Yerel Haberler
Eskişehir
28 Şubat 2026 Cumartesi - 12:02 Geleceğin akademisi yapay zekâ ile şekilleniyor Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen "Yapay Zekâ ve Akademi" konferansında, yapay zekânın tüm disiplinlere entegre edilmesi gerektiği vurgulanırken, her fakültede farkındalığı artıracak bir "AI koordinatörü" görevlendirilmesi önerisi gündeme geldi. Anadolu Üniversitesi Arinkom Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) tarafından "Yapay Zekâ Günlükleri" kapsamında Anaç Ön Kuluçka Merkezi’nde "Yapây Zeka ve Akademi: Anadolu Üniversitesi Perspektifi" başlıklı konferans gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Özer Çelik’in konuşmacı olduğu konferansa Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, ARİNKOM TTO Yöneticisi Öğr. Gör. Dr. Rabia Taş ve çok sayıda kişi takip etti. "Yapay zekâ okuryazarlığını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz" Konferansta konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, yapay zekânın üniversitenin vizyonunun önemli bir parçası olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Vizyonun bir parçası olarak üniversitemizde yapay zekânın bilinirliğini, yapay zekâ okuryazarlığını ve farkındalığını artırıcı çabalar ortaya koymaya çalıştık." Tüm bölümlerin yapay zekâ ile iç içe olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Erdemir; güzel sanatlar, eğitim, edebiyat ve farklı disiplinlerin yapay zekâ araçlarıyla bütünleşerek önemli projelere imza atabileceğini ifade etti. Bu doğrultuda farkındalık artırıcı programların sürdürüleceğini dile getirdi. "Yapay zekâ artık bir araç olmanın ötesinde" Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Özer Çelik ise yapay zekânın günümüzde geldiği noktaya dikkat çekerek, artık yalnızca bir araç değil, tüm süreçlere entegre edilmesi gereken bir unsur olduğunu belirtti. Yapay zekânın geniş ve kapsayıcı bir alan olduğunu ifade eden Doç. Dr. Çelik, bilgisayara insansı bir işlem yaptırılan her uygulamanın yapay zekâ kapsamında değerlendirildiğini söyledi ve özellikle 2021 ve 2022 yıllarında üretken yapay zekâ algoritmalarındaki gelişmelerle birlikte bu teknolojinin herkesin yardımcısı hâline geldiğini vurguladı. Fakülte temelli yapay zekâ yapılanması vurgusu Üniversite genelinde yapay zekânın tüm süreçlere entegre edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Özer Çelik, müfredatlar, eğitim materyalleri ve öğretim yöntemleri dâhil olmak üzere birçok alanda yapay zekânın konumlandırılması gerektiğini ifade etti. Merkezî çalışmaların yanı sıra fakülte ve bölüm düzeyinde de yapay zekâ yapılanmasının önemine de değinen Doç. Dr. Çelik, her fakültede bir "AI koordinatörü" ya da "AI temsilcisi" görevlendirilmesinin, farkındalık çalışmalarının daha etkili yürütülmesine katkı sağlayacağını belirtti. Konferans Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir tarafından Doç. Dr. Özer Çelik’e teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi.
Doğum kontrol yöntemlerinin kişiye özel belirlenmesi gerekiyor
23 Ocak 2026 Cuma - 10:05 Doğum kontrol yöntemlerinin kişiye özel belirlenmesi gerekiyor Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sevgi Selen, doğum kontrol yöntemlerinin kişiye özel belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Doğum kontrol yöntemlerinin tek tip olmadığını belirten Dr. Selen, "Bu yöntemler genel olarak hormonal yöntemler, rahim içi araçlar, bariyer yöntemler ve kalıcı yöntemler olmak üzere dört ana grupta toplanır. Hekim önerisi olmadan hormonal yöntemlere başlanmasını önermeyiz. Doğum kontrol hapları, aylık ya da 3 aylık iğneler ve cilt altı implantları gibi hormonal yöntemler etkili olmakla birlikte, her kadına uygun değildir" dedi. "Spiral seçiminde rahim yapısı önemli" Toplumda spiraller olarak bilinen rahim içi doğum kontrol araçlarının bakırlı ve hormonlu olarak iki gruba ayrıldığını belirten Dr. Selen, "Bakırlı spirallerin farklı boyut ve şekilleri vardır. Rahmin yapısında doğuştan bir farklılık varsa, adet kanamaları çok uzun ve yoğunsa ya da sık vajinal enfeksiyon geçiriliyorsa bu yöntem her zaman uygun olmayabilir. Hormonlu spiral adet kanamasını azaltıcı etkisi nedeniyle bazı kadınlar için avantajlıdır. Ancak hormon içermesi nedeniyle yine kişinin sağlık durumu mutlaka hekim tarafından değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Kondom, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar" Prezervatif ya da diğer adıyla kondomun ulaşım kolaylığı nedeniyle çok sık tercih edildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Sevgi Selen, şöyle devam etti: "Kondomun en önemli avantajı, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da koruma sağlamasıdır. Ancak doğru ve düzenli kullanımı koruyuculuk açısından çok önemlidir. Bazı kişilerde lateks gibi materyallere bağlı alerji veya tahriş de görülebilir." "Kadınlar için tüp bağlatma, erkekler için vazektomi" Kalıcı doğum kontrol yöntemlerinin halk arasında ‘tüplerin bağlanması’ olarak bilinen cerrahi işlemler ve erkekler için vazektomi olduğunu belirten Dr. Selen, "Bunlar cerrahi işlemler olduğu için anestezi ve ameliyata bağlı riskler taşır. Ayrıca geri dönüşü olmayan yöntemlerdir. Bu nedenle genellikle diğer yöntemler uygun değilse ya da çocuk isteği kesin olarak sona ermişse tercih edilir" diye konuştu. "Yöntem kişiye göre değişir" Her kadın için en iyi doğum kontrol yönteminin farklı olabileceğini vurgulayan Dr. Selen, son olarak şunları söyledi: "En doğru doğum kontrol yöntemi; kişinin sağlık durumuna uygun, korunmadan beklentisini karşılayan ve günlük yaşamında rahatlıkla uygulayabileceği yöntemdir. Bu nedenle doğum kontrol yöntemi seçerken mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılmalıdır."
Hayvanseverler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin önünde eylem yaptı
22 Ocak 2026 Perşembe - 22:13 Hayvanseverler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin önünde eylem yaptı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin önünde eylem gerçekleştiren hayvanseverler adına basın açıklaması yapan Nesrin Çiçek, "Gelin, herkesin yüreğini sızlatan ve bu yüzyıla yakışmayan görüntüleri el birliğiyle ortadan kaldıralım. Lütfen yaşam alanlarını gönüllülere açın" dedi. Akpınar Mahallesi’nde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Doğal Yaşam Alanı’nda aç ve susuz bırakılan onlarca köpeğin birbirini parçaladığı iddiası dün gündeme gelmişti. Tepki çeken iddialarla ilgili başlatılan soruşturma sürerken, hayvanseverler bugün Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplandı. Eylem yapan hayvanseverler, yürek sızlatan bu tür görüntülerin son bulması ve yaşam alanlarının gönüllülere açılması için yetkililere çağrıda bulundu. "Yaşam hakları konusunda sınıfta kaldılar" Gazetecilere açıklamalarda bulunan hayvan hakları savunucusu Nesrin Çiçek, "Bizim şehri iktidardan alıp muhalefete tekrar teslim etmemizin ana nedeni, bizimle beraber yaşam hakları konusunda direniş gösterdikleri içindi. Fakat sınıfta kaldıklarının altını çizmek istiyoruz. Biz herkesin kulağına bir küpe takmak istiyoruz. Yaşam alanları, 2028 yılına kadar kanunen süresi olan alanlardır. Peyderpey altyapısı oluşturularak hayvanlar yaşam alanlarına alınması gerekirken, ilçelerden gelen, hiçbir şekilde altyapısı olmayan küçük arabalara 25 tane köpeğin sığdırıldığı, saman balyası ipleriyle bağlanarak yaşam alanlarına getirildiğini biliyoruz. Oysa ki bizim şehrimizde bir protokol yapıldı. İşin ehli Tepebaşı Bakım Evi ve Odunpazarı Bakım Evi, kısırlaştırma merkezi olarak çok çok daha verimli olabilirdi. Trafik ışıklarında bile geçmeyi, dur-kalk yapmayı bilen hayvanlar şehrin içerisinden sürgün edilerek barınaklara götürüldü. Kırsalda yaşam mücadelesi veren, zaten barbarlaşmış, yaşamı mücadeleyle kazanmış hayvanların orta göbeğine atıldı" şeklinde konuştu. "Bu yüzyıla yakışmayan görüntülerini el birliğiyle ortadan kaldıralım" Sözlerinin devamında ilgili kişi ve kurumlara çağrıda bulunan Çiçek, şunları söyledi: "Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB), Türkiye’nin lokomotifidir. En mahir ustalar bu şehirde yetişmiştir. Gelin, bütün iş adamlarını harekete geçirin. Tüm insanlara, ’Biz çok güzel şeyler yaptık, yapıyoruz’ diye halının altına süpürmek yerine; STK’lar, gönüllüler, iş adamları, ocak başkanlarıyla gelin, şu herkesin yüreğini sızlatan ve bu yüzyıla yakışmayan görüntülerini el birliğiyle ortadan kaldıralım. Lütfen yaşam alanlarını gönüllülere açın. Türk insanı vicdanlıdır. Bugüne kadar bu hayvanları zaten bizler el birliğiyle yaşattık, bundan sonrasını da başarabiliriz. Ayşe Ünlüce’ye de sesleniyorum: Lütfen yaşam alanını gerçek sahiplerine, işin ehli olanlara, kırsal hizmet yapanlara, kısırlaştırmayı başarabilenlere teslim edin, günlük besleme yapanlara istişare edecek toplantılar yapın ve kaldırın."