Yerel Haberler
Antalya
"5. FoodFest Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali" kapılarını açtı 08 Mayıs 2026 Cuma - 21:31:59 Antalya’nın zengin mutfak kültürünü tanıtmak, yöresel lezzetlerini ve coğrafi işaretli ürünlerini geniş kitlelere duyurmak amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali "Her Sofra Başka Bir Hikaye" temasıyla bu yıl da ziyaretçilere kapılarını açtı. "Her Sofra Başka Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin resmi açılış töreni Karaalioğlu Parkı’nda Antalyalıların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, meslek odası başkanları ve gastronomi dünyasının tanınmış isimleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılış töreninde konuşan Vali Şahin, "Bizim her soframız başka bir hikaye barındırıyor ama bazı şeyler var ki her sofrada aynı. Mesela bizde her sofrada bereket var. Bizim sofralarımızın hepsinde değişmeyen misafirperverlik, samimiyet, içtenlik var. Ne yok israf yok. Şimdi sürdürülebilirlik diyorlar. Bizim büyüklerimizin sofralarında ismi konmamış sürdürülebilirlik hep vardı. Çöp çıkmazdı her şey kullanılırdı. Bizim yeniden elde etmemiz gereken bu değerler. FoodFest belki bunun da öncüsü olacaktır" dedi. Vali Şahin, FoodFest’in 5 yıldır organizasyonunu düzenleyen ve kurumsallaşmış bir yapıya kavuşturan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni de Başkan Vekili Büşra Özdemir’in şahsında kutladı. Her sofrada Antalya hikayesi Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, FoodFest’in yalnızca bir gastronomi festivali olmadığını, Antalya’nın kültürünü, üretimini ve hafızasını dünyaya taşıyan güçlü bir değer olduğunu söyledi. Özdemir, 4 yıl önce Muhittin Böcek’in öncülüğünde "Antalya’dan Dünyaya" mottosuyla yola çıktıklarını belirterek festivalin bugün bir marka haline geldiğini ifade etti. Özdemir, "Bazen bir şehir kendini en güzel sofralarında anlatır. Bir tatta geçmişini, bir kokuda hatıralarını yaşatır. İşte tam olarak böyle bir şehir Antalya" sözleriyle kentin gastronomi kültürüne dikkat çekti. Antalya’nın bereketli topraklarında yetişen ürünlerin, şeflerin yorumuyla kültüre ve sanata dönüştüğünü vurgulayan Özdemir, festivalin Antalya halkına bırakılmış bir miras olduğunu dile getirdi. Yerel ürünler vitrine çıktı Antalya’nın dünyanın en büyük örtü altı tarım merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Özdemir, kentin sahip olduğu endemik bitki çeşitliliği ve Akdeniz yeşilliklerinin festivalin bu yılki ana odağı olduğunu ifade etti. Yerel üreticilerin ürünlerinin festival boyunca şeflerin özel sunumlarında kullanılırken, ziyaretçilerin de Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacağını söyleyen Büşra Özdemir, 3 gün boyunca sürecek festival kapsamında yurt içinden ve yurt dışından gelecek ödüllü şefler ile sektörün farklı alanlarındaki çok sayıda önemli isme ev sahipliği yapacağını belirtti. Konuşmalardan sonra ise Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Vali Hulusi Şahin’e teşekkür plaketi takdim etti. Daha sonra ise Vali Hulusi Şahin ve Başkan Vekili Büşra Özdemir katılımcılarla birlikte 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılış kurdelesini kesti. Açılış töreninden sonra ise Başkan Vekili Büşra Özdemir ve Vali Hulusi Şahin, katılımcılarla birlikte festival alanını gezdi. Alanda Antalya ve Türk mutfağının birbirinden farklı ürünlerinin yer aldığı stantları ziyaret eden Vali Şahin ve Büşra Özdemir, işletmecilerle sohbet ederek, katılımlarından dolayı teşekkür etti ve tadımlar gerçekleştirdi. Gastronomi,şehir ve markalaşması konuşuldu 5. FoodFest Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk paneli Türk yemek tarihçisi şef Vedat Başaran moderatörlüğünde gerçekleşti. Panele AKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ve Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen katıldı. Gerçekleştirilen panelde gastronominin turizm üzerine etkisi, yerel mutfağın korunması ve şehirlerin gastronomiyle markalaşması konuları ele alındı. 5. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali kapsamında üç gün boyunca workshoplar, şef gösterileri, tadım etkinlikleri ve paneller gerçekleştirilecek. Festival süresince Antalya’nın yerel ürünleri ve mutfak kültürü binlerce ziyaretçiyle buluşmaya devam edecek.
08 Mayıs 2026 Cuma - 21:11 Ukrayna Kültür Parkı yenileme çalışmalarının ardından ziyarete açıldı Antalya’da Ukrayna Kültür Parkı, kapsamlı yenileme çalışmalarının ardından düzenlenen törenle yeniden ziyarete açıldı. Törende konuşan Ukrayna’nın Antalya Başkonsolosu Boğdan Konopliastyi, parkın yalnızca bir dinlenme alanı olmadığını belirterek, Ukrayna kültürünün, tarihinin ve ulusal kimliğinin Türkiye’deki önemli sembollerinden biri hâline geldiğini vurguladı. Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Oya Kansu da, Antalya’da yaşayan Ukrayna toplumu ile kurulan dostane ilişkilerin önemine dikkat çekerek, kültürel iş birliğinin güçlenerek devam edeceğini ifade etti. Konuşmaların ardından davetlilere kısa bir sanat programı sunuldu. Ukrayna halk şarkıları, geleneksel Ukrayna enstrümanları eşliğinde gerçekleştirilen performanslar ve keman konseri törene renk kattı. Taras Şevçenko anıtının bulunduğu park yenilendi Ukrayna Kültür Parkı, 2019 yılında "Ukrayna Ailesi" Derneği’nin girişimi ve Muratpaşa Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçirildi. Parkta, Temmuz 2020’de Ukraynalı şair, ressam ve düşünür Taras Şevçenko’ya adanan anıt yerini aldı. Anıt heykeltıraş Salih Akbulut tarafından yapıldı. 2025-2026 yıllarında ise Ukrayna’nın Antalya Başkonsolosluğunun girişimi ve Ukraynalı iş insanlarının desteğiyle parkta modernizasyon çalışması gerçekleştirildi. Çalışmalarla, ziyaretçileri Ukrayna kültürünün atmosferine daha derinlemesine dahil edecek çağdaş bir kültür alanı oluşturulması amaçlandı. Parktaki çalışmalar, Muratpaşa Belediyesi, Ukraynalı iş insanları, Ukrayna Mykhailo Drahomanov Devlet Üniversitesi Teknoloji ve Tasarım Fakültesi öğrencileri, Ukrayna Ailesi Derneği ve Antalya’da yaşayan Ukraynalıların katılımıyla tamamlandı. Tören kapsamında Ukrayna’nın Antalya Başkonsolosu Boğdan Konopliastyi, parkın yenilenmesine katkı sunan sponsorlar, sanatçılar ve ustalara teşekkür belgeleri takdim etti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 17:38 Akdeniz Üniversitesi’nde mezuniyet coşkusu İlahiyat Fakültesi ile başladı Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde 120 öğrenci mezun olmanın sevincini yaşadı. Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen mezuniyet törenine Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Antalya İl Müftüsü Aydın Yığman, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Sözen, Dekan Yardımcıları Prof. Dr. Sabri Yılmaz, Prof. Dr. Ali Kürşat Turgut, akademisyenler, mezun olan öğrenciler ve aileleri katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. "Mezuniyet sevinci yaşayan öğrencilerimizi tebrik ediyorum" Törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Burada Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültemizin mezuniyet töreninde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyorum. Hayatınızın önemli dönüm noktalarından birini bugün hep birlikte yaşıyoruz. Uzun ve emek dolu bir eğitim sürecini başarıyla tamamlayarak mezuniyet sevincini yaşayan öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Aynı zamanda onların yetişmesinde büyük fedakârlık gösteren ailelerimize ve özveriyle emek veren akademisyenlerimize teşekkür ediyorum" dedi. "Zihinlere ve kalplere dokunacaksınız" Rektör Özkan, "İlahiyat eğitimi, teorik bilgi edinmekten ibaret değildir. Bu alan, ahlaki sorumluluğu, vicdanı, hikmeti, adaleti ve insan sevgisini merkeze alan çok kıymetli bir eğitim alanıdır. Sizler, bugün diplomalarınızı alırken aslında toplumun manevi dünyasına rehberlik edecek, zihinlere ve kalplere dokunacak büyük bir sorumluluğu da omuzlarınıza alıyorsunuz. İçinde bulunduğumuz çağ, bilginin hızla yayıldığı ancak aynı zamanda bilgi kirliliğinin ve manevi boşluğun da derinleştiği bir dönemdir. İnsanlığın her zamankinden daha fazla sağduyuya, merhamete, doğru bilgiye ve birlikte yaşama kültürüne ihtiyaç duyduğu bir çağda, sizlerin taşıdığı misyon çok değerlidir. Sizler, dijital gürültünün arasında hakkın ve hakikatin sesi olacak, aşırılıklardan uzak, İslam’ın kuşatıcı dilini temsil edeceksiniz. Modern dünyanın sorularına, kadim medeniyetimizin mirasıyla cevap üretecek olan sizlersiniz. Sahip olduğunuz ilmi birikimi, etik değerlerle ve toplumsal sorumluluk bilinciyle birleştirerek ülkemize ve insanlığa önemli katkılar sunacağınıza yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu. "Evrensel bir dille, nezaketle dünyaya anlatmak zorundayız" Rektör Özkan, "Omuzlarınızdaki bu yük sadece yerel bir vazife de değildir; sizlerin sınırları aşan küresel bir sorumluluğu da var. Maalesef günümüzde dünyada İslam’ın barış ve rahmet mesaj,; cehalet, ön yargılar ve kasıtlı algı operasyonlarının gölgesinde bırakılmak isteniyor. İslamofobi adı altında büyütülen bu asılsız korkular, ne yazık ki dinimizin asıl çehresinin görülmesine engel oluyor. Önümüzde uzun bir yol var. Aranızdan bazıları akademik kariyerine devam edecek, bazılarınız ise hayatın bambaşka alanlarında hizmet verecek. Ancak şunu hiç unutmayın: Bizim bu ön yargıları kırmak için sloganlara değil,; bilime, akla ve nitelikli akademik çalışmalara ihtiyacımız var. Bizler, mensubu olduğumuz bu güzel dini evrensel bir dille, nezaketle dünyaya anlatmak zorundayız" ifadelerini kullandı. "Gazze’deki Müslümanların onurlu duruşu oyunu bozdu" Rektör Özkan, "Aslında bugün yıllardır o yıkılmaz sanılan algı duvarlarının nasıl yerle bir olduğuna hep birlikte şahitlik ediyoruz. İsrail’in uyguladığı soykırıma karşı Gazze’deki Müslümanların onurlu duruşu oyunu bozdu. Batı’nın yıllarca ilmek ilmek işlediği tehdit olarak sunulan Müslüman imajı darmadağın oldu. İsrail’in sığındığı mağduriyet maskesi ise bizzat kendi elleriyle düştü. Sokaklara taşan dayanışma ruhu ve özellikle Batı gençliğinin bu sarsılmaz inanca duyduğu hayranlık, aslında küresel bir uyanışın ayak sesleri oldu. Trajedinin içinden doğan bu yeni farkındalık eşiğinde bizlere düşen bu uyanışı entelektüel bir birikimle beslemek ve hakikatin sesini her mecrada en gür şekilde duyurmaktır" dedi. "Akdeniz Üniversitesi ailesinin parçası olmaya devam edeceksiniz" Rektör Özkan, "Üniversite yılları boyunca akademik yetkinlik kazandınız, aynı zamanda dostluklar kurdunuz, zorluklarla mücadele ettiniz, kendinizi geliştirdiniz ve hayata dair önemli deneyimler edindiniz. Bundan sonraki yaşamınızda da öğrenmeye açık olacağınıza, bilimin ışığından ve insani değerlerden ayrılmayacağınıza inanıyorum. Bugün mezun olarak aramızdan ayrılıyor olsanız da Akdeniz Üniversitesi ailesinin değerli birer parçası olmaya devam edeceksiniz. Üniversitemizin kapıları sizlere her zaman açık olacaktır. Sizlerin başarıları, bizlerin en büyük iftihar kaynağı olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle, mezuniyetinizin sizlere, ailelerinize, üniversitemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, yolunuzun ve bahtınızın açık olmasını temenni ediyorum. Başarılarınız daim olsun" şeklinde konuştu. 34 yılda bin 84 mezun İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Sözen, fakültenin 1992’deki kuruluşundan bu yana katettiği mesafeyi vurgulayarak, bu yıl mezun olan 120 öğrenciyle birlikte toplam mezun sayısının bin 84’e ulaştığını belirtti. Fakültenin sadece lisans değil, 2 binden fazla lisansüstü öğrencisiyle akademik alanda da güçlü bir merkez olduğunu ifade eden Sözen, Akdeniz İlahiyat Dergisi ve Bülteni gibi yayınlarla bilimsel çıtayı yükselttiklerini, TÜBİTAK projeleri ve toplumsal katkı faaliyetleriyle Antalya’nın her noktasında varlık gösterdiklerini dile getirdi. Desteklerinden dolayı Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’a teşekkürlerini sunan Sözen, fakültenin uluslararası düzeyde tanınır hale gelmesi için çalışmaların kararlılıkla süreceğini kaydetti. Mezun olan öğrencilere ve ailelerine seslenen Prof. Dr. Kemal Sözen, gençlerin beş yıl önce kendilerine emanet edilen birer cevher olduğunu ve bugün vatana, millete hizmet etmeye hazır donanımlı bireyler olarak uğurlandıklarını söyledi. Bilimin ışığında, temel kaynakları referans alarak toplumu aydınlatmanın ulvi bir sorumluluk olduğunu hatırlatan Sözen, "Peygamberimizin ’Hikmet müminin yitiğidir’ ilkesini düstur edinerek; mutaassıplıktan ve hurafelerden uzak, ilmin izinde bir hayat sürün" mesajını verdi. Akdeniz Üniversitesi mezunu olmanın gururunu taşımaları gerektiğini belirten Dekan Sözen, mezunlarla bağlarını hiçbir zaman koparmayacaklarını ifade ederek, gençlere meslek hayatlarında başarılar diledi. İlahiyat Fakültesi birincisi Nur Efşan Barkuş ise İlahiyat Fakültesini bitirmenin gururunu yaşadıklarını ifade ederek, eğitim ve öğretim hayatlarına katkıda bulunan öğretim üyelerine teşekkür etti. Konuşmaların ardından İlahiyat Fakültesi birincisi Nur Efşan Barkuş, ikincisi Hatice Vurgun ve üçüncüsü Zeynep Sevgi Önce’ye mezuniyet belgelerini Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan takdim etti. Tören belgelerin mezunlara takdiminin ardından son buldu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:59 ALKÜ’de Alanya milli teknoloji hackathonu yarışları tamamladı Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde (ALKÜ) düzenlenen Alanya Milli Teknoloji Hackathonu Yarışması, ALKÜ ve Alanya tarihinde bir ilke imza atarak lise ve üniversite kategorilerinde yarışan genç yetenekleri sektörün ve akademinin önde gelen isimleriyle aynı çatı altında buluşturdu. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) bilim ve teknoloji alanında her geçen gün yeniliklere ve ilklere imza atmaya devam ediyor. SiberAlkü Topluluğu ve Nexus ALKÜ öncülüğünde düzenlenen Alanya Milli Teknoloji Hackathonu Yarışması ile hem üniversite hem de Alanya tarihinde bir ilke imza atıldı. Yarışma ile lise ve üniversite kategorilerinde yarışan genç yetenekler, sektörün ve akademinin önde gelen isimleriyle aynı çatı altında buluşturuldu. Lise ve üniversite olmak üzere iki ayrı kategoride düzenlenen yarışmanın hakem heyetinde InspireIT Bilgi Teknolojileri Danışmanlığı Yöneticisi Hakan Ergun, Platform Siber Güvenlik Mühendisi, HAVELSAN Uğur Duman, ALKÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Kemal Yüce, ALKÜ Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Dr. Mert Gülsoy ve Siber Güvenlik Araştırmacısı, TÜBİTAK BİLGEM Siber Güvenlik Enstitüsünden Selahattin Polat yer aldı. Gençler vizyonlarını sergiledi Hakem heyeti, etkinlik süresinde tüm takımları tek tek ziyaret ederek geliştirilen projeleri yakından inceledi ve katılımcıların sorularını ayrıntılı biçimde yanıtladı. Sektör ve akademinin deneyimli isimleri, birikimlerini yarışmacılarla paylaşarak hackathonun mentorluk boyutunu güçlendirdi. Üniversite kategorisinde yarışan ekipler, yerli ve milli teknolojiler ekseninde geliştirdikleri özgün yazılım ve siber güvenlik çözümlerini hakem heyetine ve salondaki katılımcılara sundu. Sektör ile akademinin aynı salonda buluştuğu sunumlar, gençlerin teknik birikimini ve girişimcilik vizyonunu gözler önüne serdi. Lise kategorisindeki genç yarışmacılar ise sınırlı sürede ortaya koydukları yenilikçi fikirlerini ve teknolojik çözümlerini jüriye sundu. Lise sıralarından üniversite kampüslerine uzanan farklı yaş gruplarının ortak bir teknoloji vizyonu etrafında bir araya gelmesi, etkinliğin en kıymetli kazanımlarından biri olarak öne çıktı. Yarışma sonunda hünerlerini gösteren takımlara ödülleri verildi. Toplam 42 bin 500 TL’lik ödül havuzunun sahiplerini bulduğu yarışmada Üniversite Kategorisi’nde birinciliği DevrimSoft, ikinciliği FinEngineers takımları kazandı. Lise Kategorisi’nde ise birincilik 65+ takımının, ikincilik KİKİ takımının oldu. Yarışma sonunda başta InspireIT Bilgi Teknolojileri Danışmanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere etkinliğin gerçekleştirilmesine katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür edilirken, dereceye giren ekipler tebrik edildi ve yarışmaya katılan tüm takımların ortaya koyduğu çaba takdirle karşılandı. Yarışma toplu aile fotoğrafıyla sona erdi. Yarışmadan sonra ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Işık Bayraktar, yarışmanın düzenlenmesinde emeği geçen hakem heyetini tebrik ederek plaket takdim etti. Hackathonu nedir? Genellikle 24-48 saat süren, yazılımcıların, tasarımcıların ve proje yöneticilerinin takımlar halinde yoğun bir şekilde çalışarak belirli bir probleme veya temaya yönelik çalışan bir prototip (yazılım/donanım) geliştirdikleri yarışma odaklı teknoloji etkinliğidir.
40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi
16 Ocak 2026 Cuma - 13:00 40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi Türkiye’de ikinci rahim nakliyle dünyaya gelen Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile bir araya geldi. Dünyanın ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde ikinci rahim nakli 27 Temmuz 2021’de yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Havva Erdem’e 8,5 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakletmişti. Türkiye’de kadavradan ikinci rahim nakli yapılan Havva Erdem, 14 ay sonra doğum yaparak, bebeği Özlenen Erdem’i kucağına aldı. Doğumun üzerinden geçen 3 yıldan fazla sürenin ardından Havva Erdem, eşi Şükrü Erdem ve kızları Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile görüştü. "Bizlerin de birer evladı gibiler artık" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Havva Erdem, Şükrü Erdem ve kızları Özlenen ile bir araya geldiğim için mutluyum. Özlenen bebeğin büyüdüğünü görmek onun sıcaklığını ve sevgisini hissetmek bizleri de mutlu ediyor. Ömer Özkan bebek ve Özlenen Bebek bizlerin de birer evladı gibiler artık. Onları görmeyince özlüyoruz. Sık sık görüşerek özlemimizi gideriyoruz. Ziyaretleri için ailesine teşekkür ediyorum." dedi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebeğin gelişimiyle ilgili ailesinden bilgi aldı. "Çok güzel bir duygu büyüdükçe iyi anlıyorum" Özlenen bebeğin geçtiğimiz ekim ayında 3 yaşını geçtiğini söyleyen Havva Erdem ise "3 yaşını geçti. Çok güzel bir duygu büyüdükçe bunu çok daha iyi anlıyorum. Bebekken falan da çok mutluydum. Büyüdükçe artık istekleri de başladı. Zaten çok dilli maşallah hiç susmuyor, anne şunu yapalım, anne bunu yapalım diye konuşuyor." dedi. "Parkın önünden geçerken içlenirdim" Havva Erdem, "Özlenen bebek olmadan önce benim en çok isteklerimden biri parkın önünden falan geçerken oynayan çocukları ve annelerini görünce içlenirdim. Benim de çocuğum olacak mı, elinden tutup gelecek miyim diye. Şimdi kendisi sürekli anne hadi parka gidelim, oyun oynayalım diyor. Bu hayallerim artık gerçekleşti. Buna çok seviniyorum. Rabbim isteyen herkese nasip etsin." şeklinde konuştu. "Rahim nakli olmak isteyenler mevzuatı dört gözle bekliyor" Havva Erdem, "Rahim naklini özellikle bekleyenler var. Onlar benden, doktorlarımızdan, hocalarımızdan bir an önce bu güzel haberin gelmesini istiyorlar. Mevzuatı dört gözle bekliyorlar. Umarım bir an önce bu güzel haberi de duyarlar. Doktorlarımızdan, bizlerden. Onlar da bu duyguları yaşarlar. İnşallah." ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebek ve ailesi ile hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra misafirlerini uğurladı.
40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi
16 Ocak 2026 Cuma - 12:51 40 kişilik ekiple 8,5 saat operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti, ismini aldığı rektörle bir araya geldi Türkiye’de ikinci rahim nakliyle dünyaya gelen Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile bir araya geldi. Dünyanın ilk kadavradan rahim naklinin yapıldığı Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde ikinci rahim nakli 27 Temmuz 2021’de yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki 40 kişilik ekip, Havva Erdem’e 8,5 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakletmişti. Türkiye’de kadavradan ikinci rahim nakli yapılan Havva Erdem, 14 ay sonra doğum yaparak, bebeği Özlenen Erdem’i kucağına aldı. Doğumun üzerinden geçen 3 yıldan fazla sürenin ardından Havva Erdem, eşi Şükrü Erdem ve kızları Özlenen bebek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ile görüştü. "Bizlerin de birer evladı gibiler artık" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Havva Erdem, Şükrü Erdem ve kızları Özlenen ile bir araya geldiğim için mutluyum. Özlenen bebeğin büyüdüğünü görmek onun sıcaklığını ve sevgisini hissetmek bizleri de mutlu ediyor. Ömer Özkan bebek ve Özlenen Bebek bizlerin de birer evladı gibiler artık. Onları görmeyince özlüyoruz. Sık sık görüşerek özlemimizi gideriyoruz. Ziyaretleri için ailesine teşekkür ediyorum." dedi. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebeğin gelişimiyle ilgili ailesinden bilgi aldı. "Çok güzel bir duygu büyüdükçe iyi anlıyorum" Özlenen bebeğin geçtiğimiz ekim ayında 3 yaşını geçtiğini söyleyen Havva Erdem ise "3 yaşını geçti. Çok güzel bir duygu büyüdükçe bunu çok daha iyi anlıyorum. Bebekken falan da çok mutluydum. Büyüdükçe artık istekleri de başladı. Zaten çok dilli maşallah hiç susmuyor, anne şunu yapalım, anne bunu yapalım diye konuşuyor." dedi. "Parkın önünden geçerken içlenirdim" Havva Erdem, "Özlenen bebek olmadan önce benim en çok isteklerimden biri parkın önünden falan geçerken oynayan çocukları ve annelerini görünce içlenirdim. Benim de çocuğum olacak mı, elinden tutup gelecek miyim diye. Şimdi kendisi sürekli anne hadi parka gidelim, oyun oynayalım diyor. Bu hayallerim artık gerçekleşti. Buna çok seviniyorum. Rabbim isteyen herkese nasip etsin." şeklinde konuştu. "Rahim nakli olmak isteyenler mevzuatı dört gözle bekliyor" Havva Erdem, "Rahim naklini özellikle bekleyenler var. Onlar benden, doktorlarımızdan, hocalarımızdan bir an önce bu güzel haberin gelmesini istiyorlar. Mevzuatı dört gözle bekliyorlar. Umarım bir an önce bu güzel haberi de duyarlar. Doktorlarımızdan, bizlerden. Onlar da bu duyguları yaşarlar. İnşallah." ifadelerini kullandı. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, Özlenen bebek ve ailesi ile hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra misafirlerini uğurladı.
Parkinson Akademi üyelerine yaşam tarzı eğitimi
16 Ocak 2026 Cuma - 11:05 Parkinson Akademi üyelerine yaşam tarzı eğitimi Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, parkinson hastalığının ilk evresindeki bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan Parkinson Akademi programını, üyeleri ve yakınlarına yönelik "Yaşam Tarzı Tıbbı ve Parkinson’da Günlük Yaşam" başlıklı bir eğitimle sürdürdü. Eğitim, Mikrobiyolog Çisem Uysal tarafından verildi. Uysal, sunumunda yaşam tarzı tıbbının temel ilkelerini anlatarak hareket ve egzersiz rutinleri, dengeli beslenme alışkanlıkları, uyku hijyeni, stres yönetimi ve sosyal destek konularında katılımcılara günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilecek pratik öneriler sundu. Uyku hijyeninin parkinson hastalarında beyin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uysal, karanlık bir odada, en geç saat 23.00’te uyunması gerektiğinin altını çizdi. Gece geç saatlere kadar uyanık kalmanın ve ekran ışığına uzun süre maruz kalmanın, kaliteli uykuyu sağlayan melatonin hormonunun üretimini azalttığını belirtti. Bu durumun hem uyku kalitesini hem de genel sağlık durumunu olumsuz etkilediğini ifade eden Uysal, ışıktan etkilenmemek ve melatonin üretiminin azalmasını engellemek adına kırmızı gözlük ve kırmızı gece lambası kullanımının en doğru tercih olacağını söyledi. Uysal, ayrıca sindirim ve boşaltım sisteminin sağlığına dikkat etmenin önemine değinerek, uyumadan yaklaşık 5-6 saat öncesinde gıda alımının sonlandırılması gerektiğini vurguladı. "Yatağa aç girilmesi, sindirim ve boşaltım sisteminin kendini temizleme ve yenileme süreçlerini destekler" diyen Uysal, bu sayede vücudun doğal detoks mekanizmasının en verimli şekilde çalıştığını ifade etti. Dengeli beslenmenin ise aynı şekilde hem sinir sistemi hem de genel vücut sağlığı açısından belirleyici bir rol oynadığını söyledi. Bunun yanı sıra düzenli fiziksel aktivitenin parkinson hastalarında motor becerilerin korunmasına yardımcı olduğunu, stres yönetiminin ise hastalığın seyrinde önemli bir fark oluşturabileceğini belirten Uysal, katılımcılara nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri hakkında da bilgi verdi. Programda katılımcılar, kendi deneyimlerini paylaşarak günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorluklar ve çözümler hakkında sohbet etme fırsatı buldu.
ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor"
16 Ocak 2026 Cuma - 10:19 ATSO Başkanı Hacısüleyman: "Antalya’nın sermayesinin yüzde 24’ü yabancı şirketlerden geliyor" Antalya’nın 6 bin 142 yabancı sermayeli şirketiyle uluslararası bir ticaret merkezi haline geldiğini belirten ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, "Toplam sermayenin yüzde 23-24’ü yabancı şirketlerden geliyor. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor" dedi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Yönetim Kurulu Üyeleri Hakan Pakalın, Hatice Öz ve Murat Totoş, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Antalya Şubesi üyelerini konuk etti. Hacısüleyman, Antalya’nın mevcut ekonomik durumu, 2025 değerlendirmesi, 2026 beklentileri, küresel ve jeopolitik riskler, Expo alanı, yabancı sermaye yapısı, 2050 vizyon çalışmaları, ATSO’nun bu yıl yapılacak seçimleri ve adaylığı ile ilgi konuştu. "Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, iş dünyasının 2025 yılına girerken olumlu bir tabloya hazırlandığını ancak bu beklentinin gerçekleşmediğini belirterek, "2025’e girerken daha iyi rakamlarla 2025’i kapatabileceğimize inanarak girdik. Ancak istediğimiz gelişmeleri yakalayamadık. Hem enflasyon rakamları Merkez Bankası’nın gördüğü gibi gerçekleşmedi hem de Merkez Bankası, maliye politikaları doğrultusunda faiz oranlarını bir an önce düşürmeye çalıştı. Fakat onda da bazı aksaklıklar yaşadık. Şu anda istediğimiz yerde gözükmüyoruz. Üretim için gerekli kaynağı 2025’te sağlayamadık" dedi. En büyük sorunlardan birini "finansa erişim" olarak tanımladıklarını vurgulayan Hacısüleyman, meclis konuşmalarında enflasyonla mücadelenin ana alanlarından biri olması gerektiğini sürekli dile getirdiklerini, ihracatçı için de Türk lirasının değerli oluşu nedeniyle kurların istenilen seviyeye gelememesinden yakındıklarını aktardı. Hacısüleyman, "Tabii ki biz Türk liramızın çok değerli olmasını arzu ediyoruz. Fakat bu değerlilik, kurlarla ilgili de daha uygun rakamlara gelinilmesini engellememesi lazım diyoruz" ifadelerini kullandı. "Antalya’nın turizm, tarım ve sanayiden 37 milyar dolara yakın katkısı var" Antalya ekonomisinin genel fotoğrafını paylaşan Hacısüleyman, kentin ihracatta öncelikle bir "hizmet ihracatı" kenti olduğunu vurguladı. Kişi başı turizm gelirinin 972 dolar olduğunu belirten Hacısüleyman, "2025 verileri çıkmadı ama 2024 verileriyle hareket edersek, bu verilerin çıkması biraz süre alıyor. Ama kişi başı turizm gelirini 972 dolar olarak aldığımızda 17 milyon civarında diye de rakamı belirtelim. Bunun 16 milyon kısmı yabancı ziyaretçi, geri kalan kısmı da vatandaş ziyaretçi dediğimiz, yurt dışında yaşayanların geldiği bir kesimden elde ettiğimiz paranın kabataslak 17 milyar dolar olacağını hesaplayabiliyoruz" dedi. "Şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" Tarım ve sanayi kaynaklı ihracat gelirleriyle birlikte Antalya’nın Türkiye ekonomisine toplam katkısının 20 milyar dolar civarına ulaştığını ifade eden Hacısüleyman, "Tarım ve sanayi kısmından gelen ihracat gelirlerimizde 20 milyar dolar civarında Antalya’nın katkısı var ülkemize. Biz bu rakamlarla şehir olarak 6’ncı büyük ekonomi sayılıyoruz" diye konuştu. "2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk edildi" Vergi tahakkuk ve tahsilat oranlarına da değinen Hacısüleyman, "Bu 6’ncı büyük ekonominin önemli bir kıstası da aslında toplanan vergiler. Ekonomiye baktığımız zaman sonuçta cirosal, maddi bir kıstastan bahsediyoruz. 2025’te 177 milyar Türk lirası vergi tahakkuk etmiş, bunun da yüzde 80’in üzerindeki bir payı tahsil edilmiş durumda. O bakımdan da iyiyiz, çek gibi veya geri ödeme güçlüğü içerisinde değiliz. Ama zorluklar yaşıyor muyuz? Zorluklar yaşıyoruz" dedi. "Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz" Antalya’da 2025 yılında kurulan şirket sayısının 5 bin 500 civarında olduğunu, kapanan şirket sayısının ise 2 bin 600 düzeyinde seyrettiğini aktaran Hacısüleyman, ATSO’ya kayıtlı 67 bin şirket bulunduğunu, bunların 6 bin 142’sinin yabancı sermayeli olduğunu belirtti. Hacısüleyman, rakamların kentin uluslararası karakterini güçlendirdiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Türkiye çapında baktığımız zaman 2 buçuk milyonun biraz üzerinde şirketimiz var. Bunun 67 bini Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı. Bu 67 binin de 6 bin 142 tanesi yabancı sermayeli kurulmuş olan şirket. Bu da bize farklı bir bakış açısı veriyor. Bu şirketlerin sermaye gücü, güç olarak bizim şirketlerimizden daha fazla gözüküyor. Toplamda 67 binin belki yüzde 8’ine tekabül eden, yüzde 9’una tekabül eden bir oran varken sermayede baktığımız zaman yabancı şirketlerin sermayesi bizim toplam sermayemiz içerisinde yüzde 23’ünü, yüzde 24’ünü teşkil ediyor. Bu da yabancı sermaye şirketlerin güçlü olarak buraya geldiğini gösteriyor. İlerisi için güzel bir şey, buradaki yatırım miktarını arttırabileceğini gösteriyor. Uluslararası bir kent olma hürriyetini yakalıyoruz. Sadece turistik ziyaretçi değil, ekonomik olarak da uluslararası bir kent olma özelliğini yakalıyoruz. Dolayısıyla ticaret açısından da hukuk kurallarının işlediği, hukuki sözleşmelerin çalıştığı bir şehir durumundayız. Bu da yabancı sermayenin iştahını tetikliyor." "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir" Antalya’da kent enflasyonunu yerel düzeyde hesaplayacak bir sistemlerinin olmadığını ancak turizm kenti olmanın etkisiyle fiyat artışlarının Türkiye ortalamasının üzerinde hissedilebildiğini vurgulayan Hacısüleyman, "Turizm kenti olmamızdan dolayı enflasyonumuz daha yüksek olabilir. Çünkü talep oluştuğu zaman fiyat artışları mümkün. Turizmde de bunu görüyoruz. Eskiden ‘Türkiye’nin ucuz ülke olması’ ifadesini hiç sevmiyorduk. Aslında oradaki ucuzluk ülkenin ucuz olması değil, tatil yapma yeri olarak ekonomik olması anlamına geliyordu. Fakat artan maliyetlerle baktık ki turizmde de yavaş yavaş fiyatlarımız Avrupa standartlarındaki tatil yerleriyle eşitlenmeye başladı. Bu da çok kazandığımızdan dolayı değil, maliyet artışlarının yüksekliğinden dolayı meydana geldi. Mecburen fiyatlarımızı artırmak zorunda kaldık" diyerek, fiyatlardaki artışın temelinde maliyet baskısı bulunduğunu vurguladı. "2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" Turist sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise Hacısüleyman, 2024 ve 2025 sayılarının birbirine çok yakın seyrettiğine dikkat çekerek, "2024’te gelen sayı ile 2025’te gelen sayı birbirine eşitleyebileceğimiz kadar, çok küçük bir fark var. Bunu rekor olarak ifade edenler var ama biz öyle düşünmüyoruz. Sonuçta 60-70 bin kişinin bir fark olması çok da önemli değil. 2 yıl üst üste bir yerde kalmış olmamız bizi 2026’da çok da mutlu etmiyor. 2026’da beklentimiz aynı sayıları yakalamak yönünde" dedi. "Moral düşükse seyahatlerde azalma görüyoruz" "Küresel ekonomideki ve jeopolitik alandaki risklere vurgu yapan Hacısüleyman, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze hattındaki çatışma, İran gerilimi, Grönland ve Venezuela gibi başlıkların hem ekonomik hem moral açıdan etkiler oluşturduğunu söyledi. Hacısüleyman, tatilin çoğu insan için "moral tazeleme" işlevi gördüğünü, moral bozukluğunun ise seyahat ve harcama kararlarını geciktirdiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "Bizim için özellikle seyahatlerde moral bulmak için aslında o seyahati yapıyorsun veya bir tatile çıkıyorsun. Bu kadar süredir çalışıyorum, bir tatili hak ettim duygusunu tatmin etmek için seyahat ediyoruz. Fakat dünyada moral eğer düşükse bu seyahatlerde azalma görüyoruz. Bu sadece bizim için geçerli değil birçok ülke için geçerli. 2026’da aynı turist sayısı derken bu karamsar bir yaklaşım değil. Bunun gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum." Antalya için rezervasyonların şimdilik geçen yıl ile aynı seviyede gittiğini, erken rezervasyon döneminin 31 Mart’ta tamamlanacağını hatırlatan Hacısüleyman, esas eğilimin bu tarihten sonra netleşeceğini söyledi. Hacısüleyman, erken rezervasyonların bazen çok erken, bazen son günlere sıkışabildiğini, bu nedenle şu an için kesin bir artış ya da azalış öngörmek için erken olduğunu söyleyerek, "O yüzden karamsar değilim. Ama ‘şu kadar artış olacak’ demem için de bir sebep göremiyorum. 2026’da 17 milyonu yakalarız diye düşünüyorum. Üstünün olması hepimizi mutlu eder" diye konuştu. "Almanya ve Rusya’nın Antalya üzerindeki toplam payı yüzde 45" Ana pazarlar itibarıyla Antalya’nın Almanya ve Rusya’ya yüksek derecede bağımlı olduğuna dikkat çeken Hacısüleyman, iki ülkenin toplam payının yüzde 45’e ulaştığını hatırlattı. Hacısüleyman, "Bizim iki ana pazarımız var. Maalesef diyorum. İkisinin toplamı yüzde 45, Almanya ve Rusya. İki ana oyuncu var. Almanya 4 milyonla kapattı, Rusya 3,5 milyonla kapattı. Yüzde 45 iki ülkeden alıyoruz. Bir tanesi savaşta. Jeopolitik olarak baktığın zaman bu cereyan eden konularla doğrudan ilgili. Almanya’da da otomotiv sektörü hiç iyi değil. Bu da istihdam ve gelir üzerinde baskıya neden oluyor" ifadelerini kullandı. "Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, üretimi durdurmayın, ihracata yönelin" NATO ülkeleri üzerinden yürüyen tartışmaların da Türkiye ve Antalya’yı dolaylı etkileyebilecek konular arasında olduğuna işaret eden Hacısüleyman, tüm bu başlıklar nedeniyle iş dünyasının "ihtiyatlı olmasının" önem taşıdığını vurguladı. Belirsizlikler nedeniyle iş dünyasına "temkinli büyüme" tavsiyesinde bulunan Hacısüleyman, "Meclis gündemlerimizde de üyelerimize her zaman ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız, ihtiyatlı davranmamız, üretimi güçlü şekilde sürdürmemiz ancak yeni açılımlara bir süre daha mesafe koymamız gerektiğini tavsiye ediyoruz. Büyüme ve genişleme planlarımızı, üretimi artırmamız lazım. Tüketimi enflasyon veya faiz politikalarıyla baskıladık ama bu baskılama üretimi olumsuz yönde etkiledi. Üretilmediği için tüketilmiyor gibi bir durum oluştu. Halbuki biz üretimi devam ettirip tüketimi azaltabiliriz ama üretimi ihracata doğru yönlendirmemiz gerekiyor, fabrikalarımızın tam kapasite ile çalışabilmesi gerekiyor. Bunu muhakkak ayakta tutmak zorundayız. Bu fabrikalarda herhangi bir çalışılmayan dönem, kapasite düşürme, atıl bir döneme girersek bunları tekrar harekete geçirmek çok zor oluyor" dedi. Expo alanı için çağrı ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 2016’dan bu yana büyük ölçüde atıl durumda kalan 1 milyon metrekarelik Expo alanının mutlaka kente kazandırılması gerektiğini vurguladı. Hacısüleyman, Antalya’nın 330 şehirden doğrudan uçuş alabildiğini, geniş yatak kapasitesine sahip olduğunu, ancak modern ve büyük ölçekli bir fuar-kongre alanı eksikliğinin devam ettiğini söyledi. Şu anda görünen en güçlü ihtiyacın şehre ait daha büyük ve nitelikli bir fuar merkezi olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, "Kongre açısından 5 bin kişilik bir salonumuz var. Yeterli mi? Hayır. Bazen 10 bin kişilik toplantıya, dünya toplantısı aldığın zaman 10 bin kişi geliyor. Bununla ilgili orayı değerlendirilebilir diye görüşümüzü söyledik. İster açık hava fuarcılık olur. Ama oranın çok düzgün bir fuar merkezine dönüşmesinin bence öncelikli olması lazım. COP31 vesile olabilir. Bizim 100 bin, 150 bin metrekarelik alanlara ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. "657 bin yatak yeterli" Mevcut 657 bin yatak kapasitesinin Antalya için yeterli olduğunu belirten ATSO Başkanı, yeni otel yatırımlarının teşviklerle daha da hızlanmasının arz-talep dengesini bozabileceği uyarısında bulunarak, "Yeni yatırımlar devam etmemeli, bizim 657 bin yatağımız var. Büyük oranda doğrudur bu yatak kapasitemiz. Bazen ufak tefek sayılmayan veya gözden kaçan yataklar olabiliyor ama büyük ölçüde doğru diyebiliriz. Bu yatak kapasitesi bize yeter. Hazineden aldığımız teşvik belgeleri var. KDV muafiyeti anlamını taşıyor. Bunlar üç yılda bir verilsin. Yoksa biz arzı birdenbire arttırdık bugüne kadar 50 bin yatak, 100 bin yatak, 80 bin yatak. Yeterince ziyaretçi gelmeyince fiyatları düşürdük. Bu duruma gelmeyelim. Biz artık tecrübesiz bir ülke değiliz" dedi. ATSO’nun 2026 vizyonu ATSO’nun 2026’da sürdüreceği faaliyetlere değinen Hacısüleyman, şehirde "fikir üretme ve bu fikirlere ışık tutma" hedefiyle hareket ettiklerini söyledi. Hacısüleyman, 10 Şubat’ta "Dijital İnsan" başlığıyla sosyal medya ve dijital kimlik konusunu ele alan bir etkinlik planladıklarını anlatarak, ATSO’nun yurt dışına açılma çabalarının devam ettiğini belirtti. ATSO seçimlerinin 2026 yılı sonbaharında yapılacağını da söyleyen Hacısüleyman, mevcut görev süresinin son 10-11 ayını seçim kampanyası değil, şehre hizmet odaklı geçirmek istediğini söyledi. Ali Bahar’ın vefatı sonrası yönetim kurulu üyelerinin teveccühüyle başkanlık görevini devraldığını hatırlatan Hacısüleyman, Antalya iş dünyasında bu görevi yapabilecek çok sayıda isim bulunduğunu belirterek, "Bu göreve ben Antalya’da, iş dünyasında çokça kişinin bu görevi yapabileceğini düşünüyorum. Binlerce kişi bu görevi yapabilir. Burada önemli olan konsensus sağlamak, yani ortak adaylar üzerinde konuşabilmek" dedi. Hacısüleyman, seçim takvimi için 1 Ekim-30 Kasım aralığında iki tarih bandı bulunduğunu, konunun henüz yönetim kurulunda konuşulmadığını, bu nedenle net tarih vermenin doğru olmayacağını ifade etti. Toplantıda söz alan ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın ise, Antalya’nın su yönetimi konusundaki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye geneline kıyasla Antalya’nın su yönetimi açısından iyi bir noktada olduğunu belirten Pakalın, mevcut tüketim alışkanlıkları ve yağış-su kaynağı eğilimleri dikkate alındığında 3-5 yıl içinde sıkıntılı senaryoların gündeme gelebileceği uyarısını yaptı.