi süt ve süt ürünleri. Yumurtanın, etin, tavuğun, balığın, kuru baklagillerin olduğu, protein zengini besinler ise diğer bir grubumuzdur" şeklinde konuştu. Sabri Ülker Vakfı’ndan ’sahurda denge, iftarda ölçü’ uyarısı Sabri Ülker Vakfı, toplumun sağlıklı ve dengeli beslemesine Ramazan ayında da dikkat çekiyor. Ramazan ayında sahur ve iftar arasında ortalama 15-17 saat süren açlık dönemi, bireylerin günlük beslenme düzeninde değişikliklere yol açtığını belirten Sabri Ülker Vakfı, bu süreçte yapılan küçük hataların ise kan şekeri dalgalanmalarına, sindirim problemlerine, halsizliğe ve kontrolsüz kilo artışına yol açabileceğini belirtti. Toplumun, sağlıklı beslenme ve gıda hakkında doğru bilgiye ulaşması hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Sabri Ülker Vakfı, ’sahurda ölçü, iftarda denge’ anlayışıyla hareket edilmesinin Ramazan ayının sağlık üzerindeki olumlu etkisini artıracağını bildirdi.
17 Şubat 2026 Salı - 15:55
Bakan Göktaş: "Valilerimizle, 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan sosyal hizmet ağımızı güçlendirmek için çalışıyoruz"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Ailemizin yereldeki temsilcileri Valilerimizle, 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan sosyal hizmet ağımızı daha da güçlendirmek ve yaygınlaştırmak için omuz omuza çalışıyoruz" dedi. Bakan Göktaş, Ankara’da düzenlenen ‘Valiler Buluşması’ programına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’nin koordinasyonunda düzenlenen Valiler Buluşması’nda, 81 ilimizin kıymetli Valileriyle bir araya geldik. Büyük ailemizin yereldeki temsilcileri Valilerimizle, 86 milyon vatandaşımızın her birine dokunan sosyal hizmet ağımızı daha da güçlendirmek ve yaygınlaştırmak için omuz omuza çalışıyoruz. Aile ve Nüfus On Yılı vizyonumuz doğrultusunda ülkemizin her köşesinde aile yapımızı koruyan, toplumsal dayanışmamızı büyüten adımları birlikte atmaya devam edeceğiz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder